6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yabancı mahkeme kararının tenfizi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/12734 E. 2011/1117 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
yetki/yetkisizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kanunlar ihtilafı usulüne uygun tebligat çekince (ihtirazi kayıt) yabancı mahkeme ilamı tebliğ tarihi usulüne uygun tebliğ savunma hakkı möhuk 47 münhasırlık kamu düzeni tenfiz tebligat yetkisizlik kararı temsil

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 440 · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, Duisburg Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 6 O 239/06 sayılı kararının aslı ve tercümesine göre kararın 02.08.2007 tarihinde kesinleştiği, verilen kararın açıkça kamu düzenine aykırı bulunmadığı, Duisburg Mahkemesi davalının gıyabında karar vermiş ise de davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı, buna rağmen davalılar duruşmaya katılmadığı gibi kendilerini temsil de ettirmediği, bu durumda Türk mevzuatına uygun olarak davalının yokluğunda karar verildiği, MÖHUK’un 54/1/ç bendine uygun karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Duisburg Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 6 O 239/06 sayılı kararının tenfizine dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi zerine karar Dairemizce onanmıştır.

Davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK'nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir

2-Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı MÖHUK’nun 34/1.maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Yabancı mahkeme ilamının tenfizine karar verilebilmesi için öncelikle ilamın kesinleşmiş olması gerekir. Aynı yasanın 38.maddesinde düzenlenen tenfiz şartları; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk kanunlar ihtilafı kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır. 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nde sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak tebligatların hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiş olup, hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Almanya anılan sözleşmeye taraftır.1965 tarihli Lahey Sözleşmesi ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden biri de doğrudan posta yolu ile tebligattır. Bu yönteme,sadece sözleşmenin 10.maddesine çekince koymayan ülkeler açısından başvurmak mümkündür. Türkiye, 10.maddedeki tebligat yöntemini kabul etmeyeceğini bu maddeye koyduğu çekince ile belirtmiştir.

Somut olayda, tenfizi istenen Duisburg Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 6 O 239/6 sayılı gıyabi kararında, kararın bir suretinin davalıya 03.04.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın kesinleşme tarihinin 02.08.2007 tarihi yazılı olduğu belirtilmiştir. 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi, MÖHUK ve HUMK uyarınca davalıya kararın usulüne uygun olarak

tebliğ edilip, edilmediği, ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilip, edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün mümkün olmadığı, tebligat kamu düzenine ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK’un 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunup, bulunmadığı araştırılarak MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir kararın olmaması halinde ise tenfiz isteminde bulunulamayacağı açıktır.

Bu itibarla mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar nazara alınarak, tenfize konu kararın ne şekilde kesinleşmiş olduğu hususu karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeden yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru olmadığından davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2009/1111 E, 2010/7106 K sayılı onama kararının kaldırılmasına ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1243 E. 2012/8911 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/18 E. 2010/5798 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15159 E. 2012/8970 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10526 E. 2010/1403 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4597 E. 2012/6055 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yabancı mahkeme ilamının tenfizi | Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3360 E. 2015/6614 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9223 E. 2012/20242 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4510 E. 2018/3241 K.

    Ortak: · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/12734 E.  ,  2011/1117 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/09/2008 gün ve 2008/410-2008/429 sayılı kararı onayan Daire’nin 21.06.2010 gün ve 2009/1111 - 2010/7106 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil edip, geri ödemediğini, bunun üzerine müvekkilince davalılar aleyhine Duisburg Asliye Mahkemesi’nde alacak davası açıldığını, açılan bu davada verilen karar ile davalılar tarafından 15.185,37 Euro ana paranın 20.11.2000 tarihinden itibaren %5 faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, yargılama masrafları olarak “Masraflar Tespit Kararı” ile 2.962,17 Euro’nun 15.05.2007 tarihinden itibaren %5 faiziyle birlikte ayrıca ödenmesinin hüküm altına alındığını, kararın kesinleştiğini ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla Duisburg Asliye Mahkemesi tarafından verilen kararın ve masrafların tespitine ilişkin ek karar ile usulüne uygun onaylanmış tercümesinin tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, tenfizi istenilen ilam metninden de anlaşılacağı üzere ilamın konusunun Türk Mahkemeleri’nin münhasır yetkisi dahilinde olan bir konuya matuf bulunduğunu, müvekkili şirket merkezinin Yozgat olması nedeniyle, kesin yetkili mahkemenin Yozgat Mahkemeleri olduğunu, yetkisiz mahkemede verilen ilamın kamu düzenine aykırı bulunduğunu, uyuşmazlığın taraflarının Türk vatandaşı olması nedeniyle uyuşmazlığa Türk Hukuku’nun uygulanması gerektiğini, müvekkili şirketin ortağı olan davacının TTK'nun 405.maddesi gereğince müvekkili şirkete verdiğini geri isteme hakkı olmadığını, dava konusu kararın gıyapta verildiğini ve müvekkillerinin savunma hakkına uyulmadığını, MÖHUK'nun 34 ve devam eden maddelerinde yazılı tenfiz koşulları bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, Duisburg Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 6 O 239/06 sayılı kararının aslı ve tercümesine göre kararın 02.08.2007 tarihinde kesinleştiği, verilen kararın açıkça kamu düzenine aykırı bulunmadığı, Duisburg Mahkemesi davalının gıyabında karar vermiş ise de davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı, buna rağmen davalılar duruşmaya katılmadığı gibi kendilerini temsil de ettirmediği, bu durumda Türk mevzuatına uygun olarak davalının yokluğunda karar verildiği, MÖHUK’un 54/1/ç bendine uygun karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Duisburg Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 6 O 239/06 sayılı kararının tenfizine dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi zerine karar Dairemizce onanmıştır.

Davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK'nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir

2-Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı MÖHUK’nun 34/1.maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Yabancı mahkeme ilamının tenfizine karar verilebilmesi için öncelikle ilamın kesinleşmiş olması gerekir. Aynı yasanın 38.maddesinde düzenlenen tenfiz şartları; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk kanunlar ihtilafı kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.

1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nde sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak tebligatların hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiş olup, hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Almanya anılan sözleşmeye taraftır.1965 tarihli Lahey Sözleşmesi ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden biri de doğrudan posta yolu ile tebligattır. Bu yönteme,sadece sözleşmenin 10.maddesine çekince koymayan ülkeler açısından başvurmak mümkündür. Türkiye, 10.maddedeki tebligat yöntemini kabul etmeyeceğini bu maddeye koyduğu çekince ile belirtmiştir.

Somut olayda, tenfizi istenen Duisburg Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 6 O 239/6 sayılı gıyabi kararında, kararın bir suretinin davalıya 03.04.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın kesinleşme tarihinin 02.08.2007 tarihi yazılı olduğu belirtilmiştir. 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi, MÖHUK ve HUMK uyarınca davalıya kararın usulüne uygun olarak

tebliğ edilip, edilmediği, ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilip, edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün mümkün olmadığı, tebligat kamu düzenine ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK’un 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunup, bulunmadığı araştırılarak MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir kararın olmaması halinde ise tenfiz isteminde bulunulamayacağı açıktır.

Bu itibarla mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar nazara alınarak, tenfize konu kararın ne şekilde kesinleşmiş olduğu hususu karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeden yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru olmadığından davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2009/1111 E, 2010/7106 K sayılı onama kararının kaldırılmasına ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ….:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair karar düzeltme isteminin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2009/1111 E, 2010/7106 K sayılı ilamının kaldırılmasına, kararın açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 03.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014316400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.