6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yabancı mahkeme kararının tenfizi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/10526 E. 2010/1403 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
yetki/yetkisizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kanunlar ihtilafı kesinleşen ilam tebliğ tarihi usulüne uygun tebliğ savunma hakkı möhuk 47 münhasırlık cy/cy şerhi kamu düzeni tenfiz tebligat dosya masrafı yetkisizlik kararı

Atıf yapılan mevzuat: HUMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, Magdeburg Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 11 O 1820/05 sayılı dosyasının 25.12.2005 tarihinde sonuçlandığı, 23.03.2006 tarih ve aynı sayı ile Masraf Belirleme Kararı verildiği, kararın 10.01.2006 ve masraf belirleme kararının 27.03.2006 tarihinde postaya verilmek suretiyle davalı tarafa tebliğe çıkartıldığı ve kararın 10.03.2006 tarihinde kesinleştiğinin şerh edildiği, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’ne göre sözleşmeye taraf olan ülkeler arası yapılacak tebligatların hangi makam tarafından yerine getirileceği ve tebligatın hangi usul ile yerine getirileceğinin belirlendiği, tenfizi istenen kararın tebliğinin sözleşme aksine Alman Hukukuna göre yapıldığı, Lahey Sözleşmesi, MÖHUK ve HUMK uyarınca davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün mümkün olmadığı, tebligat kamu düzenine ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK’un 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı MÖHUK’nun 34/1.maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tenfizin şartları ise aynı Yasa’nın 38. maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk kanunlar ihtilafı kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.

Mahkemece, tenfizi istenen kararın 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi aksine Alman Hukuku’na göre postaya verilmek suretiyle davalıya tebliğe çıkarıldığı, Lahey Sözleşmesi, MÖHUK ve HUMK uyarınca davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün mümkün olmadığı, tebligat kamu düzenine ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK’un 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Ancak, dosyada tercümesi bulunan Magdeburg Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 11 O 1820/05 sayılı gıyabi kararında, kararın bir suretinin davalıya 10.01.2006 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın kesinleşme tarihinin 10.03.2006 tarihi yazılı olduğu halde tenfize konu kararın doğrudan posta yolu ile davalıya tebliğ edildiği bu nedenle de usulüne uygun tebliğ edilip kesinleşmiş bir mahkeme ilamı bulunmadığı sonucuna nasıl ulaşıldığı karar yerinde tartışılmamıştır. Bu durum karşısında, mahkemece tenfiz istemine konu edilen Magdeburg Asliye Hukuk Mahkemesi’nin gerekçeli karar metninin ve tebliğ belgelerinin tamamının onaylı çevirisi dosyaya sağlandıktan sonra davaya konu uyuşmazlığın niteliği ve 2675 sayılı MÖHUK' nun 38. maddesine aykırılık ve tenfize engel bir halin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12548 E. 2010/7403 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/18 E. 2010/5798 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1243 E. 2012/8911 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12734 E. 2011/1117 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15159 E. 2012/8970 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/10526 E.  ,  2010/1403 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Konya Asliye 4.Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 4.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.11.2007 tarih ve 2007/165-2007/453 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkillinin davalıdan alacaklı olduğunu, Magdeburg Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açtığı davayı kazandığını, bu kararın kesinleştiğini ileri sürerek, mahkemenin 27.12.2005 tarih ve 11 O 1820/05 sayılı kararı ile masraf tespitine ilişkin 23.03.2006 tarihli kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, dava dilekçesi Adli Yardım Sözleşmesi’ne dayalı olarak Bakanlık aracılığı ile tebliğ edilmiş ise de savunma haklarının kısıtlandığını, gerek gıyap kararının gerekse gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğ edilmediğini, kararın 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi uyarınca Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla tebliğ edilmesi gerektiğini, kararın kanuna karşı hile yolu ile elde edildiğini, tenfiz koşullarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, Magdeburg Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 11 O 1820/05 sayılı dosyasının 25.12.2005 tarihinde sonuçlandığı, 23.03.2006 tarih ve aynı sayı ile Masraf Belirleme Kararı verildiği, kararın 10.01.2006 ve masraf belirleme kararının 27.03.2006 tarihinde postaya verilmek suretiyle davalı tarafa tebliğe çıkartıldığı ve kararın 10.03.2006 tarihinde kesinleştiğinin şerh edildiği, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’ne göre sözleşmeye taraf olan ülkeler arası yapılacak tebligatların hangi makam tarafından yerine getirileceği ve tebligatın hangi usul ile yerine getirileceğinin belirlendiği, tenfizi istenen kararın tebliğinin sözleşme aksine Alman Hukukuna göre yapıldığı, Lahey Sözleşmesi, MÖHUK ve HUMK uyarınca davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün mümkün olmadığı, tebligat kamu düzenine ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK’un 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunduğu, MÖHUK’nun 34.

maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı MÖHUK’nun 34/1.maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tenfizin şartları ise aynı Yasa’nın 38. maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk kanunlar ihtilafı kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.

Mahkemece, tenfizi istenen kararın 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi aksine Alman Hukuku’na göre postaya verilmek suretiyle davalıya tebliğe çıkarıldığı, Lahey Sözleşmesi, MÖHUK ve HUMK uyarınca davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün mümkün olmadığı, tebligat kamu düzenine ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK’un 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Ancak, dosyada tercümesi bulunan Magdeburg Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 11 O 1820/05 sayılı gıyabi kararında, kararın bir suretinin davalıya 10.01.2006 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın kesinleşme tarihinin 10.03.2006 tarihi yazılı olduğu halde tenfize konu kararın doğrudan posta yolu ile davalıya tebliğ edildiği bu nedenle de usulüne uygun tebliğ edilip kesinleşmiş bir mahkeme ilamı bulunmadığı sonucuna nasıl ulaşıldığı karar yerinde tartışılmamıştır. Bu durum karşısında, mahkemece tenfiz istemine konu edilen Magdeburg Asliye Hukuk Mahkemesi’nin gerekçeli karar metninin ve tebliğ belgelerinin tamamının onaylı çevirisi dosyaya sağlandıktan sonra davaya konu uyuşmazlığın niteliği ve 2675 sayılı MÖHUK' nun 38.

maddesine aykırılık ve tenfize engel bir halin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 08.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009585600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.