Yönetim kurulu üyeliği
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/3589 E. 2010/3424 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu üyeliği↗ sorumluluk davası↗ derdestlik↗ denetime elverişlilik↗ muvafakat↗ bilirkişi incelemesi↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...’ın davacının yönetim kurulu üyeliği veya müdürlük sıfatının bulunmadığı, iki ortağın sabit ortak olarak alınmasına karar verildiği, ancak genel kurulun bu ortakları normal ortak gibi devam etmeleri yönünde karar vermediği, anılan ortakların ihraç edildikleri, davacının bu nedenle zararının doğmadığı, 30.07.1993 ve 30.12.1993 tarihlerinde davalı ...’a yapılan ödemelerinin mesnedinin olmadığı, yüklenici tarafından ödenmesi gereken kaçak inşaat cezasının kooperatifçe ödendiği, bu şekilde kooperatifin zarara uğratıldığı, ayrıca inşaatın ihale usulü yaptırılmasına karar verilmesine rağmen dava dışı firmaya ödenen 200 torba çimento bedelinin de usulsüz bulunduğu gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın reddine, 304.16 YTL kooperatif zararının diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı temsilcileri ile katılma yoluyla davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı kooperatifin yöneticisi bulunan bir kısım davalılar ile eylem ve işbirliği içinde olduğu ileri sürülen diğer davalının zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. İşbu dava, davalı ... dışındaki davalılar bakımından
sorumluluk davası niteliğinde olup, TTK'nun 341 nci maddesi uyarınca böyle bir davanın görülebilmesi için, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Bu halde, davacı tarafa HUMK'nun 39 ve 40 ncı maddeleri uyarınca eksikliğin giderilmesi için önel verilmesi, usulü eksiklik giderildikten sonra davaya bakılması gerekir.
Somut olayda davalı yöneticiler hakkında dava açılması yönünde genel kurulca bir karar verilmiş ise de temyize konu bu dava denetçiler tarafından değil, yöneticiler tarafından açılmıştır. Davacı kooperatif tasfiye aşamasındadır. Ancak, tasfiye kurulu dışında denetim kurulunun olup olmadığı hususu üzerinde durulmamıştır. Davacının 30.07.2004 tarihinde yapılan genel kurulunda da yönetim, denetim ve tasfiye kurullarının aynı kişilerce devamına ve görev sürelerinin üç yıl daha uzatılmasına karar verilmiştir. Bu durum karşısında, davacının denetim kurulunun kim veya kimlerden oluştuğu hususu araştırılıp, denetim kurulunun açılan bu davaya muvafakatlerinin temini, davanın denetim kurulu tarafından veya onlar tarafından verilmiş vekaletname uyarınca vekil vasıtasıyla devamının sağlanması için davacı tarafa süre verilmesi ve açıklanan usulü eksiklik tamamlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, hükme esas alınan bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığı gibi karar vermeye de yeterli değildir. Zira, anılan rapor esas itibariyle davalılar hakkında açılan ceza yargılamasında sunulan rapor temel alınarak düzenlenmiş olup, kooperatif evraklarının sağlıklı olmadığı açıklanmıştır. Davada uzun süre ceza davasının sonucu beklenmiş, bu dosya da davalılara isnat edilen suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle sonuçlanarak kesinleşmiştir. Taraf vekilleri hükme esas alınan bilirkişi raporuna davacı ile dava dışı yüklenici arasındaki sözleşmeye, genel kurul kararlarına, taraflar arasında cereyan eden derdest davalara dayalı olarak itirazlarda bulunmuşlardır. Ancak, itirazlar doğrultusunda ek rapor alınmadığı gibi yeniden bir inceleme de yaptırılmamıştır. Karar gerekçesinde bu itirazlara neden itibar edilmediği de açıklanmamıştır. Bu durum karşısında, taraf vekillerinin rapora yönelik itirazları dikkate alınıp, bilirkişilerden ek rapor alınması veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9455 E. 2012/13170 K.
Ortak:sorumluluk davası · muvafakat · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...’ın davacının «yönetim kurulu üyeliği» veya müdürlük sıfatının bulunmadığı, iki ortağın sabit ortak olarak alınmasına karar verildiği, ancak genel kurulun bu ortakları normal ortak gibi devam etmeleri y …
İşbu dava, davalı ... dışındaki davalılar bakımından «sorumluluk davası» niteliğinde olup, TTK'nun 341 nci maddesi uyarınca böyle bir davanın görülebilmesi için, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir.
Bu durum karşısında, davacının denetim kurulunun kim veya kimlerden oluştuğu hususu araştırılıp, denetim kurulunun açılan bu davaya «muvafakatlerinin» temini, davanın denetim kurulu tarafından veya onlar tarafından verilmiş vekaletname uyarınca vekil vasıtasıyla devamının sağlanması için davacı tarafa süre verilm …
Benzer bu karardaAnonim şirket tarafından «yönetim kurulu» üyesine karşı açılan sorumluluk davasının, denetim kurulu veya bu kurulca verilen vekaletname uyarınca vekil tarafından açılmamış olması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi gereken hallerde, «muvafakat» tarihi itibariyle yetkili ve «görevli» bulunan denetim kurulunun davaya muvafakatinin temini gereklidir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı «anonim şirketin yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine dair kurulan hüküm, Dairemizce işbu davanın TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen «sorumluluk davası» niteliğinde bulunduğu, anılan madde uyarınca davanın, «anonim şirket» genel kurulunca alınan karara dayalı olarak denetçiler tarafından açılabileceği, somut olayda şirket genel kurulunda dava açılmasına yönelik karar alındığı halde d …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · şirket zararı · ihtiyati tedbir · anonim şirket · görevli mahkeme
Benzer bu kararda2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı «anonim şirketin yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, haksız «ihtiyati tedbir» nedeniyle davalı tarafça usulüne uygun olarak ayrı bir tazminat davasının açılmamış olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair kurulan hüküm, Dairemizce işbu davanın TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen «sorumluluk davası» niteliğinde bulunduğu, anılan madde uyarınca davanın, «anonim şirket» genel kurulunca alınan karara dayalı olarak denetçiler tarafından açılabileceği, somut olayda şirket genel kurulunda dava açılmasına yönelik karar alındığı halde d …
Anonim şirket tarafından «yönetim kurulu» üyesine karşı açılan sorumluluk davasının, denetim kurulu veya bu kurulca verilen vekaletname uyarınca vekil tarafından açılmamış olması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi gereken hallerde, «muvafakat» tarihi itibariyle yetkili ve «görevli» bulunan denetim kurulunun davaya muvafakatinin temini gereklidir.
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11470 E. 2010/2269 K.
Ortak:sorumluluk davası · muvafakat · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...’ın davacının «yönetim kurulu üyeliği» veya müdürlük sıfatının bulunmadığı, iki ortağın sabit ortak olarak alınmasına karar verildiği, ancak genel kurulun bu ortakları normal ortak gibi devam etmeleri y …
İşbu dava, davalı ... dışındaki davalılar bakımından «sorumluluk davası» niteliğinde olup, TTK'nun 341 nci maddesi uyarınca böyle bir davanın görülebilmesi için, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir.
Bu durum karşısında, davacının denetim kurulunun kim veya kimlerden oluştuğu hususu araştırılıp, denetim kurulunun açılan bu davaya «muvafakatlerinin» temini, davanın denetim kurulu tarafından veya onlar tarafından verilmiş vekaletname uyarınca vekil vasıtasıyla devamının sağlanması için davacı tarafa süre verilm …
Benzer bu kararda2-Dava, davacı «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
İşbu dava, TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen yönetici hakkındaki «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Somut olayda, davalı yönetici hakkında dava açılması yönünde davacı şirket genel kurulunda karar alınmasına rağmen dava «yönetim kurulu» tarafından verilen vekaletnameye istinaden açılmış ve karara bağlanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · şirket zararı · anonim şirket · havale · e-defter
Benzer bu kararda2-Dava, davacı «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
1-Davalı vekilinin 22.09.2008 «havale» tarihli katılma yoluyla temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15552 E. 2013/339 K.
Ortak:sorumluluk davası
İncelediğiniz karardaİşbu dava, davalı ... dışındaki davalılar bakımından «sorumluluk davası» niteliğinde olup, TTK'nun 341 nci maddesi uyarınca böyle bir davanın görülebilmesi için, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39-40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre ve gerektiğinde «kesin süre» verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve şirketin denetçilerinin davayı takip etmesine veya vekaletname vermelerine olanak tanınmak, bu koşullar yerine getirilmeden esasa girilmemek, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmek gerekirken, davadan önce «sorumluluk davası» açılmasına yönelik alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · şirket zararı · ara karar · kesin süre · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39-40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre ve gerektiğinde «kesin süre» verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve şirketin denetçilerinin davayı takip etmesine veya vekaletname vermelerine olanak tanınmak, bu koşullar yerine getirilmeden esasa girilmemek, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmek gerekirken, davadan önce «sorumluluk davası» açılmasına yönelik alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı şirketin eski yöneticileri oldukları ileri sürülen davalılar hakkında «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2218 E. 2010/8465 K.
Ortak:sorumluluk davası
İncelediğiniz karardaİşbu dava, davalı ... dışındaki davalılar bakımından «sorumluluk davası» niteliğinde olup, TTK'nun 341 nci maddesi uyarınca böyle bir davanın görülebilmesi için, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, davanın genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü istemine ilişkin olduğu, şirket yöneticileri, denetçileri ve müdürleri aleyhine açılmış «sorumluluk davası» olmadığı nazara alınmak suretiyle işin esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın yanlış nitelendirilmesi sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12356 E. 2010/7245 K.
Ortak:ek tasfiye
İncelediğiniz karardaDavacı kooperatif «tasfiye» aşamasındadır.
Ancak, «tasfiye» kurulu dışında denetim kurulunun olup olmadığı hususu üzerinde durulmamıştır.
Davacının 30.07.2004 tarihinde yapılan genel kurulunda da yönetim, denetim ve «tasfiye» kurullarının aynı kişilerce devamına ve görev sürelerinin üç yıl daha uzatılmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTaraf vekillerinin bu koşula ilişkin verdikleri dilekçelerde de bu hususta bir açıklık bulunmamaktadır.Dava sırasında «tasfiye» haline girdiği ileri sürülen davacı şirketin,denetleme organı tasfiye halinde görevde bulunduğundan,aksi yöndeki davacı vekilinin yazılı beyanı isabetsizdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket
Benzer bu kararda1)Dava,davacı «anonim şirketinin» yöneticisi olduğu dönemde davalının şirkete verdiği iddia edilen zararın tazminine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12299 E. 2011/276 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine bozma ilamında yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulm …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/3589 E. , 2010/3424 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.03.2007 tarih ve 1998/1485-2007/159 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı temsilcisi ile katılma yoluyla davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkilinin 1993-1994 ve 1995 yılı döneminde yöneticilik görevinde bulunduklarını, bu dönemde ortaklardan tahsil edilen aidatlardan yapılan harcamalar mahsup edildiğinde zimmetlerinde para kaldığının ortaya çıktığını, yapılan suç duyurusundan sonra haklarında açılan ceza davasının derdest olduğunu, bu davada verilen rapor ile durumun açıklığa kavuştuğunu ileri sürerek, 3.000.000.000 TL’nın %80 oranında reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, derdestlik itirazında bulunarak TCK.nun 202 nci maddesi uyarınca zararın ceza davasında ödettirilmesi ihtimali bulunduğunu, ayrıca davacı tarafından aynı olaylarla ilgili iki ayrı dava açıldığını, diğer iddiaların tamamen yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...’ın davacının yönetim kurulu üyeliği veya müdürlük sıfatının bulunmadığı, iki ortağın sabit ortak olarak alınmasına karar verildiği, ancak genel kurulun bu ortakları normal ortak gibi devam etmeleri yönünde karar vermediği, anılan ortakların ihraç edildikleri, davacının bu nedenle zararının doğmadığı, 30.07.1993 ve 30.12.1993 tarihlerinde davalı ...’a yapılan ödemelerinin mesnedinin olmadığı, yüklenici tarafından ödenmesi gereken kaçak inşaat cezasının kooperatifçe ödendiği, bu şekilde kooperatifin zarara uğratıldığı, ayrıca inşaatın ihale usulü yaptırılmasına karar verilmesine rağmen dava dışı firmaya ödenen 200 torba çimento bedelinin de usulsüz bulunduğu gerekçesiyle davalı ...
hakkındaki davanın reddine, 304.16 YTL kooperatif zararının diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı temsilcileri ile katılma yoluyla davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı kooperatifin yöneticisi bulunan bir kısım davalılar ile eylem ve işbirliği içinde olduğu ileri sürülen diğer davalının zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. İşbu dava, davalı ... dışındaki davalılar bakımından
sorumluluk davası niteliğinde olup, TTK'nun 341 nci maddesi uyarınca böyle bir davanın görülebilmesi için, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Bu halde, davacı tarafa HUMK'nun 39 ve 40 ncı maddeleri uyarınca eksikliğin giderilmesi için önel verilmesi, usulü eksiklik giderildikten sonra davaya bakılması gerekir.
Somut olayda davalı yöneticiler hakkında dava açılması yönünde genel kurulca bir karar verilmiş ise de temyize konu bu dava denetçiler tarafından değil, yöneticiler tarafından açılmıştır. Davacı kooperatif tasfiye aşamasındadır. Ancak, tasfiye kurulu dışında denetim kurulunun olup olmadığı hususu üzerinde durulmamıştır. Davacının 30.07.2004 tarihinde yapılan genel kurulunda da yönetim, denetim ve tasfiye kurullarının aynı kişilerce devamına ve görev sürelerinin üç yıl daha uzatılmasına karar verilmiştir. Bu durum karşısında, davacının denetim kurulunun kim veya kimlerden oluştuğu hususu araştırılıp, denetim kurulunun açılan bu davaya muvafakatlerinin temini, davanın denetim kurulu tarafından veya onlar tarafından verilmiş vekaletname uyarınca vekil vasıtasıyla devamının sağlanması için davacı tarafa süre verilmesi ve açıklanan usulü eksiklik tamamlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, hükme esas alınan bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığı gibi karar vermeye de yeterli değildir. Zira, anılan rapor esas itibariyle davalılar hakkında açılan ceza yargılamasında sunulan rapor temel alınarak düzenlenmiş olup, kooperatif evraklarının sağlıklı olmadığı açıklanmıştır. Davada uzun süre ceza davasının sonucu beklenmiş, bu dosya da davalılara isnat edilen suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle sonuçlanarak kesinleşmiştir. Taraf vekilleri hükme esas alınan bilirkişi raporuna davacı ile dava dışı yüklenici arasındaki sözleşmeye, genel kurul kararlarına, taraflar arasında cereyan eden derdest davalara dayalı olarak itirazlarda bulunmuşlardır. Ancak, itirazlar doğrultusunda ek rapor alınmadığı gibi yeniden bir inceleme de yaptırılmamıştır.
Karar gerekçesinde bu itirazlara neden itibar edilmediği de açıklanmamıştır. Bu durum karşısında, taraf vekillerinin rapora yönelik itirazları dikkate alınıp, bilirkişilerden ek rapor alınması veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014119100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz