Rücuen Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12008 E. 2010/3175 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
illiyet bağının kesilmesi↗ uygun illiyet bağı↗ objektif özen yükümlülüğü↗ eksper raporu↗ kusursuz sorumluluk↗ özen yükümlülüğü↗ illiyet bağı↗ rücuen tazminat↗ üçüncü kişi↗ kusur↗ hasar↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sigortalı işyerinde atıksu tesisatının geri tepmeyi engelleyici şekilde yapılmadığı, bu nedenle davalıya atfedilecek kusurun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacıya sigortalı işyerine davalıya ait rögarın tıkanması sonucu taşan suların girerek zarar verdiği iddiasına dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
BK’nın 58. maddesi “bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mesul olur” hükmünü içermektedir.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre B.K.nun anılan maddesindeki sorumluluk objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin yani davalının kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki de, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir. Ancak; imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Davalıya ait atık suların toplandığı rögar ve atık su kanalı da maddede açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahil olup, davalı bu tesisatın kötü yapılmasından, tıkanmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan kusursuz sorumludur.
Somut olayda, ekspertiz raporunda aşırı yağan yağmur sonucu davacıya sigortalı işyerinin ön kısmında yolda bulunan ana rögarın yetersiz kalması nedeniyle taşan suların sigortalı işyerinin bodrum katına girdiği ve burada bulunan mobilya ve halılara zarar verdiği belirtilmiş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, sigortalı işyerinin bodrum katında bulunan asansör boşluğu kuyusunda bir miktar suyun bulunduğu, bu suyun iki pompa ile bodrum kat tavanından bina ön girişinde bulunan rögara, buradan da yine pompa vasıtası ile 6 m uzaklıktaki caddedeki pik ızgaralı yağmur suyu kanalına boşaltıldığı yani asansöre ait kuyuda bulunan/toplanan suların bodrum katta yapılmış olan hat ile caddedeki yağmur suyu ızgarasına boşaltıldığı, yol kotundaki yağmur suyunun yükselmesi ile rögardan bu suyun geri teptiği, binada geri tepmeyi engelleyici sistemin yapılmaması nedeniyle davalının sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmiştir.
Davalı vekili ise bilirkişi raporuna karşı, işyeri önündeki caddede bulunan ana rögarın tıkanması sonucu kaldırımı aşan suların işyerine girerek hasar verdiğini, geri tepme sisteminin bulunmamasının hasarın meydana gelmesinde bir etken olmadığını ileri sürerek itiraz etmiş, mahkemece davacının olayın oluşuna ilişkin baştan beri ileri sürdüğü bu hususta yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, dosya içinde mevcut ve olaydan bir gün sonra işyerinde inceleme yapan ekspertiz raporu ile tanık olarak dinlenen davacının sigortalısının beyanına göre, işyerinin önünde bulunan davalıya ait rögarın aşırı yağmur nedeniyle tıkanması ve kaldırımı aşarak taşan suların işyerinin içine girmesi sonucu hasarın oluştuğu, ayrıca tanık beyanında işyerinin zemin altı seviyesinde bulunan pis su gider borusunun duvara monteli yerinden sökülerek içeri su girmesi sonucu da hasarın oluştuğu belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı yaptığı ciddi itirazlar değerlendirilerek zararın nasıl oluştuğuna ilişkin somut bir belirleme yapıldıktan sonra, şayet zarar, davalıya ait kanalizasyon borusunun tıkanması veya arızası olmaksızın sırf sigortalı binanın geri tepmeyi engelleyici sisteminin olmamasından dolayı meydana gelmiş ise, davalının sorumluluğunu gerektiren illiyet bağının sigortalı binanın malikinin kusuru nedeniyle kesilmiş olduğu, ancak zarar, davalının yağmur sularının toplandığı rögarın yetersizliği veya tıkanması sonucu taşan yağmur sularının işyerine girmesi sonucu meydana gelmiş ise, bu durumda sigortalı binada geri tepmeyi engelleyici sistemin olmamasının, davalının kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, bu halde davalının sorumluluğunu gerektiren illiyet bağının kesilmediğinin kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, zararın nasıl meydana geldiğinin somut olarak tesbit edilip, davalının BK’nın 58. maddesi hükmüne göre kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldıran nedenlerin olayda mevcut olup olmadığı belirlenerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10562 E. 2013/9057 K.
Ortak:illiyet bağının kesilmesi · uygun illiyet bağı · objektif özen yükümlülüğü · kusursuz sorumluluk · özen yükümlülüğü · illiyet bağı · kusur · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… anması veya arızası olmaksızın sırf sigortalı binanın geri tepmeyi engelleyici sisteminin olmamasından dolayı meydana gelmiş ise, davalının sorumluluğunu gerektiren «illiyet bağının» sigortalı binanın malikinin «kusuru» nedeniyle kesilmiş olduğu, ancak zarar, davalının yağmur sularının toplandığı rögarın yetersizliği veya tıkanması sonucu taşan yağmur sularının işyerine girmesi sonucu meydana gelmiş ise, bu durumda sigortalı binada geri tepmeyi engelleyici sistemin olmamasının, davalının «kusursuz sorumluluğunu» ortadan kaldırmadığı, bu halde davalının sorumluluğunu gerektiren «illiyet bağının kesilmediğinin» kabulü gerekir.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre B.K.nun anılan maddesindeki sorumluluk «objektif özen yükümlülüğüne» aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir «kusursuz sorumluluk» halidir.
Yapı maliki de, «kusurun» bulunmadığı savunmasının ötesinde «uygun illiyet bağının» kesildiğini kanıtlamalıdır.
Benzer bu kararda… valının kanalizasyon rögarının yetersiz kalması veya tıkanması sonucu oluştuğu anlaşılmaktadır ki, bu halde, sigortalı binanın kaçak yapı sıfatında olması davalının «kusursuz sorumluluğunu» ortadan kaldırmaz, zira bu durumda davalının sorumluluğunu gerektiren «illiyet bağı kesilmemiştir».Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, oluşan zarardan davalının BK’nın 58. maddesi hükmüne göre kusursuz sorumlu olduğunun kabulü ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre BK'nın anılan maddesindeki sorumluluk «objektif özen yükümlülüğüne» aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir «kusursuz sorumluluk» halidir.
Yapı maliki de, «kusurun» bulunmadığı savunmasının ötesinde «uygun illiyet bağının» kesildiğini kanıtlamalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin · peşin karar harcı
Benzer bu karardaDava, davacıya sigortalı konuta davalıya ait kanalizasyon şebekesinden geri teptiği iddia edilen suların verdiği zararın «rücuen tazmini» istemine ilişkindir.
… valının kanalizasyon rögarının yetersiz kalması veya tıkanması sonucu oluştuğu anlaşılmaktadır ki, bu halde, sigortalı binanın kaçak yapı sıfatında olması davalının «kusursuz sorumluluğunu» ortadan kaldırmaz, zira bu durumda davalının sorumluluğunu gerektiren «illiyet bağı kesilmemiştir».Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, oluşan zarardan davalının BK’nın 58. maddesi hükmüne göre kusursuz sorumlu olduğunun kabulü ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1549 E. 2011/10473 K.
Ortak:illiyet bağının kesilmesi · uygun illiyet bağı · objektif özen yükümlülüğü · kusursuz sorumluluk · özen yükümlülüğü · illiyet bağı · rücuen tazminat · kusur
İncelediğiniz kararda… anması veya arızası olmaksızın sırf sigortalı binanın geri tepmeyi engelleyici sisteminin olmamasından dolayı meydana gelmiş ise, davalının sorumluluğunu gerektiren «illiyet bağının» sigortalı binanın malikinin «kusuru» nedeniyle kesilmiş olduğu, ancak zarar, davalının yağmur sularının toplandığı rögarın yetersizliği veya tıkanması sonucu taşan yağmur sularının işyerine girmesi sonucu meydana gelmiş ise, bu durumda sigortalı binada geri tepmeyi engelleyici sistemin olmamasının, davalının «kusursuz sorumluluğunu» ortadan kaldırmadığı, bu halde davalının sorumluluğunu gerektiren «illiyet bağının kesilmediğinin» kabulü gerekir.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre B.K.nun anılan maddesindeki sorumluluk «objektif özen yükümlülüğüne» aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir «kusursuz sorumluluk» halidir.
Yapı maliki de, «kusurun» bulunmadığı savunmasının ötesinde «uygun illiyet bağının» kesildiğini kanıtlamalıdır.
Benzer bu karardaYerleşik Yargıtay uygulamasına göre B.K.nun anılan maddesindeki sorumluluk «objektif özen yükümlülüğüne» aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir «kusursuz sorumluluk» halidir.
Yapı maliki de, «kusurun» bulunmadığı savunmasının ötesinde «uygun illiyet bağının» kesildiğini kanıtlamalıdır.
Ancak; imal olunan şey malikinin ek «kusuru» varsa, «illiyet bağının kesilmesi» malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur sorumluluğu · tazminat davası
Benzer bu karardaDava, TTK’nun 1301. maddesi gereğince açılan «rücuen tazminat davası» olup, davacıya sigortalı işyerine davalıya ait ana atık su giderinin geri tepmesi sonucu verilen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece, öncelikle «hasarın» hangi nedenle meydana geldiği, daha doğru bir deyişle hasarın ASKİ’ye ait borulardaki hatadan mı kaynaklandığı belirlenip, şayet bu nedenle meydana gelmiş ise davalının BK’nun 58. maddesine dayalı sorumluluğu olduğundan sorumluluktan ancak yukarıda bahsedilen hallerde kurtulabileceği nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken davalının «kusur sorumlusu» gibi değerlendirilerek karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6003 E. 2010/11909 K.
Ortak:illiyet bağının kesilmesi · uygun illiyet bağı · objektif özen yükümlülüğü · kusursuz sorumluluk · özen yükümlülüğü · illiyet bağı · kusur · hasar
İncelediğiniz kararda… anması veya arızası olmaksızın sırf sigortalı binanın geri tepmeyi engelleyici sisteminin olmamasından dolayı meydana gelmiş ise, davalının sorumluluğunu gerektiren «illiyet bağının» sigortalı binanın malikinin «kusuru» nedeniyle kesilmiş olduğu, ancak zarar, davalının yağmur sularının toplandığı rögarın yetersizliği veya tıkanması sonucu taşan yağmur sularının işyerine girmesi sonucu meydana gelmiş ise, bu durumda sigortalı binada geri tepmeyi engelleyici sistemin olmamasının, davalının «kusursuz sorumluluğunu» ortadan kaldırmadığı, bu halde davalının sorumluluğunu gerektiren «illiyet bağının kesilmediğinin» kabulü gerekir.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre B.K.nun anılan maddesindeki sorumluluk «objektif özen yükümlülüğüne» aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir «kusursuz sorumluluk» halidir.
Yapı maliki de, «kusurun» bulunmadığı savunmasının ötesinde «uygun illiyet bağının» kesildiğini kanıtlamalıdır.
Benzer bu karardaYerleşik Yargıtay uygulamasına göre BK'nun anılan maddesindeki sorumluluk «objektif özen yükümlülüğüne» aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir «kusursuz sorumluluk» halidir.
Yapı maliki de, «kusurun» bulunmadığı savunmasının ötesinde «uygun illiyet bağının» kesildiğini kanıtlamalıdırlar.
Ancak; imal olunan şey malikinin ek «kusuru» varsa, «illiyet bağının kesilmesi» malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı yaptığı itirazları karşılayan «denetime elverişli» aynı bilirkişiden ek ya da başka bir bilirkişiden yeni bir rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda sigortalı konutun bulunduğu parselin atık su bacasına geri tepmeyi engelleyici sistemin yapılmaması nedeniyle «hasarın» meydana geldiği, bunda da davalının «kusur» ve sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacıya sigortalı konuta davalıya ait kanalizasyon şebekesinden geri teptiği iddia edilen suların verdiği zararın «rücuen tazmini» istemine ilişkindir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10564 E. 2012/17354 K.
Ortak:uygun illiyet bağı · objektif özen yükümlülüğü · kusursuz sorumluluk · özen yükümlülüğü · illiyet bağı · üçüncü kişi · kusur · hasar
İncelediğiniz karardaYerleşik Yargıtay uygulamasına göre B.K.nun anılan maddesindeki sorumluluk «objektif özen yükümlülüğüne» aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir «kusursuz sorumluluk» halidir.
Yapı maliki de, «kusurun» bulunmadığı savunmasının ötesinde «uygun illiyet bağının» kesildiğini kanıtlamalıdır.
… anması veya arızası olmaksızın sırf sigortalı binanın geri tepmeyi engelleyici sisteminin olmamasından dolayı meydana gelmiş ise, davalının sorumluluğunu gerektiren «illiyet bağının» sigortalı binanın malikinin «kusuru» nedeniyle kesilmiş olduğu, ancak zarar, davalının yağmur sularının toplandığı rögarın yetersizliği veya tıkanması sonucu taşan yağmur sularının işyerine girmesi sonucu meydana gelmiş ise, bu durumda sigortalı binada geri tepmeyi engelleyici sistemin olmamasının, davalının «kusursuz sorumluluğunu» ortadan kaldırmadığı, bu halde davalının sorumluluğunu gerektiren «illiyet bağının kesilmediğinin» kabulü gerekir.
Benzer bu karardaBu durumda, yapı maliki olan ve mülga 818 sayılı BK'nun 58. maddesi uyarınca «kusursuz sorumluluğu» bulunan davalı eylemi ile meydana gelen «hasar» arasında «uygun illiyet bağı» mevcut olup söz konusu hasardan dolayı davacı sigortalısına ait dairenin zemin altında bulunması illiyet bağını kesen neden olarak kabul edilemez.
Bu maddedeki sorumluluk, «objektif özen yükümlülüğüne» aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir «kusursuz sorumluluk» halidir.
Uygun «illiyet bağı» «mücbir sebep», zarar görenin veya «üçüncü kişinin» «ağır kusuru» sonucu kesilirse, sorumluluktan söz edilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nedensellik bağı · mücbir sebep · ağır kusur · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaUygun «illiyet bağı» «mücbir sebep», zarar görenin veya «üçüncü kişinin» «ağır kusuru» sonucu kesilirse, sorumluluktan söz edilemez.
… allarının bakım ve işletmesinin 2560 sayılı İSKİ Yasası gereği belediyelerin sorumluluğunda olduğu, meydana gelen zarar ile davalı idarenin eylem ve işlemi arasında «nedensellik bağı» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, konut «sigorta poliçesine» dayalı tazminatın mülga 6762 sayılı TTK'nun 1301. maddesine göre davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8387 E. 2013/21530 K.
Ortak:illiyet bağının kesilmesi · uygun illiyet bağı · objektif özen yükümlülüğü · kusursuz sorumluluk · özen yükümlülüğü · illiyet bağı · kusur · hasar
İncelediğiniz kararda… anması veya arızası olmaksızın sırf sigortalı binanın geri tepmeyi engelleyici sisteminin olmamasından dolayı meydana gelmiş ise, davalının sorumluluğunu gerektiren «illiyet bağının» sigortalı binanın malikinin «kusuru» nedeniyle kesilmiş olduğu, ancak zarar, davalının yağmur sularının toplandığı rögarın yetersizliği veya tıkanması sonucu taşan yağmur sularının işyerine girmesi sonucu meydana gelmiş ise, bu durumda sigortalı binada geri tepmeyi engelleyici sistemin olmamasının, davalının «kusursuz sorumluluğunu» ortadan kaldırmadığı, bu halde davalının sorumluluğunu gerektiren «illiyet bağının kesilmediğinin» kabulü gerekir.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre B.K.nun anılan maddesindeki sorumluluk «objektif özen yükümlülüğüne» aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir «kusursuz sorumluluk» halidir.
Yapı maliki de, «kusurun» bulunmadığı savunmasının ötesinde «uygun illiyet bağının» kesildiğini kanıtlamalıdır.
Benzer bu karardaYerleşik Yargıtay uygulamasına göre, BK'nın anılan maddesindeki sorumluluk «objektif özen yükümlülüğüne» aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir «kusursuz sorumluluk» halidir.
Yapı maliki de, «kusurun» bulunmadığı savunmasının ötesinde «uygun illiyet bağının» kesildiğini kanıtlamalıdır.
Ancak, imal olunan şey malikinin ek «kusuru» varsa, «illiyet bağının kesilmesi» malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin
Benzer bu karardaDava, davacıya sigortalı konuta davalıya ait kanalizasyon şebekesinden geri teptiği iddia edilen suların verdiği zararın «rücuen tazmini» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2148 E. 2013/18502 K.
Ortak:rücuen tazminat · kusur · hasar
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sigortalı işyerinde atıksu tesisatının geri tepmeyi engelleyici şekilde yapılmadığı, bu nedenle davalıya atfedilecek «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacıya sigortalı işyerine davalıya ait rögarın tıkanması sonucu taşan suların girerek zarar verdiği iddiasına dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Yapı maliki de, «kusurun» bulunmadığı savunmasının ötesinde «uygun illiyet bağının» kesildiğini kanıtlamalıdır.
Benzer bu kararda2- Dava, «işyeri sigorta sözleşmesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup, davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili tarafından «sigorta teminatı» altına alınan işyerinin bulunduğu binanın bitişinde davalılar tarafından yapılan inşaatın temel çukuruna dolan suların sızarak sigortalı işyerinde «hasara» neden olduğunu ileri sürmüş, alınan bilirkişi raporunda ise, hasarın davalılara ait inşaatın temel çukurunda bulunan suların sızması ile olmayıp, sigortalı binanın yağmur suyu borularının projesine aykırı olarak sokağa verilmesi gerekirken pis su rögarına verildiği, sokaktaki bacadan geri tepen atık suların binanın önündeki parsel bacasına dolduğu, bina ile parsel bacası arasında suyun geri dönmesine engel olacak çekvalfın bulunmaması nedeniyle sigortalı işyerinin bodrum katındaki tuvaletten geri teperek işyerine dolması sonucu zarar verdiği belirtilmiş, bu rapor sonrası davacı vekili tarafından, sigortalı binayı da davalıların yaptırdığı, projesine aykırı olarak atık su ve yağmur suyu borularının aynı rögara bağlandığı ve geri tepmeyi engelleyici sistemin atık su bina bacasına konulmadığı, dolayısı ile davalıların binayı yaptıran olarak sorumlu oldukları ileri sürülmüş olup davacı vekilinin bu şekildeki iddiasını genişletmesine davalılar vekilinin derhal itiraz etmemesi sebebiyle iddianın genişletilmesine zımnen «muvafakat» edildiği kabul edilmelidir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sigortalı işyerinde meydana gelen zararın, aşırı yağan yağmurdan dolayı İSKİ’ye ait atık su kanalının geri tepmesi sonucu sigortalı binanın bodrumunda bulunan rögardan ve WC'den geri gelerek «depoya» dolduğu ve burada bulunan emtiaya zarar verdiği, bu nedenle davalılara yüklenecek «kusur» ve sorumluluğun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta teminatı · işyeri sigortası · depo kararı · sigorta sözleşmesi · olumsuz oy · muvafakat · teminat · e-defter
Benzer bu kararda2- Dava, «işyeri sigorta sözleşmesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup, davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili tarafından «sigorta teminatı» altına alınan işyerinin bulunduğu binanın bitişinde davalılar tarafından yapılan inşaatın temel çukuruna dolan suların sızarak sigortalı işyerinde «hasara» neden olduğunu ileri sürmüş, alınan bilirkişi raporunda ise, hasarın davalılara ait inşaatın temel çukurunda bulunan suların sızması ile olmayıp, sigortalı binanın yağmur suyu borularının projesine aykırı olarak sokağa verilmesi gerekirken pis su rögarına verildiği, sokaktaki bacadan geri tepen atık suların binanın önündeki parsel bacasına dolduğu, bina ile parsel bacası arasında suyun geri dönmesine engel olacak çekvalfın bulunmaması nedeniyle sigortalı işyerinin bodrum katındaki tuvaletten geri teperek işyerine dolması sonucu zarar verdiği belirtilmiş, bu rapor sonrası davacı vekili tarafından, sigortalı binayı da davalıların yaptırdığı, projesine aykırı olarak atık su ve yağmur suyu borularının aynı rögara bağlandığı ve geri tepmeyi engelleyici sistemin atık su bina bacasına konulmadığı, dolayısı ile davalıların binayı yaptıran olarak sorumlu oldukları ileri sürülmüş olup davacı vekilinin bu şekildeki iddiasını genişletmesine davalılar vekilinin derhal itiraz etmemesi sebebiyle iddianın genişletilmesine zımnen «muvafakat» edildiği kabul edilmelidir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sigortalı işyerinde meydana gelen zararın, aşırı yağan yağmurdan dolayı İSKİ’ye ait atık su kanalının geri tepmesi sonucu sigortalı binanın bodrumunda bulunan rögardan ve WC'den geri gelerek «depoya» dolduğu ve burada bulunan emtiaya zarar verdiği, bu nedenle davalılara yüklenecek «kusur» ve sorumluluğun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı tarafın genişletmiş olduğu iddiası hakkında gerekli araştırmanın yapılarak, meydana gelen zarardan davalıların sorumlu bulunup bulunmadıkları belirlenmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu iddiaya ilişkin olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davalılar vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından davalılar vekilinin temyiz isteminin 1086 sayılı HUMK'nın 432/4. maddesi uyarınca süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/12008 E. , 2010/3175 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 21.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.07.2008 tarih ve 2007/379-2008/276 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının sorumluluğunda bulunan rögarın aşırı yağan yağmur nedeniyle tıkanması sonucu taşan suların müvekkili tarafından sel ve su basması rizikolarına karşı teminat altına alınan işyerine dolduğunu, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini, talep edilmesine rağmen davalı tarafından hasar bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 10.030 YTL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı binanın atık su tesisatının suyun geri gelmesine engel olucu şekilde yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sigortalı işyerinde atıksu tesisatının geri tepmeyi engelleyici şekilde yapılmadığı, bu nedenle davalıya atfedilecek kusurun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacıya sigortalı işyerine davalıya ait rögarın tıkanması sonucu taşan suların girerek zarar verdiği iddiasına dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
BK’nın 58. maddesi “bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mesul olur” hükmünü içermektedir.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre B.K.nun anılan maddesindeki sorumluluk objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin yani davalının kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki de, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir. Ancak; imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Davalıya ait atık suların toplandığı rögar ve atık su kanalı da maddede açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahil olup, davalı bu tesisatın kötü yapılmasından, tıkanmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan kusursuz sorumludur.
Somut olayda, ekspertiz raporunda aşırı yağan yağmur sonucu davacıya sigortalı işyerinin ön kısmında yolda bulunan ana rögarın yetersiz kalması nedeniyle taşan suların sigortalı işyerinin bodrum katına girdiği ve burada bulunan mobilya ve halılara zarar verdiği belirtilmiş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, sigortalı işyerinin bodrum katında bulunan asansör boşluğu kuyusunda bir miktar suyun bulunduğu, bu suyun iki pompa ile bodrum kat tavanından bina ön girişinde bulunan rögara, buradan da yine pompa vasıtası ile 6 m uzaklıktaki caddedeki pik ızgaralı yağmur suyu kanalına boşaltıldığı yani asansöre ait kuyuda bulunan/toplanan suların bodrum katta yapılmış olan hat ile caddedeki yağmur suyu ızgarasına boşaltıldığı, yol kotundaki yağmur suyunun yükselmesi ile rögardan bu suyun geri teptiği, binada geri tepmeyi engelleyici sistemin yapılmaması nedeniyle davalının sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmiştir.
Davalı vekili ise bilirkişi raporuna karşı, işyeri önündeki caddede bulunan ana rögarın tıkanması sonucu kaldırımı aşan suların işyerine girerek hasar verdiğini, geri tepme sisteminin bulunmamasının hasarın meydana gelmesinde bir etken olmadığını ileri sürerek itiraz etmiş, mahkemece davacının olayın oluşuna ilişkin baştan beri ileri sürdüğü bu hususta yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, dosya içinde mevcut ve olaydan bir gün sonra işyerinde inceleme yapan ekspertiz raporu ile tanık olarak dinlenen davacının sigortalısının beyanına göre, işyerinin önünde bulunan davalıya ait rögarın aşırı yağmur nedeniyle tıkanması ve kaldırımı aşarak taşan suların işyerinin içine girmesi sonucu hasarın oluştuğu, ayrıca tanık beyanında işyerinin zemin altı seviyesinde bulunan pis su gider borusunun duvara monteli yerinden sökülerek içeri su girmesi sonucu da hasarın oluştuğu belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı yaptığı ciddi itirazlar değerlendirilerek zararın nasıl oluştuğuna ilişkin somut bir belirleme yapıldıktan sonra, şayet zarar, davalıya ait kanalizasyon borusunun tıkanması veya arızası olmaksızın sırf sigortalı binanın geri tepmeyi engelleyici sisteminin olmamasından dolayı meydana gelmiş ise, davalının sorumluluğunu gerektiren illiyet bağının sigortalı binanın malikinin kusuru nedeniyle kesilmiş olduğu, ancak zarar, davalının yağmur sularının toplandığı rögarın yetersizliği veya tıkanması sonucu taşan yağmur sularının işyerine girmesi sonucu meydana gelmiş ise, bu durumda sigortalı binada geri tepmeyi engelleyici sistemin olmamasının, davalının kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, bu halde davalının sorumluluğunu gerektiren illiyet bağının kesilmediğinin kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, zararın nasıl meydana geldiğinin somut olarak tesbit edilip, davalının BK’nın 58. maddesi hükmüne göre kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldıran nedenlerin olayda mevcut olup olmadığı belirlenerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014085500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz