İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6678 E. 2023/6746 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
açık ayıp↗ sözleşmenin ifa yeri↗ akreditif↗ ifa yeri↗ gizli ayıp↗ ayıp ihbarı↗ fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması↗ iade faturası↗ ayıp↗ bedel iadesi↗ keşif↗ ticari satım↗ yetki itirazı↗ muvazaa↗ satış sözleşmesi↗ bayilik sözleşmesi↗ şikayet↗ derdestlik↗ ifa↗ garantörlük↗ sulh hukuk mahkemesi↗ kâr kaybı↗ ihbar↗ ihtar↗ bilirkişi incelemesi↗ yetki↗ fatura↗ sulh↗ ihtarname↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ teslim↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari satıma konu sulama borularının ayıplı olduğu iddiasıyla açılan tazminat davasıdır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin son cümlesi yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesi
3. Değerlendirme
Dava, taraflar arasındaki ticari satıma konu sulama borularının ayıplı olduğu iddiasıyla ödenen bedelin iadesi için açılan tazminat davasıdır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında söz konusu boruların ayıplı olduğu tespit edilmiş, Mahkemece ayıbın açık ayıp olduğu kabul edilmiş ancak gizli ayıba ilişkin değerlendirme yapılarak hüküm kurulmuştur. Mahkemece alınan 26.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 13.06.2014 tarihli keşif sırasında davaya konu polietilen mandallı yağmurlama sulama borularında ve ek parçalarında meydana gelen deformasyonlar, çatlamalar, yırtılmalar ve kırılmaların boruların ve ek parçalarının kullanılmasından (sulama yapılmasından) sonra görüldüğü tespiti yapılmıştır. Bu durumda ayıbın açık ayıp olduğu kabul edilemez. Buna göre olaya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin son cümlesi yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesi gözetilerek ayıp ihbarının süresinde yapıldığı kabul edilip söz konusu kanun maddesi çerçevesinde işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/5881 E. 2025/838 K.
Ortak:ayıp · bedel iadesi · ticari satım · muvazaa · bayilik sözleşmesi · şikayet · derdestlik · garantörlük · dava şartı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaDeğerlendirme Dava, taraflar arasındaki «ticari satıma» konu sulama borularının ayıplı olduğu iddiasıyla ödenen «bedelin iadesi» için açılan tazminat davasıdır.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ticari satıma» konu sulama borularının ayıplı olduğu iddiasıyla açılan tazminat davasıdır.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında söz konusu boruların ayıplı olduğu tespit edilmiş, Mahkemece ayıbın «açık ayıp» olduğu kabul edilmiş ancak gizli ayıba ilişkin değerlendirme yapılarak hüküm kurulmuştur.
Benzer bu karardaA.Ş. ile aralarındaki «bayilik sözleşmesine» istinaden, 5 yıl «garantili» olarak satın alınan boruların üçüncü kişilere pazarlandığını, ancak müşterilerden borularla ilgili «şikayetler» geldiğini ve iadelerin başladığını, satış bedelini geri ödemek zorunda kalan davacının maddi olarak büyük «kayba» uğradığını, ayıba ilişkin olarak Gediz Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davanın 2010/389 E. numarasıyla «derdest» olduğunu, davalı şirketin borçlarını ödememek için diğer davalı şirkete «muvazaalı» bir devir gerçekleştirdiklerini, borçtan her iki firmanın da sorumlu olduğunu ileri sürerek 154.008,82 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini tal …
A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, «yetki», «derdestlik» ve «zamanaşımı» itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak dava konusu satılan malların ayıplı olduğu, davacının makul zamanda «ayıp» bildiriminde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile hatalı olan sulama borularının bedeli olan toplam 154.008,85 TL'nin müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayıba karşı tekeffül · satım sözleşmesi · alacak davası · zamanaşımı
Benzer bu karardaA.Ş. aleyhine ayıba dayalı «bedel iadesi» istemi ile «alacak davası» açılmış ise de davacı ile akdi ilişkinin («satım sözleşmesi») diğer davalı ile kurulduğu, nitekim Mahkemece yapılan araştırma sonucunda davalı ... .
A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, «yetki», «derdestlik» ve «zamanaşımı» itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
A.Ş. bakımından «ayıba karşı tekeffül» hükümleri gereği davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3671 E. 2021/1915 K.
Ortak:gizli ayıp · ayıp ihbarı · ayıp · ihbar · ihtarname · tacir · teslim
İncelediğiniz karardaBuna göre olaya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin «son» cümlesi yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesi gözetilerek «ayıp ihbarının» süresinde yapıldığı kabul edilip söz konusu kanun maddesi çerçevesinde işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında söz konusu boruların ayıplı olduğu tespit edilmiş, Mahkemece ayıbın «açık ayıp» olduğu kabul edilmiş ancak gizli ayıba ilişkin değerlendirme yapılarak hüküm kurulmuştur.
Bu durumda ayıbın «açık ayıp» olduğu kabul edilemez.
Benzer bu karardaDiğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223'üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır" hükmünün yer aldığı, «tacir» olan davacı tarafca «ayıp ihbarı» yasal süresinde yapılmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Noterliği’nin 05271 yevmiye nolu «ihtarnamesinin» 10.06.2014 tarihinde düzenlendiği, dava konusu malın 24.06.2013 tarihinde faturalandırıldığı, TTK’nın 23-1/c maddesinde, "Malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya «ihbar» etmelidir.
Mahkemece TTK’nın 23-1/c maddesi gereğince «ayıp ihbarının» süresinde yapılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de, bu konuda yeterli inceleme yapılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · ayıplı mal · ipoteğin kaldırılması · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava, «ayıplı mal» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve «ipoteğin kaldırılması» istemine ilişkindir.
Mahkemece konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla satım konusu plastik boruların ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise bu ayıbın açık veya «gizli ayıp» niteliğinde olup olmadığı tespit ettirilerek, ayıp açıkca belli değilse, gizli ayıp olduğu takdirde, davacının söz konusu gizli ayıbı «öğrenme tarihi» tespit edildikten sonra, bu ayıbın öğrenildiğinde hemen satıcıya bildirilmesi gerektiğinden TBK m.
223/2 gereğince derhal bildirim yapılıp yapılmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3859 E. 2024/52 K.
Ortak:ayıp ihbarı · ayıp · satış sözleşmesi · ifa · ihbar · tacir · teslim
İncelediğiniz karardaBuna göre olaya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin «son» cümlesi yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesi gözetilerek «ayıp ihbarının» süresinde yapıldığı kabul edilip söz konusu kanun maddesi çerçevesinde işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında söz konusu boruların ayıplı olduğu tespit edilmiş, Mahkemece ayıbın «açık ayıp» olduğu kabul edilmiş ancak gizli ayıba ilişkin değerlendirme yapılarak hüküm kurulmuştur.
Bu durumda ayıbın «açık ayıp» olduğu kabul edilemez.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan «satım sözleşmesi» gereğince ürünlerin zamanında ve eksiksiz olarak davacıya «teslim» edildiğini, müvekkil şirketin «sözleşmeden doğan» tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirttiği hukuki dayanaktan yoksun bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, davacı tarafa teslim edilen ve arazide kullanılan ürünlerin ne şartlarda stoklandığı ve hangi şartlarda uygulama yapıldığı konusunda herhangi bir açıklayıcı bilgi olmadığını, arazi şartlarında uzun süre kullanıldıktan sonra tespitin yapılmasının hiç bir zaman doğru sonuç vermeyeceğini, doğru sonuç alabilmek için ürünlerin laboratuar şartlarında ve belli koşullarda şartlandırılmış ürünler üzerinden yapılması gerektiğini ürünlerin standartlarına aykırı bir ölçüm yapıldığını savunarak davanın reddini istemiş, daha sonra cevap dilekçesini «ıslah» ederek süresinde «ayıp ihbarı» yapılmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
… kçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, davalı şirketin göndermiş olduğu malların sözleşmede kararlaştırılmış mallar olmadığı sabit olup edimini gereği gibi «ifa» edemediğini, taraflar arasında yapılan anlaşma ve siparişi verilmiş olan boruların nerde kullanılacağının davalı satıcı tarafından bilindiğini, bu sebeple satıcının «ayıp ihbarının» süresinde olmadığını ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil edeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin satıcı davalı şirket ile «satış sözleşmesi» imzaladığını ve sözleşme uyarınca satıcıdan ürünleri toplam 272.500,80 TL karşılığında satın aldığını, satın alınan bu ürünlerin "Haydarpaşa Liman İşletme Müdürlüğü, Harem Üsküdar İstanbul" adresinde bulunan işletmede kullanıldığını, boru ve manşonların daha sonradan hatalı ve ayıplı olduğunun ortaya çıktığını, müvekkilinin sipariş ettiği tüm bu ürünlerin müvekkiline «geç teslim» edildiği gibi ayıplı şekilde teslimat yapıldığını, müvekkilinin kendisine gönderilen ürünlerin ayıplı olduğunu ürünleri kullandıktan sonra fark ettiğini, İstanbul …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · ayıplı mal · geç teslim · dürüstlük kuralına aykırılık · tebliğ tarihi · sözleşmeden doğan dava · satım sözleşmesi · dürüstlük kuralı
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan «satım sözleşmesi» gereğince ürünlerin zamanında ve eksiksiz olarak davacıya «teslim» edildiğini, müvekkil şirketin «sözleşmeden doğan» tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirttiği hukuki dayanaktan yoksun bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, davacı tarafa teslim edilen ve arazide kullanılan ürünlerin ne şartlarda stoklandığı ve hangi şartlarda uygulama yapıldığı konusunda herhangi bir açıklayıcı bilgi olmadığını, arazi şartlarında uzun süre kullanıldıktan sonra tespitin yapılmasının hiç bir zaman doğru sonuç vermeyeceğini, doğru sonuç alabilmek için ürünlerin laboratuar şartlarında ve belli koşullarda şartlandırılmış ürünler üzerinden yapılması gerektiğini ürünlerin standartlarına aykırı bir ölçüm yapıldığını savunarak davanın reddini istemiş, daha sonra cevap dilekçesini «ıslah» ederek süresinde «ayıp ihbarı» yapılmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Sulh Hukuk Mahkemesinden tespit talep ettiği, tespit dosyasında raporun 31.05.2016 tarihinde Mahkemeye «ibraz» edildiği ve raporun tespit talep eden dosya davacısına 08.06.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafın en kötü ihtimal borulardaki ayıpları 08.06.2016 tarihinde öğrendiği, alınan raporlarda ayıbın zamanla kullanım sonucu ortaya çıkabilecek «ayıp» olduğu, basit bir muayene ile anlaşılabilecek nitelikte bir ayıp olmadığının tespitinin yapıldığı, hal böyle olunca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan iki ve sekiz günlük sürenin somut olayda uygulama yeri bulmayacağı, fakat aynı fıkranın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına yaptığı atıf uyarınca olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkarılmayacak bir ayıp olması durumunda, böyle bir ayıbın bulunduğunun anlaşılması halinde hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği, dosya kapsamından davacının davalıya bu durumu bildirir ayıp ihbarında bulunmadığının anlaşıldığı, en geç ayıbı «öğrenme tarihinin» tespit dosyasındaki bilirkişi raporunun kendilerine «tebliğ tarihi» olan 08.06.2016 tarihi olarak kabul edileceği, davacı tarafça ayıp ihbarında bulunulmadığı gibi raporun tebliğinden yaklaşık altı buçuk ay sonra 26.12.2016 tarihin …
… kçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, davalı şirketin göndermiş olduğu malların sözleşmede kararlaştırılmış mallar olmadığı sabit olup edimini gereği gibi «ifa» edemediğini, taraflar arasında yapılan anlaşma ve siparişi verilmiş olan boruların nerde kullanılacağının davalı satıcı tarafından bilindiğini, bu sebeple satıcının «ayıp ihbarının» süresinde olmadığını ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil edeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin satıcı davalı şirket ile «satış sözleşmesi» imzaladığını ve sözleşme uyarınca satıcıdan ürünleri toplam 272.500,80 TL karşılığında satın aldığını, satın alınan bu ürünlerin "Haydarpaşa Liman İşletme Müdürlüğü, Harem Üsküdar İstanbul" adresinde bulunan işletmede kullanıldığını, boru ve manşonların daha sonradan hatalı ve ayıplı olduğunun ortaya çıktığını, müvekkilinin sipariş ettiği tüm bu ürünlerin müvekkiline «geç teslim» edildiği gibi ayıplı şekilde teslimat yapıldığını, müvekkilinin kendisine gönderilen ürünlerin ayıplı olduğunu ürünleri kullandıktan sonra fark ettiğini, İstanbul …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.
Ortak:ayıp · ihbar · fatura · teslim · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaBuna göre olaya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin «son» cümlesi yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesi gözetilerek «ayıp ihbarının» süresinde yapıldığı kabul edilip söz konusu kanun maddesi çerçevesinde işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin «son» cümlesi yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesi 3.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında söz konusu boruların ayıplı olduğu tespit edilmiş, Mahkemece ayıbın «açık ayıp» olduğu kabul edilmiş ancak gizli ayıba ilişkin değerlendirme yapılarak hüküm kurulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · ticari defter kayıtları · yenileme · ticari defter · çek · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6678 E. , 2023/6746 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2020/62 Esas, 2022/75 Karar
HÜKÜM
Davanın reddine
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalılardan ... San.ve Tic. A.Ş. ile aralarındaki bayilik sözleşmesine istinaden, 5 yıl garantili olarak satın alınan boruların üçüncü kişilere pazarlandığını, ancak müşterilerden borularla ilgili şikayetler geldiğini ve iadelerin başladığını, satış bedelini geri ödemek zorunda kalan davacının maddi olarak büyük kayba uğradığını, ayıba ilişkin olarak Gediz Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davanın 2010/389 E. numarasıyla derdest olduğunu, davalı şirketin borçlarını ödememek için diğer davalı şirkete muvazaalı bir devir gerçekleştirdiklerini, borçtan her iki firmanın da sorumlu olduğunu belirterek 154.008,82 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... İplik San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; yetkili mahkemenin Gediz Mahkemeleri olduğunu, ayrıca diğer davalı şirketten gayrimenkulün ve makine parkının müştemilatıyla birlikte bedeli ödenmek suretiyle satın alındığını, iki şirket arasında fiili veya hukuki bir irtibat bulunmadığı, davalının taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin tarafı olmadığı gözetildiğinde davalıya husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... San.ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, yetki, derdestlik ve zaman aşımı itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
1.Mahkemece 31.03.2015 tarih, 2013/82 E., 2015/223 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne, 154.008,82 TL'nin dava tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair hakların saklı tutulmasına karar verilmiş, hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/124 E., 2019/2126 K. sayılı kararı ile Mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 16 ncı maddesine dayanılarak zarar görenlerin Şanlıurfa'da bulunduğu gerekçesiyle davalıların yetki itirazı reddedilmiş ise de dava haksız fiilden kaynaklanan bir dava olmadığından bu kabul şekli doğru olmadığı, yine taraflar arasındaki satış sözleşmesinin ifa yeri açısından bakıldığında sözleşmenin boruların teslimine ilişkin ifa yerinin Şanlıurfa olup boru bedellerinin ödenmesine ilişkin ifa yerinin Gediz olduğu, ancak somut olayda ihtilafın sözleşmenin ifasından kaynaklanmadığı, bu itibarla 6100 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine göre davacının ikametgahı olan Şanlıurfa Mahkemelerinin yetkisinden söz edilemeyeceği, kaldı ki davacı ile davalı ...
Plastik San.ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin yetkiye ilişkin 3 üncü maddesinde de Gediz Mahkemelerinin yetkili kılındığı, bu itibarla Mahkemece davalıların yetki itirazının kabulü ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, süresi içinde talep edilmesi halinde dosyanın yetkili Gediz Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
2.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların tacir olduğu, ayıp ihbarının yapıldığına ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, dosyada bulunan iade faturasının daha önce açılmış olan 2015/37 E. sayılı dosyanın konusu olan boru alımına ilişkin olduğunun görüldüğü, dava konusu borulardaki ayıbın olağan inceleme ile belirlenebilecek açık ayıp mı yoksa kullanım sonrasında ortaya çıkan gizli ayıp mı olduğu konusunda dosyada daha önce alınan raporlarda tespit yapılmadığı, bu nedenle dava konusu sulama boruları başında keşif yapılarak, sulama borularının ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın olağan bir muayene ile belirlenebilecek nitelikte olup olmadığının veya kullanım sonrasında ortaya çıkan gizli bir ayıp mı olduğu hususunda alınan 26.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda ayıbın gizli ayıp olup olmadığının tespit edilemediği ve 30.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda malların ayıplı olup olmadığının tespiti için akredite laboratuvarda inceleme yapılması gerektiği ancak 13 yıl boyunca güneş altında kalan boruların basınç testlerinin sağlıklı sonuç vermeyeceğinin belirtildiği, dava konusu boruların ayıplı olduğunun bilirkişi incelemesi ile tespit edilmişse de ayıbın gizli ayıp olduğu net bir şekilde ortaya konulamadığından ayıbın gizli ayıp olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, davacı tarafın ayıp ihbarını 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi uyarınca malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek, incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 223 üncü maddesi uyarınca da alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılacağından, ayıp ihbarının davacı tarafından belirlenen yasal süreler içinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ayıp ihbarının müvekkili tarafından yapılmadığına dair gerekçenin yerinde olmadığını, ayıp ihbarı ve ayıplı malların bedellerinin davacıya ödenmesine dair belgelerin daha önce dosya münderecatına kazandırıldığını, müvekkilinin ayıplı malların tespitini Şanlıurfa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/158 D. İş sayılı dosyasında yaptırdığını ve dosyadaki bilirkişi raporu ve kararı davalı tarafa tebliğ edildiğini, ayrıca müvekkilinin Şanlıurfa 2. Noterliğinin 12.06.2012 tarih ve 13758 yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı tarafa ayıp ihbarı ve ayıplı malların kendisine ödenmesine dair ihtarnameyi davalı tarafa keşide ettiğini, Gediz Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/37 E.
sayılı dosyasındaki tazminat taleplerindeki iade faturaları ile iş bu dava dosyasındaki iade fatura taleplerinin farklı olduğunu, gerekçede belirtildiği gibi aynı faturalara ilişkin olmadığını, gizli ayıbın kabul edilmemesi gerekçesinin yerinde olmadığını, Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/82 E. sayılı dosyasında yapılan keşif neticesinde alınan 14.08.2014 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu boruların ayıplı olduğunun belirlendiğini, bilirkişilerce boruların birleşme mandallarında Akona ve Gediz markalarının yazılı olduğu, boruların başlık kısımlarında çatlama ve boru gövdesinde boyuna yırtılmaların olduğunun tespit edildiğini, hasarlı olan bu boruların et kalınlıklarının ince oluşu ve homojen olmayışı nedeniyle sulama basıncına karşı yeterli mukavemeti göstermediği ve borularda yırtılmaların meydana geldiğinin görüldüğünü, bu çatlama ve yırtılmaların hatalı üretimden kaynaklı olduğu (polietilen (PE) mandallı yağmurlama sulama borularının ve ek parçalarının ayıplı olduğu) kanaatine varıldığını, talimatla yaptırılan keşif neticesinde alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında "13.06.2014 tarihindeki keşif sırasında davaya konu polietilen (PE) mandallı yağmurlama sulama borularında ve ek parçalarında meydana gelen deformasyonlar, çatlamalar, yırtılmalar ve kırılmalar boruların ve ek parçaların kullanılmasından (sulama yapılmasından) sonra görülmüştür." tespitinde bulunulduğunu, bu tespitin Mahkemenin kabulünde olduğunu, gizli ayıp nitelendirmesinin yargılamayı yapan hakim tarafından resen nazara alınması gerektiğini, alınan raporlar ve dosya kapsamından anlaşılacağı üzere dava konusu borulardaki ayıbın davacı tarafından borular satıldıktan sonra boruları satın alan kişilerin kullanmaları sırasında meydana gelen çatlama ve yırtılma nedeniyle iade edildiğini, ilk bakışta bu borulardaki ayıbın anlaşılmadığını, dava konusu ayıplı borulardaki ayıbın olağan bir muayene ile tespitinin mümkün olmadığını, borulardaki ayıp kullanım sırasında meydana geldiğinden ayıbın gizli ayıp olduğunun kabulü gerektiğini, ayıp meydana geldikten sonra davacı tarafından davalı tarafa noter ihtarı ile derhal bildirimde bulunulduğunu ileri sürerek ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari satıma konu sulama borularının ayıplı olduğu iddiasıyla açılan tazminat davasıdır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin son cümlesi yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesi
3. Değerlendirme
Dava, taraflar arasındaki ticari satıma konu sulama borularının ayıplı olduğu iddiasıyla ödenen bedelin iadesi için açılan tazminat davasıdır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında söz konusu boruların ayıplı olduğu tespit edilmiş, Mahkemece ayıbın açık ayıp olduğu kabul edilmiş ancak gizli ayıba ilişkin değerlendirme yapılarak hüküm kurulmuştur. Mahkemece alınan 26.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 13.06.2014 tarihli keşif sırasında davaya konu polietilen mandallı yağmurlama sulama borularında ve ek parçalarında meydana gelen deformasyonlar, çatlamalar, yırtılmalar ve kırılmaların boruların ve ek parçalarının kullanılmasından (sulama yapılmasından) sonra görüldüğü tespiti yapılmıştır.
Bu durumda ayıbın açık ayıp olduğu kabul edilemez. Buna göre olaya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin son cümlesi yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesi gözetilerek ayıp ihbarının süresinde yapıldığı kabul edilip söz konusu kanun maddesi çerçevesinde işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1010309800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz