6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3859 E. 2024/52 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
öğrenme tarihi ayıplı mal ayıp ihbarı geç teslim dürüstlük kuralına aykırılık ayıp tebliğ tarihi sözleşmeden doğan dava satış sözleşmesi basiretli tacir satım sözleşmesi dürüstlük kuralı ifa sulh hukuk mahkemesi ihbar esastan ret sulh ıslah tacir dava sebebi cy/cy kaydı eksik inceleme yükleten (shipper) ibraz teslim istinaf yoluna başvurulabilirlik görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 223 · HMK · TTK — TTK 23

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

(Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)

SAYISI : 2016/387 E., 2019/311 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin satıcı davalı şirket ile satış sözleşmesi imzaladığını ve sözleşme uyarınca satıcıdan ürünleri toplam 272.500,80 TL karşılığında satın aldığını, satın alınan bu ürünlerin "Haydarpaşa Liman İşletme Müdürlüğü, Harem Üsküdar İstanbul" adresinde bulunan işletmede kullanıldığını, boru ve manşonların daha sonradan hatalı ve ayıplı olduğunun ortaya çıktığını, müvekkilinin sipariş ettiği tüm bu ürünlerin müvekkiline geç teslim edildiği gibi ayıplı şekilde teslimat yapıldığını, müvekkilinin kendisine gönderilen ürünlerin ayıplı olduğunu ürünleri kullandıktan sonra fark ettiğini, İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesi 2016/53 Değişik İş sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunduklarını, rapora göre, tespit konusu Q225 anma çaplı HDPE borunun standarta (TSE 418-2 ) uygun olmadığından ayıplı ürün olarak üretildiği, mevcut boruların kullanılması neticesinde de normal birleştirmelerin olmaması nedeniyle sistemde sızıntıların olacağı, davalı şirketin sözleşme ve eklerine aykırı olarak davrandığının tespit edildiğini, bu sebeple müvekkilinin uğramış olduğu zararın giderilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, müvekkilinin ayıplı mal nedeniyle uğramış olduğu şimdilik 10.000,00 TL maddi zararın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 11.06.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 240.443,76 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan satım sözleşmesi gereğince ürünlerin zamanında ve eksiksiz olarak davacıya teslim edildiğini, müvekkil şirketin sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirttiği hukuki dayanaktan yoksun bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, davacı tarafa teslim edilen ve arazide kullanılan ürünlerin ne şartlarda stoklandığı ve hangi şartlarda uygulama yapıldığı konusunda herhangi bir açıklayıcı bilgi olmadığını, arazi şartlarında uzun süre kullanıldıktan sonra tespitin yapılmasının hiç bir zaman doğru sonuç vermeyeceğini, doğru sonuç alabilmek için ürünlerin laboratuar şartlarında ve belli koşullarda şartlandırılmış ürünler üzerinden yapılması gerektiğini ürünlerin standartlarına aykırı bir ölçüm yapıldığını savunarak davanın reddini istemiş, daha sonra cevap dilekçesini ıslah ederek süresinde ayıp ihbarı yapılmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında bulunan sözleşmelerin ve tespit dosyasının incelenmesinde dava konusu boruların 25.05.2015 tarihinde davacı tarafa teslim edildiği, davacı tarafın 12.05.2016 tarihinde İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinden tespit talep ettiği, tespit dosyasında raporun 31.05.2016 tarihinde Mahkemeye ibraz edildiği ve raporun tespit talep eden dosya davacısına 08.06.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafın en kötü ihtimal borulardaki ayıpları 08.06.2016 tarihinde öğrendiği, alınan raporlarda ayıbın zamanla kullanım sonucu ortaya çıkabilecek ayıp olduğu, basit bir muayene ile anlaşılabilecek nitelikte bir ayıp olmadığının tespitinin yapıldığı, hal böyle olunca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan iki ve sekiz günlük sürenin somut olayda uygulama yeri bulmayacağı, fakat aynı fıkranın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına yaptığı atıf uyarınca olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkarılmayacak bir ayıp olması durumunda, böyle bir ayıbın bulunduğunun anlaşılması halinde hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği, dosya kapsamından davacının davalıya bu durumu bildirir ayıp ihbarında bulunmadığının anlaşıldığı, en geç ayıbı öğrenme tarihinin tespit dosyasındaki bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ tarihi olan 08.06.2016 tarihi olarak kabul edileceği, davacı tarafça ayıp ihbarında bulunulmadığı gibi raporun tebliğinden yaklaşık altı buçuk ay sonra 26.12.2016 tarihinde dava açtıklarının anlaşıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği hemen satıcıya durumu bildirmediğinin kabulü ile süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin dava dilekçelerinde ve daha sonraki beyanlarında belirttikleri hususları dikkate almadığını, yeterli araştırma yapmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verdiğini, dava konusu mallardaki ayıbın İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/53 D.İş dosyası ile tespitinin yapıldığını, davalı şirketin müvekkiline göndermiş olduğu malların sözleşmede kararlaştırılan kriterlere uygun olmadığının tespit edildiğini, akabinde Yerel Mahkeme tarafından görevlendirilmiş bilirkişi tarafından alınan raporda satıcının, müvekkiline göndermiş olduğu malların taraflar arasında kararlaştırılan sözleşmeye uygun olmadığı yönünde olduğunu, öncelikle davalı şirket basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davalı şirketin göndermiş olduğu malların sözleşmede kararlaştırılmış mallar olmadığının sabit olduğunu, edimini gereği gibi ifa edemediğini, taraflar arasında yapılan anlaşma ve siparişi verilmiş olan boruların nerde kullanılacağının davalı satıcı tarafından bilindiğini, davalı şirketin ticari faaliyetleri gereği göndermiş olduğu malların sözleşmeye uygun olup olmadığını bilecek tecrübeye sahip olmasına rağmen dürüstülük kuralına aykırı davranarak, kötü niyetli olarak müvekkiline ayıplı malları gönderdiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiş, daha sonra verdiği dilekçesiyle müvekkilinin davalı şirkete 29.07.2019 tarihinde mail yolu ile İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/53 D.İş. numaralı dosyası ile durumu kendilerine bildirdiğini, davalı şirketin bu durumu göz ardı ederek gerekeni yapmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı yönündeki savunmasına karşı, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılama esnasında ileri sürmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 357 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince resen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların istinaf aşamasında dinlenemeyeceği bu sebeple davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, davalı şirketin göndermiş olduğu malların sözleşmede kararlaştırılmış mallar olmadığı sabit olup edimini gereği gibi ifa edemediğini, taraflar arasında yapılan anlaşma ve siparişi verilmiş olan boruların nerde kullanılacağının davalı satıcı tarafından bilindiğini, bu sebeple satıcının ayıp ihbarının süresinde olmadığını ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, ticari ilişkiye dayalı ayıplı mal sebebi ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tbk 223

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3671 E. 2021/1915 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yazılı delil ile ispat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4135 E. 2024/534 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/3859 E.  ,  2024/52 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/2625 Esas, 2022/444 Karar

DAVA TARİHİ

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

(Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)

SAYISI 2016/387 E., 2019/311 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin satıcı davalı şirket ile satış sözleşmesi imzaladığını ve sözleşme uyarınca satıcıdan ürünleri toplam 272.500,80 TL karşılığında satın aldığını, satın alınan bu ürünlerin "Haydarpaşa Liman İşletme Müdürlüğü, Harem Üsküdar İstanbul" adresinde bulunan işletmede kullanıldığını, boru ve manşonların daha sonradan hatalı ve ayıplı olduğunun ortaya çıktığını, müvekkilinin sipariş ettiği tüm bu ürünlerin müvekkiline geç teslim edildiği gibi ayıplı şekilde teslimat yapıldığını, müvekkilinin kendisine gönderilen ürünlerin ayıplı olduğunu ürünleri kullandıktan sonra fark ettiğini, İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesi 2016/53 Değişik İş sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunduklarını, rapora göre, tespit konusu Q225 anma çaplı HDPE borunun standarta (TSE 418-2 ) uygun olmadığından ayıplı ürün olarak üretildiği, mevcut boruların kullanılması neticesinde de normal birleştirmelerin olmaması nedeniyle sistemde sızıntıların olacağı, davalı şirketin sözleşme ve eklerine aykırı olarak davrandığının tespit edildiğini, bu sebeple müvekkilinin uğramış olduğu zararın giderilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, müvekkilinin ayıplı mal nedeniyle uğramış olduğu şimdilik 10.000,00 TL maddi zararın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 11.06.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 240.443,76 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan satım sözleşmesi gereğince ürünlerin zamanında ve eksiksiz olarak davacıya teslim edildiğini, müvekkil şirketin sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirttiği hukuki dayanaktan yoksun bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, davacı tarafa teslim edilen ve arazide kullanılan ürünlerin ne şartlarda stoklandığı ve hangi şartlarda uygulama yapıldığı konusunda herhangi bir açıklayıcı bilgi olmadığını, arazi şartlarında uzun süre kullanıldıktan sonra tespitin yapılmasının hiç bir zaman doğru sonuç vermeyeceğini, doğru sonuç alabilmek için ürünlerin laboratuar şartlarında ve belli koşullarda şartlandırılmış ürünler üzerinden yapılması gerektiğini ürünlerin standartlarına aykırı bir ölçüm yapıldığını savunarak davanın reddini istemiş, daha sonra cevap dilekçesini ıslah ederek süresinde ayıp ihbarı yapılmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında bulunan sözleşmelerin ve tespit dosyasının incelenmesinde dava konusu boruların 25.05.2015 tarihinde davacı tarafa teslim edildiği, davacı tarafın 12.05.2016 tarihinde İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinden tespit talep ettiği, tespit dosyasında raporun 31.05.2016 tarihinde Mahkemeye ibraz edildiği ve raporun tespit talep eden dosya davacısına 08.06.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafın en kötü ihtimal borulardaki ayıpları 08.06.2016 tarihinde öğrendiği, alınan raporlarda ayıbın zamanla kullanım sonucu ortaya çıkabilecek ayıp olduğu, basit bir muayene ile anlaşılabilecek nitelikte bir ayıp olmadığının tespitinin yapıldığı, hal böyle olunca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan iki ve sekiz günlük sürenin somut olayda uygulama yeri bulmayacağı, fakat aynı fıkranın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına yaptığı atıf uyarınca olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkarılmayacak bir ayıp olması durumunda, böyle bir ayıbın bulunduğunun anlaşılması halinde hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği, dosya kapsamından davacının davalıya bu durumu bildirir ayıp ihbarında bulunmadığının anlaşıldığı, en geç ayıbı öğrenme tarihinin tespit dosyasındaki bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ tarihi olan 08.06.2016 tarihi olarak kabul edileceği, davacı tarafça ayıp ihbarında bulunulmadığı gibi raporun tebliğinden yaklaşık altı buçuk ay sonra 26.12.2016 tarihinde dava açtıklarının anlaşıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği hemen satıcıya durumu bildirmediğinin kabulü ile süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin dava dilekçelerinde ve daha sonraki beyanlarında belirttikleri hususları dikkate almadığını, yeterli araştırma yapmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verdiğini, dava konusu mallardaki ayıbın İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/53 D.İş dosyası ile tespitinin yapıldığını, davalı şirketin müvekkiline göndermiş olduğu malların sözleşmede kararlaştırılan kriterlere uygun olmadığının tespit edildiğini, akabinde Yerel Mahkeme tarafından görevlendirilmiş bilirkişi tarafından alınan raporda satıcının, müvekkiline göndermiş olduğu malların taraflar arasında kararlaştırılan sözleşmeye uygun olmadığı yönünde olduğunu, öncelikle davalı şirket basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davalı şirketin göndermiş olduğu malların sözleşmede kararlaştırılmış mallar olmadığının sabit olduğunu, edimini gereği gibi ifa edemediğini, taraflar arasında yapılan anlaşma ve siparişi verilmiş olan boruların nerde kullanılacağının davalı satıcı tarafından bilindiğini, davalı şirketin ticari faaliyetleri gereği göndermiş olduğu malların sözleşmeye uygun olup olmadığını bilecek tecrübeye sahip olmasına rağmen dürüstülük kuralına aykırı davranarak, kötü niyetli olarak müvekkiline ayıplı malları gönderdiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiş, daha sonra verdiği dilekçesiyle müvekkilinin davalı şirkete 29.07.2019 tarihinde mail yolu ile İstanbul Anadolu 6.

Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/53 D.İş. numaralı dosyası ile durumu kendilerine bildirdiğini, davalı şirketin bu durumu göz ardı ederek gerekeni yapmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı yönündeki savunmasına karşı, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılama esnasında ileri sürmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 357 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince resen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların istinaf aşamasında dinlenemeyeceği bu sebeple davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, davalı şirketin göndermiş olduğu malların sözleşmede kararlaştırılmış mallar olmadığı sabit olup edimini gereği gibi ifa edemediğini, taraflar arasında yapılan anlaşma ve siparişi verilmiş olan boruların nerde kullanılacağının davalı satıcı tarafından bilindiğini, bu sebeple satıcının ayıp ihbarının süresinde olmadığını ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, ticari ilişkiye dayalı ayıplı mal sebebi ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030617600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.