Tescil iptali | Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/11976 E. 2011/324 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
geçici tescil↗ kesin delil↗ hazirun cetveli↗ pay sahipliği↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ pasif husumet yokluğu↗ pay defteri↗ pasif husumet↗ hamil↗ husumet yokluğu↗ istirdat↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ kötüniyet↗ kesin hüküm↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin pay defterinin hukuka aykırı yollarla şirket nezdinden çıkarıldığı ve davacılardan ...’un hisselerinin çalındığı iddia olunduğundan bilirkişiler aracılığıyla davalı şirketin 1996 yılından itibaren genel kurullarındaki paydaşlık durumunun incelendiği, buna göre davalılardan yalnızca ...’nun hissedar olduğu, pay defterinde 2001 tarihinden sonra yapılan kayıtların tarih taşımadığı, üye imzalarının bulunmadığı, pay defterinin sağlıklı tutulmadığı, bu nedenle pay defterine itibar edilemeyeceği, olağanüstü genel kurul toplantısına çağrının yönetim kurulu üyeleri veya denetçi tarafından yapılmasının gerektiği, somut olayda bu kişiler tarafından yapılan bir çağrı olmadığı gibi genel kurula dahi katılmadıkları, bu durumun yasaya aykırılık teşkil ettiği, iptali istenen genel kurulun hissedar olduğu kanıtlanmayan kişiler tarafından yapılarak kararlar alındığı, genel kurulun yapılış şeklinin ve alınan kararların TTK’nun 381. maddesinde belirtildiği şekilde kanuna aykırı olduğu, davanın niteliği gereği gerçek kişilere karşı açılamayacağı, birleşen dava yönünden ise ticaret sicil memurluğunun mevcut sermaye ve hazirun cetvelinde yer alan sermaye ve hisse oranları arasındaki farkı gerekçe göstererek kati tescil talebini reddettiği, tarafların geçici tescil talepleri üzerine geçici tescil kararı verdiğini, yapılan işlemin TTK’nun 34/4. maddesine uygun olduğu gerekçesiyle asıl davada davalı gerçek kişiler yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden davanın kabulü ile şirketin 11.07.2007 günlü genel kurulunda alınan kararların iptaline, birleşen davada davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı asıl davadaki davalılar vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava davalı şirketin genel kurul kararlarının iptaline yönelik olup, mahkemece davalı şirketin hisselerinin nama yazılı olduğu ve iptali istenen genel kurula katılan ortakların buna göre pay sahipleri olmadıkları neticesine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dosya içerisinde mevcut ticari sicil kayıtlarında şirket hisselerinin hamiline yazılı olduğu belirtilmektedir. Bu durumda, öncelikle şirket hisselerinin hamiline mi yoksa nama mı yazılı olduğu açıklığa kavuşturularak buna göre neticeye varılmak gerekirken hisse senetlerinin nama yazılı olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Ayrıca, dosya içerisinde bulunan İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesi’nin 2005/437 Esas, 2006/703 Karar sayılı dosyasından, bu davanın davacısı ...’un bu davanın davalılarından olan ..., ... ve ... aleyhine hisse senetlerinin istirdatı için açtığı davada, mahkemece hisse senetlerinin hamiline olduğu, davalıların kötüniyetli olduklarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmış olduğundan mahkemece bu dava dosyasının taraflar yönünden kesin delil teşkil ettiğinin gözden kaçırılması da bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tescil iptali | Genel kurul kararının iptali 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5542 E. 2011/7827 K.
Ortak:geçici tescil · hazirun cetveli · olağanüstü genel kurul · pasif husumet yokluğu · pay defteri · pasif husumet · husumet yokluğu · ticaret sicili · dava şartı · Tescil iptali, Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin «pay defterinin» hukuka aykırı yollarla şirket nezdinden çıkarıldığı ve davacılardan ...’un hisselerinin çalındığı iddia olunduğundan bilirkişiler aracılığıyla davalı şirketin 1996 yılından itibaren genel kurullarındaki paydaşlık durumunun incelendiği, buna göre davalılardan yalnızca ...’nun hissedar olduğu, pay defterinde 2001 tarihinden sonra yapılan kayıtların tarih taşımadığı, üye imzalarının bulunmadığı, pay defterinin sağlıklı tutulmadığı, bu nedenle pay defterine itibar edilemeyeceği, «olağanüstü genel kurul» toplantısına çağrının «yönetim kurulu» üyeleri veya denetçi tarafından yapılmasının gerektiği, somut olayda bu kişiler tarafından yapılan bir çağrı olmadığı gibi genel kurula dahi katılmadıkları, bu durumun yasaya aykırılık teşkil ettiği, iptali istenen genel kurulun hissedar olduğu kanıtlanmayan kişiler tarafından yapılarak kararlar alındığı, genel kurulun yapılış şeklinin ve alınan kararların TTK’nun 381. maddesinde belirtildiği şekilde kanuna aykırı olduğu, davanın niteliği gereği gerçek kişilere karşı açılamayacağı, birleşen dava yönünden ise «ticaret sicil» memurluğunun mevcut sermaye ve «hazirun cetvelinde» yer alan sermaye ve hisse oranları arasındaki farkı gerekçe göstererek kati tescil talebini reddettiği, tarafların «geçici tescil» talepleri üzerine geçici tescil kararı verdiğini, yapılan işlemin TTK’nun 34/4. maddesine uygun olduğu gerekçesiyle asıl davada davalı gerçek kişiler yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden davanın kabulü ile şirketin 11.07.2007 günlü genel kurulunda alınan kararların iptaline, birleşen davada davanın reddine …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin «pay defterinin» hukuka aykırı yollarla şirket nezdinden çıkarıldığı ve davacılardan ...’un hisselerinin çalındığı iddia olunduğundan bilirkişiler aracılığıyla davalı şirketin 1996 yılından itibaren genel kurullarındaki paydaşlık durumunun incelendiği, buna göre davalılardan yalnızca ...’nun hissedar olduğu, pay defterinde 2001 tarihinden sonra yapılan kayıtların tarih taşımadığı, üye imzalarının bulunmadığı, pay defterinin sağlıklı tutulmadığı, bu nedenle pay defterine itibar edilemeyeceği, «olağanüstü genel kurul» toplantısına çağrının «yönetim kurulu» üyeleri veya denetçi tarafından yapılmasının gerektiği, somut olayda bu kişiler tarafından yapılan bir çağrı olmadığı gibi genel kurula dahi katılmadıkları, bu durumun yasaya aykırılık teşkil ettiği, iptali istenen genel kurulun hissedar olduğu kanıtlanmayan kişiler tarafından yapılarak kararlar alındığı, genel kurulun yapılış şeklinin ve alınan kararların TTK’nun 381. maddesinde belirtildiği şekilde kanuna aykırı olduğu, davanın niteliği gereği gerçek kişilere karşı açılamayacağı, birleşen dava yönünden ise «ticaret sicil» memurluğunun mevcut sermaye ve «hazirun cetvelinde» yer alan sermaye ve hisse oranları arasındaki farkı gerekçe göstererek kati tescil talebini reddettiği, tarafların «geçici tescil» talepleri üzerine geçici tescil kararı verdiğini, yapılan işlemin TTK’nun 34/4. maddesine uygun olduğu gerekçesiyle asıl davada davalı gerçek kişiler yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden davanın kabulü ile şirketin 11.07.2007 günlü genel kurulunda alınan kararların iptaline, birleşen davada davanın reddine …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3306 E. 2015/12608 K.
Ortak:hazirun cetveli · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin «pay defterinin» hukuka aykırı yollarla şirket nezdinden çıkarıldığı ve davacılardan ...’un hisselerinin çalındığı iddia olunduğundan bilirkişiler aracılığıyla davalı şirketin 1996 yılından itibaren genel kurullarındaki paydaşlık durumunun incelendiği, buna göre davalılardan yalnızca ...’nun hissedar olduğu, pay defterinde 2001 tarihinden sonra yapılan kayıtların tarih taşımadığı, üye imzalarının bulunmadığı, pay defterinin sağlıklı tutulmadığı, bu nedenle pay defterine itibar edilemeyeceği, «olağanüstü genel kurul» toplantısına çağrının «yönetim kurulu» üyeleri veya denetçi tarafından yapılmasının gerektiği, somut olayda bu kişiler tarafından yapılan bir çağrı olmadığı gibi genel kurula dahi katılmadıkları, bu durumun yasaya aykırılık teşkil ettiği, iptali istenen genel kurulun hissedar olduğu kanıtlanmayan kişiler tarafından yapılarak kararlar alındığı, genel kurulun yapılış şeklinin ve alınan kararların TTK’nun 381. maddesinde belirtildiği şekilde kanuna aykırı olduğu, davanın niteliği gereği gerçek kişilere karşı açılamayacağı, birleşen dava yönünden ise «ticaret sicil» memurluğunun mevcut sermaye ve «hazirun cetvelinde» yer alan sermaye ve hisse oranları arasındaki farkı gerekçe göstererek kati tescil talebini reddettiği, tarafların «geçici tescil» talepleri üzerine geçici tescil kararı verdiğini, yapılan işlemin TTK’nun 34/4. maddesine uygun olduğu gerekçesiyle asıl davada davalı gerçek kişiler yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden davanın kabulü ile şirketin 11.07.2007 günlü genel kurulunda alınan kararların iptaline, birleşen davada davanın reddine …
Benzer bu karardaM.'ın tarafların ortağı bulunduğu şirkette hiç bir zaman ortak bulunmadığı, «gizli ortaklığın» kanıtlanmadığı, hatta dava dışı şirketin 2.400.000.000 TL'lik davalı adına olan ortaklık ve hissedarlığının davacının bizzat imzaladığı tutanaklarla sabit olduğu, 06.04.2006 tarihli ve gerek 27.04.2007 tarihli bu toplantı «hazirun cetveli» ile davacının ve davalının hazirun cetvelinin belirli pay tutarlarının kesinleştiği, davacının itirazlarının olmadığı, davacının hem hissedar hem de «yönetim kurulu» başkan yardımcısı olarak görev yaptığı, çeklerle iddianın bu davada dinlenemeyeceği, kendisi tarafından yapılan ödemenin kanıtlanmadığı, «nama yazılı pay» senedinin devrinin «ciro» ve «teslim» ile gerçekleşeceği, dava dışı G.K.A.Ş hisselerini satın alan C.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gizli ortaklık · nama yazılı pay · satış vaadi sözleşmesi · ciro · teslim
Benzer bu karardaM.'ın tarafların ortağı bulunduğu şirkette hiç bir zaman ortak bulunmadığı, «gizli ortaklığın» kanıtlanmadığı, hatta dava dışı şirketin 2.400.000.000 TL'lik davalı adına olan ortaklık ve hissedarlığının davacının bizzat imzaladığı tutanaklarla sabit olduğu, 06.04.2006 tarihli ve gerek 27.04.2007 tarihli bu toplantı «hazirun cetveli» ile davacının ve davalının hazirun cetvelinin belirli pay tutarlarının kesinleştiği, davacının itirazlarının olmadığı, davacının hem hissedar hem de «yönetim kurulu» başkan yardımcısı olarak görev yaptığı, çeklerle iddianın bu davada dinlenemeyeceği, kendisi tarafından yapılan ödemenin kanıtlanmadığı, «nama yazılı pay» senedinin devrinin «ciro» ve «teslim» ile gerçekleşeceği, dava dışı G.K.A.Ş hisselerini satın alan C.
M.'ın bu şirket hissedarı olduğunu gösteren hiçbir kanıt sunulmadığı, 25.10.2004 tarihli devir sözleşmesinin ancak «satış vaadi sözleşmesi» niteliğinde olduğu, bu nedenlerle C.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2170 E. 2014/10654 K.
Ortak:hazirun cetveli · pay sahipliği · pay defteri · hamil · ticaret sicili · husumet · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin «pay defterinin» hukuka aykırı yollarla şirket nezdinden çıkarıldığı ve davacılardan ...’un hisselerinin çalındığı iddia olunduğundan bilirkişiler aracılığıyla davalı şirketin 1996 yılından itibaren genel kurullarındaki paydaşlık durumunun incelendiği, buna göre davalılardan yalnızca ...’nun hissedar olduğu, pay defterinde 2001 tarihinden sonra yapılan kayıtların tarih taşımadığı, üye imzalarının bulunmadığı, pay defterinin sağlıklı tutulmadığı, bu nedenle pay defterine itibar edilemeyeceği, «olağanüstü genel kurul» toplantısına çağrının «yönetim kurulu» üyeleri veya denetçi tarafından yapılmasının gerektiği, somut olayda bu kişiler tarafından yapılan bir çağrı olmadığı gibi genel kurula dahi katılmadıkları, bu durumun yasaya aykırılık teşkil ettiği, iptali istenen genel kurulun hissedar olduğu kanıtlanmayan kişiler tarafından yapılarak kararlar alındığı, genel kurulun yapılış şeklinin ve alınan kararların TTK’nun 381. maddesinde belirtildiği şekilde kanuna aykırı olduğu, davanın niteliği gereği gerçek kişilere karşı açılamayacağı, birleşen dava yönünden ise «ticaret sicil» memurluğunun mevcut sermaye ve «hazirun cetvelinde» yer alan sermaye ve hisse oranları arasındaki farkı gerekçe göstererek kati tescil talebini reddettiği, tarafların «geçici tescil» talepleri üzerine geçici tescil kararı verdiğini, yapılan işlemin TTK’nun 34/4. maddesine uygun olduğu gerekçesiyle asıl davada davalı gerçek kişiler yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden davanın kabulü ile şirketin 11.07.2007 günlü genel kurulunda alınan kararların iptaline, birleşen davada davanın reddine …
Asıl dava davalı şirketin «genel kurul kararlarının iptaline» yönelik olup, mahkemece davalı şirketin hisselerinin nama yazılı olduğu ve iptali istenen genel kurula katılan ortakların buna göre «pay sahipleri» olmadıkları neticesine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dosya içerisinde mevcut ticari sicil kayıtlarında şirket hisselerinin «hamiline» yazılı olduğu belirtilmektedir.
Bu durumda, öncelikle şirket hisselerinin «hamiline» mi yoksa nama mı yazılı olduğu açıklığa kavuşturularak buna göre neticeye varılmak gerekirken hisse senetlerinin nama yazılı olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının payını devrettiğine ya da başka bir hukuki sebeple «pay sahipliği sıfatının» ortadan kalktığına dair bilgi ve belgenin bulunmadığı, davacının pay sahipliğinin bir şekilde ortadan kalkması ve 2010 tarihi genel kurulda payın yeni ortak olan Ö,, A,,'a aktarılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı şirketin de, davacıya ait şirket «payının» ne şekilde ortadan kalktığına dair geçerli bir delil sunamadığı, davacının, davalı şirketin «pay defterleri» ve «hazirun cetvelinde» belirtilen %5 oranında ortağı olduğu, davacı vekilinin ortaklık ve payın davalı şirket defterleri ile «ticaret siciline tescili» ve ticaret sicili gazetesinde «ilanı» taleplerinin idari mahiyette olup, re'sen Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce ve davalı şirketçe yerine getirilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, şirketin kuruluşundan …
İ..'nin davalı şirketin %5 hisseli ortağı olduğunun tespitine, davacının ortaklık ve payın davalı şirket «defterleri» ile «ticaret sicili» kayıtlarına tescili ve Ticaret Sicili Gazetesi'nde «ilanına» ilişkin talebinin reddine, kâr «payı alacağı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… mahkemece öncelikle şirketin pay senedi çıkarıp çıkarmadığı, çıkarmış ise davalı şirket ana sözleşmesinin halen ne gibi hükümler taşıdığı hususları (davalı şirketin «ticaret sicil» dosyasının aslı veya «tasdikli» sureti dosyaya celbedilerek) belirlenip, bu belirlemeye göre davacının paylarının halen kimin üzerinde olduğu ve bu kişiye ayrıca «husumet» yöneltilmesi gerekip gerekmediği yukarıda açıklanan hususlar nazara alınarak değerlendirilip neticesine göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliği sıfatı · hamiline yazılı hisse senedi · ortaklık sıfatı · kâr payı alacağı · ticaret sicili tescili · alacağın temliki · tasdik kararı · hisse senedi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının payını devrettiğine ya da başka bir hukuki sebeple «pay sahipliği sıfatının» ortadan kalktığına dair bilgi ve belgenin bulunmadığı, davacının pay sahipliğinin bir şekilde ortadan kalkması ve 2010 tarihi genel kurulda payın yeni ortak olan Ö,, A,,'a aktarılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı şirketin de, davacıya ait şirket «payının» ne şekilde ortadan kalktığına dair geçerli bir delil sunamadığı, davacının, davalı şirketin «pay defterleri» ve «hazirun cetvelinde» belirtilen %5 oranında ortağı olduğu, davacı vekilinin ortaklık ve payın davalı şirket defterleri ile «ticaret siciline tescili» ve ticaret sicili gazetesinde «ilanı» taleplerinin idari mahiyette olup, re'sen Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce ve davalı şirketçe yerine getirilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, şirketin kuruluşundan …
6762 sayılı TTK'nın 409 vd. maddelerinde şirket hisselerinin «hamiline» veya nama olarak düzenlenebileceği belirtilmiş olup, anılan Yasa'nın 415. maddesinde de «hamiline yazılı hisse senedinin» devrinin «teslim» ile mümkün olduğu, nama yazılı hisse senedinin devrinin ise «ciro» edilmiş senedin devralana teslimi ile gerçekleşeceği öngörülmüştür.
Şayet, şirket «hisse senedi» çıkarmamış ise payın devri; devredenle devralan arasında «alacağın temliki» hükümleri gereğince düzenlenmesi gereken yazılı bir devir sözleşmesi ile mümkündür.
İ..'nin davalı şirketin %5 hisseli ortağı olduğunun tespitine, davacının ortaklık ve payın davalı şirket «defterleri» ile «ticaret sicili» kayıtlarına tescili ve Ticaret Sicili Gazetesi'nde «ilanına» ilişkin talebinin reddine, kâr «payı alacağı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/11976 E. , 2011/324 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.01.2010 tarih ve 2007/698-2010/10 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davadaki davalılar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı anonim şirketin çoğunluk hisselerine sahip olduklarını, davalılardan yalnızca ...’nun anılan şirketin hissedarı olduğunu, buna rağmen davalıların 11.07.2007 tarihinde şirket genel kurulunu toplayarak bir takım kararlar aldıklarını, bu genel kurul tutanağında hissedar görünenlerin hisselerinin ve hazirun cetvelinin gerçeği yansıtmadığını, hileli işlemlerle şirketin tüm hisselerinin temsil edilmiş gibi bir izlenim yaratıldığını, oysa şirket hisselerinin büyük bir oranının toplantıda temsil edilmediğini, toplantı nisabının sağlanmadığını, şirket hisselerinin tamamının nama yazılı olarak çıkarıldığını, toplam 40.000 hisseden 35.838 hissenin müvekkili ...’a ait olduğunu, müvekkiline ait hisse senetlerinin çalındığını, bu senetlerin zayi olması nedeniyle iptal davasının derdest olduğunu, davalıların şirket yönetim kurulu üyelerine çektikleri ihtarnamede ellerinde hamile yazılı geçici ilmühaber bulunduğunu, bu nedenle şirketin % hissesinin sahibi olduklarını iddia ettiklerini, oysa bu ilmühaberlerin şirket sermayesinin tamamı ödenmeden çıkarıldıkları için geçersiz olduğunu, ilmühaberlerin geçersiz olmadıkları düşünülse bile bunların da şirkette meydana gelen hırsızlıkta çalındıklarını, hırsızlık yoluyla müvekkilinin elinden çıkan hisse senetlerinin davalıları hak sahibi yapmasının mümkün olmadığını, şirketin pay defterinin de 2004 yılında çalındığını, davalıların bu pay defterinin noter onaylı fotokopilerini mahkemeye sunduklarını, bu durumun davalıların pay defterini hukuki dayanaktan yoksun olarak ellerinde tuttuklarını gösterdiğini, olağanüstü genel kurul toplantılarında ortakları davet yetkisinin sadece idare meclisi ve murakıplara ait olduğunu, davalıların bu sıfatı taşımadıklarını, genel kurul hazirun cetvelinde hissedar olarak gözüken ...
ve ...’ın aslında şirketin işçileri olduklarını ileri sürerek genel kurul kararının iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, yapılan genel kurul toplantısının mevzuata ve gerçeklere uygun olarak gerçekleştirildiğini, toplantıya şirket sermayesinin tamamına sahip olan pay sahiplerinin katıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacılar vekili, ...’nün gerekli araştırmayı yapmadan dava dışı anonim şirketin genel kurulunda alınan kararı geçici olarak tescil ettiğini ileri sürerek anılan tescilin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan işlemin mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin pay defterinin hukuka aykırı yollarla şirket nezdinden çıkarıldığı ve davacılardan ...’un hisselerinin çalındığı iddia olunduğundan bilirkişiler aracılığıyla davalı şirketin 1996 yılından itibaren genel kurullarındaki paydaşlık durumunun incelendiği, buna göre davalılardan yalnızca ...’nun hissedar olduğu, pay defterinde 2001 tarihinden sonra yapılan kayıtların tarih taşımadığı, üye imzalarının bulunmadığı, pay defterinin sağlıklı tutulmadığı, bu nedenle pay defterine itibar edilemeyeceği, olağanüstü genel kurul toplantısına çağrının yönetim kurulu üyeleri veya denetçi tarafından yapılmasının gerektiği, somut olayda bu kişiler tarafından yapılan bir çağrı olmadığı gibi genel kurula dahi katılmadıkları, bu durumun yasaya aykırılık teşkil ettiği, iptali istenen genel kurulun hissedar olduğu kanıtlanmayan kişiler tarafından yapılarak kararlar alındığı, genel kurulun yapılış şeklinin ve alınan kararların TTK’nun 381.
maddesinde belirtildiği şekilde kanuna aykırı olduğu, davanın niteliği gereği gerçek kişilere karşı açılamayacağı, birleşen dava yönünden ise ticaret sicil memurluğunun mevcut sermaye ve hazirun cetvelinde yer alan sermaye ve hisse oranları arasındaki farkı gerekçe göstererek kati tescil talebini reddettiği, tarafların geçici tescil talepleri üzerine geçici tescil kararı verdiğini, yapılan işlemin TTK’nun 34/4. maddesine uygun olduğu gerekçesiyle asıl davada davalı gerçek kişiler yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden davanın kabulü ile şirketin 11.07.2007 günlü genel kurulunda alınan kararların iptaline, birleşen davada davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı asıl davadaki davalılar vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava davalı şirketin genel kurul kararlarının iptaline yönelik olup, mahkemece davalı şirketin hisselerinin nama yazılı olduğu ve iptali istenen genel kurula katılan ortakların buna göre pay sahipleri olmadıkları neticesine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dosya içerisinde mevcut ticari sicil kayıtlarında şirket hisselerinin hamiline yazılı olduğu belirtilmektedir. Bu durumda, öncelikle şirket hisselerinin hamiline mi yoksa nama mı yazılı olduğu açıklığa kavuşturularak buna göre neticeye varılmak gerekirken hisse senetlerinin nama yazılı olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Ayrıca, dosya içerisinde bulunan İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesi’nin 2005/437 Esas, 2006/703 Karar sayılı dosyasından, bu davanın davacısı ...’un bu davanın davalılarından olan ..., ... ve ... aleyhine hisse senetlerinin istirdatı için açtığı davada, mahkemece hisse senetlerinin hamiline olduğu, davalıların kötüniyetli olduklarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmış olduğundan mahkemece bu dava dosyasının taraflar yönünden kesin delil teşkil ettiğinin gözden kaçırılması da bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009220500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz