6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tescil iptali | Genel kurul kararının iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/11976 E. 2011/324 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
geçici tescil kesin delil hazirun cetveli pay sahipliği olağanüstü genel kurul genel kurul kararının iptali pasif husumet yokluğu pay defteri pasif husumet hamil husumet yokluğu istirdat ticaret sicili yönetim kurulu kararı kötüniyet kesin hüküm husumet e-defter

Atıf yapılan mevzuat: İİK · TTK — TTK 34TTK 381

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin pay defterinin hukuka aykırı yollarla şirket nezdinden çıkarıldığı ve davacılardan ...’un hisselerinin çalındığı iddia olunduğundan bilirkişiler aracılığıyla davalı şirketin 1996 yılından itibaren genel kurullarındaki paydaşlık durumunun incelendiği, buna göre davalılardan yalnızca ...’nun hissedar olduğu, pay defterinde 2001 tarihinden sonra yapılan kayıtların tarih taşımadığı, üye imzalarının bulunmadığı, pay defterinin sağlıklı tutulmadığı, bu nedenle pay defterine itibar edilemeyeceği, olağanüstü genel kurul toplantısına çağrının yönetim kurulu üyeleri veya denetçi tarafından yapılmasının gerektiği, somut olayda bu kişiler tarafından yapılan bir çağrı olmadığı gibi genel kurula dahi katılmadıkları, bu durumun yasaya aykırılık teşkil ettiği, iptali istenen genel kurulun hissedar olduğu kanıtlanmayan kişiler tarafından yapılarak kararlar alındığı, genel kurulun yapılış şeklinin ve alınan kararların TTK’nun 381. maddesinde belirtildiği şekilde kanuna aykırı olduğu, davanın niteliği gereği gerçek kişilere karşı açılamayacağı, birleşen dava yönünden ise ticaret sicil memurluğunun mevcut sermaye ve hazirun cetvelinde yer alan sermaye ve hisse oranları arasındaki farkı gerekçe göstererek kati tescil talebini reddettiği, tarafların geçici tescil talepleri üzerine geçici tescil kararı verdiğini, yapılan işlemin TTK’nun 34/4. maddesine uygun olduğu gerekçesiyle asıl davada davalı gerçek kişiler yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden davanın kabulü ile şirketin 11.07.2007 günlü genel kurulunda alınan kararların iptaline, birleşen davada davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı asıl davadaki davalılar vekili temyiz etmiştir.

Asıl dava davalı şirketin genel kurul kararlarının iptaline yönelik olup, mahkemece davalı şirketin hisselerinin nama yazılı olduğu ve iptali istenen genel kurula katılan ortakların buna göre pay sahipleri olmadıkları neticesine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dosya içerisinde mevcut ticari sicil kayıtlarında şirket hisselerinin hamiline yazılı olduğu belirtilmektedir. Bu durumda, öncelikle şirket hisselerinin hamiline mi yoksa nama mı yazılı olduğu açıklığa kavuşturularak buna göre neticeye varılmak gerekirken hisse senetlerinin nama yazılı olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

Ayrıca, dosya içerisinde bulunan İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesi’nin 2005/437 Esas, 2006/703 Karar sayılı dosyasından, bu davanın davacısı ...’un bu davanın davalılarından olan ..., ... ve ... aleyhine hisse senetlerinin istirdatı için açtığı davada, mahkemece hisse senetlerinin hamiline olduğu, davalıların kötüniyetli olduklarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmış olduğundan mahkemece bu dava dosyasının taraflar yönünden kesin delil teşkil ettiğinin gözden kaçırılması da bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Tescil iptali | Genel kurul kararının iptali 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5542 E. 2011/7827 K.

    Ortak: · dava şartı · Tescil iptali, Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Hisse Devrinin İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3306 E. 2015/12608 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Pay sahipliği sıfatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2170 E. 2014/10654 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/11976 E.  ,  2011/324 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.01.2010 tarih ve 2007/698-2010/10 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davadaki davalılar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı anonim şirketin çoğunluk hisselerine sahip olduklarını, davalılardan yalnızca ...’nun anılan şirketin hissedarı olduğunu, buna rağmen davalıların 11.07.2007 tarihinde şirket genel kurulunu toplayarak bir takım kararlar aldıklarını, bu genel kurul tutanağında hissedar görünenlerin hisselerinin ve hazirun cetvelinin gerçeği yansıtmadığını, hileli işlemlerle şirketin tüm hisselerinin temsil edilmiş gibi bir izlenim yaratıldığını, oysa şirket hisselerinin büyük bir oranının toplantıda temsil edilmediğini, toplantı nisabının sağlanmadığını, şirket hisselerinin tamamının nama yazılı olarak çıkarıldığını, toplam 40.000 hisseden 35.838 hissenin müvekkili ...’a ait olduğunu, müvekkiline ait hisse senetlerinin çalındığını, bu senetlerin zayi olması nedeniyle iptal davasının derdest olduğunu, davalıların şirket yönetim kurulu üyelerine çektikleri ihtarnamede ellerinde hamile yazılı geçici ilmühaber bulunduğunu, bu nedenle şirketin % hissesinin sahibi olduklarını iddia ettiklerini, oysa bu ilmühaberlerin şirket sermayesinin tamamı ödenmeden çıkarıldıkları için geçersiz olduğunu, ilmühaberlerin geçersiz olmadıkları düşünülse bile bunların da şirkette meydana gelen hırsızlıkta çalındıklarını, hırsızlık yoluyla müvekkilinin elinden çıkan hisse senetlerinin davalıları hak sahibi yapmasının mümkün olmadığını, şirketin pay defterinin de 2004 yılında çalındığını, davalıların bu pay defterinin noter onaylı fotokopilerini mahkemeye sunduklarını, bu durumun davalıların pay defterini hukuki dayanaktan yoksun olarak ellerinde tuttuklarını gösterdiğini, olağanüstü genel kurul toplantılarında ortakları davet yetkisinin sadece idare meclisi ve murakıplara ait olduğunu, davalıların bu sıfatı taşımadıklarını, genel kurul hazirun cetvelinde hissedar olarak gözüken ...

ve ...’ın aslında şirketin işçileri olduklarını ileri sürerek genel kurul kararının iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, yapılan genel kurul toplantısının mevzuata ve gerçeklere uygun olarak gerçekleştirildiğini, toplantıya şirket sermayesinin tamamına sahip olan pay sahiplerinin katıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Birleşen davada davacılar vekili, ...’nün gerekli araştırmayı yapmadan dava dışı anonim şirketin genel kurulunda alınan kararı geçici olarak tescil ettiğini ileri sürerek anılan tescilin iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, yapılan işlemin mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin pay defterinin hukuka aykırı yollarla şirket nezdinden çıkarıldığı ve davacılardan ...’un hisselerinin çalındığı iddia olunduğundan bilirkişiler aracılığıyla davalı şirketin 1996 yılından itibaren genel kurullarındaki paydaşlık durumunun incelendiği, buna göre davalılardan yalnızca ...’nun hissedar olduğu, pay defterinde 2001 tarihinden sonra yapılan kayıtların tarih taşımadığı, üye imzalarının bulunmadığı, pay defterinin sağlıklı tutulmadığı, bu nedenle pay defterine itibar edilemeyeceği, olağanüstü genel kurul toplantısına çağrının yönetim kurulu üyeleri veya denetçi tarafından yapılmasının gerektiği, somut olayda bu kişiler tarafından yapılan bir çağrı olmadığı gibi genel kurula dahi katılmadıkları, bu durumun yasaya aykırılık teşkil ettiği, iptali istenen genel kurulun hissedar olduğu kanıtlanmayan kişiler tarafından yapılarak kararlar alındığı, genel kurulun yapılış şeklinin ve alınan kararların TTK’nun 381.

maddesinde belirtildiği şekilde kanuna aykırı olduğu, davanın niteliği gereği gerçek kişilere karşı açılamayacağı, birleşen dava yönünden ise ticaret sicil memurluğunun mevcut sermaye ve hazirun cetvelinde yer alan sermaye ve hisse oranları arasındaki farkı gerekçe göstererek kati tescil talebini reddettiği, tarafların geçici tescil talepleri üzerine geçici tescil kararı verdiğini, yapılan işlemin TTK’nun 34/4. maddesine uygun olduğu gerekçesiyle asıl davada davalı gerçek kişiler yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden davanın kabulü ile şirketin 11.07.2007 günlü genel kurulunda alınan kararların iptaline, birleşen davada davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı asıl davadaki davalılar vekili temyiz etmiştir.

Asıl dava davalı şirketin genel kurul kararlarının iptaline yönelik olup, mahkemece davalı şirketin hisselerinin nama yazılı olduğu ve iptali istenen genel kurula katılan ortakların buna göre pay sahipleri olmadıkları neticesine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dosya içerisinde mevcut ticari sicil kayıtlarında şirket hisselerinin hamiline yazılı olduğu belirtilmektedir. Bu durumda, öncelikle şirket hisselerinin hamiline mi yoksa nama mı yazılı olduğu açıklığa kavuşturularak buna göre neticeye varılmak gerekirken hisse senetlerinin nama yazılı olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

Ayrıca, dosya içerisinde bulunan İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesi’nin 2005/437 Esas, 2006/703 Karar sayılı dosyasından, bu davanın davacısı ...’un bu davanın davalılarından olan ..., ... ve ... aleyhine hisse senetlerinin istirdatı için açtığı davada, mahkemece hisse senetlerinin hamiline olduğu, davalıların kötüniyetli olduklarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmış olduğundan mahkemece bu dava dosyasının taraflar yönünden kesin delil teşkil ettiğinin gözden kaçırılması da bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009220500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.