6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yediemin

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/9884 E. 2010/1251 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yediemin aaüt maktu vekalet ücreti marka hakkına tecavüz haksız rekabet fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi vekalet ücreti teslim

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 58

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve haksız rekabetin men’ine, davalı işyerinde bulunan, el konulan ve yediemine teslim edilmiş olan 8 adet 2 kg.lık boş Aygaz markalı tüplerin imhasına, davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine ilişkin talebin reddine, 100,00 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm özetinin karar kesinleştikten sonra gazetede yayınlanmasına, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, durdurulması, manevi tazminat ve diğer fer’i istemlere ilişkindir.

Haksız rekabet nedeniyle zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz kalan kimse tarafından açılması mümkün davalara ilişkin düzenlemeyi içeren TTK’nun 58. maddesinin e bendinde Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde gösterilen şartların mevcudiyeti halinde manevi tazminat da istenebileceği belirtilmiştir.556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 62. maddesinde ise marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin manevi zararın tazminini isteyebileceği düzenlenmiştir.

Somut olayda mahkemece, davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu sonucuna varılarak yazılı şekilde haksız rekabetin tespiti ve men’ine ancak marka hakkına tecavüz bulunmadığı gerekçesiyle bu yöndeki talebin reddine karar verilmiştir.Oysaki davalının sabit görülen eylemleri aynı zamanda davacının tescilli markasının izinsiz ve haksız olarak kullanılması sonucunu da doğurduğundan davalının eylemleri nedeniyle davacının marka hakkının da tecavüze uğradığının kabulü gerekmektedir.Bu durumda, davacının marka hakkına vaki tecavüzün de tespiti ile önlenmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde markaya yönelik tecavüz bulunmadığından bahisle davacının bu yöndeki isteminin reddi doğru olmadığı gibi hükmedilen 100,00 YTL manevi tazminat miktarının da olayın meydana geldiği tarih, olayın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında olaydan dolayı davacının uğradığı manevi zararı gidermeye yeterli bir miktar olarak kabulü mümkün değildir. Bu durum karşısında mahkemece, davacının marka hakkına tecavüzün varlığına ilişkin tespit ve durdurulması yönündeki istemlerinin kabulü ile davacı yararına daha ılımlı, adalete uygun ve makul bir manevi tazminat miktarına hükmedilmesi gerektiğinden kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

2-Öte yandan mahkemece, davalının haksız rekabette bulunduğunun tespit ve önlenmesi ile manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Davacı taraf esasen her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmiştir. Davacının davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini bu şekilde tek bir davada isteyebilmesi mümkündür. Davaya niteliği gereği mahkemece fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi sıfatıyla bakılmıştır. Bu durum karşısında mahkemece, davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerinde görülen davalar için belirlediği maktu miktar üzerinden kabul edilen haksız rekabetin tespit ve önlenmesi istemleri için ayrı, manevi tazminat istemi için ayrı olmak üzere toplam iki kez maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde tek maktu vekalet ücretine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.

3-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; yukarıda açıklanan bozma neden ve kapsamlarına göre davalı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Yediemin 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9892 E. 2010/1252 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yediemin 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10358 E. 2010/1289 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yediemin

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10095 E. 2010/1253 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Aaüt

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10097 E. 2010/1066 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10886 E. 2010/1991 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Aaüt

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10098 E. 2010/1078 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Aaüt

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10091 E. 2010/1079 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10075 E. 2010/918 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/9884 E.  ,  2010/1251 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Kayseri 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.05.2008 tarih ve 2007/279 - 2008/243 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin mülkiyetinde olan ve tescilli markasını taşıyan Aygaz markalı tüplerin sadece müvekkiline mukavele ile bağlı bulunan bayiler tarafından satışa arzının mümkün olduğunu, davalının müvekkili ile hiçbir akdi ilişkisi olmadığı halde davalı şirkete ait işyerinde yapılan aramada Aygaz markalı boş tüplerin tespit edildiğini, davalının bu eyleminin haksız rekabet ve müvekkilinin marka kullanım hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının eylemlerinin müvekkili şirketin tescilli markalarından faydalanma haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüzün durdurulmasına, davalının bulundurduğu Aygaz markalı tüplerin toplatılmasına ve bu tüplerin imha edilmesi suretiyle vaki marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin men’ine, hükmün gazetede yayınlanmasına, maddi tazminata ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve haksız rekabetin men’ine, davalı işyerinde bulunan, el konulan ve yediemine teslim edilmiş olan 8 adet 2 kg.lık boş Aygaz markalı tüplerin imhasına, davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine ilişkin talebin reddine, 100,00 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm özetinin karar kesinleştikten sonra gazetede yayınlanmasına, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, durdurulması, manevi tazminat ve diğer fer’i istemlere ilişkindir.

Haksız rekabet nedeniyle zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz kalan kimse tarafından açılması mümkün davalara ilişkin düzenlemeyi içeren TTK’nun 58. maddesinin e bendinde Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde gösterilen şartların mevcudiyeti halinde manevi tazminat da istenebileceği belirtilmiştir.556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 62. maddesinde ise marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin manevi zararın tazminini isteyebileceği düzenlenmiştir.

Somut olayda mahkemece, davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu sonucuna varılarak yazılı şekilde haksız rekabetin tespiti ve men’ine ancak marka hakkına tecavüz bulunmadığı gerekçesiyle bu yöndeki talebin reddine karar verilmiştir.Oysaki davalının sabit görülen eylemleri aynı zamanda davacının tescilli markasının izinsiz ve haksız olarak kullanılması sonucunu da doğurduğundan davalının eylemleri nedeniyle davacının marka hakkının da tecavüze uğradığının kabulü gerekmektedir.Bu durumda, davacının marka hakkına vaki tecavüzün de tespiti ile önlenmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde markaya yönelik tecavüz bulunmadığından bahisle davacının bu yöndeki isteminin reddi doğru olmadığı gibi hükmedilen 100,00 YTL manevi tazminat miktarının da olayın meydana geldiği tarih, olayın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında olaydan dolayı davacının uğradığı manevi zararı gidermeye yeterli bir miktar olarak kabulü mümkün değildir.

Bu durum karşısında mahkemece, davacının marka hakkına tecavüzün varlığına ilişkin tespit ve durdurulması yönündeki istemlerinin kabulü ile davacı yararına daha ılımlı, adalete uygun ve makul bir manevi tazminat miktarına hükmedilmesi gerektiğinden kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

2-Öte yandan mahkemece, davalının haksız rekabette bulunduğunun tespit ve önlenmesi ile manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Davacı taraf esasen her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmiştir. Davacının davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini bu şekilde tek bir davada isteyebilmesi mümkündür. Davaya niteliği gereği mahkemece fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi sıfatıyla bakılmıştır. Bu durum karşısında mahkemece, davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerinde görülen davalar için belirlediği maktu miktar üzerinden kabul edilen haksız rekabetin tespit ve önlenmesi istemleri için ayrı, manevi tazminat istemi için ayrı olmak üzere toplam iki kez maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde tek maktu vekalet ücretine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.

3-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; yukarıda açıklanan bozma neden ve kapsamlarına göre davalı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 04.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008957000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.