6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Doğrudan zarar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/6845 E. 2010/711 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
doğrudan zarar ttk 309/4 dolaylı zarar zimmet kâr mahrumiyeti ortaklar kurulu kararı şirket zararı tazminat davası kâr dağıtımı istirdat bilirkişi incelemesi limited şirket kâr payı fatura ıslah yönetim kurulu kararı eksik inceleme avans faizi temsil

Atıf yapılan mevzuat: İİK · TTK — TTK 309TTK 340TTK 556

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının şirkette 18.271,10 TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın ıslah edilmiş hali ile kısmen kabulüne, 1.000 TL'na dava tarihinden, 17.271,10 TL'na ise ıslah tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek üzere davalılardan müteselsilen tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, tarafların vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Davalı-karşı davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; asıl dava, davalı yöneticilerin şirketi ve dolayısıyla asıl davacıyı zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat, birleşen dava ise davacı- birleşen davalı ortağa fazla kâr payı ödendiği iddiasına dayalı istirdat istemlerine ilişkindir.

TTK’nun 556. maddesi hükmü yollamasıyla aynı Kanun’un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya neden olmuşlarsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar görenin kendisi adına ve hesabına tazmin istemiyle dava açması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile uğranılan bir zarar ise yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirketin varlığında bir azalmaya yol açmışsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla aynı Yasa’nın 309. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın sadece şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.

Somut uyuşmazlıkta ise davacı vekili tarafından asıl davada müvekkilinin ortağı, davalıların da yöneticileri bulunduğu ...İnş.Ltd.Şti.’nin üstlendiği bir inşaat işinde, davalıların üçüncü kişilerden sahte malzeme faturaları almak suretiyle şirketin giderlerini yüksek gelirini de düşük gösterdikleri, böylelikle şirketi ve dolayısıyla müvekkilini zarara uğrattıkları gibi müvekkiline ödenecek kâr payının da azalmasına neden oldukları ileri sürülmüştür. Davacının bu iddiaları giderek davalı yöneticilerin sahte gider faturaları bedelleri kadar suiistimal yapıp zimmetlerine para geçirdikleri ve böylece şirketi zarara uğrattıkları sonucuna götürmektedir. O halde asıl davada davalı yöneticilerin işledikleri iddia edilen bu fiillerle öncelikle şirketin zarara uğrayacağı, asıl davacının zararının ise TTK’nun 309. maddesinde düzenlenen şekilde dolaylı bir zarar olacağı ve ileri sürdüğü bu zarardan doğan tazminat miktarının da kendisine verilmesini isteyemeyeceği sonucuna ulaşılmalıdır. Esasen limited şirketlerde kâr dağıtımı belirli koşulların oluşmasına ve belirli kararların verilmesine bağlıdır. Bu nedenle kâr mahrumiyetinin de doğrudan doğruya bir zarar olarak düşünülmesi ve yöneticiler aleyhine ortak tarafından tazminatın kendisine verilmesi talebiyle bir tazminat davası açılması kabul edilemez. Dairemiz’in benzer uyuşmazlıklardaki uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay 11. H.D. 20.01.1994, 1994/1139 Esas - 191 Karar ve 15.03.2004, 2003/7742 Esas - 2004/2476 Karar). Somut uyuşmazlıkta ise asıl davada davacı vekili tazminatın şirkete değil müvekkiline verilmesini istemiştir.

Bu durum karşısında mahkemece asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

3-Karşı dava yönünden ise anılan şirket tarafından davalı ortağa fazla ödenen kâr payının istirdadı ve şirkete verilmesi istemiyle dava açılabileceği tabiidir. Somut uyuşmazlıkta da karşı dava dilekçesinin incelenmesinden, karşı davacıların ...İnş.Ltd. Şti.’nin temsilcileri sıfatıyla işbu davayı açtıkları ve tazminatın şirkete ödenmesini istedikleri anlaşılmaktadır.

Ancak böyle bir davada öncelikle ortaklar kurulu tarafından kâr payı ödenmesi konusunda ne gibi bir karar alındığı ve ne kadar kâr payı ödenmesine karar verildiği hususları belirlenmelidir. Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece bu yönde bir belirleme yapılmamış, sadece sahte olduğu tespit edilen fatura bedelleri üzerinden davacının hisse oranına göre ne kadar kâr payı zararına uğradığı hesaplatılmıştır. Bu şekilde yetersiz bir incelemeye dayanılarak hüküm kurulamaz. Ayrıca karşı dava dilekçesinde de fazla ödemenin nereden kaynaklandığı, diğer bir deyişle neye dayanılarak karşı davanın davalısına fazla ödemede bulunulduğunun ileri sürüldüğü açıklanmamıştır. Bu şekilde soyut bir iddiaya dayalı olarak da dava açılamaz.

O halde mahkemece, karşı dava yönünden de öncelikle karşı davacılar vekiline fazla ödemenin nereden kaynaklandığı ve miktarı konusunda davalarının açıklattırılması, daha sonra dava konusu şirketin ortaklar kurulu tarafından kâr payı ödenmesi konusunda ne gibi bir karar alındığının ve ortaklara kâr payı ödenmesinin nasıl yapıldığının araştırılması, sonrasında gerekirse yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle varsa karşı davanın davalısına fazla yapılmış bir kâr payı ödemesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

4-Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı- karşı davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11329 E. 2014/14183 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Limited şirket müdürü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12527 E. 2014/19593 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Doğrudan zarar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16807 E. 2014/5842 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Doğrudan zarar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5994 E. 2013/18127 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Doğrudan zarar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13486 E. 2012/5562 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Doğrudan zarar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14013 E. 2013/12831 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/6845 E.  ,  2010/711 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Kırklareli Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.12.2007 tarih ve 2003/300 - 2007/774 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 26/80 arasında pay sahibi olduğu ...İnş.Ltd.Şti.'nin yöneticisi ve temsil yetkililerinin davalılar olduğunu, davalıların görevde bulundukları süre içinde şirketin üstlendiği işler karşılığında elde ettiği geliri düşük göstermek ve kar payından mahrum etmek amacıyla naylon fatura kullanarak gelirleri azalttıkları gibi, yaptırılmayan işlerle ilgili olarak da gider faturası düzenlediklerini, tahsil ettikleri nakitleri de şirket hesaplarına aktarmayarak zimmetlerine geçirdiklerini ileri sürerek, ıslah ile birlikte 49.103,59 TL'nın faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.

Davalılar vekili, davacının kar payı talebini şirkete karşı yöneltmesi gerektiğini, şirketin üstlendiği dava dışı kooperatife ait inşaatın 12.08.1999 tarihinde durdurulmadığını ve devam ettiğini, anılan inşaatla ilgili giderlerin de inşaatın durdurulduğu 20.09.2000 tarihine kadar sürdüğünü, 3. kişilerden alınan faturaların gerçek hizmet ve mal faturaları olduğunu, kar payının düşük gösterilmediğini, şirketin Kırklareli'nde vergi rekortmeni olduğunu, bu kapsamda davacıya gerçek kar payının üzerinde kar payı ödemesi yapıldığını savunarak asıl davanın reddi ile karşı davada şimdilik 1.000 TL fazla ödenen kar payının davacıdan tahsilini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının şirkette 18.271,10 TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın ıslah edilmiş hali ile kısmen kabulüne, 1.000 TL'na dava tarihinden, 17.271,10 TL'na ise ıslah tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek üzere davalılardan müteselsilen tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, tarafların vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Davalı-karşı davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; asıl dava, davalı yöneticilerin şirketi ve dolayısıyla asıl davacıyı zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat, birleşen dava ise davacı- birleşen davalı ortağa fazla kâr payı ödendiği iddiasına dayalı istirdat istemlerine ilişkindir.

TTK’nun 556. maddesi hükmü yollamasıyla aynı Kanun’un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya neden olmuşlarsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar görenin kendisi adına ve hesabına tazmin istemiyle dava açması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile uğranılan bir zarar ise yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirketin varlığında bir azalmaya yol açmışsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla aynı Yasa’nın 309. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın sadece şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.

Somut uyuşmazlıkta ise davacı vekili tarafından asıl davada müvekkilinin ortağı, davalıların da yöneticileri bulunduğu ...İnş.Ltd.Şti.’nin üstlendiği bir inşaat işinde, davalıların üçüncü kişilerden sahte malzeme faturaları almak suretiyle şirketin giderlerini yüksek gelirini de düşük gösterdikleri, böylelikle şirketi ve dolayısıyla müvekkilini zarara uğrattıkları gibi müvekkiline ödenecek kâr payının da azalmasına neden oldukları ileri sürülmüştür. Davacının bu iddiaları giderek davalı yöneticilerin sahte gider faturaları bedelleri kadar suiistimal yapıp zimmetlerine para geçirdikleri ve böylece şirketi zarara uğrattıkları sonucuna götürmektedir. O halde asıl davada davalı yöneticilerin işledikleri iddia edilen bu fiillerle öncelikle şirketin zarara uğrayacağı, asıl davacının zararının ise TTK’nun 309.

maddesinde düzenlenen şekilde dolaylı bir zarar olacağı ve ileri sürdüğü bu zarardan doğan tazminat miktarının da kendisine verilmesini isteyemeyeceği sonucuna ulaşılmalıdır. Esasen limited şirketlerde kâr dağıtımı belirli koşulların oluşmasına ve belirli kararların verilmesine bağlıdır. Bu nedenle kâr mahrumiyetinin de doğrudan doğruya bir zarar olarak düşünülmesi ve yöneticiler aleyhine ortak tarafından tazminatın kendisine verilmesi talebiyle bir tazminat davası açılması kabul edilemez. Dairemiz’in benzer uyuşmazlıklardaki uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay 11. H.D.

20. 01.1994, 1994/1139 Esas - 191 Karar ve 15.03.2004, 2003/7742 Esas - 2004/2476 Karar). Somut uyuşmazlıkta ise asıl davada davacı vekili tazminatın şirkete değil müvekkiline verilmesini istemiştir.

Bu durum karşısında mahkemece asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

3-Karşı dava yönünden ise anılan şirket tarafından davalı ortağa fazla ödenen kâr payının istirdadı ve şirkete verilmesi istemiyle dava açılabileceği tabiidir. Somut uyuşmazlıkta da karşı dava dilekçesinin incelenmesinden, karşı davacıların ...İnş.Ltd. Şti.’nin temsilcileri sıfatıyla işbu davayı açtıkları ve tazminatın şirkete ödenmesini istedikleri anlaşılmaktadır.

Ancak böyle bir davada öncelikle ortaklar kurulu tarafından kâr payı ödenmesi konusunda ne gibi bir karar alındığı ve ne kadar kâr payı ödenmesine karar verildiği hususları belirlenmelidir. Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece bu yönde bir belirleme yapılmamış, sadece sahte olduğu tespit edilen fatura bedelleri üzerinden davacının hisse oranına göre ne kadar kâr payı zararına uğradığı hesaplatılmıştır. Bu şekilde yetersiz bir incelemeye dayanılarak hüküm kurulamaz. Ayrıca karşı dava dilekçesinde de fazla ödemenin nereden kaynaklandığı, diğer bir deyişle neye dayanılarak karşı davanın davalısına fazla ödemede bulunulduğunun ileri sürüldüğü açıklanmamıştır. Bu şekilde soyut bir iddiaya dayalı olarak da dava açılamaz.

O halde mahkemece, karşı dava yönünden de öncelikle karşı davacılar vekiline fazla ödemenin nereden kaynaklandığı ve miktarı konusunda davalarının açıklattırılması, daha sonra dava konusu şirketin ortaklar kurulu tarafından kâr payı ödenmesi konusunda ne gibi bir karar alındığının ve ortaklara kâr payı ödenmesinin nasıl yapıldığının araştırılması, sonrasında gerekirse yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle varsa karşı davanın davalısına fazla yapılmış bir kâr payı ödemesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

4-Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı- karşı davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı-karşı davacılar yararına bozulmasına, (4) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı- karşı davacılar vekilinin diğer itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 20,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı ve karşı davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ve karşı davacıya iadesine, 25.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008169800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.