Doğrudan zarar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/6845 E. 2010/711 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
doğrudan zarar↗ ttk 309/4↗ dolaylı zarar↗ zimmet↗ kâr mahrumiyeti↗ ortaklar kurulu kararı↗ şirket zararı↗ tazminat davası↗ kâr dağıtımı↗ istirdat↗ bilirkişi incelemesi↗ limited şirket↗ kâr payı↗ fatura↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının şirkette 18.271,10 TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın ıslah edilmiş hali ile kısmen kabulüne, 1.000 TL'na dava tarihinden, 17.271,10 TL'na ise ıslah tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek üzere davalılardan müteselsilen tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, tarafların vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı-karşı davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; asıl dava, davalı yöneticilerin şirketi ve dolayısıyla asıl davacıyı zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat, birleşen dava ise davacı- birleşen davalı ortağa fazla kâr payı ödendiği iddiasına dayalı istirdat istemlerine ilişkindir.
TTK’nun 556. maddesi hükmü yollamasıyla aynı Kanun’un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya neden olmuşlarsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar görenin kendisi adına ve hesabına tazmin istemiyle dava açması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile uğranılan bir zarar ise yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirketin varlığında bir azalmaya yol açmışsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla aynı Yasa’nın 309. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın sadece şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta ise davacı vekili tarafından asıl davada müvekkilinin ortağı, davalıların da yöneticileri bulunduğu ...İnş.Ltd.Şti.’nin üstlendiği bir inşaat işinde, davalıların üçüncü kişilerden sahte malzeme faturaları almak suretiyle şirketin giderlerini yüksek gelirini de düşük gösterdikleri, böylelikle şirketi ve dolayısıyla müvekkilini zarara uğrattıkları gibi müvekkiline ödenecek kâr payının da azalmasına neden oldukları ileri sürülmüştür. Davacının bu iddiaları giderek davalı yöneticilerin sahte gider faturaları bedelleri kadar suiistimal yapıp zimmetlerine para geçirdikleri ve böylece şirketi zarara uğrattıkları sonucuna götürmektedir. O halde asıl davada davalı yöneticilerin işledikleri iddia edilen bu fiillerle öncelikle şirketin zarara uğrayacağı, asıl davacının zararının ise TTK’nun 309. maddesinde düzenlenen şekilde dolaylı bir zarar olacağı ve ileri sürdüğü bu zarardan doğan tazminat miktarının da kendisine verilmesini isteyemeyeceği sonucuna ulaşılmalıdır. Esasen limited şirketlerde kâr dağıtımı belirli koşulların oluşmasına ve belirli kararların verilmesine bağlıdır. Bu nedenle kâr mahrumiyetinin de doğrudan doğruya bir zarar olarak düşünülmesi ve yöneticiler aleyhine ortak tarafından tazminatın kendisine verilmesi talebiyle bir tazminat davası açılması kabul edilemez. Dairemiz’in benzer uyuşmazlıklardaki uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay 11. H.D. 20.01.1994, 1994/1139 Esas - 191 Karar ve 15.03.2004, 2003/7742 Esas - 2004/2476 Karar). Somut uyuşmazlıkta ise asıl davada davacı vekili tazminatın şirkete değil müvekkiline verilmesini istemiştir.
Bu durum karşısında mahkemece asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Karşı dava yönünden ise anılan şirket tarafından davalı ortağa fazla ödenen kâr payının istirdadı ve şirkete verilmesi istemiyle dava açılabileceği tabiidir. Somut uyuşmazlıkta da karşı dava dilekçesinin incelenmesinden, karşı davacıların ...İnş.Ltd. Şti.’nin temsilcileri sıfatıyla işbu davayı açtıkları ve tazminatın şirkete ödenmesini istedikleri anlaşılmaktadır.
Ancak böyle bir davada öncelikle ortaklar kurulu tarafından kâr payı ödenmesi konusunda ne gibi bir karar alındığı ve ne kadar kâr payı ödenmesine karar verildiği hususları belirlenmelidir. Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece bu yönde bir belirleme yapılmamış, sadece sahte olduğu tespit edilen fatura bedelleri üzerinden davacının hisse oranına göre ne kadar kâr payı zararına uğradığı hesaplatılmıştır. Bu şekilde yetersiz bir incelemeye dayanılarak hüküm kurulamaz. Ayrıca karşı dava dilekçesinde de fazla ödemenin nereden kaynaklandığı, diğer bir deyişle neye dayanılarak karşı davanın davalısına fazla ödemede bulunulduğunun ileri sürüldüğü açıklanmamıştır. Bu şekilde soyut bir iddiaya dayalı olarak da dava açılamaz.
O halde mahkemece, karşı dava yönünden de öncelikle karşı davacılar vekiline fazla ödemenin nereden kaynaklandığı ve miktarı konusunda davalarının açıklattırılması, daha sonra dava konusu şirketin ortaklar kurulu tarafından kâr payı ödenmesi konusunda ne gibi bir karar alındığının ve ortaklara kâr payı ödenmesinin nasıl yapıldığının araştırılması, sonrasında gerekirse yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle varsa karşı davanın davalısına fazla yapılmış bir kâr payı ödemesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
4-Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı- karşı davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11329 E. 2014/14183 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · şirket zararı · limited şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaTTK’nun 556. maddesi hükmü yollamasıyla aynı Kanun’un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya neden olmuşlarsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar görenin kendisi adına ve hesabına tazmin istemiyle dava açması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile uğranılan bir zarar ise yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirketin varlığında bir azalmaya yol açmışsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla aynı Yasa’nın 309. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın sadece şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Davacının bu iddiaları giderek davalı yöneticilerin sahte gider faturaları bedelleri kadar suiistimal yapıp «zimmetlerine» para geçirdikleri ve böylece «şirketi zarara» uğrattıkları sonucuna götürmektedir.
Benzer bu karardaSomut olayda da davacı iddiası, davalının şirketi iyi yönetememesi sebebiyle «şirketi zarara» uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
Şti. yöneticisi davalının şirketin yöneticisi olması nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığı, bu fiilleri bilerek meydana getirdiği, şirketin borca batık olduğu halde İzmir 6.
1- Dava, tazminat istemine ilişkin olup, davacı, dava dışı «limited şirketin» kötü yönetilmesi sebebiyle alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağın davalı şirket müdüründen tahsilini talep ve dava etmiş, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bono
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/801 Esas sayılı dosyasında yer aldığı üzere 45.500,00 TL tutarındaki bonoyu verdiği, davalının davacı dışında başka çiftçilere de şirketin borca batık olmasına rağmen karşılıksız «bonolar» verdiği, TTK'nın 336/5 maddesi uyarınca davalı yöneticinin kasti davranışı neticesinde sorumluluğun meydana geldiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12527 E. 2014/19593 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · limited şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaTTK’nun 556. maddesi hükmü yollamasıyla aynı Kanun’un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya neden olmuşlarsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar görenin kendisi adına ve hesabına tazmin istemiyle dava açması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile uğranılan bir zarar ise yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirketin varlığında bir azalmaya yol açmışsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla aynı Yasa’nın 309. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın sadece şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Esasen «limited şirketlerde» kâr «dağıtımı» belirli koşulların oluşmasına ve belirli kararların verilmesine bağlıdır.
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin müdürü» olan davalının, şirkete verdiği ileri sürülen zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · şirket müdürü
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin müdürü» olan davalının, şirkete verdiği ileri sürülen zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16807 E. 2014/5842 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaTTK’nun 556. maddesi hükmü yollamasıyla aynı Kanun’un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya neden olmuşlarsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar görenin kendisi adına ve hesabına tazmin istemiyle dava açması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile uğranılan bir zarar ise yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirketin varlığında bir azalmaya yol açmışsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla aynı Yasa’nın 309. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın sadece şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Davacının bu iddiaları giderek davalı yöneticilerin sahte gider faturaları bedelleri kadar suiistimal yapıp «zimmetlerine» para geçirdikleri ve böylece «şirketi zarara» uğrattıkları sonucuna götürmektedir.
Benzer bu karardaSomut olayda da davacının iddiası, davalıların şirketi iyi yönetememesi sebebiyle «şirketi zarara» uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
… dosya kapsamına göre, 6762 saylı TTK'nın 336 maddesi gereğince şirket alacaklıları tarafından şirket yöneticileri aleyhine, doğrudan uğradıkları zararlar, nedeniyle «sorumluluk davası» açılabileceği, somut olayda davacının talep ettiği zararın «doğrudan zarar» olduğu, davalıların zarardan «kusurlarının» olmadığını ispat etmedikçe TTK 338 madde gereğince davacı alacaklının uğradığı zarardan «müteselsilen sorumlu» bulundukları, davacının davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketten alacaklı olduğu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı, davacı tarafından şirkete verilen malların davalılar tarafından şirket kayıtlarına alınmadığı, şirketin gereği gibi idare edilmeyerek borca batık bir hale getirildiği, davalıların TTK 338 madde gereğince kusur veya sorumlu olmadıklarına dair herhangi bir delil «ibraz» edemedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Ancak, davacı, davalıların yöneticisi oldukları dava dışı şirketin kötü yönetilmesi sebebiyle, şirketten olan alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağının, şirket yöneticileri olan davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş; mahkemece davacının zararının «doğrudan zarar» olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · müteselsil sorumluluk · kusur · ibraz
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, 6762 saylı TTK'nın 336 maddesi gereğince şirket alacaklıları tarafından şirket yöneticileri aleyhine, doğrudan uğradıkları zararlar, nedeniyle «sorumluluk davası» açılabileceği, somut olayda davacının talep ettiği zararın «doğrudan zarar» olduğu, davalıların zarardan «kusurlarının» olmadığını ispat etmedikçe TTK 338 madde gereğince davacı alacaklının uğradığı zarardan «müteselsilen sorumlu» bulundukları, davacının davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketten alacaklı olduğu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı, davacı tarafından şirkete verilen malların davalılar tarafından şirket kayıtlarına alınmadığı, şirketin gereği gibi idare edilmeyerek borca batık bir hale getirildiği, davalıların TTK 338 madde gereğince kusur veya sorumlu olmadıklarına dair herhangi bir delil «ibraz» edemedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin «kusura» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5994 E. 2013/18127 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket zararı · kâr payı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda2-Davalı-karşı davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; asıl dava, davalı yöneticilerin şirketi ve dolayısıyla asıl davacıyı zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat, birleşen dava ise davacı- birleşen davalı ortağa fazla kâr «payı» ödendiği iddiasına dayalı «istirdat» istemlerine ilişkindir.
TTK’nun 556. maddesi hükmü yollamasıyla aynı Kanun’un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya neden olmuşlarsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar görenin kendisi adına ve hesabına tazmin istemiyle dava açması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile uğranılan bir zarar ise yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirketin varlığında bir azalmaya yol açmışsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla aynı Yasa’nın 309. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın sadece şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaDava, davacının davalı şirkete ortak olduğunun ve ortaklık «payının» tespiti, davalı şirket yöneticilerinin eylemleri dolayısıyla «şirketin zarar» etmesi nedeniyle uğranılan zararın ve şirket hisselerinin nominal bedelinin üzerinde alınan bedelin tahsili istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle ve taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, her ne kadar davacı tarafça ortaklık payının tespiti talep edilmiş ise de açıklanan nedenle davacının ortak olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 40.383 TL’nin ödeme tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, ortaklığın tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Zira, davacı taraf davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürerek ortaklığının ve ortaklık «payının» tespitini istemiş, davalı taraf da davacının davalı şirketin ortağı olduğunu kabul etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, her ne kadar davacı tarafça ortaklık payının tespiti talep edilmiş ise de açıklanan nedenle davacının ortak olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 40.383 TL’nin ödeme tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, ortaklığın tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının davalı şirkete ortak olduğunun ve ortaklık «payının» tespiti, davalı şirket yöneticilerinin eylemleri dolayısıyla «şirketin zarar» etmesi nedeniyle uğranılan zararın ve şirket hisselerinin nominal bedelinin üzerinde alınan bedelin tahsili istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle ve taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13486 E. 2012/5562 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaTTK’nun 556. maddesi hükmü yollamasıyla aynı Kanun’un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya neden olmuşlarsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar görenin kendisi adına ve hesabına tazmin istemiyle dava açması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile uğranılan bir zarar ise yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirketin varlığında bir azalmaya yol açmışsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla aynı Yasa’nın 309. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın sadece şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Davacının bu iddiaları giderek davalı yöneticilerin sahte gider faturaları bedelleri kadar suiistimal yapıp «zimmetlerine» para geçirdikleri ve böylece «şirketi zarara» uğrattıkları sonucuna götürmektedir.
Benzer bu kararda… mına göre, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle ortaklığın devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın TTK 549/4 maddesi gereğince kabulüne, şirketin «fesih» ve tasfiyesine, karşı davada ise; davacının «haksız rekabeti» nedeniyle «şirketin zarara» uğradığı gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL tazminatın İnfoset Piyasa Dan.Tic.Ltd.Şti’ne ödenmesine, karşı davacının alacak isteminin ise ispa …
TTK’nun 556 ncı maddesi hükmü yollamasıyla aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, TTK’nun 340 ncı maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309 ncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirketin feshi · fesih · haksız rekabet
Benzer bu kararda… mına göre, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle ortaklığın devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın TTK 549/4 maddesi gereğince kabulüne, şirketin «fesih» ve tasfiyesine, karşı davada ise; davacının «haksız rekabeti» nedeniyle «şirketin zarara» uğradığı gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL tazminatın İnfoset Piyasa Dan.Tic.Ltd.Şti’ne ödenmesine, karşı davacının alacak isteminin ise ispa …
2) Davacı- karşı davalı vekilinin temyiz istemleri yönünden yapılan incelemede ise; asıl dava «şirketin feshi» istemine, karşı dava ise TTK 309 maddesi uyarınca şirket yöneticisinin şirkete verdiği zararların tazmini istemine ilişkindir.
Somut olayda da iddia, şirketin yöneticisi olan davacı-karşı davalının «haksız rekabetiyle» ortaklığı zarara uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK 309 maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14013 E. 2013/12831 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · şirket zararı · tazminat davası · limited şirket · yönetim kurulu kararı · temsil
İncelediğiniz karardaTTK’nun 556. maddesi hükmü yollamasıyla aynı Kanun’un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya neden olmuşlarsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar görenin kendisi adına ve hesabına tazmin istemiyle dava açması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile uğranılan bir zarar ise yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirketin varlığında bir azalmaya yol açmışsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla aynı Yasa’nın 309. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın sadece şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Davacının bu iddiaları giderek davalı yöneticilerin sahte gider faturaları bedelleri kadar suiistimal yapıp «zimmetlerine» para geçirdikleri ve böylece «şirketi zarara» uğrattıkları sonucuna götürmektedir.
Benzer bu kararda… olduğu davaları kazandığı ve davalı şirket aleyhine başlattığı icra takiplerinden dolayı bir netice alamadığı, 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinin yaptığı atıf ile «limited şirketler» hakkında da uygulanması mümkün olan aynı Yasa'nın 336. madde uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen «yönetim kurulu» üyelerinin, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olduğunun düzenlendiği, davalı şirketin sürekli zarar ettirildiği ve borçlanma ihtiyacı içerisinde olduğu belirlendiği, davacının uğradığı zararın, davalı şirketin yöneticilerinin yasa ve ana sözleşme hükümlerinin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmemeleri nedeniyle «kusura» dayalı olarak şirketin işleyemez duruma getirilmesi ve «şirketin merkezinin» dahi çalışılamaz duruma gelmesi nedeniyle şirket alacaklılarının alacaklarına ulaşmalarını engelleyecek şekilde doğrudan nitelik taşıdığı, «ticaret sicil» kayıtlarına göre davalı şirketin kuruluşundan itibaren 10 yıl süre ile «temsil» ve ilzama yetkili olarak Kasım Müftüoğlu ve ...'nun atandığı, TTK’nın 336/1, 5 ve 359. maddelerine göre, kanun ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği vazifeleri kasten veya ihmal neticesi olarak yapmayan yönetim kurulu üyelerinin «müteselsilen sorumlu» bulundukları, davada yöneticilerden sadece ...'na sorumluluk yöneltilmiş olması nedeniyle anılan davalının davacının zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle bu davalı hakkında açılan davanın kabulü ile 11.042,60 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise «husumet» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda da davacı iddiası, davalı ...'nun şirketi iyi yönetememesi sebebiyle «şirketi zarara» uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
Dava, «tazminat davası» olup, davacı, davalı şirketin kötü yönetilmesi sebebiyle alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağın, davalı «şirket müdürü», ortaklar ve şirketten tahsilini talep ve dava etmiş; mahkemece sorumluluk davasında «husumetin» şirket müdürüne yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle diğer davalılar hakkındaki davanın reddine, şirket müdürü olan ... yönünden ise davanın kabulü ile davacı alaca …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket merkezi mahkemesi · şirket müdürü · müteselsil sorumluluk · ticaret sicili · kusur · husumet · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… olduğu davaları kazandığı ve davalı şirket aleyhine başlattığı icra takiplerinden dolayı bir netice alamadığı, 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinin yaptığı atıf ile «limited şirketler» hakkında da uygulanması mümkün olan aynı Yasa'nın 336. madde uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen «yönetim kurulu» üyelerinin, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olduğunun düzenlendiği, davalı şirketin sürekli zarar ettirildiği ve borçlanma ihtiyacı içerisinde olduğu belirlendiği, davacının uğradığı zararın, davalı şirketin yöneticilerinin yasa ve ana sözleşme hükümlerinin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmemeleri nedeniyle «kusura» dayalı olarak şirketin işleyemez duruma getirilmesi ve «şirketin merkezinin» dahi çalışılamaz duruma gelmesi nedeniyle şirket alacaklılarının alacaklarına ulaşmalarını engelleyecek şekilde doğrudan nitelik taşıdığı, «ticaret sicil» kayıtlarına göre davalı şirketin kuruluşundan itibaren 10 yıl süre ile «temsil» ve ilzama yetkili olarak Kasım Müftüoğlu ve ...'nun atandığı, TTK’nın 336/1, 5 ve 359. maddelerine göre, kanun ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği vazifeleri kasten veya ihmal neticesi olarak yapmayan yönetim kurulu üyelerinin «müteselsilen sorumlu» bulundukları, davada yöneticilerden sadece ...'na sorumluluk yöneltilmiş olması nedeniyle anılan davalının davacının zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle bu davalı hakkında açılan davanın kabulü ile 11.042,60 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise «husumet» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, «tazminat davası» olup, davacı, davalı şirketin kötü yönetilmesi sebebiyle alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağın, davalı «şirket müdürü», ortaklar ve şirketten tahsilini talep ve dava etmiş; mahkemece sorumluluk davasında «husumetin» şirket müdürüne yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle diğer davalılar hakkındaki davanın reddine, şirket müdürü olan ... yönünden ise davanın kabulü ile davacı alaca …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/6845 E. , 2010/711 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kırklareli Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.12.2007 tarih ve 2003/300 - 2007/774 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 26/80 arasında pay sahibi olduğu ...İnş.Ltd.Şti.'nin yöneticisi ve temsil yetkililerinin davalılar olduğunu, davalıların görevde bulundukları süre içinde şirketin üstlendiği işler karşılığında elde ettiği geliri düşük göstermek ve kar payından mahrum etmek amacıyla naylon fatura kullanarak gelirleri azalttıkları gibi, yaptırılmayan işlerle ilgili olarak da gider faturası düzenlediklerini, tahsil ettikleri nakitleri de şirket hesaplarına aktarmayarak zimmetlerine geçirdiklerini ileri sürerek, ıslah ile birlikte 49.103,59 TL'nın faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili, davacının kar payı talebini şirkete karşı yöneltmesi gerektiğini, şirketin üstlendiği dava dışı kooperatife ait inşaatın 12.08.1999 tarihinde durdurulmadığını ve devam ettiğini, anılan inşaatla ilgili giderlerin de inşaatın durdurulduğu 20.09.2000 tarihine kadar sürdüğünü, 3. kişilerden alınan faturaların gerçek hizmet ve mal faturaları olduğunu, kar payının düşük gösterilmediğini, şirketin Kırklareli'nde vergi rekortmeni olduğunu, bu kapsamda davacıya gerçek kar payının üzerinde kar payı ödemesi yapıldığını savunarak asıl davanın reddi ile karşı davada şimdilik 1.000 TL fazla ödenen kar payının davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının şirkette 18.271,10 TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın ıslah edilmiş hali ile kısmen kabulüne, 1.000 TL'na dava tarihinden, 17.271,10 TL'na ise ıslah tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek üzere davalılardan müteselsilen tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, tarafların vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı-karşı davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; asıl dava, davalı yöneticilerin şirketi ve dolayısıyla asıl davacıyı zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat, birleşen dava ise davacı- birleşen davalı ortağa fazla kâr payı ödendiği iddiasına dayalı istirdat istemlerine ilişkindir.
TTK’nun 556. maddesi hükmü yollamasıyla aynı Kanun’un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya neden olmuşlarsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar görenin kendisi adına ve hesabına tazmin istemiyle dava açması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile uğranılan bir zarar ise yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirketin varlığında bir azalmaya yol açmışsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla aynı Yasa’nın 309. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın sadece şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta ise davacı vekili tarafından asıl davada müvekkilinin ortağı, davalıların da yöneticileri bulunduğu ...İnş.Ltd.Şti.’nin üstlendiği bir inşaat işinde, davalıların üçüncü kişilerden sahte malzeme faturaları almak suretiyle şirketin giderlerini yüksek gelirini de düşük gösterdikleri, böylelikle şirketi ve dolayısıyla müvekkilini zarara uğrattıkları gibi müvekkiline ödenecek kâr payının da azalmasına neden oldukları ileri sürülmüştür. Davacının bu iddiaları giderek davalı yöneticilerin sahte gider faturaları bedelleri kadar suiistimal yapıp zimmetlerine para geçirdikleri ve böylece şirketi zarara uğrattıkları sonucuna götürmektedir. O halde asıl davada davalı yöneticilerin işledikleri iddia edilen bu fiillerle öncelikle şirketin zarara uğrayacağı, asıl davacının zararının ise TTK’nun 309.
maddesinde düzenlenen şekilde dolaylı bir zarar olacağı ve ileri sürdüğü bu zarardan doğan tazminat miktarının da kendisine verilmesini isteyemeyeceği sonucuna ulaşılmalıdır. Esasen limited şirketlerde kâr dağıtımı belirli koşulların oluşmasına ve belirli kararların verilmesine bağlıdır. Bu nedenle kâr mahrumiyetinin de doğrudan doğruya bir zarar olarak düşünülmesi ve yöneticiler aleyhine ortak tarafından tazminatın kendisine verilmesi talebiyle bir tazminat davası açılması kabul edilemez. Dairemiz’in benzer uyuşmazlıklardaki uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay 11. H.D.
20. 01.1994, 1994/1139 Esas - 191 Karar ve 15.03.2004, 2003/7742 Esas - 2004/2476 Karar). Somut uyuşmazlıkta ise asıl davada davacı vekili tazminatın şirkete değil müvekkiline verilmesini istemiştir.
Bu durum karşısında mahkemece asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Karşı dava yönünden ise anılan şirket tarafından davalı ortağa fazla ödenen kâr payının istirdadı ve şirkete verilmesi istemiyle dava açılabileceği tabiidir. Somut uyuşmazlıkta da karşı dava dilekçesinin incelenmesinden, karşı davacıların ...İnş.Ltd. Şti.’nin temsilcileri sıfatıyla işbu davayı açtıkları ve tazminatın şirkete ödenmesini istedikleri anlaşılmaktadır.
Ancak böyle bir davada öncelikle ortaklar kurulu tarafından kâr payı ödenmesi konusunda ne gibi bir karar alındığı ve ne kadar kâr payı ödenmesine karar verildiği hususları belirlenmelidir. Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece bu yönde bir belirleme yapılmamış, sadece sahte olduğu tespit edilen fatura bedelleri üzerinden davacının hisse oranına göre ne kadar kâr payı zararına uğradığı hesaplatılmıştır. Bu şekilde yetersiz bir incelemeye dayanılarak hüküm kurulamaz. Ayrıca karşı dava dilekçesinde de fazla ödemenin nereden kaynaklandığı, diğer bir deyişle neye dayanılarak karşı davanın davalısına fazla ödemede bulunulduğunun ileri sürüldüğü açıklanmamıştır. Bu şekilde soyut bir iddiaya dayalı olarak da dava açılamaz.
O halde mahkemece, karşı dava yönünden de öncelikle karşı davacılar vekiline fazla ödemenin nereden kaynaklandığı ve miktarı konusunda davalarının açıklattırılması, daha sonra dava konusu şirketin ortaklar kurulu tarafından kâr payı ödenmesi konusunda ne gibi bir karar alındığının ve ortaklara kâr payı ödenmesinin nasıl yapıldığının araştırılması, sonrasında gerekirse yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle varsa karşı davanın davalısına fazla yapılmış bir kâr payı ödemesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
4-Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı- karşı davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı-karşı davacılar yararına bozulmasına, (4) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı- karşı davacılar vekilinin diğer itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 20,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı ve karşı davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ve karşı davacıya iadesine, 25.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008169800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz