6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Doğrudan zarar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/14013 E. 2013/12831 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
doğrudan zarar ttk 309/4 dolaylı zarar şirket merkezi mahkemesi şirket müdürü müteselsil sorumluluk şirket zararı tazminat davası limited şirket ticaret sicili yönetim kurulu kararı kusur temsil husumet görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: BK · TTK — TTK 309TTK 336TTK 340TTK 556

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının, davalı şirkette bir dönem işçi olarak çalıştığı ve alacaklarını alamaması nedeniyle İş Mahkemesinde açmış olduğu davaları kazandığı ve davalı şirket aleyhine başlattığı icra takiplerinden dolayı bir netice alamadığı, 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinin yaptığı atıf ile limited şirketler hakkında da uygulanması mümkün olan aynı Yasa'nın 336. madde uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim kurulu üyelerinin, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olduğunun düzenlendiği, davalı şirketin sürekli zarar ettirildiği ve borçlanma ihtiyacı içerisinde olduğu belirlendiği, davacının uğradığı zararın, davalı şirketin yöneticilerinin yasa ve ana sözleşme hükümlerinin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmemeleri nedeniyle kusura dayalı olarak şirketin işleyemez duruma getirilmesi ve şirketin merkezinin dahi çalışılamaz duruma gelmesi nedeniyle şirket alacaklılarının alacaklarına ulaşmalarını engelleyecek şekilde doğrudan nitelik taşıdığı, ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirketin kuruluşundan itibaren 10 yıl süre ile temsil ve ilzama yetkili olarak Kasım Müftüoğlu ve ...'nun atandığı, TTK’nın 336/1, 5 ve 359. maddelerine göre, kanun ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği vazifeleri kasten veya ihmal neticesi olarak yapmayan yönetim kurulu üyelerinin müteselsilen sorumlu bulundukları, davada yöneticilerden sadece ...'na sorumluluk yöneltilmiş olması nedeniyle anılan davalının davacının zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle bu davalı hakkında açılan davanın kabulü ile 11.042,60 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı ... temyiz etmiştir.

Dava, tazminat davası olup, davacı, davalı şirketin kötü yönetilmesi sebebiyle alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağın, davalı şirket müdürü, ortaklar ve şirketten tahsilini talep ve dava etmiş; mahkemece sorumluluk davasında husumetin şirket müdürüne yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle diğer davalılar hakkındaki davanın reddine, şirket müdürü olan ... yönünden ise davanın kabulü ile davacı alacağının bu davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Ancak, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.

Somut olayda da davacı iddiası, davalı ...'nun şirketi iyi yönetememesi sebebiyle şirketi zarara uğrattığına yönelik olup, dolaylı zarara ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.

Yukarıda açıklanan ilke uyarınca davacı alacaklının dava hakkının bulunduğunun kabulü zorunlu ise de, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere böyle bir davada davacının dava sonunda hükmedilecek tazminatı şirket yararına istemiş olması gerekmektedir. Oysa somut olayda, davacı alacağın kendisine ödenmesini talep etmiş olup mahkemece bu husus nazara alınarak mümeyyiz davalı yönünden açılan davanın bu nedenle reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle mümeyyiz davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Limited şirket müdürü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12527 E. 2014/19593 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Doğrudan zarar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16807 E. 2014/5842 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11329 E. 2014/14183 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Doğrudan zarar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5994 E. 2013/18127 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Doğrudan zarar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9198 E. 2016/4339 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/14013 E.  ,  2013/12831 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada...

10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.04.2012 tarih ve 2011/402-2012/235 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı gerçek kişilerin diğer davalı şirketi kurarak pastane işlettiklerini, müvekkilinin de bu pastahanede garson olarak çalıştığını, müvekkilinin işçilik alacaklarının ödenmemesi üzerine...

6. İş Mahkemesi ile 14. İş Mahkemeleri'nde açtıkları davalar neticesinde alacaklarının hükme bağlandığını,...

23. İcra Müdürlüğü ile 8. İcra Müdürlüğü dosyalarında başlatılan icra takiplerinde davalı şirketin adresinde bulunamadığını ve bu nedenle haciz yapılamadığını, davalı şirket ve yetkililerinin BK'nın 524, 528 ve müteakip maddeleri ile TTK'nın 20/2 ve 336/2, 4, 5 maddeleri uyarınca müvekkilinin alacaklarına karşı sorumlu olduklarını ileri sürerek, her iki takipten dolayı toplam zararları 11.144,00 TL'nin bankalarca uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... davanın reddini savunmuştur.

Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının, davalı şirkette bir dönem işçi olarak çalıştığı ve alacaklarını alamaması nedeniyle İş Mahkemesinde açmış olduğu davaları kazandığı ve davalı şirket aleyhine başlattığı icra takiplerinden dolayı bir netice alamadığı, 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinin yaptığı atıf ile limited şirketler hakkında da uygulanması mümkün olan aynı Yasa'nın 336. madde uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim kurulu üyelerinin, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olduğunun düzenlendiği, davalı şirketin sürekli zarar ettirildiği ve borçlanma ihtiyacı içerisinde olduğu belirlendiği, davacının uğradığı zararın, davalı şirketin yöneticilerinin yasa ve ana sözleşme hükümlerinin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmemeleri nedeniyle kusura dayalı olarak şirketin işleyemez duruma getirilmesi ve şirketin merkezinin dahi çalışılamaz duruma gelmesi nedeniyle şirket alacaklılarının alacaklarına ulaşmalarını engelleyecek şekilde doğrudan nitelik taşıdığı, ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirketin kuruluşundan itibaren 10 yıl süre ile temsil ve ilzama yetkili olarak Kasım Müftüoğlu ve ...'nun atandığı, TTK’nın 336/1, 5 ve 359.

maddelerine göre, kanun ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği vazifeleri kasten veya ihmal neticesi olarak yapmayan yönetim kurulu üyelerinin müteselsilen sorumlu bulundukları, davada yöneticilerden sadece ...'na sorumluluk yöneltilmiş olması nedeniyle anılan davalının davacının zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle bu davalı hakkında açılan davanın kabulü ile 11.042,60 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı ... temyiz etmiştir.

Dava, tazminat davası olup, davacı, davalı şirketin kötü yönetilmesi sebebiyle alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağın, davalı şirket müdürü, ortaklar ve şirketten tahsilini talep ve dava etmiş; mahkemece sorumluluk davasında husumetin şirket müdürüne yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle diğer davalılar hakkındaki davanın reddine, şirket müdürü olan ... yönünden ise davanın kabulü ile davacı alacağının bu davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Ancak, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.

Somut olayda da davacı iddiası, davalı ...'nun şirketi iyi yönetememesi sebebiyle şirketi zarara uğrattığına yönelik olup, dolaylı zarara ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.

Yukarıda açıklanan ilke uyarınca davacı alacaklının dava hakkının bulunduğunun kabulü zorunlu ise de, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere böyle bir davada davacının dava sonunda hükmedilecek tazminatı şirket yararına istemiş olması gerekmektedir. Oysa somut olayda, davacı alacağın kendisine ödenmesini talep etmiş olup mahkemece bu husus nazara alınarak mümeyyiz davalı yönünden açılan davanın bu nedenle reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle mümeyyiz davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...'nun temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ...'na iadesine, 19.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1038788500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.