Bankacılık işlemi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/12506 E. 2011/5181 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- on yıl
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bankacılık işlemi↗ mirasçılık↗ tmsf↗ taahhütname↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının hesabının varlığına dair Merkez Bankası, TMSF ve davalı bankada herhangi bir kaydın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunduğu iddia edilen hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı taraf, 08.11.1990 tarihinde davalı bankanın Mersin Uray Şubesi’nde hesap açtırdığını, bu tarihten sonra Almanya'ya gidip 2006 yılında Türkiye'ye döndüğünü ileri sürerek bu davayı açmış, yapılan yargılama sonucunda yukarıdaki gerekçelerle davanın reddine karar verilmişse de, ret kararının dayandığı gerekçeler yeterli incelemeye ve hukuki dayanaklara sahip değildir.
Davacı vekilince aslı gibidir şerhiyle dosyaya sunulan hesap cüzdanının aslı istenmediği gibi, bu hesap cüzdanının kim tarafından nasıl verildiği, bankacılık işlemi çerçevesinde davacıya verilip verilmediği araştırılmamıştır.
Öte yandan, davanın ret gerekçelerinden birisi de talep edilen alacağın 10 yıldan fazla bir zaman öncesi açılan hesaba ait olmasıdır. 3182 sayılı Bankalar Kanunu 36. maddesine göre, her türlü mevduat son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı
tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde aranmaması halinde bu mevduatların, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik ve adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği;aynı fıkranın 3 üncü bendinde ise, tutar ve değeri 1 milyon 500 bin lirayı aşanların, Resmi Gazete ile ilan edileceği, bu ilandan itibaren bir yıl içinde sahip veya mirasçıları tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Bu hüküm sonradan 4491 sayılı Kanunla değişen Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesi ve bu madde uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 27.06.2001 günlü Resmi Gazete' de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankaların Kuruluş ve Faaliyetler Hakkındaki Yönetmenliğin 35 nci maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli taahhütlü bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, biri yılık süre ise, üç aya indirilmiştir.
Bu hükümler sonrasında yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 62. maddesi ise: “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına tâbidir. Zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müteakiben Fona gelir kaydedilir. Bu Maddenin uygulanması ile ilgili usûl ve esaslar Kurulca belirlenir” hükümlerini havidir.
Bu durumda, mahkemece, davacı vekilinin sunduğu banka cüzdanında yazılı meblağın davalı bankaya yatırılıp yatırılmadığına ilişkin olarak bu cüzdanın aslı istenmek suretiyle davalı banka kayıtlarında davacının hesap cüzdanına konu alacağının var olup olmadığının oluşturulacak bilirkişi heyetince belirlenmesi; gene davacı alacağının yasal düzenlemeler çerçevesinde zamanaşımına uğrayıp uğramadığının duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta saptanması, sonrasında davacı istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5046 E. 2013/5696 K.
Ortak:mirasçılık · taahhütname · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı on yıl
İncelediğiniz kararda3182 sayılı Bankalar Kanunu 36. maddesine göre, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde aranmaması halinde bu mevduatların, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik ve adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği;aynı fıkranın 3 üncü bendinde ise, tutar ve değeri 1 milyon 500 bin lirayı aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren bir yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Bu hükümler sonrasında yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 62. maddesi ise: “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tâbidir.
Bu hüküm sonradan 4491 sayılı Kanunla değişen Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesi ve bu madde uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 27.06.2001 günlü Resmi Gazete' de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankaların Kuruluş ve Faaliyetler Hakkındaki Yönetmenliğin 35 nci maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli «taahhütlü» bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, biri yılık süre ise, üç aya indirilmiştir.
Benzer bu karardaDavacılar adına hesabın açıldığı tarihten sonra yürürlüğe giren ve bu süreçte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunun 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak ... yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın .... bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların ... yıl sonra «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» yapılması koşuluna bağlıdır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların hesaplarındaki «son» işlem tarihinin 1981 olmasına göre 1991 yılında yürürlükte olan 3812 sayılı Yasa'ya göre ... yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtelik · tebligat · taşıyan
Benzer bu karardaÖte yandan, usulünce düzenlenmiş ve yetkilisinin imzasını «taşıyan» hesap cüzdanı, müşterinin banka nezdindeki mevduatını kanıtlayıcı bir belgedir.
Somut olayda bankaca davacıların mevduatında bu miktar paranın bulunmadığı veya hesap cüzdanının «sahteliği» ileri sürülmemiştir.
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların ... yıl sonra «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» yapılması koşuluna bağlıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14262 E. 2014/2397 K.
Ortak:mirasçılık · taahhütname · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı on yıl
İncelediğiniz kararda3182 sayılı Bankalar Kanunu 36. maddesine göre, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde aranmaması halinde bu mevduatların, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik ve adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği;aynı fıkranın 3 üncü bendinde ise, tutar ve değeri 1 milyon 500 bin lirayı aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren bir yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Bu hükümler sonrasında yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 62. maddesi ise: “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tâbidir.
Bu hüküm sonradan 4491 sayılı Kanunla değişen Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesi ve bu madde uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 27.06.2001 günlü Resmi Gazete' de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankaların Kuruluş ve Faaliyetler Hakkındaki Yönetmenliğin 35 nci maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli «taahhütlü» bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, biri yılık süre ise, üç aya indirilmiştir.
Benzer bu karardaAyrıca, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının en «son» işlem tarihi 31/08/1971 olan hesap cüzdanına dayanarak dava açtığı, TTK'nın 68 (6102 sy TTK'nın 82 md) maddesi uyarınca bir «tacirin» «ticari defterlerini» saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 Sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36, 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 10, 5411 Sayılı Kanunun 42. ve 62. maddeleri uyarınca son işlem tarihinden itibaren «zamanaşımı» süresinin 10 yıl olduğunu, davacının davasını son işlem tarihinden itibaren 41 yıl geçtikten sonra açtığı, kayıtlarını 10 yıl süreyle «saklama yükümlülüğünde» olan davalıların 41 yıl sonra açılan davada kayıtlarına ulaşıp delil bildirme imkanlarının da elinden alındığı, bu nedenle davalıların zamanaşımı itirazları yerind …
Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat sözleşmesi · saklama yükümlülüğü · ispat külfeti · ticari defter · tebligat · tacir · husumet · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının en «son» işlem tarihi 31/08/1971 olan hesap cüzdanına dayanarak dava açtığı, TTK'nın 68 (6102 sy TTK'nın 82 md) maddesi uyarınca bir «tacirin» «ticari defterlerini» saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 Sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36, 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 10, 5411 Sayılı Kanunun 42. ve 62. maddeleri uyarınca son işlem tarihinden itibaren «zamanaşımı» süresinin 10 yıl olduğunu, davacının davasını son işlem tarihinden itibaren 41 yıl geçtikten sonra açtığı, kayıtlarını 10 yıl süreyle «saklama yükümlülüğünde» olan davalıların 41 yıl sonra açılan davada kayıtlarına ulaşıp delil bildirme imkanlarının da elinden alındığı, bu nedenle davalıların zamanaşımı itirazları yerind …
Merkez Bankası'na davada «husumet» düşmemesi nedeniyle, mahkemece adı geçen bu davalılar yönünden de davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değilse de belirtilen değişik gerekçeyle bu davalılar hakkında verilen red kararının sonucu itibariyle yerinde bulunmasına göre davacı vekilinin davalılar TMSF ve T.C.
Ancak, davacı ile davalı banka arasında «mevduat sözleşmesi» bulunup «zamanaşımı» 10 yıl ise de zamanaşımı süresi davacının mevduatını bankadan talep ettiği tarihten itibaren başlar.
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «tebligatın» yapılması koşuluna bağlıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7570 E. 2022/8454 K.
Ortak:mirasçılık · taahhütname · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı on yıl
İncelediğiniz kararda3182 sayılı Bankalar Kanunu 36. maddesine göre, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde aranmaması halinde bu mevduatların, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik ve adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği;aynı fıkranın 3 üncü bendinde ise, tutar ve değeri 1 milyon 500 bin lirayı aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren bir yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Bu hükümler sonrasında yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 62. maddesi ise: “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tâbidir.
Bu hüküm sonradan 4491 sayılı Kanunla değişen Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesi ve bu madde uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 27.06.2001 günlü Resmi Gazete' de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankaların Kuruluş ve Faaliyetler Hakkındaki Yönetmenliğin 35 nci maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli «taahhütlü» bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, biri yılık süre ise, üç aya indirilmiştir.
Benzer bu karardaAyrıca, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
… TL yatırıldığının iddia edildiği, davalı bankanın davacıya ait hesap hareketlerine ilişkin sunduğu belgeden 16.12.2004 tarihinde hesabın kapatıldığının anlaşıldığı, «son» hesap hareket tarihinin 16.12.2004 olduğu, dava tarihinin ise 30.04.2015 olduğu, son hareket tarihi üzerinden 10 yıl, 4 ay, 24 gün geçtiği, paranın hesaba yatırıldığı tarihten itibaren ise 36 yıl, 4 ay, 27 gün geçtiği, bu durumda 10 yıllık «zamanaşımı» süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vedia sözleşmesi · ispat külfeti · tebligat
Benzer bu karardaTaraflar arasında bankaya para yatırılmasıyla oluşan sözleşme usulsüz «vedia sözleşmesi» olup, zaman aşımı süresi 10 yıl ise de, zaman aşımı süresi davacının mevduatını bankadan talep ettiği tarihten itibaren başlar.
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «tebligatın» yapılması koşuluna bağlıdır.
… yapılmadığı hususları ile davalı tarafından davacı hesabında bulunulan paranın davacıya nakit olarak ödendiğinin ileri sürülmesi karşısında her iki vakıa bakımından «ispat külfetinin» davalıda ve yatırılan paranın TL olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine hükmedilmesi doğru olmayıp kararın temyiz …
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15445 E. 2016/5536 K.
Ortak:taahhütname · ilan · cy/cy kaydı · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı on yıl
İncelediğiniz kararda3182 sayılı Bankalar Kanunu 36. maddesine göre, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde aranmaması halinde bu mevduatların, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik ve adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği;aynı fıkranın 3 üncü bendinde ise, tutar ve değeri 1 milyon 500 bin lirayı aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren bir yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Bu hükümler sonrasında yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 62. maddesi ise: “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tâbidir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının hesabının varlığına dair Merkez Bankası, TMSF ve davalı bankada herhangi bir «kaydın» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacıların elinde bulunan 18.06.1993 tarihinde açılmış olan vadesiz mevduat hesap cüzdanındaki «son» işlem tarihi olan 14.01.1994 tarihinde bakiyesinin 87.765.454,00 olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir işlem «kaydının» cüzdanda yer almadığı, her ne kadar hesap cüzdanlarındaki bilgilerin paranın bankadan çekilmediğine dair bir «karine» teşkil etse de tek başına paranın çekilmediğini ispatlayamayacağı, zira bankaların hesap cüzdanı olmasa da mudilerine ödeme yaptıkları, bunun yanında davalı Banka' …
5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62. maddesi “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
… ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8'inci maddesi de "Bankalar bir takvim yılı içinde «zamanaşımına» uğrayan ve tutarı 50 Türk Lirası ve üzerindeki her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların hak sahiplerini, başvuruda bulunmadıkları takdirde hesaplarının Fona devredileceği hususunda, izleyen takvim yılının Ocak ayı sonuna kadar iadeli «taahhütlü» mektupla uyarmak zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karine · ispat külfeti · tebligat
Benzer bu karardaMahkemece, davacıların elinde bulunan 18.06.1993 tarihinde açılmış olan vadesiz mevduat hesap cüzdanındaki «son» işlem tarihi olan 14.01.1994 tarihinde bakiyesinin 87.765.454,00 olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir işlem «kaydının» cüzdanda yer almadığı, her ne kadar hesap cüzdanlarındaki bilgilerin paranın bankadan çekilmediğine dair bir «karine» teşkil etse de tek başına paranın çekilmediğini ispatlayamayacağı, zira bankaların hesap cüzdanı olmasa da mudilerine ödeme yaptıkları, bunun yanında davalı Banka' …
Bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
Halbuki davalı Banka'ya ait olan «ispat külfeti» tersine çevrilerek davacıya yükletilmiş, davalı Banka tarafından, davaya konu mevduatın hak sahibine ödendiği ispatlanamadığı gibi, yasal düzenlemeler gereğince üzerine düşen yükümlülükler yerine getirilmediğinden, «zamanaşımı» süresi işlemeye dahi başlamamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8695 E. 2010/154 K.
Ortak:mirasçılık · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı on yıl
İncelediğiniz kararda3182 sayılı Bankalar Kanunu 36. maddesine göre, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde aranmaması halinde bu mevduatların, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik ve adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği;aynı fıkranın 3 üncü bendinde ise, tutar ve değeri 1 milyon 500 bin lirayı aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren bir yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Bu hükümler sonrasında yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 62. maddesi ise: “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tâbidir.
… avacının hesap cüzdanına konu alacağının var olup olmadığının oluşturulacak bilirkişi heyetince belirlenmesi; gene davacı alacağının yasal düzenlemeler çerçevesinde «zamanaşımına» uğrayıp uğramadığının duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta saptanması, sonrasında davacı istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu kararda… a davalı ...’nın Ankara Merkez Şubesi’nde ve Yozgat Şubesi’ndeki hesapların kapandığı savunulan tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36 ncı maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3 ncü bendinde ise tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı hesap cüzdanlarındaki en «son» hesap hareketlerinin 1973 ve 1978 yıllarında olduğu, bundan sonra hesapların işlem gördüğüne dair davacının elinde yazılı bir belge bulunmadığı gibi, davalı ... kayıtlarında da hesaplara ulaşılamadığı, TTK’nun 68, Bankalar Hakkındaki 70 sayılı KHK’nin 36, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10, 5411 sayılı Yasa’nın 42. ve 62. maddelerinde «zamanaşımı» süresi olarak 10 yıllık süre belirlendiği ve son işlem tarihlerinden yaklaşık 34 yıl ve 29 yıl geçtikten sonra davacının başvurusunda zamanaşımı süresinin dolduğu, sahiplerince aranmayan paraların tasarruf «yetkisinin» 1985 yılı itibari ile TCMB’nın görev alanından çıktığı gerekçesiyle davalılar T.İş Bankası ve TMSF aleyhine açılan davaların zamanaşımı nedeniyle, davalı TCMB hakkında açılan davanın ise «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… avalı bankanın Ankara Merkez Şubesi ve Yozgat Şubesi'ne yatırılan mevduatın tahsiline ilişkin olup her ne kadar mahkemece davalı ... ve TMSF aleyhine açılan davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de dava konusu olayda uygulanması gereken 3182 sayılı Yasa’nın 36. maddesi uyarınca «son» işlem tarihinden itibaren 10 yıl geçmesinden sonra hesap sahibine mektup gönderilmesi ve buna rağmen müracaat olmadığı taktirde bir liste mukabili paranın Tasarruf …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı def'i · def'i · husumet yokluğu · ticari defter · tebligat · yetkisizlik kararı · husumet · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı hesap cüzdanlarındaki en «son» hesap hareketlerinin 1973 ve 1978 yıllarında olduğu, bundan sonra hesapların işlem gördüğüne dair davacının elinde yazılı bir belge bulunmadığı gibi, davalı ... kayıtlarında da hesaplara ulaşılamadığı, TTK’nun 68, Bankalar Hakkındaki 70 sayılı KHK’nin 36, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10, 5411 sayılı Yasa’nın 42. ve 62. maddelerinde «zamanaşımı» süresi olarak 10 yıllık süre belirlendiği ve son işlem tarihlerinden yaklaşık 34 yıl ve 29 yıl geçtikten sonra davacının başvurusunda zamanaşımı süresinin dolduğu, sahiplerince aranmayan paraların tasarruf «yetkisinin» 1985 yılı itibari ile TCMB’nın görev alanından çıktığı gerekçesiyle davalılar T.İş Bankası ve TMSF aleyhine açılan davaların zamanaşımı nedeniyle, davalı TCMB hakkında açılan davanın ise «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin buna göre değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekir.
Davalının «ticari defterlerle» ilgili savunmasının elinde banka cüzdanı bulunan davacının hakkını ileri sürmesine engel teşkil etmesi de mümkün değildir.
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «tebligatın» yapılması koşuluna bağlıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4563 E. 2015/11695 K.
Ortak:cy/cy kaydı · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı on yıl
İncelediğiniz karardaBu hükümler sonrasında yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 62. maddesi ise: “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tâbidir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının hesabının varlığına dair Merkez Bankası, TMSF ve davalı bankada herhangi bir «kaydın» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
3182 sayılı Bankalar Kanunu 36. maddesine göre, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde aranmaması halinde bu mevduatların, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik ve adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği;aynı fıkranın 3 üncü bendinde ise, tutar ve değeri 1 milyon 500 bin lirayı aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren bir yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Benzer bu kararda5411 sayılı Yasa'nın 62. maddesi uyarınca bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tâbidir.
… lunan hesabındaki 2.960,00TL'nin TMSF'ye devredildiği iddiasıyla alacak isteminde bulunduğu, davalı tarafından hesabın 31.12.2001 tarihinde kapatıldığı belirtilerek «zamanaşımı def»'inin ileri sürüldüğü, taraflar arasında hesabın varlığı ve hesaptaki paranın TMSF'ye devredildiği hususunda ihtilaf olmadığı, BK'nın 146. maddesi uyarınca her alac …
5411 sayılı Yasa'nın 62. maddesi uyarınca Fona gelir «kaydı» işlemlerinin nasıl yapılacağı hususu 1.11.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Mevduat ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesinde açıklanılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik araştırma · delillerin toplanmaması · zamanaşımı def'i · def'i · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaO halde, mahkemece taraf «delilleri toplanılıp» davalı banka kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılarak; davacı tarafından yatırılan paranın miktarının ne olduğu, TMSF'ye devredilip devredilmediği, devredilmiş ise devir işlemlerinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı belirlenip, uyuşmazlığın vedia aktinden kaynaklandığı da gözetilerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken «eksik araştırma» ve yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… lunan hesabındaki 2.960,00TL'nin TMSF'ye devredildiği iddiasıyla alacak isteminde bulunduğu, davalı tarafından hesabın 31.12.2001 tarihinde kapatıldığı belirtilerek «zamanaşımı def»'inin ileri sürüldüğü, taraflar arasında hesabın varlığı ve hesaptaki paranın TMSF'ye devredildiği hususunda ihtilaf olmadığı, BK'nın 146. maddesi uyarınca her alac …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4563 E. 2015/11695 K.
Ortak:cy/cy kaydı · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı on yıl
İncelediğiniz karardaBu hükümler sonrasında yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 62. maddesi ise: “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tâbidir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının hesabının varlığına dair Merkez Bankası, TMSF ve davalı bankada herhangi bir «kaydın» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
3182 sayılı Bankalar Kanunu 36. maddesine göre, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde aranmaması halinde bu mevduatların, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik ve adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği;aynı fıkranın 3 üncü bendinde ise, tutar ve değeri 1 milyon 500 bin lirayı aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren bir yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Benzer bu kararda5411 sayılı Yasa'nın 62. maddesi uyarınca bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tâbidir.
… lunan hesabındaki 2.960,00TL'nin TMSF'ye devredildiği iddiasıyla alacak isteminde bulunduğu, davalı tarafından hesabın 31.12.2001 tarihinde kapatıldığı belirtilerek «zamanaşımı def»'inin ileri sürüldüğü, taraflar arasında hesabın varlığı ve hesaptaki paranın TMSF'ye devredildiği hususunda ihtilaf olmadığı, BK'nın 146. maddesi uyarınca her alac …
5411 sayılı Yasa'nın 62. maddesi uyarınca Fona gelir «kaydı» işlemlerinin nasıl yapılacağı hususu 1.11.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Mevduat ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesinde açıklanılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik araştırma · delillerin toplanmaması · zamanaşımı def'i · def'i · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaO halde, mahkemece taraf «delilleri toplanılıp» davalı banka kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılarak; davacı tarafından yatırılan paranın miktarının ne olduğu, TMSF'ye devredilip devredilmediği, devredilmiş ise devir işlemlerinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı belirlenip, uyuşmazlığın vedia aktinden kaynaklandığı da gözetilerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken «eksik araştırma» ve yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… lunan hesabındaki 2.960,00TL'nin TMSF'ye devredildiği iddiasıyla alacak isteminde bulunduğu, davalı tarafından hesabın 31.12.2001 tarihinde kapatıldığı belirtilerek «zamanaşımı def»'inin ileri sürüldüğü, taraflar arasında hesabın varlığı ve hesaptaki paranın TMSF'ye devredildiği hususunda ihtilaf olmadığı, BK'nın 146. maddesi uyarınca her alac …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/12506 E. , 2011/5181 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.07.2009 tarih ve 2008/750 - 2009/1123 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 08.11.1990 tarihinde davalı banka nezdinde 4.490,00 TL tutarında mevduat hesabı açtırdığını, 1991 yılında Almanya'ya giden davacının 2001 yılında oturma izni alabildiğini, 2006 yılında da Türkiye'ye kesin dönüş yaptığını, davalı bankaya yaptığı başvuru üzerine işlem görmeyen hesabın zamanaşımı nedeniyle kapandığının belirtildiğini, oysa, davacıya bildirim yapılmadığını ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının hesabının varlığına dair Merkez Bankası, TMSF ve davalı bankada herhangi bir kaydın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunduğu iddia edilen hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı taraf, 08.11.1990 tarihinde davalı bankanın Mersin Uray Şubesi’nde hesap açtırdığını, bu tarihten sonra Almanya'ya gidip 2006 yılında Türkiye'ye döndüğünü ileri sürerek bu davayı açmış, yapılan yargılama sonucunda yukarıdaki gerekçelerle davanın reddine karar verilmişse de, ret kararının dayandığı gerekçeler yeterli incelemeye ve hukuki dayanaklara sahip değildir.
Davacı vekilince aslı gibidir şerhiyle dosyaya sunulan hesap cüzdanının aslı istenmediği gibi, bu hesap cüzdanının kim tarafından nasıl verildiği, bankacılık işlemi çerçevesinde davacıya verilip verilmediği araştırılmamıştır.
Öte yandan, davanın ret gerekçelerinden birisi de talep edilen alacağın 10 yıldan fazla bir zaman öncesi açılan hesaba ait olmasıdır. 3182 sayılı Bankalar Kanunu 36. maddesine göre, her türlü mevduat son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı
tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde aranmaması halinde bu mevduatların, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik ve adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği;aynı fıkranın 3 üncü bendinde ise, tutar ve değeri 1 milyon 500 bin lirayı aşanların, Resmi Gazete ile ilan edileceği, bu ilandan itibaren bir yıl içinde sahip veya mirasçıları tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Bu hüküm sonradan 4491 sayılı Kanunla değişen Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesi ve bu madde uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 27.06.2001 günlü Resmi Gazete' de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankaların Kuruluş ve Faaliyetler Hakkındaki Yönetmenliğin 35 nci maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli taahhütlü bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, biri yılık süre ise, üç aya indirilmiştir.
Bu hükümler sonrasında yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 62. maddesi ise: “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına tâbidir. Zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müteakiben Fona gelir kaydedilir. Bu Maddenin uygulanması ile ilgili usûl ve esaslar Kurulca belirlenir” hükümlerini havidir.
Bu durumda, mahkemece, davacı vekilinin sunduğu banka cüzdanında yazılı meblağın davalı bankaya yatırılıp yatırılmadığına ilişkin olarak bu cüzdanın aslı istenmek suretiyle davalı banka kayıtlarında davacının hesap cüzdanına konu alacağının var olup olmadığının oluşturulacak bilirkişi heyetince belirlenmesi; gene davacı alacağının yasal düzenlemeler çerçevesinde zamanaşımına uğrayıp uğramadığının duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta saptanması, sonrasında davacı istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021335500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz