Vedia sözleşmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7570 E. 2022/8454 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 24 gün
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vedia sözleşmesi↗ ispat külfeti↗ mirasçılık↗ tmsf↗ tebligat↗ taahhütname↗ ilan↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 19.08.1977 tarihinde 10,00-TL, 19.01.1978 tarihinde 6.000,00-TL ve 31.12.1978 tarihinde 170,00-TL olmak üzere davalı bankadaki ... no'lu hesaba 6.180,00-TL yatırıldığının iddia edildiği, davalı bankanın davacıya ait hesap hareketlerine ilişkin sunduğu belgeden 16.12.2004 tarihinde hesabın kapatıldığının anlaşıldığı, son hesap hareket tarihinin 16.12.2004 olduğu, dava tarihinin ise 30.04.2015 olduğu, son hareket tarihi üzerinden 10 yıl, 4 ay, 24 gün geçtiği, paranın hesaba yatırıldığı tarihten itibaren ise 36 yıl, 4 ay, 27 gün geçtiği, bu durumda 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankaya yatırılan mevduatın tahsili istemine ilişkindir. Davalı banka tarafından hesabındaki paranın davalıya ödendiği veya alacağın zaman aşımına uğradığı ileri sürülmüş, mahkemece yapılan incelemede zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında bankaya para yatırılmasıyla oluşan sözleşme usulsüz vedia sözleşmesi olup, zaman aşımı süresi 10 yıl ise de, zaman aşımı süresi davacının mevduatını bankadan talep ettiği tarihten itibaren başlar. Ayrıca, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta zamanaşımı başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile ilan edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya mirasçıları tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür. Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına tabidir. Zamanaşımına uğrayan mevduat, emanet ve alacaklar Fona gelir kaydedilir. Bununla ilgili esas ve usuller Kurulca belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu madde uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 27.06.2001 günlü Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankalar Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkındaki Yönetmeliğin 35. maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli taahhütlü bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, bu bildirimden itibaren 3 ay içinde sahip veya mirasçıları tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür. Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra zamanaşımına uğraması, bankaca gerçekleştirilecek tebligatın yapılması koşuluna bağlıdır. Başka bir anlatımla, sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmadan banka nezdindeki hakları ve alacaklar kendiliğinden zamanaşımına uğramaz. Esasen Dairemiz uygulamaları da bu yönde olup, benzer bir düzenleme dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 5411 sayılı Kanun’un 62. maddesinde de yer almaktadır. Bu itibarla, bankalar nezdindeki mevduatların, hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların zamanaşımına tabi olduğu belirtilmişse de devrin yapılabilmesi için yasal gereklerin eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu durumda, davacı mevduatının usulsüz olarak TMSF 'ye aktarıldığını iddia ederek dava açtığına göre mahkemece davalı bankanın parayı TMSF'ye aktarıp aktarmadığı, aktarıldıysa usulüne uygun devrin yapılıp yapılmadığı hususları ile davalı tarafından davacı hesabında bulunulan paranın davacıya nakit olarak ödendiğinin ileri sürülmesi karşısında her iki vakıa bakımından ispat külfetinin davalıda ve yatırılan paranın TL olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine hükmedilmesi doğru olmayıp kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14262 E. 2014/2397 K.
Ortak:ispat külfeti · mirasçılık · tebligat · taahhütname · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 24 gün
İncelediğiniz karardaAyrıca, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
… TL yatırıldığının iddia edildiği, davalı bankanın davacıya ait hesap hareketlerine ilişkin sunduğu belgeden 16.12.2004 tarihinde hesabın kapatıldığının anlaşıldığı, «son» hesap hareket tarihinin 16.12.2004 olduğu, dava tarihinin ise 30.04.2015 olduğu, son hareket tarihi üzerinden 10 yıl, 4 ay, 24 gün geçtiği, paranın hesaba yatırıldığı tarihten itibaren ise 36 yıl, 4 ay, 27 gün geçtiği, bu durumda 10 yıllık «zamanaşımı» süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Benzer bu karardaAyrıca, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının en «son» işlem tarihi 31/08/1971 olan hesap cüzdanına dayanarak dava açtığı, TTK'nın 68 (6102 sy TTK'nın 82 md) maddesi uyarınca bir «tacirin» «ticari defterlerini» saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 Sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36, 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 10, 5411 Sayılı Kanunun 42. ve 62. maddeleri uyarınca son işlem tarihinden itibaren «zamanaşımı» süresinin 10 yıl olduğunu, davacının davasını son işlem tarihinden itibaren 41 yıl geçtikten sonra açtığı, kayıtlarını 10 yıl süreyle «saklama yükümlülüğünde» olan davalıların 41 yıl sonra açılan davada kayıtlarına ulaşıp delil bildirme imkanlarının da elinden alındığı, bu nedenle davalıların zamanaşımı itirazları yerind …
Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat sözleşmesi · saklama yükümlülüğü · ticari defter · tacir · husumet · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının en «son» işlem tarihi 31/08/1971 olan hesap cüzdanına dayanarak dava açtığı, TTK'nın 68 (6102 sy TTK'nın 82 md) maddesi uyarınca bir «tacirin» «ticari defterlerini» saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 Sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36, 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 10, 5411 Sayılı Kanunun 42. ve 62. maddeleri uyarınca son işlem tarihinden itibaren «zamanaşımı» süresinin 10 yıl olduğunu, davacının davasını son işlem tarihinden itibaren 41 yıl geçtikten sonra açtığı, kayıtlarını 10 yıl süreyle «saklama yükümlülüğünde» olan davalıların 41 yıl sonra açılan davada kayıtlarına ulaşıp delil bildirme imkanlarının da elinden alındığı, bu nedenle davalıların zamanaşımı itirazları yerind …
Merkez Bankası'na davada «husumet» düşmemesi nedeniyle, mahkemece adı geçen bu davalılar yönünden de davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değilse de belirtilen değişik gerekçeyle bu davalılar hakkında verilen red kararının sonucu itibariyle yerinde bulunmasına göre davacı vekilinin davalılar TMSF ve T.C.
Ancak, davacı ile davalı banka arasında «mevduat sözleşmesi» bulunup «zamanaşımı» 10 yıl ise de zamanaşımı süresi davacının mevduatını bankadan talep ettiği tarihten itibaren başlar.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10835 E. 2013/10241 K.
Ortak:mirasçılık · tebligat · taahhütname · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 24 gün
İncelediğiniz karardaAyrıca, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
… TL yatırıldığının iddia edildiği, davalı bankanın davacıya ait hesap hareketlerine ilişkin sunduğu belgeden 16.12.2004 tarihinde hesabın kapatıldığının anlaşıldığı, «son» hesap hareket tarihinin 16.12.2004 olduğu, dava tarihinin ise 30.04.2015 olduğu, son hareket tarihi üzerinden 10 yıl, 4 ay, 24 gün geçtiği, paranın hesaba yatırıldığı tarihten itibaren ise 36 yıl, 4 ay, 27 gün geçtiği, bu durumda 10 yıllık «zamanaşımı» süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Benzer bu karardaOysa, davalı tarafın «zamanaşımı def»’inin değerlendirilmesi, öncelikle hesabın varlığının ve buna bağlı olarak talep edilebilirliğinin saptanması, ardından da hesabın açıldığı ve sonrasında kapanarak tüm işlemlerin Gaziantep iline devredildiğinin savunulduğu tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Kanun’un 36. maddesi ile zamanaşımının gerçekleştiği iddia edilen tarihte yürürlükte olan 4389 sayılı Kanun’un 10/4. maddesinde öngörülen koşulların yerine getirildiğinin belirlenmesi ile mümkündür Davacı adına hesabın açıldığı ve kapandığı savunulan tarihte yürürlükte olan 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta zamanaşımı başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
… günlü Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankalar Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkındaki Yönetmeliğin 35. maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli «taahhütlü» bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, bu bildirimden itibaren 3 ay içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı def'i · def'i · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin buna göre değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafça hesap numarası da zikredilerek hesabın önce Şanlıurfa Şubesi’nde açıldığı, yaklaşık 2 yıl sonra bu şubenin kapanması nedeniyle hesabın Gaziantep Şubesi’ne aktarıldığı iddia edildiğine göre, davalı bankanın gerek Şanlıurfa Şubesi kayıtları, gerekse de Gaziantep Şubesine devir kayıtlarının incelenmesi, gerektirdiği takdirde Gaziantep Asliye Hukuk Mahkemesi’ne talimat yazılmak suretiyle «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak bu kez davanın esastan reddine karar verilmesi de doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Oysa, davalı tarafın «zamanaşımı def»’inin değerlendirilmesi, öncelikle hesabın varlığının ve buna bağlı olarak talep edilebilirliğinin saptanması, ardından da hesabın açıldığı ve sonrasında kapanarak tüm işlemlerin Gaziantep iline devredildiğinin savunulduğu tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Kanun’un 36. maddesi ile zamanaşımının gerçekleştiği iddia edilen tarihte yürürlükte olan 4389 sayılı Kanun’un 10/4. maddesinde öngörülen koşulların yerine getirildiğinin belirlenmesi ile mümkündür Davacı adına hesabın açıldığı ve kapandığı savunulan tarihte yürürlükte olan 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta zamanaşımı başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5046 E. 2013/5696 K.
Ortak:mirasçılık · tebligat · taahhütname · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 24 gün
İncelediğiniz karardaAyrıca, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
… TL yatırıldığının iddia edildiği, davalı bankanın davacıya ait hesap hareketlerine ilişkin sunduğu belgeden 16.12.2004 tarihinde hesabın kapatıldığının anlaşıldığı, «son» hesap hareket tarihinin 16.12.2004 olduğu, dava tarihinin ise 30.04.2015 olduğu, son hareket tarihi üzerinden 10 yıl, 4 ay, 24 gün geçtiği, paranın hesaba yatırıldığı tarihten itibaren ise 36 yıl, 4 ay, 27 gün geçtiği, bu durumda 10 yıllık «zamanaşımı» süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Benzer bu karardaDavacılar adına hesabın açıldığı tarihten sonra yürürlüğe giren ve bu süreçte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunun 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak ... yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın .... bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların ... yıl sonra «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» yapılması koşuluna bağlıdır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların hesaplarındaki «son» işlem tarihinin 1981 olmasına göre 1991 yılında yürürlükte olan 3812 sayılı Yasa'ya göre ... yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtelik · taşıyan
Benzer bu karardaÖte yandan, usulünce düzenlenmiş ve yetkilisinin imzasını «taşıyan» hesap cüzdanı, müşterinin banka nezdindeki mevduatını kanıtlayıcı bir belgedir.
Somut olayda bankaca davacıların mevduatında bu miktar paranın bulunmadığı veya hesap cüzdanının «sahteliği» ileri sürülmemiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8695 E. 2010/154 K.
Ortak:mirasçılık · tebligat · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 24 gün
İncelediğiniz karardaAyrıca, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
… TL yatırıldığının iddia edildiği, davalı bankanın davacıya ait hesap hareketlerine ilişkin sunduğu belgeden 16.12.2004 tarihinde hesabın kapatıldığının anlaşıldığı, «son» hesap hareket tarihinin 16.12.2004 olduğu, dava tarihinin ise 30.04.2015 olduğu, son hareket tarihi üzerinden 10 yıl, 4 ay, 24 gün geçtiği, paranın hesaba yatırıldığı tarihten itibaren ise 36 yıl, 4 ay, 27 gün geçtiği, bu durumda 10 yıllık «zamanaşımı» süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Benzer bu kararda… a davalı ...’nın Ankara Merkez Şubesi’nde ve Yozgat Şubesi’ndeki hesapların kapandığı savunulan tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36 ncı maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3 ncü bendinde ise tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı hesap cüzdanlarındaki en «son» hesap hareketlerinin 1973 ve 1978 yıllarında olduğu, bundan sonra hesapların işlem gördüğüne dair davacının elinde yazılı bir belge bulunmadığı gibi, davalı ... kayıtlarında da hesaplara ulaşılamadığı, TTK’nun 68, Bankalar Hakkındaki 70 sayılı KHK’nin 36, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10, 5411 sayılı Yasa’nın 42. ve 62. maddelerinde «zamanaşımı» süresi olarak 10 yıllık süre belirlendiği ve son işlem tarihlerinden yaklaşık 34 yıl ve 29 yıl geçtikten sonra davacının başvurusunda zamanaşımı süresinin dolduğu, sahiplerince aranmayan paraların tasarruf «yetkisinin» 1985 yılı itibari ile TCMB’nın görev alanından çıktığı gerekçesiyle davalılar T.İş Bankası ve TMSF aleyhine açılan davaların zamanaşımı nedeniyle, davalı TCMB hakkında açılan davanın ise «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… avalı bankanın Ankara Merkez Şubesi ve Yozgat Şubesi'ne yatırılan mevduatın tahsiline ilişkin olup her ne kadar mahkemece davalı ... ve TMSF aleyhine açılan davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de dava konusu olayda uygulanması gereken 3182 sayılı Yasa’nın 36. maddesi uyarınca «son» işlem tarihinden itibaren 10 yıl geçmesinden sonra hesap sahibine mektup gönderilmesi ve buna rağmen müracaat olmadığı taktirde bir liste mukabili paranın Tasarruf …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı def'i · def'i · husumet yokluğu · ticari defter · yetkisizlik kararı · husumet · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı hesap cüzdanlarındaki en «son» hesap hareketlerinin 1973 ve 1978 yıllarında olduğu, bundan sonra hesapların işlem gördüğüne dair davacının elinde yazılı bir belge bulunmadığı gibi, davalı ... kayıtlarında da hesaplara ulaşılamadığı, TTK’nun 68, Bankalar Hakkındaki 70 sayılı KHK’nin 36, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10, 5411 sayılı Yasa’nın 42. ve 62. maddelerinde «zamanaşımı» süresi olarak 10 yıllık süre belirlendiği ve son işlem tarihlerinden yaklaşık 34 yıl ve 29 yıl geçtikten sonra davacının başvurusunda zamanaşımı süresinin dolduğu, sahiplerince aranmayan paraların tasarruf «yetkisinin» 1985 yılı itibari ile TCMB’nın görev alanından çıktığı gerekçesiyle davalılar T.İş Bankası ve TMSF aleyhine açılan davaların zamanaşımı nedeniyle, davalı TCMB hakkında açılan davanın ise «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin buna göre değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekir.
Davalının «ticari defterlerle» ilgili savunmasının elinde banka cüzdanı bulunan davacının hakkını ileri sürmesine engel teşkil etmesi de mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12506 E. 2011/5181 K.
Ortak:mirasçılık · taahhütname · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 24 gün
İncelediğiniz karardaAyrıca, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
… TL yatırıldığının iddia edildiği, davalı bankanın davacıya ait hesap hareketlerine ilişkin sunduğu belgeden 16.12.2004 tarihinde hesabın kapatıldığının anlaşıldığı, «son» hesap hareket tarihinin 16.12.2004 olduğu, dava tarihinin ise 30.04.2015 olduğu, son hareket tarihi üzerinden 10 yıl, 4 ay, 24 gün geçtiği, paranın hesaba yatırıldığı tarihten itibaren ise 36 yıl, 4 ay, 27 gün geçtiği, bu durumda 10 yıllık «zamanaşımı» süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Benzer bu kararda3182 sayılı Bankalar Kanunu 36. maddesine göre, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde aranmaması halinde bu mevduatların, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik ve adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği;aynı fıkranın 3 üncü bendinde ise, tutar ve değeri 1 milyon 500 bin lirayı aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren bir yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Bu hükümler sonrasında yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 62. maddesi ise: “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tâbidir.
Bu hüküm sonradan 4491 sayılı Kanunla değişen Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesi ve bu madde uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 27.06.2001 günlü Resmi Gazete' de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankaların Kuruluş ve Faaliyetler Hakkındaki Yönetmenliğin 35 nci maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli «taahhütlü» bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, biri yılık süre ise, üç aya indirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemi · cy/cy kaydı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının hesabının varlığına dair Merkez Bankası, TMSF ve davalı bankada herhangi bir «kaydın» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilince aslı gibidir şerhiyle dosyaya sunulan hesap cüzdanının aslı istenmediği gibi, bu hesap cüzdanının kim tarafından nasıl verildiği, «bankacılık işlemi» çerçevesinde davacıya verilip verilmediği araştırılmamıştır.
… avacının hesap cüzdanına konu alacağının var olup olmadığının oluşturulacak bilirkişi heyetince belirlenmesi; gene davacı alacağının yasal düzenlemeler çerçevesinde «zamanaşımına» uğrayıp uğramadığının duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta saptanması, sonrasında davacı istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16771 E. 2015/11821 K.
Ortak:tebligat · taahhütname · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 24 gün
İncelediğiniz karardaAyrıca, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
… TL yatırıldığının iddia edildiği, davalı bankanın davacıya ait hesap hareketlerine ilişkin sunduğu belgeden 16.12.2004 tarihinde hesabın kapatıldığının anlaşıldığı, «son» hesap hareket tarihinin 16.12.2004 olduğu, dava tarihinin ise 30.04.2015 olduğu, son hareket tarihi üzerinden 10 yıl, 4 ay, 24 gün geçtiği, paranın hesaba yatırıldığı tarihten itibaren ise 36 yıl, 4 ay, 27 gün geçtiği, bu durumda 10 yıllık «zamanaşımı» süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Benzer bu karardaBankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62. maddesi “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
… ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8'inci maddesi de "Bankalar bir takvim yılı içinde «zamanaşımına» uğrayan ve tutarı 50 Türk Lirası ve üzerindeki her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların hak sahiplerini, başvuruda bulunmadıkları takdirde hesaplarının Fona devredileceği hususunda, izleyen takvim yılının Ocak ayı sonuna kadar iadeli «taahhütlü» mektupla uyarmak zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yerleşim yeri · ihtar
Benzer bu kararda… ih ve 2004/820 Esas 2004/9907 Karar sayılı ilamı, 11.01.2010 tarih ve 2008/8695 Esas 2010/154 Karar sayılı ilamı) Dosya içeriğinden, davacıların murisine gönderilen «ihtarın» bila tebliğ dönmesinden sonra Bankaca «tebligatın» yapılabilmesi için herhangi bir girişimde bulunulmadığı, davacıların murisinin Mernis «yerleşim yeri» adresinin araştırılmadığı, Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebligatın yapılmasına çalışılmadığı ve bu nedenle de hesap sahibinin ölü olduğunun tespit edilemediği …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10606 E. 2014/17766 K.
Ortak:tebligat · taahhütname · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 24 gün
İncelediğiniz karardaAyrıca, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
… TL yatırıldığının iddia edildiği, davalı bankanın davacıya ait hesap hareketlerine ilişkin sunduğu belgeden 16.12.2004 tarihinde hesabın kapatıldığının anlaşıldığı, «son» hesap hareket tarihinin 16.12.2004 olduğu, dava tarihinin ise 30.04.2015 olduğu, son hareket tarihi üzerinden 10 yıl, 4 ay, 24 gün geçtiği, paranın hesaba yatırıldığı tarihten itibaren ise 36 yıl, 4 ay, 27 gün geçtiği, bu durumda 10 yıllık «zamanaşımı» süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Benzer bu karardaBankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; vadeli mevduat hesabında «son» işlem tarihinin 15.08.2001 olduğu, davalı Bankaca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62. maddesi ile Mevduat ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 8/2. maddesine göre, davacının, Bankaya beyan edilen adresine iadeli «taahhütlü» mektup ile uyarıda bulunulduğu, ayrıca, internet sitesinde üç ay süre ile ve ulusal düzeyde yayın yapan iki ayrı gazetede gerekli ilanları yaptırdığı, davalı Banka …
5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62'nci maddesi “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yerleşim yeri · ihtar
Benzer bu kararda2010/154 K. sayılı ilamı) Dosya içeriğinden, davacıya gönderilen «ihtarın» bila tebliğ dönmesinden sonra Bankaca «tebligatın» yapılabilmesi için herhangi bir girişimde bulunulmadığı, davacının Mernis «yerleşim yeri» adresinin araştırılmadığı, Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebligatın yapılmasına çalışılmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacı kendisine gerekli ihtarların yapılmadığını ileri sürmüş, davalı ise davacının Bankada bulunan adresine gönderilen «ihtarın» muhataba tebliğ edilemediği, gerekli ilanların yapılmasını müteakip hesaptaki mevduatın fona devredildiğini bildirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7570 E. , 2022/8454 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12.Tüketici Mahkemesince verilen 01.12.2020 tarih ve 2016/551 E. - 2020/512 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı Yapı ve Kredi Bankası'na yatırılan paranın 3182 sayılı Yasa'nın 36. maddesi uyarınca son işlem tarihinden itibaren 10 yıl geçtiğinden bahisle diğer davalı TMSF'ye aktarıldığını ileri sürerek, 6.180 TL paranın denkleştirici adalet ilkesi gözetilerek, dava tarihinden alım gücü değerinin tespiti ile para yatırma tarihlerinden itibaren en yüksek mevduat faizi ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretiyle beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili, dava konusu talebin zaman aşımına uğradığını, davacı hesabında bulunan paranın müvekkili bankanın ... Şubesi’nden davacıya nakit olarak ödendiğini, davacıya ait hesapta bulunan paranın TMSF'ye herhangi bir devrinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı TMSF vekili, davada husumetin müvekkili kuruma yöneltilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin pasif husumet sıfatı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 19.08.1977 tarihinde 10,00-TL, 19.01.1978 tarihinde 6.000,00-TL ve 31.12.1978 tarihinde 170,00-TL olmak üzere davalı bankadaki ... no'lu hesaba 6.180,00-TL yatırıldığının iddia edildiği, davalı bankanın davacıya ait hesap hareketlerine ilişkin sunduğu belgeden 16.12.2004 tarihinde hesabın kapatıldığının anlaşıldığı, son hesap hareket tarihinin 16.12.2004 olduğu, dava tarihinin ise 30.04.2015 olduğu, son hareket tarihi üzerinden 10 yıl, 4 ay, 24 gün geçtiği, paranın hesaba yatırıldığı tarihten itibaren ise 36 yıl, 4 ay, 27 gün geçtiği, bu durumda 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankaya yatırılan mevduatın tahsili istemine ilişkindir. Davalı banka tarafından hesabındaki paranın davalıya ödendiği veya alacağın zaman aşımına uğradığı ileri sürülmüş, mahkemece yapılan incelemede zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında bankaya para yatırılmasıyla oluşan sözleşme usulsüz vedia sözleşmesi olup, zaman aşımı süresi 10 yıl ise de, zaman aşımı süresi davacının mevduatını bankadan talep ettiği tarihten itibaren başlar. Ayrıca, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta zamanaşımı başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği;
aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile ilan edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya mirasçıları tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür. Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına tabidir. Zamanaşımına uğrayan mevduat, emanet ve alacaklar Fona gelir kaydedilir. Bununla ilgili esas ve usuller Kurulca belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu madde uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 27.06.2001 günlü Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankalar Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkındaki Yönetmeliğin 35.
maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli taahhütlü bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, bu bildirimden itibaren 3 ay içinde sahip veya mirasçıları tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür. Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra zamanaşımına uğraması, bankaca gerçekleştirilecek tebligatın yapılması koşuluna bağlıdır. Başka bir anlatımla, sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmadan banka nezdindeki hakları ve alacaklar kendiliğinden zamanaşımına uğramaz. Esasen Dairemiz uygulamaları da bu yönde olup, benzer bir düzenleme dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 5411 sayılı Kanun’un 62.
maddesinde de yer almaktadır. Bu itibarla, bankalar nezdindeki mevduatların, hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların zamanaşımına tabi olduğu belirtilmişse de devrin yapılabilmesi için yasal gereklerin eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu durumda, davacı mevduatının usulsüz olarak TMSF 'ye aktarıldığını iddia ederek dava açtığına göre mahkemece davalı bankanın parayı TMSF'ye aktarıp aktarmadığı, aktarıldıysa usulüne uygun devrin yapılıp yapılmadığı hususları ile davalı tarafından davacı hesabında bulunulan paranın davacıya nakit olarak ödendiğinin ileri sürülmesi karşısında her iki vakıa bakımından ispat külfetinin davalıda ve yatırılan paranın TL olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine hükmedilmesi doğru olmayıp kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,
29.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/875809800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz