6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat | Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7423 E. 2023/6456 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şüpheli alacak anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu kusur karinesi ticari teamül şirket yöneticisinin sorumluluğu bilirkişi raporları arasında çelişki yönetici sorumluluğu sorumluluktan kurtulma finansal kiralama teamül kusur sorumluluğu ibra müteselsil sorumluluk şirket zararı denetime elverişlilik ispat yükü tmsf temlik vade anonim şirket yönetim kurulu kararı harç kusur eksik inceleme

Atıf yapılan mevzuat: İİK · TTK — TTK 336TTK 337TTK 338

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Dava, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalıların, davacı şirkette oluşan zarar tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmadıkları, şirket zararının oluştuğu tarihten sonraki tarihlerde göreve geldikleri, dolayısıyla oluşan zararlardan TTK hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 s. TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir. Nitekim 6762 s. TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine 6762 s. TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Bu durumda, mahkemece, 6762 s. TTK’nın 337. maddesi çerçevesinde herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, yetersiz ve denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış ve davacı yararına bozmayı gerektirmiştir...'' gerekçesiyle bozulmuştur.

C. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket zararının 07.11.2000-31.12.2002 tarihleri arasında gerçekleştiği, davalılar ..., ... ve ...'ın yönetim kurulu üyelik görevlerinin 03.03.2003 tarihinde başladığı ve 05.02.2004-15.02.2004-25.04.2004 tarihlerinde sona erdiği, davalıların, davacı şirkette zarar tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmadıkları; davalı yönetim kurulu üyelerinin, davacı şirket denetçilerine, 07.11.2000-31.12.2002 tarihleri arasında selefleri tarafından gerçekleştirilen şirket zararını bildirmedikleri ancak, seleflerin yolsuzluğunun davacı şirketin 30.01.2007 tarihli genel kurul denetçi raporu ile ortaya çıktığı, dolayısı ile o tarihte bildirim yapılmasının imkan dahilinde olmadığı; kaldı ki, davalıların görev yaptıkları dönemde selefleri hakkında genel kurulca ibra kararı alındığı, bu nedenlerle davalıların oluşan zararlardan dolayı 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın davalılar ..., ... ve ... yönünden reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyada mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekmekteyken itirazların değerlendirmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, davalıların borçlu şirketin önceki dönemlerinde gerçekleşmiş iş ve işlemlerden kaynaklanmış şirket bilançosundaki kredileri ve toplam zararı bilerek yönetim ve denetim kurulu üyeliğini kabul ettiklerini, bu nedenle davalıların zarar daha önce oluşmuş olsa dahi görevin devralındığı tarihteki bilançodan tespiti mümkün bulunan zararı şirket kayıtlarından araştırarak gerekli yasal başvuruları tamamlaması halinde sorumluluktan kurtulacakları aksi takdirde sorumlu olduklarını, davalıların gerek kendi dönemlerinde yapmış oldukları tasarruflar gerekse seleflerinin yapmış oldukları hatalı işlemlerle ilgili yasal prosedürü işletmemeleri ve hukuki önlemler almamaları nedeniyle dava konusu zararın tamamından dolayı kusurlu ve sorumlu bulunduklarını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 337 nci maddesi.

3. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4542 E. 2020/2885 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

  • Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2626 E. 2015/11938 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kusur karinesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7106 E. 2014/1347 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Nispi vekalet ücreti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3106 E. 2014/20298 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Davanın geri alınması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1918 E. 2022/5236 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kusur karinesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10259 E. 2012/14531 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/7423 E.  ,  2023/6456 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/460 Esas, 2021/826 Karar

HÜKÜM

Davanın reddi

Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; fona devredilen şirketin varlıkları ile şirketin grup içi borçlanma tutarları arasında uyumsuzluk bulunduğunu ve dengesiz bir borçlanma yapıldığını, şirketin sağladığı bu fonlarla şirket aktifinden yine grup içi şirketlere 71.000,00 TL’lik fonlama yaptığı ve grup şirketi olan ... Elektronik Şirketi'ne 17.000,00 TL'yi iştirak bedeli olmak üzere toplam 30.000,00 TL fon aktarıldığını, şirkete orta ve uzun vadede ekonomik bir fayda getirmeyecek olan ve aktifindeki cihazların bilançoda görünen değerini muhasebe prensiplerine aykırı olarak gereksiz yere fazlalaştıran gider aktifleştirmeleri ve şüpheli alacaklar için ayrılması gereken karşılığı da birlikte düşünüldüğünde 2.165.000,00 TL'nin şirketin aktifinden silinip gider yazılmasının gerektiğini, böylece şirketin 2002 ve 2003 mali tablolarında hesaplanan 2002 yılı sonu öz kaynağının 3.299.330,00 TL negatif bakiye vermesi gerektiğini, şirketin İktisat Bankası ve İktisat Finansal Kiralama A.Ş'den sağladığı finansmanı şirket menfaatleri ve ticari teamüller ile TTK hükümlerine uygun bir şekilde değerlendirilmeyerek basiretsiz bir yönetim sergilendiğini ve yönetim kurulu üyesi ve denetçi olan davalıların şirketi 71.000,00 TL zarara uğrattıklarını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL'nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan, müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, yargılama aşamasında temlik alan TMSF vekili tarafından talep edilen tutar ıslahla 71.000,00 TL'ye yükseltilmiştir.

II. CEVAP

Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 22.03.2018 tarih, 2015/1253 E. ve 2018/219 karar sayılı kararı ile davacı şirket zararının 07.11.2000-31.12.2002 tarihleri arasında gerçekleştiği, davalılar ..., ... ve ...'ın yönetim kurulu üyelik görevlerinin 03.03.2003 tarihinde başladığı, bu davalıların, davacı şirkette zarar tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmadıkları, olay tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak bulunmayan davalılar ..., ... ve ...'ın oluşan zararlardan dolayı 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı Kanun) hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. (İkinci) Bozma Kararı

Dairemizin 15.06.2020 tarih, 2019/4542 E. ve 2020/2885 K. sayılı kararıyla''... Dava, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalıların, davacı şirkette oluşan zarar tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmadıkları, şirket zararının oluştuğu tarihten sonraki tarihlerde göreve geldikleri, dolayısıyla oluşan zararlardan TTK hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 s. TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar.

Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir. Nitekim 6762 s. TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine 6762 s. TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir.

Bu durumda, mahkemece, 6762 s. TTK’nın 337. maddesi çerçevesinde herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, yetersiz ve denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış ve davacı yararına bozmayı gerektirmiştir...'' gerekçesiyle bozulmuştur.

C. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket zararının 07.11.2000-31.12.2002 tarihleri arasında gerçekleştiği, davalılar ..., ... ve ...'ın yönetim kurulu üyelik görevlerinin 03.03.2003 tarihinde başladığı ve 05.02.2004-15.02.2004-25.04.2004 tarihlerinde sona erdiği, davalıların, davacı şirkette zarar tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmadıkları; davalı yönetim kurulu üyelerinin, davacı şirket denetçilerine, 07.11.2000-31.12.2002 tarihleri arasında selefleri tarafından gerçekleştirilen şirket zararını bildirmedikleri ancak, seleflerin yolsuzluğunun davacı şirketin 30.01.2007 tarihli genel kurul denetçi raporu ile ortaya çıktığı, dolayısı ile o tarihte bildirim yapılmasının imkan dahilinde olmadığı;

kaldı ki, davalıların görev yaptıkları dönemde selefleri hakkında genel kurulca ibra kararı alındığı, bu nedenlerle davalıların oluşan zararlardan dolayı 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın davalılar ..., ... ve ... yönünden reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyada mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekmekteyken itirazların değerlendirmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, davalıların borçlu şirketin önceki dönemlerinde gerçekleşmiş iş ve işlemlerden kaynaklanmış şirket bilançosundaki kredileri ve toplam zararı bilerek yönetim ve denetim kurulu üyeliğini kabul ettiklerini, bu nedenle davalıların zarar daha önce oluşmuş olsa dahi görevin devralındığı tarihteki bilançodan tespiti mümkün bulunan zararı şirket kayıtlarından araştırarak gerekli yasal başvuruları tamamlaması halinde sorumluluktan kurtulacakları aksi takdirde sorumlu olduklarını, davalıların gerek kendi dönemlerinde yapmış oldukları tasarruflar gerekse seleflerinin yapmış oldukları hatalı işlemlerle ilgili yasal prosedürü işletmemeleri ve hukuki önlemler almamaları nedeniyle dava konusu zararın tamamından dolayı kusurlu ve sorumlu bulunduklarını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 337 nci maddesi.

3. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeple;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1003951000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.