Yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7423 E. 2023/6456 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şüpheli alacak↗ anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ kusur karinesi↗ ticari teamül↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ bilirkişi raporları arasında çelişki↗ yönetici sorumluluğu↗ sorumluluktan kurtulma↗ finansal kiralama↗ teamül↗ kusur sorumluluğu↗ ibra↗ müteselsil sorumluluk↗ şirket zararı↗ denetime elverişlilik↗ ispat yükü↗ tmsf↗ temlik↗ vade↗ anonim şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ harç↗ kusur↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalıların, davacı şirkette oluşan zarar tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmadıkları, şirket zararının oluştuğu tarihten sonraki tarihlerde göreve geldikleri, dolayısıyla oluşan zararlardan TTK hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 s. TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir. Nitekim 6762 s. TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine 6762 s. TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Bu durumda, mahkemece, 6762 s. TTK’nın 337. maddesi çerçevesinde herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, yetersiz ve denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış ve davacı yararına bozmayı gerektirmiştir...'' gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket zararının 07.11.2000-31.12.2002 tarihleri arasında gerçekleştiği, davalılar ..., ... ve ...'ın yönetim kurulu üyelik görevlerinin 03.03.2003 tarihinde başladığı ve 05.02.2004-15.02.2004-25.04.2004 tarihlerinde sona erdiği, davalıların, davacı şirkette zarar tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmadıkları; davalı yönetim kurulu üyelerinin, davacı şirket denetçilerine, 07.11.2000-31.12.2002 tarihleri arasında selefleri tarafından gerçekleştirilen şirket zararını bildirmedikleri ancak, seleflerin yolsuzluğunun davacı şirketin 30.01.2007 tarihli genel kurul denetçi raporu ile ortaya çıktığı, dolayısı ile o tarihte bildirim yapılmasının imkan dahilinde olmadığı; kaldı ki, davalıların görev yaptıkları dönemde selefleri hakkında genel kurulca ibra kararı alındığı, bu nedenlerle davalıların oluşan zararlardan dolayı 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın davalılar ..., ... ve ... yönünden reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyada mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekmekteyken itirazların değerlendirmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, davalıların borçlu şirketin önceki dönemlerinde gerçekleşmiş iş ve işlemlerden kaynaklanmış şirket bilançosundaki kredileri ve toplam zararı bilerek yönetim ve denetim kurulu üyeliğini kabul ettiklerini, bu nedenle davalıların zarar daha önce oluşmuş olsa dahi görevin devralındığı tarihteki bilançodan tespiti mümkün bulunan zararı şirket kayıtlarından araştırarak gerekli yasal başvuruları tamamlaması halinde sorumluluktan kurtulacakları aksi takdirde sorumlu olduklarını, davalıların gerek kendi dönemlerinde yapmış oldukları tasarruflar gerekse seleflerinin yapmış oldukları hatalı işlemlerle ilgili yasal prosedürü işletmemeleri ve hukuki önlemler almamaları nedeniyle dava konusu zararın tamamından dolayı kusurlu ve sorumlu bulunduklarını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 337 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4542 E. 2020/2885 K.
Ortak:anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu · kusur karinesi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · denetime elverişlilik · ispat yükü
İncelediğiniz karardaDava, «anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir.
Benzer bu karardaDava, «anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalıların, davacı şirkette oluşan zarar tarihinde «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yapmadıkları, «şirket zararının» oluştuğu tarihten sonraki tarihlerde göreve geldikleri, dolayısıyla oluşan zararlardan TTK hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2626 E. 2015/11938 K.
Ortak:müteselsil sorumluluk · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalıların, davacı şirkette oluşan zarar tarihinde «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yapmadıkları, «şirket zararının» oluştuğu tarihten sonraki tarihlerde göreve geldikleri, dolayısıyla oluşan zararlardan TTK hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 s.
TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu kararda… murakıplara bildirmeye mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin mesuliyetlerine iştirak edeceklerinin hükme bağlandığı, TTK 336. maddesinde sayılan hallerde banka «yönetim kurulu» üyeleri gerek bankaya, gerek münferit pay sahiplerine ve banka alacaklılarına karşı «müteselsil sorumluluklarının» bulunduğu, sorumluluk açısından müdürlerin de «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu» düzenleyen hükümlere tabi olduğu, davalı L..
A.Ş. «yönetim kurulu» üyesi/genel müdürü olduğu, davalının kendisinden önceki yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı işlem ve eylemlerini bilebilecek durumda olması ve yönetim kurulu üyesi olduktan sonra da TTK'nın 337. maddesine göre kendisine yüklediği kendisinden önceki döneme ilişkin yolsuzlukları denetçilere «bildirme yükümlülüğü» altında bulunduğu, bu yükümlülüğün ihlalinindeTTK'nın 337. maddesi gereği sorumluluğun doğmasına neden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.649.000,00 TL'nin 09.07.2001 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemiz'in 16.09.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · bildirim yükümlülüğü · yasal faiz
Benzer bu karardaA.Ş. «yönetim kurulu» üyesi/genel müdürü olduğu, davalının kendisinden önceki yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı işlem ve eylemlerini bilebilecek durumda olması ve yönetim kurulu üyesi olduktan sonra da TTK'nın 337. maddesine göre kendisine yüklediği kendisinden önceki döneme ilişkin yolsuzlukları denetçilere «bildirme yükümlülüğü» altında bulunduğu, bu yükümlülüğün ihlalinindeTTK'nın 337. maddesi gereği sorumluluğun doğmasına neden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.649.000,00 TL'nin 09.07.2001 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemiz'in 16.09.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
… murakıplara bildirmeye mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin mesuliyetlerine iştirak edeceklerinin hükme bağlandığı, TTK 336. maddesinde sayılan hallerde banka «yönetim kurulu» üyeleri gerek bankaya, gerek münferit pay sahiplerine ve banka alacaklılarına karşı «müteselsil sorumluluklarının» bulunduğu, sorumluluk açısından müdürlerin de «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu» düzenleyen hükümlere tabi olduğu, davalı L..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7106 E. 2014/1347 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · denetime elverişlilik · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalıların, davacı şirkette oluşan zarar tarihinde «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yapmadıkları, «şirket zararının» oluştuğu tarihten sonraki tarihlerde göreve geldikleri, dolayısıyla oluşan zararlardan TTK hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları, yine TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeye mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli bilirkişi raporu · kasa açığı · vekalet ücreti · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TMSF tarafından şirkete 13/04/2004 el konulduğu, 28/05/2004 ve 31/08/2004 tarihlerinde «kasa açığının» tespit edilerek toplam 134.416.014.381 TL'sinin kasa noksanı olarak Y. ve Ticaret A.Ş'nin «defter» kayıtlarına intikal ettirildiğinin anlaşıldığı, kasa açığının davalıların «kusuru» ile ortaya çıktığı hususunun ispatlanamadığı, tespitin zamanında yapılamamasının davalıların sorumluluğunu 'tespite dayanmadan' kabul etmek için geçerli ve yeterli …
… iiller sebebiyle zararın bulunup bulunmadığının tespiti, davalıların sorumlukları, zarar miktarının tespiti için yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda Yargıtay «denetimine elverişli bilirkişi raporu» alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
U.. vekilinin «vekalet ücretine» ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3106 E. 2014/20298 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalıların, davacı şirkette oluşan zarar tarihinde «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yapmadıkları, «şirket zararının» oluştuğu tarihten sonraki tarihlerde göreve geldikleri, dolayısıyla oluşan zararlardan TTK hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 s.
Yani «yönetim kurulu» üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir.
Benzer bu kararda… da kullanılan kredilerin geri dönüşünün olmadığı iddia edilmekle, zararın meydana geldiği en geç 2000 tarihinden davanın açıldığı 23.01.2007 tarihine kadar 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmuş olduğu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının kabulü halinde dahi ...ve dava konusu alacak hesaplarının ilgili bulunduğu firmalara ait sunulan kayıt ve belgeler bazında söz konusu alacakların tamamen değersiz batık hale geldiğinin kanıtlanamadığı, TTK'nun 337. maddesinde yolsuzluğu öğrendiği halde bunu bildirmeyen «yönetim kurulu» üyesinin selefinin sorumluluğuna katılacağı öngörülmüş olmakla yeni seçilen veya atanan yönetim kurulu üyesine bir yolsuzluğun vaki olup olmadığını inceleme yükümlülüğü getirilmeyip, açık olan ortaklık işlerinin yürütülmesi sırasında öğrenilmesi gereken yolsuzluklar bakımından bir sorumluluk getirilmiş olduğundan somut olayda ...nin grup şirketlerine kredi aktarmış olmasının bu kredilerin kullanıldığının da mizan hesaplarından görülmesi nedeni ile şirket kayıtlarında görülen bu işlemlerin yolsuzluk olarak nitelendirilerek davalı yönetim kurulu üyeleri yönünden TTK 337 maddesi kapsamında sorumluluk koşulunun gerçekleştiğinin kabulünün mümkün görülmediği, davacı tarafça 2001, 2002 ve 2003 dönemlerine ilişkin ibraların bilançonun gerçeği yansıtmaması nedeni ile «geçersiz» olduğu iddia edilmiş ise de denetçi raporuna esas olan kredilerin mizan hesaplarında görülmesi nedeni ile bilançonun gerçeği yansıtmadığı hususu ispatlanmadıkça da …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi vekalet ücreti · maktu vekalet ücreti · geçersizlik · vekalet ücreti · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda2- Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesinde, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceğinin düzenlenmesi karşısında mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğin …
… da kullanılan kredilerin geri dönüşünün olmadığı iddia edilmekle, zararın meydana geldiği en geç 2000 tarihinden davanın açıldığı 23.01.2007 tarihine kadar 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmuş olduğu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının kabulü halinde dahi ...ve dava konusu alacak hesaplarının ilgili bulunduğu firmalara ait sunulan kayıt ve belgeler bazında söz konusu alacakların tamamen değersiz batık hale geldiğinin kanıtlanamadığı, TTK'nun 337. maddesinde yolsuzluğu öğrendiği halde bunu bildirmeyen «yönetim kurulu» üyesinin selefinin sorumluluğuna katılacağı öngörülmüş olmakla yeni seçilen veya atanan yönetim kurulu üyesine bir yolsuzluğun vaki olup olmadığını inceleme yükümlülüğü getirilmeyip, açık olan ortaklık işlerinin yürütülmesi sırasında öğrenilmesi gereken yolsuzluklar bakımından bir sorumluluk getirilmiş olduğundan somut olayda ...nin grup şirketlerine kredi aktarmış olmasının bu kredilerin kullanıldığının da mizan hesaplarından görülmesi nedeni ile şirket kayıtlarında görülen bu işlemlerin yolsuzluk olarak nitelendirilerek davalı yönetim kurulu üyeleri yönünden TTK 337 maddesi kapsamında sorumluluk koşulunun gerçekleştiğinin kabulünün mümkün görülmediği, davacı tarafça 2001, 2002 ve 2003 dönemlerine ilişkin ibraların bilançonun gerçeği yansıtmaması nedeni ile «geçersiz» olduğu iddia edilmiş ise de denetçi raporuna esas olan kredilerin mizan hesaplarında görülmesi nedeni ile bilançonun gerçeği yansıtmadığı hususu ispatlanmadıkça da …
… n, aynı Kanunun 309. maddesi uyarınca her halde davalıların zararı doğuran kendi eylemlerinin vuku tarihinden itibaren dava tarihi itibariyle 5 yıl geçmekle davanın «zamanaşımına» uğramış olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1918 E. 2022/5236 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · ispat yükü · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · kusur · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir.
TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Dava, «anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, 6762 sayılı Türk Ticaret Kununu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Ancak, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, dava konusu işlemlerin yapıldığı sırada yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim mülga 6762 sayılı TTK’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:davanın geri alınması · hükmün kesinleşmesi · zamanaşımı defi · muvafakat · ifa · avans faizi · karar verilmesine yer olmadığına · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; 2 ve 5 yıllık süreler dava tarihi itibariyle dolmadığından «zamanaşımı definin» reddine, davalı ... dışındaki davalıların 2001-2003 yıllarında görev yaptıkları, davalıların seçildikleri ya da göreve geldikleri hesap yılları itibariyle gerçekleşen herhangi bir yolsuz muamelenin olmadığı, denetçilerin «yönetim kurulu» üyeleri tarafından kendilerine bir bildirim yapılmadığından denetim görevlerini «ifa» edemedikleri bu sebeple kusurlu olduklarının kabul edilemeyeceği, davacının davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açtığı davanın reddine, dava konusu zarara yol açan kredilerin kullanıldığı ve grup şirketlere aktarıldığı tarihlerde yönetim kurulu üyesi olan ... hakkında açtığı davanın kısmen kabulüile, 1.085.267,27 euro, 3.225.060 USD ve 300.000.-TL'nin 16.01.2003 tarihinden itibaren euro ve USD alacağın 3095 sayılı Yasa'nın 4/a'daki döviz faizi, TL alacağına da değişen oranlardaki «avans faizinin» uygulanması suretiyle bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verimiştir.
1- Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına ilişkin olup, mahkemece, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, «hükmün kesinleşmesinden» önce davacı taraf 6100 sayılı HMK'nın 123. maddesi uyarınca davalı ... yönünden davasını geri aldığını beyan etmiş, davalı vekili tarafından sunulan dilekçe ile de «davanın geri alınmasına» açıkça «muvafakat» edilmiştir.
Bu durumda mahkemece mümeyyiz davalı yönünden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerektiğinden, kararın davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10259 E. 2012/14531 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ispat yükü · temlik · yönetim kurulu kararı · kusur · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalıların, davacı şirkette oluşan zarar tarihinde «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yapmadıkları, «şirket zararının» oluştuğu tarihten sonraki tarihlerde göreve geldikleri, dolayısıyla oluşan zararlardan TTK hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, 6762 sayılı Türk Ticaret Kununu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
… ykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece muhasebe kayıtlarına göre kasada fiilen mevcut olmayan meblağ ile başka bir grup şirketi olan İmar Bankası A.Ş.’nin bedelli «sermaye artırımına» iştirak etmek için ödenen meblağ dolayısıyla davacı «şirketin zarara» uğratıldığına dair talebin reddedilmesinde bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davacı «temlik» alan TMSF (Batı Güvenlik A.Ş.) vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, dava konusu işlemlerin yapıldığı sırada yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:virman · sermaye artırımı · hakkaniyet · dahili dava · vekalet ücreti · görevli mahkeme
Benzer bu karardaYolagelmez’in ise denetçi olarak görev yaptığı, 2001 yılında Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler hesabına yapılan «virman» dışında, iddia olunan zararların kanıtlanamadığı, şirket aktiflerinin aktarılmasının ne şekilde zarara yol açtığı belli olmadığı gibi kimin görev döneminde ve ne zaman yapıldığı saptanamayan bu zarardan, bağımsız karar alma ve uygulama güç ve yeteneğine sahip olmayan, bu anlamda organ olarak nitelendirilmesi mümkün olmayan «yönetim kurulu» üyesi davalıları TTK’nun 336.maddesi uyarınca sorumlu tutmanın «hakkaniyete» aykırı olduğu, denetçi olan davalıların kusurlu bir hareketinin tespit edilemediği, davalılar ... ve ...
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyesi olan davalıların Uzan Grubuna «dahil» şirketlerde çalışan personel olup, 01.01.2001 tarihinden, 13.02.2004 tarihine kadar görev yaptıkları, davalılardan ..., ... ve ...'ın «yönetim kurulu» üyesi, ..., ..., ... ve ...
… ykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece muhasebe kayıtlarına göre kasada fiilen mevcut olmayan meblağ ile başka bir grup şirketi olan İmar Bankası A.Ş.’nin bedelli «sermaye artırımına» iştirak etmek için ödenen meblağ dolayısıyla davacı «şirketin zarara» uğratıldığına dair talebin reddedilmesinde bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davacı «temlik» alan TMSF (Batı Güvenlik A.Ş.) vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Ayrıca, «görevleri» sırasında başkalarından veya hakim hissedarlardan emir ve talimat almış olmalarının sorumluluklarının varlığına veya yokluğuna bir etkisi bulunmamaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7423 E. , 2023/6456 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/460 Esas, 2021/826 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; fona devredilen şirketin varlıkları ile şirketin grup içi borçlanma tutarları arasında uyumsuzluk bulunduğunu ve dengesiz bir borçlanma yapıldığını, şirketin sağladığı bu fonlarla şirket aktifinden yine grup içi şirketlere 71.000,00 TL’lik fonlama yaptığı ve grup şirketi olan ... Elektronik Şirketi'ne 17.000,00 TL'yi iştirak bedeli olmak üzere toplam 30.000,00 TL fon aktarıldığını, şirkete orta ve uzun vadede ekonomik bir fayda getirmeyecek olan ve aktifindeki cihazların bilançoda görünen değerini muhasebe prensiplerine aykırı olarak gereksiz yere fazlalaştıran gider aktifleştirmeleri ve şüpheli alacaklar için ayrılması gereken karşılığı da birlikte düşünüldüğünde 2.165.000,00 TL'nin şirketin aktifinden silinip gider yazılmasının gerektiğini, böylece şirketin 2002 ve 2003 mali tablolarında hesaplanan 2002 yılı sonu öz kaynağının 3.299.330,00 TL negatif bakiye vermesi gerektiğini, şirketin İktisat Bankası ve İktisat Finansal Kiralama A.Ş'den sağladığı finansmanı şirket menfaatleri ve ticari teamüller ile TTK hükümlerine uygun bir şekilde değerlendirilmeyerek basiretsiz bir yönetim sergilendiğini ve yönetim kurulu üyesi ve denetçi olan davalıların şirketi 71.000,00 TL zarara uğrattıklarını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL'nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan, müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, yargılama aşamasında temlik alan TMSF vekili tarafından talep edilen tutar ıslahla 71.000,00 TL'ye yükseltilmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 22.03.2018 tarih, 2015/1253 E. ve 2018/219 karar sayılı kararı ile davacı şirket zararının 07.11.2000-31.12.2002 tarihleri arasında gerçekleştiği, davalılar ..., ... ve ...'ın yönetim kurulu üyelik görevlerinin 03.03.2003 tarihinde başladığı, bu davalıların, davacı şirkette zarar tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmadıkları, olay tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak bulunmayan davalılar ..., ... ve ...'ın oluşan zararlardan dolayı 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı Kanun) hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. (İkinci) Bozma Kararı
Dairemizin 15.06.2020 tarih, 2019/4542 E. ve 2020/2885 K. sayılı kararıyla''... Dava, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalıların, davacı şirkette oluşan zarar tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmadıkları, şirket zararının oluştuğu tarihten sonraki tarihlerde göreve geldikleri, dolayısıyla oluşan zararlardan TTK hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 s. TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar.
Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir. Nitekim 6762 s. TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine 6762 s. TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, 6762 s. TTK’nın 337. maddesi çerçevesinde herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, yetersiz ve denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış ve davacı yararına bozmayı gerektirmiştir...'' gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket zararının 07.11.2000-31.12.2002 tarihleri arasında gerçekleştiği, davalılar ..., ... ve ...'ın yönetim kurulu üyelik görevlerinin 03.03.2003 tarihinde başladığı ve 05.02.2004-15.02.2004-25.04.2004 tarihlerinde sona erdiği, davalıların, davacı şirkette zarar tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmadıkları; davalı yönetim kurulu üyelerinin, davacı şirket denetçilerine, 07.11.2000-31.12.2002 tarihleri arasında selefleri tarafından gerçekleştirilen şirket zararını bildirmedikleri ancak, seleflerin yolsuzluğunun davacı şirketin 30.01.2007 tarihli genel kurul denetçi raporu ile ortaya çıktığı, dolayısı ile o tarihte bildirim yapılmasının imkan dahilinde olmadığı;
kaldı ki, davalıların görev yaptıkları dönemde selefleri hakkında genel kurulca ibra kararı alındığı, bu nedenlerle davalıların oluşan zararlardan dolayı 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın davalılar ..., ... ve ... yönünden reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyada mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekmekteyken itirazların değerlendirmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, davalıların borçlu şirketin önceki dönemlerinde gerçekleşmiş iş ve işlemlerden kaynaklanmış şirket bilançosundaki kredileri ve toplam zararı bilerek yönetim ve denetim kurulu üyeliğini kabul ettiklerini, bu nedenle davalıların zarar daha önce oluşmuş olsa dahi görevin devralındığı tarihteki bilançodan tespiti mümkün bulunan zararı şirket kayıtlarından araştırarak gerekli yasal başvuruları tamamlaması halinde sorumluluktan kurtulacakları aksi takdirde sorumlu olduklarını, davalıların gerek kendi dönemlerinde yapmış oldukları tasarruflar gerekse seleflerinin yapmış oldukları hatalı işlemlerle ilgili yasal prosedürü işletmemeleri ve hukuki önlemler almamaları nedeniyle dava konusu zararın tamamından dolayı kusurlu ve sorumlu bulunduklarını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 337 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1003951000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz