Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4068 E. 2023/4771 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kanun yoluna başvurma hakkı↗ ilgili sıfatı↗ elektronik tebligat↗ ticaret sicilinden resen terkin↗ ilanen tebligat↗ istinaf başvurusunun usulden reddi↗ sınırlı ihya↗ maktu vekâlet ücreti↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ yargılama giderlerinden sorumluluk↗ yeniden tescil↗ ihya davası↗ ek mehil↗ hukuki menfaat↗ ticaret sicilinden terkin↗ yasal hasım↗ istinaf başvurusunun reddi↗ şirketin tasfiyesi↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ vekâlet ücreti↗ sicilden terkin↗ yargılama giderleri↗ derdestlik↗ ihya↗ infaz↗ tasfiye memuru↗ rücu↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ yetki↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ihtarname↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/288 E., 2022/791 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ile tasfiye memuru adayı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tasfiye memuru adayı ... vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ihyası talep edilen Beyaz Kuğu Tekstil Yıkama Hizmetleri ve Ticaret Limited Şirketinin işçisi ...'ın 18.10.2008 tarihinde iş kazası geçirdiğini, iş kazası nedeniyle Beyoğlu 1. İş Mahkemesinin 2009/267 E. sayılı dosyasıyla iş veren şirketle ... (SGK) aleyhine dava açıldığını, verilen hüküm çerçevesinde SGK'nın işçiye ödeme yapmak zorunda kaldığını, yaptığı ödemeyi İstanbul 8. İş Mahkemesinin 2022/34 E. sayılı dosyası ile şirkete rücu ettiğini, ancak şirketin 24.02.2015 tarihinde resen terkin edildiğini, kendilerine ihya davası açmak için yetki ve mehil verildiğini belirterek, Beyaz Kuğu Tekstil Yıkama Hizmetleri ve Ticaret Limited Şirketinin ticaret siciline ihya yoluyla tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından yapılan resen terkin işleminin yasaya uygun olduğunu, terkinden önce bu şirketin adresinin tespit edilemediğini, ticaret siciline bildirilen adreste bulunamayan şirkete bu duruma son vermesi için ilanen tebligat yapıldığını, yasal prosedürün tamamlandığını, müvekkili idare tarafından şirketin işçi alacağından dolayı borçlu olduğunun bilinmesinin mümkün olmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinde sayılan nedenlerden biri olan "adresi terk etme ve yeni adresin bildirilmemesi" halinin resen terkin sebebi olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme aksi kanaate varırsa o taktirde de kendileri aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bu şirketin işçisine yaptığı ödemenin rücusu yönünden hukuki menfaatinin bulunduğu, şirketin 24.02.2015'te ticaret sicilden resen terkin edildiği, terkin sebebinin "adresinden ayrıldığı ve bildirdiği adreste bulunamadığı" olduğu, bu şekildeki terkin için şirketin ve yöneticilerinin ayrı ayrı durumlarını düzeltmeleri için uyarılmaları gerektiği, şirkete ilanen tebligat yoluyla bu hal bildirilmiş ise de şirket yöneticilerinin mernis adresleri bilinirken tebligatın yapılmadığı, bu nedenle 5 yıllık sürenin başlamayacağı, tasfiye memuru atanması gerektiği, terkinden önce şirketteki hissesini devrederek şirketten ayrılan ...'in yerine diğer yönetici olan ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasının yerinde olacağı, davalı ... Sicil Müdürlüğünün şirketi resen terkin ederken prosedürü tamamlamadığı, şirket yöneticilerine, şirketin durumunu düzeltmeleri için tebligat çıkartmadıkları, bu nedenle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne ticaret sicilinden resen terkin olunan Beyaz Kuğu Tekstil Yıkama Hizmetleri ve Ticaret Limited Şirketi'nin İstanbul 8. İş Mahkemesinin 2022/34 E. sayılı dosyasının muhakeme aşaması ve verilecek kararın infaz aşamasıyla sınırlı olarak ihya yoluyla ticaret siciline yeniden tesciline, tasfiye memuru olarak ...'nın atanmasına, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve tasfiye memuru adayı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yapılan işlemin hukuka uygun olduğunu, sorumluluğunun bulunmadığını, yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Tasfiye memuru adayı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilgili olarak dava dosyasına eklenemeyeceğini, taraf olamayacağını, ilgili sıfatının bulunmadığı belirtilerek yeni karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihya kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmadığı, davalı Sicil Müdürlüğü tarafından şirket yetkilisine eksikliğin giderilmesine dair usulüne uygun şekilde ihtarnamenin çıkarılmadığı, ancak davacının ileri sürdüğü ihya sebebi terkinin usulsüz olmasına değil, şirket hakkında derdest dava bulunduğu iddiasına dayandığı, ... davada taraf olmadığı gibi aleyhine hüküm tesis edilmediği, karar başlığında tasfiye memuru adayı sıfatıyla gösterilmiş olmasının onu davanın tarafı haline getirmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 ve devamı maddeleri gereğince adı geçenin talep ettiği şekilde karar verilmesi hukuken mümkün olmadığı gibi istinaf başvurusunda da hukuki yararı bulunmadığından istinaf başvurusunun reddi gerektiği, yasal hasım konumunda olan davalının şirketin terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki derdest davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, terkin işleminin usulsüzlüğüne dair başkaca bir sebep ve delil de ileri sürülmediği, yasal hasım konumunda olan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılan davalının yargılama giderlerine mahkum edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ilk derece mahkemesince yargılama giderlerinden davalı kurumun sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olmuş ve yargılama giderleri bakımından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği, ilk derece mahkemesince ihya kararıyla birlikte tasfiye memuru atanması usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davada taraf ya da müdahil sıfatı bulunmayan ...'in karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru hakkı bulunmadığından, istinaf başvurusunun usulden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusu yargılama giderleri yönünden haklı bulunduğundan ve hükmün resen düzeltilmesi gerektiğinden karar kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden hüküm verilmesine, davanın kabulü ile Beyaz Kuğu Tekstil Yıkama Hizmetleri ve Ticaret Lİmited Şirketinin, İstanbul 8. İş Mahkemesinin 2022/34 E. sayılı dosyasının muhakeme aşaması ve verilecek kararın infaz aşamasıyla sınırlı olarak, ihyasına, tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, karar kesinleştiğinde Ticaret Sicilinde tescil ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına, ilan giderlerinin davacı tarafından karşılanmasına, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıda bırakılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının yasaya aykırı işlemi ile ihya davasının açılmasına neden olduğunu, davalı aleyhine yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tasfiye memuru atanması gerekirken atanmadığını, bu nedenle kararı temyiz ettiklerini belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi gereğince ticaret sicilinden terkin edilen şirketin ihyası (ek tasfiye) istemine ilişkindir. Davalı ... Sicil Müdürlüğünün şirketin sicilden terkini işleminin geçici 7 nci maddeye uygun olmadığı belirlendiğine göre usulsüz terkin nedeniyle dava açılmasına neden olan davalı Sicil Müdürlüğünün yargılama giderlerinden sorumlu olmaması doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3510 E. 2023/4635 K.
Ortak:ticaret sicilinden resen terkin · münfesihlik · resen terkin · ihya davası · hukuki menfaat · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bu şirketin işçisine yaptığı ödemenin rücusu yönünden «hukuki menfaatinin» bulunduğu, şirketin 24.02.2015'te ticaret sicilden «resen terkin» edildiği, terkin «sebebinin» "adresinden ayrıldığı ve bildirdiği adreste bulunamadığı" olduğu, bu şekildeki terkin için şirketin ve yöneticilerinin ayrı ayrı durumlarını düzeltmeleri için uyarılmaları gerektiği, şirkete «ilanen tebligat» yoluyla bu hal bildirilmiş ise de şirket yöneticilerinin mernis adresleri bilinirken tebligatın yapılmadığı, bu nedenle 5 yıllık sürenin başlamayacağı, «tasfiye memuru atanması» gerektiği, terkinden önce şirketteki hissesini devrederek şirketten ayrılan ...'in yerine diğer yönetici olan ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasının yerinde ola …
İş Mahkemesinin 2022/34 E. sayılı dosyası ile şirkete «rücu» ettiğini, ancak şirketin 24.02.2015 tarihinde «resen terkin» edildiğini, kendilerine «ihya davası» açmak için «yetki» ve «mehil» verildiğini belirterek, Beyaz Kuğu Tekstil Yıkama Hizmetleri ve Ticaret Limited Şirketinin «ticaret siciline» ihya yoluyla tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Sicil Müdürlüğünün şirketi «resen terkin» ederken prosedürü tamamlamadığı, şirket yöneticilerine, şirketin durumunu düzeltmeleri için «tebligat» çıkartmadıkları, bu nedenle «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne «ticaret sicilinden resen terkin» olunan Beyaz Kuğu Tekstil Yıkama Hizmetleri ve Ticaret Limited Şirketi'nin İstanbul 8.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, yasal prosedüre uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan alacak davasının görülmesiyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiği kanaati halinde ise şirketin ihyasına karar verileceğini, şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, sicilin açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu da gözetilerek «usulden reddine», aksi kanaat halinde ise şirketin ek tasfiyesine karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini istemiştir.
Şti.'nin «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğinin yapılan yargılamada öğrenildiğini, bunun üzerine mahkemece davada taraf teşkilinin sağlaması açısından taraflarına dava açmak üzere «yetki» ve süre verildiğini ileri sürerek İtaş İnşaat Taahhüt San. ve Tic.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirketin «terkin» «sebebinin» «münfesihlik» durumunu gerektirmeyen oda «kaydının» silinmesi olayına özgü olup yapılan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, dava dilekçesinde iş mahkemesi dosyasıyla sınırlandırma olmaksızın ihya talep edildiği, tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, davalının terkinden önceki «ihtar» ve «ilan» prosedürünü usul ve yasa hükümlerine uygun olarak gerçekleştirmediği, usulsüz terkin işlemi ile davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım · re'sen terkin · hak düşürücü süre · ihtar · temsil · husumet
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, yasal prosedüre uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan alacak davasının görülmesiyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiği kanaati halinde ise şirketin ihyasına karar verileceğini, şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, sicilin açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu da gözetilerek «usulden reddine», aksi kanaat halinde ise şirketin ek tasfiyesine karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini istemiştir.
CEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; yapılan «terkin» işleminin usulüne uygun olduğunu, terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, açılan davada davalının «yasal hasım» olduğundan aleyhine vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerine» hükmedilmeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan şirkete bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından yasada öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanmasının mümkün görülmediği, davalının usulsüz «terkin» işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı «temsilcisinin» istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı «temsilcisi» tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Şirketin ihyası | Kararın kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4202 E. 2023/4610 K.
Ortak:ihya davası · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · derdestlik · dava şartı
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihya» kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmadığı, davalı Sicil Müdürlüğü tarafından şirket yetkilisine eksikliğin giderilmesine dair usulüne uygun şekilde «ihtarnamenin» çıkarılmadığı, ancak davacının ileri sürdüğü ihya «sebebi» «terkinin» usulsüz olmasına değil, şirket hakkında «derdest» dava bulunduğu iddiasına dayandığı, ... davada taraf olmadığı gibi aleyhine hüküm tesis edilmediği, karar başlığında «tasfiye memuru» adayı sıfatıyla gösterilmiş olmasının onu davanın tarafı haline getirmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 ve devamı maddeleri gereğince adı geçenin talep ettiği şekilde karar verilmesi hukuken mümkün olmadığı gibi istinaf başvurusunda da «hukuki yararı» bulunmadığından «istinaf başvurusunun reddi» gerektiği, «yasal hasım» konumunda olan davalının şirketin terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki derdest davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, terkin işleminin usulsüzlüğüne dair başkaca bir sebep ve delil de ileri sürülmediği, yasal hasım konumunda olan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılan davalının «yargılama giderlerine» mahkum edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ilk derece mahkemesince «yargılama giderlerinden» davalı kurumun sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olmuş ve yargılama giderleri bakımından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği, ilk derece mahkemesince ihya kararıyla birlikte «tasfiye memuru atanması» usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davada taraf ya da müdahil sıfatı bulunmayan ...'in karara karşı istinaf «kanun yoluna başvuru hakkı» bulunmadığından, «istinaf başvurusunun usulden reddine», davalı vekilinin istinaf başvurusu yargılama giderleri yönünden haklı bulunduğundan ve hükmün resen düzeltilmesi gerektiğinden karar kaldırılarak davanın esası ha …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bu şirketin işçisine yaptığı ödemenin rücusu yönünden «hukuki menfaatinin» bulunduğu, şirketin 24.02.2015'te ticaret sicilden «resen terkin» edildiği, terkin «sebebinin» "adresinden ayrıldığı ve bildirdiği adreste bulunamadığı" olduğu, bu şekildeki terkin için şirketin ve yöneticilerinin ayrı ayrı durumlarını düzeltmeleri için uyarılmaları gerektiği, şirkete «ilanen tebligat» yoluyla bu hal bildirilmiş ise de şirket yöneticilerinin mernis adresleri bilinirken tebligatın yapılmadığı, bu nedenle 5 yıllık sürenin başlamayacağı, «tasfiye memuru atanması» gerektiği, terkinden önce şirketteki hissesini devrederek şirketten ayrılan ...'in yerine diğer yönetici olan ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasının yerinde ola …
Dava, 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi gereğince «ticaret sicilinden terkin» edilen «şirketin ihyası» (ek «tasfiye») istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda2.Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; şirketin «son» adresine yapılan «tebligat» ulaşmasa dahi yapılan «ilanın» 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca yapılmış tebligat sayılacağından «ihtarın» hukuka uygun olduğunu, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, dava tarihi itibarıyla 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, Mahkemece ihyaya hükmedilirken 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası göz ardı edilerek ek «tasfiye» kararı verilmeyip «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu, terkinde Kurumun «kusuru» bulunmadığını, yasadan doğan «yasal hasım» olduklarını, aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, aksi kanaat halinde ise ek tasfiye kararı verilerek tasfiye memur …
İş Mahkemesi'nin 2021/6 E. sayılı dosyasında dava açtıklarını, yargılama sürecinde «ticaret sicilinden terkin» edilen «şirketin ihyası» hususunda dava açmak üzere kendilerine süre verildiğini belirterek söz konusu şirketin ihyasına ve şirkete «temsilci» atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
… mesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurum tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» talep edilen şirketin yasaya aykırı olarak re'«sen terkin» edildiği, bu nedenle iş bu davanın açılmasına sebebiyet verdiği ve kusurlu olduğu gözetilerek davalının «vekalet ücreti» ve diğer «yargılama giderlerinden» hukuken sorumlu tutulması gerektiği, davalı şirket «tasfiye» memurluğu aleyhine açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının d bendi delaleti ile 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince taraf «ehliyeti» yokluğu gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın «usulden reddine», davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile dava konusu şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulden red · re'sen terkin · trafik kazası · hak düşürücü süre · taraf ehliyeti · ihtar · kusur · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… mesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurum tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» talep edilen şirketin yasaya aykırı olarak re'«sen terkin» edildiği, bu nedenle iş bu davanın açılmasına sebebiyet verdiği ve kusurlu olduğu gözetilerek davalının «vekalet ücreti» ve diğer «yargılama giderlerinden» hukuken sorumlu tutulması gerektiği, davalı şirket «tasfiye» memurluğu aleyhine açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının d bendi delaleti ile 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince taraf «ehliyeti» yokluğu gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın «usulden reddine», davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile dava konusu şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına karar verilmiştir.
2.Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; şirketin «son» adresine yapılan «tebligat» ulaşmasa dahi yapılan «ilanın» 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca yapılmış tebligat sayılacağından «ihtarın» hukuka uygun olduğunu, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, dava tarihi itibarıyla 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, Mahkemece ihyaya hükmedilirken 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası göz ardı edilerek ek «tasfiye» kararı verilmeyip «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu, terkinde Kurumun «kusuru» bulunmadığını, yasadan doğan «yasal hasım» olduklarını, aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, aksi kanaat halinde ise ek tasfiye kararı verilerek tasfiye memur …
CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» talep edilen şirketin ticaret sicilinden 23.01.2014 tarihinde «terkin» edildiğini, ihya davasının ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçiçi 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası gereğince 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçirilmesinden sonra açılması nedeni ile davanın «zamanaşımına» uğradığını, 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin" 5 inci maddesinin d bendi gereğince ticaret sicilinden oda «kaydının» silinmesi nedeni ile re'«sen terkin» edildiğini bildirerek davanın öncelikle zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesini, şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi halinde ise, şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kurum sigortalılarından Süleyman Bir'in geçirdiği «trafik kazası» nedeniyle malul kaldığını, bu nedenle müvekkili tarafından sigortalı hak sahibine gelir bağlandığını, kazanın meydana gelmesinde kusurlu olan işveren Pakyapı İnş.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4203 E. 2023/4713 K.
Ortak:ticaret sicilinden resen terkin · resen terkin · ek mehil · hukuki menfaat · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bu şirketin işçisine yaptığı ödemenin rücusu yönünden «hukuki menfaatinin» bulunduğu, şirketin 24.02.2015'te ticaret sicilden «resen terkin» edildiği, terkin «sebebinin» "adresinden ayrıldığı ve bildirdiği adreste bulunamadığı" olduğu, bu şekildeki terkin için şirketin ve yöneticilerinin ayrı ayrı durumlarını düzeltmeleri için uyarılmaları gerektiği, şirkete «ilanen tebligat» yoluyla bu hal bildirilmiş ise de şirket yöneticilerinin mernis adresleri bilinirken tebligatın yapılmadığı, bu nedenle 5 yıllık sürenin başlamayacağı, «tasfiye memuru atanması» gerektiği, terkinden önce şirketteki hissesini devrederek şirketten ayrılan ...'in yerine diğer yönetici olan ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasının yerinde ola …
İş Mahkemesinin 2022/34 E. sayılı dosyası ile şirkete «rücu» ettiğini, ancak şirketin 24.02.2015 tarihinde «resen terkin» edildiğini, kendilerine «ihya davası» açmak için «yetki» ve «mehil» verildiğini belirterek, Beyaz Kuğu Tekstil Yıkama Hizmetleri ve Ticaret Limited Şirketinin «ticaret siciline» ihya yoluyla tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihya» kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmadığı, davalı Sicil Müdürlüğü tarafından şirket yetkilisine eksikliğin giderilmesine dair usulüne uygun şekilde «ihtarnamenin» çıkarılmadığı, ancak davacının ileri sürdüğü ihya «sebebi» «terkinin» usulsüz olmasına değil, şirket hakkında «derdest» dava bulunduğu iddiasına dayandığı, ... davada taraf olmadığı gibi aleyhine hüküm tesis edilmediği, karar başlığında «tasfiye memuru» adayı sıfatıyla gösterilmiş olmasının onu davanın tarafı haline getirmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 ve devamı maddeleri gereğince adı geçenin talep ettiği şekilde karar verilmesi hukuken mümkün olmadığı gibi istinaf başvurusunda da «hukuki yararı» bulunmadığından «istinaf başvurusunun reddi» gerektiği, «yasal hasım» konumunda olan davalının şirketin terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki derdest davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, terkin işleminin usulsüzlüğüne dair başkaca bir sebep ve delil de ileri sürülmediği, yasal hasım konumunda olan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılan davalının «yargılama giderlerine» mahkum edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ilk derece mahkemesince «yargılama giderlerinden» davalı kurumun sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olmuş ve yargılama giderleri bakımından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği, ilk derece mahkemesince ihya kararıyla birlikte «tasfiye memuru atanması» usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davada taraf ya da müdahil sıfatı bulunmayan ...'in karara karşı istinaf «kanun yoluna başvuru hakkı» bulunmadığından, «istinaf başvurusunun usulden reddine», davalı vekilinin istinaf başvurusu yargılama giderleri yönünden haklı bulunduğundan ve hükmün resen düzeltilmesi gerektiğinden karar kaldırılarak davanın esası ha …
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki ticari «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İş Mahkemesi nezdinde 2021/253 E. sayılı dosya ile «hizmet tespit davası» açtığını, Arıt Temizleme İlaçlama Dekorasyon Taah.Ticaret Ltd.Şti.'nin «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğini, İş Mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından Kayseri 9.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava hak düşürücü süresinin dolduğunu, şirkete yapılan «ihtarın» usulüne uygun olduğunu, somut olayda ek «tasfiye» kararı alınıp «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, «terkinin» usul ve kanuna uygun olduğunu, aleyhlerine vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet tespiti davası · re'sen terkin · tespit davası · dava şartı yokluğu · tüzel kişilik · hak düşürücü süre · kaldırma ve yeniden hüküm · ihtar
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticaret sicili» kayıtlarına göre; «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, 23.01.2019 tarihinde 5 yıllık dava açma süresinin dolduğu, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 23.05.2022 tarihinde açılmış olduğu gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anılan şirketin «terkin» «sebebinin» oda «kaydının» silinmesi olarak gösterildiği, bu durumun kanunda re'«sen terkin» sebebi olarak açıkça belirtilmediği, ayrıca kanun kapsamında şirket yetkilisine yapılması gereken «ihtarın» da yapılmadığı, işbu davaya davalının sebebiyet verdiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İş Mahkemesi nezdinde 2021/253 E. sayılı dosya ile «hizmet tespit davası» açtığını, Arıt Temizleme İlaçlama Dekorasyon Taah.Ticaret Ltd.Şti.'nin «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğini, İş Mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından Kayseri 9.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4211 E. 2023/4693 K.
Ortak:ihya davası · hukuki menfaat · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · hukuki yarar · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihya» kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmadığı, davalı Sicil Müdürlüğü tarafından şirket yetkilisine eksikliğin giderilmesine dair usulüne uygun şekilde «ihtarnamenin» çıkarılmadığı, ancak davacının ileri sürdüğü ihya «sebebi» «terkinin» usulsüz olmasına değil, şirket hakkında «derdest» dava bulunduğu iddiasına dayandığı, ... davada taraf olmadığı gibi aleyhine hüküm tesis edilmediği, karar başlığında «tasfiye memuru» adayı sıfatıyla gösterilmiş olmasının onu davanın tarafı haline getirmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 ve devamı maddeleri gereğince adı geçenin talep ettiği şekilde karar verilmesi hukuken mümkün olmadığı gibi istinaf başvurusunda da «hukuki yararı» bulunmadığından «istinaf başvurusunun reddi» gerektiği, «yasal hasım» konumunda olan davalının şirketin terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki derdest davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, terkin işleminin usulsüzlüğüne dair başkaca bir sebep ve delil de ileri sürülmediği, yasal hasım konumunda olan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılan davalının «yargılama giderlerine» mahkum edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ilk derece mahkemesince «yargılama giderlerinden» davalı kurumun sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olmuş ve yargılama giderleri bakımından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği, ilk derece mahkemesince ihya kararıyla birlikte «tasfiye memuru atanması» usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davada taraf ya da müdahil sıfatı bulunmayan ...'in karara karşı istinaf «kanun yoluna başvuru hakkı» bulunmadığından, «istinaf başvurusunun usulden reddine», davalı vekilinin istinaf başvurusu yargılama giderleri yönünden haklı bulunduğundan ve hükmün resen düzeltilmesi gerektiğinden karar kaldırılarak davanın esası ha …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bu şirketin işçisine yaptığı ödemenin rücusu yönünden «hukuki menfaatinin» bulunduğu, şirketin 24.02.2015'te ticaret sicilden «resen terkin» edildiği, terkin «sebebinin» "adresinden ayrıldığı ve bildirdiği adreste bulunamadığı" olduğu, bu şekildeki terkin için şirketin ve yöneticilerinin ayrı ayrı durumlarını düzeltmeleri için uyarılmaları gerektiği, şirkete «ilanen tebligat» yoluyla bu hal bildirilmiş ise de şirket yöneticilerinin mernis adresleri bilinirken tebligatın yapılmadığı, bu nedenle 5 yıllık sürenin başlamayacağı, «tasfiye memuru atanması» gerektiği, terkinden önce şirketteki hissesini devrederek şirketten ayrılan ...'in yerine diğer yönetici olan ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasının yerinde ola …
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİş Mahkemesinin 2021/28 E. sayılı dosyasında görülen davada söz konusu şirketin «kaydının» ticaret sicilinden 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğinin öğrenildiğini, Mahkemece taraf teşkilinin sağlanabilmesi için müvekkiline «ihya davası» açması için süre verildiğini, terkinin usul ve kanuna uygun yapılmadığını ileri sürerek davalı «şirketin ihyası» ile şirkete «temsilci» atanmasını talep etmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP 1.Davalı Sicil Müdürlüğü «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 28.01.2014 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde gerekli «ilanın» yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, aynı maddenin (15) inci fıkrasına göre 5 yıllık süre içerisinde dava açılmadığını, davalı Sicil Müdürlüğü «yasal hasım» olduğundan aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilmemesini belirterek davanın hem usulden hem de esastan reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · rücuen tahsil · hak düşürücü süre · kaldırma ve yeniden hüküm · ihtar · temsil
Benzer bu kararda… kemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı Sicil Müdürlüğünce «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, ancak «ihyası» istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin (4/a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, ayrıca ihyası istenen şirketin oda «kaydının» silinmesi nedeniyle davalı Müdürlükçe re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olduğu, davanın açıldığı tarihte dava açma süresi dolmuş ise de terkin işlemi usul ve Kanuna uygun yapılmadığından Kanunda öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanmasının mümkün bulunmadığı, davalı ...
İş Mahkemesinin 2021/28 E. sayılı dosyasında görülen davada söz konusu şirketin «kaydının» ticaret sicilinden 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğinin öğrenildiğini, Mahkemece taraf teşkilinin sağlanabilmesi için müvekkiline «ihya davası» açması için süre verildiğini, terkinin usul ve kanuna uygun yapılmadığını ileri sürerek davalı «şirketin ihyası» ile şirkete «temsilci» atanmasını talep etmiştir.
CEVAP 1.Davalı Sicil Müdürlüğü «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 28.01.2014 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde gerekli «ilanın» yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, aynı maddenin (15) inci fıkrasına göre 5 yıllık süre içerisinde dava açılmadığını, davalı Sicil Müdürlüğü «yasal hasım» olduğundan aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilmemesini belirterek davanın hem usulden hem de esastan reddini istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı Sicil Müdürlüğü «temsilcisi» temyiz dilekçesinde özetle; «terkin» işleminin usul ve Kanuna uygun olarak yapıldığını, 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra dava açıldığını, «ihya» kararı ile birlikte ek «tasfiye» işlmelerinin yapılması için tasfiye memurunun da atanması gerektiğini, ihya davalarında «yasal hasım» olunduğundan aleyhlerine «yargılama giderlerine» ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4068 E. , 2023/4771 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/495 Esas, 2023/702 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/288 E., 2022/791 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ile tasfiye memuru adayı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tasfiye memuru adayı ... vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ihyası talep edilen Beyaz Kuğu Tekstil Yıkama Hizmetleri ve Ticaret Limited Şirketinin işçisi ...'ın 18.10.2008 tarihinde iş kazası geçirdiğini, iş kazası nedeniyle Beyoğlu 1. İş Mahkemesinin 2009/267 E. sayılı dosyasıyla iş veren şirketle ... (SGK) aleyhine dava açıldığını, verilen hüküm çerçevesinde SGK'nın işçiye ödeme yapmak zorunda kaldığını, yaptığı ödemeyi İstanbul 8. İş Mahkemesinin 2022/34 E. sayılı dosyası ile şirkete rücu ettiğini, ancak şirketin 24.02.2015 tarihinde resen terkin edildiğini, kendilerine ihya davası açmak için yetki ve mehil verildiğini belirterek, Beyaz Kuğu Tekstil Yıkama Hizmetleri ve Ticaret Limited Şirketinin ticaret siciline ihya yoluyla tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından yapılan resen terkin işleminin yasaya uygun olduğunu, terkinden önce bu şirketin adresinin tespit edilemediğini, ticaret siciline bildirilen adreste bulunamayan şirkete bu duruma son vermesi için ilanen tebligat yapıldığını, yasal prosedürün tamamlandığını, müvekkili idare tarafından şirketin işçi alacağından dolayı borçlu olduğunun bilinmesinin mümkün olmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinde sayılan nedenlerden biri olan "adresi terk etme ve yeni adresin bildirilmemesi" halinin resen terkin sebebi olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme aksi kanaate varırsa o taktirde de kendileri aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bu şirketin işçisine yaptığı ödemenin rücusu yönünden hukuki menfaatinin bulunduğu, şirketin 24.02.2015'te ticaret sicilden resen terkin edildiği, terkin sebebinin "adresinden ayrıldığı ve bildirdiği adreste bulunamadığı" olduğu, bu şekildeki terkin için şirketin ve yöneticilerinin ayrı ayrı durumlarını düzeltmeleri için uyarılmaları gerektiği, şirkete ilanen tebligat yoluyla bu hal bildirilmiş ise de şirket yöneticilerinin mernis adresleri bilinirken tebligatın yapılmadığı, bu nedenle 5 yıllık sürenin başlamayacağı, tasfiye memuru atanması gerektiği, terkinden önce şirketteki hissesini devrederek şirketten ayrılan ...'in yerine diğer yönetici olan ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasının yerinde olacağı, davalı ...
Sicil Müdürlüğünün şirketi resen terkin ederken prosedürü tamamlamadığı, şirket yöneticilerine, şirketin durumunu düzeltmeleri için tebligat çıkartmadıkları, bu nedenle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne ticaret sicilinden resen terkin olunan Beyaz Kuğu Tekstil Yıkama Hizmetleri ve Ticaret Limited Şirketi'nin İstanbul 8. İş Mahkemesinin 2022/34 E. sayılı dosyasının muhakeme aşaması ve verilecek kararın infaz aşamasıyla sınırlı olarak ihya yoluyla ticaret siciline yeniden tesciline, tasfiye memuru olarak ...'nın atanmasına, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve tasfiye memuru adayı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yapılan işlemin hukuka uygun olduğunu, sorumluluğunun bulunmadığını, yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Tasfiye memuru adayı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilgili olarak dava dosyasına eklenemeyeceğini, taraf olamayacağını, ilgili sıfatının bulunmadığı belirtilerek yeni karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihya kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmadığı, davalı Sicil Müdürlüğü tarafından şirket yetkilisine eksikliğin giderilmesine dair usulüne uygun şekilde ihtarnamenin çıkarılmadığı, ancak davacının ileri sürdüğü ihya sebebi terkinin usulsüz olmasına değil, şirket hakkında derdest dava bulunduğu iddiasına dayandığı, ... davada taraf olmadığı gibi aleyhine hüküm tesis edilmediği, karar başlığında tasfiye memuru adayı sıfatıyla gösterilmiş olmasının onu davanın tarafı haline getirmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 ve devamı maddeleri gereğince adı geçenin talep ettiği şekilde karar verilmesi hukuken mümkün olmadığı gibi istinaf başvurusunda da hukuki yararı bulunmadığından istinaf başvurusunun reddi gerektiği, yasal hasım konumunda olan davalının şirketin terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki derdest davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, terkin işleminin usulsüzlüğüne dair başkaca bir sebep ve delil de ileri sürülmediği, yasal hasım konumunda olan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılan davalının yargılama giderlerine mahkum edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ilk derece mahkemesince yargılama giderlerinden davalı kurumun sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olmuş ve yargılama giderleri bakımından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği, ilk derece mahkemesince ihya kararıyla birlikte tasfiye memuru atanması usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davada taraf ya da müdahil sıfatı bulunmayan ...'in karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru hakkı bulunmadığından, istinaf başvurusunun usulden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusu yargılama giderleri yönünden haklı bulunduğundan ve hükmün resen düzeltilmesi gerektiğinden karar kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden hüküm verilmesine, davanın kabulü ile Beyaz Kuğu Tekstil Yıkama Hizmetleri ve Ticaret Lİmited Şirketinin, İstanbul 8.
İş Mahkemesinin 2022/34 E. sayılı dosyasının muhakeme aşaması ve verilecek kararın infaz aşamasıyla sınırlı olarak, ihyasına, tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, karar kesinleştiğinde Ticaret Sicilinde tescil ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına, ilan giderlerinin davacı tarafından karşılanmasına, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıda bırakılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının yasaya aykırı işlemi ile ihya davasının açılmasına neden olduğunu, davalı aleyhine yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tasfiye memuru atanması gerekirken atanmadığını, bu nedenle kararı temyiz ettiklerini belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi gereğince ticaret sicilinden terkin edilen şirketin ihyası (ek tasfiye) istemine ilişkindir. Davalı ... Sicil Müdürlüğünün şirketin sicilden terkini işleminin geçici 7 nci maddeye uygun olmadığı belirlendiğine göre usulsüz terkin nedeniyle dava açılmasına neden olan davalı Sicil Müdürlüğünün yargılama giderlerinden sorumlu olmaması doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendi çıkartılarak yerine “Davacı tarafından karşılanan 6 normal 2 elektronik tebligat gideri 263,00 TL yargılama giderinin davalı ... Sicil Müdürlüğünden alınarak davacıya verilmesine; karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, 9.200,00 TL maktu vekâlet ücretinin davalı ... Sicil Müdürlüğünden alınarak davacıya verilmesine ” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası gereğince limited şirketin ihyası istemine ilişkindir.
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilecekleri düzenlenmiştir.
6102 sayılı Kanun ile fiilen sona ermiş ancak şeklen devam eden ortaklıkların ortadan kaldırılması düşünülmüş olup bu amaçla geçici 7 nci madde ile özel bir düzenleme getirilmiştir. Ayrıca bu hükme dayanılarak "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ" de çıkarılmıştır.
Kanun koyucu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında "ihya" terimini kullanmakla birlikte, hüküm şirket, ortağı veya yetkilisi dışında dava açan 3. kişiler yönünden aynı Kanun'un 547 nci maddesine paralel "ek tasfiye" niteliğindedir.
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, ihyaya (ek tasfiyeye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünde bir hüküm içermemekle birlikte aynı Kanun'un 547 nci maddesinde olduğu gibi mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verilmeli ve aynı zamanda tasfiye memuru da atanmalıdır. Zira geçici 7 nci maddenin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yönelik bulunduğundan aksi yöndeki uygulama yasanın amacına aykırıdır.
Kaldı ki davacı, terkin edilen şirket, yetkilisi ve ortağı olmayıp 3. kişidir. Talebi, şirketin, aleyhine açılan dava ile sınırlı olup şirketin ek tasfiyesi ile tasfiye memuru atanmasına yöneliktir.
Terkin edilen şirketin, hiç terkin edilmemiş gibi ihyasına kadar verilmesinde davacının hukuki yararı bulunmadığı gibi, ek tasfiye talebine rağmen yazılı şekilde şirketin tamamen ihyasına karar verilmesi ile talep de aşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kararın onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1003744700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz