Genel kurul kararı iptali davasında yürütmenin durdurulması talebinin reddi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/771 E. 2022/912 K. · · İlk derece: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Genel kurul kararının iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: İhtiyati Tedbir Talebi (İcranın Geri Bırakılması) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
İlgili mesele: ◆ TTK 449 yürütmenin geri bırakılması (yaklaşık ispat)
Gerekçe özeti
TTK 449 uyarınca genel kurul kararının iptali davasında yürütmenin geri bırakılması talebinde, TTK 449'un boşluğu HMK'nın ihtiyati tedbir hükümleriyle (HMK 389, 390/3) tamamlanır; tedbir talep eden taraf, tedbir verilmemesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağını veya imkansız hale geleceğini yahut ciddi bir zarar doğacağını ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Bilanço/ibra kararlarının hukuka aykırılığı ve kar payı dağıtımı/işlem-rekabet yasağı izni koşullarının oluşup oluşmadığı esas yargılamayı gerektiren hususlar olup, bu hususlarda henüz bir belirleme yapılmamışsa ve ciddi zarar emaresi bulunmuyorsa yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmemiş sayılır ve tedbir talebi reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Genel kurul kararlarının (bilanço, ibra, kar payı, TTK 395/396 izni) yürütmesinin geri bırakılması talebi → ret
İddia: Davacı vekili; genel kurulda bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiğini, yasaya ve usule aykırı oylama yapıldığını, 3, 4, 5 ve 7 numaralı kararların kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olup mutlak butlanla batıl olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin kabulü için yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, mahkemenin gerekçesiz reddettiğini, finansal tabloların yasal zorunlulukları karşılamadığını, yönetim kurulunun genel kurulu süresinde toplantıya çağırmadığını, ibra ve kar payı dağıtılmaması kararlarının kötüniyetli olduğunu, TTK 395 ve 396 uyarınca şirketle işlem ve rekabet yasağının kaldırılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararların yürütmesinin durdurulmasını talep etmiştir.
Gerekçe: TTK 449 uyarınca genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığında mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Madde hangi hallerde bu geçici hukuki korumanın verileceğini özel olarak düzenlemediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılır. HMK 389 uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkansız hale geleceği veya ciddi bir zararın doğacağı endişesi gerekir; HMK 390/3 uyarınca tedbir talep eden taraf davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmelidir. 3 no'lu karar bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanmasına, 4 no'lu karar ibraya ilişkindir; bu kararlar yönünden tedbir verilmemesi halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağına veya imkansız hale geleceğine dair bu aşamada kanaat verici bir delil bulunmamaktadır. Kar ve zarar tablolarının gerçeğe aykırı düzenlendiğine ilişkin eldeki davada henüz bir belirleme yapılmamıştır. Kar payı dağıtılması ve yönetim kuruluna TTK 395 ve 396 uyarınca izin verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı yargılama sonucunda verilecek hükümle belirlenecektir. Bu aşamada iddiaların yargılamayı gerektirdiği, HMK 390/3 anlamında yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, tedbir verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emare bulunmadığı anlaşıldığından, ihtiyati tedbir talebinin reddinde isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
TTK 449 uyarınca genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması talebinde, madde boşluğunun HMK'nın ihtiyati tedbir hükümleriyle (HMK 389, 390/3) tamamlanacağı ve yaklaşık ispat koşulunun somut kararların niteliğine (bilanço onayı, ibra, kar payı dağıtımı, TTK 395/396 izni) göre değerlendirileceği yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali↗ yürütmenin durdurulması↗ ihtiyati tedbir↗ yaklaşık ispat↗ TTK 449↗ ibra↗ kar payı dağıtımı↗ TTK 395 ve 396 - şirketle işlem ve rekabet yasağının kaldırılması↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/771
KARAR NO 2022/912
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİH 21/02/2022 (Ara Karar)
NUMARASI 2022/55 Esas
TALEP İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/06/2022
İhtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen 21/02/2022 tarihli ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
Davacılar vekili; davalı şirketin 25 Ekim 2021 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında; Müvekkilinin muhalefetine rağmen, Türk Ticaret Kanunu’nun amir hükümlerine ve davalı şirket esas sözleşmesine aykırı bir şekilde, genel kurulda “bilgi alma ve inceleme hakkı” ihlal edilerek ve yasaya ve usule aykırı oylama ile alınan 3, 4, 5 ve 7 numaralı Genel Kurul kararlarının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmaları ve mutlak butlanla batıl olmalarından dolayı söz konusu kararların “hükümsüz” olduklarının tespitine dair açtığı davada dava konusu edilen 3, 4, 5 ve 7 numaralı genel kurul kararlarının icrasının teminatsız durdurulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davaya konu genel kurul kararlarının uygulanmasının, niteliği itibariyle telafisi zor ve ağır zarar doğuracak nitelikte olmadığı gerekçesiyle icranın geri bırakılması talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; somut olayda ihtiyati tedbir talebinin kabulü için yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, mahkemenin ihtiyati tedbir talebini herhangi bir gerekçe göstermeden reddetmesinin doğru olmadığını, ayrıca tedbir talebine karşı yönetim kurulu üyelerinin beyanlarının haksız ve kötüniyetli olduğunu, genel kurulda kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına alenen aykırı davranılarak alınan 3, 4, 5 ve 7 nolu kararlar hakkında yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi gerektiğini, bilgi alma ve inceleme talepleri reddedilerek alınan genel kurul kararlarının ağır hukuk ihlali taşıdığını, genel kurulda onaylanan şirket finansal tablolarının yasal zorunlulukları karşılamadığını, şirketin fahiş ve olağan dışı giderleri bulunduğunu, fakat şirketin gayrifaal olduğunu, yönetim kurulunun genel kurulu TTK m.409'da yer alan üç aylık süre içerisinde toplantıya çağırmadığı için müvekkilinin pay sahipliği haklarının kısıtlandığını, TTK m.514 uyarınca finansal tablolar ile yıllık faaliyet raporunun, hesap döneminin ilk üç ayı içinde hazırlanıp sunulması gerekmesine rağmen hesap verme borcuna aykırı şekilde bu yükümlülüğün zamanında yerine getirilmediğini, davalı şirket yönetim kurulunun şirketin devamlılığı için yürüttüğü herhangi bir faaliyet bulunmadığını, pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme hakkının yerine getirilmesinden imtina edildiğini, bu nedenle genel kurulda 4 nolu madde ile alınan ibra kararının hukuka aykırı olduğunu, şirket yönetim kurulunun şirket pay ve sahiplerinin menfaatlerini gözetmeksizin yaptığı iş ve işlemler nedeniyle zarara uğrarken, gündemin 5 nolu maddesi kapsamında kar dağıtılmaması yönünde verilen kararın kötüniyetli olduğunu, kanundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyen ve dava konusu genel kurul toplantısı ile aynı gün gerçekleşen olağanüstü genel kurul toplantısında şirketin yegane taşınmazının satışı için yetkilendirilen yönetim kurulu üyelerinin TTK m.395 ve 396 uyarınca şirketle işlem yapma yasağı ile rekabet yasağının kaldırılmasının hukuka aykırı olduğunu, olumlu oy kullananan ortakların diğer aile şirketlerinde bu tür alınan kararlara muhalefet ederek çelişkili davrandıklarını, ayrıca yönetim kurulu başkanının TTK m.436'ya muhalefet ederek 395 ve 396 uyarınca gerekli izinlerin verilmesi ile ilgili oylamaya katıldığını, bahse konu kararların şirketi zarara uğratacak niteliğinde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Talep, TTK'nın 449. maddesi uyarınca genel kurul kararlarının iptali istemli davada, genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılmasına ilişkindir. TTK'nun 449. maddesi ''Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir'' hükmünü içermektedir. Anılan madde de hangi hallerde bu geçici hukuki koruma kararı verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılabilir. HMK'nın 389. maddesi, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir.
Aynı yasanın 390/3 maddesi ise, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda davalı şirketin 25/10/2021 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda alınan ve iptali istenen 3 no'lu kararın 2020 yılına ait bilanço ve kar/zarar hesaplarının okunmasına, müzakeresine ve onaylanmasına; 4 no'lu kararın yönetim kurulu üyelerinin ibrasına; 5 no'lu kararının kar payı dağıtımı isteminin reddine, 7 no'lu kararının yönetim kurulu üyelerine TTK 395 ve 396. maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece yönetim kurulu üyelerinin görüşünü alarak talebin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından kar zarar tablolarının ve bilançonun gerçeği yansıtmadığı, ibra kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. 3 no'lu karar bilanço ve kar/zarar hesaplarının müzakeresine ve onaylanmasına, 4 no'lu karar ise ibraya ilişkindir. İptal istemine konu olan bu kararlar yönünden tedbir kararı verilmemesi halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği konusunda bu aşamada kanaat verici bir delil bulunmamaktadır. Ayrıca kar ve zarar tablolarının gerçeğe aykırı düzenlendiğine ilişkin eldeki davada henüz bir belirleme yapılmamıştır. Diğer taraftan kar payı dağıtılması ve yönetim kuruluna TTK'nın 395 ve 396 uyarınca izin verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı yargılama sonucunda verilecek hükümle belirlenecektir.
Bu aşamada iddiaların yargılamayı gerektirdiği, HMK'nın 390/3. maddesi anlamında, bu aşamada yaklaşık olarak kanıtlanamadığı, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin de bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/06/2022
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/100037 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi