Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5457 E. 2024/73 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 3 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
konkordato geçici mühlet↗ geçici mühlet↗ geçici kabul↗ konkordato↗ kambiyo vasfı↗ avalist↗ keşide yeri↗ vade tarihi↗ sahtelik↗ teminat senedi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ şirket müdürü↗ ciro↗ ispat yükü↗ bono↗ vade↗ bilirkişi incelemesi↗ esastan ret↗ iflas↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ teminat↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/896 E., 2019/551 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkili aleyhine sahte bonoya dayalı icra takibi başlattığını, takip konusu senedin sözleşmesi kapsamında şirket müdürü tarafından tarihsiz olarak düzenlenip teminat olarak davalıya verildiğini, sözleşmeye konu işin geçici kabulünün 13.03.2014 tarihinde yapıldığını, geçici kabulden sonra iadesi gereken senede davalı tarafından tarih ve nasıl ele geçirildiği bilinmeyen şirket kaşesi basılarak takibe konulduğunu, senet metnindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, ayrıca bonodaki yasal unsurlar keşide yeri ve tarihinin eksik olduğunu, bu yönü ile senedin kambiyo vasfını taşımadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 749 uncu maddesi gereğince bononun vade tarihinin 30.11.2015 olup 3 yıllık süre geçtiğinden zamanaşımına uğradığını, müvekkili hakkında konkordato geçici mühlet kararı verildiğini ileri sürerek sahte bonoya dayalı takibin iptaline, müvekkilinin takibe dayanak 381.500,00 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, %20 icra tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun'un 680 ... maddesi uyarınca açık bono düzenlemesine kanunun cevaz verdiğini, açık bononun tedavüle çıkarılırken anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, senede şirket kaşesinin sonradan ilave edildiği ve senette keşide yeri bulunmadığı iddialarının ... dışı olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 777 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre düzenlendiği yer gösterilmeyen bononun düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağını, takip konusu senet incelendiğinde şirket kaşesinin senet üzerinde iki ayrı yerde olduğunu, birinci kaşenin borçlu isminin altında olup adres satırında borçlunun adresinin belirtildiğini, ikinci kaşenin ise avalist sıfatıyla atıldığını, davaya konu senedin teminat amacıyla verildiği iddiasının da gerçeklerle uyuşmadığını, senette teminat kaydı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taraf iddialarının bir dayanağı bulunmadığı, iddiaları yönünde dosyaya sunulmuş herhangi bir delillerinin bulunmadığı, bu nedenle davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senetteki kaşenin haksız ve kötü niyetli olarak sonradan eklendiği iddiası ile ilgili mahkemece herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadığı, delil sunulmamış olduğundan bahisle bu hususun değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğunu, kaşenin sonradan eklendiği hususunun basit bir bilirkişi incelemesi sonucunda kolaylıkla tespit edilebileceğini, davaya konu senedin teminat senedi olduğunu, davalı şirket tarafından takibe dayanak gösterilen senedin şirket müdürü tarafından geçici kabul eksiklikleri ile ilgili olarak tarihsiz olarak müvekkilinin yüklenmiş olduğu işlerin geçici kabulünün yapılması ile iade edilmek üzere davalı tarafa verildiğini, müvekkili ile davalı taraf arasında imzalanan sözleşme uyarınca işlerin sözleşmeye uygun olarak, tam zamanında ve eksiksiz şekilde yapılarak davalıya teslim edilmesi üzerine 13.03.2014 tarihinde geçici kabullerin yapıldığını, davalı tarafça geçici kabulden sonra iadesi gereken tarihsiz senedin, müvekkilinin haberi olmaksızın şirket kaşesi basılarak imzalandığını ve senedin ciro edildiğini, senedin kambiyo vasfının bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat yükü kendi üzerinde olan davacının usulüne uygun delillerle bononun teminat olarak düzenlediği, anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve sahtelik iddiasıyla borçlu olmadığı hususlarını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerine ek olarak Bölge Adliye Mahkemesince eksik inceleme ve gerekçe ile hüküm kurulduğu belirterek kararın bozulması istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı aleyhine takibe konu edilen bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5614 E. 2023/81 K.
Ortak:ispat yükü · bono · vade · menfi tespit · eksik inceleme · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkili aleyhine sahte «bonoya» dayalı icra takibi başlattığını, takip konusu senedin sözleşmesi kapsamında «şirket müdürü» tarafından tarihsiz olarak düzenlenip «teminat» olarak davalıya verildiğini, sözleşmeye konu işin geçici kabulünün 13.03.2014 tarihinde yapıldığını, geçici kabulden sonra iadesi gereken senede davalı tarafından tarih ve nasıl ele geçirildiği bilinmeyen şirket kaşesi basılarak takibe konulduğunu, senet metnindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, ayrıca bonodaki yasal unsurlar «keşide yeri» ve tarihinin eksik olduğunu, bu yönü ile senedin «kambiyo vasfını» taşımadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 749 uncu maddesi gereğince bononun «vade tarihinin» 30.11.2015 olup 3 yıllık süre geçtiğinden «zamanaşımına» uğradığını, müvekkili hakkında «konkordato geçici mühlet» kararı verildiğini ileri sürerek sahte bonoya dayalı takibin iptaline, müvekkilinin takibe dayanak 381.500,00 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitin …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ispat yükü» kendi üzerinde olan davacının usulüne uygun delillerle «bononun» «teminat» olarak düzenlediği, anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve «sahtelik» iddiasıyla borçlu olmadığı hususlarını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «menfi tespit» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «bono» bir ödeme aracı olup mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulü gerekeceği, sebepten bağımsız olarak soyut bir hukuki işlem şeklinde olan bonodan dolayı borç altına giren kişilerin bu senedin «bedelsiz» olduğu konusundaki iddiasında «ispat külfetinin» borçluya ait olduğu, diğer «menfi tespit» davalarından farklı olarak «kıymetli evrak» ilişkisinden kaynaklanan menfi tespit davalarında «borç ikrarı» anlamı «taşıyan» bonodan dolayı alacaklının alacağını ispat etmesi zorunluluğu bulunmadığı, davacı taraf senet altındaki kaşenin şirketlerine ait olmadığını iddia etmiş ise de kaşe senedin zorunlu unsuru sayılmayacağından takibe konu senedin «kambiyo senedi vasfını» etkilemeyeceği, «ispat yükü» üzerinde olan davacının borçlu olmadığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin «eksik inceleme» ile karar verdiğini, kaşenin zorunlu unsur olduğunu, senet borçlusu ...'un senedi şahsi olarak verdiğini beyan edip mahkemece bu beyanın dikkate alınmadığını, kaşenin sahte olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılmadığını, senedin «vade» tarihinde ...'un şirket yetkilisi olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemiştir.
Şti.'nin senetten sorumlu olduğunun kabulü gerekeceği, şirket kaşesi «bononun» zorunlu unsurlarından olmayıp kaşenin bulunması ya da bulunmamasının senedin geçerliliğini etkileyemeyeceği, dava konusu senedin davacı şirketin kayıtlarında yer a …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo senedi vasfı · borç ikrarı · kıymetli evrak · ispat külfeti · bedelsizlik · kambiyo senedi · ikrar · taşıyan
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «bono» bir ödeme aracı olup mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulü gerekeceği, sebepten bağımsız olarak soyut bir hukuki işlem şeklinde olan bonodan dolayı borç altına giren kişilerin bu senedin «bedelsiz» olduğu konusundaki iddiasında «ispat külfetinin» borçluya ait olduğu, diğer «menfi tespit» davalarından farklı olarak «kıymetli evrak» ilişkisinden kaynaklanan menfi tespit davalarında «borç ikrarı» anlamı «taşıyan» bonodan dolayı alacaklının alacağını ispat etmesi zorunluluğu bulunmadığı, davacı taraf senet altındaki kaşenin şirketlerine ait olmadığını iddia etmiş ise de kaşe senedin zorunlu unsuru sayılmayacağından takibe konu senedin «kambiyo senedi vasfını» etkilemeyeceği, «ispat yükü» üzerinde olan davacının borçlu olmadığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1002 E. 2023/4393 K.
Ortak:bono · menfi tespit · ispat yükü · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ispat yükü» kendi üzerinde olan davacının usulüne uygun delillerle «bononun» «teminat» olarak düzenlediği, anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve «sahtelik» iddiasıyla borçlu olmadığı hususlarını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «menfi tespit» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkili aleyhine sahte «bonoya» dayalı icra takibi başlattığını, takip konusu senedin sözleşmesi kapsamında «şirket müdürü» tarafından tarihsiz olarak düzenlenip «teminat» olarak davalıya verildiğini, sözleşmeye konu işin geçici kabulünün 13.03.2014 tarihinde yapıldığını, geçici kabulden sonra iadesi gereken senede davalı tarafından tarih ve nasıl ele geçirildiği bilinmeyen şirket kaşesi basılarak takibe konulduğunu, senet metnindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, ayrıca bonodaki yasal unsurlar «keşide yeri» ve tarihinin eksik olduğunu, bu yönü ile senedin «kambiyo vasfını» taşımadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 749 uncu maddesi gereğince bononun «vade tarihinin» 30.11.2015 olup 3 yıllık süre geçtiğinden «zamanaşımına» uğradığını, müvekkili hakkında «konkordato geçici mühlet» kararı verildiğini ileri sürerek sahte bonoya dayalı takibin iptaline, müvekkilinin takibe dayanak 381.500,00 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitin …
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «menfi tespit» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senet üzerinde «nakden kaydının» bulunduğu, dolayısıyla davacının senet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, bu yönde bir delil «ibraz» edilmediği, yine davacı tarafça «bononun» sonradan doldurulduğu iddia edildiği, açığa senet düzenlenmesi mümkün olduğu, senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının davacı tarafından yazılı de …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 18.08.2015 keşide, 07.03.2016 ödeme tarihli, 110.000,00 TL bedelli «bononun» «keşidecisinin» davacı şirket, «lehtarının» davalı olduğu, bononun ayrıca davacı şirket yetkilisi tarafından «avalist» olarak da imzalandığı, bono üzerinde davacı şirket unvanı yazılı olup şirket kaşesinin bulunmadığı, ancak şirket yetkilisi tarafından keşideci ve «kefil» (avalist) kısımlarına atılmış dört imza bulunduğu, bonoyu imzalayan ...'in «keşide tarihi» itibariyle davacı şirket yetkilisi olup, bono üzerinde senet borçlusu şirketin unvanının açıkça yazılı olduğu, şirket yetkilisi tarafından senet metninin keşideci ve kefil kısımlarına ikişer olmak üzere toplam dört imza atıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 776 ncı maddesi gereği bonoda sorumluluk tek imza ile doğduğu, senedin zorunlu unsurları arasında yer almayan şirket kaşesinin bulunmamasının senedi «geçersiz» kılmayacağı, «açığa bono» düzenlenmesinin mümkün olduğu, bononun boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacı borçlunun, bu iddiasını yazılı delillerle kanıtlayamadığı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aval
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirket «temsilcisi» N.Ş. tarafından 18.08.2015 tanzim, 07.03.2016 «vade» tarihli, 110.000,00 TL bedelli «kambiyo senedinin» borca karşılık tanzim edilerek şirket temsilcisinin şirketi lehine «aval» verdiğini, senedi düzenleyen «avalist» ve şirket yetkilisinin senedi şirket «defterlerine» kaydetmemesinin aradaki borç ilişkisini etkilemeyeceğini, senet alt ilişkiden «mücerret» olduğunu, «imzaların istiklali prensibi» gereği senette imzası bulunan her borçlunun senetteki borcun tamamı ve ferilerinden sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddi ile müvekkili lehine %20 oranında «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5457 E. , 2024/73 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2188 Esas, 2022/486 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/896 E., 2019/551 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkili aleyhine sahte bonoya dayalı icra takibi başlattığını, takip konusu senedin sözleşmesi kapsamında şirket müdürü tarafından tarihsiz olarak düzenlenip teminat olarak davalıya verildiğini, sözleşmeye konu işin geçici kabulünün 13.03.2014 tarihinde yapıldığını, geçici kabulden sonra iadesi gereken senede davalı tarafından tarih ve nasıl ele geçirildiği bilinmeyen şirket kaşesi basılarak takibe konulduğunu, senet metnindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, ayrıca bonodaki yasal unsurlar keşide yeri ve tarihinin eksik olduğunu, bu yönü ile senedin kambiyo vasfını taşımadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 749 uncu maddesi gereğince bononun vade tarihinin 30.11.2015 olup 3 yıllık süre geçtiğinden zamanaşımına uğradığını, müvekkili hakkında konkordato geçici mühlet kararı verildiğini ileri sürerek sahte bonoya dayalı takibin iptaline, müvekkilinin takibe dayanak 381.500,00 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, %20 icra tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun'un 680 ... maddesi uyarınca açık bono düzenlemesine kanunun cevaz verdiğini, açık bononun tedavüle çıkarılırken anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, senede şirket kaşesinin sonradan ilave edildiği ve senette keşide yeri bulunmadığı iddialarının ... dışı olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 777 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre düzenlendiği yer gösterilmeyen bononun düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağını, takip konusu senet incelendiğinde şirket kaşesinin senet üzerinde iki ayrı yerde olduğunu, birinci kaşenin borçlu isminin altında olup adres satırında borçlunun adresinin belirtildiğini, ikinci kaşenin ise avalist sıfatıyla atıldığını, davaya konu senedin teminat amacıyla verildiği iddiasının da gerçeklerle uyuşmadığını, senette teminat kaydı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taraf iddialarının bir dayanağı bulunmadığı, iddiaları yönünde dosyaya sunulmuş herhangi bir delillerinin bulunmadığı, bu nedenle davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senetteki kaşenin haksız ve kötü niyetli olarak sonradan eklendiği iddiası ile ilgili mahkemece herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadığı, delil sunulmamış olduğundan bahisle bu hususun değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğunu, kaşenin sonradan eklendiği hususunun basit bir bilirkişi incelemesi sonucunda kolaylıkla tespit edilebileceğini, davaya konu senedin teminat senedi olduğunu, davalı şirket tarafından takibe dayanak gösterilen senedin şirket müdürü tarafından geçici kabul eksiklikleri ile ilgili olarak tarihsiz olarak müvekkilinin yüklenmiş olduğu işlerin geçici kabulünün yapılması ile iade edilmek üzere davalı tarafa verildiğini, müvekkili ile davalı taraf arasında imzalanan sözleşme uyarınca işlerin sözleşmeye uygun olarak, tam zamanında ve eksiksiz şekilde yapılarak davalıya teslim edilmesi üzerine 13.03.2014 tarihinde geçici kabullerin yapıldığını, davalı tarafça geçici kabulden sonra iadesi gereken tarihsiz senedin, müvekkilinin haberi olmaksızın şirket kaşesi basılarak imzalandığını ve senedin ciro edildiğini, senedin kambiyo vasfının bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat yükü kendi üzerinde olan davacının usulüne uygun delillerle bononun teminat olarak düzenlediği, anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve sahtelik iddiasıyla borçlu olmadığı hususlarını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerine ek olarak Bölge Adliye Mahkemesince eksik inceleme ve gerekçe ile hüküm kurulduğu belirterek kararın bozulması istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı aleyhine takibe konu edilen bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/999326400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz