Şirket kaşesi bulunmayan, yetkilisince imzalanan bononun geçerliliği ve açığa bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının ispatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1002 E. 2023/4393 K. · · İlk derece: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Şirket unvanı yazılı olup yetkilisince imzalanan bonoda, zorunlu unsur olmayan şirket kaşesinin bulunmaması senedi geçersiz kılmaz; TTK 776 gereği sorumluluk tek imzayla doğar. Açığa bono düzenlenebilir ve senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden borçlu bu iddiasını yazılı delille ispatla yükümlüdür.
Ele alınan sorunlar
Şirket kaşesi bulunmayan, yetkilisince imzalanan bononun geçerliliği ve açığa bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının ispatı → ret
İddia: Davacı, senette şirket kaşesi bulunmadığını, taraflar arasında borç doğurucu bir ilişki olmadığını, senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ve bilirkişi raporuyla haklılığının ortaya konulduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bono, keşideci konumundaki davacı şirketin unvanı yazılı olacak şekilde ve keşide tarihi itibarıyla şirket yetkilisi olan kişi tarafından keşideci ve kefil (avalist) kısımlarına toplam dört imza atılarak düzenlenmiştir. TTK 776 ncı maddesi gereği bonoda sorumluluk tek imza ile doğar; senedin zorunlu unsurları arasında yer almayan şirket kaşesinin bulunmaması senedi geçersiz kılmaz. Açığa bono düzenlenmesi mümkün olup, bononun boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden borçlu bu iddiasını yazılı delille kanıtlamalıdır; davacı bunu kanıtlayamadığından dava reddedilmiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Şirket kaşesi olmayan bononun geçerliliği ve açığa bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasında ispat yükünün borçluda olduğu yönünden emsal.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bono↗ menfi tespit↗ aval↗ açığa senet↗ anlaşmaya aykırı doldurma↗ ispat yükü↗ şirket kaşesi↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/468 E. 2014/1777 K.
Ortak:bono
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senet üzerinde «nakden kaydının» bulunduğu, dolayısıyla davacının senet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, bu yönde bir delil «ibraz» edilmediği, yine davacı tarafça «bononun» sonradan doldurulduğu iddia edildiği, açığa senet düzenlenmesi mümkün olduğu, senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının davacı tarafından yazılı de …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 18.08.2015 keşide, 07.03.2016 ödeme tarihli, 110.000,00 TL bedelli «bononun» «keşidecisinin» davacı şirket, «lehtarının» davalı olduğu, bononun ayrıca davacı şirket yetkilisi tarafından «avalist» olarak da imzalandığı, bono üzerinde davacı şirket unvanı yazılı olup şirket kaşesinin bulunmadığı, ancak şirket yetkilisi tarafından keşideci ve «kefil» (avalist) kısımlarına atılmış dört imza bulunduğu, bonoyu imzalayan ...'in «keşide tarihi» itibariyle davacı şirket yetkilisi olup, bono üzerinde senet borçlusu şirketin unvanının açıkça yazılı olduğu, şirket yetkilisi tarafından senet metninin keşideci ve kefil kısımlarına ikişer olmak üzere toplam dört imza atıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 776 ncı maddesi gereği bonoda sorumluluk tek imza ile doğduğu, senedin zorunlu unsurları arasında yer almayan şirket kaşesinin bulunmamasının senedi «geçersiz» kılmayacağı, «açığa bono» düzenlenmesinin mümkün olduğu, bononun boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacı borçlunun, bu iddiasını yazılı delillerle kanıtlayamadığı …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «kambiyo senedi» niteliğinde bulunan «bonoya» dayalı takip nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaTalep, «ihtiyati haciz» kararın «yetki» yönünden itiraza ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile istemin reddine karar verilmiş ise de, istemin dayanağı «bononun» «keşideci» ve «lehdarı» «tacir» olup bunlar bakımından yapılan «yetki sözleşmesi» HMK 17. maddedine göre geçerli ise de tacir olmayan «avalist» bakımından geçerli bir yetki sözleşmesi bulunmadığından talep dayanağı senetteki yetki sözleşmesine istinaden mahkemenin itiraz eden avalistler yönünden yetkili ol …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:avalist · yetki sözleşmesi · lehdar · ihtiyati hacze itiraz · ihtiyati haciz · keşideci · yetki · haciz
Benzer bu karardaTalep, «ihtiyati haciz» kararın «yetki» yönünden itiraza ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile istemin reddine karar verilmiş ise de, istemin dayanağı «bononun» «keşideci» ve «lehdarı» «tacir» olup bunlar bakımından yapılan «yetki sözleşmesi» HMK 17. maddedine göre geçerli ise de tacir olmayan «avalist» bakımından geçerli bir yetki sözleşmesi bulunmadığından talep dayanağı senetteki yetki sözleşmesine istinaden mahkemenin itiraz eden avalistler yönünden yetkili ol …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, talebe konu senetteki «yetki sözleşmesine» göre mahkemenin yetkili olduğu gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı «ihtiyati hacze itiraz» edenler vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/6901 E. 2025/4703 K.
Ortak:aval · bono · menfi tespit · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «menfi tespit» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirket «temsilcisi» N.Ş. tarafından 18.08.2015 tanzim, 07.03.2016 «vade» tarihli, 110.000,00 TL bedelli «kambiyo senedinin» borca karşılık tanzim edilerek şirket temsilcisinin şirketi lehine «aval» verdiğini, senedi düzenleyen «avalist» ve şirket yetkilisinin senedi şirket «defterlerine» kaydetmemesinin aradaki borç ilişkisini etkilemeyeceğini, senet alt ilişkiden «mücerret» olduğunu, «imzaların istiklali prensibi» gereği senette imzası bulunan her borçlunun senetteki borcun tamamı ve ferilerinden sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddi ile müvekkili lehine %20 oranında «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senet üzerinde «nakden kaydının» bulunduğu, dolayısıyla davacının senet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, bu yönde bir delil «ibraz» edilmediği, yine davacı tarafça «bononun» sonradan doldurulduğu iddia edildiği, açığa senet düzenlenmesi mümkün olduğu, senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının davacı tarafından yazılı de …
Benzer bu karardaBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, takibe konu edilen «bononun» «keşidecisinin» ..., «kefilin» davacı, «lehtarın» davalı olduğu, davacı şirketin «avalist» olarak adı ve imzasının yer aldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 702. maddesinin ikinci fıkrasında, “Aval veren kişinin «teminat» altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da «aval» verenin «taahhüdü» geçerlidir” denilmiş olup, anılan madde hükmü uyarınca aval veren davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarla açtığı davanın reddinin gerektiği, davacının «kötüniyetli» olduğu ispat edilemediğinden davalı lehine «kötüniyet tazminatına» karar verilmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili hakkında dava konusu «bonoya» dayalı icra takibi başlatıldığını, ancak davacı şirketin «avalist», davalının «lehtar» olduğu bononun üzerinde dava dışı ...'ın arsasına yapılacak olan binada yer alan dükkandan birinin satışının bedelinin satış anında ödenmesi ve dükkanın davalıya tescili karşılığında iade edilmek üzere «teminat senedi» olarak imzalandığının yazılı olduğunu, davaya konu senedin davacı şirket tarafından bedel kısmı, güvence senedi olduğuna ilişkin ibare ve teminatın neye ilişkin olduğu yazılmak suretiyle davalıya «teslim» edildiğini, teslim edildiğinde düzenleme tarihinin, «vade tarihinin», «ödeme yerinin» ve nakden ibaresinin yer almadığını, söz konusu senedin boş kısımlarının takibe konu edilmesi için daha sonradan davalı tarafından kötü niyetli olarak doldurulduğunu, takibe konu belgenin bono vasfı taşımadığından «sebepten mücerret» olmadığını ileri sürerek takip konusu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata karar ver …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu edilen senedin «teminat senedi» niteliğine haiz olmadığını, takibe konu senette açık bir sözleşmeye bağlanmış bir teminat ya da şartın yer almadığını, davacı borçlunun, senedin düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa «payı» karşılığı inşaat sözleşmesine dayanılarak verildiğini iddia etmekte ise de, senet metninde bahsi geçen sözleşmeye atıfta bulunulacak bir ibarenin olmadığını, ...'ın davacıya herhangi bir arsa satmadığını, sözleşmede teminat senedi verileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, dava konusu «bonoda» "güvence senedi" ifadesinin yer alması ya da hangi sözleşmeye yönelik olduğu anlaşılamayan ifadelerin bulunmasının tek başına bonoyu teminat senedi haline getirmeyeceğini ve «bononun kambiyo senedi vasfını» yitirmeyeceğini, senedin sonradan doldurulduğuna dair iddiaların asılsız ve gerçeğe aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemenin bir an için dava …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:düzenleme yeri · adi senet · bono/kambiyo senedi · ödeme yeri · nakden kaydı · sebepten mücerretlik · kambiyo senedi vasfı · avalist
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili hakkında dava konusu «bonoya» dayalı icra takibi başlatıldığını, ancak davacı şirketin «avalist», davalının «lehtar» olduğu bononun üzerinde dava dışı ...'ın arsasına yapılacak olan binada yer alan dükkandan birinin satışının bedelinin satış anında ödenmesi ve dükkanın davalıya tescili karşılığında iade edilmek üzere «teminat senedi» olarak imzalandığının yazılı olduğunu, davaya konu senedin davacı şirket tarafından bedel kısmı, güvence senedi olduğuna ilişkin ibare ve teminatın neye ilişkin olduğu yazılmak suretiyle davalıya «teslim» edildiğini, teslim edildiğinde düzenleme tarihinin, «vade tarihinin», «ödeme yerinin» ve nakden ibaresinin yer almadığını, söz konusu senedin boş kısımlarının takibe konu edilmesi için daha sonradan davalı tarafından kötü niyetli olarak doldurulduğunu, takibe konu belgenin bono vasfı taşımadığından «sebepten mücerret» olmadığını ileri sürerek takip konusu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata karar ver …
Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık konusu 29.06.2020 «vade» tarihli, 500.000,00 TL meblağlı ve üzerinde “«nakden” kaydı» bulunan senette, dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 776. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereği zorunlu unsur olan «düzenleme yeri» bulunmamakta olup, senet «bono» vasfı taşımamaktadır; «adi senet» hükmündedir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu edilen senedin «teminat senedi» niteliğine haiz olmadığını, takibe konu senette açık bir sözleşmeye bağlanmış bir teminat ya da şartın yer almadığını, davacı borçlunun, senedin düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa «payı» karşılığı inşaat sözleşmesine dayanılarak verildiğini iddia etmekte ise de, senet metninde bahsi geçen sözleşmeye atıfta bulunulacak bir ibarenin olmadığını, ...'ın davacıya herhangi bir arsa satmadığını, sözleşmede teminat senedi verileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, dava konusu «bonoda» "güvence senedi" ifadesinin yer alması ya da hangi sözleşmeye yönelik olduğu anlaşılamayan ifadelerin bulunmasının tek başına bonoyu teminat senedi haline getirmeyeceğini ve «bononun kambiyo senedi vasfını» yitirmeyeceğini, senedin sonradan doldurulduğuna dair iddiaların asılsız ve gerçeğe aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemenin bir an için dava …
Mahkemece kabul olunduğu üzere, dava konusu senette davacı «avalist» sıfatıyla yer almakla birlikte senette borçlunun isminin altında herhangi bir adres bulunmadığı gibi, «düzenleme yeri» de bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3830 E. 2024/5953 K.
Ortak:aval · ispat yükü · bono · menfi tespit · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «menfi tespit» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirket «temsilcisi» N.Ş. tarafından 18.08.2015 tanzim, 07.03.2016 «vade» tarihli, 110.000,00 TL bedelli «kambiyo senedinin» borca karşılık tanzim edilerek şirket temsilcisinin şirketi lehine «aval» verdiğini, senedi düzenleyen «avalist» ve şirket yetkilisinin senedi şirket «defterlerine» kaydetmemesinin aradaki borç ilişkisini etkilemeyeceğini, senet alt ilişkiden «mücerret» olduğunu, «imzaların istiklali prensibi» gereği senette imzası bulunan her borçlunun senetteki borcun tamamı ve ferilerinden sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddi ile müvekkili lehine %20 oranında «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senet üzerinde «nakden kaydının» bulunduğu, dolayısıyla davacının senet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, bu yönde bir delil «ibraz» edilmediği, yine davacı tarafça «bononun» sonradan doldurulduğu iddia edildiği, açığa senet düzenlenmesi mümkün olduğu, senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının davacı tarafından yazılı de …
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; «tahrifat» iddialarının Mahkemece değerlendirilmediğini, «bonoda» ... isminin yanında (Kefil) 2 yazıldığını ve paraf atılmadığını, bu nedenle bono vasfı olmadığını, senedin düzenleme tarihinde davacının senet bedeli kadar borç verme mali gücü olup olmadığının araştırılmadığını, müvekkillerinin davacıya borcu bulunmadığını, imza dışındaki yazıların müvekkillerine ait olmadığını, senette nakden ya da «malen kaydı» bulunmadığından «ispat yükünün» davalıda olduğunu, boş senedin iadesi konusunda davalıya «ihtar» gönderildiğini, imza dışındaki kısımların davalı tarafından doldurulduğunun ispatı bakımından «grafoloji incelemesi» gerektiğini, faiz oranı ve miktarının fahiş olduğunu, «protesto» çekilmeden senedin takibe konulduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «takipsizlik» kararında belirtildiği üzere senedin «keşideci» ve «aval» kısmındaki isim ve imzaların davacıların eli ürünü olduğu, diğer yazı ve rakamların davalı tarafından doldurulduğunun tarafların kabulünde bulunduğu, imzalı ve boş olarak verilen senedin anlaşmaya aykırı olarak dolduruluğunun «yazılı delillerle ispat» edilmesi gerektiği, boş «bononun» iadesine ilişkin «ihtarnamenin» ispata yarar belgelerden olmadığı, keşideci ... ile «avalist» olarak imzası bulunan ...'in senedi hükümden düşürme kuvvetini haiz herhangi bir ispat vasıtası sunamadıkları, hüküm celsesinde «yemine» de dayanmayacaklarını bildirdikleri, keşideci ve avaliste başvurmak için «protesto» çekilmesinin de şart olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «menfi tespit» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:grafolojik inceleme · nakden kaydı · illetten mücerretlik · malen kaydı · avalist · protesto · yazılı delille ispat · tahrifat
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; «tahrifat» iddialarının Mahkemece değerlendirilmediğini, «bonoda» ... isminin yanında (Kefil) 2 yazıldığını ve paraf atılmadığını, bu nedenle bono vasfı olmadığını, senedin düzenleme tarihinde davacının senet bedeli kadar borç verme mali gücü olup olmadığının araştırılmadığını, müvekkillerinin davacıya borcu bulunmadığını, imza dışındaki yazıların müvekkillerine ait olmadığını, senette nakden ya da «malen kaydı» bulunmadığından «ispat yükünün» davalıda olduğunu, boş senedin iadesi konusunda davalıya «ihtar» gönderildiğini, imza dışındaki kısımların davalı tarafından doldurulduğunun ispatı bakımından «grafoloji incelemesi» gerektiğini, faiz oranı ve miktarının fahiş olduğunu, «protesto» çekilmeden senedin takibe konulduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «takipsizlik» kararında belirtildiği üzere senedin «keşideci» ve «aval» kısmındaki isim ve imzaların davacıların eli ürünü olduğu, diğer yazı ve rakamların davalı tarafından doldurulduğunun tarafların kabulünde bulunduğu, imzalı ve boş olarak verilen senedin anlaşmaya aykırı olarak dolduruluğunun «yazılı delillerle ispat» edilmesi gerektiği, boş «bononun» iadesine ilişkin «ihtarnamenin» ispata yarar belgelerden olmadığı, keşideci ... ile «avalist» olarak imzası bulunan ...'in senedi hükümden düşürme kuvvetini haiz herhangi bir ispat vasıtası sunamadıkları, hüküm celsesinde «yemine» de dayanmayacaklarını bildirdikleri, keşideci ve avaliste başvurmak için «protesto» çekilmesinin de şart olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların davalı hakkında «bedelsiz» senedi kullanma suçuyla ilgili «şikayetleri» konusunda «takipsizlik» kararı verildiği, senette nakden veya «malen kaydının» bulunmamasının senedin «illetten mücerretliğini» ortadan kaldırmadığı, «ispat yükünün» davacılarda olduğu, davacıların davalarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… iğer kısımların davalı tarafça sonradan kötü niyetli olarak doldurulduğunu ve takip başlatıldığını, müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığını, bu konuda davalıya «ihtarname» gönderildiğini, senette malen ya da «nakden kaydının» olmadığını, bu nedenle «ispat yükünün» davalıda bulunduğunu, sonradan yazılan yazıların tespiti gerektiğini, faiz oranı ve miktarının fahiş olduğunu ileri sürerek müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitini, davalı aleyhine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1002 E. , 2023/4393 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1204 Esas, 2021/1595 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/710 E., 2019/179 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından İstanbul 23. İcra Dairesinin 2017/13185 E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine kambiyo senedine ilişkin haciz yolu ile takip başlatıldığını, ancak davalının müvekkilinin kayıtlarında hiçbir alacağının bulunmadığını ileri sürerek, takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili lehine %20 oranında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirket temsilcisi N.Ş. tarafından 18.08.2015 tanzim, 07.03.2016 vade tarihli, 110.000,00 TL bedelli kambiyo senedinin borca karşılık tanzim edilerek şirket temsilcisinin şirketi lehine aval verdiğini, senedi düzenleyen avalist ve şirket yetkilisinin senedi şirket defterlerine kaydetmemesinin aradaki borç ilişkisini etkilemeyeceğini, senet alt ilişkiden mücerret olduğunu, imzaların istiklali prensibi gereği senette imzası bulunan her borçlunun senetteki borcun tamamı ve ferilerinden sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddi ile müvekkili lehine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senet üzerinde nakden kaydının bulunduğu, dolayısıyla davacının senet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, bu yönde bir delil ibraz edilmediği, yine davacı tarafça bononun sonradan doldurulduğu iddia edildiği, açığa senet düzenlenmesi mümkün olduğu, senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının davacı tarafından yazılı delille kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senette müvekkili şirketin kaşesi bulunmadığını, taraflar arasında borç doğurucu bir ilişki bulunmadığını, senetteki nakden kaydının da bu hususu teyit ettiğini, davalının davacıya para verdiğini ispat etmesi gerektiğini, senedin şirket adına tanzim edilmeyip ilgili kısımlarının sonradan doldurulduğunu, bilirkişi raporu ile de haklılıklarının ortaya konulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 18.08.2015 keşide, 07.03.2016 ödeme tarihli, 110.000,00 TL bedelli bononun keşidecisinin davacı şirket, lehtarının davalı olduğu, bononun ayrıca davacı şirket yetkilisi tarafından avalist olarak da imzalandığı, bono üzerinde davacı şirket unvanı yazılı olup şirket kaşesinin bulunmadığı, ancak şirket yetkilisi tarafından keşideci ve kefil (avalist) kısımlarına atılmış dört imza bulunduğu, bonoyu imzalayan ...'in keşide tarihi itibariyle davacı şirket yetkilisi olup, bono üzerinde senet borçlusu şirketin unvanının açıkça yazılı olduğu, şirket yetkilisi tarafından senet metninin keşideci ve kefil kısımlarına ikişer olmak üzere toplam dört imza atıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 776 ncı maddesi gereği bonoda sorumluluk tek imza ile doğduğu, senedin zorunlu unsurları arasında yer almayan şirket kaşesinin bulunmamasının senedi geçersiz kılmayacağı, açığa bono düzenlenmesinin mümkün olduğu, bononun boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacı borçlunun, bu iddiasını yazılı delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senedi niteliğinde bulunan bonoya dayalı takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/938279300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz