Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6430 E. 2024/401 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
5174 sayılı kanun↗ münfesih şirket↗ zorunlu hasım↗ sınırlı ihya↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ tashih↗ münfesihlik↗ yeniden tescil↗ re'sen terkin↗ ek tasfiye işlemleri↗ geçici 7. madde↗ ihya davası↗ hukuki menfaat↗ ticaret sicilinden terkin↗ yasal hasım↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ vekâlet ücreti↗ derdestlik↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ terkin↗ tacir↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/91 E., 2023/323 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Matbaacılık Basın Yayın San.ve Tic. Ltd. Şti. nezdinde matbaa işinde çalışmasına rağmen SGK'ya normal çalışma şeklinde bildirim yapıldığından itibari hizmet süresinden yararlandırılmadığını, itibari hizmet süresinden yararlanması için açtıkları tespit davasında davanın kabulüne karar verilmiş ise de istinaf mahkemesince Ticaret Sicil Müdürlüğünden şirketin kaydının terkin edilip edilmediğinin araştırılması ile terkin edilmiş ise ihyası ile taraf teşkilinin sağlanması gerektiği gerekçesi ile verilen kararın kaldırılmasına karar verildiğini, Mahkemece davalı şirketin ihyası için taraflarına süre verildiğini, müvekkilin hukuki yararı bulunduğundan Ankara 33.İş Mahkemesi 2021/160 E. (2016/1433 E. eski) sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ... Matbaacılık Basın Yayın San.ve Tic.Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Sicil temsilcisi cevap dilekçesinde; ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ" yayınlandığını, Tebliğin 5 ... maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle münfesih olan şirketlerin belirleneceği ifade edildiği ve (d) bendinde "16.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." kapsamında re'sen terkin edildiğini, dava konusu şirketin geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden usulden reddine karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanmasına, davada yasal hasım olduklarından tarafları aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen tadadi nitelikteki haller dışındaki durumlarda geçici 7 nci maddeye göre değil 6102 sayılı Kanun veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacağı, ticaret sicil kayıtlarına göre yapılan işlemlerin geçici 7 nci maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere ihtar gönderilmediği gibi, davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenilen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı tarafın ihya davası açmakta hukuki yarararının bulunduğu, yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğundan dava açmak için aranan 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda aranmayacağından davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden terkin edilen ... Matbacılık Basın ve Sanayi Ticaret Limited Şirketinin Ankara 33. İş Mahkemesinde 2021/160 E. sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olmak üzere ihyasına, Ticaret Siciline yeniden tescil ve ilan edilmesine, ihya sebebine göre tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, ihyası istenen şirketin terkininde davalı sicil kusurlu olup işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı sicil aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin geçici madde 7 nci maddenin on beşinci fıkrası düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesi yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, geçici 7 nci maddenin on beşinci fıkrası uyarınca, ticaret sicilinden kaydi silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceğini, şirket 23.01.2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, 23.01.2019 tarihinde süresinin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 08.02.2023 olduğu ve hak düşürücü sürenin geçirilmesi sebebiyle davanın reddi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulması gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince tasfiye memuru atanması gerektiğini, kanunda öngörülen usule uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde ihyası talep edilebileceğini, bu nedenle yapılan ihya taleplerinde, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye ilişkin hükümlerin esas alınması gerektiğini, zira şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için, ihya kararının ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olarak verilmesi ve re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, şirketin bildirilen son adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan tebligat, "taşınmış" notuyla iade olduğunu, ihtar ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gâzetesinde ilan edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin 6102 sayılı Kanun'un 31 nci maddesi uyarınca, tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirket adres değişikliğinin tescili zorunluluğunu yerine getirmediğini ve bu konudaki sorumluluk şirket yetkililerine ait olduğunu, şirketin terkin tarihinde; şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirket geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin Müdürlüklerince gerçekleştirilen terkin işleminde kanunda tadadi olarak sayılan hallerden birine dayanılmadığı gerekçesiyle terkin işlemini hatalı bulması hukuka aykırı olduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... zorunlu hasım durumunda olduğunu, yargılama sonucu, zorunlu hasım olmaları nedeniyle taraflarına yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davacı tarafından şirket hakkında ihya davası açılmış olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince hükmün birinci maddesinde Müdürlüğümüzün "88266" sicil numarasına kayıtlı ... Matbaacılık Basın Yayın San. Ticaret Limited Şirketinin sicil numarası "88166" olarak hatalı yazılmış olduğu, işbu sebeple 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 304'üncü maddesi uyarınca hükmün birinci kısmındaki sicil numarasının "88266" olarak tashih edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın usulden reddine karar verilmesine; mahkeme aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesine, 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru (TC no ile) atanmasına ve hükmün birinci kısmındaki sicil numarasının "88266" olarak tashih edilmesine, müdürlükleri yasal (zorunlu) hasım olduğundan aleyhe vekâlet ücreti yargılama giderine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususunun kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığı, terkin işleminin usulsüz olduğu, şirketin tam ihyasının gerektiği ancak davacının talebinin sınırlı ihyaya yönelik olduğu gözetilerek ... Matbacılık Basın ve Sanayi Ticaret Limited Şirketinin Ankara 33.İş Mahkemesinde 2021/160 E. sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmesinde isabetsizlik yok ise de, şirket aleyhine açılan dava ve devamı işlemler yönünden şirketin ihyasına ve tasfiye işlemleri için de şirkete tasfiye memuru atanması gerektiği, (Emsal mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.10.2022 tarih ve 2022/5850 E., 2022/6837 K. sayılı emsal içtihatı) mahkemece ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanması gerekirken bu yönün gözetilmemiş olmasında isabet görülmediği, şirketin terkin öncesi temsilcisi ... ... tasfiye memuru olarak atanması gerektiği, davalı ... Sicil Müdürlüğü usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretinin hüküm altına alınmasında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, ... Matbacılık Basın ve Sanayi Ticaret Limited Şirketinin Ankara 33. İş Mahkemesinde 2021/160 E. sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olmak üzere ihyasına, şirketin son yetkilisi ... ...'un şirkete tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi ve geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1565 E. 2024/2662 K.
Ortak:zorunlu hasım · sınırlı ihya · münfesihlik · yeniden tescil · re'sen terkin · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ" yayınlandığını, Tebliğin 5 ... maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edildiği ve (d) bendinde "16.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." kapsamında re'sen terkin edildiğini, dava konusu şirketin geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden «usulden reddine» karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasına», davada «yasal hasım» olduklarından tarafları aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
Sicil Müdürlüğünce «ihyası» istenilen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı tarafın «ihya davası» açmakta hukuki yarararının bulunduğu, yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğundan dava açmak için aranan 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda aranmayacağından davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce geçici 7 nci maddesi uyarınca «ticaret sicilinden terkin» edilen ...
Asliye Ticaret Mahkemesinin «geçici madde» 7 nci maddenin on beşinci fıkrası düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesi yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, geçici 7 nci maddenin on beşinci fıkrası uyarınca, ticaret sicilinden «kaydi» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceğini, şirket 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 23.01.2019 tarihinde süresinin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 08.02.2023 olduğu ve «hak düşürücü sürenin» geçirilmesi sebebiyle davanın reddi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulması gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, kanunda öngörülen usule uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde «ihyası» talep edilebileceğini, bu nedenle yapılan ihya taleplerinde, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye ilişkin hükümlerin esas alınması gerektiğini, zira şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için, ihya kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi ve re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, şirketin bildirilen «son» adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan «tebligat», "taşınmış" notuyla iade olduğunu, «ihtar» ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gâzetesinde «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin 6102 sayılı Kanun'un 31 nci maddesi uyarınca, tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirket adres değişikliğinin tescili zorunluluğunu yerine getirmediğini ve bu konudaki sorumluluk şirket yetkililerine ait olduğunu, şirketin terkin tarihinde; şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirket geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin Müdürlüklerince gerçekleştirilen terkin işleminde kanunda tadadi olarak sayılan hallerden birine dayanılmadığı gerekçesiyle terkin işlemini hatalı bulması hukuka aykırı olduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olduğunu, yargılama sonucu, zorunlu hasım olmaları nedeniyle taraflarına «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davacı tarafından şirket hakkında «ihya davası» açılmış olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince hükmün birinci maddesinde Müdürlüğümüzün "88266" sicil numarasına kayıtlı ...
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ" yayınlandığını, Tebliğin 5 inci maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde "16.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." kapsamında «resen terkin» edildiğini, dava konusu şirketin Geçici 7.maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden «usulden reddine» karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasına», davada «yasal hasım» olduklarından tarafları aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticaret sicil» kayıtlarına göre yapılan işlemlerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 4/a fıkrasındaki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilere «ihtar» gönderilmediği gibi, davalı ... sicil müdürlüğünce «ihyası» istenilen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı tarafın «ihya davası» açmakta hukuki yarararının bulunduğu, yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğundan dava açmak için aranan 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda aranmayacağı gerekçeleriyle davanın kabulüne,....
… i ve Ticaret Limited Şirketinin Ankara 15.Asliye Hukuk Mahkemesinde 2023/7 E. sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olmak üzere ihyasına, Ticaret Siciline «yeniden tescil» ve «ilan» edilmesine, «ihya» «sebebine» göre «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, ihyası istenen şirketin terkininde davalı sicil kusurlu olup işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı sicil aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kat karşılığı inşaat sözleşmesi · resen terkin · re'sen gözetilme · üçüncü kişi · taahhütname · teslim
Benzer bu karardaEmlak İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» imzalandığını, «ihyası» istenen şirketin sözleşmede belirtilen inşaatı sözleşmenin yapıldığı tarih itibari ile 18 ay içinde bitirip iskan ruhsatı alarak sözleşmede kararlaştırılan daireleri müvekkile «teslim» etmeyi «taahhüt» ettiğini, ancak taahhütlerine uymadığını ve inşaatı yarım bıraktığını, müvekkilince nama ifaya izin talepli dava açtığını ve davanın Ankara 15.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/7 E. sayılı dosyası ile «derdest» olduğunu, davalı şirketin sicil «kaydının» 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi gereğince 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiğini ileri sürerek ...
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ" yayınlandığını, Tebliğin 5 inci maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde "16.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." kapsamında «resen terkin» edildiğini, dava konusu şirketin Geçici 7.maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden «usulden reddine» karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasına», davada «yasal hasım» olduklarından tarafları aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/7 E. sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olarak «ihya» kararı vermesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereği «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu, «zorunlu hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek açıklanan bu ve re'«sen gözetilecek» nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, «terkin» edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında «üçüncü kişiler» tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi onbeşinci fıkrasına istinaden açılan «ihya» davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» niteliğinde olup, mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğ …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/257 E. 2024/1352 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · kaldırma ve yeniden hüküm · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ" yayınlandığını, Tebliğin 5 ... maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edildiği ve (d) bendinde "16.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." kapsamında re'sen terkin edildiğini, dava konusu şirketin geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden «usulden reddine» karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasına», davada «yasal hasım» olduklarından tarafları aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin «geçici madde» 7 nci maddenin on beşinci fıkrası düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesi yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, geçici 7 nci maddenin on beşinci fıkrası uyarınca, ticaret sicilinden «kaydi» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceğini, şirket 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 23.01.2019 tarihinde süresinin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 08.02.2023 olduğu ve «hak düşürücü sürenin» geçirilmesi sebebiyle davanın reddi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulması gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, kanunda öngörülen usule uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde «ihyası» talep edilebileceğini, bu nedenle yapılan ihya taleplerinde, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye ilişkin hükümlerin esas alınması gerektiğini, zira şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için, ihya kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi ve re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, şirketin bildirilen «son» adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan «tebligat», "taşınmış" notuyla iade olduğunu, «ihtar» ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gâzetesinde «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin 6102 sayılı Kanun'un 31 nci maddesi uyarınca, tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirket adres değişikliğinin tescili zorunluluğunu yerine getirmediğini ve bu konudaki sorumluluk şirket yetkililerine ait olduğunu, şirketin terkin tarihinde; şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirket geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin Müdürlüklerince gerçekleştirilen terkin işleminde kanunda tadadi olarak sayılan hallerden birine dayanılmadığı gerekçesiyle terkin işlemini hatalı bulması hukuka aykırı olduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olduğunu, yargılama sonucu, zorunlu hasım olmaları nedeniyle taraflarına «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davacı tarafından şirket hakkında «ihya davası» açılmış olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince hükmün birinci maddesinde Müdürlüğümüzün "88266" sicil numarasına kayıtlı ...
İş Mahkemesinde 2021/160 E. sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olmak üzere ihyasına, Ticaret Siciline «yeniden tescil» ve «ilan» edilmesine, «ihya» «sebebine» göre «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, ihyası istenen şirketin terkininde davalı sicil kusurlu olup işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı sicil aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32’nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, «terkin» edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında «üçüncü kişiler» tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına istinaden açılan «ihya» davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · kıdem tazminatı · rücuen tahsil · yargılama giderleri · üçüncü kişi · alacak davası · yetki
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi işçilerinden E.B. ve D.T. tarafından «kıdem tazminatı» ve yıllık izin ücreti alacağı için müvekkil idare aleyhine dava açıldığını, D.T. tarafından açılan dava sonucu Ankara 15.
İş Mahkemesinin 05.04.2021 tarih ve 2017/711 E., 2021/364 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, işbu davalar sonucunda müvekkili idare tarafından dava dışı işçilere ödenen miktarın «rücuen tahsili» amacıyla müvekkili tarafından Ankara 21.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/353 E. sayılı dosyasında dava dışı yüklenici Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketinin aleyhine «alacak davası» açıldığını, Ankara 21.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/353 E. sayılı dosyasında yürütülen yargılama sırasında Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketinin «terkin» edildiği bildirilmiş olduğunu, anılan «şirketin ihyası» için gerekli işlemleri yapmak üzere söz konusu Mahkemece taraflarına «yetki» verildiğini ileri sürerek anılan şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1394 E. 2023/1520 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · geçici 7. madde · ihya davası · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin «geçici madde» 7 nci maddenin on beşinci fıkrası düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesi yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, geçici 7 nci maddenin on beşinci fıkrası uyarınca, ticaret sicilinden «kaydi» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceğini, şirket 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 23.01.2019 tarihinde süresinin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 08.02.2023 olduğu ve «hak düşürücü sürenin» geçirilmesi sebebiyle davanın reddi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulması gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, kanunda öngörülen usule uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde «ihyası» talep edilebileceğini, bu nedenle yapılan ihya taleplerinde, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye ilişkin hükümlerin esas alınması gerektiğini, zira şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için, ihya kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi ve re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, şirketin bildirilen «son» adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan «tebligat», "taşınmış" notuyla iade olduğunu, «ihtar» ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gâzetesinde «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin 6102 sayılı Kanun'un 31 nci maddesi uyarınca, tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirket adres değişikliğinin tescili zorunluluğunu yerine getirmediğini ve bu konudaki sorumluluk şirket yetkililerine ait olduğunu, şirketin terkin tarihinde; şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirket geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin Müdürlüklerince gerçekleştirilen terkin işleminde kanunda tadadi olarak sayılan hallerden birine dayanılmadığı gerekçesiyle terkin işlemini hatalı bulması hukuka aykırı olduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olduğunu, yargılama sonucu, zorunlu hasım olmaları nedeniyle taraflarına «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davacı tarafından şirket hakkında «ihya davası» açılmış olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince hükmün birinci maddesinde Müdürlüğümüzün "88266" sicil numarasına kayıtlı ...
Sicil «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ" yayınlandığını, Tebliğin 5 ... maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edildiği ve (d) bendinde "16.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." kapsamında re'sen terkin edildiğini, dava konusu şirketin geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden «usulden reddine» karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasına», davada «yasal hasım» olduklarından tarafları aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
Sicil Müdürlüğünce «ihyası» istenilen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı tarafın «ihya davası» açmakta hukuki yarararının bulunduğu, yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğundan dava açmak için aranan 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda aranmayacağından davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce geçici 7 nci maddesi uyarınca «ticaret sicilinden terkin» edilen ...
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «ihyası» istenen şirketin sicilden 23.10.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 26.05.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu Kanun'da tadadi olarak sayılan hâllerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki davada 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolmuş ise de davalı ...
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ticaret sicilinden terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · infisah · sicilden terkin · dava şartı yokluğu · ihbar · ihtarname
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep olunan Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve ilân üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, «ihtarnamede» «infisah» «sebebi» olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olarak yer aldığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde «tasfiye» ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge veya tebligat dosyaya sunulmadığı gibi ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilân suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «ihyası» istenen şirketin sicilden 23.10.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 26.05.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan şirkete bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından yasada öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, öte yandan, davacı tarafından daha önce aynı «şirketin ihya» edilmesi talebiyle açtığı davanın kabulüne dair kararın Yargıtay denetiminden henüz geçmediği ve kesinleşmediği dikkate alındığında davacının işbu davada «hukuki yararının» bulunduğu, davalının usulsüz «terkin» işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, İlk Derece Mahkemesinin davanın hak düşürücü süre nedeniyle «usulden reddi» kararında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisine, buna göre davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 61215 sicil numarasında kayıtlı iken «sicilden terkin» edilen Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6185 E. 2023/7038 K.
Ortak:sınırlı ihya · münfesihlik · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · hukuki menfaat · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ" yayınlandığını, Tebliğin 5 ... maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edildiği ve (d) bendinde "16.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." kapsamında re'sen terkin edildiğini, dava konusu şirketin geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden «usulden reddine» karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasına», davada «yasal hasım» olduklarından tarafları aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin «geçici madde» 7 nci maddenin on beşinci fıkrası düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesi yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, geçici 7 nci maddenin on beşinci fıkrası uyarınca, ticaret sicilinden «kaydi» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceğini, şirket 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 23.01.2019 tarihinde süresinin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 08.02.2023 olduğu ve «hak düşürücü sürenin» geçirilmesi sebebiyle davanın reddi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulması gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, kanunda öngörülen usule uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde «ihyası» talep edilebileceğini, bu nedenle yapılan ihya taleplerinde, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye ilişkin hükümlerin esas alınması gerektiğini, zira şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için, ihya kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi ve re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, şirketin bildirilen «son» adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan «tebligat», "taşınmış" notuyla iade olduğunu, «ihtar» ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gâzetesinde «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin 6102 sayılı Kanun'un 31 nci maddesi uyarınca, tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirket adres değişikliğinin tescili zorunluluğunu yerine getirmediğini ve bu konudaki sorumluluk şirket yetkililerine ait olduğunu, şirketin terkin tarihinde; şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirket geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin Müdürlüklerince gerçekleştirilen terkin işleminde kanunda tadadi olarak sayılan hallerden birine dayanılmadığı gerekçesiyle terkin işlemini hatalı bulması hukuka aykırı olduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olduğunu, yargılama sonucu, zorunlu hasım olmaları nedeniyle taraflarına «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davacı tarafından şirket hakkında «ihya davası» açılmış olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince hükmün birinci maddesinde Müdürlüğümüzün "88266" sicil numarasına kayıtlı ...
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususunun kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığı, terkin işleminin usulsüz olduğu, şirketin tam ihyasının gerektiği ancak davacının talebinin «sınırlı ihyaya» yönelik olduğu gözetilerek ...
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... plakalı aracın malikinin, 23.10.2014 tarihinde «tasfiye» aşaması gerçekleştirilmeksizin resen «sicilden terkin» edilen «ihyası» istenen şirket olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan şirketlere ilişkin olarak aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca şirketi yetkili kimselere yapılması gereken «ihtaratın» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığından terkin işleminin hatalı olduğu, yine aynı maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirketin ortaya çıkabilecek «malvarlığının», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceği, ve ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde Mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, ihyası istenilen şirketin «münfesihliğe» ilişkin durumunun ortadan kalkmamış olması ve mevcut olayda ihyası istenen şirketin mal varlığı bulunduğundan 10 yıllık sürenin de geçmediği hususu dikkate alındığında, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği sadece şirketin üzerine kayıtlı olan araç ile sınırlı olmak üzere «şirketin ihyası» gerektiği, davalı ...
İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 ... maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde; "01.07.2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki «tasfiye» usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen «şirketin tasfiyesinin» 6102 sayılı Kanun hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceğinin belirtildiği, dolayısıyla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran ... bir tasfiye yöntemi getirildiği, tadadi nitelikteki bu haller dışındaki durumlarda geçici 7 nci maddeye göre değil 6102 sayılı Kanun veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacağı, kanunda sayılan haller dışında bir «sebebe» dayalı re'«sen terkin» işlemi yapılamayacağından terkin işleminin hukuka aykırı olduğundan tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, ancak davacı talebinin şirket adına kayıtlı aracın tasfiyesiyle «sınırlı ihya» ve ek tasfiye talep ettiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, şirket üzerinde mal varlığı bulunması halinde 10 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanacağı, şirketin terkin tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında bu sürenin geçmediği, aksi olsa dahi geçici 7 nci madde kapsamında olmayan şirket hakkında hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · infisah · yediemin · ihtarat · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · şirketin tasfiyesi · malvarlığına ilişkin dava
Benzer bu karardaŞti.nin «tasfiye işlemleri» aşamasında firma adına kayıtlı aracın «yedieminde» bulunduğunu, şirket hakkında «resen terk» işlemi uygulandığından araçla ilgili herhangi bir işlem yapılamadığını, halen şirket adına kayıtlı aracın yedieminden çıkarılması ve tasarrufta bulunulabilmesi için sicilden resen terkin edilen şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması gerektiğini belirterek Logart Yazılım Danışmanlık Ltd.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... plakalı aracın malikinin, 23.10.2014 tarihinde «tasfiye» aşaması gerçekleştirilmeksizin resen «sicilden terkin» edilen «ihyası» istenen şirket olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan şirketlere ilişkin olarak aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca şirketi yetkili kimselere yapılması gereken «ihtaratın» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığından terkin işleminin hatalı olduğu, yine aynı maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirketin ortaya çıkabilecek «malvarlığının», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceği, ve ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde Mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, ihyası istenilen şirketin «münfesihliğe» ilişkin durumunun ortadan kalkmamış olması ve mevcut olayda ihyası istenen şirketin mal varlığı bulunduğundan 10 yıllık sürenin de geçmediği hususu dikkate alındığında, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği sadece şirketin üzerine kayıtlı olan araç ile sınırlı olmak üzere «şirketin ihyası» gerektiği, davalı ...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin, «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve «ilan» üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, «infisah» «sebebinin» 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 ... maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin «yetkisine» tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle «ihtarının usule» aykırı olduğundan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının resen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ticaret sicilinden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «resen terkin» edilen şirketin, üzerinde «malvarlığı» bulunduğundan bahisle «ihyası» talebine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4204 E. 2023/4584 K.
Ortak:sınırlı ihya · münfesihlik · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ" yayınlandığını, Tebliğin 5 ... maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edildiği ve (d) bendinde "16.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." kapsamında re'sen terkin edildiğini, dava konusu şirketin geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden «usulden reddine» karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasına», davada «yasal hasım» olduklarından tarafları aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin «geçici madde» 7 nci maddenin on beşinci fıkrası düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesi yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, geçici 7 nci maddenin on beşinci fıkrası uyarınca, ticaret sicilinden «kaydi» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceğini, şirket 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 23.01.2019 tarihinde süresinin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 08.02.2023 olduğu ve «hak düşürücü sürenin» geçirilmesi sebebiyle davanın reddi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulması gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, kanunda öngörülen usule uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde «ihyası» talep edilebileceğini, bu nedenle yapılan ihya taleplerinde, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye ilişkin hükümlerin esas alınması gerektiğini, zira şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için, ihya kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi ve re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, şirketin bildirilen «son» adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan «tebligat», "taşınmış" notuyla iade olduğunu, «ihtar» ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gâzetesinde «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin 6102 sayılı Kanun'un 31 nci maddesi uyarınca, tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirket adres değişikliğinin tescili zorunluluğunu yerine getirmediğini ve bu konudaki sorumluluk şirket yetkililerine ait olduğunu, şirketin terkin tarihinde; şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirket geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin Müdürlüklerince gerçekleştirilen terkin işleminde kanunda tadadi olarak sayılan hallerden birine dayanılmadığı gerekçesiyle terkin işlemini hatalı bulması hukuka aykırı olduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olduğunu, yargılama sonucu, zorunlu hasım olmaları nedeniyle taraflarına «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davacı tarafından şirket hakkında «ihya davası» açılmış olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince hükmün birinci maddesinde Müdürlüğümüzün "88266" sicil numarasına kayıtlı ...
Sicil Müdürlüğünce «ihyası» istenilen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı tarafın «ihya davası» açmakta hukuki yarararının bulunduğu, yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğundan dava açmak için aranan 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda aranmayacağından davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce geçici 7 nci maddesi uyarınca «ticaret sicilinden terkin» edilen ...
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, «ihyası» istenen şirket ile ilgili yapılan «tebligatların» usulüne uygun olduğunu, «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu ve ihya kararının ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, «terkin» işleminin ilgili mevzuata uyma yükümlülüğü çerçevesinde gerçekleştirildiğini, dolayısıyla terkin işleminde kendilerine izafe edilebilecek bir «kusur» olmadığını, «yasal hasım» konumunda bulunduklarından aleyhlerine «yargılama giderine» hükmedilmemesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişiliğin ihyası · infisah · şirketin tasfiyesi · ticaret sicili tescili · sicilden terkin · yargılama giderleri · tüzel kişilik · ihbar
Benzer bu karardaİhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 inci maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde; "01.07.2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki «tasfiye» usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen «şirketin tasfiyesinin» 6102 sayılı Kanun hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceğinin belirtildiği, dolayısıyla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirildiği, tadadi nitelikteki bu haller dışındaki durumlarda geçici 7 nci maddeye göre değil 6102 sayılı Kanun veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacağı, kanunda sayılan haller dışında bir «sebebe» dayalı re'«sen terkin» işlemi yapılmış olduğundan bu yönü ile de «ihya» talebinin yerinde olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, silinme tarihinden itibaren öngörülen 5 yıllık süreden sonra şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.10.2014 tarihinde eldeki dava açılmışsa da yukarıda açıklanan gerekçelerle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında re'sen terkin işlemi yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne 140210 sicil numarası ile kayıtlı iken re'sen terkin edilen Metsan Otomotiv Yedek Parça Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin «tüzel kişiliğinin ihyası» ile «ticaret siciline tesciline» karar verilmiştir.
CEVAP Davalı cevap vermemiş, tensiple yazılan müzekkere gereği sunulan bilgi yazısında, «münfesih» olmasına veya sayılmalarına rağmen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında kendilerine yapılan «ihtar» ve «ilana» rağmen süresinde bildirimde bulunmayan şirketin 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, «infisah» «sebebinin» 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olduğu belirtilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde anonim ve «limited şirketlerin» hangi şartlarda sicilden re'«sen terkin» edileceğinin düzenlendiği, aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirketin yanı sıra şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanı» suretiyle yapılan ihtarın usulüne uygun olmadığı, bu yönü ile «ihyası» istenen şirketin terkin işleminin usulüne uygun yapılmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» «kaydının» re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesindeki «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın» usulüne aykırı olduğu, Mahkemesince, «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca usulüne uygun «terkin» edilmediğinden şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» ihyasına karar verildiği, silinme «sebebine» göre «şirketin tasfiyeye» tabi tutulmasına gerek olmadığı, öte yandan davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6691 E. 2023/1278 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · derdestlik · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ" yayınlandığını, Tebliğin 5 ... maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edildiği ve (d) bendinde "16.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." kapsamında re'sen terkin edildiğini, dava konusu şirketin geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden «usulden reddine» karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasına», davada «yasal hasım» olduklarından tarafları aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin «geçici madde» 7 nci maddenin on beşinci fıkrası düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesi yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, geçici 7 nci maddenin on beşinci fıkrası uyarınca, ticaret sicilinden «kaydi» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceğini, şirket 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 23.01.2019 tarihinde süresinin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 08.02.2023 olduğu ve «hak düşürücü sürenin» geçirilmesi sebebiyle davanın reddi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulması gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, kanunda öngörülen usule uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde «ihyası» talep edilebileceğini, bu nedenle yapılan ihya taleplerinde, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye ilişkin hükümlerin esas alınması gerektiğini, zira şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için, ihya kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi ve re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, şirketin bildirilen «son» adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan «tebligat», "taşınmış" notuyla iade olduğunu, «ihtar» ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gâzetesinde «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin 6102 sayılı Kanun'un 31 nci maddesi uyarınca, tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirket adres değişikliğinin tescili zorunluluğunu yerine getirmediğini ve bu konudaki sorumluluk şirket yetkililerine ait olduğunu, şirketin terkin tarihinde; şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirket geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin Müdürlüklerince gerçekleştirilen terkin işleminde kanunda tadadi olarak sayılan hallerden birine dayanılmadığı gerekçesiyle terkin işlemini hatalı bulması hukuka aykırı olduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olduğunu, yargılama sonucu, zorunlu hasım olmaları nedeniyle taraflarına «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davacı tarafından şirket hakkında «ihya davası» açılmış olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince hükmün birinci maddesinde Müdürlüğümüzün "88266" sicil numarasına kayıtlı ...
İş Mahkemesinde 2021/160 E. sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olmak üzere ihyasına, Ticaret Siciline «yeniden tescil» ve «ilan» edilmesine, «ihya» «sebebine» göre «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, ihyası istenen şirketin terkininde davalı sicil kusurlu olup işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı sicil aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sırasında kayıtlı davanın «derdest» olduğu, anılan şirketin sicilden resen terkininin aynı zamanda geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırılık teşkil ettiği, esasen «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan «ticaret sicili» kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde ve usulsüz terkin işlemini gerçekleştiren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin 23.10.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek «tasfiye» ile tasfiye olunarak şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve «yasal hasım» konumunda olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilememesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · zayi belgesi · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · maddi hata · sicilden terkin · zayi · yargılama giderleri
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sayılı dosyası üzerinden yargılaması devam eden «derdest» davasının olduğu, bu nedenle davacının davayı açmakta «hukuki yararı» bulunduğu 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebepleri sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 inci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ...
… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan «münfesih» olmasına veya sayılmasına rağmen «tasfiye» edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin d bendi "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile Kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlediği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde tahdidi olarak sayılan silinme sebepleri arasında yer almayan «ihyası» istenen şirketin oda kaydının silinmesine dayanılarak davalı tarafından söz konusu «terkin» işleminin gerçekleştirilmesi anılan Kanun maddesine açıkça aykırı olduğu, yapılan işlemler geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule göre de yerine getirilmediği, terkin işlemi nedeniyle şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilere «ihtar» gönderilmediği, terkin işleminin gerçekleştiği tarihte ihyası istenen şirket tarafından 10.06.2014 tarihinde «zayi belgesi» verilmesi istemiyle Ankara 4.
… cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin 23.10.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek «tasfiye» ile tasfiye olunarak şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve «yasal hasım» konumunda olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilememesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6430 E. , 2024/401 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1329 Esas, 2023/1371 Karar
TEMSİLCİSİ ... ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2023/91 E., 2023/323 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Matbaacılık Basın Yayın San.ve Tic. Ltd. Şti. nezdinde matbaa işinde çalışmasına rağmen SGK'ya normal çalışma şeklinde bildirim yapıldığından itibari hizmet süresinden yararlandırılmadığını, itibari hizmet süresinden yararlanması için açtıkları tespit davasında davanın kabulüne karar verilmiş ise de istinaf mahkemesince Ticaret Sicil Müdürlüğünden şirketin kaydının terkin edilip edilmediğinin araştırılması ile terkin edilmiş ise ihyası ile taraf teşkilinin sağlanması gerektiği gerekçesi ile verilen kararın kaldırılmasına karar verildiğini, Mahkemece davalı şirketin ihyası için taraflarına süre verildiğini, müvekkilin hukuki yararı bulunduğundan Ankara 33.İş Mahkemesi 2021/160 E.
(2016/1433 E. eski) sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ... Matbaacılık Basın Yayın San.ve Tic.Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Sicil temsilcisi cevap dilekçesinde; ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ" yayınlandığını, Tebliğin 5 ... maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle münfesih olan şirketlerin belirleneceği ifade edildiği ve (d) bendinde "16.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." kapsamında re'sen terkin edildiğini, dava konusu şirketin geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden usulden reddine karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanmasına, davada yasal hasım olduklarından tarafları aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen tadadi nitelikteki haller dışındaki durumlarda geçici 7 nci maddeye göre değil 6102 sayılı Kanun veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacağı, ticaret sicil kayıtlarına göre yapılan işlemlerin geçici 7 nci maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere ihtar gönderilmediği gibi, davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenilen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı tarafın ihya davası açmakta hukuki yarararının bulunduğu, yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğundan dava açmak için aranan 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda aranmayacağından davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden terkin edilen ...
Matbacılık Basın ve Sanayi Ticaret Limited Şirketinin Ankara 33. İş Mahkemesinde 2021/160 E. sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olmak üzere ihyasına, Ticaret Siciline yeniden tescil ve ilan edilmesine, ihya sebebine göre tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, ihyası istenen şirketin terkininde davalı sicil kusurlu olup işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı sicil aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin geçici madde 7 nci maddenin on beşinci fıkrası düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesi yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, geçici 7 nci maddenin on beşinci fıkrası uyarınca, ticaret sicilinden kaydi silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceğini, şirket 23.01.2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, 23.01.2019 tarihinde süresinin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 08.02.2023 olduğu ve hak düşürücü sürenin geçirilmesi sebebiyle davanın reddi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulması gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince tasfiye memuru atanması gerektiğini, kanunda öngörülen usule uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde ihyası talep edilebileceğini, bu nedenle yapılan ihya taleplerinde, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye ilişkin hükümlerin esas alınması gerektiğini, zira şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için, ihya kararının ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olarak verilmesi ve re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, şirketin bildirilen son adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan tebligat, "taşınmış" notuyla iade olduğunu, ihtar ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gâzetesinde ilan edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 ...
maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin 6102 sayılı Kanun'un 31 nci maddesi uyarınca, tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirket adres değişikliğinin tescili zorunluluğunu yerine getirmediğini ve bu konudaki sorumluluk şirket yetkililerine ait olduğunu, şirketin terkin tarihinde; şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirket geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin Müdürlüklerince gerçekleştirilen terkin işleminde kanunda tadadi olarak sayılan hallerden birine dayanılmadığı gerekçesiyle terkin işlemini hatalı bulması hukuka aykırı olduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ...
zorunlu hasım durumunda olduğunu, yargılama sonucu, zorunlu hasım olmaları nedeniyle taraflarına yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davacı tarafından şirket hakkında ihya davası açılmış olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince hükmün birinci maddesinde Müdürlüğümüzün "88266" sicil numarasına kayıtlı ... Matbaacılık Basın Yayın San. Ticaret Limited Şirketinin sicil numarası "88166" olarak hatalı yazılmış olduğu, işbu sebeple 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 304'üncü maddesi uyarınca hükmün birinci kısmındaki sicil numarasının "88266" olarak tashih edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın usulden reddine karar verilmesine; mahkeme aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesine, 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru (TC no ile) atanmasına ve hükmün birinci kısmındaki sicil numarasının "88266" olarak tashih edilmesine, müdürlükleri yasal (zorunlu) hasım olduğundan aleyhe vekâlet ücreti yargılama giderine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususunun kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığı, terkin işleminin usulsüz olduğu, şirketin tam ihyasının gerektiği ancak davacının talebinin sınırlı ihyaya yönelik olduğu gözetilerek ... Matbacılık Basın ve Sanayi Ticaret Limited Şirketinin Ankara 33.İş Mahkemesinde 2021/160 E. sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmesinde isabetsizlik yok ise de, şirket aleyhine açılan dava ve devamı işlemler yönünden şirketin ihyasına ve tasfiye işlemleri için de şirkete tasfiye memuru atanması gerektiği, (Emsal mahiyette Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin 11.10.2022 tarih ve 2022/5850 E., 2022/6837 K. sayılı emsal içtihatı) mahkemece ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanması gerekirken bu yönün gözetilmemiş olmasında isabet görülmediği, şirketin terkin öncesi temsilcisi ... ... tasfiye memuru olarak atanması gerektiği, davalı ... Sicil Müdürlüğü usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretinin hüküm altına alınmasında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, ... Matbacılık Basın ve Sanayi Ticaret Limited Şirketinin Ankara 33. İş Mahkemesinde 2021/160 E.
sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olmak üzere ihyasına, şirketin son yetkilisi ... ...'un şirkete tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi ve geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/999322300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz