İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5747 E. 2024/113 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
açık ayıp↗ tebligat usulsüzlüğü↗ ayıplı mal↗ gizli ayıp↗ ayıp ihbarı↗ ihtirazi kayıt↗ ayıp↗ icra inkâr tazminatı↗ keşif↗ emredici hüküm↗ ticari defter kayıtları↗ vekâlet ücreti↗ icra takibine itiraz↗ işlemiş faiz↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ihbar↗ ihtar↗ ticari defter↗ tebligat↗ geçersizlik↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/24 E., 2022/386 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.01.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 29.09.2016 tarihli sözleşme kapsamında müvekkilinden satın aldığı mal bedellerini ödememesi sebebiyle başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, davalının itirazında belirttiği ayıp ihbarı hususunun kabul dilemeyeceğini, ihtirazi kayıt konulmaksızın teslim alınan mallara ilişkin süresinde yapılmış ayıp ihbarı bulunmadığını, ayıbın ne olduğu, nasıl ve ne zaman tespit edildiği gibi hususlardan bahsedilmediğini, davalının taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili hükümleri uyarınca müvekkiline herhangi bir mal iadesi yapmadığını, davalının ürünlerin kırıldığını iddia ettiğini, davalının saklama koşullarına uymaması sonucu ürünlerin kırılmış olmasının muhtemel olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden ... olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşmenin 14.3 maddesi uyarınca ayıp ihbarında bulunduğunu, davacının ayıp ihbarını kabul ... bir kısım malların değişimini yaptığını, diğerlerini değiştirmeyi kabul etmeyince davacıya 26.12.2016 tarihli ayıp ihtarnamesi gönderildiğini, davacıya bildirilen ayıpların açık ayıp olmayıp imalat sonrasında kullanım ile ortaya çıkan ayıp olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kimya mühendisi marifetiyle mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen raporda davalıya satılan 732 adet maldaki ayıbın açık ayıp olduğunun anlaşıldığı, alınan heyet raporunda her ne kadar davalının kendi defter kayıtlarına göre de davacıya 207.766,24 TL borçlu olduğu, bu rakamdan ayıplı mal bedeli (732 adet 30.970,99 TL) düşüldüğünde davacının alacağının 176.795,25 TL olduğu bildirilmiş ise de kimya mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda ayıbın gözle görülebilir olduğu bildirildiğinden davalı tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin c fıkrası uyarınca 2 ... içinde satıcıya yapılan ayıp ihbarı bulunmadığı, davalının davaya konu alacak miktarına da itirazının olmadığı, davalı icra takibinden önce temerrüte düşürülmediğinden davacının faiz talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin 207.766,24 TL yönünden devamına, %20 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalıya gönderilen faturaların derhal ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin ayrıca ihtarname göndermesine gerek bulunmadığını, davalıya gönderilen 19.01.2017 tarihli ihtarnamede açıkça paranın ödenmesi gerektiğinin yazıldığını, en azından ihtar tarihi baz alınarak faiz hesabı yapılması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, 29.09.2016 tarihli sözleşmede ürünlerin ayıplı çıkması halinde 3 ay içinde iade edilebileceğinin belirtildiğini, müvekkilince satın alınan ürünlerin imalatta kullandığını, ayıbın açık ayıp olmayıp, kullanım aşamasında ortaya çıkan gizli ayıp olduğunu, sözleşmede belirtilen 3 aylık sürede 26.12.2016 tarihli ihtarname ile davacıya ürünlerin ayıplı olduğunun bildirildiğini, davacının bir kısım ürünü iade aldığını, sözleşmede açıkça belirtilen nitelikteki ürünleri temin etmekten imtina ederek ihtarnameden 4 ay sonra takip başlattığını, ürünlerin ayıplı çıktığının davacıya sözlü olarak ve e-posta yoluyla da bildirildiğini, bilirkişi raporunda ürünlerin ayıplı çıkmasından sonra da müvekkilince ürün alınmaya devam edildiği belirtilmişse de bu tespitin gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi raporunda ürünlerin alım tarihleri 07.03.2016, 08.11.2016, 10.11.2016, 29.11.2016, 01.12.2016, 05.12.2016 ve 15.12.2016 olarak belirtilmiş olup söz konusu tarihlerin müvekkilinin davacıya gönderdiği 26.12.2016 tarihli ihtarname öncesine ait olduğunu, söz konusu ihtarnameden sonra ürün alımı yapılmadığını, icra takibine dayanak faturalarda hesap numarası belirtilmediğinden faturaların geçersiz olduğunu, icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin 14/3 üncü maddesinde "...Gelen üründe bir hasar ortaya çıkması durumunda alıcının mevcut ürünü ret etme süresi malzeme tesliminden sonra 3 aydır" hükmüne yer verildiğinden ayıp ihbarı süresinin üç ay olarak belirlendiği, takibe dayanak faturaların 08.11.2016-15.12.2016 tarihleri arasında düzenlendiği, davalının 26.12.2016 tarihinde ayıp ihbarında bulunduğu, bilirkişi raporu ile ayıplı olduğu tespit edilen mallar yönünden davacının itirazın iptalini isteyemeyeceği, ayıplı ürün bedelleri düşüldükten sonra kalan alacağın 176.795,25 TL olduğu, borcun ödeneceği günün taraflarca belirlenmediği, takip tarihinden önce borçluya gönderilmiş bir ihtar da bulunmadığı, davacı vekili 19.01.2017 tarihli ihtarnamede paranın ödenmesi gerektiğinin yazıldığını ileri sürmüş ise de söz konusu ihtarnamede paranın ödenmesine yönelik bir beyan bulunmadığı, davacının faiz talebinin 6102 sayılı Kanun'un 1530 uncu maddesine göre belirlenmesi gerektiği, davacının düzenlediği faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının anılan maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca faturanın düzenlendiği günü takip eden 30 ... sonra temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği, buna göre davacının toplam 6.336,76 TL faiz talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin 176.795,25 TL asıl alacak ve 6.336,76 TL işlemiş faiz yönünden devamına, hükmedilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında hesap edilen 36.626,40 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece bazı ürünlerin ayıplı olduğu kabul edilerek bunların bedeli düşülerek hüküm kurulmuş ise de ürünlerin ayıplı olduğuna yönelik gerekçeyi kabul etmediklerini, ayıplı olduğu kabul edilmesi halinde ise ayıplı ürünlerin müvekkiline iade edilmesi şartıyla ayıplı ürün bedeli düşülerek karar verilmesi gerektiğini, davalının ayıp ihbarında bulunmadığını, sözleşmede yazılı 3 aylık sürenin geçerli olmadığını, Kanunda düzenlenen ayıba ilişkin sürelerin emredici olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalıya satılan ürünlerin ayıplı olup olmadığı, davalının süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı, faiz başlangıcı, icra inkâr tazminatına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 23 ve 1530 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.
Ortak:ayıp · ticari defter kayıtları · ihbar · ticari defter · teslim · e-defter
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin 14/3 üncü maddesinde "...Gelen üründe bir «hasar» ortaya çıkması durumunda alıcının mevcut ürünü ret etme süresi malzeme «tesliminden» sonra 3 aydır" hükmüne yer verildiğinden «ayıp ihbarı» süresinin üç ay olarak belirlendiği, takibe dayanak faturaların 08.11.2016-15.12.2016 tarihleri arasında düzenlendiği, davalının 26.12.2016 tarihinde ayıp ihbarında bulunduğu, bilirkişi raporu ile ayıplı olduğu tespit edilen mallar yönünden davacının itirazın iptalini isteyemeyeceği, ayıplı ürün bedelleri düşüldükten sonra kalan alacağın 176.795,25 TL olduğu, borcun ödeneceği günün taraflarca belirlenmediği, takip tarihinden önce borçluya gönderilmiş bir «ihtar» da bulunmadığı, davacı vekili 19.01.2017 tarihli «ihtarnamede» paranın ödenmesi gerektiğinin yazıldığını ileri sürmüş ise de söz konusu ihtarnamede paranın ödenmesine yönelik bir beyan bulunmadığı, davacının faiz talebinin 6102 sayılı Kanun'un 1530 uncu maddesine göre belirlenmesi gerektiği, davacının düzenlediği faturaların davalının «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu, davalının anılan maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca faturanın düzenlendiği günü takip eden 30 ... sonra «temerrüde» düştüğünün kabulü gerektiği, buna göre davacının toplam 6.336,76 TL faiz talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin 176.795,25 TL «asıl alacak» ve 6.336,76 TL «işlemiş faiz» yönünden devamına, hükmedilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında hesap edilen 36.626,40 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin red …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 29.09.2016 tarihli sözleşme kapsamında müvekkilinden satın aldığı mal bedellerini ödememesi sebebiyle başlatılan «icra takibine itiraz» ettiğini, davalının itirazında belirttiği «ayıp ihbarı» hususunun kabul dilemeyeceğini, «ihtirazi kayıt» konulmaksızın «teslim» alınan mallara ilişkin süresinde yapılmış ayıp ihbarı bulunmadığını, ayıbın ne olduğu, nasıl ve ne zaman tespit edildiği gibi hususlardan bahsedilmediğini, davalın …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kimya mühendisi marifetiyle mahallinde yapılan «keşif» sonucu düzenlenen raporda davalıya satılan 732 adet maldaki ayıbın «açık ayıp» olduğunun anlaşıldığı, alınan heyet raporunda her ne kadar davalının kendi «defter» kayıtlarına göre de davacıya 207.766,24 TL borçlu olduğu, bu rakamdan «ayıplı mal» bedeli (732 adet 30.970,99 TL) düşüldüğünde davacının alacağının 176.795,25 TL olduğu bildirilmiş ise de kimya mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda ayıbın gözle görülebilir olduğu bildirildiğinden davalı tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin c fıkrası uyarınca 2 ... içinde satıcıya yapılan «ayıp ihbarı» bulunmadığı, davalının davaya konu alacak miktarına da itirazının olmadığı, davalı icra takibinden önce «temerrüte» düşürülmediğinden davacının faiz talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin 207.766,24 TL yönünden devamına, %20 ic …
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · yenileme · fatura · çek · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3720 E. 2022/7633 K.
Ortak:gizli ayıp · ayıp ihbarı · ayıp · ihbar · teslim
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 29.09.2016 tarihli sözleşme kapsamında müvekkilinden satın aldığı mal bedellerini ödememesi sebebiyle başlatılan «icra takibine itiraz» ettiğini, davalının itirazında belirttiği «ayıp ihbarı» hususunun kabul dilemeyeceğini, «ihtirazi kayıt» konulmaksızın «teslim» alınan mallara ilişkin süresinde yapılmış ayıp ihbarı bulunmadığını, ayıbın ne olduğu, nasıl ve ne zaman tespit edildiği gibi hususlardan bahsedilmediğini, davalın …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin 14/3 üncü maddesinde "...Gelen üründe bir «hasar» ortaya çıkması durumunda alıcının mevcut ürünü ret etme süresi malzeme «tesliminden» sonra 3 aydır" hükmüne yer verildiğinden «ayıp ihbarı» süresinin üç ay olarak belirlendiği, takibe dayanak faturaların 08.11.2016-15.12.2016 tarihleri arasında düzenlendiği, davalının 26.12.2016 tarihinde ayıp ihbarında bulunduğu, bilirkişi raporu ile ayıplı olduğu tespit edilen mallar yönünden davacının itirazın iptalini isteyemeyeceği, ayıplı ürün bedelleri düşüldükten sonra kalan alacağın 176.795,25 TL olduğu, borcun ödeneceği günün taraflarca belirlenmediği, takip tarihinden önce borçluya gönderilmiş bir «ihtar» da bulunmadığı, davacı vekili 19.01.2017 tarihli «ihtarnamede» paranın ödenmesi gerektiğinin yazıldığını ileri sürmüş ise de söz konusu ihtarnamede paranın ödenmesine yönelik bir beyan bulunmadığı, davacının faiz talebinin 6102 sayılı Kanun'un 1530 uncu maddesine göre belirlenmesi gerektiği, davacının düzenlediği faturaların davalının «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu, davalının anılan maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca faturanın düzenlendiği günü takip eden 30 ... sonra «temerrüde» düştüğünün kabulü gerektiği, buna göre davacının toplam 6.336,76 TL faiz talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin 176.795,25 TL «asıl alacak» ve 6.336,76 TL «işlemiş faiz» yönünden devamına, hükmedilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında hesap edilen 36.626,40 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin red …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşmenin 14.3 maddesi uyarınca «ayıp» ihbarında bulunduğunu, davacının «ayıp ihbarını» kabul ... bir kısım malların değişimini yaptığını, diğerlerini değiştirmeyi kabul etmeyince davacıya 26.12.2016 tarihli ayıp «ihtarnamesi» gönderildiğini, davacıya bildirilen ayıpların «açık ayıp» olmayıp imalat sonrasında kullanım ile ortaya çıkan ayıp olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu ipliklerin davalıya 20.10.2014 tarihinde «teslim» edildiği, davalının iplikleri, kumaş üretiminde kullanması sonucu bir kısım kumaşlarda bükülme oluştuğu, davalının bu durumu ipliklerin kumaş haline getirilmesi sonucu öğrendiği, davalı tarafından davacıya ipliklerin ayıplı olduğuna dair 03.11.2014 tarihinde e-posta yoluyla «ayıp» ihbarında bulunulduğu, dava konusu ipliklerin ayıplı bulunduğu ve ayıbın «gizli ayıp» niteliğinde olduğu, TBK’nın 223 ve TTK'nın 23/1-c maddesi birlikte değerlendirildiğinde davalının süresi içinde ayıp ihbarında bulunduğu, davacının gizli ayıplı ipliklerin bedelini davalıdan isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın ve davalının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalının «ayıp ihbarını» e-posta yoluyla yaptığı, bunun usule uygun olmadığı, davacı adına düzenlenen «reklamasyon faturasının» iade edildiğini, ayıbın davacı tarafından kabul edilmediği, «tacirler» arasındaki sözleşmenin sonlandırlmasına ilişkin ayıp ihbarının «şekil şartlarının» TTK’da düzenlendiğini, süresinde ve şekil şartlarına uygun olmayan ayıp ihbarına hukuki sonuç doğurmayacağı gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesini doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulüne itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:reklamasyon faturası · aleyhe bozma yasağı · re'sen gözetilme · şekil şartı · kötüniyet tazminatı · oy yasağı · kamu düzeni · kötüniyet
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu ipliklerin davalıya 20.10.2014 tarihinde «teslim» edildiği, davalının iplikleri, kumaş üretiminde kullanması sonucu bir kısım kumaşlarda bükülme oluştuğu, davalının bu durumu ipliklerin kumaş haline getirilmesi sonucu öğrendiği, davalı tarafından davacıya ipliklerin ayıplı olduğuna dair 03.11.2014 tarihinde e-posta yoluyla «ayıp» ihbarında bulunulduğu, dava konusu ipliklerin ayıplı bulunduğu ve ayıbın «gizli ayıp» niteliğinde olduğu, TBK’nın 223 ve TTK'nın 23/1-c maddesi birlikte değerlendirildiğinde davalının süresi içinde ayıp ihbarında bulunduğu, davacının gizli ayıplı ipliklerin bedelini davalıdan isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın ve davalının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalının «ayıp ihbarını» e-posta yoluyla yaptığı, bunun usule uygun olmadığı, davacı adına düzenlenen «reklamasyon faturasının» iade edildiğini, ayıbın davacı tarafından kabul edilmediği, «tacirler» arasındaki sözleşmenin sonlandırlmasına ilişkin ayıp ihbarının «şekil şartlarının» TTK’da düzenlendiğini, süresinde ve şekil şartlarına uygun olmayan ayıp ihbarına hukuki sonuç doğurmayacağı gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesini doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulüne itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Harç, «kamu düzenine» ilişkin olduğundan re'«sen gözetilmesi» gerekir.
Kamu düzeni «aleyhe bozma yasağı» kuralının istisnalarındandır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5747 E. , 2024/113 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1035 Esas, 2022/1169 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/24 E., 2022/386 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.01.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 29.09.2016 tarihli sözleşme kapsamında müvekkilinden satın aldığı mal bedellerini ödememesi sebebiyle başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, davalının itirazında belirttiği ayıp ihbarı hususunun kabul dilemeyeceğini, ihtirazi kayıt konulmaksızın teslim alınan mallara ilişkin süresinde yapılmış ayıp ihbarı bulunmadığını, ayıbın ne olduğu, nasıl ve ne zaman tespit edildiği gibi hususlardan bahsedilmediğini, davalının taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili hükümleri uyarınca müvekkiline herhangi bir mal iadesi yapmadığını, davalının ürünlerin kırıldığını iddia ettiğini, davalının saklama koşullarına uymaması sonucu ürünlerin kırılmış olmasının muhtemel olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden ...
olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşmenin 14.3 maddesi uyarınca ayıp ihbarında bulunduğunu, davacının ayıp ihbarını kabul ... bir kısım malların değişimini yaptığını, diğerlerini değiştirmeyi kabul etmeyince davacıya 26.12.2016 tarihli ayıp ihtarnamesi gönderildiğini, davacıya bildirilen ayıpların açık ayıp olmayıp imalat sonrasında kullanım ile ortaya çıkan ayıp olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kimya mühendisi marifetiyle mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen raporda davalıya satılan 732 adet maldaki ayıbın açık ayıp olduğunun anlaşıldığı, alınan heyet raporunda her ne kadar davalının kendi defter kayıtlarına göre de davacıya 207.766,24 TL borçlu olduğu, bu rakamdan ayıplı mal bedeli (732 adet 30.970,99 TL) düşüldüğünde davacının alacağının 176.795,25 TL olduğu bildirilmiş ise de kimya mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda ayıbın gözle görülebilir olduğu bildirildiğinden davalı tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin c fıkrası uyarınca 2 ... içinde satıcıya yapılan ayıp ihbarı bulunmadığı, davalının davaya konu alacak miktarına da itirazının olmadığı, davalı icra takibinden önce temerrüte düşürülmediğinden davacının faiz talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin 207.766,24 TL yönünden devamına, %20 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalıya gönderilen faturaların derhal ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin ayrıca ihtarname göndermesine gerek bulunmadığını, davalıya gönderilen 19.01.2017 tarihli ihtarnamede açıkça paranın ödenmesi gerektiğinin yazıldığını, en azından ihtar tarihi baz alınarak faiz hesabı yapılması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, 29.09.2016 tarihli sözleşmede ürünlerin ayıplı çıkması halinde 3 ay içinde iade edilebileceğinin belirtildiğini, müvekkilince satın alınan ürünlerin imalatta kullandığını, ayıbın açık ayıp olmayıp, kullanım aşamasında ortaya çıkan gizli ayıp olduğunu, sözleşmede belirtilen 3 aylık sürede 26.12.2016 tarihli ihtarname ile davacıya ürünlerin ayıplı olduğunun bildirildiğini, davacının bir kısım ürünü iade aldığını, sözleşmede açıkça belirtilen nitelikteki ürünleri temin etmekten imtina ederek ihtarnameden 4 ay sonra takip başlattığını, ürünlerin ayıplı çıktığının davacıya sözlü olarak ve e-posta yoluyla da bildirildiğini, bilirkişi raporunda ürünlerin ayıplı çıkmasından sonra da müvekkilince ürün alınmaya devam edildiği belirtilmişse de bu tespitin gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi raporunda ürünlerin alım tarihleri 07.03.2016, 08.11.2016, 10.11.2016, 29.11.2016, 01.12.2016, 05.12.2016 ve 15.12.2016 olarak belirtilmiş olup söz konusu tarihlerin müvekkilinin davacıya gönderdiği 26.12.2016 tarihli ihtarname öncesine ait olduğunu, söz konusu ihtarnameden sonra ürün alımı yapılmadığını, icra takibine dayanak faturalarda hesap numarası belirtilmediğinden faturaların geçersiz olduğunu, icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin 14/3 üncü maddesinde "...Gelen üründe bir hasar ortaya çıkması durumunda alıcının mevcut ürünü ret etme süresi malzeme tesliminden sonra 3 aydır" hükmüne yer verildiğinden ayıp ihbarı süresinin üç ay olarak belirlendiği, takibe dayanak faturaların 08.11.2016-15.12.2016 tarihleri arasında düzenlendiği, davalının 26.12.2016 tarihinde ayıp ihbarında bulunduğu, bilirkişi raporu ile ayıplı olduğu tespit edilen mallar yönünden davacının itirazın iptalini isteyemeyeceği, ayıplı ürün bedelleri düşüldükten sonra kalan alacağın 176.795,25 TL olduğu, borcun ödeneceği günün taraflarca belirlenmediği, takip tarihinden önce borçluya gönderilmiş bir ihtar da bulunmadığı, davacı vekili 19.01.2017 tarihli ihtarnamede paranın ödenmesi gerektiğinin yazıldığını ileri sürmüş ise de söz konusu ihtarnamede paranın ödenmesine yönelik bir beyan bulunmadığı, davacının faiz talebinin 6102 sayılı Kanun'un 1530 uncu maddesine göre belirlenmesi gerektiği, davacının düzenlediği faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının anılan maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca faturanın düzenlendiği günü takip eden 30 ...
sonra temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği, buna göre davacının toplam 6.336,76 TL faiz talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin 176.795,25 TL asıl alacak ve 6.336,76 TL işlemiş faiz yönünden devamına, hükmedilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında hesap edilen 36.626,40 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece bazı ürünlerin ayıplı olduğu kabul edilerek bunların bedeli düşülerek hüküm kurulmuş ise de ürünlerin ayıplı olduğuna yönelik gerekçeyi kabul etmediklerini, ayıplı olduğu kabul edilmesi halinde ise ayıplı ürünlerin müvekkiline iade edilmesi şartıyla ayıplı ürün bedeli düşülerek karar verilmesi gerektiğini, davalının ayıp ihbarında bulunmadığını, sözleşmede yazılı 3 aylık sürenin geçerli olmadığını, Kanunda düzenlenen ayıba ilişkin sürelerin emredici olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalıya satılan ürünlerin ayıplı olup olmadığı, davalının süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı, faiz başlangıcı, icra inkâr tazminatına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 23 ve 1530 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/999173100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz