İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3720 E. 2022/7633 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 223↗ reklamasyon faturası↗ aleyhe bozma yasağı↗ gizli ayıp↗ ayıp ihbarı↗ re'sen gözetilme↗ şekil şartı↗ ayıp↗ kötüniyet tazminatı↗ oy yasağı↗ tbk 99↗ kamu düzeni↗ ihbar↗ kötüniyet↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ tacir↗ inkar tazminatı↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu ipliklerin davalıya 20.10.2014 tarihinde teslim edildiği, davalının iplikleri, kumaş üretiminde kullanması sonucu bir kısım kumaşlarda bükülme oluştuğu, davalının bu durumu ipliklerin kumaş haline getirilmesi sonucu öğrendiği, davalı tarafından davacıya ipliklerin ayıplı olduğuna dair 03.11.2014 tarihinde e-posta yoluyla ayıp ihbarında bulunulduğu, dava konusu ipliklerin ayıplı bulunduğu ve ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, TBK’nın 223 ve TTK'nın 23/1-c maddesi birlikte değerlendirildiğinde davalının süresi içinde ayıp ihbarında bulunduğu, davacının gizli ayıplı ipliklerin bedelini davalıdan isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın ve davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalının ayıp ihbarını e-posta yoluyla yaptığı, bunun usule uygun olmadığı, davacı adına düzenlenen reklamasyon faturasının iade edildiğini, ayıbın davacı tarafından kabul edilmediği, tacirler arasındaki sözleşmenin sonlandırlmasına ilişkin ayıp ihbarının şekil şartlarının TTK’da düzenlendiğini, süresinde ve şekil şartlarına uygun olmayan ayıp ihbarına hukuki sonuç doğurmayacağı gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesini doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulüne itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddi kararı, bölge adliye mahkemesince kaldırılarak, davanın kabulüne, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir. Bölge adliye mahkemesince harç konusunda bir hüküm kurulmadığı görülmüştür. Harç, kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen gözetilmesi gerekir. Kamu düzeni aleyhe bozma yasağı kuralının istisnalarındandır. Bu nedenle bölge adliye mahkemesince harca dair hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1332 E. 2023/4925 K.
Ortak:gizli ayıp · ayıp ihbarı · ayıp · ihbar · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · teslim
İncelediğiniz karardaİzmir Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalının «ayıp ihbarını» e-posta yoluyla yaptığı, bunun usule uygun olmadığı, davacı adına düzenlenen «reklamasyon faturasının» iade edildiğini, ayıbın davacı tarafından kabul edilmediği, «tacirler» arasındaki sözleşmenin sonlandırlmasına ilişkin ayıp ihbarının «şekil şartlarının» TTK’da düzenlendiğini, süresinde ve şekil şartlarına uygun olmayan ayıp ihbarına hukuki sonuç doğurmayacağı gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesini doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulüne itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu ipliklerin davalıya 20.10.2014 tarihinde «teslim» edildiği, davalının iplikleri, kumaş üretiminde kullanması sonucu bir kısım kumaşlarda bükülme oluştuğu, davalının bu durumu ipliklerin kumaş haline getirilmesi sonucu öğrendiği, davalı tarafından davacıya ipliklerin ayıplı olduğuna dair 03.11.2014 tarihinde e-posta yoluyla «ayıp» ihbarında bulunulduğu, dava konusu ipliklerin ayıplı bulunduğu ve ayıbın «gizli ayıp» niteliğinde olduğu, TBK’nın 223 ve TTK'nın 23/1-c maddesi birlikte değerlendirildiğinde davalının süresi içinde ayıp ihbarında bulunduğu, davacının gizli ayıplı ipliklerin bedelini davalıdan isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın ve davalının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddi kararı, bölge adliye mahkemesince kaldırılarak, davanın kabulüne, itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… sıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında süregelen ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin sözleşme kapsamında davalıya iplik emtiasını satarak «teslim» ettiğini, satım bedelinin davalı yanca ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalının teslim edilen emtiadaki «ayıplar» nedeniyle zarara uğradığını belirterek takibe itirazda bulunduğunu, davalının ayıp iddiasının itirazın iptali davasının konusu olmadığını ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… ile taraflar arasında iplik alım satımına dayalı ticari ilişki olduğu, bilirkişi raporunda davacı tarafından davalı yana gönderilen ipliklerin ayıplı olduğu, ayıbın «açık ayıp» niteliğinde bulunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi gereğince davacı tarafından yapılan mal «tesliminden» sonra iki günlük yasal süre içerisinde davalı tarafından yapılan «ayıp ihbarı» bulunmadığı, davalının, davacı tarafından gönderilen faturaları «defterine» işlediği, malları teslim alırken ayıba dair bir ihtizari kayıt koymadığı, bu durumda davalı yanın gönderilen iplikleri bu hali ile kabul ettiğinin kabulü gerektiği, taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda davacı tarafın davalıdan 64.224,47 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, birleşen dosyada davacı ipliklerin ayıplı ve «geç teslimi» nedeniyle siparişlerinin iptal edildiği iddia edilmişse de açık ayıbı olan ipliklerin davacı tarafından teslim alınarak kullanıldığı ve kanunda öngörülen süre de ayıp ihbarında bulunulmayarak ayıplı hali ile kabul etmiş sayıldığı, uğradığı zararı davalı yandan talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından yapılan itirazın 64.224,47 TL «asıl alacak» yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden «takip talebi» gibi devamına, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
… le müvekkilinin zarara uğradığı ve tazminat hakkının saklı tutulduğunun beyan edildiğini, satılan ipliklerin ayıplı olması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, «ayıp» ve uğranılan zararların çeşitli tarihlerde satıcıya bildirilmesine rağmen sonuç alınmadığını, taraflar arasındaki yazışmalardan ayıp ve gecikmenin satıcıya bildirildiğinin açık olduğunu, geç ve «ayıplı teslim» nedeniyle müvekkilinin zararının açık olmasına rağmen kendi edimini yerine getirmeyen davacının müvekkilinden satım bedelini talep etmesinin kötü niyetli olduğunu, kendi edimini yerine getirmeyen tarafın karşı taraftan edimini «ifa» etmesini isteyemeyeceğini, davacının ayıplı ürün tesliminin yanı sıra teslimi de süresinde yapmadığını, bu nedenle müvekkilinin 18.03.2016 tarihinde davacıya gönderdiği e posta ile 95.000,00 euro tutarında işini kaybettiğini bildirildiğini, müvekkilinin ürünleri kullanarak üreteceği emtiayı teslim edeceği dava dışı şirketin, ayıplı ipliklerle örülen emtiayı ve «teslimdeki gecikmeyi» kabul etmeyerek müvekkili ile olan sözleşmesini feshettiğini, ayıplı ürünlerin halen müvekkilinin elinde bulunduğunu, ayıplı ve «geç teslim» nedeniyle uğranılan zararların «takas» mahsubu kapsamında açılan birleşen davanın ise mahkemece reddedildiğini, bilirkişiye «ibraz» ettikleri numune trikoların bilirkişi tarafından incelenmesi neticesinde, numunelerin hepsinde enine çizgiler şeklinde hata olduğu, bu tip hataların ipliğin düzgünsüzlüğünden kaynaklandığı ve kumaşın görünüşünü «olumsuz» etkileyen açık hata olduğunun belirlendiği, ancak bilirkişilerin iplikler yerine iplikle örülen numuneleri incelediklerini ve numunelerde teknik adı ile Nope olarak adlandırılan noktasal büyüklüklerin kumaş yüzeyinde gelişigüzel dağılan hatalar olduğunu belirlediklerini, bu hatanın ipliğin hatasından kaynaklanması nedeniyle açı ayıp olarak nitelendirildiğini, ayıbın «açık ayıp» niteliğinde olmadığını, ayıbın ürünün örülmesi ile ortaya çıkabileceğini, bu niteliği ile iplikteki ayıbın «gizli ayıp» niteliğinde olduğunu, bilirkişi kurulunun yerinde iplikler üzerinde inceleme yapması halinde ürünlerdeki ayıbın gizli ayıp olduğu ve ancak ürünlerin dokuması ile ortaya çıkabileceğinin ortaya çıkacağını, «faturaya itiraz edilmemesinin» sonuca etkili olmadığını, zira satılan ürünlerin ayıplı olması nedeniyle davacının edimini yerine getirdiğinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin ürünleri süresinde örerek dava dışı firmaya teslim etmemesinin tek nedeninin geç ve ayıplı teslim olduğunu, bu nedenle ipliklerin bobin halinde incelenerek ayıplı olup olmadığının tespitinden sonra karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeyle» karar verilmesinin hatalı olduğunu ve savunma haklarının «kısıtlandığını» belirterek asıl davanın reddini, birleşen davanın kabulünü istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:faturaya itiraz edilmemesi · ayıplı teslim · açık ayıp · teslimde gecikme · takip talebi · faturaya itiraz · kısmi kabul · geç teslim
Benzer bu kararda… le müvekkilinin zarara uğradığı ve tazminat hakkının saklı tutulduğunun beyan edildiğini, satılan ipliklerin ayıplı olması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, «ayıp» ve uğranılan zararların çeşitli tarihlerde satıcıya bildirilmesine rağmen sonuç alınmadığını, taraflar arasındaki yazışmalardan ayıp ve gecikmenin satıcıya bildirildiğinin açık olduğunu, geç ve «ayıplı teslim» nedeniyle müvekkilinin zararının açık olmasına rağmen kendi edimini yerine getirmeyen davacının müvekkilinden satım bedelini talep etmesinin kötü niyetli olduğunu, kendi edimini yerine getirmeyen tarafın karşı taraftan edimini «ifa» etmesini isteyemeyeceğini, davacının ayıplı ürün tesliminin yanı sıra teslimi de süresinde yapmadığını, bu nedenle müvekkilinin 18.03.2016 tarihinde davacıya gönderdiği e posta ile 95.000,00 euro tutarında işini kaybettiğini bildirildiğini, müvekkilinin ürünleri kullanarak üreteceği emtiayı teslim edeceği dava dışı şirketin, ayıplı ipliklerle örülen emtiayı ve «teslimdeki gecikmeyi» kabul etmeyerek müvekkili ile olan sözleşmesini feshettiğini, ayıplı ürünlerin halen müvekkilinin elinde bulunduğunu, ayıplı ve «geç teslim» nedeniyle uğranılan zararların «takas» mahsubu kapsamında açılan birleşen davanın ise mahkemece reddedildiğini, bilirkişiye «ibraz» ettikleri numune trikoların bilirkişi tarafından incelenmesi neticesinde, numunelerin hepsinde enine çizgiler şeklinde hata olduğu, bu tip hataların ipliğin düzgünsüzlüğünden kaynaklandığı ve kumaşın görünüşünü «olumsuz» etkileyen açık hata olduğunun belirlendiği, ancak bilirkişilerin iplikler yerine iplikle örülen numuneleri incelediklerini ve numunelerde teknik adı ile Nope olarak adlandırılan noktasal büyüklüklerin kumaş yüzeyinde gelişigüzel dağılan hatalar olduğunu belirlediklerini, bu hatanın ipliğin hatasından kaynaklanması nedeniyle açı ayıp olarak nitelendirildiğini, ayıbın «açık ayıp» niteliğinde olmadığını, ayıbın ürünün örülmesi ile ortaya çıkabileceğini, bu niteliği ile iplikteki ayıbın «gizli ayıp» niteliğinde olduğunu, bilirkişi kurulunun yerinde iplikler üzerinde inceleme yapması halinde ürünlerdeki ayıbın gizli ayıp olduğu ve ancak ürünlerin dokuması ile ortaya çıkabileceğinin ortaya çıkacağını, «faturaya itiraz edilmemesinin» sonuca etkili olmadığını, zira satılan ürünlerin ayıplı olması nedeniyle davacının edimini yerine getirdiğinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin ürünleri süresinde örerek dava dışı firmaya teslim etmemesinin tek nedeninin geç ve ayıplı teslim olduğunu, bu nedenle ipliklerin bobin halinde incelenerek ayıplı olup olmadığının tespitinden sonra karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeyle» karar verilmesinin hatalı olduğunu ve savunma haklarının «kısıtlandığını» belirterek asıl davanın reddini, birleşen davanın kabulünü istemiştir.
… ile taraflar arasında iplik alım satımına dayalı ticari ilişki olduğu, bilirkişi raporunda davacı tarafından davalı yana gönderilen ipliklerin ayıplı olduğu, ayıbın «açık ayıp» niteliğinde bulunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi gereğince davacı tarafından yapılan mal «tesliminden» sonra iki günlük yasal süre içerisinde davalı tarafından yapılan «ayıp ihbarı» bulunmadığı, davalının, davacı tarafından gönderilen faturaları «defterine» işlediği, malları teslim alırken ayıba dair bir ihtizari kayıt koymadığı, bu durumda davalı yanın gönderilen iplikleri bu hali ile kabul ettiğinin kabulü gerektiği, taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda davacı tarafın davalıdan 64.224,47 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, birleşen dosyada davacı ipliklerin ayıplı ve «geç teslimi» nedeniyle siparişlerinin iptal edildiği iddia edilmişse de açık ayıbı olan ipliklerin davacı tarafından teslim alınarak kullanıldığı ve kanunda öngörülen süre de ayıp ihbarında bulunulmayarak ayıplı hali ile kabul etmiş sayıldığı, uğradığı zararı davalı yandan talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından yapılan itirazın 64.224,47 TL «asıl alacak» yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden «takip talebi» gibi devamına, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
… .2015 tarihinde siparişten 14 gün sonra ipliğin beklendiğini bildirdiğini, davalıya gönderilen 15.08.2015 tarihli mail ile talep edilen ürünlerin eksik gönderildiği «taahhüt» edilen 2-3 haftalık «teslim» vadesine göre dokuma programının yapıldığı bu nedenle termin tarihlerinin bildirilmesinin istenildiğini, davalıya gönderilen 17.08.2015 tarihli e posta ile 11.07.2015 tarihinde sipariş verildiği ancak bir ayda sadece 367 kg iplik gönderilmesi nedeniyle üretimin gecikebileceğinin bildirildiğini, aynı tarihli cevabi yazıda ürünlerin 2-3 hafta içinde teslim edilmeye başlanarak ay sonuna kadar teslimatın tamamlanacağının bildirildiğini, davalının gecikmesine rağmen gönderilen ipliklerle imalata başlanarak ürünlerin alıcısına teslim edildiğinin 28.08.2015 tarihli yazı ile davalıya bildirildiğini, davalının taahhüt etmesine rağmen teslim süresi ve ürünlerdeki sorunlarla ilgilenmediğini, teslim edilen ayıplı ipliklerin 11.09.2015 tarihli «iade faturasıyla» davalıya iade edildiğini, davalının 15.09.2015 tarihinden itibaren ürünleri göndermeye devam ettiğini, müvekkilinin iplikleri teslim alamaması nedeniyle taahhüt ettiği ürünleri süresinde üreterek alıcısına teslim edemediğini, ipliğin «geç teslimi» nedeniyle alıcı şirketin siparişini iptal ettiğini, ayıplı ve geç teslim nedeniyle müvekkilinin sözleşmesini «ifa» edemediğini ve iptal edilen sözleşme nedeniyle ciddi ticari «kayba» uğradığını, müvekkilinin geç ve «ayıplı teslim» nedeniyle dava dışı alıcıya ürünleri teslim etmeyerek geleceği ilişkin de zarara uğradığını ileri sürerek şimdilik 40.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi zararı …
CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe yapılan itirazda müvekkilinin borçlu olmadığının ve «teslim» edilen iplik emtiasının büyük oranda defolu olması nedeniyle müvekkilinin zararı bulunduğunun bildirildiğini, davalı tarafından gönderilen iplik emtiasının ayıplı olduğunun değişik tarihlerde mail yoluyla davacıya bildirilmesine rağmen sonuç alınamadığını, emtianın «tesliminde gecikme» bulunduğu ve emtianın ayıplı olduğunun yazışmalardan anlaşılabileceğini, davacının edimini sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmeden müvekkilinin edimini yerine getirmesini isteyemeyeceğini, davacının ayıplı emtiayı da süresinde teslim etmediğini, «geç teslim» nedeniyle müvekkilinin 95.000,00 euro değerinde iş bağlantısının iptal edildiğinin 18.03.2016 tarihli e postadan anlaşılabileceğini, müvekkilinin zarara uğramasına …
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3882 E. 2021/3027 K.
Ortak:ayıp ihbarı · ayıp · ihbar · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · teslim · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaİzmir Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalının «ayıp ihbarını» e-posta yoluyla yaptığı, bunun usule uygun olmadığı, davacı adına düzenlenen «reklamasyon faturasının» iade edildiğini, ayıbın davacı tarafından kabul edilmediği, «tacirler» arasındaki sözleşmenin sonlandırlmasına ilişkin ayıp ihbarının «şekil şartlarının» TTK’da düzenlendiğini, süresinde ve şekil şartlarına uygun olmayan ayıp ihbarına hukuki sonuç doğurmayacağı gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesini doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulüne itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu ipliklerin davalıya 20.10.2014 tarihinde «teslim» edildiği, davalının iplikleri, kumaş üretiminde kullanması sonucu bir kısım kumaşlarda bükülme oluştuğu, davalının bu durumu ipliklerin kumaş haline getirilmesi sonucu öğrendiği, davalı tarafından davacıya ipliklerin ayıplı olduğuna dair 03.11.2014 tarihinde e-posta yoluyla «ayıp» ihbarında bulunulduğu, dava konusu ipliklerin ayıplı bulunduğu ve ayıbın «gizli ayıp» niteliğinde olduğu, TBK’nın 223 ve TTK'nın 23/1-c maddesi birlikte değerlendirildiğinde davalının süresi içinde ayıp ihbarında bulunduğu, davacının gizli ayıplı ipliklerin bedelini davalıdan isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın ve davalının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddi kararı, bölge adliye mahkemesince kaldırılarak, davanın kabulüne, itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davalının süresinde «ayıp» ihbarında bulunduğunu kanıtlaması gerektiği, davalı tarafından 23.10.2012 tarihinde «ayıp ihbarının» yapılmış olduğu, ancak hangi kumaş «teslimatına» ilişkin olduğunun ihtardan anlaşılamadığı, davalının ayıba bağlı haklardan faydalanamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 39.403,39 TL üzerinden devamına, «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
… a gelince, dava konusu alacak faturadan kaynaklandığından, davalı yönünden alacak tutarı likit (belirlenebilir - öngörülebilir) nitelikte olduğundan davacı yararına «icra inkar tazminatına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, icra inkar tazminatı ile ilgili talep harçlandırılabilir dava konusuna «dahil» olmadığından, davanın kısmen reddi şeklinde hüküm kurulup davalı yararına «vekalet ücreti takdiri» de isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · dahili dava · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… a gelince, dava konusu alacak faturadan kaynaklandığından, davalı yönünden alacak tutarı likit (belirlenebilir - öngörülebilir) nitelikte olduğundan davacı yararına «icra inkar tazminatına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, icra inkar tazminatı ile ilgili talep harçlandırılabilir dava konusuna «dahil» olmadığından, davanın kısmen reddi şeklinde hüküm kurulup davalı yararına «vekalet ücreti takdiri» de isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.
Ortak:ayıp · ihbar · teslim
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu ipliklerin davalıya 20.10.2014 tarihinde «teslim» edildiği, davalının iplikleri, kumaş üretiminde kullanması sonucu bir kısım kumaşlarda bükülme oluştuğu, davalının bu durumu ipliklerin kumaş haline getirilmesi sonucu öğrendiği, davalı tarafından davacıya ipliklerin ayıplı olduğuna dair 03.11.2014 tarihinde e-posta yoluyla «ayıp» ihbarında bulunulduğu, dava konusu ipliklerin ayıplı bulunduğu ve ayıbın «gizli ayıp» niteliğinde olduğu, TBK’nın 223 ve TTK'nın 23/1-c maddesi birlikte değerlendirildiğinde davalının süresi içinde ayıp ihbarında bulunduğu, davacının gizli ayıplı ipliklerin bedelini davalıdan isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın ve davalının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalının «ayıp ihbarını» e-posta yoluyla yaptığı, bunun usule uygun olmadığı, davacı adına düzenlenen «reklamasyon faturasının» iade edildiğini, ayıbın davacı tarafından kabul edilmediği, «tacirler» arasındaki sözleşmenin sonlandırlmasına ilişkin ayıp ihbarının «şekil şartlarının» TTK’da düzenlendiğini, süresinde ve şekil şartlarına uygun olmayan ayıp ihbarına hukuki sonuç doğurmayacağı gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesini doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulüne itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · ticari defter kayıtları · yenileme · ticari defter · fatura · çek · e-defter · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3720 E. , 2022/7633 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.05.2018 tarih ve 2015/491 E. - 2018/575 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 12.11.2020 tarih ve 2018/1777 E. - 2020/1228 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanunun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı tarafından davalıya mal satılıp teslim edildiğini ancak satılan malın parasının ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıdan satın alınan iplikle yapılan kumaş imalatında bir kısım ürünün hatalı olduğunun tespit edildiğini, davacıya süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulduğu, davacının ürünlerdeki ayıbı kabul etmediğini belirterek, davanın reddini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu ipliklerin davalıya 20.10.2014 tarihinde teslim edildiği, davalının iplikleri, kumaş üretiminde kullanması sonucu bir kısım kumaşlarda bükülme oluştuğu, davalının bu durumu ipliklerin kumaş haline getirilmesi sonucu öğrendiği, davalı tarafından davacıya ipliklerin ayıplı olduğuna dair 03.11.2014 tarihinde e-posta yoluyla ayıp ihbarında bulunulduğu, dava konusu ipliklerin ayıplı bulunduğu ve ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, TBK’nın 223 ve TTK'nın 23/1-c maddesi birlikte değerlendirildiğinde davalının süresi içinde ayıp ihbarında bulunduğu, davacının gizli ayıplı ipliklerin bedelini davalıdan isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın ve davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalının ayıp ihbarını e-posta yoluyla yaptığı, bunun usule uygun olmadığı, davacı adına düzenlenen reklamasyon faturasının iade edildiğini, ayıbın davacı tarafından kabul edilmediği, tacirler arasındaki sözleşmenin sonlandırlmasına ilişkin ayıp ihbarının şekil şartlarının TTK’da düzenlendiğini, süresinde ve şekil şartlarına uygun olmayan ayıp ihbarına hukuki sonuç doğurmayacağı gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesini doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulüne itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddi kararı, bölge adliye mahkemesince kaldırılarak, davanın kabulüne, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir. Bölge adliye mahkemesince harç konusunda bir hüküm kurulmadığı görülmüştür. Harç, kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen gözetilmesi gerekir. Kamu düzeni aleyhe bozma yasağı kuralının istisnalarındandır. Bu nedenle bölge adliye mahkemesince harca dair hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 01/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
S.Y
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/843705300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz