Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6388 E. 2023/6410 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasarrufun iptali davası↗ rehin sözleşmesi↗ kayıt kabul davası↗ mal kaçırma↗ tasarrufun iptali↗ cari hesap alacağı↗ iflas idaresi↗ eft↗ hukuki menfaat↗ bekletici mesele↗ tahkikat↗ tefrik↗ sermaye piyasası kanunu↗ menfi tespit davası↗ tasdik kararı↗ davanın konusu↗ emredici hüküm↗ cari hesap↗ teminat mektubu↗ rehin↗ tespit davası↗ derdestlik↗ kefalet↗ muvafakat↗ iptal davası↗ alacak davası↗ kefil↗ usulden reddi↗ hukuki yarar↗ havale↗ ek tasfiye↗ iflas↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ dahili dava↗ ibraz↗ teminat↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 21.12.2016 tarih, 2012/215 E., 2016/1050 K. sayılı kararı ile davalı müflis şirketin bozulan mali durumunun iyileştirilmesi amacıyla SPK karar organı tarafından 22.05.2006 tarihli 23 sayılı toplantıda faaliyetinin üç ay süre ile geçici olarak durdurulduğu, gerekli adımların atılmamış olması sebebiyle 08.06.2010 tarihli ve 16 sayılı toplantıda müflis şirketin faaliyetlerinin sürekli olarak durdurulduğunun anlaşıldığı, müflis şirketin 08.06.2010 tarihinde iflas ettiği, 30.06.2005 tarihinden başlayarak müflisin sermayesinin yarısından fazlasını kaybettiği ve iyileşmesi için gerekli adımların atılmadığı, müfis şirketin dava konusu 1.321.000,00 TL'yi davacı şirketin banka hesabına iflastan hemen önce ve geçici olarak faaliyetinin durdurulduğu dönem içinde gönderdiğinin anlaşıldığı, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (2499 sayılı Kanun) 46 ncı maddesinin iki ve beşinci fıkralarına göre bu işlemin emredici hükümlere açıkça aykırılık taşıdığı ve müflis aracı kurumun o tarihteki hukuki durumu nedeniyle bu paranın müflis aracı kurumdan davacı tarafından tahsiline ilişkin işlemin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 01.10.2019 tarih, 2017/5059 E., 2019/8720 K. sayılı kararıyla tasarrufun iptali davaları basit yargılama usulüne tabi, menfi tespit davasının ise yazılı yargılama usulüne tabi olduğu, ayrıca tasarrufun iptali davasının temyiz inceleme yeri ile menfi tespit davasının temyiz inceleme yerinin farklı olması nedeniyle ayrı bir dava olarak açılan menfi tespit davasının tasarrufun iptali ile birleştirilmesi hatalı olduğu, Mahkemece, menfi tesbit davasının tefrik edildikten ve ayrı esasa kaydı yapıldıktan sonra, tasarrufun iptali davasının diğer ön koşullarının gerçekleşmiş olduğunun anlaşılması halinde, gerçek bir borç ilişkisinin varlığı tasarrufun iptali davasını etkileyeceğinden bekletici mesele yapılması gereğine işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müflis şirketin hileli iflası iddiası ile müflis şirket yetkilileri ve müflis şirket ile ortak hareket ettiği ve sahte alacak borç ilişkisi kurdukları iddia edilen davalı şirket yetkilileri hakkında hileli iflas eyleminden dolayı ceza yargılaması olduğu, yapılacak olan tespitlerin bu dava sonucunu etkilemeyeceği, zira müflis şirketin faaliyetinin SPK tarafından geçici olarak durdurulduğu dönem içinde böyle bir tasarrufu yapıp yapamayacağı ya da bu tasarrufun geçerli olup olmayacağı hususunun incelenmesi gerektiğinden ceza davasının sonucunun beklenmediği, dava dışı Alternatifbank A.Ş., davalının nakit blokajı karşılığında, muhatabı İstanbul Menkul Kıymetler Borsası olan üç adet teminat mektubu verdiği, bu teminat mektupları toplam 1.321.000,00 TL tutarlı olduğu, davacı ile dava dışı Alternatifbank A.Ş. arasında 08.01.2010 tarihinde bir rehin sözleşmesi imzalandığı, rehin sözleşmesi ile davacı, davalının Alternatifbank A.Ş. nezdindeki nakdi veya gayri nakdi kredilerinin teminatını teşkil etmek üzere 1.321.000,00 TL tutarlı mevduat rehni tesis edildiği, bunun üzerine aynı gün Alternatifbank A.Ş., davalının nakit blokajını kaldırdığı, davalının da aynı gün 1.321.000,00 TL'yi davacı hesabına havale ettiği, iflâs idaresinin talebi üzerine Alternatifbank A.Ş., teminat mektuplarını davacının hesabından tazmin ederek 1.317.683,30 TL'yi 29.03.2012 tarihinde, iflâs idaresinin hesabına gönderdiği, bu tutarın davacının hesabından karşılandığı, müflis aracı kurumun o tarihteki hukuki durumu sebebiyle bahsi geçen alacağın müflis aracı kurumdan tahsili işlemi Sermaye Piyasası Kanunu'nun emredici hükümlerine aykırılık oluşturmakla birlikte davacı tarafından teminat mektuplarının nakde çevrilmesi aşamasında 1.321.000,00 TL tutarı kendi blokesi ile iade ettiği nazara alındığında davacının müflis şirket tarafından kendi hesabına havale edilen 1.321.000,00 TL tutara ilişkin davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporu tarafsızlığı şüpheli ve esasen rapor içeriğindeki değerlendirmelerinin aksi açıkça Mahkemenin 2020/46 E. sayılı dosyasında ortaya konulmuş bir rapor olduğunu, tüm tespit ve belgeler dava dosyasında olmasına rağmen, itirazlarının karşılanmadığını ve tamamen hatalı, kusurlu hazırlanmış rapora göre karar verildiğini, bilirkişi raporu tek bilirkişiden tarafından düzenlendiğini, ana dosyada hükme esas alınan raporların heyet raporu olduğunu, heyet raporlarına neden itibar edilemeyeceğinin dahi raporda açıklanmadığını, hangi usulsüzlüklerle dava konusu ödemenin yapıldığı meselesi, davacı yetkililerinin hileli iflasa iştirak suçundan yargılanmalarına neden olduğunu, bilirkişinin haksızlığı ortaya konan ve Mahkemenin de karar vererek aksi görüşü 2020/46 E. sayılı dosyasında tasdik ettiği bir bilirkişinin bu safhada işbu dosyaya rapor tanzimi için görevlendirilmiş bulunmasının tek başına rapora itibar edilemeyeceğini gösterdiğini, raporun yanlı ve haksız olduğu daha baştan belli olduğunu, dava konusu 1.321.000,00 TL tutarlı havale işlemi müflisin hesapları üzerinde SPK’nın tedbiri varken yapılmış usulsüz bir ödeme olduğunu, SPK tarafından Sermaye Piyasası Kanunu’nun 46 ncı maddesi uyarınca müflise yönelik tedbir kararları uygulandığı, tefrik edilen ana dosya olan 2020/46 E. sayılı dosyada buna dair yazışmaların mevcut olduğu, hiçbir koşulda müflisin dava konusu ödemeyi yapamıyor olması gerekmekteyken, yasaya ve tedbire rağmen yapması, işlemin başlı başına usülsüzlüğünü gösterdiğini, bilirkişinin dava konusu ödemenin gerçek bir alacağı işaret ettiği yönünde görüş bildirirken, müflisin defter ve kayıtlarını tam olarak incelemeden davalı-müflis kayıtları ile karşılaştırmadan bu tespiti yaptığını, zira müflisin defter ve kayıtları tam olarak iflas masasına ibraz edilmediğini, ana dosyada geçen safahat içinde davacının cari hesap alacağına yönelik savunmasını davalının muvafakati dışında değiştirip ve genişlettiğini, cari hesap alacağın içerik olarak tutmayacağını görerek, teminat mektuplarına kefaletten dolayı alacaklı olduklarını, aldıklarını ödemenin buna ilişkin olduğunu iddia ettiğini, teminat mektuplarına kefaletten dolayı ayrı bir kayıt kabul yani alacak davalarının olduğunu ise Mahkemeden sakladığını, davacının teminat mektuplarına yönelik kayıt kabul davası İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/868 E. dosya ile halen derdest olduğunu, davacının gerçek bir alacağı istinaden bu ödemeyi almadığını bizzat davacının sunduğu cari hesap dökümleri gösterdiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı iflas idaresi tarafından dava konusu meblağa ilişkin davacı aleyhine bu davadan önce açılmış ve derdest olan tasarrufun iptali davası varken işbu davayı açmakta davacının hukuki yararının bulunup bulunmaması noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun)114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi.
3. Değerlendirme
1.Dava, davalı müflis şirketin iflasından önce davacıya yapmış olduğu ödemenin gerçek bir alacak borç ilişkisinden kaynaklandığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasıdır.
2.Davalı 17.02.2012 tarihinde açmış olduğu tasarrufun iptali davasıyla bu davaya konu 1.321.000,00 TL'ye ilişkin EFT işleminin iptaliyle bu miktarın davacıdan tahsilini talep etmiş, davanın açılması sonrasında, davacı bu davayı açarak 1.321.000,00 TL ödemenin mal kaçırma amaçlı olmayıp davacının gerçek alacağının ödenmesi niteliğinde olduğu, davalı iflas idaresine bu miktar borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Menfi tespit davası olarak açılan bu davada davacının borçlu olmadığını iddia ettiği miktar tasarrufun iptali davası konusu olan EFT miktarına ilişkin olup davacı, davalının mal kaçırma amacının olmadığını, gerçek bir alacak ve ödeme olduğunu iddia etmektedir. Bu durumda bu davanın konusu olan iddia, daha önce açılan tasarrufun iptali davasında savunma konusu olabilecek ve o dava dosyasında araştırılıp incelenecek ve tahkik edilerek sonucuna göre karar verilecek hususa ilişkin olduğundan davacının işbu davayı tasarrufun iptali davasından bağımsız ayrı bir dava olarak açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendine göre hukuki yarar dava şartıdır. Dava şartı, varlığı davanın görülmesi için gerekli ön şartlardandır. 6100 sayılı Kanun’un 115 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrasına göre mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Bu nedenlerle, davanın dava şartı olan hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3.Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11646 E. 2016/9256 K.
Ortak:dava şartı · Menfi tespit
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, asıl davada davanın kabulüne, 25.000.000 TL'nin faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, birleşen davanın kabulüne, 100.000 TL'nin davalıdan tahsiline, asli müdahilin açtığı davanın müflis şirket yönünden dava «şartı yokluğundan» usulden, davalı banka yönünden «kesin» hüküm nedeniyle davanın reddine dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12622 E. 2016/9099 K.
Ortak:iflas idaresi · ek tasfiye · iflas
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı «iflas idaresi» tarafından «dava konusu» meblağa ilişkin davacı aleyhine bu davadan önce açılmış ve «derdest» olan «tasarrufun iptali davası» varken işbu davayı açmakta davacının «hukuki yararının» bulunup bulunmaması noktasında toplanmaktadır.
… ebebiyle 08.06.2010 tarihli ve 16 sayılı toplantıda müflis şirketin faaliyetlerinin sürekli olarak durdurulduğunun anlaşıldığı, müflis şirketin 08.06.2010 tarihinde «iflas» ettiği, 30.06.2005 tarihinden başlayarak müflisin sermayesinin yarısından fazlasını kaybettiği ve iyileşmesi için gerekli adımların atılmadığı, müfis şirketin «dava konusu» 1.321.000,00 TL'yi davacı şirketin banka hesabına iflastan hemen önce ve geçici olarak faaliyetinin durdurulduğu dönem içinde gönderdiğinin anlaşıldığı, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (2499 sayılı Kanun) 46 ncı maddesinin iki ve beşinci fıkralarına göre bu işlemin «emredici» hükümlere açıkça aykırılık taşıdığı ve müflis aracı kurumun o tarihteki hukuki durumu nedeniyle bu paranın müflis aracı kurumdan davacı tarafından tahsiline ilişki …
… müflis şirket yetkilileri ve müflis şirket ile ortak hareket ettiği ve sahte alacak borç ilişkisi kurdukları iddia edilen davalı şirket yetkilileri hakkında hileli «iflas» eyleminden dolayı ceza yargılaması olduğu, yapılacak olan tespitlerin bu dava sonucunu etkilemeyeceği, zira müflis şirketin faaliyetinin SPK tarafından geçici olarak durdurulduğu dönem içinde böyle bir tasarrufu yapıp yapamayacağı ya da bu tasarrufun geçerli olup olmayacağı hususunun incelenmesi gerektiğinden ceza davasının sonucunun beklenmediği, dava dışı Alternatifbank A.Ş., davalının nakit blokajı karşılığında, muhatabı İstanbul Menkul Kıymetler Borsası olan üç adet «teminat mektubu» verdiği, bu teminat mektupları toplam 1.321.000,00 TL tutarlı olduğu, davacı ile dava dışı Alternatifbank A.Ş. arasında 08.01.2010 tarihinde bir «rehin sözleşmesi» imzalandığı, rehin sözleşmesi ile davacı, davalının Alternatifbank A.Ş. nezdindeki nakdi veya gayri nakdi kredilerinin teminatını teşkil etmek üzere 1.321.000,00 TL tutarlı mevduat rehni tesis edildiği, bunun üzerine aynı gün Alternatifbank A.Ş., davalının nakit blokajını kaldırdığı, davalının da aynı gün 1.321.000,00 TL'yi davacı hesabına «havale» ettiği, iflâs idaresinin talebi üzerine Alternatifbank A.Ş., teminat mektuplarını davacının hesabından tazmin ederek 1.317.683,30 TL'yi 29.03.2012 tarihinde, iflâs idaresinin hesabına gönderdiği, bu tutarın davacının hesabından karşılandığı, müflis aracı kurumun o tarihteki hukuki durumu sebebiyle bahsi geçen alacağın müflis aracı kurumdan tahsili işlemi Sermaye Piyasası Kanunu'nun «emredici» hükümlerine aykırılık oluşturmakla birlikte davacı tarafından teminat mektuplarının nakde çevrilmesi aşamasında 1.321.000,00 TL tutarı kendi blokesi ile iade ettiğ …
Benzer bu karardaŞti'ye kullandırılan kredi ile ilgili sorumluluğu yönünden davanın kısmen kabulü ile ....608.939,61 TL'nin ... .... ... ile ilgili 2011/ ... «iflas» «tasfiye» dosyasına kayıt ve kabulüne dair verilen karar davacı ... vekili ve davalı ... ........... iflas idaresinin temyizi üzerine Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Bu kez davalı ... ve ... vekili ile Müflis ........... «iflas idaresi» memurları karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı ... ve ... vekili ile müflis ........... «iflas idaresi» memurlarının HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaA.Ş. yönünden sorumluluğunun tespiti ile şahsi «iflasına» karar verildiği anlaşılmakla işbu dosyada bu taleple ilgili dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», müflis davalı ... ....'nun ....
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3929 E. 2013/5149 K.
Ortak:iflas
İncelediğiniz kararda… ebebiyle 08.06.2010 tarihli ve 16 sayılı toplantıda müflis şirketin faaliyetlerinin sürekli olarak durdurulduğunun anlaşıldığı, müflis şirketin 08.06.2010 tarihinde «iflas» ettiği, 30.06.2005 tarihinden başlayarak müflisin sermayesinin yarısından fazlasını kaybettiği ve iyileşmesi için gerekli adımların atılmadığı, müfis şirketin «dava konusu» 1.321.000,00 TL'yi davacı şirketin banka hesabına iflastan hemen önce ve geçici olarak faaliyetinin durdurulduğu dönem içinde gönderdiğinin anlaşıldığı, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (2499 sayılı Kanun) 46 ncı maddesinin iki ve beşinci fıkralarına göre bu işlemin «emredici» hükümlere açıkça aykırılık taşıdığı ve müflis aracı kurumun o tarihteki hukuki durumu nedeniyle bu paranın müflis aracı kurumdan davacı tarafından tahsiline ilişki …
… müflis şirket yetkilileri ve müflis şirket ile ortak hareket ettiği ve sahte alacak borç ilişkisi kurdukları iddia edilen davalı şirket yetkilileri hakkında hileli «iflas» eyleminden dolayı ceza yargılaması olduğu, yapılacak olan tespitlerin bu dava sonucunu etkilemeyeceği, zira müflis şirketin faaliyetinin SPK tarafından geçici olarak durdurulduğu dönem içinde böyle bir tasarrufu yapıp yapamayacağı ya da bu tasarrufun geçerli olup olmayacağı hususunun incelenmesi gerektiğinden ceza davasının sonucunun beklenmediği, dava dışı Alternatifbank A.Ş., davalının nakit blokajı karşılığında, muhatabı İstanbul Menkul Kıymetler Borsası olan üç adet «teminat mektubu» verdiği, bu teminat mektupları toplam 1.321.000,00 TL tutarlı olduğu, davacı ile dava dışı Alternatifbank A.Ş. arasında 08.01.2010 tarihinde bir «rehin sözleşmesi» imzalandığı, rehin sözleşmesi ile davacı, davalının Alternatifbank A.Ş. nezdindeki nakdi veya gayri nakdi kredilerinin teminatını teşkil etmek üzere 1.321.000,00 TL tutarlı mevduat rehni tesis edildiği, bunun üzerine aynı gün Alternatifbank A.Ş., davalının nakit blokajını kaldırdığı, davalının da aynı gün 1.321.000,00 TL'yi davacı hesabına «havale» ettiği, iflâs idaresinin talebi üzerine Alternatifbank A.Ş., teminat mektuplarını davacının hesabından tazmin ederek 1.317.683,30 TL'yi 29.03.2012 tarihinde, iflâs idaresinin hesabına gönderdiği, bu tutarın davacının hesabından karşılandığı, müflis aracı kurumun o tarihteki hukuki durumu sebebiyle bahsi geçen alacağın müflis aracı kurumdan tahsili işlemi Sermaye Piyasası Kanunu'nun «emredici» hükümlerine aykırılık oluşturmakla birlikte davacı tarafından teminat mektuplarının nakde çevrilmesi aşamasında 1.321.000,00 TL tutarı kendi blokesi ile iade ettiğ …
… ana dosyada hükme esas alınan raporların heyet raporu olduğunu, heyet raporlarına neden itibar edilemeyeceğinin dahi raporda açıklanmadığını, hangi usulsüzlüklerle «dava konusu» ödemenin yapıldığı meselesi, davacı yetkililerinin hileli «iflasa» iştirak suçundan yargılanmalarına neden olduğunu, bilirkişinin haksızlığı ortaya konan ve Mahkemenin de karar vererek aksi görüşü 2020/46 E. sayılı dosyasında «tasdik» ettiği bir bilirkişinin bu safhada işbu dosyaya rapor tanzimi için «görevlendirilmiş» bulunmasının tek başına rapora itibar edilemeyeceğini gösterdiğini, raporun yanlı ve haksız olduğu daha baştan belli olduğunu, dava konusu 1.321.000,00 TL tutarlı «havale» işlemi müflisin hesapları üzerinde SPK’nın tedbiri varken yapılmış usulsüz bir ödeme olduğunu, SPK tarafından Sermaye Piyasası Kanunu’nun 46 ncı maddesi uyarınca müflise yönelik tedbir kararları uygulandığı, «tefrik» edilen ana dosya olan 2020/46 E. sayılı dosyada buna dair yazışmaların mevcut olduğu, hiçbir koşulda müflisin dava konusu ödemeyi yapamıyor olması gerekmekteyken, yasaya ve tedbire rağmen yapması, işlemin başlı başına usülsüzlüğünü gösterdiğini, bilirkişinin dava konusu ödemenin gerçek bir alacağı işaret ettiği yönünde görüş bildirirken, müflisin «defter» ve kayıtlarını tam olarak incelemeden davalı-müflis kayıtları ile karşılaştırmadan bu tespiti yaptığını, zira müflisin defter ve kayıtları tam olarak iflas masasına «ibraz» edilmediğini, ana dosyada geçen safahat içinde davacının «cari hesap alacağına» yönelik savunmasını davalının «muvafakati» dışında değiştirip ve genişlettiğini, cari hesap alacağın içerik olarak tutmayacağını görerek, «teminat» mektuplarına «kefaletten» dolayı alacaklı olduklarını, aldıklarını ödemenin buna ilişkin olduğunu iddia ettiğini, teminat mektuplarına kefaletten dolayı ayrı bir kayıt kabul yani «alacak davalarının» olduğunu ise Mahkemeden sakladığını, davacının teminat mektuplarına yönelik «kayıt kabul davası» İstanbul Anadolu 7.
Benzer bu kararda1- Davacının, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan zararına ilişkin olarak müflis sigorta şirketine karşı açtığı başka bir dava sonucunda, zararı, müflis şirketin «iflas» tarihine kadar olan faiziyle birlikte karşılanmış olup, davacının, müflis sigorta şirketinin iflas tarihinden zararın ödeme tarihine kadar olan zaman dilimine ait faiz alacağını alamadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıma sözleşmesi · hasar · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaBu itibarla, Dairemizin önceki bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılarak, davalının taşımadan kaynaklanan «hasara» ilişkin olarak bir kusurunun bulunup bulunmadığının irdelenmesi ve sonucuna göre davalının söz konusu faiz alacağından sorumlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, davanın konusuz kaldığından bahisle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş olması doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir. ...- Bozma sebep ve şekline göre tarafların diğer temyiz itirazl …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu alacağın yargılama sırasında dava dışı müflis sigorta şirketi tarafından ödendiği gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1- Davacının, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan zararına ilişkin olarak müflis sigorta şirketine karşı açtığı başka bir dava sonucunda, zararı, müflis şirketin «iflas» tarihine kadar olan faiziyle birlikte karşılanmış olup, davacının, müflis sigorta şirketinin iflas tarihinden zararın ödeme tarihine kadar olan zaman dilimine ait faiz alacağını alamadığı anlaşılmaktadır.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1790 E. 2012/2958 K.
Ortak:iflas
İncelediğiniz kararda… ebebiyle 08.06.2010 tarihli ve 16 sayılı toplantıda müflis şirketin faaliyetlerinin sürekli olarak durdurulduğunun anlaşıldığı, müflis şirketin 08.06.2010 tarihinde «iflas» ettiği, 30.06.2005 tarihinden başlayarak müflisin sermayesinin yarısından fazlasını kaybettiği ve iyileşmesi için gerekli adımların atılmadığı, müfis şirketin «dava konusu» 1.321.000,00 TL'yi davacı şirketin banka hesabına iflastan hemen önce ve geçici olarak faaliyetinin durdurulduğu dönem içinde gönderdiğinin anlaşıldığı, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (2499 sayılı Kanun) 46 ncı maddesinin iki ve beşinci fıkralarına göre bu işlemin «emredici» hükümlere açıkça aykırılık taşıdığı ve müflis aracı kurumun o tarihteki hukuki durumu nedeniyle bu paranın müflis aracı kurumdan davacı tarafından tahsiline ilişki …
… müflis şirket yetkilileri ve müflis şirket ile ortak hareket ettiği ve sahte alacak borç ilişkisi kurdukları iddia edilen davalı şirket yetkilileri hakkında hileli «iflas» eyleminden dolayı ceza yargılaması olduğu, yapılacak olan tespitlerin bu dava sonucunu etkilemeyeceği, zira müflis şirketin faaliyetinin SPK tarafından geçici olarak durdurulduğu dönem içinde böyle bir tasarrufu yapıp yapamayacağı ya da bu tasarrufun geçerli olup olmayacağı hususunun incelenmesi gerektiğinden ceza davasının sonucunun beklenmediği, dava dışı Alternatifbank A.Ş., davalının nakit blokajı karşılığında, muhatabı İstanbul Menkul Kıymetler Borsası olan üç adet «teminat mektubu» verdiği, bu teminat mektupları toplam 1.321.000,00 TL tutarlı olduğu, davacı ile dava dışı Alternatifbank A.Ş. arasında 08.01.2010 tarihinde bir «rehin sözleşmesi» imzalandığı, rehin sözleşmesi ile davacı, davalının Alternatifbank A.Ş. nezdindeki nakdi veya gayri nakdi kredilerinin teminatını teşkil etmek üzere 1.321.000,00 TL tutarlı mevduat rehni tesis edildiği, bunun üzerine aynı gün Alternatifbank A.Ş., davalının nakit blokajını kaldırdığı, davalının da aynı gün 1.321.000,00 TL'yi davacı hesabına «havale» ettiği, iflâs idaresinin talebi üzerine Alternatifbank A.Ş., teminat mektuplarını davacının hesabından tazmin ederek 1.317.683,30 TL'yi 29.03.2012 tarihinde, iflâs idaresinin hesabına gönderdiği, bu tutarın davacının hesabından karşılandığı, müflis aracı kurumun o tarihteki hukuki durumu sebebiyle bahsi geçen alacağın müflis aracı kurumdan tahsili işlemi Sermaye Piyasası Kanunu'nun «emredici» hükümlerine aykırılık oluşturmakla birlikte davacı tarafından teminat mektuplarının nakde çevrilmesi aşamasında 1.321.000,00 TL tutarı kendi blokesi ile iade ettiğ …
… ana dosyada hükme esas alınan raporların heyet raporu olduğunu, heyet raporlarına neden itibar edilemeyeceğinin dahi raporda açıklanmadığını, hangi usulsüzlüklerle «dava konusu» ödemenin yapıldığı meselesi, davacı yetkililerinin hileli «iflasa» iştirak suçundan yargılanmalarına neden olduğunu, bilirkişinin haksızlığı ortaya konan ve Mahkemenin de karar vererek aksi görüşü 2020/46 E. sayılı dosyasında «tasdik» ettiği bir bilirkişinin bu safhada işbu dosyaya rapor tanzimi için «görevlendirilmiş» bulunmasının tek başına rapora itibar edilemeyeceğini gösterdiğini, raporun yanlı ve haksız olduğu daha baştan belli olduğunu, dava konusu 1.321.000,00 TL tutarlı «havale» işlemi müflisin hesapları üzerinde SPK’nın tedbiri varken yapılmış usulsüz bir ödeme olduğunu, SPK tarafından Sermaye Piyasası Kanunu’nun 46 ncı maddesi uyarınca müflise yönelik tedbir kararları uygulandığı, «tefrik» edilen ana dosya olan 2020/46 E. sayılı dosyada buna dair yazışmaların mevcut olduğu, hiçbir koşulda müflisin dava konusu ödemeyi yapamıyor olması gerekmekteyken, yasaya ve tedbire rağmen yapması, işlemin başlı başına usülsüzlüğünü gösterdiğini, bilirkişinin dava konusu ödemenin gerçek bir alacağı işaret ettiği yönünde görüş bildirirken, müflisin «defter» ve kayıtlarını tam olarak incelemeden davalı-müflis kayıtları ile karşılaştırmadan bu tespiti yaptığını, zira müflisin defter ve kayıtları tam olarak iflas masasına «ibraz» edilmediğini, ana dosyada geçen safahat içinde davacının «cari hesap alacağına» yönelik savunmasını davalının «muvafakati» dışında değiştirip ve genişlettiğini, cari hesap alacağın içerik olarak tutmayacağını görerek, «teminat» mektuplarına «kefaletten» dolayı alacaklı olduklarını, aldıklarını ödemenin buna ilişkin olduğunu iddia ettiğini, teminat mektuplarına kefaletten dolayı ayrı bir kayıt kabul yani «alacak davalarının» olduğunu ise Mahkemeden sakladığını, davacının teminat mektuplarına yönelik «kayıt kabul davası» İstanbul Anadolu 7.
Benzer bu karardaMahkemece, İflas Müdürü'nün davanın takibini alacaklılardan birine ya da müflis yetkililerine vermek gibi bir yetkisi olmadığı, dolayısıyla davacı müflis «temsilcilerinin» davayı takipte yetkilerinin ve dolayısı ile aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı müflis şirket temsilcisi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 17.10.2011 günlü ilamıyla «iflas» müdürünün basit tasfiyede ve alacaklılar ile iflas masasının davayı takip etmemesi durumunda davayı takip etmek isteyen davacı müflis şirketin önceki yetkililerine …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taraf ehliyeti · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, İflas Müdürü'nün davanın takibini alacaklılardan birine ya da müflis yetkililerine vermek gibi bir yetkisi olmadığı, dolayısıyla davacı müflis «temsilcilerinin» davayı takipte yetkilerinin ve dolayısı ile aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı müflis şirket temsilcisi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 17.10.2011 günlü ilamıyla «iflas» müdürünün basit tasfiyede ve alacaklılar ile iflas masasının davayı takip etmemesi durumunda davayı takip etmek isteyen davacı müflis şirketin önceki yetkililerine …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11371 E. 2018/3908 K.
Ortak:iflas idaresi · iflas
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı «iflas idaresi» tarafından «dava konusu» meblağa ilişkin davacı aleyhine bu davadan önce açılmış ve «derdest» olan «tasarrufun iptali davası» varken işbu davayı açmakta davacının «hukuki yararının» bulunup bulunmaması noktasında toplanmaktadır.
… ebebiyle 08.06.2010 tarihli ve 16 sayılı toplantıda müflis şirketin faaliyetlerinin sürekli olarak durdurulduğunun anlaşıldığı, müflis şirketin 08.06.2010 tarihinde «iflas» ettiği, 30.06.2005 tarihinden başlayarak müflisin sermayesinin yarısından fazlasını kaybettiği ve iyileşmesi için gerekli adımların atılmadığı, müfis şirketin «dava konusu» 1.321.000,00 TL'yi davacı şirketin banka hesabına iflastan hemen önce ve geçici olarak faaliyetinin durdurulduğu dönem içinde gönderdiğinin anlaşıldığı, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (2499 sayılı Kanun) 46 ncı maddesinin iki ve beşinci fıkralarına göre bu işlemin «emredici» hükümlere açıkça aykırılık taşıdığı ve müflis aracı kurumun o tarihteki hukuki durumu nedeniyle bu paranın müflis aracı kurumdan davacı tarafından tahsiline ilişki …
… müflis şirket yetkilileri ve müflis şirket ile ortak hareket ettiği ve sahte alacak borç ilişkisi kurdukları iddia edilen davalı şirket yetkilileri hakkında hileli «iflas» eyleminden dolayı ceza yargılaması olduğu, yapılacak olan tespitlerin bu dava sonucunu etkilemeyeceği, zira müflis şirketin faaliyetinin SPK tarafından geçici olarak durdurulduğu dönem içinde böyle bir tasarrufu yapıp yapamayacağı ya da bu tasarrufun geçerli olup olmayacağı hususunun incelenmesi gerektiğinden ceza davasının sonucunun beklenmediği, dava dışı Alternatifbank A.Ş., davalının nakit blokajı karşılığında, muhatabı İstanbul Menkul Kıymetler Borsası olan üç adet «teminat mektubu» verdiği, bu teminat mektupları toplam 1.321.000,00 TL tutarlı olduğu, davacı ile dava dışı Alternatifbank A.Ş. arasında 08.01.2010 tarihinde bir «rehin sözleşmesi» imzalandığı, rehin sözleşmesi ile davacı, davalının Alternatifbank A.Ş. nezdindeki nakdi veya gayri nakdi kredilerinin teminatını teşkil etmek üzere 1.321.000,00 TL tutarlı mevduat rehni tesis edildiği, bunun üzerine aynı gün Alternatifbank A.Ş., davalının nakit blokajını kaldırdığı, davalının da aynı gün 1.321.000,00 TL'yi davacı hesabına «havale» ettiği, iflâs idaresinin talebi üzerine Alternatifbank A.Ş., teminat mektuplarını davacının hesabından tazmin ederek 1.317.683,30 TL'yi 29.03.2012 tarihinde, iflâs idaresinin hesabına gönderdiği, bu tutarın davacının hesabından karşılandığı, müflis aracı kurumun o tarihteki hukuki durumu sebebiyle bahsi geçen alacağın müflis aracı kurumdan tahsili işlemi Sermaye Piyasası Kanunu'nun «emredici» hükümlerine aykırılık oluşturmakla birlikte davacı tarafından teminat mektuplarının nakde çevrilmesi aşamasında 1.321.000,00 TL tutarı kendi blokesi ile iade ettiğ …
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı müflis ... yönünden «tahsilde tekerrür» oluşturmamak üzere davanın kabulü ile 4.502.332,36 TL'nin 15/06/2005 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmek sureti ile «iflas» işlemlerinin yürütüldüğü 2008/1 E. sayılı dosyasında müflis ... iflas masasına davacı alacağı olarak kayıt ve kabulüne, diğer davalılar ..., M...., ..., ... ve ... …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilde tekerrür · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı müflis ... yönünden «tahsilde tekerrür» oluşturmamak üzere davanın kabulü ile 4.502.332,36 TL'nin 15/06/2005 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmek sureti ile «iflas» işlemlerinin yürütüldüğü 2008/1 E. sayılı dosyasında müflis ... iflas masasına davacı alacağı olarak kayıt ve kabulüne, diğer davalılar ..., M...., ..., ... ve ... …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14049 E. 2018/5080 K.
Ortak:usulden reddi · iflas · dava şartı
İncelediğiniz kararda… ebebiyle 08.06.2010 tarihli ve 16 sayılı toplantıda müflis şirketin faaliyetlerinin sürekli olarak durdurulduğunun anlaşıldığı, müflis şirketin 08.06.2010 tarihinde «iflas» ettiği, 30.06.2005 tarihinden başlayarak müflisin sermayesinin yarısından fazlasını kaybettiği ve iyileşmesi için gerekli adımların atılmadığı, müfis şirketin «dava konusu» 1.321.000,00 TL'yi davacı şirketin banka hesabına iflastan hemen önce ve geçici olarak faaliyetinin durdurulduğu dönem içinde gönderdiğinin anlaşıldığı, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (2499 sayılı Kanun) 46 ncı maddesinin iki ve beşinci fıkralarına göre bu işlemin «emredici» hükümlere açıkça aykırılık taşıdığı ve müflis aracı kurumun o tarihteki hukuki durumu nedeniyle bu paranın müflis aracı kurumdan davacı tarafından tahsiline ilişki …
… müflis şirket yetkilileri ve müflis şirket ile ortak hareket ettiği ve sahte alacak borç ilişkisi kurdukları iddia edilen davalı şirket yetkilileri hakkında hileli «iflas» eyleminden dolayı ceza yargılaması olduğu, yapılacak olan tespitlerin bu dava sonucunu etkilemeyeceği, zira müflis şirketin faaliyetinin SPK tarafından geçici olarak durdurulduğu dönem içinde böyle bir tasarrufu yapıp yapamayacağı ya da bu tasarrufun geçerli olup olmayacağı hususunun incelenmesi gerektiğinden ceza davasının sonucunun beklenmediği, dava dışı Alternatifbank A.Ş., davalının nakit blokajı karşılığında, muhatabı İstanbul Menkul Kıymetler Borsası olan üç adet «teminat mektubu» verdiği, bu teminat mektupları toplam 1.321.000,00 TL tutarlı olduğu, davacı ile dava dışı Alternatifbank A.Ş. arasında 08.01.2010 tarihinde bir «rehin sözleşmesi» imzalandığı, rehin sözleşmesi ile davacı, davalının Alternatifbank A.Ş. nezdindeki nakdi veya gayri nakdi kredilerinin teminatını teşkil etmek üzere 1.321.000,00 TL tutarlı mevduat rehni tesis edildiği, bunun üzerine aynı gün Alternatifbank A.Ş., davalının nakit blokajını kaldırdığı, davalının da aynı gün 1.321.000,00 TL'yi davacı hesabına «havale» ettiği, iflâs idaresinin talebi üzerine Alternatifbank A.Ş., teminat mektuplarını davacının hesabından tazmin ederek 1.317.683,30 TL'yi 29.03.2012 tarihinde, iflâs idaresinin hesabına gönderdiği, bu tutarın davacının hesabından karşılandığı, müflis aracı kurumun o tarihteki hukuki durumu sebebiyle bahsi geçen alacağın müflis aracı kurumdan tahsili işlemi Sermaye Piyasası Kanunu'nun «emredici» hükümlerine aykırılık oluşturmakla birlikte davacı tarafından teminat mektuplarının nakde çevrilmesi aşamasında 1.321.000,00 TL tutarı kendi blokesi ile iade ettiğ …
… ana dosyada hükme esas alınan raporların heyet raporu olduğunu, heyet raporlarına neden itibar edilemeyeceğinin dahi raporda açıklanmadığını, hangi usulsüzlüklerle «dava konusu» ödemenin yapıldığı meselesi, davacı yetkililerinin hileli «iflasa» iştirak suçundan yargılanmalarına neden olduğunu, bilirkişinin haksızlığı ortaya konan ve Mahkemenin de karar vererek aksi görüşü 2020/46 E. sayılı dosyasında «tasdik» ettiği bir bilirkişinin bu safhada işbu dosyaya rapor tanzimi için «görevlendirilmiş» bulunmasının tek başına rapora itibar edilemeyeceğini gösterdiğini, raporun yanlı ve haksız olduğu daha baştan belli olduğunu, dava konusu 1.321.000,00 TL tutarlı «havale» işlemi müflisin hesapları üzerinde SPK’nın tedbiri varken yapılmış usulsüz bir ödeme olduğunu, SPK tarafından Sermaye Piyasası Kanunu’nun 46 ncı maddesi uyarınca müflise yönelik tedbir kararları uygulandığı, «tefrik» edilen ana dosya olan 2020/46 E. sayılı dosyada buna dair yazışmaların mevcut olduğu, hiçbir koşulda müflisin dava konusu ödemeyi yapamıyor olması gerekmekteyken, yasaya ve tedbire rağmen yapması, işlemin başlı başına usülsüzlüğünü gösterdiğini, bilirkişinin dava konusu ödemenin gerçek bir alacağı işaret ettiği yönünde görüş bildirirken, müflisin «defter» ve kayıtlarını tam olarak incelemeden davalı-müflis kayıtları ile karşılaştırmadan bu tespiti yaptığını, zira müflisin defter ve kayıtları tam olarak iflas masasına «ibraz» edilmediğini, ana dosyada geçen safahat içinde davacının «cari hesap alacağına» yönelik savunmasını davalının «muvafakati» dışında değiştirip ve genişlettiğini, cari hesap alacağın içerik olarak tutmayacağını görerek, «teminat» mektuplarına «kefaletten» dolayı alacaklı olduklarını, aldıklarını ödemenin buna ilişkin olduğunu iddia ettiğini, teminat mektuplarına kefaletten dolayı ayrı bir kayıt kabul yani «alacak davalarının» olduğunu ise Mahkemeden sakladığını, davacının teminat mektuplarına yönelik «kayıt kabul davası» İstanbul Anadolu 7.
Benzer bu kararda… belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve ...Bankası T.A.Ş.'nin «iflasına» karar verilmesi nedeniyle davacının müflis bankaya yatırdığı parasını İflas İdaresinden talep edebilecek olması karşısında davalı ...’ye «husumet» yöneltilemeyecek olmasına, ayrıca kararın sonuç itibariyle doğru bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Dava, ... hesabına aktarılan mevduatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine ve davalı yararına «nispi vekalet ücretine» karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/132 esas ve 2005/361 karar sayılı ilamı ile ...Bankası T.A.Ş.'nin «iflasına» karar verildiği ve davacının müflis bankada bulunan parasını İİK hükümlerine göre İflas İdaresinden talep hakkı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» ve davalı yararına «maktu vekalet ücretine» karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı yararına «nispi vekalet ücretine» karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmed …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:külli halefiyet · nispi vekalet ücreti · halefiyet · maktu vekalet ücreti · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · vekalet ücreti
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» ve davalı yararına «maktu vekalet ücretine» karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı yararına «nispi vekalet ücretine» karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmed …
… belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve ...Bankası T.A.Ş.'nin «iflasına» karar verilmesi nedeniyle davacının müflis bankaya yatırdığı parasını İflas İdaresinden talep edebilecek olması karşısında davalı ...’ye «husumet» yöneltilemeyecek olmasına, ayrıca kararın sonuç itibariyle doğru bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Dava, ... hesabına aktarılan mevduatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine ve davalı yararına «nispi vekalet ücretine» karar verilmiştir.
Bankası T.A.Ş.’nin davalı ...’ye devredildiğini, bu nedenle davalı ...’nin «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek davalı ... aleyhine işbu davayı açmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6388 E. , 2023/6410 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/566 Esas, 2022/564 Karar
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iflasına karar verilen davalı şirketin ortağı olduğunu, müvekkili şirketin, müflis şirketin 2006 yılından bu yana gayrifaal olmasından dolayı daha fazla faiz ve cezai ödemelere muhatap olmaması için ortak olduğu bu şirketin çalışanlarının ücretlerini, kira, sosyal güvenlik, vergi ödemelerini ve diğer ödemelerini üstlendiğini, bu ödemelerle ilgili olarak da müflis şirket hesabına cari hesaptan ödemeler ve EFT'ler yaptığını, müvekkili şirketin cari hesap alacağının bu şekilde 1.322.975,23 TL'ye ulaştığını, müflis şirketin 08.01.2010 tarihinde bu borca karşılık 1.321.000,00 TL ödemede bulunduğunu, bu ödemeden sonra müvekkili şirketin cari alacağının devam ettiğini ve halen müflis şirketten alacaklı olduğunu, bunun yanında müvekkili şirketin, müflis şirketin dava dışı Alternatifbank'tan almış olduğu toplam 1.317.683,30 TL gayri nakdi teminat mektubuna da kefil olduğunu, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 16.12.2011 tarihli 1143 no.lu kararı ile müflis şirket tarafından müvekkili şirket hesaplarına gönderilen 1.321.000,00 TL'ye yönelik işlemler hakkında şüphe uyandığı belirtilerek bu bedel konusunda müvekkilinin zan altında kaldığını, SPK'nın bu haksız kararına istinaden Kadıköy İflas Müdürlüğünün 2010/38 E.
sayılı iflas dosyasında 1.321.000,00 TL'nin masa mal varlığına dahil edilmesi amacıyla tasarrufun iptali davası açılmasına karar verildiğini, SPK ve Kadıköy İflas Müdürlüğünün müvekkili şirketin müflis şirketten var olan cari alacağına karşılık olarak müflis şirket tarafından müvekkili şirkete ödenen 1.321.000,00 TL'nin haksız yere şüpheli olarak görüldüğünden bu davanın açıldığını ileri sürerek, davalı şirketin müvekkili şirkete cari borcuna karşılık ödemiş olduğu 1.321.000,00 TL açısından müvekkili şirketin davalı müflis şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; iflas tasfiye dosyasında alınan kararlar gereğince menfi tespit talep edilen 1.321.000,00 TL ile ilgili olarak davacıya karşı Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/215 E. sayılı dosyasında tasarrufun iptali davası açıldığını, davacının bu davadan sonra menfi tespit davasını açtığını, iflas idaresi tarafından davacıya karşı bir takip başlatılmadığını, davalının alacak hakkı olup olmadığının tasarrufun iptali davası sonucunda ortaya çıkacağını, davacının bu davayı açmakta hukuki menfaati bulunmadığını, ayrıca davacının açmış olduğu kayıt kabul davası mevcut olduğunu, bu davalar nedeniyle davanın derdestlikten reddi gerektiğini, ayrıca davalı müflis şirket hakkında hileli iflas soruşturmasının devam ettiğini, davacının ortak sıfatıyla davalı şirketin borçlarını ödemek hususunda kanuni bir zorunluluğu bulunmadığını, havalelerin mevcut bir borcun ödenmesi için yapılacağını, davacının 08.01.2010 tarihinde sermaye kapama adı altında 200.000,00 TL ödediğini, aynı gün davalıya dava konusu ödemenin yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 21.12.2016 tarih, 2012/215 E., 2016/1050 K. sayılı kararı ile davalı müflis şirketin bozulan mali durumunun iyileştirilmesi amacıyla SPK karar organı tarafından 22.05.2006 tarihli 23 sayılı toplantıda faaliyetinin üç ay süre ile geçici olarak durdurulduğu, gerekli adımların atılmamış olması sebebiyle 08.06.2010 tarihli ve 16 sayılı toplantıda müflis şirketin faaliyetlerinin sürekli olarak durdurulduğunun anlaşıldığı, müflis şirketin 08.06.2010 tarihinde iflas ettiği, 30.06.2005 tarihinden başlayarak müflisin sermayesinin yarısından fazlasını kaybettiği ve iyileşmesi için gerekli adımların atılmadığı, müfis şirketin dava konusu 1.321.000,00 TL'yi davacı şirketin banka hesabına iflastan hemen önce ve geçici olarak faaliyetinin durdurulduğu dönem içinde gönderdiğinin anlaşıldığı, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (2499 sayılı Kanun) 46 ncı maddesinin iki ve beşinci fıkralarına göre bu işlemin emredici hükümlere açıkça aykırılık taşıdığı ve müflis aracı kurumun o tarihteki hukuki durumu nedeniyle bu paranın müflis aracı kurumdan davacı tarafından tahsiline ilişkin işlemin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 01.10.2019 tarih, 2017/5059 E., 2019/8720 K. sayılı kararıyla tasarrufun iptali davaları basit yargılama usulüne tabi, menfi tespit davasının ise yazılı yargılama usulüne tabi olduğu, ayrıca tasarrufun iptali davasının temyiz inceleme yeri ile menfi tespit davasının temyiz inceleme yerinin farklı olması nedeniyle ayrı bir dava olarak açılan menfi tespit davasının tasarrufun iptali ile birleştirilmesi hatalı olduğu, Mahkemece, menfi tesbit davasının tefrik edildikten ve ayrı esasa kaydı yapıldıktan sonra, tasarrufun iptali davasının diğer ön koşullarının gerçekleşmiş olduğunun anlaşılması halinde, gerçek bir borç ilişkisinin varlığı tasarrufun iptali davasını etkileyeceğinden bekletici mesele yapılması gereğine işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müflis şirketin hileli iflası iddiası ile müflis şirket yetkilileri ve müflis şirket ile ortak hareket ettiği ve sahte alacak borç ilişkisi kurdukları iddia edilen davalı şirket yetkilileri hakkında hileli iflas eyleminden dolayı ceza yargılaması olduğu, yapılacak olan tespitlerin bu dava sonucunu etkilemeyeceği, zira müflis şirketin faaliyetinin SPK tarafından geçici olarak durdurulduğu dönem içinde böyle bir tasarrufu yapıp yapamayacağı ya da bu tasarrufun geçerli olup olmayacağı hususunun incelenmesi gerektiğinden ceza davasının sonucunun beklenmediği, dava dışı Alternatifbank A.Ş., davalının nakit blokajı karşılığında, muhatabı İstanbul Menkul Kıymetler Borsası olan üç adet teminat mektubu verdiği, bu teminat mektupları toplam 1.321.000,00 TL tutarlı olduğu, davacı ile dava dışı Alternatifbank A.Ş.
arasında 08.01.2010 tarihinde bir rehin sözleşmesi imzalandığı, rehin sözleşmesi ile davacı, davalının Alternatifbank A.Ş. nezdindeki nakdi veya gayri nakdi kredilerinin teminatını teşkil etmek üzere 1.321.000,00 TL tutarlı mevduat rehni tesis edildiği, bunun üzerine aynı gün Alternatifbank A.Ş., davalının nakit blokajını kaldırdığı, davalının da aynı gün 1.321.000,00 TL'yi davacı hesabına havale ettiği, iflâs idaresinin talebi üzerine Alternatifbank A.Ş., teminat mektuplarını davacının hesabından tazmin ederek 1.317.683,30 TL'yi 29.03.2012 tarihinde, iflâs idaresinin hesabına gönderdiği, bu tutarın davacının hesabından karşılandığı, müflis aracı kurumun o tarihteki hukuki durumu sebebiyle bahsi geçen alacağın müflis aracı kurumdan tahsili işlemi Sermaye Piyasası Kanunu'nun emredici hükümlerine aykırılık oluşturmakla birlikte davacı tarafından teminat mektuplarının nakde çevrilmesi aşamasında 1.321.000,00 TL tutarı kendi blokesi ile iade ettiği nazara alındığında davacının müflis şirket tarafından kendi hesabına havale edilen 1.321.000,00 TL tutara ilişkin davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporu tarafsızlığı şüpheli ve esasen rapor içeriğindeki değerlendirmelerinin aksi açıkça Mahkemenin 2020/46 E. sayılı dosyasında ortaya konulmuş bir rapor olduğunu, tüm tespit ve belgeler dava dosyasında olmasına rağmen, itirazlarının karşılanmadığını ve tamamen hatalı, kusurlu hazırlanmış rapora göre karar verildiğini, bilirkişi raporu tek bilirkişiden tarafından düzenlendiğini, ana dosyada hükme esas alınan raporların heyet raporu olduğunu, heyet raporlarına neden itibar edilemeyeceğinin dahi raporda açıklanmadığını, hangi usulsüzlüklerle dava konusu ödemenin yapıldığı meselesi, davacı yetkililerinin hileli iflasa iştirak suçundan yargılanmalarına neden olduğunu, bilirkişinin haksızlığı ortaya konan ve Mahkemenin de karar vererek aksi görüşü 2020/46 E.
sayılı dosyasında tasdik ettiği bir bilirkişinin bu safhada işbu dosyaya rapor tanzimi için görevlendirilmiş bulunmasının tek başına rapora itibar edilemeyeceğini gösterdiğini, raporun yanlı ve haksız olduğu daha baştan belli olduğunu, dava konusu 1.321.000,00 TL tutarlı havale işlemi müflisin hesapları üzerinde SPK’nın tedbiri varken yapılmış usulsüz bir ödeme olduğunu, SPK tarafından Sermaye Piyasası Kanunu’nun 46 ncı maddesi uyarınca müflise yönelik tedbir kararları uygulandığı, tefrik edilen ana dosya olan 2020/46 E. sayılı dosyada buna dair yazışmaların mevcut olduğu, hiçbir koşulda müflisin dava konusu ödemeyi yapamıyor olması gerekmekteyken, yasaya ve tedbire rağmen yapması, işlemin başlı başına usülsüzlüğünü gösterdiğini, bilirkişinin dava konusu ödemenin gerçek bir alacağı işaret ettiği yönünde görüş bildirirken, müflisin defter ve kayıtlarını tam olarak incelemeden davalı-müflis kayıtları ile karşılaştırmadan bu tespiti yaptığını, zira müflisin defter ve kayıtları tam olarak iflas masasına ibraz edilmediğini, ana dosyada geçen safahat içinde davacının cari hesap alacağına yönelik savunmasını davalının muvafakati dışında değiştirip ve genişlettiğini, cari hesap alacağın içerik olarak tutmayacağını görerek, teminat mektuplarına kefaletten dolayı alacaklı olduklarını, aldıklarını ödemenin buna ilişkin olduğunu iddia ettiğini, teminat mektuplarına kefaletten dolayı ayrı bir kayıt kabul yani alacak davalarının olduğunu ise Mahkemeden sakladığını, davacının teminat mektuplarına yönelik kayıt kabul davası İstanbul Anadolu 7.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/868 E. dosya ile halen derdest olduğunu, davacının gerçek bir alacağı istinaden bu ödemeyi almadığını bizzat davacının sunduğu cari hesap dökümleri gösterdiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı iflas idaresi tarafından dava konusu meblağa ilişkin davacı aleyhine bu davadan önce açılmış ve derdest olan tasarrufun iptali davası varken işbu davayı açmakta davacının hukuki yararının bulunup bulunmaması noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun)114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi.
3. Değerlendirme
1.Dava, davalı müflis şirketin iflasından önce davacıya yapmış olduğu ödemenin gerçek bir alacak borç ilişkisinden kaynaklandığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasıdır.
2.Davalı 17.02.2012 tarihinde açmış olduğu tasarrufun iptali davasıyla bu davaya konu 1.321.000,00 TL'ye ilişkin EFT işleminin iptaliyle bu miktarın davacıdan tahsilini talep etmiş, davanın açılması sonrasında, davacı bu davayı açarak 1.321.000,00 TL ödemenin mal kaçırma amaçlı olmayıp davacının gerçek alacağının ödenmesi niteliğinde olduğu, davalı iflas idaresine bu miktar borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Menfi tespit davası olarak açılan bu davada davacının borçlu olmadığını iddia ettiği miktar tasarrufun iptali davası konusu olan EFT miktarına ilişkin olup davacı, davalının mal kaçırma amacının olmadığını, gerçek bir alacak ve ödeme olduğunu iddia etmektedir. Bu durumda bu davanın konusu olan iddia, daha önce açılan tasarrufun iptali davasında savunma konusu olabilecek ve o dava dosyasında araştırılıp incelenecek ve tahkik edilerek sonucuna göre karar verilecek hususa ilişkin olduğundan davacının işbu davayı tasarrufun iptali davasından bağımsız ayrı bir dava olarak açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendine göre hukuki yarar dava şartıdır.
Dava şartı, varlığı davanın görülmesi için gerekli ön şartlardandır. 6100 sayılı Kanun’un 115 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrasına göre mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Bu nedenlerle, davanın dava şartı olan hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3.Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
02.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990563400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz