Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/968 E. 2023/7772 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
geçerlilik şartı↗ resmi şekil↗ bilirkişi raporları arasında çelişki↗ geçersiz sözleşme↗ infazda tereddüt↗ adi ortaklık↗ usuli kazanılmış hak↗ satış sözleşmesi↗ pasif husumet yokluğu↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ infaz↗ kazanılmış hak↗ garantörlük↗ pasif husumet↗ kamu düzeni↗ işlemiş faiz↗ bono↗ husumet yokluğu↗ vade↗ geçersizlik↗ iflas↗ taahhütname↗ ihtarname↗ menfi tespit↗ ilan↗ dahili dava↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 10.11.2016 tarih, 2015/235 E., 2016/765 K. sayılı kararı ile sözleşme içeriğine göre vadeden önce borcun ödenmesi halinde faiz indiriminin öngörüldüğü, aksine bir düzenlemenin bulunmadığı, vadesi gelmemiş bonolar için yapılan ... ödemeler nedeniyle faiz indirimi yapılmak suretiyle davacının borçlu bulunmadığı senetlerin toplam bedelinin 95.057,94 TL olduğu, yine vadesi gelmemiş bonoların vadelerine kadar geçecek dönem için işlemiş faiz tutarlarının bu bedelden düşülmesi gerektiği, en son ödemeden sonra kalan senet borcunun 51.682,06 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile toplam 95.057,94 TL yönünden davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, karar davalı TOKİ vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 17.04.2019 tarih, 2017/4197 E., 2019/2670 K. sayılı kararıyla dava konusu senetlerde davalı TOKİ’nin bir sıfatı bulunmadığı gibi, uyuşmazlığın kaynağını oluşturan adi yazılı şekilde yapılmış taşınmaz satışı sözleşmesinin tarafının da davalı TOKİ değil davacıyla davalı Canberk İnş.Ltd. Şti. ve Kon-Taş İnş. Ltd. Şti. adi ortaklığı olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237 nci maddesi hükmü uyarınca taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesinin şart olduğu, bu hükmün bir geçerlilik şartı niteliği taşıdığı, dolayısıyla davalı TOKİ’nin tarafı olmadığı, harici şekilde yapılmış geçersiz bir sözleşmeye istinaden sorumlu tutulamayacağı, anılan davalı bakımından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle bu davalı hakkında davanın kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senetlerde davalı TOKİ’nin bir sıfatının bulunmadığı gibi, uyuşmazlığın kaynağını oluşturan adi yazılı şekilde yapılmış taşınmaz satışı sözleşmesinin tarafı da olmadığı, diğer davalılar yönünden verilen önceki karar temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden ve bozma kapsamı dışından kaldığından, bu davalılar yönünden yeniden hüküm kurulmasına gerek olmadığından infazda tereddüt oluşmaması amacıyla hükümde tekraren yazıldığı gerekçesiyle davacının davalılar müflis Kontaş ve müflis Canberk aleyhindeki davasının kısmen kabul ve kısmen reddine ilişkin hükmün bozma dışı kalmakla onandığı ve kesinleştiği anlaşılmakla, bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının davalı TOKİ aleyhindeki davasının pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay’ın 01.07.2014 tarihli bozma kararı ile birlikte, “sözleşmede yazılı faiz indirim hesabının yeniden yapılması ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi” konusu dışındaki tüm hususların kesinleştiğini, kamu düzenine ilişkin usuli kazanılmış hakkın Yargıtay dahil tüm mahkemeleri bağladığını, usuli kazanılmış hak ilkesine konu olabilecek bir hususun tekrar ele alınıp bozma konusu yapılması ve bozma kararı doğrultusumda davalı TOKİ aleyhindeki davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilemeyeceğini, Mahkemenin öncelikle sözleşmenin “4.5. maddesinin hükümsüz olduğu, böyle bir indirim hakkı bulunmadığı” itirazının haksızlığına, sadece “... ödeme faiz hesabının eksik yapıldığına” karar vererek özde müvekkilin haklılığına hükmettiğini, Daire’nin önceki bozma kararının 23.11.2006 tarihli sözleşmenin tüm davalıları bağladığı, davacının sözleşmenin 4.5. maddesinde yazılı şartlar doğrultusunda ... ödeme indirimi ile ödeyebileceği, ancak bilirkişilerin hesaplamaları arasında farklılık olduğundan bu farklılığın giderilmesi, hesaplamanın yeniden yapılması gerektiği anlamına geldiğini, Mahkemenin davanın pasif husumetten reddine dair kararının bir kamu düzeni olarak kabul edilmiş olan “usuli kazanılmış hak” ilkesine/ kavramına tamamen aykırılık teşkil ettiğini, 01.07.2014 tarihli bozma kararına davalılardan TOKİ’nin karar düzeltme istediğini, dilekçesinde “TOKİ'nin sözleşmenin tarafı olmadığı, sözleşmede yazan şartların TOKİ'yi bağlamayacağı” hususlarını ileri sürdüğünü, ancak karar düzeltme isteminin reddedildiğini, sözleşmenin her hükmünde yer ..., sözleşme konusu bedellerin ödenmesinin hesabına yapıldığı TOKİ’nin sözleşmede taraf olmadığı iddiasının açıklanamayacağını, TOKİ’nin sözleşmeye konu arsanın sahibi olduğunu, arazi üzerine işbu sözleşmeye konu binaların inşası taahhüdünü gerçekleştirecek diğer davalıları bulduğunu, ilan ve reklamlar yaparak bu reklamlarda TOKİ'nin isim ve markasını sunduğunu, vatandaşlarla diğer davalılar arasında imzalanan her satış sözleşmesinin TOKİ'nin onayından geçtiğini bildirdiğini, sözleşmede ödemelerin TOKİ'nin hesabına yapılacağını derc ettirdiğini, bu sözleşme konusu paraların garantörü olduğunu bildirdiğini, sözleşmenin ödeme planında yazılı bedellere ilişkin tüm senetleri aldığını, bunca hükme rağmen TOKİ'nin sadece “hiçbir ilgisi olmayan bir şahıstan senet almış bir kişi” ya da sadece “para almaktan başka bir fonksiyonu olmayan bir kişi” konumunda kabul edilemeyeceğini, bulduğu müteahhit batmış bir Kurumun batan müteahhidin oluşturduğu zararı ve sorumluluğu karşılamak zorunda olacağını, TOKİ’nin açtığı davada kendisini ilgilendirmediğini söylediği 23.11.2006 tarihli sözleşmeden kaynaklanan bir alacağı müvekkilinden istediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
2.818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 80 ... maddesi, 85 ... maddesinin birinci fıkrası, 213 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1918 E. 2024/3485 K.
Ortak:infazda tereddüt · satış sözleşmesi · pasif husumet yokluğu · infaz · garantörlük · pasif husumet · husumet yokluğu · menfi tespit · dava şartı · Menfi tespit
İncelediğiniz kararda… ı belirtilen kararı ile dava konusu senetlerde davalı TOKİ’nin bir sıfatının bulunmadığı gibi, uyuşmazlığın kaynağını oluşturan adi yazılı şekilde yapılmış taşınmaz «satışı sözleşmesinin» tarafı da olmadığı, diğer davalılar yönünden verilen önceki karar temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden ve bozma kapsamı dışından kaldığından, bu davalılar yönünden yeniden hüküm kurulmasına gerek olmadığından «infazda tereddüt» oluşmaması amacıyla hükümde tekraren yazıldığı gerekçesiyle davacının davalılar müflis Kontaş ve müflis Canberk aleyhindeki davasının kısmen kabul ve kısmen reddine ilişkin hükmün bozma dışı kalmakla onandığı ve kesinleştiği anlaşılmakla, bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının davalı TOKİ aleyhindeki davasının «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
… i Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay’ın 01.07.2014 tarihli bozma kararı ile birlikte, “sözleşmede yazılı faiz indirim hesabının yeniden yapılması ve «bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin» giderilmesi” konusu dışındaki tüm hususların kesinleştiğini, «kamu düzenine» ilişkin usuli kazanılmış hakkın Yargıtay «dahil» tüm mahkemeleri bağladığını, «usuli kazanılmış hak» ilkesine konu olabilecek bir hususun tekrar ele alınıp bozma konusu yapılması ve bozma kararı doğrultusumda davalı TOKİ aleyhindeki davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilemeyeceğini, Mahkemenin öncelikle sözleşmenin “4.5. maddesinin hükümsüz olduğu, böyle bir indirim hakkı bulunmadığı” itirazının haksızlığına, sadece “... ödeme faiz hesabının eksik yapıldığına” karar vererek özde müvekkilin haklılığına hükmettiğini, Daire’nin önceki bozma kararının 23.11.2006 tarihli sözleşmenin tüm davalıları bağladığı, davacının sözleşmenin 4.5. maddesinde yazılı şartlar doğrultusunda ... ödeme indirimi ile ödeyebileceği, ancak bilirkişilerin hesaplamaları arasında farklılık olduğundan bu farklılığın giderilmesi, hesaplamanın yeniden yapılması gerektiği anlamına geldiğini, Mahkemenin davanın pasif husumetten reddine dair kararının bir kamu düzeni olarak kabul edilmiş olan “usuli kazanılmış hak” ilkesine/ kavramına tamamen aykırılık teşkil ettiğini, 01.07.2014 tarihli bozma kararına davalılardan TOKİ’nin karar düzeltme istediğini, dilekçesinde “TOKİ'nin sözleşmenin tarafı olmadığı, sözleşmede yazan şartların TOKİ'yi bağlamayacağı” hususlarını ileri sürdüğünü, ancak karar düzeltme isteminin reddedildiğini, sözleşmenin her hükmünde yer ..., sözleşme konusu bedellerin ödenmesinin hesabına yapıldığı TOKİ’nin sözleşmede taraf olmadığı iddiasının açıklanamayacağını, TOKİ’nin sözleşmeye konu arsanın sahibi olduğunu, arazi üzerine işbu sözleşmeye konu binaların inşası «taahhüdünü» gerçekleştirecek diğer davalıları bulduğunu, «ilan» ve reklamlar yaparak bu reklamlarda TOKİ'nin isim ve markasını sunduğunu, vatandaşlarla diğer davalılar arasında imzalanan her «satış sözleşmesinin» TOKİ'nin onayından geçtiğini bildirdiğini, sözleşmede ödemelerin TOKİ'nin hesabına yapılacağını derc ettirdiğini, bu sözleşme konusu paraların «garantörü» olduğunu bildirdiğini, sözleşmenin ödeme planında yazılı bedellere ilişkin tüm senetleri aldığını, bunca hükme rağmen TOKİ'nin sadece “hiçbir ilgisi olmayan bir şa …
Hukuk Dairesinin 17.04.2019 tarih, 2017/4197 E., 2019/2670 K. sayılı kararıyla dava konusu senetlerde davalı TOKİ’nin bir sıfatı bulunmadığı gibi, uyuşmazlığın kaynağını oluşturan adi yazılı şekilde yapılmış taşınmaz «satışı sözleşmesinin» tarafının da davalı TOKİ değil davacıyla davalı Canberk İnş.Ltd.
Benzer bu karardaDava, «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6989 E. 2021/3192 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15443 E. 2012/21296 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Sigorta tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1138 E. 2010/4905 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy · temlik · sigorta poliçesi · zamanaşımı
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, anılan belgenin «temlikname» olarak kabul edilerek, yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı,davalı vekili tarafından süresi içinde «zamanaşımı» definde bulunulduğu halde mahkemece, bu konuda olumlu veya «olumsuz» bir karar da verilmediği " gerekçesiyle davalı yararına bozulmuştur.
Mahkemece,davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine,Dairemizce,"Mahkemece, sigortalı olan dava dışı TOKİ tarafından davalıya hitaben yazılan 13.04.2006 tarihli belge «temlikname» olarak kabul edilmiş ise de, bu belge dain ve mürtehin kayıtları ile ilgili olarak sonuç doğuracak bir belge olup, BK’nın 162. maddesine göre temlikname olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
2-Dava, inşaat «sigortası poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
… a bulunan 19.04.2006 tarihli yazı içeriğine göre, poliçede sigortalı olarak yer alan dava dışı TOKİ' den poliçe tazminat alacağını, davacının zararı TOKİ' ye ödeyip «temlik» aldığı anlaşılmasına göre, bu belgenin gözden kaçırılmasına dayalı olarak bozma ilamının 1 nolu bendi kaleme alınmış olup, 1 nolu bendin bozma ilamından kaldırılma …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/968 E. , 2023/7772 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/285 Esas, 2021/471 Karar
HÜKÜM
Davalılar Müflis Kon-Taş İnş. ve Mad. San. ve Tic. ve İth. İhr. Ltd. Şti. ve Müflis Canberk İnş. San. ve Tur. Paz. Ltd. Şti. hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı yönünden davanın reddine
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davalılar Müflis Kon-Taş İnş. ve Mad. San. ve Tic. ve İth. İhr. Ltd. Şti. ve Müflis Canberk İnş. San. ve Tur. Paz. Ltd. Şti. hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalılarla imzaladığı satış sözleşmesine istinaden 400.000,00 TL bedelle dükkan satın aldığını, ödemelerini düzenli olarak yaptığını, kalan taksit tutarı olan 146.740,00 TL'yi de hemen yatırarak borcunu kapatmak istediğini bir kaç kez şifahi olarak bildirdiği halde yanıt alamadığını, ardından sözleşmenin davacıya verdiği hakka istinaden bakiye borç tutarından faiz indirimi yaptırarak 85.109,00 TL'yi davalının banka hesabına yatırmasına ve ihtarname göndermesine rağmen senetlerin iade edilmediğini iddia ederek davacının her biri 6.380,00 TL bedelli, vadeleri 20.03.2008 - 20.01.2010 tarihleri arasında olan toplam 23 adet senetten dolayı 146.740,00 TL borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.[…]C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sözleşmenin tarafı olmadığını, bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davacının işyerini peşin fiyatına satın aldığını, satış bedeline faiz uygulanmadığından ... ödeme indirimi yapılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Müflis Kon-Taş İnş. ve Mad. San. ve Tic. ve İth. İhr. Ltd. Şti. ve Müflis Canberk İnş. San. ve Tur. Paz. Ltd. Şti. vekili, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 10.11.2016 tarih, 2015/235 E., 2016/765 K. sayılı kararı ile sözleşme içeriğine göre vadeden önce borcun ödenmesi halinde faiz indiriminin öngörüldüğü, aksine bir düzenlemenin bulunmadığı, vadesi gelmemiş bonolar için yapılan ... ödemeler nedeniyle faiz indirimi yapılmak suretiyle davacının borçlu bulunmadığı senetlerin toplam bedelinin 95.057,94 TL olduğu, yine vadesi gelmemiş bonoların vadelerine kadar geçecek dönem için işlemiş faiz tutarlarının bu bedelden düşülmesi gerektiği, en son ödemeden sonra kalan senet borcunun 51.682,06 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile toplam 95.057,94 TL yönünden davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, karar davalı TOKİ vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 17.04.2019 tarih, 2017/4197 E., 2019/2670 K. sayılı kararıyla dava konusu senetlerde davalı TOKİ’nin bir sıfatı bulunmadığı gibi, uyuşmazlığın kaynağını oluşturan adi yazılı şekilde yapılmış taşınmaz satışı sözleşmesinin tarafının da davalı TOKİ değil davacıyla davalı Canberk İnş.Ltd. Şti. ve Kon-Taş İnş. Ltd. Şti. adi ortaklığı olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237 nci maddesi hükmü uyarınca taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesinin şart olduğu, bu hükmün bir geçerlilik şartı niteliği taşıdığı, dolayısıyla davalı TOKİ’nin tarafı olmadığı, harici şekilde yapılmış geçersiz bir sözleşmeye istinaden sorumlu tutulamayacağı, anılan davalı bakımından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle bu davalı hakkında davanın kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senetlerde davalı TOKİ’nin bir sıfatının bulunmadığı gibi, uyuşmazlığın kaynağını oluşturan adi yazılı şekilde yapılmış taşınmaz satışı sözleşmesinin tarafı da olmadığı, diğer davalılar yönünden verilen önceki karar temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden ve bozma kapsamı dışından kaldığından, bu davalılar yönünden yeniden hüküm kurulmasına gerek olmadığından infazda tereddüt oluşmaması amacıyla hükümde tekraren yazıldığı gerekçesiyle davacının davalılar müflis Kontaş ve müflis Canberk aleyhindeki davasının kısmen kabul ve kısmen reddine ilişkin hükmün bozma dışı kalmakla onandığı ve kesinleştiği anlaşılmakla, bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının davalı TOKİ aleyhindeki davasının pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay’ın 01.07.2014 tarihli bozma kararı ile birlikte, “sözleşmede yazılı faiz indirim hesabının yeniden yapılması ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi” konusu dışındaki tüm hususların kesinleştiğini, kamu düzenine ilişkin usuli kazanılmış hakkın Yargıtay dahil tüm mahkemeleri bağladığını, usuli kazanılmış hak ilkesine konu olabilecek bir hususun tekrar ele alınıp bozma konusu yapılması ve bozma kararı doğrultusumda davalı TOKİ aleyhindeki davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilemeyeceğini, Mahkemenin öncelikle sözleşmenin “4.5. maddesinin hükümsüz olduğu, böyle bir indirim hakkı bulunmadığı” itirazının haksızlığına, sadece “...
ödeme faiz hesabının eksik yapıldığına” karar vererek özde müvekkilin haklılığına hükmettiğini, Daire’nin önceki bozma kararının 23.11.2006 tarihli sözleşmenin tüm davalıları bağladığı, davacının sözleşmenin 4.5. maddesinde yazılı şartlar doğrultusunda ... ödeme indirimi ile ödeyebileceği, ancak bilirkişilerin hesaplamaları arasında farklılık olduğundan bu farklılığın giderilmesi, hesaplamanın yeniden yapılması gerektiği anlamına geldiğini, Mahkemenin davanın pasif husumetten reddine dair kararının bir kamu düzeni olarak kabul edilmiş olan “usuli kazanılmış hak” ilkesine/ kavramına tamamen aykırılık teşkil ettiğini, 01.07.2014 tarihli bozma kararına davalılardan TOKİ’nin karar düzeltme istediğini, dilekçesinde “TOKİ'nin sözleşmenin tarafı olmadığı, sözleşmede yazan şartların TOKİ'yi bağlamayacağı” hususlarını ileri sürdüğünü, ancak karar düzeltme isteminin reddedildiğini, sözleşmenin her hükmünde yer ..., sözleşme konusu bedellerin ödenmesinin hesabına yapıldığı TOKİ’nin sözleşmede taraf olmadığı iddiasının açıklanamayacağını, TOKİ’nin sözleşmeye konu arsanın sahibi olduğunu, arazi üzerine işbu sözleşmeye konu binaların inşası taahhüdünü gerçekleştirecek diğer davalıları bulduğunu, ilan ve reklamlar yaparak bu reklamlarda TOKİ'nin isim ve markasını sunduğunu, vatandaşlarla diğer davalılar arasında imzalanan her satış sözleşmesinin TOKİ'nin onayından geçtiğini bildirdiğini, sözleşmede ödemelerin TOKİ'nin hesabına yapılacağını derc ettirdiğini, bu sözleşme konusu paraların garantörü olduğunu bildirdiğini, sözleşmenin ödeme planında yazılı bedellere ilişkin tüm senetleri aldığını, bunca hükme rağmen TOKİ'nin sadece “hiçbir ilgisi olmayan bir şahıstan senet almış bir kişi” ya da sadece “para almaktan başka bir fonksiyonu olmayan bir kişi” konumunda kabul edilemeyeceğini, bulduğu müteahhit batmış bir Kurumun batan müteahhidin oluşturduğu zararı ve sorumluluğu karşılamak zorunda olacağını, TOKİ’nin açtığı davada kendisini ilgilendirmediğini söylediği 23.11.2006 tarihli sözleşmeden kaynaklanan bir alacağı müvekkilinden istediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
2.818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 80 ... maddesi, 85 ... maddesinin birinci fıkrası, 213 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990242700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz