Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/1918 E. 2024/3485 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
infazda tereddüt↗ müktesep hak↗ satış sözleşmesi↗ pasif husumet yokluğu↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ infaz↗ garantörlük↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ iflas↗ ihtarname↗ menfi tespit↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 80 inci maddesi, 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 213 üncü maddesi, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/968 E. 2023/7772 K.
Ortak:infazda tereddüt · satış sözleşmesi · pasif husumet yokluğu · infaz · garantörlük · pasif husumet · husumet yokluğu · menfi tespit · dava şartı · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaDava, «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… ı belirtilen kararı ile dava konusu senetlerde davalı TOKİ’nin bir sıfatının bulunmadığı gibi, uyuşmazlığın kaynağını oluşturan adi yazılı şekilde yapılmış taşınmaz «satışı sözleşmesinin» tarafı da olmadığı, diğer davalılar yönünden verilen önceki karar temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden ve bozma kapsamı dışından kaldığından, bu davalılar yönünden yeniden hüküm kurulmasına gerek olmadığından «infazda tereddüt» oluşmaması amacıyla hükümde tekraren yazıldığı gerekçesiyle davacının davalılar müflis Kontaş ve müflis Canberk aleyhindeki davasının kısmen kabul ve kısmen reddine ilişkin hükmün bozma dışı kalmakla onandığı ve kesinleştiği anlaşılmakla, bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının davalı TOKİ aleyhindeki davasının «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
… i Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay’ın 01.07.2014 tarihli bozma kararı ile birlikte, “sözleşmede yazılı faiz indirim hesabının yeniden yapılması ve «bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin» giderilmesi” konusu dışındaki tüm hususların kesinleştiğini, «kamu düzenine» ilişkin usuli kazanılmış hakkın Yargıtay «dahil» tüm mahkemeleri bağladığını, «usuli kazanılmış hak» ilkesine konu olabilecek bir hususun tekrar ele alınıp bozma konusu yapılması ve bozma kararı doğrultusumda davalı TOKİ aleyhindeki davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilemeyeceğini, Mahkemenin öncelikle sözleşmenin “4.5. maddesinin hükümsüz olduğu, böyle bir indirim hakkı bulunmadığı” itirazının haksızlığına, sadece “... ödeme faiz hesabının eksik yapıldığına” karar vererek özde müvekkilin haklılığına hükmettiğini, Daire’nin önceki bozma kararının 23.11.2006 tarihli sözleşmenin tüm davalıları bağladığı, davacının sözleşmenin 4.5. maddesinde yazılı şartlar doğrultusunda ... ödeme indirimi ile ödeyebileceği, ancak bilirkişilerin hesaplamaları arasında farklılık olduğundan bu farklılığın giderilmesi, hesaplamanın yeniden yapılması gerektiği anlamına geldiğini, Mahkemenin davanın pasif husumetten reddine dair kararının bir kamu düzeni olarak kabul edilmiş olan “usuli kazanılmış hak” ilkesine/ kavramına tamamen aykırılık teşkil ettiğini, 01.07.2014 tarihli bozma kararına davalılardan TOKİ’nin karar düzeltme istediğini, dilekçesinde “TOKİ'nin sözleşmenin tarafı olmadığı, sözleşmede yazan şartların TOKİ'yi bağlamayacağı” hususlarını ileri sürdüğünü, ancak karar düzeltme isteminin reddedildiğini, sözleşmenin her hükmünde yer ..., sözleşme konusu bedellerin ödenmesinin hesabına yapıldığı TOKİ’nin sözleşmede taraf olmadığı iddiasının açıklanamayacağını, TOKİ’nin sözleşmeye konu arsanın sahibi olduğunu, arazi üzerine işbu sözleşmeye konu binaların inşası «taahhüdünü» gerçekleştirecek diğer davalıları bulduğunu, «ilan» ve reklamlar yaparak bu reklamlarda TOKİ'nin isim ve markasını sunduğunu, vatandaşlarla diğer davalılar arasında imzalanan her «satış sözleşmesinin» TOKİ'nin onayından geçtiğini bildirdiğini, sözleşmede ödemelerin TOKİ'nin hesabına yapılacağını derc ettirdiğini, bu sözleşme konusu paraların «garantörü» olduğunu bildirdiğini, sözleşmenin ödeme planında yazılı bedellere ilişkin tüm senetleri aldığını, bunca hükme rağmen TOKİ'nin sadece “hiçbir ilgisi olmayan bir şa …
Hukuk Dairesinin 17.04.2019 tarih, 2017/4197 E., 2019/2670 K. sayılı kararıyla dava konusu senetlerde davalı TOKİ’nin bir sıfatı bulunmadığı gibi, uyuşmazlığın kaynağını oluşturan adi yazılı şekilde yapılmış taşınmaz «satışı sözleşmesinin» tarafının da davalı TOKİ değil davacıyla davalı Canberk İnş.Ltd.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:geçerlilik şartı · resmi şekil · bilirkişi raporları arasında çelişki · adi ortaklık · usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak · kamu düzeni · işlemiş faiz
Benzer bu kararda… i Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay’ın 01.07.2014 tarihli bozma kararı ile birlikte, “sözleşmede yazılı faiz indirim hesabının yeniden yapılması ve «bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin» giderilmesi” konusu dışındaki tüm hususların kesinleştiğini, «kamu düzenine» ilişkin usuli kazanılmış hakkın Yargıtay «dahil» tüm mahkemeleri bağladığını, «usuli kazanılmış hak» ilkesine konu olabilecek bir hususun tekrar ele alınıp bozma konusu yapılması ve bozma kararı doğrultusumda davalı TOKİ aleyhindeki davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilemeyeceğini, Mahkemenin öncelikle sözleşmenin “4.5. maddesinin hükümsüz olduğu, böyle bir indirim hakkı bulunmadığı” itirazının haksızlığına, sadece “... ödeme faiz hesabının eksik yapıldığına” karar vererek özde müvekkilin haklılığına hükmettiğini, Daire’nin önceki bozma kararının 23.11.2006 tarihli sözleşmenin tüm davalıları bağladığı, davacının sözleşmenin 4.5. maddesinde yazılı şartlar doğrultusunda ... ödeme indirimi ile ödeyebileceği, ancak bilirkişilerin hesaplamaları arasında farklılık olduğundan bu farklılığın giderilmesi, hesaplamanın yeniden yapılması gerektiği anlamına geldiğini, Mahkemenin davanın pasif husumetten reddine dair kararının bir kamu düzeni olarak kabul edilmiş olan “usuli kazanılmış hak” ilkesine/ kavramına tamamen aykırılık teşkil ettiğini, 01.07.2014 tarihli bozma kararına davalılardan TOKİ’nin karar düzeltme istediğini, dilekçesinde “TOKİ'nin sözleşmenin tarafı olmadığı, sözleşmede yazan şartların TOKİ'yi bağlamayacağı” hususlarını ileri sürdüğünü, ancak karar düzeltme isteminin reddedildiğini, sözleşmenin her hükmünde yer ..., sözleşme konusu bedellerin ödenmesinin hesabına yapıldığı TOKİ’nin sözleşmede taraf olmadığı iddiasının açıklanamayacağını, TOKİ’nin sözleşmeye konu arsanın sahibi olduğunu, arazi üzerine işbu sözleşmeye konu binaların inşası «taahhüdünü» gerçekleştirecek diğer davalıları bulduğunu, «ilan» ve reklamlar yaparak bu reklamlarda TOKİ'nin isim ve markasını sunduğunu, vatandaşlarla diğer davalılar arasında imzalanan her «satış sözleşmesinin» TOKİ'nin onayından geçtiğini bildirdiğini, sözleşmede ödemelerin TOKİ'nin hesabına yapılacağını derc ettirdiğini, bu sözleşme konusu paraların «garantörü» olduğunu bildirdiğini, sözleşmenin ödeme planında yazılı bedellere ilişkin tüm senetleri aldığını, bunca hükme rağmen TOKİ'nin sadece “hiçbir ilgisi olmayan bir şa …
Şti. «adi ortaklığı» olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237 nci maddesi hükmü uyarınca taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için sözleşmenin «resmi şekilde» düzenlenmesinin şart olduğu, bu hükmün bir «geçerlilik şartı» niteliği taşıdığı, dolayısıyla davalı TOKİ’nin tarafı olmadığı, harici şekilde yapılmış «geçersiz» bir sözleşmeye istinaden sorumlu tutulamayacağı, anılan davalı bakımından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle bu davalı hakkın …
… 35 E., 2016/765 K. sayılı kararı ile sözleşme içeriğine göre vadeden önce borcun ödenmesi halinde faiz indiriminin öngörüldüğü, aksine bir düzenlemenin bulunmadığı, «vadesi» gelmemiş «bonolar» için yapılan ... ödemeler nedeniyle faiz indirimi yapılmak suretiyle davacının borçlu bulunmadığı senetlerin toplam bedelinin 95.057,94 TL olduğu, yine vadesi gelmemiş bonoların vadelerine kadar geçecek dönem için «işlemiş faiz» tutarlarının bu bedelden düşülmesi gerektiği, en «son» ödemeden sonra kalan senet borcunun 51.682,06 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile toplam 95.057,94 TL yönünden davacının davalılara borçlu olmadığının …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6989 E. 2021/3192 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15443 E. 2012/21296 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Sigorta tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1138 E. 2010/4905 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy · temlik · sigorta poliçesi · zamanaşımı
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, anılan belgenin «temlikname» olarak kabul edilerek, yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı,davalı vekili tarafından süresi içinde «zamanaşımı» definde bulunulduğu halde mahkemece, bu konuda olumlu veya «olumsuz» bir karar da verilmediği " gerekçesiyle davalı yararına bozulmuştur.
Mahkemece,davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine,Dairemizce,"Mahkemece, sigortalı olan dava dışı TOKİ tarafından davalıya hitaben yazılan 13.04.2006 tarihli belge «temlikname» olarak kabul edilmiş ise de, bu belge dain ve mürtehin kayıtları ile ilgili olarak sonuç doğuracak bir belge olup, BK’nın 162. maddesine göre temlikname olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
2-Dava, inşaat «sigortası poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
… a bulunan 19.04.2006 tarihli yazı içeriğine göre, poliçede sigortalı olarak yer alan dava dışı TOKİ' den poliçe tazminat alacağını, davacının zararı TOKİ' ye ödeyip «temlik» aldığı anlaşılmasına göre, bu belgenin gözden kaçırılmasına dayalı olarak bozma ilamının 1 nolu bendi kaleme alınmış olup, 1 nolu bendin bozma ilamından kaldırılma …
-
Marka hakkına tecavüzden tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2166 E. 2012/11482 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtecilik iddiası · kovuşturmaya yer olmadığına dair karar · sahtecilik · ba formu · marka hakkına tecavüz · eksik inceleme
Benzer bu karardaAyrıca, davalıhakkında «marka hakkına tecavüz» ve «sahtecilik iddiası» ile savcılık tarafından başlatılan soruşturmalarda belgenin aslının bulunmadığı ve sahte belgenin davalı tarafından hazırlandığının ispat edilemediği gerekçesiyle «kovuşturmaya yer olmadığına» ilişkin kararlar verilmiş ise de bu kararlara karşı davacı tarafından yapılan itirazlar yargılama sırasında henüz sonuca bağlanmamıştır.
Dava, «marka hakkına tecavüz» iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Bununla birlikte dosya içinde mevcut 04.11.2004 tarihli malzeme öneri ve onay formunda, TOKİ tarafından ihale edilen binalarda davalıya ait ürünlerin kullanılacağı bu ürünlere ait TSE belge numaraları belirtilmek suretiyle bildirilmiş ise de bu «formun» kim tarafından doldurulduğu ve TOKİ’ye kim tarafından verildiği yeterince araştırılmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, savcılık soruşturmasının sonucunun beklenmesi ve davaya konu sahte belgenin TOKİ’ye hangi yüklenici firma tarafından verildiğinin ve bu yüklenici firma ile davalı arasında ne gibi bir ilişkinin bulunduğunun belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/1918 E. , 2024/3485 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/285 Esas, 2021/471 Karar
HÜKÜM
Davalı şirketler yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı TOKİ yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davalı şirketler yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı TOKİ yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddi karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının davalılarla imzaladığı satış sözleşmesine istinaden 400.000,00 TL bedelle dükkân satın aldığını, ödemelerini düzenli olarak yaptığını, kalan taksit tutarı olan 146.740,00 TL'yi de hemen yatırarak borcunu kapatmak istediğini bir kaç kez şifahi olarak bildirdiği halde yanıt alamadığını, ardından sözleşmenin davacıya verdiği hakka istinaden bakiye borç tutarından faiz indirimi yaptırarak 85.109,00 TL'yi davalının banka hesabına yatırmasına ve ihtarname göndermesine rağmen senetlerin iade edilmediğini iddia ederek davacının her biri 6.380,00 TL bedelli, vadeleri 20.03.2008 - 20.01.2010 tarihleri arasında olan toplam 23 adet senetten dolayı 146.740,00 TL borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.[…]C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı vekili; müvekkilinin sözleşmenin tarafı olmadığını, bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davacının işyerini peşin fiyatına satın aldığını, satış bedeline faiz uygulanmadığından erken ödeme indirimi yapılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Müflis .... İnş. ve Mad. San. ve Tic. ve İth. İhr. Ltd. Şti. ve Müflis ... İnş. San. ve Tur. Paz. Ltd. Şti. vekili, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senetlerde davalı TOKİ’nin bir sıfatının bulunmadığı gibi, uyuşmazlığın kaynağını oluşturan adi yazılı şekilde yapılmış taşınmaz satışı sözleşmesinin tarafı da olmadığı, diğer davalılar yönünden verilen önceki karar temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden ve bozma kapsamı dışından kaldığından, bu davalılar yönünden yeniden hüküm kurulmasına gerek olmadığından infazda tereddüt oluşmaması amacıyla hükümde tekraren yazıldığı gerekçesiyle davacının davalılar müflis ... ve müflis ... aleyhindeki davasının kısmen kabul ve kısmen reddine ilişkin hükmün bozma dışı kalmakla onandığı ve kesinleştiği anlaşılmakla, bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının davalı TOKİ aleyhindeki davasının pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 28.12.2023 tarih, 2023/968 E. ve 2023/7772 K. sayılı kararıyla, mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili; müvekkili lehine usuli müktesep hak doğduğunu artık davalı TOKİ aleyhindeki davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilemeyeceğini, raporlarda çelişki nedeniyle hesaplamanın yeniden yapılması gerektiğini, vatandaşlarla diğer davalılar arasında imzalanan her satış sözleşmesinin TOKİ'nin onayından geçtiğini, sözleşmede ödemelerin TOKİ'nin hesabına yapılacağını derc ettirdiğini, bu sözleşme konusu paraların garantörü olduğunu bildirdiğini, sözleşmenin ödeme planında yazılı bedellere ilişkin tüm senetleri aldığını, bulduğu müteahhit batmış bir Kurumun batan müteahhidin oluşturduğu zararı ve sorumluluğu karşılamak zorunda olacağını, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek;
kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 80 inci maddesi, 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 213 üncü maddesi, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Alınması gereken karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 2.505,00 para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1054990700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz