Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/135 E. 2023/7643 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tecdit↗ alım taahhüdü↗ muarazanın giderilmesi↗ yetki sözleşmesi↗ kar mahrumiyeti↗ prim alacağı↗ virman↗ protesto↗ yapılandırma protokolü↗ temlik sözleşmesi↗ teamül↗ hakkın kötüye kullanılması↗ kâr mahrumiyeti↗ depo kararı↗ bayilik sözleşmesi↗ münhasırlık↗ riziko↗ ek prim↗ reeskont faizi↗ dürüstlük kuralı↗ ifa↗ garantörlük↗ mahsup↗ bono↗ temlik↗ vade↗ kâr kaybı↗ kâr dağıtımı↗ protokol↗ ihtar↗ yetki↗ ek tasfiye↗ taahhütname↗ ihtarname↗ çek↗ kötüniyet↗ yetkisizlik kararı↗ kusur↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ teslim↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Total Oil Türkiye firması ile 27.01.2011 tarihinde bayilik sözleşmesi ve genel şartnamesi ile buna bağlı ek sözleşmeler imzalayarak bu firmaya bağlı bölge depo bayisi olarak çalıştığını ve bu firma ile yapılan sözleşmede aylık gaz satışından ton başı 380 TL+KDV prim ücreti almakta iken bu firmanın davalıya devredildiğini ve devir işleminin de davalı tarafından 26.08.2011 tarihli mektup ile müvekkiline bildirildiğini, davalının devir işleminden sonra davacının dava dışı Total Oil firması ile akdetmiş olduğu sözleşmelere aykırı hareketlerde bulunduğunu, davacıya dava dışı Total Oil ile akdedilen sözleşme uyarınca ödemesi gereken primleri ödemediği gibi gaz sevkiyatını da durdurduğunu, müvekkili davacının aylık ortalama 42 ton gaz satışı olduğunu ve davalının gaz sevkiyatını durdurması ve bu sevkiyatları yapacak olsaydı elde edeceği prim alacaklarından mahrum kaldığını, davacının birçok kez yapmış olduğu sözlü ihtarlara cevap verilmediğini ve davacı tarafından ... 2. Noterliğinin 28.05.2012 tarih ve 13.06.2012 tarihli ihtarnameleri ile davalının Ankara Bölge Müdürlüğü'ne ihtarda bulunulduğunu, yapılan ihtarlarda Total Oil firması ile davacı arasında akdedilen sözleşmelere uyulması gerektiğinin bildirildiğini ancak davalının sözleşmeye aykırı davranmaya devam ettiğini ve davacının dağıtım yaptığı bayilere gaz satışını kendi bayilerinin yapacağını bildirerek davacının ticari faaliyetini sona erdirme çabası içerisinde olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak şartıyla maddi zarar ile kâr mahrumiyeti sebebi ile şimdilik 20.000,00 TL tazminatın reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının devir eden Total Oil A.Ş. ile akdedilmiş bulunan bayilik sözleşmesine ve ek sözleşme ve protokol hükümlerini ihlal ettiğni ileri sürerek fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla miktar belli olmadığından ve alacağın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci madde gereği artırılmak üzere şimdilik İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/13 E. sayılı dosyasının dava tarihi olan 18.10.2012 tarihinden sözleşme sonuna kadar sözleşmeden dolayı uğradığı kâr mahrumiyeti olarak 50.000,00 TL ile ayrıca ilk sözleşme tarihinden itibaren tüm sözleşme boyunca sözleşmelerden dolayı kayba uğradığı, prim alacağı tutarı olarak da 100.000,00 TL'nin ait olduğu dönem tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin dayanağının belli olmadığı gibi davacının iddialarının açık ve net olmadığını, Total Oil ile davalının birleşmesinin de söz konusu olmadığını, davalı ile dava dışı Total Oil Türkiye A.Ş. arasında devir ve temlik sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşme uyarınca da Total Türkiye A.Ş.'nin tüplügüz satışını yapan bayileri ile yapılmış olan sözleşmelerin davalı tarafından devir ve temlik alındığını, davacı ile Total Oil Türkiye A.Ş. arasında imzalanan 27.01.2011 tarihli bayilik sözleşmesi uyarınca davacının satın almış olduğu gazın bedelini ödemekle yükümlü olduğunu, yapılan devir işlemi sırasında da davacının yüklü miktarda bakiye borcu bulunduğunu ve bu durum sebebiyle davacı ile ek sözleşmeler imzalandığını, davacının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının devir işleminden sonra taahhüt ettiği miktarda gaz alımı da yapamadığını ve son olarak da 118.206,00 TL'lik gaz bedelini ödemediği gibi keşide ettiği çeklerin de karşılıksız çıktığını, devir işleminden sonra davacıya ancak nakit ile 69 ton gaz satışı yapıldığını, davacıya LPG prim ödemelerin ise aylık gaz satışı yapılıp faturası ödendikten sonra gerçekleştirileceğinin yapılan sözleşmelerle kararlaştırıldığını, davacının hergün mali rizikosunun arttığını ve borçları sebebiyle davacıya davalı tarafça Beyoğlu 29. Noterliğinin 14.05.2012 tarih ve 09.10.2012 tarihli ihtarnameler ile birikmiş borcun ödenmesine yönelik ihtarda bulunulduğunu, davacı ile Total Oil Türkiye A.Ş. arasında imzalanan 27.01.2011 tarihli sözleşmenin de 33 üncü maddesi gereği mahkemenin yetkisiz olduğunu, sözleşme uyarınca İstanbul mahkemelerinin yetkili ve görevli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.11.2013 tarih, 2012/181 E. ve 2013/416 K. sayılı kararı ile bayilik sözleşmesi ve genel şartnamesinin 33 üncü maddesi ile taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesi yapıldığı, buna göre İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığı, bu hali ile davaya bakmaya İstanbul (Merkez) Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, mahkemenin yetkisizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli ... Adliyesi Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Onama Kararı
Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 17.09.2014 tarih, 2014/11263 E. ve 2014/13637K. sayılı kararı ile“..Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanması gerektiği...” gerekçesiyle karar onanmıştır.
C. Mahkemece Verilen Son Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... ile temlik eden Total Oil A.Ş. arasında 27.01.2011 tarihinde tüplü lpg satışına yönelik bayilik sözleşmesi ve genel şartnamesinin imzalandığı, sözleşme süresi içinde Total Oil A.Ş.'nin sözleşmeden kaynaklanan hak ve borçlarını davalı ...Ş.'ye devir ve temlik ettiği, bu devir ve temlik işleminin bayi olan davacıya 26.08.2011 tarihinde bildirildiği, davacı bayinin temin ettiği gaz bedellerini vadesinde ödemesi gerektiği, vadenin ve ödemelerin nasıl yapılacağının ek protokollerle düzenlendiği, bu hususta ödemelerin zamana yayılarak borcun taksitlendirilmesine ilişkin davacı bayiden çek ve senetlerin alındığı, ancak bayinin vadesi gelmesine rağmen dört adet çekinin karşılıksız çıktığı, bir kısım senetlerinin protesto edildiği, başka bir anlatımla davacı bayinin sözleşmede kararlaştırılan gaz bedeline ilişkin borcunu yerine getiremediği, esasen mevcut bakiye borcun davacının da kabulünde olduğu, davacı bayi gaz bedeli borcunun bulunduğunu bilmesine rağmen yine de gaz sevkiyatı yapılarak elde etmesi muhtemel prim alacaklarından borcunun mahsup edilmesi şeklindeki iddialar ileri sürmüş ise de, bu konudaki zarar talepleri sözleşme hükümleri karşısında yerinde görülmediği, bayilik sözleşmesinde veresiye satış konusunda davacı lehine kararlaştırılan bir maddenin bulunmadığı, yine sözleşmede borç ödenmediği takdirde davacıya gaz sevkiyatının devam edeceği noktasında da bir düzenlemenin bulunmadığı, davacının devir tarihi itibariyle dahi yüklü miktarda gaz borcunun bulunduğu, sözleşmede kararlaştırılan vadelerde borcunu ödeyemediği, buna rağmen gaz sevkiyatının devam ederek ticari faaliyetine devam etmek istemesi ve karşı taraftan ifa talebinde bulunması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gibi dürüstlük kuralına da aykırı düştüğü, davalı dağıtım şirketinin mevcut riskin katlanmaması, borç bakiyesinin daha fazla artmaması bakımından peşin satış şeklinde gaz tedarikinde bulunmasının, davacının ticari faaliyetlerine zarar verici veya onun mahvına sebep olacak eylemler olarak değerlendirilemeyeceği, başka bir anlatımla, davalının peşin satış şeklinde gaz sevkiyatı yapması ve bu hususta davacı bayiye ihtarnameler göndermesi bayinin iddialarının aksine onun ticaretini zorlaştırmak ya da prim alacaklarına engel olmak için değil de, sözleşme hükümleri kapsamında mevcut borç riskinin artmaması ve davalının sözleşmeden beklenen menfaatin sağlanmasına ilişkin olduğu, bu nedenle asıl dava dosyası yönünden gaz sevkiyatı yapılmadığı iddiasına dayalı olarak maddi zarar ve kar mahrumiyeti taleplerinin ile yine birleşen dava dosyasında aynı nedenlerle ileri sürdüğü kâr mahrumiyeti taleplerinin reddi gerektiği, öte yandan, 23.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda vurgulandığı üzere, davacı bayinin peşin ödeme yaptığı hallerde davalı şirketin gaz sevkiyatında bulunduğu, bu suretle davacının gaz satışı yaptığı, peşin ödeme yapıldığı halde davalının gaz sevkiyatı yapmadığı yönünde dosyada hiçbir bilgi, belge, veri veya delilin bulunmadığı, davalının gaz sevkiyatı yapmamasında davacı bayinin prim alacaklarına engel olmak, bayiinin mahvına sebep olmak ya da bayinin kâr elde etmesine engel olmak gibi bir düşünceden bahsedilemeyeceği, diğer taraftan bayilik sözleşmesi genel şartnamesinde ve ekindeki protokollerde davalı dağıtım şirketinin aynı bölge içinde yer ... alt bayilere doğrudan satış yapamayacağına yönelik sözleşmede bir hükmün bulunmadığı, dolayısıyla bölge bayi olan davacının sözleşme ile kararlaştırılmamış, bu konuda ve kendi bölgesinde münhasır yetkisinin bulunmayan hal için davalı tarafa kusur isnat edemeyeceği gibi davalının sözleşmeye aykırı davrandığını da ileri süremeyeceği, davalı şirket davacının bölgesinde doğrudan gaz sevkiyatı yapabileceğinden ve bu konuda davalı şirkete sözleşme ile herhangi bir engel/yasak da konulmadığından davacının muarazanın giderilmesi ve davalının sözleşmeye riayet etmesi yönündeki taleplerinin de reddi gerektiği, bölge bayi olan davacının borçlarını ödeyemediği, bu nedenle hem kendisine hem de alt bayilerine gaz tedarikinde bulunamadığı, bunların yanı sıra alt bayilerin de gaz almalarına engel olacak şekilde davalının gaz sevkiyatının engellenmesine yönelik sözleşmeye uyma/riayet etme talebinde bulunmasının hem ticari hayatın akışına hem de dürüstlük kuralına aykırı düştüğü, birleşen dosya yönünden davacı bayi sözleşmeden kaynaklanan prim alacaklarının da tahsili yönünden davacı bayinin yaptığı gaz alımları ve satışları sebebiyle 12.675,49 TL prim alacağının bulunduğu gerekçesiyle asıl dava dosyası yönünden davacının muarazanın giderilmesi ile davalının sözleşme hükümlerine uyulmasına karar verilmesi ve maddi zarar ile kâr mahrumiyetine ilişkin tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine, birleşen dava dosyası yönünden davacının prim alacağına yönelik talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, 12.675,49 TL prim alacağının birleşen davanın açılış tarihi olan 04.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece müvekkilinin bakiye borcu kabul ettiği belirtilmişse de, bu yönde bir kabulünün bulunmadığını, 27.01.2011 tarihli ek sözleşmelerin dikkate alınmadığını, müvekkili ile ek sözleşmeye konu borcun ödenmesini teminen, müvekkilini 3 yıl 8 ay 23 ... süreli bayilik sözleşmesi (27.01.2011 tarihli) ile bağlı tutarak borcun ödenmesini garanti altına aldığını ve bu süre ile müvekkilinin de bayi olarak kalacağı inancı yarattığını, davalının sektörde alışılagelmiş teamülün dışına çıkarak, kesirli bir süre için bayilik sözleşmesi yapmasındaki amacın müvekkilinin borcunun ancak bu süre zarfında alabileceği/satabileceği LPG ile ödenebileceğini öngörmesi neticesinde olduğunu, 3 yıl 8 ay 23 ... içerisinde, her ay en az 500 ton almak kaydı ile, 515.945,00 TL'lik LPG vereceğini ve müvekkilinin de aylık alım taahhüdünün gerçekleştiği oranda, "bayi destek primi" faturası düzenleyerek, davacıdan alacaklı olacağını fakat bayi destek prim faturasının, tablo halinde verilen senetlerden fazla olmayacağını, bu şekilde önceden kalan borcun (iki ayrı tabloda belirtilen) tasfiyesinin amaçlandığını, 27.01.2011 tarihli ek sözleşmenin 6 ncı maddesi; "ilgili tarihe denk gelen senet tutarına karşın, aylık alım tahhüdüne gerçekleşen alımın oranlaması ile bulunacak olan ve en fazla senet tutarı kadar "bayi destek primi" faturası kesecektir." şeklindeki düzenlemenin de, yukarıdaki açıklamayı desteklediğini, davacının defterlerinde, bu ek sözleşmede geçen bonolar "Hibe senet virmanı" olarak yer aldığını ve ... kayıt yapılmak suretiyle müvekkilinin borçlu olarak gösterildiğini, netice olarak devir öncesi borcun bu şekilde tasfiye edileceğinin taraflarca kararlaştırıldığını, ancak davalı devri sonrasında ...'de bulunan müvekkiline 75 kilometre uzaklıktaki Samsun yerine, 350 kilometre uzaklıktaki Kırıkkale'den ürün almaya zorladığını, müvekkilinin nakliye giderlerinin artmasını sağlayarak, devir eden Total Oil şirketinin taahhüdünün gerçekleşmesini imkansızlaştırmaya çalıştığını, müvekkilinin, ekonomik şartlarını zorlayarak ve gerektiğinde alt bayilerine zamanında ürün teslim edemeyerek güç durumlar yaşamasına neden olduğunu, müvekkilinin borcunun devir öncesinden kalan çek ve bonolardan kaynaklanmakta olup, bu borcun tasfiyesi için 27.01.2011 tarihli ek sözleşme yapıldığını bu ek sözleşme ile davalıya (devir edene), ... bonolar verilerek borcun tecdit edildiğini, feshin haklı olup olmadığı, sözleşmenin 19/b ve 27/a maddesine göre değerlendirilmişse de, bu sözleşme ve hükümlerinin kararlaştırıldığı tarihindeki fiili durum yerine, davalının sonradan kötüniyetli olarak yarattığı (peşin ödeme, Kırıkkale'den ürün alma) duruma göre değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşme ve ek sözleşmelerin yapıldığı tarihte, müvekkilinin peşin bedel ile ürün alma şartı olmadığı gibi ürünlerini de Samsun'dan aldığını, bu şartlar dahilinde, 3 yıl 8 ay 23 günlük sözleşme yapıldığını ve bu süre içinde bu şartlarda ürün alabileceği inancı yaratılarak, devir öncesi borcun tasfiyesinin, alınan ürün kadar bayi destek primi faturası düzenlenerek sağlanacağını, ancak, davalı, şartları sonradan güçleştirerek, müvekkilinin ek sözleşmedeki aylık alım taahhüdünü sağlamasını engellediğini, aslında amacın da, devir edenin müvekkiline sağladığı imkanın, devir ... davalı tarafından kabul görmemesi olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan maddi zarar, kâr mahrumiyeti ve prim alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi.
3.Değerlendirme
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/844 E. 2023/7426 K.
Ortak:alım taahhüdü · virman · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · ek prim · garantörlük · mahsup · bono
İncelediğiniz kararda… madığını, 27.01.2011 tarihli ek sözleşmelerin dikkate alınmadığını, müvekkili ile ek sözleşmeye konu borcun ödenmesini teminen, müvekkilini 3 yıl 8 ay 23 ... süreli «bayilik sözleşmesi» (27.01.2011 tarihli) ile bağlı tutarak borcun ödenmesini «garanti» altına aldığını ve bu süre ile müvekkilinin de bayi olarak kalacağı inancı yarattığını, davalının sektörde alışılagelmiş «teamülün» dışına çıkarak, kesirli bir süre için bayilik sözleşmesi yapmasındaki amacın müvekkilinin borcunun ancak bu süre zarfında alabileceği/satabileceği LPG ile ödenebileceğini öngörmesi neticesinde olduğunu, 3 yıl 8 ay 23 ... içerisinde, her ay en az 500 ton almak «kaydı» ile, 515.945,00 TL'lik LPG vereceğini ve müvekkilinin de aylık «alım taahhüdünün» gerçekleştiği oranda, "bayi destek «primi»" faturası düzenleyerek, davacıdan alacaklı olacağını fakat bayi destek prim faturasının, tablo halinde verilen senetlerden fazla olmayacağını, bu şekilde önceden kalan borcun (iki ayrı tabloda belirtilen) tasfiyesinin amaçlandığını, 27.01.2011 tarihli ek sözleşmenin 6 ncı maddesi; "ilgili tarihe denk gelen senet tutarına karşın, aylık alım tahhüdüne gerçekleşen alımın oranlaması ile bulunacak olan ve en fazla senet tutarı kadar "bayi destek primi" faturası kesecektir." şeklindeki düzenlemenin de, yukarıdaki açıklamayı desteklediğini, davacının «defterlerinde», bu ek sözleşmede geçen «bonolar» "Hibe senet «virmanı»" olarak yer aldığını ve ... kayıt yapılmak suretiyle müvekkilinin borçlu olarak gösterildiğini, netice olarak devir öncesi borcun bu şekilde «tasfiye» edileceğinin taraflarca kararlaştırıldığını, ancak davalı devri sonrasında ...'de bulunan müvekkiline 75 kilometre uzaklıktaki Samsun yerine, 350 kilometre uzaklıktaki Kırıkkale'den ürün almaya zorladığını, müvekkilinin nakliye giderlerinin artmasını sağlayarak, devir eden Total Oil şirketinin taahhüdünün gerçekleşmesini imkansızlaştırmaya çalıştığını, müvekkilinin, ekonomik şartlarını zorlayarak ve gerektiğinde alt bayilerine zamanında ürün «teslim» edemeyerek güç durumlar yaşamasına neden olduğunu, müvekkilinin borcunun devir öncesinden kalan «çek» ve bonolardan kaynaklanmakta olup, bu borcun tasfiyesi için 27.01.2011 tarihli ek sözleşme yapıldığını bu ek sözleşme ile davalıya (devir edene), ... bonolar verilerek borcun «tecdit» edildiğini, feshin haklı olup olmadığı, sözleşmenin 19/b ve 27/a maddesine göre değerlendirilmişse de, bu sözleşme ve hükümlerinin kararlaştırıldığı tarihindeki fiili durum yerine, davalının sonradan «kötüniyetli» olarak yarattığı (peşin ödeme, Kırıkkale'den ürün alma) duruma göre değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşme ve ek sözleşmelerin yapıldığı tarihte, müvekkilinin peş …
Mahkemece Verilen Son Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... ile «temlik» eden Total Oil A.Ş. arasında 27.01.2011 tarihinde tüplü lpg satışına yönelik «bayilik sözleşmesi» ve genel şartnamesinin imzalandığı, sözleşme süresi içinde Total Oil A.Ş.'nin sözleşmeden kaynaklanan hak ve borçlarını davalı ...Ş.'ye devir ve temlik ettiği, bu devir ve temlik işleminin bayi olan davacıya 26.08.2011 tarihinde bildirildiği, davacı bayinin temin ettiği gaz bedellerini vadesinde ödemesi gerektiği, «vadenin» ve ödemelerin nasıl yapılacağının ek «protokollerle» düzenlendiği, bu hususta ödemelerin zamana yayılarak borcun taksitlendirilmesine ilişkin davacı bayiden «çek» ve senetlerin alındığı, ancak bayinin vadesi gelmesine rağmen dört adet çekinin karşılıksız çıktığı, bir kısım senetlerinin «protesto» edildiği, başka bir anlatımla davacı bayinin sözleşmede kararlaştırılan gaz bedeline ilişkin borcunu yerine getiremediği, esasen mevcut bakiye borcun davacının da kabulünde olduğu, davacı bayi gaz bedeli borcunun bulunduğunu bilmesine rağmen yine de gaz sevkiyatı yapılarak elde etmesi muhtemel «prim» alacaklarından borcunun «mahsup» edilmesi şeklindeki iddialar ileri sürmüş ise de, bu konudaki zarar talepleri sözleşme hükümleri karşısında yerinde görülmediği, bayilik sözleşmesinde veresiye satış konusunda davacı lehine kararlaştırılan bir maddenin bulunmadığı, yine sözleşmede borç ödenmediği takdirde davacıya gaz sevkiyatının devam edeceği noktasında da bir düzenlemenin bulunmadığı, davacının devir tarihi itibariyle dahi yüklü miktarda gaz borcunun bulunduğu, sözleşmede kararlaştırılan vadelerde borcunu ödeyemediği, buna rağmen gaz sevkiyatının devam ederek ticari faaliyetine devam etmek istemesi ve karşı taraftan «ifa» talebinde bulunması açıkça «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu gibi «dürüstlük kuralına» da aykırı düştüğü, davalı «dağıtım» şirketinin mevcut riskin katlanmaması, borç bakiyesinin daha fazla artmaması bakımından peşin satış şeklinde gaz tedarikinde bulunmasının, davacının ticari faaliyetlerine zarar verici veya onun mahvına sebep olacak eylemler olarak değerlendirilemeyeceği, başka bir anlatımla, davalının peşin satış şeklinde gaz sevkiyatı yapması ve bu hususta davacı bayiye «ihtarnameler» göndermesi bayinin iddialarının aksine onun ticaretini zorlaştırmak ya da prim alacaklarına engel olmak için değil de, sözleşme hükümleri kapsamında mevcut borç riskinin artmaması ve davalının sözleşmeden beklenen menfaatin sağlanmasına ilişkin olduğu, bu nedenle asıl dava dosyası yönünden gaz sevkiyatı yapılmadığı iddiasına dayalı olarak maddi zarar ve «kar mahrumiyeti» taleplerinin ile yine birleşen dava dosyasında aynı nedenlerle ileri sürdüğü kâr mahrumiyeti taleplerinin reddi gerektiği, öte yandan, 23.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda vurgulandığı üzere, davacı bayinin peşin ödeme yaptığı hallerde davalı şirketin gaz sevkiyatında bulunduğu, bu suretle davacının gaz satışı yaptığı, peşin ödeme yapıldığı halde davalının gaz sevkiyatı yapmadığı yönünde dosyada hiçbir bilgi, belge, veri veya delilin bulunmadığı, davalının gaz sevkiyatı yapmamasında davacı bayinin prim alacaklarına engel olmak, bayiinin mahvına sebep olmak ya da bayinin kâr elde etmesine engel olmak gibi bir düşünceden bahsedilemeyeceği, diğer taraftan bayilik sözleşmesi genel şartnamesinde ve ekindeki protokollerde davalı dağıtım şirketinin aynı bölge içinde yer ... alt bayilere doğrudan satış yapamayacağına yönelik sözleşmede bir hükmün bulunmadığı, dolayısıyla bölge bayi olan davacının sözleşme ile kararlaştırılmamış, bu konuda ve kendi bölgesinde «münhasır» «yetkisinin» bulunmayan hal için davalı tarafa «kusur» isnat edemeyeceği gibi davalının sözleşmeye aykırı davrandığını da ileri süremeyeceği, davalı şirket davacının bölgesinde doğrudan gaz sevkiyatı yapabileceğinden ve bu konuda davalı şirkete sözleşme ile herhangi bir engel/yasak da konulmadığından davacının «muarazanın giderilmesi» ve davalının sözleşmeye riayet etmesi yönündeki taleplerinin de reddi gerektiği, bölge bayi olan davacının borçlarını ödeyemediği, bu nedenle hem kendisine hem de alt bayilerine gaz tedarikinde bulunamadığı, bunların yanı sıra alt bayilerin de gaz almalarına engel olacak şekilde davalının gaz sevkiyatının engellenmesine yönelik sözleşmeye uyma/riayet etme talebinde bulunmasının hem ticari hayatın akışına hem de dürüstlük kuralına aykırı düştüğü, birleşen dosya yönünden davacı bayi sözleşmeden kaynaklanan prim alacaklarının da tahsili yönünden davacı bayinin yaptığı gaz alımları ve satışları sebebiyle 12.675,49 TL «prim alacağının» bulunduğu gerekçesiyle asıl dava dosyası yönünden davacının muarazanın giderilmesi ile davalının sözleşme hükümlerine uyulmasına karar verilmesi ve maddi zarar ile kâr mahrumiyetine ilişkin tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine, birleşen dava dosyası yönünden davacının prim alacağına yönelik talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, 12.675,49 TL prim alacağının birleşen davanın açılış tarihi olan 04.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Total Oil Türkiye firması ile 27.01.2011 tarihinde «bayilik sözleşmesi» ve genel şartnamesi ile buna bağlı ek sözleşmeler imzalayarak bu firmaya bağlı bölge «depo» bayisi olarak çalıştığını ve bu firma ile yapılan sözleşmede aylık gaz satışından ton başı 380 TL+KDV «prim» ücreti almakta iken bu firmanın davalıya devredildiğini ve devir işleminin de davalı tarafından 26.08.2011 tarihli mektup ile müvekkiline bildirildiğini, davalının devir işleminden sonra davacının dava dışı Total Oil firması ile akdetmiş olduğu sözleşmelere aykırı hareketlerde bulunduğunu, davacıya dava dışı Total Oil ile akdedilen sözleşme uyarınca ödemesi gereken primleri ödemediği gibi gaz sevkiyatını da durdurduğunu, müvekkili davacının aylık ortalama 42 ton gaz satışı olduğunu ve davalının gaz sevkiyatını durdurması ve bu sevkiyatları yapacak olsaydı elde edeceği prim alacaklarından «mahrum» kaldığını, davacının birçok kez yapmış olduğu sözlü ihtarlara cevap verilmediğini ve davacı tarafından ...
Benzer bu kararda… lerin yorumunun doğrudan hakim tarafından yapılması gerektiğini, davacının müvekkili ile ek sözleşmeye konu borcun ödenmesini teminen, müvekkilini 3 yıl 8 ay 23 gün «bayilik sözleşmesi» ile bağlı tutarak borcun ödenmesini «garanti» altına aldığını ve bu süre ile müvekkilinin de bayi olarak kalacağı inancı yarattığını, davacı, müvekkiline 3 yıl 8 ay 23 gün içerisinde, her ay en az 500 ton almak «kaydı» ile, 515.945,00 TL'lik LPG vereceğini ve müvekkilinin de, aylık «alım taahhüdünün» gerçekleştiği oranda "bayi destek «primi»" faturası düzenleyerek davacıdan alacaklı olacağını (davacıyı borçlu kılacağını) ve fakat bayi destek prim faturasının tablo halinde verilen senetlerden fazla olam …
… ; "ilgili tarihe denk gelen senet tutarına karşın, aylık alım tahhüdüne gerçekleşen alımın oranlaması ile bulunacak olan ve en fazla senet tutarı kadar "bayi destek «primi»" faturası kesecektir." hükmünden, senet bedellerinin alınan ürün miktarı kadar karşılıksız kalacağına ilişkin bir anlam çıkmadığı kanaatine vardıklarını, oysaki, aynı tarihli «bayilik sözleşmesi» ve ek sözleşme birlikte değerlendirildiğinde, tam da bu sonucun çıktığını, kaldı ki, davacının «defterlerinde», bu ek sözleşmede geçen bonoların "Hibe senet «virmanı»" olarak yer aldığını, ve ... kayıt yapılmak suretiyle, müvekkilinin borçlu gösterildiğini, Mahkemece, davacının yazılı onayı olmadığı yönündeki gerekçesinin, davacının «faturalara itiraz» etmemesi, davacının yarattığı ... ilişkisi ve inanç karşısında yetersiz olduğunu, her ay bedeli ödenerek alınan ürün kadar, alınan ürünün faturası dışında, sözleşmede yer ... «bono» miktarlarını aşmamak «kaydı» ile "bayi destek primi" adı altında düzenlenecek faturanın bir hibe olmadığı yönündeki gerekçesininde dosya kapsamına aykırı olduğunu, her ne kadar, davacı, ödemelerin yapılmadığını iddia etmekte ise de, devir sonrasında alınan her ürünün bedelinin ödendiğini, sözleşme ve ek sözleşmelerin yapıldığı tarihte, müvekkilinin peşin bedel ile ürün alma şartı olmadığı gibi, ürünlerini de Samsun'dan aldığını, ancak; davacının, şartları sonrada güçleştirerek müvekkilinin ek sözleşmedeki aylık alım tahhüdünü sağlamasını engellediğini, bu nedenle «temerrüt» sebebiyle yapılan feshin haksız bir «fesih» olduğunu, temerrüt oluşsa bile, «temerrüt ihtarının», 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nunda öngörülen noter aracılığıyla, «taahhütlü» mektupla, telgrafla yapılması zorunlu şartlara uyulmadan yapıldığını, yine «karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 123 üncü maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun)106 ncı maddesi) gereğince uygun bir süre verilmeden sözleşme feshedildiğinden davacının feshinin ve fesih nedeniyle yapılan «ipoteğin paraya çevrilmesi» talebinin haksız olduğunu, dava konusu alacak miktarı likit olmadığından «icra inkar tazminatına» hükmedilmesinin doğru olmadığını, ayrıca dava kısmen kabul edilmekle müvekkilleri lehine haksız ve kötü niyetle yapılan takip yapıldığından tazminata hükmedilmesi gerekirken hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere salt bilirkişi raporu çerçevesinde 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacının 457.841,39 TL alacaklı olduğu kabul edildiği halde, mahkemece müvekkili ...'den 592.938,28 TL ve ...'den ise, 565.000,00TL alacaklı olduğu şeklindeki kabule karar vermesinin dosya kapsamına uygun olmadığını, müvekkili ... aleyhinde yapılan 651.150,01 TL tutarlı icra takibi yapıldığı ve mahkemece 565.000,00 TL yönünden takibin devamına karar verildiği halde müvekkili lehine takdir olunan vekâlet ücretine hükmolunmadığını, alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi talebinde bulunduğu taşınmazların akit tablolarını «takip talebine» eklemesi gerektiğini ve takibin yalnız bu taşınmazlar için söz konusu olduğunu, takip talebi 5 no.lu bentte, ipoteğe konu taşınmazlar ve «ipotek» akit tabloları yazılmış ise de ve bu açıklamanın D) bendinde, 5 no.lu bağımsız «bölüm» üzerinde, 1.
… luklarının davacı tarafından devir alındığı, davalı ile Total Oil arasında imzalanan 27.11.2011 tarihli sözleşmenin 6. maddesi gereğince hak kazanılacak bayi destek «primi» ile bu sözleşmedeki «bono» miktarı borcun ödenmiş kabul edileceği ve bu anlaşma gereğince Total Oil'in davalıya vermeyi «taahhüt» ettiği 500 ton LPG'nin aslında «bedelsiz» olduğu iddiası yönünden 27.01.2011 tarihli sözleşmenin 6. maddesi açık olup, davalının iddiasının aksine bir hibe bulunmadığı, bu ek sözleşmede bir «mahsuplaşma» sisteminin düzenlendiği, davaya konu alacağın nedeni olan senetlerin, 'bayi destek primi' ile mahsuplaşılabilmesi için Total'in yazılı onayının gerektiği, yine bu yazılı onayın verilmemesi halinde ise Total'e ödemiş (ödeyeceği) olduğu senetler için Total'den tazmin talebinde bulunmayacağının net bir şekilde kararlaştırıldığı, davalı ile davacı arasında Total'ın devri sonrası alıma ilişkin ticari ilişki bulunsa da, devir sonrası taraflar arasında davacı lehine ... alacaklar ödenmiş olduğundan dava konusu alacakların Total'in davacıya devrettiği alacaklar olduğu, taşınmaz maliki «ipotek» borçluları ... ve ...'in ...'in Total AŞ nezdinde doğmuş ve doğacak borçları için taşınmaz rehni verdiklerinden ... ve ...'nın «ipotek limiti» dahilinde borçtan sorumlu bulundukları, ...'e ait taşınmazların 250.000TL'si için düzenlenen «resmi senetlerde» ipotekli alacağa aylık %10 oranında faiz uygulanacağının düzenlendiği, diğerlerinde ise faiz «kaydının» olmadığı, ipotek akdinde «temerrüt faizi» bulunmayan ipotekler açısından sözleşmenin 19/b maddesi gereğince temerrüt faizi talebi ödeme emrinde bulunmadığından «işlemiş faiz» hesabının 312.899,89 TL açısından gerekmediği, asıl borçlu ...'in temerrüdünün 23.10.2012 tarihinde başladığı, takip tarihinin 11.12.2012 tarihi olduğu, ... bakımından belirlenen «asıl alacak» 562.899,89TL den ; %10 faiz kaydı mevcut olan 250.000,00TL için %120 orandan hesaplanan 40.000,00TL işlemiş faizi talep edilebileceği, «vade farkı» asıl alacak hükmünde olduğundan faize faiz işletilmesinin sözkonusu olmadığı, alacağın tamamına %120 oranında işlemiş temerrüt faiz işletilemeyeceği, takipte zaten …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:karşılıklı borç yükleyen sözleşme · muavin defter · limit ipoteği · resmi senet · temerrüt ihtarı · vade farkı · cari hesap sözleşmesi · ipotek limiti
Benzer bu karardaMahkemece Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2016 tarih, 2013/192E. ve 2016/181K. sayılı kararı ile taşınmaz maliki «ipotek» borçluları ... ve ...’in, ...’in Total … A.Ş. nezdinde doğmuş ve doğacak borçları için taşınmaz rehni verdikleri, bu sebeple ipotek limitleri ile sorumlu oldukları, mahkemece bilirkişi raporunun alındığı, ... tarafından verilen 250.000,00 TL bedelli ipoteklerde, ipotekli alacağa % 10 oranında faiz uygulanacağının kararlaştırıldığı, ... tarafından verilen diğer ipoteklerde faiz «kaydının» bulunmadığı, ancak asıl borçlunun % 6 oranında «gecikme faizi» ödeyeceğinin sözleşmede kararlaştırıldığı, bu sebeple 250.000,00 TL için %10 ve kalan borç için % 6 oranında gecikme faizi hesaplanması gerektiği, bilirkişi raporunda asıl borçlu için borcun tamamı üzerinden «temerrüt faizi» hesaplanmış ise de, 250.000,00 TL düşülerek kalan borç için aylık % 6 üzerinden temerrüt faizi hesaplanması gerektiği, bu yanlışlığın ek rapor alınmaksızın mahkemece yapılan hesaplama ile giderildiği, ...’in 565.000,00 TL «ipotek limiti» aşılmamak üzere borçtan sorumlu olduğu, asıl borçlu ...’in 23.10.2012 tarihinde temerrüde düştüğü, bu şekilde asıl borçlu ...’in toplam 70.038,39 TL işlemiş faizden sorumlu olduğu, «vade farkı» «asıl alacak» hükmünde olduğundan faize faiz yürütülmesinin söz konusu olmadığı, alacağın tamamına % 120 faiz işletilmesinin söz konusu olamayacağı, «limit ipoteği» söz konusu olduğundan limitin aşılamayacağı, toplam ipotek limitinin 625.000,00 TL olduğu, ancak 651.150,00 TL borç için takip yapıldığı, limiti aşan kısım için it …
… luklarının davacı tarafından devir alındığı, davalı ile Total Oil arasında imzalanan 27.11.2011 tarihli sözleşmenin 6. maddesi gereğince hak kazanılacak bayi destek «primi» ile bu sözleşmedeki «bono» miktarı borcun ödenmiş kabul edileceği ve bu anlaşma gereğince Total Oil'in davalıya vermeyi «taahhüt» ettiği 500 ton LPG'nin aslında «bedelsiz» olduğu iddiası yönünden 27.01.2011 tarihli sözleşmenin 6. maddesi açık olup, davalının iddiasının aksine bir hibe bulunmadığı, bu ek sözleşmede bir «mahsuplaşma» sisteminin düzenlendiği, davaya konu alacağın nedeni olan senetlerin, 'bayi destek primi' ile mahsuplaşılabilmesi için Total'in yazılı onayının gerektiği, yine bu yazılı onayın verilmemesi halinde ise Total'e ödemiş (ödeyeceği) olduğu senetler için Total'den tazmin talebinde bulunmayacağının net bir şekilde kararlaştırıldığı, davalı ile davacı arasında Total'ın devri sonrası alıma ilişkin ticari ilişki bulunsa da, devir sonrası taraflar arasında davacı lehine ... alacaklar ödenmiş olduğundan dava konusu alacakların Total'in davacıya devrettiği alacaklar olduğu, taşınmaz maliki «ipotek» borçluları ... ve ...'in ...'in Total AŞ nezdinde doğmuş ve doğacak borçları için taşınmaz rehni verdiklerinden ... ve ...'nın «ipotek limiti» dahilinde borçtan sorumlu bulundukları, ...'e ait taşınmazların 250.000TL'si için düzenlenen «resmi senetlerde» ipotekli alacağa aylık %10 oranında faiz uygulanacağının düzenlendiği, diğerlerinde ise faiz «kaydının» olmadığı, ipotek akdinde «temerrüt faizi» bulunmayan ipotekler açısından sözleşmenin 19/b maddesi gereğince temerrüt faizi talebi ödeme emrinde bulunmadığından «işlemiş faiz» hesabının 312.899,89 TL açısından gerekmediği, asıl borçlu ...'in temerrüdünün 23.10.2012 tarihinde başladığı, takip tarihinin 11.12.2012 tarihi olduğu, ... bakımından belirlenen «asıl alacak» 562.899,89TL den ; %10 faiz kaydı mevcut olan 250.000,00TL için %120 orandan hesaplanan 40.000,00TL işlemiş faizi talep edilebileceği, «vade farkı» asıl alacak hükmünde olduğundan faize faiz işletilmesinin sözkonusu olmadığı, alacağın tamamına %120 oranında işlemiş temerrüt faiz işletilemeyeceği, takipte zaten …
… ; "ilgili tarihe denk gelen senet tutarına karşın, aylık alım tahhüdüne gerçekleşen alımın oranlaması ile bulunacak olan ve en fazla senet tutarı kadar "bayi destek «primi»" faturası kesecektir." hükmünden, senet bedellerinin alınan ürün miktarı kadar karşılıksız kalacağına ilişkin bir anlam çıkmadığı kanaatine vardıklarını, oysaki, aynı tarihli «bayilik sözleşmesi» ve ek sözleşme birlikte değerlendirildiğinde, tam da bu sonucun çıktığını, kaldı ki, davacının «defterlerinde», bu ek sözleşmede geçen bonoların "Hibe senet «virmanı»" olarak yer aldığını, ve ... kayıt yapılmak suretiyle, müvekkilinin borçlu gösterildiğini, Mahkemece, davacının yazılı onayı olmadığı yönündeki gerekçesinin, davacının «faturalara itiraz» etmemesi, davacının yarattığı ... ilişkisi ve inanç karşısında yetersiz olduğunu, her ay bedeli ödenerek alınan ürün kadar, alınan ürünün faturası dışında, sözleşmede yer ... «bono» miktarlarını aşmamak «kaydı» ile "bayi destek primi" adı altında düzenlenecek faturanın bir hibe olmadığı yönündeki gerekçesininde dosya kapsamına aykırı olduğunu, her ne kadar, davacı, ödemelerin yapılmadığını iddia etmekte ise de, devir sonrasında alınan her ürünün bedelinin ödendiğini, sözleşme ve ek sözleşmelerin yapıldığı tarihte, müvekkilinin peşin bedel ile ürün alma şartı olmadığı gibi, ürünlerini de Samsun'dan aldığını, ancak; davacının, şartları sonrada güçleştirerek müvekkilinin ek sözleşmedeki aylık alım tahhüdünü sağlamasını engellediğini, bu nedenle «temerrüt» sebebiyle yapılan feshin haksız bir «fesih» olduğunu, temerrüt oluşsa bile, «temerrüt ihtarının», 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nunda öngörülen noter aracılığıyla, «taahhütlü» mektupla, telgrafla yapılması zorunlu şartlara uyulmadan yapıldığını, yine «karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 123 üncü maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun)106 ncı maddesi) gereğince uygun bir süre verilmeden sözleşme feshedildiğinden davacının feshinin ve fesih nedeniyle yapılan «ipoteğin paraya çevrilmesi» talebinin haksız olduğunu, dava konusu alacak miktarı likit olmadığından «icra inkar tazminatına» hükmedilmesinin doğru olmadığını, ayrıca dava kısmen kabul edilmekle müvekkilleri lehine haksız ve kötü niyetle yapılan takip yapıldığından tazminata hükmedilmesi gerekirken hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere salt bilirkişi raporu çerçevesinde 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacının 457.841,39 TL alacaklı olduğu kabul edildiği halde, mahkemece müvekkili ...'den 592.938,28 TL ve ...'den ise, 565.000,00TL alacaklı olduğu şeklindeki kabule karar vermesinin dosya kapsamına uygun olmadığını, müvekkili ... aleyhinde yapılan 651.150,01 TL tutarlı icra takibi yapıldığı ve mahkemece 565.000,00 TL yönünden takibin devamına karar verildiği halde müvekkili lehine takdir olunan vekâlet ücretine hükmolunmadığını, alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi talebinde bulunduğu taşınmazların akit tablolarını «takip talebine» eklemesi gerektiğini ve takibin yalnız bu taşınmazlar için söz konusu olduğunu, takip talebi 5 no.lu bentte, ipoteğe konu taşınmazlar ve «ipotek» akit tabloları yazılmış ise de ve bu açıklamanın D) bendinde, 5 no.lu bağımsız «bölüm» üzerinde, 1.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/181E. sayılı dosyasının da «bekletici mesele» yapılması gerektiğini, «prim» esaslarını uygulamamak için gaz sevkiyatı yapmadığını, sözleşmede belirtilen diğer hususları da ihlal ederek bu yönde muazara yaratarak «sözleşmeyi ihlal» ettiğini, bu hususta ... tarafından dava açıldığını, davanın açılmasından sonra icra takibi yapıldığını, Total Oil ile ... arasında akdedilen sözleşmelerde ton başına 380,00 TL Katma Değer Vergisi (KDV) prim bedeli olduğunu, Aygaz firması devir alana kadar sözleşmeye uygun şekilde Total Oil firmasından alımlarının yaparak prim faturalarının tanzim etmiş ve alacaklardan düşülmüş olduğunu, devir sonrası firmanın gaz sevkiyatı yapmadığını, taleplerinin geri çevrilerek, ton başına ödenen prim ödemelerinin yapmama amacında olduklarını, maddi ve manevi olarak zarara uğradıklarını, Aygaz firmasının devri aldığı tarihten sonra oluşan bir borç bulunmadığını, dolayısıyla 26.08.2012 tarihinden sonra likit olmuş «muaccel» hale gelmiş alacakları olmadığını, Total Oil Türkiye firması ile devri öncesi «protokoller» ile yapılan düzenlemede davacı tarafın alacak olarak ileri sürdüğü «çek» ve bonoların «bedelsiz» kaldığını, faize faiz işleterek, yüksek faiz oranı uygulamış olduğunu, alacaklı taraf ile «cari hesap sözleşmesi» olmadığını, Total Oil firması ile akdedilen protokoller ile ton başına primler ile borcun ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak Aygaz firmasının «tasfiye» protokollerini uymadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13070 E. 2010/4513 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · kâr kaybı · kâr dağıtımı
İncelediğiniz karardaMahkemece Verilen Son Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... ile «temlik» eden Total Oil A.Ş. arasında 27.01.2011 tarihinde tüplü lpg satışına yönelik «bayilik sözleşmesi» ve genel şartnamesinin imzalandığı, sözleşme süresi içinde Total Oil A.Ş.'nin sözleşmeden kaynaklanan hak ve borçlarını davalı ...Ş.'ye devir ve temlik ettiği, bu devir ve temlik işleminin bayi olan davacıya 26.08.2011 tarihinde bildirildiği, davacı bayinin temin ettiği gaz bedellerini vadesinde ödemesi gerektiği, «vadenin» ve ödemelerin nasıl yapılacağının ek «protokollerle» düzenlendiği, bu hususta ödemelerin zamana yayılarak borcun taksitlendirilmesine ilişkin davacı bayiden «çek» ve senetlerin alındığı, ancak bayinin vadesi gelmesine rağmen dört adet çekinin karşılıksız çıktığı, bir kısım senetlerinin «protesto» edildiği, başka bir anlatımla davacı bayinin sözleşmede kararlaştırılan gaz bedeline ilişkin borcunu yerine getiremediği, esasen mevcut bakiye borcun davacının da kabulünde olduğu, davacı bayi gaz bedeli borcunun bulunduğunu bilmesine rağmen yine de gaz sevkiyatı yapılarak elde etmesi muhtemel «prim» alacaklarından borcunun «mahsup» edilmesi şeklindeki iddialar ileri sürmüş ise de, bu konudaki zarar talepleri sözleşme hükümleri karşısında yerinde görülmediği, bayilik sözleşmesinde veresiye satış konusunda davacı lehine kararlaştırılan bir maddenin bulunmadığı, yine sözleşmede borç ödenmediği takdirde davacıya gaz sevkiyatının devam edeceği noktasında da bir düzenlemenin bulunmadığı, davacının devir tarihi itibariyle dahi yüklü miktarda gaz borcunun bulunduğu, sözleşmede kararlaştırılan vadelerde borcunu ödeyemediği, buna rağmen gaz sevkiyatının devam ederek ticari faaliyetine devam etmek istemesi ve karşı taraftan «ifa» talebinde bulunması açıkça «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu gibi «dürüstlük kuralına» da aykırı düştüğü, davalı «dağıtım» şirketinin mevcut riskin katlanmaması, borç bakiyesinin daha fazla artmaması bakımından peşin satış şeklinde gaz tedarikinde bulunmasının, davacının ticari faaliyetlerine zarar verici veya onun mahvına sebep olacak eylemler olarak değerlendirilemeyeceği, başka bir anlatımla, davalının peşin satış şeklinde gaz sevkiyatı yapması ve bu hususta davacı bayiye «ihtarnameler» göndermesi bayinin iddialarının aksine onun ticaretini zorlaştırmak ya da prim alacaklarına engel olmak için değil de, sözleşme hükümleri kapsamında mevcut borç riskinin artmaması ve davalının sözleşmeden beklenen menfaatin sağlanmasına ilişkin olduğu, bu nedenle asıl dava dosyası yönünden gaz sevkiyatı yapılmadığı iddiasına dayalı olarak maddi zarar ve «kar mahrumiyeti» taleplerinin ile yine birleşen dava dosyasında aynı nedenlerle ileri sürdüğü kâr mahrumiyeti taleplerinin reddi gerektiği, öte yandan, 23.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda vurgulandığı üzere, davacı bayinin peşin ödeme yaptığı hallerde davalı şirketin gaz sevkiyatında bulunduğu, bu suretle davacının gaz satışı yaptığı, peşin ödeme yapıldığı halde davalının gaz sevkiyatı yapmadığı yönünde dosyada hiçbir bilgi, belge, veri veya delilin bulunmadığı, davalının gaz sevkiyatı yapmamasında davacı bayinin prim alacaklarına engel olmak, bayiinin mahvına sebep olmak ya da bayinin kâr elde etmesine engel olmak gibi bir düşünceden bahsedilemeyeceği, diğer taraftan bayilik sözleşmesi genel şartnamesinde ve ekindeki protokollerde davalı dağıtım şirketinin aynı bölge içinde yer ... alt bayilere doğrudan satış yapamayacağına yönelik sözleşmede bir hükmün bulunmadığı, dolayısıyla bölge bayi olan davacının sözleşme ile kararlaştırılmamış, bu konuda ve kendi bölgesinde «münhasır» «yetkisinin» bulunmayan hal için davalı tarafa «kusur» isnat edemeyeceği gibi davalının sözleşmeye aykırı davrandığını da ileri süremeyeceği, davalı şirket davacının bölgesinde doğrudan gaz sevkiyatı yapabileceğinden ve bu konuda davalı şirkete sözleşme ile herhangi bir engel/yasak da konulmadığından davacının «muarazanın giderilmesi» ve davalının sözleşmeye riayet etmesi yönündeki taleplerinin de reddi gerektiği, bölge bayi olan davacının borçlarını ödeyemediği, bu nedenle hem kendisine hem de alt bayilerine gaz tedarikinde bulunamadığı, bunların yanı sıra alt bayilerin de gaz almalarına engel olacak şekilde davalının gaz sevkiyatının engellenmesine yönelik sözleşmeye uyma/riayet etme talebinde bulunmasının hem ticari hayatın akışına hem de dürüstlük kuralına aykırı düştüğü, birleşen dosya yönünden davacı bayi sözleşmeden kaynaklanan prim alacaklarının da tahsili yönünden davacı bayinin yaptığı gaz alımları ve satışları sebebiyle 12.675,49 TL «prim alacağının» bulunduğu gerekçesiyle asıl dava dosyası yönünden davacının muarazanın giderilmesi ile davalının sözleşme hükümlerine uyulmasına karar verilmesi ve maddi zarar ile kâr mahrumiyetine ilişkin tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine, birleşen dava dosyası yönünden davacının prim alacağına yönelik talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, 12.675,49 TL prim alacağının birleşen davanın açılış tarihi olan 04.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Total Oil Türkiye firması ile 27.01.2011 tarihinde «bayilik sözleşmesi» ve genel şartnamesi ile buna bağlı ek sözleşmeler imzalayarak bu firmaya bağlı bölge «depo» bayisi olarak çalıştığını ve bu firma ile yapılan sözleşmede aylık gaz satışından ton başı 380 TL+KDV «prim» ücreti almakta iken bu firmanın davalıya devredildiğini ve devir işleminin de davalı tarafından 26.08.2011 tarihli mektup ile müvekkiline bildirildiğini, davalının devir işleminden sonra davacının dava dışı Total Oil firması ile akdetmiş olduğu sözleşmelere aykırı hareketlerde bulunduğunu, davacıya dava dışı Total Oil ile akdedilen sözleşme uyarınca ödemesi gereken primleri ödemediği gibi gaz sevkiyatını da durdurduğunu, müvekkili davacının aylık ortalama 42 ton gaz satışı olduğunu ve davalının gaz sevkiyatını durdurması ve bu sevkiyatları yapacak olsaydı elde edeceği prim alacaklarından «mahrum» kaldığını, davacının birçok kez yapmış olduğu sözlü ihtarlara cevap verilmediğini ve davacı tarafından ...
Noterliğinin 28.05.2012 tarih ve 13.06.2012 tarihli «ihtarnameleri» ile davalının Ankara Bölge Müdürlüğü'ne «ihtarda» bulunulduğunu, yapılan ihtarlarda Total Oil firması ile davacı arasında akdedilen sözleşmelere uyulması gerektiğinin bildirildiğini ancak davalının sözleşmeye aykırı davranmaya devam ettiğini ve davacının «dağıtım» yaptığı bayilere gaz satışını kendi bayilerinin yapacağını bildirerek davacının ticari faaliyetini sona erdirme çabası içerisinde olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak şartıyla maddi zarar ile kâr «mahrumiyeti» «sebebi» ile şimdilik 20.000,00 TL tazminatın «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaSHM’nin 2004/558.D.İş.sayılı tespit dosyası ve bilirkişi raporları ile sabit olduğu, «bayilik sözleşmesinin» 1/b maddesine aykırı davranışın davalı bayi açısından «haksız rekabet» teşkil ettiği, davacının sözleşmenin 14/a ve f. maddesi uyarınca haklı nedenle sözleşmeyi feshettiği, davacının sözleşmenin 15/a maddesi uyarınca davalının bu eyleminden dolayı maruz kaldığı zarar ve satış kaybından dolayı «mahrum» kaldığı karı davalıdan talep edebileceği, davacının mahrum kaldığı karın bilirkişilerce 1.743.975.974 TL olarak belirlendiği, davacının manevi zararının da doğduğu, davalı ...gaz A.Ş.’nin davacı ile davalı ...A.Ş. arasındaki bayilik sözleşmesini bilerek kendisine menfaat temin etmek amacı ile diğer davalıya LPG satışı yaptığı hususunu ispatlar nitelikte delilin dosyaya «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davalı ...
Mahkemece, davalı ...gaz A.Ş’nin davacı ile davalı ...A.Ş. arasındaki «bayilik sözleşmesini» bilerek kendisine menfaat temin etmek amacı ile diğer davalıya LPG satışı yaptığı hususunu ispatlar nitelikte delilin dosyaya «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davalı ...
Davalı ...gaz AŞ’nin basiretli bir «tacir» gibi davranmayıp bayi olmayan diğer davalı ...A.Ş’ye Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın tebliğlerine de (LPG «dağıtım» şirketi başka LPG şirketlerine ait LPG Otogaz Bayilerine LPG satışı yapamaz) aykırı olarak satış yapması eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu nazara alınmayıp yazılı gerekçe ile davalı ...gaz A.Ş yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kar kaybı · kazanç kaybı · maddi ve manevi tazminat · tacir · maddi tazminat · haksız rekabet · ibraz
Benzer bu karardaSHM’nin 2004/558.D.İş.sayılı tespit dosyası ve bilirkişi raporları ile sabit olduğu, «bayilik sözleşmesinin» 1/b maddesine aykırı davranışın davalı bayi açısından «haksız rekabet» teşkil ettiği, davacının sözleşmenin 14/a ve f. maddesi uyarınca haklı nedenle sözleşmeyi feshettiği, davacının sözleşmenin 15/a maddesi uyarınca davalının bu eyleminden dolayı maruz kaldığı zarar ve satış kaybından dolayı «mahrum» kaldığı karı davalıdan talep edebileceği, davacının mahrum kaldığı karın bilirkişilerce 1.743.975.974 TL olarak belirlendiği, davacının manevi zararının da doğduğu, davalı ...gaz A.Ş.’nin davacı ile davalı ...A.Ş. arasındaki bayilik sözleşmesini bilerek kendisine menfaat temin etmek amacı ile diğer davalıya LPG satışı yaptığı hususunu ispatlar nitelikte delilin dosyaya «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davalı ...
A.Ş. hakkındaki davanın reddine, davalı ...Tur.İnş.San.Tic.A.Ş. hakkındaki davanın kısmen kabulü ile bu davalının bayilik süresi içinde diğer davalıdan ürün alımı yapmasının «haksız rekabet» dolduğunun tespitine, 1.743,97 YTL «maddi tazminat» ile 1.000,00 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, haksız rekabetin önlenmesi yolundaki talebin sözleşmenin feshedilmiş olması nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Dava, davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti, men’i ve «maddi-manevi tazminat» istemlerine ilişkindir.
Davalı ...gaz AŞ’nin basiretli bir «tacir» gibi davranmayıp bayi olmayan diğer davalı ...A.Ş’ye Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın tebliğlerine de (LPG «dağıtım» şirketi başka LPG şirketlerine ait LPG Otogaz Bayilerine LPG satışı yapamaz) aykırı olarak satış yapması eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu nazara alınmayıp yazılı gerekçe ile davalı ...gaz A.Ş yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10597 E. 2010/1578 K.
Ortak:kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece Verilen Son Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... ile «temlik» eden Total Oil A.Ş. arasında 27.01.2011 tarihinde tüplü lpg satışına yönelik «bayilik sözleşmesi» ve genel şartnamesinin imzalandığı, sözleşme süresi içinde Total Oil A.Ş.'nin sözleşmeden kaynaklanan hak ve borçlarını davalı ...Ş.'ye devir ve temlik ettiği, bu devir ve temlik işleminin bayi olan davacıya 26.08.2011 tarihinde bildirildiği, davacı bayinin temin ettiği gaz bedellerini vadesinde ödemesi gerektiği, «vadenin» ve ödemelerin nasıl yapılacağının ek «protokollerle» düzenlendiği, bu hususta ödemelerin zamana yayılarak borcun taksitlendirilmesine ilişkin davacı bayiden «çek» ve senetlerin alındığı, ancak bayinin vadesi gelmesine rağmen dört adet çekinin karşılıksız çıktığı, bir kısım senetlerinin «protesto» edildiği, başka bir anlatımla davacı bayinin sözleşmede kararlaştırılan gaz bedeline ilişkin borcunu yerine getiremediği, esasen mevcut bakiye borcun davacının da kabulünde olduğu, davacı bayi gaz bedeli borcunun bulunduğunu bilmesine rağmen yine de gaz sevkiyatı yapılarak elde etmesi muhtemel «prim» alacaklarından borcunun «mahsup» edilmesi şeklindeki iddialar ileri sürmüş ise de, bu konudaki zarar talepleri sözleşme hükümleri karşısında yerinde görülmediği, bayilik sözleşmesinde veresiye satış konusunda davacı lehine kararlaştırılan bir maddenin bulunmadığı, yine sözleşmede borç ödenmediği takdirde davacıya gaz sevkiyatının devam edeceği noktasında da bir düzenlemenin bulunmadığı, davacının devir tarihi itibariyle dahi yüklü miktarda gaz borcunun bulunduğu, sözleşmede kararlaştırılan vadelerde borcunu ödeyemediği, buna rağmen gaz sevkiyatının devam ederek ticari faaliyetine devam etmek istemesi ve karşı taraftan «ifa» talebinde bulunması açıkça «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu gibi «dürüstlük kuralına» da aykırı düştüğü, davalı «dağıtım» şirketinin mevcut riskin katlanmaması, borç bakiyesinin daha fazla artmaması bakımından peşin satış şeklinde gaz tedarikinde bulunmasının, davacının ticari faaliyetlerine zarar verici veya onun mahvına sebep olacak eylemler olarak değerlendirilemeyeceği, başka bir anlatımla, davalının peşin satış şeklinde gaz sevkiyatı yapması ve bu hususta davacı bayiye «ihtarnameler» göndermesi bayinin iddialarının aksine onun ticaretini zorlaştırmak ya da prim alacaklarına engel olmak için değil de, sözleşme hükümleri kapsamında mevcut borç riskinin artmaması ve davalının sözleşmeden beklenen menfaatin sağlanmasına ilişkin olduğu, bu nedenle asıl dava dosyası yönünden gaz sevkiyatı yapılmadığı iddiasına dayalı olarak maddi zarar ve «kar mahrumiyeti» taleplerinin ile yine birleşen dava dosyasında aynı nedenlerle ileri sürdüğü kâr mahrumiyeti taleplerinin reddi gerektiği, öte yandan, 23.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda vurgulandığı üzere, davacı bayinin peşin ödeme yaptığı hallerde davalı şirketin gaz sevkiyatında bulunduğu, bu suretle davacının gaz satışı yaptığı, peşin ödeme yapıldığı halde davalının gaz sevkiyatı yapmadığı yönünde dosyada hiçbir bilgi, belge, veri veya delilin bulunmadığı, davalının gaz sevkiyatı yapmamasında davacı bayinin prim alacaklarına engel olmak, bayiinin mahvına sebep olmak ya da bayinin kâr elde etmesine engel olmak gibi bir düşünceden bahsedilemeyeceği, diğer taraftan bayilik sözleşmesi genel şartnamesinde ve ekindeki protokollerde davalı dağıtım şirketinin aynı bölge içinde yer ... alt bayilere doğrudan satış yapamayacağına yönelik sözleşmede bir hükmün bulunmadığı, dolayısıyla bölge bayi olan davacının sözleşme ile kararlaştırılmamış, bu konuda ve kendi bölgesinde «münhasır» «yetkisinin» bulunmayan hal için davalı tarafa «kusur» isnat edemeyeceği gibi davalının sözleşmeye aykırı davrandığını da ileri süremeyeceği, davalı şirket davacının bölgesinde doğrudan gaz sevkiyatı yapabileceğinden ve bu konuda davalı şirkete sözleşme ile herhangi bir engel/yasak da konulmadığından davacının «muarazanın giderilmesi» ve davalının sözleşmeye riayet etmesi yönündeki taleplerinin de reddi gerektiği, bölge bayi olan davacının borçlarını ödeyemediği, bu nedenle hem kendisine hem de alt bayilerine gaz tedarikinde bulunamadığı, bunların yanı sıra alt bayilerin de gaz almalarına engel olacak şekilde davalının gaz sevkiyatının engellenmesine yönelik sözleşmeye uyma/riayet etme talebinde bulunmasının hem ticari hayatın akışına hem de dürüstlük kuralına aykırı düştüğü, birleşen dosya yönünden davacı bayi sözleşmeden kaynaklanan prim alacaklarının da tahsili yönünden davacı bayinin yaptığı gaz alımları ve satışları sebebiyle 12.675,49 TL «prim alacağının» bulunduğu gerekçesiyle asıl dava dosyası yönünden davacının muarazanın giderilmesi ile davalının sözleşme hükümlerine uyulmasına karar verilmesi ve maddi zarar ile kâr mahrumiyetine ilişkin tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine, birleşen dava dosyası yönünden davacının prim alacağına yönelik talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, 12.675,49 TL prim alacağının birleşen davanın açılış tarihi olan 04.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… davacı sigortacısına sattığı tüplerin doğrudan takılmadığı, stoklanmak suretiyle ihtiyaç duyuldukça kullanıldığı, tüm bu nedenlerle davalılardan Jet-Şenel Tcaret'e «kusur» izafe edilemeyeceği, diğer davlının ise, yanıcı, patlayıcı, parlayıcı maddeleri üreten, depolayan şirket olması nedeniyle bu maddelerin doğrudan sebep olduğu zararlardan «kusursuz sorumluluğu» bulunduğu gerekçesiyle davalılardan Jet-Şenel Ticaret aleyhine açılan davanın reddine, Total Oil Türkye A.Ş. aleyhine açılan davanın ise kabulüne karar verilmiştir …
Kusursuz sorumlu olduğu iddia edilen kimse, olayla zarar arasındaki «illiyet bağının» «mücbir sebep», zarar gören veya «üçüncü kişinin» tam «kusuru» ile kesildiğini kanıtlamak suretiyle «sorumluluktan kurtulabilir».
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:uygun illiyet bağı · mücbir sebep · kusursuz sorumluluk · sorumluluktan kurtulma · illiyet bağı · üçüncü kişi · eksik inceleme
Benzer bu karardaKusursuz sorumlu olduğu iddia edilen kimse, olayla zarar arasındaki «illiyet bağının» «mücbir sebep», zarar gören veya «üçüncü kişinin» tam «kusuru» ile kesildiğini kanıtlamak suretiyle «sorumluluktan kurtulabilir».
Kusursuz sorumluluk için; eylem, zarar, «uygun illiyet bağı» ve hukuka aykırılığın bulunması gereklidir.
Kusursuz sorumlu olanın, olayla zarar arasında «uygun illiyet bağı» olmasa da mutlaka sorumlu olacağı sonucu çıkarılmamalıdır.
Bu durumda, mahkemece, tüpgaz üreticisi olan davalılardan Total Oil Türkiye A.Ş.'nin «kusursuz sorumluluğunun» kalkıp kalkmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilyde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/135 E. , 2023/7643 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/13 Esas, 2021/561 Karar
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın reddi (Asıl dava), kısmen kabul (birleşen dava)
BİRLEŞEN DAVA
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/183 E. sayılı dosya
Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasının yetkisizliğe ilişkin verilen onama ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Total Oil Türkiye firması ile 27.01.2011 tarihinde bayilik sözleşmesi ve genel şartnamesi ile buna bağlı ek sözleşmeler imzalayarak bu firmaya bağlı bölge depo bayisi olarak çalıştığını ve bu firma ile yapılan sözleşmede aylık gaz satışından ton başı 380 TL+KDV prim ücreti almakta iken bu firmanın davalıya devredildiğini ve devir işleminin de davalı tarafından 26.08.2011 tarihli mektup ile müvekkiline bildirildiğini, davalının devir işleminden sonra davacının dava dışı Total Oil firması ile akdetmiş olduğu sözleşmelere aykırı hareketlerde bulunduğunu, davacıya dava dışı Total Oil ile akdedilen sözleşme uyarınca ödemesi gereken primleri ödemediği gibi gaz sevkiyatını da durdurduğunu, müvekkili davacının aylık ortalama 42 ton gaz satışı olduğunu ve davalının gaz sevkiyatını durdurması ve bu sevkiyatları yapacak olsaydı elde edeceği prim alacaklarından mahrum kaldığını, davacının birçok kez yapmış olduğu sözlü ihtarlara cevap verilmediğini ve davacı tarafından ...
2. Noterliğinin 28.05.2012 tarih ve 13.06.2012 tarihli ihtarnameleri ile davalının Ankara Bölge Müdürlüğü'ne ihtarda bulunulduğunu, yapılan ihtarlarda Total Oil firması ile davacı arasında akdedilen sözleşmelere uyulması gerektiğinin bildirildiğini ancak davalının sözleşmeye aykırı davranmaya devam ettiğini ve davacının dağıtım yaptığı bayilere gaz satışını kendi bayilerinin yapacağını bildirerek davacının ticari faaliyetini sona erdirme çabası içerisinde olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak şartıyla maddi zarar ile kâr mahrumiyeti sebebi ile şimdilik 20.000,00 TL tazminatın reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının devir eden Total Oil A.Ş. ile akdedilmiş bulunan bayilik sözleşmesine ve ek sözleşme ve protokol hükümlerini ihlal ettiğni ileri sürerek fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla miktar belli olmadığından ve alacağın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci madde gereği artırılmak üzere şimdilik İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/13 E. sayılı dosyasının dava tarihi olan 18.10.2012 tarihinden sözleşme sonuna kadar sözleşmeden dolayı uğradığı kâr mahrumiyeti olarak 50.000,00 TL ile ayrıca ilk sözleşme tarihinden itibaren tüm sözleşme boyunca sözleşmelerden dolayı kayba uğradığı, prim alacağı tutarı olarak da 100.000,00 TL'nin ait olduğu dönem tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin dayanağının belli olmadığı gibi davacının iddialarının açık ve net olmadığını, Total Oil ile davalının birleşmesinin de söz konusu olmadığını, davalı ile dava dışı Total Oil Türkiye A.Ş. arasında devir ve temlik sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşme uyarınca da Total Türkiye A.Ş.'nin tüplügüz satışını yapan bayileri ile yapılmış olan sözleşmelerin davalı tarafından devir ve temlik alındığını, davacı ile Total Oil Türkiye A.Ş. arasında imzalanan 27.01.2011 tarihli bayilik sözleşmesi uyarınca davacının satın almış olduğu gazın bedelini ödemekle yükümlü olduğunu, yapılan devir işlemi sırasında da davacının yüklü miktarda bakiye borcu bulunduğunu ve bu durum sebebiyle davacı ile ek sözleşmeler imzalandığını, davacının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının devir işleminden sonra taahhüt ettiği miktarda gaz alımı da yapamadığını ve son olarak da 118.206,00 TL'lik gaz bedelini ödemediği gibi keşide ettiği çeklerin de karşılıksız çıktığını, devir işleminden sonra davacıya ancak nakit ile 69 ton gaz satışı yapıldığını, davacıya LPG prim ödemelerin ise aylık gaz satışı yapılıp faturası ödendikten sonra gerçekleştirileceğinin yapılan sözleşmelerle kararlaştırıldığını, davacının hergün mali rizikosunun arttığını ve borçları sebebiyle davacıya davalı tarafça Beyoğlu 29.
Noterliğinin 14.05.2012 tarih ve 09.10.2012 tarihli ihtarnameler ile birikmiş borcun ödenmesine yönelik ihtarda bulunulduğunu, davacı ile Total Oil Türkiye A.Ş. arasında imzalanan 27.01.2011 tarihli sözleşmenin de 33 üncü maddesi gereği mahkemenin yetkisiz olduğunu, sözleşme uyarınca İstanbul mahkemelerinin yetkili ve görevli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
...
3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.11.2013 tarih, 2012/181 E. ve 2013/416 K. sayılı kararı ile bayilik sözleşmesi ve genel şartnamesinin 33 üncü maddesi ile taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesi yapıldığı, buna göre İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığı, bu hali ile davaya bakmaya İstanbul (Merkez) Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, mahkemenin yetkisizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli ... Adliyesi Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Onama Kararı
Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 17.09.2014 tarih, 2014/11263 E. ve 2014/13637K. sayılı kararı ile“..Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanması gerektiği...” gerekçesiyle karar onanmıştır.
C. Mahkemece Verilen Son Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... ile temlik eden Total Oil A.Ş. arasında 27.01.2011 tarihinde tüplü lpg satışına yönelik bayilik sözleşmesi ve genel şartnamesinin imzalandığı, sözleşme süresi içinde Total Oil A.Ş.'nin sözleşmeden kaynaklanan hak ve borçlarını davalı ...Ş.'ye devir ve temlik ettiği, bu devir ve temlik işleminin bayi olan davacıya 26.08.2011 tarihinde bildirildiği, davacı bayinin temin ettiği gaz bedellerini vadesinde ödemesi gerektiği, vadenin ve ödemelerin nasıl yapılacağının ek protokollerle düzenlendiği, bu hususta ödemelerin zamana yayılarak borcun taksitlendirilmesine ilişkin davacı bayiden çek ve senetlerin alındığı, ancak bayinin vadesi gelmesine rağmen dört adet çekinin karşılıksız çıktığı, bir kısım senetlerinin protesto edildiği, başka bir anlatımla davacı bayinin sözleşmede kararlaştırılan gaz bedeline ilişkin borcunu yerine getiremediği, esasen mevcut bakiye borcun davacının da kabulünde olduğu, davacı bayi gaz bedeli borcunun bulunduğunu bilmesine rağmen yine de gaz sevkiyatı yapılarak elde etmesi muhtemel prim alacaklarından borcunun mahsup edilmesi şeklindeki iddialar ileri sürmüş ise de, bu konudaki zarar talepleri sözleşme hükümleri karşısında yerinde görülmediği, bayilik sözleşmesinde veresiye satış konusunda davacı lehine kararlaştırılan bir maddenin bulunmadığı, yine sözleşmede borç ödenmediği takdirde davacıya gaz sevkiyatının devam edeceği noktasında da bir düzenlemenin bulunmadığı, davacının devir tarihi itibariyle dahi yüklü miktarda gaz borcunun bulunduğu, sözleşmede kararlaştırılan vadelerde borcunu ödeyemediği, buna rağmen gaz sevkiyatının devam ederek ticari faaliyetine devam etmek istemesi ve karşı taraftan ifa talebinde bulunması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gibi dürüstlük kuralına da aykırı düştüğü, davalı dağıtım şirketinin mevcut riskin katlanmaması, borç bakiyesinin daha fazla artmaması bakımından peşin satış şeklinde gaz tedarikinde bulunmasının, davacının ticari faaliyetlerine zarar verici veya onun mahvına sebep olacak eylemler olarak değerlendirilemeyeceği, başka bir anlatımla, davalının peşin satış şeklinde gaz sevkiyatı yapması ve bu hususta davacı bayiye ihtarnameler göndermesi bayinin iddialarının aksine onun ticaretini zorlaştırmak ya da prim alacaklarına engel olmak için değil de, sözleşme hükümleri kapsamında mevcut borç riskinin artmaması ve davalının sözleşmeden beklenen menfaatin sağlanmasına ilişkin olduğu, bu nedenle asıl dava dosyası yönünden gaz sevkiyatı yapılmadığı iddiasına dayalı olarak maddi zarar ve kar mahrumiyeti taleplerinin ile yine birleşen dava dosyasında aynı nedenlerle ileri sürdüğü kâr mahrumiyeti taleplerinin reddi gerektiği, öte yandan, 23.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda vurgulandığı üzere, davacı bayinin peşin ödeme yaptığı hallerde davalı şirketin gaz sevkiyatında bulunduğu, bu suretle davacının gaz satışı yaptığı, peşin ödeme yapıldığı halde davalının gaz sevkiyatı yapmadığı yönünde dosyada hiçbir bilgi, belge, veri veya delilin bulunmadığı, davalının gaz sevkiyatı yapmamasında davacı bayinin prim alacaklarına engel olmak, bayiinin mahvına sebep olmak ya da bayinin kâr elde etmesine engel olmak gibi bir düşünceden bahsedilemeyeceği, diğer taraftan bayilik sözleşmesi genel şartnamesinde ve ekindeki protokollerde davalı dağıtım şirketinin aynı bölge içinde yer ...
alt bayilere doğrudan satış yapamayacağına yönelik sözleşmede bir hükmün bulunmadığı, dolayısıyla bölge bayi olan davacının sözleşme ile kararlaştırılmamış, bu konuda ve kendi bölgesinde münhasır yetkisinin bulunmayan hal için davalı tarafa kusur isnat edemeyeceği gibi davalının sözleşmeye aykırı davrandığını da ileri süremeyeceği, davalı şirket davacının bölgesinde doğrudan gaz sevkiyatı yapabileceğinden ve bu konuda davalı şirkete sözleşme ile herhangi bir engel/yasak da konulmadığından davacının muarazanın giderilmesi ve davalının sözleşmeye riayet etmesi yönündeki taleplerinin de reddi gerektiği, bölge bayi olan davacının borçlarını ödeyemediği, bu nedenle hem kendisine hem de alt bayilerine gaz tedarikinde bulunamadığı, bunların yanı sıra alt bayilerin de gaz almalarına engel olacak şekilde davalının gaz sevkiyatının engellenmesine yönelik sözleşmeye uyma/riayet etme talebinde bulunmasının hem ticari hayatın akışına hem de dürüstlük kuralına aykırı düştüğü, birleşen dosya yönünden davacı bayi sözleşmeden kaynaklanan prim alacaklarının da tahsili yönünden davacı bayinin yaptığı gaz alımları ve satışları sebebiyle 12.675,49 TL prim alacağının bulunduğu gerekçesiyle asıl dava dosyası yönünden davacının muarazanın giderilmesi ile davalının sözleşme hükümlerine uyulmasına karar verilmesi ve maddi zarar ile kâr mahrumiyetine ilişkin tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine, birleşen dava dosyası yönünden davacının prim alacağına yönelik talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, 12.675,49 TL prim alacağının birleşen davanın açılış tarihi olan 04.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece müvekkilinin bakiye borcu kabul ettiği belirtilmişse de, bu yönde bir kabulünün bulunmadığını, 27.01.2011 tarihli ek sözleşmelerin dikkate alınmadığını, müvekkili ile ek sözleşmeye konu borcun ödenmesini teminen, müvekkilini 3 yıl 8 ay 23 ... süreli bayilik sözleşmesi (27.01.2011 tarihli) ile bağlı tutarak borcun ödenmesini garanti altına aldığını ve bu süre ile müvekkilinin de bayi olarak kalacağı inancı yarattığını, davalının sektörde alışılagelmiş teamülün dışına çıkarak, kesirli bir süre için bayilik sözleşmesi yapmasındaki amacın müvekkilinin borcunun ancak bu süre zarfında alabileceği/satabileceği LPG ile ödenebileceğini öngörmesi neticesinde olduğunu, 3 yıl 8 ay 23 ...
içerisinde, her ay en az 500 ton almak kaydı ile, 515.945,00 TL'lik LPG vereceğini ve müvekkilinin de aylık alım taahhüdünün gerçekleştiği oranda, "bayi destek primi" faturası düzenleyerek, davacıdan alacaklı olacağını fakat bayi destek prim faturasının, tablo halinde verilen senetlerden fazla olmayacağını, bu şekilde önceden kalan borcun (iki ayrı tabloda belirtilen) tasfiyesinin amaçlandığını, 27.01.2011 tarihli ek sözleşmenin 6 ncı maddesi; "ilgili tarihe denk gelen senet tutarına karşın, aylık alım tahhüdüne gerçekleşen alımın oranlaması ile bulunacak olan ve en fazla senet tutarı kadar "bayi destek primi" faturası kesecektir." şeklindeki düzenlemenin de, yukarıdaki açıklamayı desteklediğini, davacının defterlerinde, bu ek sözleşmede geçen bonolar "Hibe senet virmanı" olarak yer aldığını ve ...
kayıt yapılmak suretiyle müvekkilinin borçlu olarak gösterildiğini, netice olarak devir öncesi borcun bu şekilde tasfiye edileceğinin taraflarca kararlaştırıldığını, ancak davalı devri sonrasında ...'de bulunan müvekkiline 75 kilometre uzaklıktaki Samsun yerine, 350 kilometre uzaklıktaki Kırıkkale'den ürün almaya zorladığını, müvekkilinin nakliye giderlerinin artmasını sağlayarak, devir eden Total Oil şirketinin taahhüdünün gerçekleşmesini imkansızlaştırmaya çalıştığını, müvekkilinin, ekonomik şartlarını zorlayarak ve gerektiğinde alt bayilerine zamanında ürün teslim edemeyerek güç durumlar yaşamasına neden olduğunu, müvekkilinin borcunun devir öncesinden kalan çek ve bonolardan kaynaklanmakta olup, bu borcun tasfiyesi için 27.01.2011 tarihli ek sözleşme yapıldığını bu ek sözleşme ile davalıya (devir edene), ...
bonolar verilerek borcun tecdit edildiğini, feshin haklı olup olmadığı, sözleşmenin 19/b ve 27/a maddesine göre değerlendirilmişse de, bu sözleşme ve hükümlerinin kararlaştırıldığı tarihindeki fiili durum yerine, davalının sonradan kötüniyetli olarak yarattığı (peşin ödeme, Kırıkkale'den ürün alma) duruma göre değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşme ve ek sözleşmelerin yapıldığı tarihte, müvekkilinin peşin bedel ile ürün alma şartı olmadığı gibi ürünlerini de Samsun'dan aldığını, bu şartlar dahilinde, 3 yıl 8 ay 23 günlük sözleşme yapıldığını ve bu süre içinde bu şartlarda ürün alabileceği inancı yaratılarak, devir öncesi borcun tasfiyesinin, alınan ürün kadar bayi destek primi faturası düzenlenerek sağlanacağını, ancak, davalı, şartları sonradan güçleştirerek, müvekkilinin ek sözleşmedeki aylık alım taahhüdünü sağlamasını engellediğini, aslında amacın da, devir edenin müvekkiline sağladığı imkanın, devir ...
davalı tarafından kabul görmemesi olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan maddi zarar, kâr mahrumiyeti ve prim alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi.
3.Değerlendirme
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990216000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz