İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/844 E. 2023/7426 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bedelsizlik iddiası↗ karşılıklı borç yükleyen sözleşme↗ borçlu temerrüdü↗ muavin defter↗ limit ipoteği↗ katma değer vergisi (kdv)↗ resmi senet↗ temerrüt ihtarı↗ alım taahhüdü↗ vade farkı↗ cari hesap sözleşmesi↗ ipotek limiti↗ takip talebi↗ faturaya itiraz↗ haksız fesih↗ virman↗ sözleşmenin ihlali↗ gecikme faizi↗ ticari defter incelemesi↗ borca itiraz↗ iyiniyet kuralı↗ ödeme emri↗ bekletici mesele↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ icra inkâr tazminatı↗ mutabakat↗ vekile tebliğ↗ ticari defter ve kayıtlar↗ kâr mahrumiyeti↗ cari hesap↗ ticari defter kayıtları↗ bedelsizlik↗ bayilik sözleşmesi↗ iyiniyet↗ vekâlet ücreti↗ ara karar↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ ek prim↗ muacceliyet↗ mirasçılık↗ ipotek↗ icra takibine itiraz↗ iş bölümü↗ garantörlük↗ mahsup↗ fesih↗ işlemiş faiz↗ bono↗ temlik↗ vade↗ protokol↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ ticari defter↗ ek tasfiye↗ taahhütname↗ asıl alacak↗ çek↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Total Oil Türkiye A.Ş. ile imzalanan 18.03.2011 varlık devir sözleşmesine istinaden devir ve temlik mutabakatı imzalandığını, bu şekilde tüm hak ve yükümlülüklerin devir alındığını, davalılar hakkında oluşan alacağın tahsili için ipoteğin ilamsız paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildiğini, davalıların itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve % 20 oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalılar vekili cevap dilekçesinde: davacı tarafın icra takibi ve dava açma hakkının bulunmadığını, ipoteğin devri ile ilgili resmi bir işlemin Tapu Sicil Memurluğu huzurunda yapılmadığını, davacı tarafın Total Oil A.Ş. ile akdedilen sözleşme hükümlerine bağlı kalmayarak sözleşme hükümlerini ihlal ettiğini, salt varlık devri protokolüne dayalı olarak bir hak ve talepte bulunmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, ayrıca sözleşmenin tarafı olan ... tarafından davacı firma aleyhine açılan ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/181E. sayılı dosyasının da bekletici mesele yapılması gerektiğini, prim esaslarını uygulamamak için gaz sevkiyatı yapmadığını, sözleşmede belirtilen diğer hususları da ihlal ederek bu yönde muazara yaratarak sözleşmeyi ihlal ettiğini, bu hususta ... tarafından dava açıldığını, davanın açılmasından sonra icra takibi yapıldığını, Total Oil ile ... arasında akdedilen sözleşmelerde ton başına 380,00 TL Katma Değer Vergisi (KDV) prim bedeli olduğunu, Aygaz firması devir alana kadar sözleşmeye uygun şekilde Total Oil firmasından alımlarının yaparak prim faturalarının tanzim etmiş ve alacaklardan düşülmüş olduğunu, devir sonrası firmanın gaz sevkiyatı yapmadığını, taleplerinin geri çevrilerek, ton başına ödenen prim ödemelerinin yapmama amacında olduklarını, maddi ve manevi olarak zarara uğradıklarını, Aygaz firmasının devri aldığı tarihten sonra oluşan bir borç bulunmadığını, dolayısıyla 26.08.2012 tarihinden sonra likit olmuş muaccel hale gelmiş alacakları olmadığını, Total Oil Türkiye firması ile devri öncesi protokoller ile yapılan düzenlemede davacı tarafın alacak olarak ileri sürdüğü çek ve bonoların bedelsiz kaldığını, faize faiz işleterek, yüksek faiz oranı uygulamış olduğunu, alacaklı taraf ile cari hesap sözleşmesi olmadığını, Total Oil firması ile akdedilen protokoller ile ton başına primler ile borcun ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak Aygaz firmasının tasfiye protokollerini uymadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2016 tarih, 2013/192E. ve 2016/181K. sayılı kararı ile taşınmaz maliki ipotek borçluları ... ve ...’in, ...’in Total … A.Ş. nezdinde doğmuş ve doğacak borçları için taşınmaz rehni verdikleri, bu sebeple ipotek limitleri ile sorumlu oldukları, mahkemece bilirkişi raporunun alındığı, ... tarafından verilen 250.000,00 TL bedelli ipoteklerde, ipotekli alacağa % 10 oranında faiz uygulanacağının kararlaştırıldığı, ... tarafından verilen diğer ipoteklerde faiz kaydının bulunmadığı, ancak asıl borçlunun % 6 oranında gecikme faizi ödeyeceğinin sözleşmede kararlaştırıldığı, bu sebeple 250.000,00 TL için %10 ve kalan borç için % 6 oranında gecikme faizi hesaplanması gerektiği, bilirkişi raporunda asıl borçlu için borcun tamamı üzerinden temerrüt faizi hesaplanmış ise de, 250.000,00 TL düşülerek kalan borç için aylık % 6 üzerinden temerrüt faizi hesaplanması gerektiği, bu yanlışlığın ek rapor alınmaksızın mahkemece yapılan hesaplama ile giderildiği, ...’in 565.000,00 TL ipotek limiti aşılmamak üzere borçtan sorumlu olduğu, asıl borçlu ...’in 23.10.2012 tarihinde temerrüde düştüğü, bu şekilde asıl borçlu ...’in toplam 70.038,39 TL işlemiş faizden sorumlu olduğu, vade farkı asıl alacak hükmünde olduğundan faize faiz yürütülmesinin söz konusu olmadığı, alacağın tamamına % 120 faiz işletilmesinin söz konusu olamayacağı, limit ipoteği söz konusu olduğundan limitin aşılamayacağı, toplam ipotek limitinin 625.000,00 TL olduğu, ancak 651.150,00 TL borç için takip yapıldığı, limiti aşan kısım için itirazın iptali isteminin reddi gerektiği, davalılardan ...’nın takibe itirazının söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir. Davalılar ... ve ... vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 07.03.2019 tarih, 2018/61E. ve 2019/1473K. sayılı kararı ile“..Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu incelemesi davacı ...Ş. ile devir eden dava dışı Total Oil Türkiye A.Ş.’nin ticari defterleri üzerinde yapılmıştır. Yalnızca davacı ...Ş. ile devir eden dava dışı Total Oil A.Ş.’nin ticari defterlerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınamaz. Bu sebeple mahkemece tarafların (davacı ...Ş., devir eden dava dışı Total Oil Türkiye A.Ş. ve davalı ...’in) ticari defterlerini karşılıklı inceleyen, davalı ... tarafından ticari defterlerin sunulmaması halinde davacı ...Ş. ile devir eden dava dışı Total Oil Türkiye A.Ş.’nin ticari defterlerindeki kayıtların dayanaklarını gösteren, taraf beyanlarını, dosyaya sunulan tüm delilleri, ipotek belgelerini ve içeriklerini, rapora itirazları, ödeme emrinde faiz oranı belirtilmemiş olmasını değerlendiren, varsa davacı alacağını belirleyen ... veya ek bir bilirkişi raporu alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu .. ” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile borçlular ..., ... ve ...'ya icra takibi yapıldığı, 562.953,00TL asıl alacak 88.196,11TL geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 651.150,01TL takip yapıldığı, ödeme emrinin ...'e 21.12.2012, ...'e 04.01.2013, ... ...'ya 27.12.2012 tarihinde tebliğ edildiği, borçlulardan Altuna ve ... yönünden 24.12.2012'de süresi içerisinde borca itiraz ettiği, diğer borçlu ... ... yönünden dosya kapsamında icra takibine itirazda bulunulmadığı, takibin bu borçlu yönünden kesinleştiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, davalının ticari defterlerinin 02.11.2020 tarihli ek rapor ile incelendiği, davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesinde 2006-2011 yılları arası yevmiye defterleri, 2010-2011 yılları envanter defterlerinin yasal süresi içinde kapanışlarının yapılmadığı, 2006-2009 yılları arası kebir defterlerini ve 2006-2009 yılları arası envanter defterlerini sunmadığı, ayrıca davalı defterlerinde davacı veya Total Oil şirketine ilişkin hesap kodunun bulunmadığı, ana hesabın alt kırılımı yapılmadan kayıt yapıldığı, kebir defterleri ve kebir muavini defterlerin sunulmadığı gibi yevmiye kayıtlarının 10'ar günlük ara ile tüm alım ve satımların ... bir yevmiye kaydı ile kayıtlandırıldığından 23.05.2022 tarihli ek raporda açıkça belirtildiği üzere davalının ticari defter ve kayıtlarının karşılaştırma yapılmasına imkan tanımadığı, mukayeseli bir değerlendirme yapılamayacağı, Total Oil AŞ ile davalı ... arasında 27.11.2011 tarihinde Tüplü LPG Bayilik sözleşmesi akdedildiği, Total Oil AŞ ile Aygaz A.Ş. arasında tanzim olunan 18.03.2011 tarihli devir ve temlik mutabakatına göre ekte yer ... listede yazılı lpg bayilerine ait her bir bayilik sözleşmesi ve genel şartnamesinde yer ... Aygaz'a tüm hak ve yükümlülükleriyle birlikte devir edildiği, ekli listede davalı ...'in bayiliğinin de varlık devir sözleşmesi gereği Total Oil'in tüm hak ve sorumluluklarının davacı tarafından devir alındığı, davalı ile Total Oil arasında imzalanan 27.11.2011 tarihli sözleşmenin 6. maddesi gereğince hak kazanılacak bayi destek primi ile bu sözleşmedeki bono miktarı borcun ödenmiş kabul edileceği ve bu anlaşma gereğince Total Oil'in davalıya vermeyi taahhüt ettiği 500 ton LPG'nin aslında bedelsiz olduğu iddiası yönünden 27.01.2011 tarihli sözleşmenin 6. maddesi açık olup, davalının iddiasının aksine bir hibe bulunmadığı, bu ek sözleşmede bir mahsuplaşma sisteminin düzenlendiği, davaya konu alacağın nedeni olan senetlerin, 'bayi destek primi' ile mahsuplaşılabilmesi için Total'in yazılı onayının gerektiği, yine bu yazılı onayın verilmemesi halinde ise Total'e ödemiş (ödeyeceği) olduğu senetler için Total'den tazmin talebinde bulunmayacağının net bir şekilde kararlaştırıldığı, davalı ile davacı arasında Total'ın devri sonrası alıma ilişkin ticari ilişki bulunsa da, devir sonrası taraflar arasında davacı lehine ... alacaklar ödenmiş olduğundan dava konusu alacakların Total'in davacıya devrettiği alacaklar olduğu, taşınmaz maliki ipotek borçluları ... ve ...'in ...'in Total AŞ nezdinde doğmuş ve doğacak borçları için taşınmaz rehni verdiklerinden ... ve ...'nın ipotek limiti dahilinde borçtan sorumlu bulundukları, ...'e ait taşınmazların 250.000TL'si için düzenlenen resmi senetlerde ipotekli alacağa aylık %10 oranında faiz uygulanacağının düzenlendiği, diğerlerinde ise faiz kaydının olmadığı, ipotek akdinde temerrüt faizi bulunmayan ipotekler açısından sözleşmenin 19/b maddesi gereğince temerrüt faizi talebi ödeme emrinde bulunmadığından işlemiş faiz hesabının 312.899,89 TL açısından gerekmediği, asıl borçlu ...'in temerrüdünün 23.10.2012 tarihinde başladığı, takip tarihinin 11.12.2012 tarihi olduğu, ... bakımından belirlenen asıl alacak 562.899,89TL den ; %10 faiz kaydı mevcut olan 250.000,00TL için %120 orandan hesaplanan 40.000,00TL işlemiş faizi talep edilebileceği, vade farkı asıl alacak hükmünde olduğundan faize faiz işletilmesinin sözkonusu olmadığı, alacağın tamamına %120 oranında işlemiş temerrüt faiz işletilemeyeceği, takipte zaten işleyecek temerrüt faizi talebinin bulunmadığı ve davalı ...'nın ise takibe itirazı olmadığı gerekçesiyle davalılar ... ... ve ...'in itirazlarının kısmen iptaline, ... bakımından 592.938,28 TL, davalı ...'in de 565.000,00TL ipotek limiti ile sınırlı olarak takibin devamına, ipotek limitini aşan fazla istemin reddine, her iki davalıların sorumlulukları kapsamında %20 oranda hesaplanan 118.587,65TL (Davalı ... 113.587,65TL ile sorumludur.) icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline, davalı ... takibe itiraz etmediğinden fuzulen açılan davanın reddine ilişkin önceki kararımız kesinleştiğinden bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davacının alacaklı olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız feshedildiğini ve bu fesih nedeni ile zarara uğratıldığını, kâr mahrumiyetinin olduğu ve 27.01.2011 tarihli sözleşme ile müvekkiline sağlanan imkânın haksız ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak kullandırılmaması iddiası ile, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/13 E. sayılı dosyası ile dava açtığını, dosyanın beklenmesi ve birleştirme talep edilmişse de bu taleplerinin ret edildiğini, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmenin yorumunu bilirkişiler yapmışsa da sözleşmelerin yorumunun doğrudan hakim tarafından yapılması gerektiğini, davacının müvekkili ile ek sözleşmeye konu borcun ödenmesini teminen, müvekkilini 3 yıl 8 ay 23 gün bayilik sözleşmesi ile bağlı tutarak borcun ödenmesini garanti altına aldığını ve bu süre ile müvekkilinin de bayi olarak kalacağı inancı yarattığını, davacı, müvekkiline 3 yıl 8 ay 23 gün içerisinde, her ay en az 500 ton almak kaydı ile, 515.945,00 TL'lik LPG vereceğini ve müvekkilinin de, aylık alım taahhüdünün gerçekleştiği oranda "bayi destek primi" faturası düzenleyerek davacıdan alacaklı olacağını (davacıyı borçlu kılacağını) ve fakat bayi destek prim faturasının tablo halinde verilen senetlerden fazla olamayacağını, önceden kalan borcun tasfiyesinin amaçlandığını, bilirkişilerin, 27.01.2011 tarihli ek sözleşmenin 6. Maddesi; "ilgili tarihe denk gelen senet tutarına karşın, aylık alım tahhüdüne gerçekleşen alımın oranlaması ile bulunacak olan ve en fazla senet tutarı kadar "bayi destek primi" faturası kesecektir." hükmünden, senet bedellerinin alınan ürün miktarı kadar karşılıksız kalacağına ilişkin bir anlam çıkmadığı kanaatine vardıklarını, oysaki, aynı tarihli bayilik sözleşmesi ve ek sözleşme birlikte değerlendirildiğinde, tam da bu sonucun çıktığını, kaldı ki, davacının defterlerinde, bu ek sözleşmede geçen bonoların "Hibe senet virmanı" olarak yer aldığını, ve ... kayıt yapılmak suretiyle, müvekkilinin borçlu gösterildiğini, Mahkemece, davacının yazılı onayı olmadığı yönündeki gerekçesinin, davacının faturalara itiraz etmemesi, davacının yarattığı ... ilişkisi ve inanç karşısında yetersiz olduğunu, her ay bedeli ödenerek alınan ürün kadar, alınan ürünün faturası dışında, sözleşmede yer ... bono miktarlarını aşmamak kaydı ile "bayi destek primi" adı altında düzenlenecek faturanın bir hibe olmadığı yönündeki gerekçesininde dosya kapsamına aykırı olduğunu, her ne kadar, davacı, ödemelerin yapılmadığını iddia etmekte ise de, devir sonrasında alınan her ürünün bedelinin ödendiğini, sözleşme ve ek sözleşmelerin yapıldığı tarihte, müvekkilinin peşin bedel ile ürün alma şartı olmadığı gibi, ürünlerini de Samsun'dan aldığını, ancak; davacının, şartları sonrada güçleştirerek müvekkilinin ek sözleşmedeki aylık alım tahhüdünü sağlamasını engellediğini, bu nedenle temerrüt sebebiyle yapılan feshin haksız bir fesih olduğunu, temerrüt oluşsa bile, temerrüt ihtarının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nunda öngörülen noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla yapılması zorunlu şartlara uyulmadan yapıldığını, yine karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 123 üncü maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun)106 ncı maddesi) gereğince uygun bir süre verilmeden sözleşme feshedildiğinden davacının feshinin ve fesih nedeniyle yapılan ipoteğin paraya çevrilmesi talebinin haksız olduğunu, dava konusu alacak miktarı likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını, ayrıca dava kısmen kabul edilmekle müvekkilleri lehine haksız ve kötü niyetle yapılan takip yapıldığından tazminata hükmedilmesi gerekirken hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere salt bilirkişi raporu çerçevesinde 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacının 457.841,39 TL alacaklı olduğu kabul edildiği halde, mahkemece müvekkili ...'den 592.938,28 TL ve ...'den ise, 565.000,00TL alacaklı olduğu şeklindeki kabule karar vermesinin dosya kapsamına uygun olmadığını, müvekkili ... aleyhinde yapılan 651.150,01 TL tutarlı icra takibi yapıldığı ve mahkemece 565.000,00 TL yönünden takibin devamına karar verildiği halde müvekkili lehine takdir olunan vekâlet ücretine hükmolunmadığını, alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi talebinde bulunduğu taşınmazların akit tablolarını takip talebine eklemesi gerektiğini ve takibin yalnız bu taşınmazlar için söz konusu olduğunu, takip talebi 5 no.lu bentte, ipoteğe konu taşınmazlar ve ipotek akit tabloları yazılmış ise de ve bu açıklamanın D) bendinde, 5 no.lu bağımsız bölüm üzerinde, 1. Derece, aylık %10 faizli 100.000,00 TL bedelli ipotek verilmemesine rağmen takibe konu edildiğini, takip talebi ekinde, 2 no.lu taşınmaza ait 90.000,00 TL bedelli 2.derece ipotek belgesinin alacaklı-davacıya tapuda temlik edildiğine dair ipotek belgesinin bulunmadığını, aynı şekilde takip talebi ekinde 3 nolu taşınmaza ait 100.000,00 TL bedelli 2. Derece ipotek belgesinin alacaklı-davacıya tapuda temlik edildiğine dair ipotek belgesinin de bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında yapılan bayilik sözleşmesi uyarınca ödenmeyen borçlar nedeniyle yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
3.Değerlendirme
Dava, taraflar arasında yapılan bayilik sözleşmesinden kaynaklanan ödenmeyen borçlara ilişkin yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, Mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamı sonrasında alınan 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre davalının borcunun 2011 yılına kadar toplam ödenmeyen kısma ilişkin alınan senetler ve çekler sebebiyle devam ettiği, Aygaz Döneminde ... borç oluşmadığı, ancak devir alınan davalı bayinin devam eden önceki dönem borcunun Aygaz kayıtlarında olduğu şekilde görüş bildirildiği, 23.05.2022 tarihli farklı heyetten oluşan bilirkişi raporunun 7. sayfasında ise davacı yanın takibe konu etmiş olduğu alacak tutarının, devir tarihinden sonra taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişkiden kaynaklı alacaklar ile ödenmemiş senetlerden oluştuğu şeklinde farklı bir görüş bildirilmiş olup, raporlar arasındaki bu çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır. Çelişkiyi giderecek ve raporlara itirazları değerlendiren ... bir heyetten bilirkişi raporu alınarak, bundan sonra bozma ilamında belirtildiği gibi ipotek resmi senetleri, içerikleri ve faiz oranları ile ödeme emrinde faiz oranı belirtilmediği de nazara alınarak değerlendirme yapılması gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/135 E. 2023/7643 K.
Ortak:alım taahhüdü · virman · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · ek prim · garantörlük · mahsup · bono
İncelediğiniz kararda… lerin yorumunun doğrudan hakim tarafından yapılması gerektiğini, davacının müvekkili ile ek sözleşmeye konu borcun ödenmesini teminen, müvekkilini 3 yıl 8 ay 23 gün «bayilik sözleşmesi» ile bağlı tutarak borcun ödenmesini «garanti» altına aldığını ve bu süre ile müvekkilinin de bayi olarak kalacağı inancı yarattığını, davacı, müvekkiline 3 yıl 8 ay 23 gün içerisinde, her ay en az 500 ton almak «kaydı» ile, 515.945,00 TL'lik LPG vereceğini ve müvekkilinin de, aylık «alım taahhüdünün» gerçekleştiği oranda "bayi destek «primi»" faturası düzenleyerek davacıdan alacaklı olacağını (davacıyı borçlu kılacağını) ve fakat bayi destek prim faturasının tablo halinde verilen senetlerden fazla olam …
… ; "ilgili tarihe denk gelen senet tutarına karşın, aylık alım tahhüdüne gerçekleşen alımın oranlaması ile bulunacak olan ve en fazla senet tutarı kadar "bayi destek «primi»" faturası kesecektir." hükmünden, senet bedellerinin alınan ürün miktarı kadar karşılıksız kalacağına ilişkin bir anlam çıkmadığı kanaatine vardıklarını, oysaki, aynı tarihli «bayilik sözleşmesi» ve ek sözleşme birlikte değerlendirildiğinde, tam da bu sonucun çıktığını, kaldı ki, davacının «defterlerinde», bu ek sözleşmede geçen bonoların "Hibe senet «virmanı»" olarak yer aldığını, ve ... kayıt yapılmak suretiyle, müvekkilinin borçlu gösterildiğini, Mahkemece, davacının yazılı onayı olmadığı yönündeki gerekçesinin, davacının «faturalara itiraz» etmemesi, davacının yarattığı ... ilişkisi ve inanç karşısında yetersiz olduğunu, her ay bedeli ödenerek alınan ürün kadar, alınan ürünün faturası dışında, sözleşmede yer ... «bono» miktarlarını aşmamak «kaydı» ile "bayi destek primi" adı altında düzenlenecek faturanın bir hibe olmadığı yönündeki gerekçesininde dosya kapsamına aykırı olduğunu, her ne kadar, davacı, ödemelerin yapılmadığını iddia etmekte ise de, devir sonrasında alınan her ürünün bedelinin ödendiğini, sözleşme ve ek sözleşmelerin yapıldığı tarihte, müvekkilinin peşin bedel ile ürün alma şartı olmadığı gibi, ürünlerini de Samsun'dan aldığını, ancak; davacının, şartları sonrada güçleştirerek müvekkilinin ek sözleşmedeki aylık alım tahhüdünü sağlamasını engellediğini, bu nedenle «temerrüt» sebebiyle yapılan feshin haksız bir «fesih» olduğunu, temerrüt oluşsa bile, «temerrüt ihtarının», 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nunda öngörülen noter aracılığıyla, «taahhütlü» mektupla, telgrafla yapılması zorunlu şartlara uyulmadan yapıldığını, yine «karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 123 üncü maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun)106 ncı maddesi) gereğince uygun bir süre verilmeden sözleşme feshedildiğinden davacının feshinin ve fesih nedeniyle yapılan «ipoteğin paraya çevrilmesi» talebinin haksız olduğunu, dava konusu alacak miktarı likit olmadığından «icra inkar tazminatına» hükmedilmesinin doğru olmadığını, ayrıca dava kısmen kabul edilmekle müvekkilleri lehine haksız ve kötü niyetle yapılan takip yapıldığından tazminata hükmedilmesi gerekirken hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere salt bilirkişi raporu çerçevesinde 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacının 457.841,39 TL alacaklı olduğu kabul edildiği halde, mahkemece müvekkili ...'den 592.938,28 TL ve ...'den ise, 565.000,00TL alacaklı olduğu şeklindeki kabule karar vermesinin dosya kapsamına uygun olmadığını, müvekkili ... aleyhinde yapılan 651.150,01 TL tutarlı icra takibi yapıldığı ve mahkemece 565.000,00 TL yönünden takibin devamına karar verildiği halde müvekkili lehine takdir olunan vekâlet ücretine hükmolunmadığını, alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi talebinde bulunduğu taşınmazların akit tablolarını «takip talebine» eklemesi gerektiğini ve takibin yalnız bu taşınmazlar için söz konusu olduğunu, takip talebi 5 no.lu bentte, ipoteğe konu taşınmazlar ve «ipotek» akit tabloları yazılmış ise de ve bu açıklamanın D) bendinde, 5 no.lu bağımsız «bölüm» üzerinde, 1.
… luklarının davacı tarafından devir alındığı, davalı ile Total Oil arasında imzalanan 27.11.2011 tarihli sözleşmenin 6. maddesi gereğince hak kazanılacak bayi destek «primi» ile bu sözleşmedeki «bono» miktarı borcun ödenmiş kabul edileceği ve bu anlaşma gereğince Total Oil'in davalıya vermeyi «taahhüt» ettiği 500 ton LPG'nin aslında «bedelsiz» olduğu iddiası yönünden 27.01.2011 tarihli sözleşmenin 6. maddesi açık olup, davalının iddiasının aksine bir hibe bulunmadığı, bu ek sözleşmede bir «mahsuplaşma» sisteminin düzenlendiği, davaya konu alacağın nedeni olan senetlerin, 'bayi destek primi' ile mahsuplaşılabilmesi için Total'in yazılı onayının gerektiği, yine bu yazılı onayın verilmemesi halinde ise Total'e ödemiş (ödeyeceği) olduğu senetler için Total'den tazmin talebinde bulunmayacağının net bir şekilde kararlaştırıldığı, davalı ile davacı arasında Total'ın devri sonrası alıma ilişkin ticari ilişki bulunsa da, devir sonrası taraflar arasında davacı lehine ... alacaklar ödenmiş olduğundan dava konusu alacakların Total'in davacıya devrettiği alacaklar olduğu, taşınmaz maliki «ipotek» borçluları ... ve ...'in ...'in Total AŞ nezdinde doğmuş ve doğacak borçları için taşınmaz rehni verdiklerinden ... ve ...'nın «ipotek limiti» dahilinde borçtan sorumlu bulundukları, ...'e ait taşınmazların 250.000TL'si için düzenlenen «resmi senetlerde» ipotekli alacağa aylık %10 oranında faiz uygulanacağının düzenlendiği, diğerlerinde ise faiz «kaydının» olmadığı, ipotek akdinde «temerrüt faizi» bulunmayan ipotekler açısından sözleşmenin 19/b maddesi gereğince temerrüt faizi talebi ödeme emrinde bulunmadığından «işlemiş faiz» hesabının 312.899,89 TL açısından gerekmediği, asıl borçlu ...'in temerrüdünün 23.10.2012 tarihinde başladığı, takip tarihinin 11.12.2012 tarihi olduğu, ... bakımından belirlenen «asıl alacak» 562.899,89TL den ; %10 faiz kaydı mevcut olan 250.000,00TL için %120 orandan hesaplanan 40.000,00TL işlemiş faizi talep edilebileceği, «vade farkı» asıl alacak hükmünde olduğundan faize faiz işletilmesinin sözkonusu olmadığı, alacağın tamamına %120 oranında işlemiş temerrüt faiz işletilemeyeceği, takipte zaten …
Benzer bu kararda… madığını, 27.01.2011 tarihli ek sözleşmelerin dikkate alınmadığını, müvekkili ile ek sözleşmeye konu borcun ödenmesini teminen, müvekkilini 3 yıl 8 ay 23 ... süreli «bayilik sözleşmesi» (27.01.2011 tarihli) ile bağlı tutarak borcun ödenmesini «garanti» altına aldığını ve bu süre ile müvekkilinin de bayi olarak kalacağı inancı yarattığını, davalının sektörde alışılagelmiş «teamülün» dışına çıkarak, kesirli bir süre için bayilik sözleşmesi yapmasındaki amacın müvekkilinin borcunun ancak bu süre zarfında alabileceği/satabileceği LPG ile ödenebileceğini öngörmesi neticesinde olduğunu, 3 yıl 8 ay 23 ... içerisinde, her ay en az 500 ton almak «kaydı» ile, 515.945,00 TL'lik LPG vereceğini ve müvekkilinin de aylık «alım taahhüdünün» gerçekleştiği oranda, "bayi destek «primi»" faturası düzenleyerek, davacıdan alacaklı olacağını fakat bayi destek prim faturasının, tablo halinde verilen senetlerden fazla olmayacağını, bu şekilde önceden kalan borcun (iki ayrı tabloda belirtilen) tasfiyesinin amaçlandığını, 27.01.2011 tarihli ek sözleşmenin 6 ncı maddesi; "ilgili tarihe denk gelen senet tutarına karşın, aylık alım tahhüdüne gerçekleşen alımın oranlaması ile bulunacak olan ve en fazla senet tutarı kadar "bayi destek primi" faturası kesecektir." şeklindeki düzenlemenin de, yukarıdaki açıklamayı desteklediğini, davacının «defterlerinde», bu ek sözleşmede geçen «bonolar» "Hibe senet «virmanı»" olarak yer aldığını ve ... kayıt yapılmak suretiyle müvekkilinin borçlu olarak gösterildiğini, netice olarak devir öncesi borcun bu şekilde «tasfiye» edileceğinin taraflarca kararlaştırıldığını, ancak davalı devri sonrasında ...'de bulunan müvekkiline 75 kilometre uzaklıktaki Samsun yerine, 350 kilometre uzaklıktaki Kırıkkale'den ürün almaya zorladığını, müvekkilinin nakliye giderlerinin artmasını sağlayarak, devir eden Total Oil şirketinin taahhüdünün gerçekleşmesini imkansızlaştırmaya çalıştığını, müvekkilinin, ekonomik şartlarını zorlayarak ve gerektiğinde alt bayilerine zamanında ürün «teslim» edemeyerek güç durumlar yaşamasına neden olduğunu, müvekkilinin borcunun devir öncesinden kalan «çek» ve bonolardan kaynaklanmakta olup, bu borcun tasfiyesi için 27.01.2011 tarihli ek sözleşme yapıldığını bu ek sözleşme ile davalıya (devir edene), ... bonolar verilerek borcun «tecdit» edildiğini, feshin haklı olup olmadığı, sözleşmenin 19/b ve 27/a maddesine göre değerlendirilmişse de, bu sözleşme ve hükümlerinin kararlaştırıldığı tarihindeki fiili durum yerine, davalının sonradan «kötüniyetli» olarak yarattığı (peşin ödeme, Kırıkkale'den ürün alma) duruma göre değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşme ve ek sözleşmelerin yapıldığı tarihte, müvekkilinin peş …
Mahkemece Verilen Son Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... ile «temlik» eden Total Oil A.Ş. arasında 27.01.2011 tarihinde tüplü lpg satışına yönelik «bayilik sözleşmesi» ve genel şartnamesinin imzalandığı, sözleşme süresi içinde Total Oil A.Ş.'nin sözleşmeden kaynaklanan hak ve borçlarını davalı ...Ş.'ye devir ve temlik ettiği, bu devir ve temlik işleminin bayi olan davacıya 26.08.2011 tarihinde bildirildiği, davacı bayinin temin ettiği gaz bedellerini vadesinde ödemesi gerektiği, «vadenin» ve ödemelerin nasıl yapılacağının ek «protokollerle» düzenlendiği, bu hususta ödemelerin zamana yayılarak borcun taksitlendirilmesine ilişkin davacı bayiden «çek» ve senetlerin alındığı, ancak bayinin vadesi gelmesine rağmen dört adet çekinin karşılıksız çıktığı, bir kısım senetlerinin «protesto» edildiği, başka bir anlatımla davacı bayinin sözleşmede kararlaştırılan gaz bedeline ilişkin borcunu yerine getiremediği, esasen mevcut bakiye borcun davacının da kabulünde olduğu, davacı bayi gaz bedeli borcunun bulunduğunu bilmesine rağmen yine de gaz sevkiyatı yapılarak elde etmesi muhtemel «prim» alacaklarından borcunun «mahsup» edilmesi şeklindeki iddialar ileri sürmüş ise de, bu konudaki zarar talepleri sözleşme hükümleri karşısında yerinde görülmediği, bayilik sözleşmesinde veresiye satış konusunda davacı lehine kararlaştırılan bir maddenin bulunmadığı, yine sözleşmede borç ödenmediği takdirde davacıya gaz sevkiyatının devam edeceği noktasında da bir düzenlemenin bulunmadığı, davacının devir tarihi itibariyle dahi yüklü miktarda gaz borcunun bulunduğu, sözleşmede kararlaştırılan vadelerde borcunu ödeyemediği, buna rağmen gaz sevkiyatının devam ederek ticari faaliyetine devam etmek istemesi ve karşı taraftan «ifa» talebinde bulunması açıkça «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu gibi «dürüstlük kuralına» da aykırı düştüğü, davalı «dağıtım» şirketinin mevcut riskin katlanmaması, borç bakiyesinin daha fazla artmaması bakımından peşin satış şeklinde gaz tedarikinde bulunmasının, davacının ticari faaliyetlerine zarar verici veya onun mahvına sebep olacak eylemler olarak değerlendirilemeyeceği, başka bir anlatımla, davalının peşin satış şeklinde gaz sevkiyatı yapması ve bu hususta davacı bayiye «ihtarnameler» göndermesi bayinin iddialarının aksine onun ticaretini zorlaştırmak ya da prim alacaklarına engel olmak için değil de, sözleşme hükümleri kapsamında mevcut borç riskinin artmaması ve davalının sözleşmeden beklenen menfaatin sağlanmasına ilişkin olduğu, bu nedenle asıl dava dosyası yönünden gaz sevkiyatı yapılmadığı iddiasına dayalı olarak maddi zarar ve «kar mahrumiyeti» taleplerinin ile yine birleşen dava dosyasında aynı nedenlerle ileri sürdüğü kâr mahrumiyeti taleplerinin reddi gerektiği, öte yandan, 23.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda vurgulandığı üzere, davacı bayinin peşin ödeme yaptığı hallerde davalı şirketin gaz sevkiyatında bulunduğu, bu suretle davacının gaz satışı yaptığı, peşin ödeme yapıldığı halde davalının gaz sevkiyatı yapmadığı yönünde dosyada hiçbir bilgi, belge, veri veya delilin bulunmadığı, davalının gaz sevkiyatı yapmamasında davacı bayinin prim alacaklarına engel olmak, bayiinin mahvına sebep olmak ya da bayinin kâr elde etmesine engel olmak gibi bir düşünceden bahsedilemeyeceği, diğer taraftan bayilik sözleşmesi genel şartnamesinde ve ekindeki protokollerde davalı dağıtım şirketinin aynı bölge içinde yer ... alt bayilere doğrudan satış yapamayacağına yönelik sözleşmede bir hükmün bulunmadığı, dolayısıyla bölge bayi olan davacının sözleşme ile kararlaştırılmamış, bu konuda ve kendi bölgesinde «münhasır» «yetkisinin» bulunmayan hal için davalı tarafa «kusur» isnat edemeyeceği gibi davalının sözleşmeye aykırı davrandığını da ileri süremeyeceği, davalı şirket davacının bölgesinde doğrudan gaz sevkiyatı yapabileceğinden ve bu konuda davalı şirkete sözleşme ile herhangi bir engel/yasak da konulmadığından davacının «muarazanın giderilmesi» ve davalının sözleşmeye riayet etmesi yönündeki taleplerinin de reddi gerektiği, bölge bayi olan davacının borçlarını ödeyemediği, bu nedenle hem kendisine hem de alt bayilerine gaz tedarikinde bulunamadığı, bunların yanı sıra alt bayilerin de gaz almalarına engel olacak şekilde davalının gaz sevkiyatının engellenmesine yönelik sözleşmeye uyma/riayet etme talebinde bulunmasının hem ticari hayatın akışına hem de dürüstlük kuralına aykırı düştüğü, birleşen dosya yönünden davacı bayi sözleşmeden kaynaklanan prim alacaklarının da tahsili yönünden davacı bayinin yaptığı gaz alımları ve satışları sebebiyle 12.675,49 TL «prim alacağının» bulunduğu gerekçesiyle asıl dava dosyası yönünden davacının muarazanın giderilmesi ile davalının sözleşme hükümlerine uyulmasına karar verilmesi ve maddi zarar ile kâr mahrumiyetine ilişkin tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine, birleşen dava dosyası yönünden davacının prim alacağına yönelik talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, 12.675,49 TL prim alacağının birleşen davanın açılış tarihi olan 04.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Total Oil Türkiye firması ile 27.01.2011 tarihinde «bayilik sözleşmesi» ve genel şartnamesi ile buna bağlı ek sözleşmeler imzalayarak bu firmaya bağlı bölge «depo» bayisi olarak çalıştığını ve bu firma ile yapılan sözleşmede aylık gaz satışından ton başı 380 TL+KDV «prim» ücreti almakta iken bu firmanın davalıya devredildiğini ve devir işleminin de davalı tarafından 26.08.2011 tarihli mektup ile müvekkiline bildirildiğini, davalının devir işleminden sonra davacının dava dışı Total Oil firması ile akdetmiş olduğu sözleşmelere aykırı hareketlerde bulunduğunu, davacıya dava dışı Total Oil ile akdedilen sözleşme uyarınca ödemesi gereken primleri ödemediği gibi gaz sevkiyatını da durdurduğunu, müvekkili davacının aylık ortalama 42 ton gaz satışı olduğunu ve davalının gaz sevkiyatını durdurması ve bu sevkiyatları yapacak olsaydı elde edeceği prim alacaklarından «mahrum» kaldığını, davacının birçok kez yapmış olduğu sözlü ihtarlara cevap verilmediğini ve davacı tarafından ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tecdit · muarazanın giderilmesi · yetki sözleşmesi · kar mahrumiyeti · prim alacağı · protesto · temlik sözleşmesi · teamül
Benzer bu karardaMahkemece Verilen Son Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... ile «temlik» eden Total Oil A.Ş. arasında 27.01.2011 tarihinde tüplü lpg satışına yönelik «bayilik sözleşmesi» ve genel şartnamesinin imzalandığı, sözleşme süresi içinde Total Oil A.Ş.'nin sözleşmeden kaynaklanan hak ve borçlarını davalı ...Ş.'ye devir ve temlik ettiği, bu devir ve temlik işleminin bayi olan davacıya 26.08.2011 tarihinde bildirildiği, davacı bayinin temin ettiği gaz bedellerini vadesinde ödemesi gerektiği, «vadenin» ve ödemelerin nasıl yapılacağının ek «protokollerle» düzenlendiği, bu hususta ödemelerin zamana yayılarak borcun taksitlendirilmesine ilişkin davacı bayiden «çek» ve senetlerin alındığı, ancak bayinin vadesi gelmesine rağmen dört adet çekinin karşılıksız çıktığı, bir kısım senetlerinin «protesto» edildiği, başka bir anlatımla davacı bayinin sözleşmede kararlaştırılan gaz bedeline ilişkin borcunu yerine getiremediği, esasen mevcut bakiye borcun davacının da kabulünde olduğu, davacı bayi gaz bedeli borcunun bulunduğunu bilmesine rağmen yine de gaz sevkiyatı yapılarak elde etmesi muhtemel «prim» alacaklarından borcunun «mahsup» edilmesi şeklindeki iddialar ileri sürmüş ise de, bu konudaki zarar talepleri sözleşme hükümleri karşısında yerinde görülmediği, bayilik sözleşmesinde veresiye satış konusunda davacı lehine kararlaştırılan bir maddenin bulunmadığı, yine sözleşmede borç ödenmediği takdirde davacıya gaz sevkiyatının devam edeceği noktasında da bir düzenlemenin bulunmadığı, davacının devir tarihi itibariyle dahi yüklü miktarda gaz borcunun bulunduğu, sözleşmede kararlaştırılan vadelerde borcunu ödeyemediği, buna rağmen gaz sevkiyatının devam ederek ticari faaliyetine devam etmek istemesi ve karşı taraftan «ifa» talebinde bulunması açıkça «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu gibi «dürüstlük kuralına» da aykırı düştüğü, davalı «dağıtım» şirketinin mevcut riskin katlanmaması, borç bakiyesinin daha fazla artmaması bakımından peşin satış şeklinde gaz tedarikinde bulunmasının, davacının ticari faaliyetlerine zarar verici veya onun mahvına sebep olacak eylemler olarak değerlendirilemeyeceği, başka bir anlatımla, davalının peşin satış şeklinde gaz sevkiyatı yapması ve bu hususta davacı bayiye «ihtarnameler» göndermesi bayinin iddialarının aksine onun ticaretini zorlaştırmak ya da prim alacaklarına engel olmak için değil de, sözleşme hükümleri kapsamında mevcut borç riskinin artmaması ve davalının sözleşmeden beklenen menfaatin sağlanmasına ilişkin olduğu, bu nedenle asıl dava dosyası yönünden gaz sevkiyatı yapılmadığı iddiasına dayalı olarak maddi zarar ve «kar mahrumiyeti» taleplerinin ile yine birleşen dava dosyasında aynı nedenlerle ileri sürdüğü kâr mahrumiyeti taleplerinin reddi gerektiği, öte yandan, 23.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda vurgulandığı üzere, davacı bayinin peşin ödeme yaptığı hallerde davalı şirketin gaz sevkiyatında bulunduğu, bu suretle davacının gaz satışı yaptığı, peşin ödeme yapıldığı halde davalının gaz sevkiyatı yapmadığı yönünde dosyada hiçbir bilgi, belge, veri veya delilin bulunmadığı, davalının gaz sevkiyatı yapmamasında davacı bayinin prim alacaklarına engel olmak, bayiinin mahvına sebep olmak ya da bayinin kâr elde etmesine engel olmak gibi bir düşünceden bahsedilemeyeceği, diğer taraftan bayilik sözleşmesi genel şartnamesinde ve ekindeki protokollerde davalı dağıtım şirketinin aynı bölge içinde yer ... alt bayilere doğrudan satış yapamayacağına yönelik sözleşmede bir hükmün bulunmadığı, dolayısıyla bölge bayi olan davacının sözleşme ile kararlaştırılmamış, bu konuda ve kendi bölgesinde «münhasır» «yetkisinin» bulunmayan hal için davalı tarafa «kusur» isnat edemeyeceği gibi davalının sözleşmeye aykırı davrandığını da ileri süremeyeceği, davalı şirket davacının bölgesinde doğrudan gaz sevkiyatı yapabileceğinden ve bu konuda davalı şirkete sözleşme ile herhangi bir engel/yasak da konulmadığından davacının «muarazanın giderilmesi» ve davalının sözleşmeye riayet etmesi yönündeki taleplerinin de reddi gerektiği, bölge bayi olan davacının borçlarını ödeyemediği, bu nedenle hem kendisine hem de alt bayilerine gaz tedarikinde bulunamadığı, bunların yanı sıra alt bayilerin de gaz almalarına engel olacak şekilde davalının gaz sevkiyatının engellenmesine yönelik sözleşmeye uyma/riayet etme talebinde bulunmasının hem ticari hayatın akışına hem de dürüstlük kuralına aykırı düştüğü, birleşen dosya yönünden davacı bayi sözleşmeden kaynaklanan prim alacaklarının da tahsili yönünden davacı bayinin yaptığı gaz alımları ve satışları sebebiyle 12.675,49 TL «prim alacağının» bulunduğu gerekçesiyle asıl dava dosyası yönünden davacının muarazanın giderilmesi ile davalının sözleşme hükümlerine uyulmasına karar verilmesi ve maddi zarar ile kâr mahrumiyetine ilişkin tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine, birleşen dava dosyası yönünden davacının prim alacağına yönelik talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, 12.675,49 TL prim alacağının birleşen davanın açılış tarihi olan 04.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
… madığını, 27.01.2011 tarihli ek sözleşmelerin dikkate alınmadığını, müvekkili ile ek sözleşmeye konu borcun ödenmesini teminen, müvekkilini 3 yıl 8 ay 23 ... süreli «bayilik sözleşmesi» (27.01.2011 tarihli) ile bağlı tutarak borcun ödenmesini «garanti» altına aldığını ve bu süre ile müvekkilinin de bayi olarak kalacağı inancı yarattığını, davalının sektörde alışılagelmiş «teamülün» dışına çıkarak, kesirli bir süre için bayilik sözleşmesi yapmasındaki amacın müvekkilinin borcunun ancak bu süre zarfında alabileceği/satabileceği LPG ile ödenebileceğini öngörmesi neticesinde olduğunu, 3 yıl 8 ay 23 ... içerisinde, her ay en az 500 ton almak «kaydı» ile, 515.945,00 TL'lik LPG vereceğini ve müvekkilinin de aylık «alım taahhüdünün» gerçekleştiği oranda, "bayi destek «primi»" faturası düzenleyerek, davacıdan alacaklı olacağını fakat bayi destek prim faturasının, tablo halinde verilen senetlerden fazla olmayacağını, bu şekilde önceden kalan borcun (iki ayrı tabloda belirtilen) tasfiyesinin amaçlandığını, 27.01.2011 tarihli ek sözleşmenin 6 ncı maddesi; "ilgili tarihe denk gelen senet tutarına karşın, aylık alım tahhüdüne gerçekleşen alımın oranlaması ile bulunacak olan ve en fazla senet tutarı kadar "bayi destek primi" faturası kesecektir." şeklindeki düzenlemenin de, yukarıdaki açıklamayı desteklediğini, davacının «defterlerinde», bu ek sözleşmede geçen «bonolar» "Hibe senet «virmanı»" olarak yer aldığını ve ... kayıt yapılmak suretiyle müvekkilinin borçlu olarak gösterildiğini, netice olarak devir öncesi borcun bu şekilde «tasfiye» edileceğinin taraflarca kararlaştırıldığını, ancak davalı devri sonrasında ...'de bulunan müvekkiline 75 kilometre uzaklıktaki Samsun yerine, 350 kilometre uzaklıktaki Kırıkkale'den ürün almaya zorladığını, müvekkilinin nakliye giderlerinin artmasını sağlayarak, devir eden Total Oil şirketinin taahhüdünün gerçekleşmesini imkansızlaştırmaya çalıştığını, müvekkilinin, ekonomik şartlarını zorlayarak ve gerektiğinde alt bayilerine zamanında ürün «teslim» edemeyerek güç durumlar yaşamasına neden olduğunu, müvekkilinin borcunun devir öncesinden kalan «çek» ve bonolardan kaynaklanmakta olup, bu borcun tasfiyesi için 27.01.2011 tarihli ek sözleşme yapıldığını bu ek sözleşme ile davalıya (devir edene), ... bonolar verilerek borcun «tecdit» edildiğini, feshin haklı olup olmadığı, sözleşmenin 19/b ve 27/a maddesine göre değerlendirilmişse de, bu sözleşme ve hükümlerinin kararlaştırıldığı tarihindeki fiili durum yerine, davalının sonradan «kötüniyetli» olarak yarattığı (peşin ödeme, Kırıkkale'den ürün alma) duruma göre değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşme ve ek sözleşmelerin yapıldığı tarihte, müvekkilinin peş …
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/13 E. sayılı dosyasının dava tarihi olan 18.10.2012 tarihinden sözleşme sonuna kadar sözleşmeden dolayı uğradığı kâr «mahrumiyeti» olarak 50.000,00 TL ile ayrıca ilk sözleşme tarihinden itibaren tüm sözleşme boyunca sözleşmelerden dolayı «kayba» uğradığı, «prim alacağı» tutarı olarak da 100.000,00 TL'nin ait olduğu dönem tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… n iddialarının açık ve net olmadığını, Total Oil ile davalının birleşmesinin de söz konusu olmadığını, davalı ile dava dışı Total Oil Türkiye A.Ş. arasında devir ve «temlik sözleşmesi» imzalandığını ve bu sözleşme uyarınca da Total Türkiye A.Ş.'nin tüplügüz satışını yapan bayileri ile yapılmış olan sözleşmelerin davalı tarafından devir ve temlik alındığını, davacı ile Total Oil Türkiye A.Ş. arasında imzalanan 27.01.2011 tarihli «bayilik sözleşmesi» uyarınca davacının satın almış olduğu gazın bedelini ödemekle yükümlü olduğunu, yapılan devir işlemi sırasında da davacının yüklü miktarda bakiye borcu bulunduğunu ve bu durum sebebiyle davacı ile ek sözleşmeler imzalandığını, davacının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının devir işleminden sonra «taahhüt» ettiği miktarda gaz alımı da yapamadığını ve «son» olarak da 118.206,00 TL'lik gaz bedelini ödemediği gibi keşide ettiği çeklerin de karşılıksız çıktığını, devir işleminden sonra davacıya ancak nakit ile 69 ton gaz satışı yapıldığını, davacıya LPG «prim» ödemelerin ise aylık gaz satışı yapılıp faturası ödendikten sonra gerçekleştirileceğinin yapılan sözleşmelerle kararlaştırıldığını, davacının hergün mali «rizikosunun» arttığını ve borçları sebebiyle davacıya davalı tarafça Beyoğlu 29.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4307 E. 2013/22004 K.
Ortak:protokol
İncelediğiniz kararda… ğu huzurunda yapılmadığını, davacı tarafın Total Oil A.Ş. ile akdedilen sözleşme hükümlerine bağlı kalmayarak sözleşme hükümlerini ihlal ettiğini, salt varlık devri «protokolüne» dayalı olarak bir hak ve talepte bulunmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, ayrıca sözleşmenin tarafı olan ... tarafından davacı firma aleyhine açılan ...
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/181E. sayılı dosyasının da «bekletici mesele» yapılması gerektiğini, «prim» esaslarını uygulamamak için gaz sevkiyatı yapmadığını, sözleşmede belirtilen diğer hususları da ihlal ederek bu yönde muazara yaratarak «sözleşmeyi ihlal» ettiğini, bu hususta ... tarafından dava açıldığını, davanın açılmasından sonra icra takibi yapıldığını, Total Oil ile ... arasında akdedilen sözleşmelerde ton başına 380,00 TL Katma Değer Vergisi (KDV) prim bedeli olduğunu, Aygaz firması devir alana kadar sözleşmeye uygun şekilde Total Oil firmasından alımlarının yaparak prim faturalarının tanzim etmiş ve alacaklardan düşülmüş olduğunu, devir sonrası firmanın gaz sevkiyatı yapmadığını, taleplerinin geri çevrilerek, ton başına ödenen prim ödemelerinin yapmama amacında olduklarını, maddi ve manevi olarak zarara uğradıklarını, Aygaz firmasının devri aldığı tarihten sonra oluşan bir borç bulunmadığını, dolayısıyla 26.08.2012 tarihinden sonra likit olmuş «muaccel» hale gelmiş alacakları olmadığını, Total Oil Türkiye firması ile devri öncesi «protokoller» ile yapılan düzenlemede davacı tarafın alacak olarak ileri sürdüğü «çek» ve bonoların «bedelsiz» kaldığını, faize faiz işleterek, yüksek faiz oranı uygulamış olduğunu, alacaklı taraf ile «cari hesap sözleşmesi» olmadığını, Total Oil firması ile akdedilen protokoller ile ton başına primler ile borcun ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak Aygaz firmasının «tasfiye» protokollerini uymadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, tarafların Yünsan Yumak Triko Konfeksiyon Sanayi Fabrika Market A.Ş'nin ortakları olduğu, davalı «yönetim kurulu» üyesinin şirkete verdiği zararların şirkete ödenmesi istemiyle bu tazminat davasının açıldığı, davalının «husumet itirazının» bu nedenle yerinde görülmediği, TTK'nın 340. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerinin 336. maddeden doğan sorumlulukları hakkında 309. maddesinin uygulanacağı, TTK'nın 309/«son» maddesi uyarınca, tazminat isteme hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle «zamanaşımına» uğrayacağı, davacıların şirkete ait iki adet aracın satılmasına rağmen satış bedellerinin şirket hesaplarına aktarılmamasına ilişkin istemlerinden vazgeçtikleri, diğer eylemin ise, Total Oil ile olan «kira ilişkisinin» sona erdirilmesi suretiyle şirketin kira gelirinden yoksun bırakılması olduğu, davalının kira ilişkisini 01/01/2004 tarihinde düzenlenen devir «protokolü» ile sona erdirdiğinin anlaşıldığı, davanın ise 20/06/2008 tarihinde açıldığı, davacıların, Total Oil ile olan «kira sözleşmesinin» sona erdirildiğini ne zaman öğrendiklerine dair somut bir kanıt bulunmadığı, şirketin 2002 yılından sonrasına ilişkin bir tescil işleminin yapılmadığı, davanın, beş yıllık azami zamanaşımı süresi içinde açıldığı, davacıların zararı ve failini öğrenip iki yıllık zamanaşımı süresini geçirdiklerinin kanıtlanmadığı, davalının «zamanaşımı def»'i reddedilip işin esasının incelendiği, çıplak mülkiyeti davalıya ait olan bir adet akaryakıt istasyonunun 20/10/1999 tarihinden itibaren 5 yıl süreyle Yünsan Yuma …
Şirketine devredildiği, bu «protokolü» Yünsan Yumak...A.Ş. adına davalı ... imzaladığı, bu devir sonucu davacıların ortağı olduğu Yünsan Yumak...A.Ş'nin, kira süresinin bakiye kısmı için kira gelirinden yoksun bırakıldığı, bu «kira sözleşmesinden doğan» hakların devredilmesine ilişkin şirket genel kurulunca alınmış bir kararın bulunmadığı, davalının, devir protokolünün düzenlendiği tarih itibariyle Yünsan ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karşılıklılık esası · kira ilişkisi · husumet itirazı · zamanaşımı defi · haksız eylem · sözleşmeden doğan dava · kira sözleşmesi · şirket zararı
Benzer bu karardaA.Ş'nin «kira sözleşmesinden doğan» haklarını, yine kendisinin ortağı olduğu başka bir şirkete devrettiği, bakiye kira süresinin 9 ay 4 gün olduğu, aylık kira bedelinin 17.000 dolar olduğu, kira sözleşme süresinin bitim tarihi itibariyle kur «karşılığı esas» alınarak davacıların şirket adına talep edebileceği tazminat tutarının 232.874,65 TL olduğunun belirlendiği,davada iki kez «ıslahın» sözkonusu olmadığı, gerekçesiyle «zamanaşımı definin» TTK'nın 309/«son» maddesi uyarınca reddine, davanın kısmen kabulü ile 232.874,65 TL tazminatın 01.01.2004 tarihinden itibaren «avans faizi» birlikte davalıdan alınıp, davacıların ortağı olduğu Yünsan Yumak Triko Konfeksiyon Sanayi Fabrika Market Anonim Şirketine ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, tarafların Yünsan Yumak Triko Konfeksiyon Sanayi Fabrika Market A.Ş'nin ortakları olduğu, davalı «yönetim kurulu» üyesinin şirkete verdiği zararların şirkete ödenmesi istemiyle bu tazminat davasının açıldığı, davalının «husumet itirazının» bu nedenle yerinde görülmediği, TTK'nın 340. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerinin 336. maddeden doğan sorumlulukları hakkında 309. maddesinin uygulanacağı, TTK'nın 309/«son» maddesi uyarınca, tazminat isteme hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle «zamanaşımına» uğrayacağı, davacıların şirkete ait iki adet aracın satılmasına rağmen satış bedellerinin şirket hesaplarına aktarılmamasına ilişkin istemlerinden vazgeçtikleri, diğer eylemin ise, Total Oil ile olan «kira ilişkisinin» sona erdirilmesi suretiyle şirketin kira gelirinden yoksun bırakılması olduğu, davalının kira ilişkisini 01/01/2004 tarihinde düzenlenen devir «protokolü» ile sona erdirdiğinin anlaşıldığı, davanın ise 20/06/2008 tarihinde açıldığı, davacıların, Total Oil ile olan «kira sözleşmesinin» sona erdirildiğini ne zaman öğrendiklerine dair somut bir kanıt bulunmadığı, şirketin 2002 yılından sonrasına ilişkin bir tescil işleminin yapılmadığı, davanın, beş yıllık azami zamanaşımı süresi içinde açıldığı, davacıların zararı ve failini öğrenip iki yıllık zamanaşımı süresini geçirdiklerinin kanıtlanmadığı, davalının «zamanaşımı def»'i reddedilip işin esasının incelendiği, çıplak mülkiyeti davalıya ait olan bir adet akaryakıt istasyonunun 20/10/1999 tarihinden itibaren 5 yıl süreyle Yünsan Yuma …
Şirketine devredildiği, bu «protokolü» Yünsan Yumak...A.Ş. adına davalı ... imzaladığı, bu devir sonucu davacıların ortağı olduğu Yünsan Yumak...A.Ş'nin, kira süresinin bakiye kısmı için kira gelirinden yoksun bırakıldığı, bu «kira sözleşmesinden doğan» hakların devredilmesine ilişkin şirket genel kurulunca alınmış bir kararın bulunmadığı, davalının, devir protokolünün düzenlendiği tarih itibariyle Yünsan ...
Diğer bir deyişle, davalının «şirket zararına» «haksız eylem» tarihinin 01.01.2004 tarihi olduğunun kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10597 E. 2010/1578 K.
Ortak:eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu sebeple mahkemece tarafların (davacı ...Ş., devir eden dava dışı Total Oil Türkiye A.Ş. ve davalı ...’in) «ticari defterlerini» karşılıklı inceleyen, davalı ... tarafından ticari defterlerin sunulmaması halinde davacı ...Ş. ile devir eden dava dışı Total Oil Türkiye A.Ş.’nin «ticari defterlerindeki kayıtların» dayanaklarını gösteren, taraf beyanlarını, dosyaya sunulan tüm delilleri, «ipotek» belgelerini ve içeriklerini, rapora itirazları, ödeme emrinde faiz oranı belirtilmemiş olmasını değerlendiren, varsa davacı alacağını belirleyen ... veya ek bir bilirkişi raporu alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu .. ” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Çelişkiyi giderecek ve raporlara itirazları değerlendiren ... bir heyetten bilirkişi raporu alınarak, bundan sonra bozma ilamında belirtildiği gibi «ipotek» resmi senetleri, içerikleri ve faiz oranları ile ödeme emrinde faiz oranı belirtilmediği de nazara alınarak değerlendirme yapılması gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, tüpgaz üreticisi olan davalılardan Total Oil Türkiye A.Ş.'nin «kusursuz sorumluluğunun» kalkıp kalkmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilyde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uygun illiyet bağı · mücbir sebep · kusursuz sorumluluk · sorumluluktan kurtulma · illiyet bağı · üçüncü kişi · kusur
Benzer bu karardaKusursuz sorumlu olduğu iddia edilen kimse, olayla zarar arasındaki «illiyet bağının» «mücbir sebep», zarar gören veya «üçüncü kişinin» tam «kusuru» ile kesildiğini kanıtlamak suretiyle «sorumluluktan kurtulabilir».
… davacı sigortacısına sattığı tüplerin doğrudan takılmadığı, stoklanmak suretiyle ihtiyaç duyuldukça kullanıldığı, tüm bu nedenlerle davalılardan Jet-Şenel Tcaret'e «kusur» izafe edilemeyeceği, diğer davlının ise, yanıcı, patlayıcı, parlayıcı maddeleri üreten, depolayan şirket olması nedeniyle bu maddelerin doğrudan sebep olduğu zararlardan «kusursuz sorumluluğu» bulunduğu gerekçesiyle davalılardan Jet-Şenel Ticaret aleyhine açılan davanın reddine, Total Oil Türkye A.Ş. aleyhine açılan davanın ise kabulüne karar verilmiştir …
Kusursuz sorumluluk için; eylem, zarar, «uygun illiyet bağı» ve hukuka aykırılığın bulunması gereklidir.
Kusursuz sorumlu olanın, olayla zarar arasında «uygun illiyet bağı» olmasa da mutlaka sorumlu olacağı sonucu çıkarılmamalıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/844 E. , 2023/7426 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/529 Esas, 2022/542 Karar
DAVALILAR 1. ...
2. ... vekili Avukat ...
Müveveffa ... Mirasçıları;
3. ...
4. ...
5. ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Total Oil Türkiye A.Ş. ile imzalanan 18.03.2011 varlık devir sözleşmesine istinaden devir ve temlik mutabakatı imzalandığını, bu şekilde tüm hak ve yükümlülüklerin devir alındığını, davalılar hakkında oluşan alacağın tahsili için ipoteğin ilamsız paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildiğini, davalıların itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve % 20 oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalılar vekili cevap dilekçesinde: davacı tarafın icra takibi ve dava açma hakkının bulunmadığını, ipoteğin devri ile ilgili resmi bir işlemin Tapu Sicil Memurluğu huzurunda yapılmadığını, davacı tarafın Total Oil A.Ş. ile akdedilen sözleşme hükümlerine bağlı kalmayarak sözleşme hükümlerini ihlal ettiğini, salt varlık devri protokolüne dayalı olarak bir hak ve talepte bulunmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, ayrıca sözleşmenin tarafı olan ... tarafından davacı firma aleyhine açılan ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/181E. sayılı dosyasının da bekletici mesele yapılması gerektiğini, prim esaslarını uygulamamak için gaz sevkiyatı yapmadığını, sözleşmede belirtilen diğer hususları da ihlal ederek bu yönde muazara yaratarak sözleşmeyi ihlal ettiğini, bu hususta ...
tarafından dava açıldığını, davanın açılmasından sonra icra takibi yapıldığını, Total Oil ile ... arasında akdedilen sözleşmelerde ton başına 380,00 TL Katma Değer Vergisi (KDV) prim bedeli olduğunu, Aygaz firması devir alana kadar sözleşmeye uygun şekilde Total Oil firmasından alımlarının yaparak prim faturalarının tanzim etmiş ve alacaklardan düşülmüş olduğunu, devir sonrası firmanın gaz sevkiyatı yapmadığını, taleplerinin geri çevrilerek, ton başına ödenen prim ödemelerinin yapmama amacında olduklarını, maddi ve manevi olarak zarara uğradıklarını, Aygaz firmasının devri aldığı tarihten sonra oluşan bir borç bulunmadığını, dolayısıyla 26.08.2012 tarihinden sonra likit olmuş muaccel hale gelmiş alacakları olmadığını, Total Oil Türkiye firması ile devri öncesi protokoller ile yapılan düzenlemede davacı tarafın alacak olarak ileri sürdüğü çek ve bonoların bedelsiz kaldığını, faize faiz işleterek, yüksek faiz oranı uygulamış olduğunu, alacaklı taraf ile cari hesap sözleşmesi olmadığını, Total Oil firması ile akdedilen protokoller ile ton başına primler ile borcun ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak Aygaz firmasının tasfiye protokollerini uymadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2016 tarih, 2013/192E. ve 2016/181K. sayılı kararı ile taşınmaz maliki ipotek borçluları ... ve ...’in, ...’in Total … A.Ş. nezdinde doğmuş ve doğacak borçları için taşınmaz rehni verdikleri, bu sebeple ipotek limitleri ile sorumlu oldukları, mahkemece bilirkişi raporunun alındığı, ... tarafından verilen 250.000,00 TL bedelli ipoteklerde, ipotekli alacağa % 10 oranında faiz uygulanacağının kararlaştırıldığı, ... tarafından verilen diğer ipoteklerde faiz kaydının bulunmadığı, ancak asıl borçlunun % 6 oranında gecikme faizi ödeyeceğinin sözleşmede kararlaştırıldığı, bu sebeple 250.000,00 TL için %10 ve kalan borç için % 6 oranında gecikme faizi hesaplanması gerektiği, bilirkişi raporunda asıl borçlu için borcun tamamı üzerinden temerrüt faizi hesaplanmış ise de, 250.000,00 TL düşülerek kalan borç için aylık % 6 üzerinden temerrüt faizi hesaplanması gerektiği, bu yanlışlığın ek rapor alınmaksızın mahkemece yapılan hesaplama ile giderildiği, ...’in 565.000,00 TL ipotek limiti aşılmamak üzere borçtan sorumlu olduğu, asıl borçlu ...’in 23.10.2012 tarihinde temerrüde düştüğü, bu şekilde asıl borçlu ...’in toplam 70.038,39 TL işlemiş faizden sorumlu olduğu, vade farkı asıl alacak hükmünde olduğundan faize faiz yürütülmesinin söz konusu olmadığı, alacağın tamamına % 120 faiz işletilmesinin söz konusu olamayacağı, limit ipoteği söz konusu olduğundan limitin aşılamayacağı, toplam ipotek limitinin 625.000,00 TL olduğu, ancak 651.150,00 TL borç için takip yapıldığı, limiti aşan kısım için itirazın iptali isteminin reddi gerektiği, davalılardan ...’nın takibe itirazının söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Davalılar ... ve ... vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 07.03.2019 tarih, 2018/61E. ve 2019/1473K. sayılı kararı ile“..Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu incelemesi davacı ...Ş. ile devir eden dava dışı Total Oil Türkiye A.Ş.’nin ticari defterleri üzerinde yapılmıştır. Yalnızca davacı ...Ş. ile devir eden dava dışı Total Oil A.Ş.’nin ticari defterlerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınamaz. Bu sebeple mahkemece tarafların (davacı ...Ş., devir eden dava dışı Total Oil Türkiye A.Ş. ve davalı ...’in) ticari defterlerini karşılıklı inceleyen, davalı ... tarafından ticari defterlerin sunulmaması halinde davacı ...Ş. ile devir eden dava dışı Total Oil Türkiye A.Ş.’nin ticari defterlerindeki kayıtların dayanaklarını gösteren, taraf beyanlarını, dosyaya sunulan tüm delilleri, ipotek belgelerini ve içeriklerini, rapora itirazları, ödeme emrinde faiz oranı belirtilmemiş olmasını değerlendiren, varsa davacı alacağını belirleyen ...
veya ek bir bilirkişi raporu alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu .. ” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile borçlular ..., ... ve ...'ya icra takibi yapıldığı, 562.953,00TL asıl alacak 88.196,11TL geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 651.150,01TL takip yapıldığı, ödeme emrinin ...'e 21.12.2012, ...'e 04.01.2013, ... ...'ya 27.12.2012 tarihinde tebliğ edildiği, borçlulardan Altuna ve ... yönünden 24.12.2012'de süresi içerisinde borca itiraz ettiği, diğer borçlu ... ... yönünden dosya kapsamında icra takibine itirazda bulunulmadığı, takibin bu borçlu yönünden kesinleştiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, davalının ticari defterlerinin 02.11.2020 tarihli ek rapor ile incelendiği, davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesinde 2006-2011 yılları arası yevmiye defterleri, 2010-2011 yılları envanter defterlerinin yasal süresi içinde kapanışlarının yapılmadığı, 2006-2009 yılları arası kebir defterlerini ve 2006-2009 yılları arası envanter defterlerini sunmadığı, ayrıca davalı defterlerinde davacı veya Total Oil şirketine ilişkin hesap kodunun bulunmadığı, ana hesabın alt kırılımı yapılmadan kayıt yapıldığı, kebir defterleri ve kebir muavini defterlerin sunulmadığı gibi yevmiye kayıtlarının 10'ar günlük ara ile tüm alım ve satımların ...
bir yevmiye kaydı ile kayıtlandırıldığından 23.05.2022 tarihli ek raporda açıkça belirtildiği üzere davalının ticari defter ve kayıtlarının karşılaştırma yapılmasına imkan tanımadığı, mukayeseli bir değerlendirme yapılamayacağı, Total Oil AŞ ile davalı ... arasında 27.11.2011 tarihinde Tüplü LPG Bayilik sözleşmesi akdedildiği, Total Oil AŞ ile Aygaz A.Ş. arasında tanzim olunan 18.03.2011 tarihli devir ve temlik mutabakatına göre ekte yer ... listede yazılı lpg bayilerine ait her bir bayilik sözleşmesi ve genel şartnamesinde yer ... Aygaz'a tüm hak ve yükümlülükleriyle birlikte devir edildiği, ekli listede davalı ...'in bayiliğinin de varlık devir sözleşmesi gereği Total Oil'in tüm hak ve sorumluluklarının davacı tarafından devir alındığı, davalı ile Total Oil arasında imzalanan 27.11.2011 tarihli sözleşmenin 6.
maddesi gereğince hak kazanılacak bayi destek primi ile bu sözleşmedeki bono miktarı borcun ödenmiş kabul edileceği ve bu anlaşma gereğince Total Oil'in davalıya vermeyi taahhüt ettiği 500 ton LPG'nin aslında bedelsiz olduğu iddiası yönünden 27.01.2011 tarihli sözleşmenin 6. maddesi açık olup, davalının iddiasının aksine bir hibe bulunmadığı, bu ek sözleşmede bir mahsuplaşma sisteminin düzenlendiği, davaya konu alacağın nedeni olan senetlerin, 'bayi destek primi' ile mahsuplaşılabilmesi için Total'in yazılı onayının gerektiği, yine bu yazılı onayın verilmemesi halinde ise Total'e ödemiş (ödeyeceği) olduğu senetler için Total'den tazmin talebinde bulunmayacağının net bir şekilde kararlaştırıldığı, davalı ile davacı arasında Total'ın devri sonrası alıma ilişkin ticari ilişki bulunsa da, devir sonrası taraflar arasında davacı lehine ...
alacaklar ödenmiş olduğundan dava konusu alacakların Total'in davacıya devrettiği alacaklar olduğu, taşınmaz maliki ipotek borçluları ... ve ...'in ...'in Total AŞ nezdinde doğmuş ve doğacak borçları için taşınmaz rehni verdiklerinden ... ve ...'nın ipotek limiti dahilinde borçtan sorumlu bulundukları, ...'e ait taşınmazların 250.000TL'si için düzenlenen resmi senetlerde ipotekli alacağa aylık %10 oranında faiz uygulanacağının düzenlendiği, diğerlerinde ise faiz kaydının olmadığı, ipotek akdinde temerrüt faizi bulunmayan ipotekler açısından sözleşmenin 19/b maddesi gereğince temerrüt faizi talebi ödeme emrinde bulunmadığından işlemiş faiz hesabının 312.899,89 TL açısından gerekmediği, asıl borçlu ...'in temerrüdünün 23.10.2012 tarihinde başladığı, takip tarihinin 11.12.2012 tarihi olduğu, ...
bakımından belirlenen asıl alacak 562.899,89TL den ; %10 faiz kaydı mevcut olan 250.000,00TL için %120 orandan hesaplanan 40.000,00TL işlemiş faizi talep edilebileceği, vade farkı asıl alacak hükmünde olduğundan faize faiz işletilmesinin sözkonusu olmadığı, alacağın tamamına %120 oranında işlemiş temerrüt faiz işletilemeyeceği, takipte zaten işleyecek temerrüt faizi talebinin bulunmadığı ve davalı ...'nın ise takibe itirazı olmadığı gerekçesiyle davalılar ... ... ve ...'in itirazlarının kısmen iptaline, ... bakımından 592.938,28 TL, davalı ...'in de 565.000,00TL ipotek limiti ile sınırlı olarak takibin devamına, ipotek limitini aşan fazla istemin reddine, her iki davalıların sorumlulukları kapsamında %20 oranda hesaplanan 118.587,65TL (Davalı ...
113.587,65TL ile sorumludur.) icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline, davalı ... takibe itiraz etmediğinden fuzulen açılan davanın reddine ilişkin önceki kararımız kesinleştiğinden bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davacının alacaklı olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız feshedildiğini ve bu fesih nedeni ile zarara uğratıldığını, kâr mahrumiyetinin olduğu ve 27.01.2011 tarihli sözleşme ile müvekkiline sağlanan imkânın haksız ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak kullandırılmaması iddiası ile, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/13 E. sayılı dosyası ile dava açtığını, dosyanın beklenmesi ve birleştirme talep edilmişse de bu taleplerinin ret edildiğini, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmenin yorumunu bilirkişiler yapmışsa da sözleşmelerin yorumunun doğrudan hakim tarafından yapılması gerektiğini, davacının müvekkili ile ek sözleşmeye konu borcun ödenmesini teminen, müvekkilini 3 yıl 8 ay 23 gün bayilik sözleşmesi ile bağlı tutarak borcun ödenmesini garanti altına aldığını ve bu süre ile müvekkilinin de bayi olarak kalacağı inancı yarattığını, davacı, müvekkiline 3 yıl 8 ay 23 gün içerisinde, her ay en az 500 ton almak kaydı ile, 515.945,00 TL'lik LPG vereceğini ve müvekkilinin de, aylık alım taahhüdünün gerçekleştiği oranda "bayi destek primi" faturası düzenleyerek davacıdan alacaklı olacağını (davacıyı borçlu kılacağını) ve fakat bayi destek prim faturasının tablo halinde verilen senetlerden fazla olamayacağını, önceden kalan borcun tasfiyesinin amaçlandığını, bilirkişilerin, 27.01.2011 tarihli ek sözleşmenin 6.
Maddesi; "ilgili tarihe denk gelen senet tutarına karşın, aylık alım tahhüdüne gerçekleşen alımın oranlaması ile bulunacak olan ve en fazla senet tutarı kadar "bayi destek primi" faturası kesecektir." hükmünden, senet bedellerinin alınan ürün miktarı kadar karşılıksız kalacağına ilişkin bir anlam çıkmadığı kanaatine vardıklarını, oysaki, aynı tarihli bayilik sözleşmesi ve ek sözleşme birlikte değerlendirildiğinde, tam da bu sonucun çıktığını, kaldı ki, davacının defterlerinde, bu ek sözleşmede geçen bonoların "Hibe senet virmanı" olarak yer aldığını, ve ... kayıt yapılmak suretiyle, müvekkilinin borçlu gösterildiğini, Mahkemece, davacının yazılı onayı olmadığı yönündeki gerekçesinin, davacının faturalara itiraz etmemesi, davacının yarattığı ...
ilişkisi ve inanç karşısında yetersiz olduğunu, her ay bedeli ödenerek alınan ürün kadar, alınan ürünün faturası dışında, sözleşmede yer ... bono miktarlarını aşmamak kaydı ile "bayi destek primi" adı altında düzenlenecek faturanın bir hibe olmadığı yönündeki gerekçesininde dosya kapsamına aykırı olduğunu, her ne kadar, davacı, ödemelerin yapılmadığını iddia etmekte ise de, devir sonrasında alınan her ürünün bedelinin ödendiğini, sözleşme ve ek sözleşmelerin yapıldığı tarihte, müvekkilinin peşin bedel ile ürün alma şartı olmadığı gibi, ürünlerini de Samsun'dan aldığını, ancak; davacının, şartları sonrada güçleştirerek müvekkilinin ek sözleşmedeki aylık alım tahhüdünü sağlamasını engellediğini, bu nedenle temerrüt sebebiyle yapılan feshin haksız bir fesih olduğunu, temerrüt oluşsa bile, temerrüt ihtarının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nunda öngörülen noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla yapılması zorunlu şartlara uyulmadan yapıldığını, yine karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 123 üncü maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun)106 ncı maddesi) gereğince uygun bir süre verilmeden sözleşme feshedildiğinden davacının feshinin ve fesih nedeniyle yapılan ipoteğin paraya çevrilmesi talebinin haksız olduğunu, dava konusu alacak miktarı likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını, ayrıca dava kısmen kabul edilmekle müvekkilleri lehine haksız ve kötü niyetle yapılan takip yapıldığından tazminata hükmedilmesi gerekirken hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere salt bilirkişi raporu çerçevesinde 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacının 457.841,39 TL alacaklı olduğu kabul edildiği halde, mahkemece müvekkili ...'den 592.938,28 TL ve ...'den ise, 565.000,00TL alacaklı olduğu şeklindeki kabule karar vermesinin dosya kapsamına uygun olmadığını, müvekkili ...
aleyhinde yapılan 651.150,01 TL tutarlı icra takibi yapıldığı ve mahkemece 565.000,00 TL yönünden takibin devamına karar verildiği halde müvekkili lehine takdir olunan vekâlet ücretine hükmolunmadığını, alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi talebinde bulunduğu taşınmazların akit tablolarını takip talebine eklemesi gerektiğini ve takibin yalnız bu taşınmazlar için söz konusu olduğunu, takip talebi 5 no.lu bentte, ipoteğe konu taşınmazlar ve ipotek akit tabloları yazılmış ise de ve bu açıklamanın D) bendinde, 5 no.lu bağımsız bölüm üzerinde, 1. Derece, aylık %10 faizli 100.000,00 TL bedelli ipotek verilmemesine rağmen takibe konu edildiğini, takip talebi ekinde, 2 no.lu taşınmaza ait 90.000,00 TL bedelli 2.derece ipotek belgesinin alacaklı-davacıya tapuda temlik edildiğine dair ipotek belgesinin bulunmadığını, aynı şekilde takip talebi ekinde 3 nolu taşınmaza ait 100.000,00 TL bedelli 2.
Derece ipotek belgesinin alacaklı-davacıya tapuda temlik edildiğine dair ipotek belgesinin de bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında yapılan bayilik sözleşmesi uyarınca ödenmeyen borçlar nedeniyle yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
3.Değerlendirme
Dava, taraflar arasında yapılan bayilik sözleşmesinden kaynaklanan ödenmeyen borçlara ilişkin yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, Mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamı sonrasında alınan 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre davalının borcunun 2011 yılına kadar toplam ödenmeyen kısma ilişkin alınan senetler ve çekler sebebiyle devam ettiği, Aygaz Döneminde ... borç oluşmadığı, ancak devir alınan davalı bayinin devam eden önceki dönem borcunun Aygaz kayıtlarında olduğu şekilde görüş bildirildiği, 23.05.2022 tarihli farklı heyetten oluşan bilirkişi raporunun 7. sayfasında ise davacı yanın takibe konu etmiş olduğu alacak tutarının, devir tarihinden sonra taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişkiden kaynaklı alacaklar ile ödenmemiş senetlerden oluştuğu şeklinde farklı bir görüş bildirilmiş olup, raporlar arasındaki bu çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
Çelişkiyi giderecek ve raporlara itirazları değerlendiren ... bir heyetten bilirkişi raporu alınarak, bundan sonra bozma ilamında belirtildiği gibi ipotek resmi senetleri, içerikleri ve faiz oranları ile ödeme emrinde faiz oranı belirtilmediği de nazara alınarak değerlendirme yapılması gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1015606800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz