Hisse iadesi | Tazminat | Hisse iadesi | Tapu kaydı | Manevi tazminat | Hisse iadesine karar | Hisse iadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7622 E. 2023/7642 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
avans iadesi↗ hisse devir sözleşmesinin iptali↗ ıskat↗ hisse devrinin iptali↗ ana sözleşme değişikliği↗ organsızlık↗ pay defterine kayıt↗ sermaye taahhüdü↗ gerekçenin düzeltilmesi↗ pay defteri kaydı↗ taleple bağlılık↗ infazda tereddüt↗ hazirun cetveli↗ sözleşmenin iptali↗ uyap↗ davanın konusu↗ sermaye artırımı↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ ticari defter kayıtları↗ bedelsizlik↗ hisse senedi↗ hisse devri↗ tazminat davası↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ infaz↗ üçüncü kişi↗ olumsuz oy↗ mahsup↗ kâr payı↗ ticari defter↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ ihtarname↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗ temsil↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesi kararı birleşen davalarda davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 5 ortağından birisinin müvekkili olduğunu, 04.06.2004 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında düzenlenen ... dışı hazirun cetveli ile ... ... hissedarların %48 olan hisse oranlarının %56'ya çıkarılarak şirket yönetimine el konulduğunu, bu genel kurul toplantısında alınan kararların ve bu kararlara dayanılarak pay defterine yapılan kayıtların iptali için dava açıldığını, kesinleşen karara göre, genel kurul kararlarının iptaline, davacının davalı şirkette ayrı ayrı 26 paya sahip olduklarının tespitine karar verildiğini, davalı şirketin 30.12.2002 tarihli olağanüstü genel kurulunda sermaye payının yükseltildiğini, bu genel kurul kararlarının iptali için dava açıldığını, davalı şirketin 03.08.2006 tarihli ihtarnamesi ile şirket sermayesinin 10.000,00 TL'den 100.000,00 TL'ye yükseltilmesi nedeniyle müvekkili tarafından taahhüt edilen 23.400,00 TL sermayeden 30.10.2005 tarihine kadar ödenmeyen 4.000,00 TL'lik, sermaye borcunun ödenmesinin iptal edildiğini, müvekkillerinin şirketin organsız kalması nedeniyle ihtarnameyi gönderenin temsil ve yetkili olmaması üzerine işlem yapamadığını, 30.07.2004 tarihli genel kurul toplantısında şirket sermayesinin 100.000,00 TL'den 500.000,00 TL'ye yükseltildiğini, eski sermayenin tamamı ödenmeden sermaye artırımına gidilemeyeceğini, davalı şirketin 01.01.2004 tarihli açılış bilançosuna göre ortakların sermaye taahhütlerini ödediklerini ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirkete sermaye taahhüdünden dolayı borçlu olmadığının tespitine, elinden alınan 4.000,00 TL nominal değerdeki 40 adet hissesinin iadesine, hisselerin müvekkili adına pay defterine işlenmesine, 2.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen (İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E.) davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davadaki gerekçelerle 40 payın davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek, davaya konu 40 adet hissesinin iadesine ve hisselerin pay defterine işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Birleşen (İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/98 E.) davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davadaki gerekçelerle şirketin sermayesinin 20.03.2010 tarihinde artırıldığını, şirket sermayesinin 1000 hisseye bölünmüş iken 620.000,00 TL olan sermaye tutarına göre 6200 adet hissenin 248 adedinin müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek bedelsiz sermaye artırımı kararıyla oluşan ... hisse ve sermaye oranları sonucunda 208 adet hissenin davacıya iadesine karar verilmesi talep etmiştir.
4. Birleşen (İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/20 E.) davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davadaki gerekçelerle davalı şirketin 20.03.2010 tarihli genel kurulda bedelsiz sermaye artırımı kararı ile oluşan ... hisse ve sermaye oranına göre 208 adet hissenin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... ... vekili (Birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E.) davada cevap dilekçesinde; birleşen davada davanın reddini istemiş, karşı davasında ise 31.12.2002 tarihli hisse devir sözleşmesi gereğince davacı adına davalı şirkete ödenen 4.000,00 TL sermaye ödemesinin, ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 18.10.2018 tarih, 2017/230 E., 2018/1055 K. sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak; asıl dava ve birleşen, 45 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/98 E. ve Birleşen 46. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/20 E. sayılı davaların kabulüyle, toplam 6.200 şirket hissesinin 248 hisse payının (153 adetinin davalı ..., 87 adedinin ...'den 8 adedinin Fethi Altundan) davalı ... kişilerden alınarak, pay defterine kaydına ve davacıya iadesine, davacının asıl davadaki maddi tazminat talebinin reddine, 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dosyası bozma kapsamı dışında kaldığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karar asıl davada ve temyize konu birleşen davalarda (İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/98 E. ve İstanbul 46.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/20 E.) davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 16.12.2020 tarih, 2019/2155 E., 2020/5918 K. sayılı kararı ile“..1-..Somut olayda ise; mahkemece, kısa kararda "asıl dava ve birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/107 Esas sayılı davanın kabulüyle, toplam 6.200 şirket hissesinin 40 payının davacı adına pay defterine kaydına, hisselerin davacıya iadesine, davacının manevi tazminat talebinin reddine, birleşen İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/98 Esas ve Birleşen İstanbul 46 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/20 Esas sayılı davalarının kabulüyle, toplam 6.200 şirket hissesinin 208 payının davacı adına pay defterine kaydına, hisselerin davacıya iadesine," karar verilmiş iken, gerekçeli kararda "asıl dava ve birleşen, 45. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/98 Esas ve Birleşen 46. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/20 Esas sayılı davaların kabulüyle, toplam 6.200 şirket hissesinin 248 hisse payının (153 adetinin davalı ..., 87 adedinin ...'den 8 adedinin Fethi Altundan) davalı ... kişilerden alınarak, pay defterine kaydına ve davacıya iadesine, davacının asıl davadaki maddi tazminat talebinin reddine, 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 Esas sayılı dosyası bozma kapsamı dışında kaldığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına," şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür.
Bu durum karşısında, kısa ve gerekçeli kararlar arasında çelişki oluştuğu gibi infazda da tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkemece ... bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Kabule göre de; asıl davada davacının talebi, 40 adet hissenin tarafına iadesi ile pay defterine işlenmesi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/107 esas sayılı dosyasındaki talebi de, davalı ... ... adına tescil edilen 40 adet hissenin tarafına iadesi ile pay defterine işlenmesine ilişkindir. Birleşen dosyadaki davacının talebi mahkemenin 30.12.2013 tarihli kararı ile reddedilmiş ve taraflarca temyize konu edilmediğinden Dairemiz bozma ilamının dışında kalarak kesinleşmiştir. Asıl ve birleşen davadaki talepler aynı olup, birleşen davanın reddine karar verilmişken aynı talepleri içeren asıl davanın kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Birleşen İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/98 esas sayılı dosyasında, davacı vekili dava dilekçesinde, ... ... adına tescilli 40 adet hissenin davalılara devredildiğini, 40 adet hissenin bedelsiz sermaye arttırımı neticesinde 248 adet hisse olduğunu, 40 hisse için 2009/107 esas sayılı dosyada dava açıldığını, sermaye arttırımı neticesinde ... oluşan 208 adet hissenin tarafına iadesini talep etmiştir. Ancak mahkemece, kısa kararda 208 adet hissenin iadesine karar verilmişken, gerekçeli kararda kısa kararla çelişki yaratacak ve davacının talebini de aşacak şekilde 248 adet hissenin davalı ... kişilerden alınarak davacıya iadesine karar verilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
4- Ayrıca, davacının asıl davada manevi tazminat talebi olup, mahkemece kararın gerekçesinde manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle talebin reddi gerektiği açıklanmışken, hüküm fıkrasında "maddi tazminat talebinin reddine" şeklinde hüküm kurulması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
5- Bozma sebep ve şekline göre, asıl davada ve temyize konu birleşen davalarda (İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/98 E. ve İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/20 E.) davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmediği ... ” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Asıl ve Birleşen Davalarda Davacı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
C. Karar Düzeltme Kararı
Dairemizin 10.02.2022 tarih, 2021/2250 E. ve 2022/3955 K. sayılı kararı ile ''..1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekili yukarıda yapılan özetten de anlaşıldığı üzere, asıl davada davalı ... Bilgi Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş.’yi hasım göstererek, davacı ...’in davalı şirkete sermaye taahhüdünü yerine getirdiğini, müvekkilinin apel borcu bulunmadığını, müvekkili hakkında alınan ıskat kararının hükümsüz olduğunu ileri sürerek, asıl davada müvekkilinin davalı şirkete sermaye taahhüdünden dolayı borçlu olmadığının tespitine, usulsüz bir şekilde müvekkilinin elinden alınan 4.000.-TL nominal değerdeki 40 adet hissenin iadesine, hisselerin müvekkili adına pay defterine işlenmesine, 2.000.-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/107 E. sayılı davada ise asıl davadaki gerekçelerle 40 payın davalı ... ... adına tescil edildiğini iddia ederek, davaya konu 40 adet hissesinin iadesine ve hisselerin pay defterine işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Söz konusu hisselerin dava tarihinden önce ..., ... ve ...’e devredilmesinden dolayı ve 20.03.2010 tarihli genel kurulda alınan bedelsiz sermaye artırımı kararıyla oluşan ... hisse ve sermaye oranları sonucunda 208 adet hissenin davacıya iadesi bakımından da diğer birleşen davalar açılmıştır.
Mahkemece, 30.12.2013 tarihli ilk karar ile asıl ve birleşen (İstanbul 45. ATM’nin 2012/98 E. ve İstanbul 46. ATM’nin 2013/20 E.) davaların kabulüne, birleşen (İstanbul 12. ATM’nin 2009/107 E.) davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, asıl davada ve birleşen (İstanbul 45. ATM’nin 2012/98 E. ve İstanbul 46. ATM’nin 2013/20 E.) davalarda davalılar vekilleri temyiz etmiştir.Dairemizin 12.03.2015 tarihli bozma ilamıyla mümeyyiz davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddiyle asıl ve temyize konu birleşen davalarda hangi davalıdan ne miktar hisse senedinin davacıya iade edileceği hükümde belli olmayıp, hükmün infazında kuşku yaratacak nitelikte olduğu ve manevi tazminat talebiyle ilgili olumlu olumsuz bir karar verilmediği gerekçesiyle bozulmuştur. Dairemiz bozma ilamına karşı sadece davalı şirket tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuş ise de Dairemizin 19.01.2017 tarihli ilamı ile davalı şirket vekilinin karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.
Bu durumda dava konusu hisseler birleşen İstanbul 45. ATM’nin 2012/98 E. sayılı davanın davalıları ..., ... ve ...’e devredilmiş olup davalı şirkete yönelik iade istemi yerinde olmamakla birlikte davacı vekilinin asıl ve birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/107 E. sayılı davada dayandığı sebepler ve neticei talepleri nazara alındığında Dairemizin 16.12.2020 tarihli bozma ilamının 2 nolu bendinde yapılan “kabule göre bozma gerekçesi” yerinde olmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 16.12.2020 tarih 2019/2155 E. 2020/5918 K. sayılı ilamının 2 nolu kabule göre bozma gerekçesinin ve sonuç kısmındaki “...kabule göre de (2)...” ibaresinin kaldırılmasına karar vermek gerektiği..'' gerekçesiyle davacı vekilinin Dairemizin 16.12.2020 tarihli ilamının 2 nolu bendindeki “kabule göre bozma gerekçesi”ne yönelik karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 16.12.2020 tarih 2019/2155 E. 2020/5918 K. sayılı ilamının 2 nolu kabule göre bozma gerekçesinin ve sonuç kısmındaki “...kabule göre de (2)...” ibaresinin kaldırılmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyap kaydında yapılan incelemede birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dosyasının davalısı ... ... ile dosyada ve birleşen dosyalarda taraf sıfatı olmayan ... ...'ın davalı olarak kayıtlı olduğu, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. dosyasında daha önce karar verilmiş olunduğundan ... ...'ın ve taraf sıfatı olmayan ... ...'ın davalı olarak uyap kayıtlarının resen silindiği, bozma kapsamı dışında kalan birleşen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dosyasının ilk verilen karar tarihi itibariyle temyiz edilmemek suretiyle kesinleştiği anlaşıldığından bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi mümkün görülmediği ve karar başlığından birleşen dosya çıkartılmış olup davanın temyiz konusu yapılan talep ve davalarla sınırlı olarak görüldüğü, asıl dosyadaki talebin, davacının davalıya sermaye taahhüdü borcu olmadığının tespiti, 4.000,00 TL nominal değerdeki 40 adet hissenin iadesiyle pay defterine işlenmesi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kesinleşmiş İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/809 E. sayılı dosyasında verilen mahkeme kararı birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı şirketin %26 paya sahip ortağı olduğu, davalı şirketin yönetim kurulunun davacının %4 paya karşılık 40 adet hissesinden ıskat kararının mahkeme kanalıyla seçiminin iptaline karar verilen yönetim kurulunca alındığı, alınan ıskat kararının geçersiz olduğu, davacının 40 adet hisse karşılığı 4.000,00 TL tutarlı hissesini birleşen ve bozma ilamından önce kesinleşen dosyada davalı olan ... ...'a devrine ilişkin 31.12.2002 tarihli hisse devir sözleşmesinin iptal edildiği, davacının 40 adet paya karşılık sermaye taahhüdü borcunu ödediği, davacının davalı şirkete olan pay oranının İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/809 E. sayılı dosyasında verilen kararla %26 olarak kesinleşmiş bulunduğu, davalı şirketin 20.03.2010 tarihli genel kurulunda sermayesinin bedelsiz artırım kararı ile 620.000,00 TL'ye çıkarıldığı, davacının hisse devrinin iptali ve ıskatın geçersizliği nedeniyle davalı şirkette olan hissesinin iadesinin gerekeceği ancak asıl dosyada konu edilen 40 adet hissenin mahkeme dosyası ile birleşip temyiz edilmediği için kesinleşen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dosyasındaki davalı adına kaydedildiği, bozma ilamında da belirtildiği üzere asıl ve birleşen davadaki talepler aynı olup birleşen davada dava tarihi itibariyle ... ... üzerinde davacıya ait hisse bulunmadığından red kararı verildiği, aynı taleple davalı şirkete karşı açılan asıl davada da talep edilen 40 adet hissenin dava tarihi itibariyle ... ... adına kayıtlı olmadığı anlaşılmakla davalı şirkete yönelik açılan 40 adet hissenin devri ve manevi tazminat istemlerini içeren asıl davanın da reddine karar vermek gerektiği, asıl davada dava konusu yapılan 40 adet hissenin dışında kalan 208 adet hisseyle ilgili davacı tarafından davalı şirkete karşı İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/20 E. ve hisseyi devir ... davalılar ..., ... ve ...'a karşı İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/98 E. sayılı dosyasında yine hisse devrinin iptali ile pay defterine kaydı talepli dava açıldığı, açılan bu davalarda mahkemenin asıl dosyası ve mahkemenin birleşen ve kesinleşen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dosyasına konu yapılan 40 adet hissenin 248 adet hisseden mahsup edilerek kalan 208 adet hisseye ilişkin açıldığı, birleşen dosya davalıları ... kişilerin adına kayıtlı hisse adedi %4 hisse karşılığı 6200 hisse adedi için birleşen davalara konu edilen hisse 208 adet hisse olmakla birlikte Mahkememizce re'sen yapılan hesaplamada; 208 adet hissenin % 3,3548 oranına denk geldiği bunun da yapılan orantıda %2,0715'inin davalı ..., %1,1825'nin davalı ..., % 0,1006 'sının davalı ...'nin yüzdelik oranlarına tekabül ettiği, yüzdelik oranlar doğrultusunda yapılan hesaplamalarda 208 adet hisseden 129 adedinin davalı ..., 73 adedinin davalı ..., 6 adedinin davalı ... adına kayıtlı olduğu, belirtilen miktarlardaki hissenin davalılardan alınarak davacıya iadesi gerektiği, her ne kadar birleşen dosya davalısı ... vekili müvekkiline başvurulamayacağını beyan etmiş ise de; birleşen dosyadaki taleplerin aynı zamanda pay defterine kayıt talebi de içerdiğinden davalı şirket yönünden de açılan davanın da kabulüne kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl dosya yönünden davanın reddine, birleşen İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/98 E. sayılı dosyası ile İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/20 E. sayılı dosyası yönünden davanın kabulü ile davalılar ..., ..., ... adına kayıtlı 6200 hisse adedine göre taleple bağlı kalınarak %3,3548'e tekabül eden 208 adet hissenin 129 adedinin davalı ...'ten, 73 adedinin davalı ...'den, 6 adedinin ...'dan alınarak davacıya iadesine, pay defterine kaydına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davalarda davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Birleşen Davada Davalı ... Bilgi... A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararında, asıl davada verilen "davanın reddine" dair kararın kesin olduğunun belirtilmemiş olmasının usul bakımından hukuka aykırı olduğunu, asıl davada verilen karar temyiz edilebilir nitelikte olmadığını, 40 adet hisse bakımından görülen asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş olmasına ve hatta hisselerin sahibi ortaklara karşı açılan birleşen 2009/107 E. sayılı red kararı kesinleşmiş olmasına rağmen; ihtilafın temeli olan 40 adet hisseye "bedelsiz sermaye arttırımı" kararından dolayı isabet eden 208 adet hisse bakımından açılan birleşen İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/98 E. ve İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/20 E. sayılı davaların kabulüne karar verilmesinin çelişkili olduğunu, dava konusu 208 adet hissenin karşılık geldiği hisse oranı yönünden bir karar verilmesi talebi bulunmadığı halde taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak karar verildiğini, dava konusu ihtilafların niteliği ve davacı yanın talepleri dikkate alındığına, taleplere uygun olmayan ve infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verildiğini, gerek kısa kararda, gerekse gerekçeli kararda, 208 adet hissenin davalılar ortaklar arasında ne şekilde, hangi oranlarda paylaştırıldığı, paylaşımın bu şekilde yapılmasının maddi ve hukuki gerekçeleri açıklanmadığını, müvekkil şirket tarafından alınan sermaye artırımı kararı sonucu bu 40 adet hisseye tekabül eden 208 adet hissenin de maliki haline gelen hisse sahibi davalılar ..., ... ve ...’un, iyi niyetli olarak hisselerin mülkiyet hakkını kazanan üçüncü kişiler olup olmadığı konusunda inceleme ve değerlendirme yapılmadığını,müvekkil şirket tarafından yasal mevzuata uygun olarak yapılan işlemlerde hukuka aykırılığın bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; 40 adet hisse bakımından müvekkili aleyhine görülen davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen, bedelsiz sermaye artırımı kararı nedeniyle 40 hisseye tekabül eden 208 adet hisse bakımından açılan davanın kabulüne karar verilmiş olması çelişkili ve hukuka aykırı olduğunu, asıl davaya konu olan 40 adet hissenin, 20.03.2010 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısında alınan bedelsiz sermaye artırımı kararı sonucunda 248 adet hisseye ulaştığı belirtilerek, asıl davaya konu olan 40 adet hisse dışında kalan 208 adet hissenin de davacıya iadesine karar verilmesi talep edildiğini, müvekkili edindikleri birleşen 2012/98 E. ve 2013/20 E. sayılı davaya konu olan 208 adet hisseyi, diğer davalı ... ...’dan devralan müvekkillerin, iyi niyetli olarak hisselerin mülkiyet hakkını kazanan kişiler olup olmadığı konusunda inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, birleşen 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı davadan önce dava konusu 40 adet hissenin, dava tarihi 11.02.2009 tarihinden önce 12.01.2009 tarihinde davalı müvekkillere devredildiği, birleşen dava tarihi itibariyle davalı ... ... üzerinde davacıya ait hisse bulunmadığı gerekçesiyle, birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı davanın reddine karar verildiğini, davalı müvekkillerin, 40 adet hisse bakımından davanın kendilerine yönetilmesi sonucu birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dava bakımından davaya dahil edildiğini, bu nedenle, birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dava bakımından verilen davanın reddine dair kararın müvekkiller bakımından da uygulanması gerektiğini,dava konusu olayda davacının sermaye borcunu doğuran 30.12.2002 tarihli Genel Kurul kararında sermaye borcunun son ödeme tarihinin açıkça 31.10.2005 olarak belirlendiğini, bu genel kurul kararı aynı zamanda ana sözleşme değişikliğini de içerdiğinden, belirlenen 31.10.2005 tarihi ana sözleşme hükmü haline geldiğini, davacının 31.10.2005 tarihinde temerrüde düştüğünü, 03.08.2006 tarihli ihtarname, davacıyı temerrüde düşüren ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 406 ncı maddesi anlamında Apel çağrısı içeren ihtarname olmadığını, davalı şirket tarafından 6762 sayılı Kanun'un 406-408 maddelerine göre ıskat amacıyla davacıya gönderilen ihtarnamenin 29.09.2006 tarihli ihtarname olduğunu, her ne kadar dava konusu olayda, apel borcunu ödemeyen davacının temerrüde düşürülmesi için, 6762 sayılı Kanun'un 406 ncı maddesi hükmünün uygulanmasına gerek olmasa da, davalı müvekkil şirket tarafından davacıya 6762 sayılı Kanun'un 406-408 maddeleri kapsamında ıskat amacıyla 29.09.2006 tarihli ihtarname gönderildiğini, ticaret sicil gazetesinde ilanına gerek olmadığını, dolayısıyla, davacı yanın 07.11.2006 tarihli ihtarnamede belirtilen 1 aylık süre dolmadan 06.12.2006 tarihinde ödeme yaptığı hususunun da doğru olmadığını, davacı yanın sermaye borcunu 6762 sayılı Kanun'un 408 ... maddesi gereğince 29.09.2006 tarihli ihtarname ile verilen bir aylık süreden sonra yatırdığını, yapılan ıskat işlemi hukuka uygun olduğunu, davacının ödeme tarihinden önce alınan 01.12.2006 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile, söz konusu sermaye ve hisselere ilişkin ıskat işlemi yapıldığını, davacının davalı şirkete hem sermaye borcu, hem de avans iade borcu ve bilgisayar bedeli borcu bulunduğunun davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ile ... olduğunu, bu durumda ortakların öncelikle şirkete karşı olan sermaye dışındaki borçlarını ödemeleri, bu borçların ödemesi tamamlandıktan sonra ise sermaye borcunu ödemeleri gerek belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
3.Birleşen davada davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; 40 adet hisse bakımından müvekkiller aleyhine görülen davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen, bedelsiz sermaye artırımı kararı nedeniyle 40 hisseye tekabül eden 208 adet hisse bakımından açılan davanın kabulüne karar verilmiş olmasının çelişkili ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerin hisse devralmak suretiyle ortak oldukları ... A.Ş.'nin, 20.03.2010 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul toplantısı yaptığını, genel kurulda alınan karar ve şirket ana sözleşmesinin sermayeye ilişkin ... hali gereğince; davacıya, arttırılan 520.000,00 TL sermaye üzerinden hissesine tekabül eden oranda bedelsiz hisse senedi verildiğini, 20.03.2010 tarihli Genel Kurulda davacıya verilen bedelsiz sermaye artımı hakkının ve bedelsiz hisse senetlerinin 208 adet hisseye isabet eden kısmının, asıl davaya konu olan 40 adet hisseye karşılık geldiğini, Mahkemece, birleşen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı davaya konu olan 40 adet hisse bakımından davanın reddine karar verildiğini, 40 adet hisse bakımından davanın reddine karar verildiği halde, 208 adet hisse bakımından davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerin edindikleri birleşen 2012/98 E. ve 2013/20 E. sayılı davaya konu olan 208 adet hisseyi, diğer davalı ... ...’dan devralan müvekkillerin, iyi niyetli olarak hisselerin mülkiyet hakkını kazanan kişiler olup olmadığı konusunda inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, birleşen 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı davadan önce dava konusu 40 adet hissenin, dava tarihi 11.02.2009 tarihinden önce 12.01.2009 tarihinde davalı müvekkillere devredildiği, birleşen dava tarihi itibariyle davalı ... ... üzerinde davacıya ait hisse bulunmadığı gerekçesiyle, birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı davanın reddine karar verildiğini, davalı müvekkillerin, 40 adet hisse bakımından davanın kendilerine yönetilmesi sonucu birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dava bakımından davaya dahil edildiğini, bu nedenle, birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dava bakımından verilen davanın reddine dair kararın müvekkiller bakımından da uygulanması gerektiğini, dava konusu olayda davacının sermaye borcunu doğuran 30.12.2002 tarihli Genel Kurul kararında sermaye borcunun son ödeme tarihinin açıkça 31.10.2005 olarak belirlendiğini, bu genel kurul kararı aynı zamanda ana sözleşme değişikliğini de içerdiğinden, belirlenen 31.10.2005 tarihi ana sözleşme hükmü haline geldiğini, davacının 31.10.2005 tarihinde temerrüde düştüğünü, 03.08.2006 tarihli ihtarname, davacıyı temerrüde düşüren ve 6762 sayılı Kanun'un 406 ncı maddesi anlamında Apel çağrısı içeren ihtarname olmadığını, davalı şirket tarafından 6762 sayılı Kanun'un 406-408 maddelerine göre ıskat amacıyla davacıya gönderilen ihtarnamenin 29.09.2006 tarihli ihtarname olduğunu, her ne kadar dava konusu olayda, apel borcunu ödemeyen davacının temerrüde düşürülmesi için, 6762 sayılı Kanun'un 406 ncı maddesi hükmünün uygulanmasına gerek olmasa da, davalı müvekkil şirket tarafından davacıya 6762 sayılı Kanun'un 406-408 maddeleri kapsamında ıskat amacıyla 29.09.2006 tarihli ihtarname gönderildiğini, ticaret sicil gazetesinde ilanına gerek olmadığını, dolayısıyla, davacı yanın 07.11.2006 tarihli ihtarnamede belirtilen 1 aylık süre dolmadan 06.12.2006 tarihinde ödeme yaptığı hususunun da doğru olmadığını, davacı yanın sermaye borcunu 6762 sayılı Kanun'un 408 ... maddesi gereğince 29.09.2006 tarihli ihtarname ile verilen bir aylık süreden sonra yatırdığını, yapılan ıskat işlemi hukuka uygun olduğunu, davacının ödeme tarihinden önce alınan 01.12.2006 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile, söz konusu sermaye ve hisselere ilişkin ıskat işlemi yapıldığını, davacının davalı şirkete hem sermaye borcu, hem de avans iade borcu ve bilgisayar bedeli borcu bulunduğunun davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ile ... olduğunu, bu durumda ortakların öncelikle şirkete karşı olan sermaye dışındaki borçlarını ödemeleri, bu borçların ödemesi tamamlandıktan sonra ise sermaye borcunu ödemeleri gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada sermaye taahhüdünden dolayı borçlu olmadığının tespiti, elinden alınan hisselerin iadesi ile pay defterine kaydı ve manevi tazminat istemi; birleşen davalarda ise; sermaye arttırımı sonucu oluşan bedelsiz hisselerin iadesi ve pay defterine kaydı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 406, 407 ve 408 ... maddeleri,
3.Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre birleşen davada davalı ... Bilgi... A.Ş. vekili ile birleşen davada davalılar ..., ... ve ... vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10098 E. 2015/3417 K.
Ortak:hisse devir sözleşmesinin iptali · ıskat · hisse devrinin iptali · sermaye taahhüdü · sözleşmenin iptali · bedelsizlik · hisse senedi · hisse devri
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. dosyasında daha önce karar verilmiş olunduğundan ... ...'ın ve taraf sıfatı olmayan ... ...'ın davalı olarak «uyap» kayıtlarının resen silindiği, bozma kapsamı dışında kalan birleşen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dosyasının ilk verilen karar tarihi itibariyle temyiz edilmemek suretiyle kesinleştiği anlaşıldığından bu konuda olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi mümkün görülmediği ve karar başlığından birleşen dosya çıkartılmış olup davanın temyiz konusu yapılan talep ve davalarla sınırlı olarak görüldüğü, asıl dosyadaki talebin, davacının davalıya «sermaye taahhüdü» borcu olmadığının tespiti, 4.000,00 TL nominal değerdeki 40 adet hissenin iadesiyle «pay defterine» işlenmesi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kesinleşmiş İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/809 E. sayılı dosyasında verilen mahkeme kararı birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı şirketin %26 paya sahip ortağı olduğu, davalı şirketin yönetim kurulunun davacının %4 paya karşılık 40 adet hissesinden «ıskat» kararının mahkeme kanalıyla seçiminin iptaline karar verilen yönetim kurulunca alındığı, alınan ıskat kararının «geçersiz» olduğu, davacının 40 adet hisse karşılığı 4.000,00 TL tutarlı hissesini birleşen ve bozma ilamından önce kesinleşen dosyada davalı olan ... ...'a devrine ilişkin 31.12.2002 tarihli «hisse devir sözleşmesinin iptal» edildiği, davacının 40 adet paya karşılık sermaye taahhüdü borcunu ödediği, davacının davalı şirkete olan pay oranının İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/809 E. sayılı dosyasında verilen kararla %26 olarak kesinleşmiş bulunduğu, davalı şirketin 20.03.2010 tarihli genel kurulunda sermayesinin «bedelsiz» artırım kararı ile 620.000,00 TL'ye çıkarıldığı, davacının «hisse devrinin iptali» ve ıskatın geçersizliği nedeniyle davalı şirkette olan hissesinin iadesinin gerekeceği ancak asıl dosyada konu edilen 40 adet hissenin mahkeme dosyası ile birleşip temyiz edilmediği için kesinleşen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dosyasındaki davalı adına kaydedildiği, bozma ilamında da belirtildiği üzere asıl ve birleşen davadaki talepler aynı olup birleşen davada dava tarihi itibariyle ... ... üzerinde davacıya ait hisse bulunmadığından red kararı verildiği, aynı taleple davalı şirkete karşı açılan asıl davada da talep edilen 40 adet hissenin dava tarihi itibariyle ... ... adına kayıtlı olmadığı anlaşılmakla davalı şirkete yönelik açılan 40 adet hissenin devri ve manevi tazminat istemlerini içeren asıl davanın da reddine karar vermek gerektiği, asıl davada «dava konusu» yapılan 40 adet hissenin dışında kalan 208 adet hisseyle ilgili davacı tarafından davalı şirkete karşı İstanbul 46.
A.Ş.’yi hasım göstererek, davacı ...’in davalı şirkete «sermaye taahhüdünü» yerine getirdiğini, müvekkilinin apel borcu bulunmadığını, müvekkili hakkında alınan «ıskat» kararının hükümsüz olduğunu ileri sürerek, asıl davada müvekkilinin davalı şirkete sermaye taahhüdünden dolayı borçlu olmadığının tespitine, usulsüz bir şekilde müvekkilinin elinden alınan 4.000.-TL nominal değerdeki 40 adet hissenin iadesine, hisselerin müvekkili adına «pay defterine» işlenmesine, 2.000.-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/98 E. sayılı dosyasında yine «hisse devrinin iptali» ile «pay defterine kaydı» talepli dava açıldığı, açılan bu davalarda mahkemenin asıl dosyası ve mahkemenin birleşen ve kesinleşen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dosyasına konu yapılan 40 adet hissenin 248 adet hisseden «mahsup» edilerek kalan 208 adet hisseye ilişkin açıldığı, birleşen dosya davalıları ... kişilerin adına kayıtlı hisse adedi %4 hisse karşılığı 6200 hisse adedi için birleşen davalara konu edilen hisse 208 adet hisse olmakla birlikte Mahkememizce re'sen yapılan hesaplamada; 208 adet hissenin % 3,3548 oranına denk geldiği bunun da yapılan orantıda %2,0715'inin davalı ..., %1,1825'nin davalı ..., % 0,1006 'sının davalı ...'nin yüzdelik oranlarına tekabül ettiği, yüzdelik oranlar doğrultusunda yapılan hesaplamalarda 208 adet hisseden 129 adedinin davalı ..., 73 adedinin davalı ..., 6 adedinin davalı ... adına kayıtlı olduğu, belirtilen miktarlardaki hissenin davalılardan alınarak davacıya iadesi gerektiği, her ne kadar birleşen dosya davalısı ... vekili müvekkiline başvurulamayacağını beyan etmiş ise de; birleşen dosyadaki taleplerin aynı zamanda «pay defterine kayıt» talebi de içerdiğinden davalı şirket yönünden de açılan davanın da kabulüne kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl dosya yönünden davanın reddine, birleşen İ …
Benzer bu kararda… e bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirketin % 26 paya sahip ortağı olduğu, davalı şirketin yönetim kurulunun davacının %4 paya karşılık 40 adet hissesinden «ıskat» kararının, mahkeme kanalıyla seçiminin iptaline karar verilen yönetim kurulunca alındığı, alınan ıskat kararının «geçersiz» olduğu, davacının 40 adet hisse karşılığı, 4.000 TL tutarlı hissesini davalı ...'a devrine ilişkin 31/12/2002 tarihli «hisse devir sözleşmesinin iptal» edildiği, davacının 40 adet paya karşılık 4.000 TL olan «sermaye taahhüdü» borcunu ödemesi için usulüne uygun 29/11/2006 tarihli davalı «ilanı» üzerine süresinde 4.950,00 TL'yi davalı şirkete ödediği, davacının davalı şirkete ödenmemiş sermaye taahhüdü borcunun bulunmadığı, davacının davalı şirketi olan pay oranının verilen kararla % 26 olarak kesinleşmiş bulunduğu, davalı şirketin 20/03/2010 tarihli genel kurulunda 100.000 TL olan sermayesinin «bedelsiz» artırım kararı ile 620.000'TL'ye çıkarıldığı, davacının «hisse devrinin iptali» ve ıskatın geçersizliği nedeniyle, davalı şirkette olan % 4 hissesi karşılığı 248 adet hissesinin iadesinin gerekeceği, davalı ... tarafından 11/02/2009 dava tarih …
Somut olayda mahkemece, asıl ve temyize konu anılan birleşen davalarda hangi davalıdan ne miktar «hisse senedinin» davacıya iade edileceği hükümde belli olmayıp, hükmün infazında kuşku yaratacak nitelikte olduğu açıktır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:pay defterine tescil
Benzer bu kararda2- Asıl ve birleşen davalar, davacının davalı şirkete sermaye borcu olmadığının tespiti ile hisse oranının tespiti, iadesi ve «pay defterine tescili» ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, asıl davada davacı vekilince diğer kalem istemler yanında manevi tazminat isteminde de bulunulmuş olmasına rağmen mahkemece bu kalem istemle ilgili olarak olumlu yada «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, asıl davadaki hükmün bu nedenle davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14911 E. 2014/4093 K.
Ortak:ıskat · sermaye taahhüdü · sermaye artırımı · pay defteri · kâr payı · yönetim kurulu kararı · taahhütname · ilan
İncelediğiniz kararda… vacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 5 ortağından birisinin müvekkili olduğunu, 04.06.2004 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında düzenlenen ... dışı «hazirun cetveli» ile ... ... hissedarların %48 olan hisse oranlarının %56'ya çıkarılarak şirket yönetimine el konulduğunu, bu genel kurul toplantısında alınan kararların ve bu kararlara dayanılarak «pay defterine» yapılan kayıtların iptali için dava açıldığını, kesinleşen karara göre, «genel kurul kararlarının iptaline», davacının davalı şirkette ayrı ayrı 26 paya sahip olduklarının tespitine karar verildiğini, davalı şirketin 30.12.2002 tarihli olağanüstü genel kurulunda sermaye «payının» yükseltildiğini, bu genel kurul kararlarının iptali için dava açıldığını, davalı şirketin 03.08.2006 tarihli «ihtarnamesi» ile şirket sermayesinin 10.000,00 TL'den 100.000,00 TL'ye yükseltilmesi nedeniyle müvekkili tarafından «taahhüt» edilen 23.400,00 TL sermayeden 30.10.2005 tarihine kadar ödenmeyen 4.000,00 TL'lik, sermaye borcunun ödenmesinin iptal edildiğini, müvekkillerinin şirketin «organsız» kalması nedeniyle ihtarnameyi gönderenin «temsil» ve yetkili olmaması üzerine işlem yapamadığını, 30.07.2004 tarihli genel kurul toplantısında şirket sermayesinin 100.000,00 TL'den 500.000,00 TL'ye yükseltildiğini, eski sermayenin tamamı ödenmeden «sermaye artırımına» gidilemeyeceğini, davalı şirketin 01.01.2004 tarihli açılış bilançosuna göre ortakların «sermaye taahhütlerini» ödediklerini ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirkete sermaye taahhüdünden dolayı borçlu olmadığının tespitine, elinden alınan 4.000,00 TL nominal değerdeki 40 a …
A.Ş.’yi hasım göstererek, davacı ...’in davalı şirkete «sermaye taahhüdünü» yerine getirdiğini, müvekkilinin apel borcu bulunmadığını, müvekkili hakkında alınan «ıskat» kararının hükümsüz olduğunu ileri sürerek, asıl davada müvekkilinin davalı şirkete sermaye taahhüdünden dolayı borçlu olmadığının tespitine, usulsüz bir şekilde müvekkilinin elinden alınan 4.000.-TL nominal değerdeki 40 adet hissenin iadesine, hisselerin müvekkili adına «pay defterine» işlenmesine, 2.000.-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. dosyasında daha önce karar verilmiş olunduğundan ... ...'ın ve taraf sıfatı olmayan ... ...'ın davalı olarak «uyap» kayıtlarının resen silindiği, bozma kapsamı dışında kalan birleşen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dosyasının ilk verilen karar tarihi itibariyle temyiz edilmemek suretiyle kesinleştiği anlaşıldığından bu konuda olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi mümkün görülmediği ve karar başlığından birleşen dosya çıkartılmış olup davanın temyiz konusu yapılan talep ve davalarla sınırlı olarak görüldüğü, asıl dosyadaki talebin, davacının davalıya «sermaye taahhüdü» borcu olmadığının tespiti, 4.000,00 TL nominal değerdeki 40 adet hissenin iadesiyle «pay defterine» işlenmesi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kesinleşmiş İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/809 E. sayılı dosyasında verilen mahkeme kararı birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı şirketin %26 paya sahip ortağı olduğu, davalı şirketin yönetim kurulunun davacının %4 paya karşılık 40 adet hissesinden «ıskat» kararının mahkeme kanalıyla seçiminin iptaline karar verilen yönetim kurulunca alındığı, alınan ıskat kararının «geçersiz» olduğu, davacının 40 adet hisse karşılığı 4.000,00 TL tutarlı hissesini birleşen ve bozma ilamından önce kesinleşen dosyada davalı olan ... ...'a devrine ilişkin 31.12.2002 tarihli «hisse devir sözleşmesinin iptal» edildiği, davacının 40 adet paya karşılık sermaye taahhüdü borcunu ödediği, davacının davalı şirkete olan pay oranının İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/809 E. sayılı dosyasında verilen kararla %26 olarak kesinleşmiş bulunduğu, davalı şirketin 20.03.2010 tarihli genel kurulunda sermayesinin «bedelsiz» artırım kararı ile 620.000,00 TL'ye çıkarıldığı, davacının «hisse devrinin iptali» ve ıskatın geçersizliği nedeniyle davalı şirkette olan hissesinin iadesinin gerekeceği ancak asıl dosyada konu edilen 40 adet hissenin mahkeme dosyası ile birleşip temyiz edilmediği için kesinleşen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dosyasındaki davalı adına kaydedildiği, bozma ilamında da belirtildiği üzere asıl ve birleşen davadaki talepler aynı olup birleşen davada dava tarihi itibariyle ... ... üzerinde davacıya ait hisse bulunmadığından red kararı verildiği, aynı taleple davalı şirkete karşı açılan asıl davada da talep edilen 40 adet hissenin dava tarihi itibariyle ... ... adına kayıtlı olmadığı anlaşılmakla davalı şirkete yönelik açılan 40 adet hissenin devri ve manevi tazminat istemlerini içeren asıl davanın da reddine karar vermek gerektiği, asıl davada «dava konusu» yapılan 40 adet hissenin dışında kalan 208 adet hisseyle ilgili davacı tarafından davalı şirkete karşı İstanbul 46.
Benzer bu karardaDava, istek ve iradeleri dışında «ortaklıktan çıkarılmalarının» hukuka aykırı olduğundan davacıların halen şirket ortağı olduklarının tespiti, her bir davacı için nominal değerli ortaklık paylarının «pay defterine» işlenilmesi istemine ilişkin olup, davacıların «payı» hakkında davalı şirket «yönetim kurulu» tarafından uygulanan işlem TTK'nın 406 - 408 nci maddelerinde düzenlenmiş olan «ıskat» işlemidir.
Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye «sermaye taahhütlerinin» istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin «ıskatı» usul ve şartları, 6762 sayılı TTK'nın 406-408 nci maddelerinde «emredici» kurallarla düzenlenmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacıların kuruluşta «taahhüt» ettikleri sermaye borçlarını ödememek, «sermaye artırımına» katılmamak, doğru adres bilgilerini ve değişikliklerini bildirmemekle kusurlu oldukları, kimsenin kendi kusurundan yararlanarak hak elde edemeyeceği, davacıların «ortaklıktan çıkarılmalarından» yıllar sonra açtıkları bu davanın yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayni sermaye · ortaklıktan çıkarılma · esas sözleşme · şirket merkezi mahkemesi · emredici hüküm · muacceliyet · ifa · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaEsas sözleşme ile «ifa» için pay sahiplerine «ihbar» yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile «muaccel» olur (BK.128).
Anılan hüküm, «ifa» tarihinin «esas sözleşme» veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır (Bkz.Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku 8.Bası Sh.559 vd.).
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, şirket «esas sözleşmesinde» apelin nasıl isteneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, bu bağlamda apel çağrısının TTK'nın 406 ncı maddesi uyarınca ortaklardan «ilan» suretiyle istenmesinin gerekeceği, ancak aynı ilanla hem apel için süre verilmesi, hem de bu sürenin TTK'nın 408 nci maddesindeki «ihtar» yerine geçmesi mümkün olmadığı,başka bir deyişle, ortak usulüne uygun «temerrüde» düşürülmeden TTK'nın 408 nci maddesinde öngörülen «ıskat» ihtarının çekilemeyeceği, bu nedenlerle davacılara gönderilip tebliğ edilemeyen çağrı ile yapılan ilanların yukarıda yazılı yasal kurallara uygunluk arzetmediğinden hukuki sonuç doğurmayacağı kabul edilip, davanın da «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığı gözetilip sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu …
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacıların kuruluşta «taahhüt» ettikleri sermaye borçlarını ödememek, «sermaye artırımına» katılmamak, doğru adres bilgilerini ve değişikliklerini bildirmemekle kusurlu oldukları, kimsenin kendi kusurundan yararlanarak hak elde edemeyeceği, davacıların «ortaklıktan çıkarılmalarından» yıllar sonra açtıkları bu davanın yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1258 E. 2014/12518 K.
Ortak:ıskat · olağanüstü genel kurul · hisse senedi · yönetim kurulu kararı · ihtarname · temerrüt
İncelediğiniz kararda… vacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 5 ortağından birisinin müvekkili olduğunu, 04.06.2004 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında düzenlenen ... dışı «hazirun cetveli» ile ... ... hissedarların %48 olan hisse oranlarının %56'ya çıkarılarak şirket yönetimine el konulduğunu, bu genel kurul toplantısında alınan kararların ve bu kararlara dayanılarak «pay defterine» yapılan kayıtların iptali için dava açıldığını, kesinleşen karara göre, «genel kurul kararlarının iptaline», davacının davalı şirkette ayrı ayrı 26 paya sahip olduklarının tespitine karar verildiğini, davalı şirketin 30.12.2002 tarihli olağanüstü genel kurulunda sermaye «payının» yükseltildiğini, bu genel kurul kararlarının iptali için dava açıldığını, davalı şirketin 03.08.2006 tarihli «ihtarnamesi» ile şirket sermayesinin 10.000,00 TL'den 100.000,00 TL'ye yükseltilmesi nedeniyle müvekkili tarafından «taahhüt» edilen 23.400,00 TL sermayeden 30.10.2005 tarihine kadar ödenmeyen 4.000,00 TL'lik, sermaye borcunun ödenmesinin iptal edildiğini, müvekkillerinin şirketin «organsız» kalması nedeniyle ihtarnameyi gönderenin «temsil» ve yetkili olmaması üzerine işlem yapamadığını, 30.07.2004 tarihli genel kurul toplantısında şirket sermayesinin 100.000,00 TL'den 500.000,00 TL'ye yükseltildiğini, eski sermayenin tamamı ödenmeden «sermaye artırımına» gidilemeyeceğini, davalı şirketin 01.01.2004 tarihli açılış bilançosuna göre ortakların «sermaye taahhütlerini» ödediklerini ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirkete sermaye taahhüdünden dolayı borçlu olmadığının tespitine, elinden alınan 4.000,00 TL nominal değerdeki 40 a …
A.Ş.’yi hasım göstererek, davacı ...’in davalı şirkete «sermaye taahhüdünü» yerine getirdiğini, müvekkilinin apel borcu bulunmadığını, müvekkili hakkında alınan «ıskat» kararının hükümsüz olduğunu ileri sürerek, asıl davada müvekkilinin davalı şirkete sermaye taahhüdünden dolayı borçlu olmadığının tespitine, usulsüz bir şekilde müvekkilinin elinden alınan 4.000.-TL nominal değerdeki 40 adet hissenin iadesine, hisselerin müvekkili adına «pay defterine» işlenmesine, 2.000.-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… .03.2015 tarihli bozma ilamıyla mümeyyiz davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddiyle asıl ve temyize konu birleşen davalarda hangi davalıdan ne miktar «hisse senedinin» davacıya iade edileceği hükümde belli olmayıp, hükmün infazında kuşku yaratacak nitelikte olduğu ve manevi tazminat talebiyle ilgili olumlu «olumsuz» bir karar verilmediği gerekçesiyle bozulmuştur.
Benzer bu kararda… hinde süresiz olarak 500.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, davacının 250.000,00 TL sermaye tutarı karşılığı %50 sermaye payına sahip olduğu ve davacının aynı zamanda «yönetim kurulu» üyesi olduğu, 04/09/2009 tarihinde yapılmış bulunan «olağan genel kurul» kararı ile davalı şirketin 500.000,00 TL olan sermayesinin 250.000,00 TL artışla 750.000,00 TL'ye çıkarıldığı, sermaye arttırımı kararına davacının da katıldığı, d …
Ayrıca yine «ihtarnamede» apel borcunun ödenmemesi halinde TTK 407-408. maddeleri uyarınca işlem yapılacağı belirtilmiş ise de davacının «ıskat» edileceği belirtilmemiştir.
Oysa, apel borcunu ödemeyen ortak aynı yasanın 407/2 maddesi gereğince «ıskat» edilebileceği gibi haklarından «mahrum» edilebilir veya yerine başka ortak alınabilir ve kendisine verilmiş «hisse senedi» varsa bunlar iptal edilebilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şekle aykırılık · emredici hüküm · kâr mahrumiyeti · tespit davası
Benzer bu karardaDava, 6762 sayılı TTK'nın 408. maddesi gereğince «ıskat» edilen ortağın açtığı ıskat kararının yok hükmünde olduğunun «tespiti davası» olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, apel borcunu ödemeyen ortak aynı yasanın 407/2 maddesi gereğince «ıskat» edilebileceği gibi haklarından «mahrum» edilebilir veya yerine başka ortak alınabilir ve kendisine verilmiş «hisse senedi» varsa bunlar iptal edilebilir.
A.. şirketlerde pay borcunun ödenmemesi nedeniyle «ıskata» ilişkin hükümler «emredici» niteliktedir.
Bu nedenle TTK'nın 407 ve 408. maddelerinde öngörülen «şekle aykırılık» halinde «ıskat» sonucu doğmaz.
2 benzer karar daha
-
Hisse iadesi | Tapu kaydı | Manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2155 E. 2020/5918 K.
Ortak:pay defteri kaydı · bedelsizlik · pay defteri · infaz · kâr payı · maddi tazminat · cy/cy kaydı · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2013/20 E. sayılı davaların kabulüyle, toplam 6.200 şirket hissesinin 248 hisse «payının» (153 adetinin davalı ..., 87 adedinin ...'den 8 adedinin Fethi Altundan) davalı ... kişilerden alınarak, «pay defterine kaydına» ve davacıya iadesine, davacının asıl davadaki «maddi tazminat» talebinin reddine, 12.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/20 Esas sayılı davaların kabulüyle, toplam 6.200 şirket hissesinin 248 hisse «payının» (153 adetinin davalı ..., 87 adedinin ...'den 8 adedinin Fethi Altundan) davalı ... kişilerden alınarak, «pay defterine kaydına» ve davacıya iadesine, davacının asıl davadaki «maddi tazminat» talebinin reddine, 12.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/107 Esas sayılı davanın kabulüyle, toplam 6.200 şirket hissesinin 40 «payının» davacı adına «pay defterine kaydına», hisselerin davacıya iadesine, davacının manevi tazminat talebinin reddine, birleşen İstanbul 45.
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/20 Esas sayılı davaların kabulüyle, toplam 6.200 şirket hissesinin 248 hisse «payının» (153 adetinin davalı ..., 87 adedinin ...'den 8 adedinin ...) davalı gerçek kişilerden alınarak, «pay defterine kaydına» ve davacıya iadesine, davacının asıl davadaki «maddi tazminat» talebinin reddine, 12.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/20 Esas sayılı davaların kabulüyle, toplam 6.200 şirket hissesinin 248 hisse «payının» (153 adetinin davalı ..., 87 adedinin ...'den 8 adedinin ...) davalı gerçek kişilerden alınarak, «pay defterine kaydına» ve davacıya iadesine, davacının asıl davadaki «maddi tazminat» talebinin reddine, 12.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/107 Esas sayılı davanın kabulüyle, toplam 6.200 şirket hissesinin 40 «payının» davacı adına «pay defterine kaydına», hisselerin davacıya iadesine, davacının manevi tazminat talebinin reddine, birleşen İstanbul 45.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:delillerin toplanmaması · kamu düzeni
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
-
Yönetim kurulu kararının batıllığı | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10338 E. 2015/6915 K.
Ortak:ıskat · sermaye taahhüdü · mahsup · yönetim kurulu kararı · taahhütname · ihtarname · ilan · temerrüt
İncelediğiniz kararda… vacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 5 ortağından birisinin müvekkili olduğunu, 04.06.2004 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında düzenlenen ... dışı «hazirun cetveli» ile ... ... hissedarların %48 olan hisse oranlarının %56'ya çıkarılarak şirket yönetimine el konulduğunu, bu genel kurul toplantısında alınan kararların ve bu kararlara dayanılarak «pay defterine» yapılan kayıtların iptali için dava açıldığını, kesinleşen karara göre, «genel kurul kararlarının iptaline», davacının davalı şirkette ayrı ayrı 26 paya sahip olduklarının tespitine karar verildiğini, davalı şirketin 30.12.2002 tarihli olağanüstü genel kurulunda sermaye «payının» yükseltildiğini, bu genel kurul kararlarının iptali için dava açıldığını, davalı şirketin 03.08.2006 tarihli «ihtarnamesi» ile şirket sermayesinin 10.000,00 TL'den 100.000,00 TL'ye yükseltilmesi nedeniyle müvekkili tarafından «taahhüt» edilen 23.400,00 TL sermayeden 30.10.2005 tarihine kadar ödenmeyen 4.000,00 TL'lik, sermaye borcunun ödenmesinin iptal edildiğini, müvekkillerinin şirketin «organsız» kalması nedeniyle ihtarnameyi gönderenin «temsil» ve yetkili olmaması üzerine işlem yapamadığını, 30.07.2004 tarihli genel kurul toplantısında şirket sermayesinin 100.000,00 TL'den 500.000,00 TL'ye yükseltildiğini, eski sermayenin tamamı ödenmeden «sermaye artırımına» gidilemeyeceğini, davalı şirketin 01.01.2004 tarihli açılış bilançosuna göre ortakların «sermaye taahhütlerini» ödediklerini ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirkete sermaye taahhüdünden dolayı borçlu olmadığının tespitine, elinden alınan 4.000,00 TL nominal değerdeki 40 a …
A.Ş.’yi hasım göstererek, davacı ...’in davalı şirkete «sermaye taahhüdünü» yerine getirdiğini, müvekkilinin apel borcu bulunmadığını, müvekkili hakkında alınan «ıskat» kararının hükümsüz olduğunu ileri sürerek, asıl davada müvekkilinin davalı şirkete sermaye taahhüdünden dolayı borçlu olmadığının tespitine, usulsüz bir şekilde müvekkilinin elinden alınan 4.000.-TL nominal değerdeki 40 adet hissenin iadesine, hisselerin müvekkili adına «pay defterine» işlenmesine, 2.000.-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. dosyasında daha önce karar verilmiş olunduğundan ... ...'ın ve taraf sıfatı olmayan ... ...'ın davalı olarak «uyap» kayıtlarının resen silindiği, bozma kapsamı dışında kalan birleşen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dosyasının ilk verilen karar tarihi itibariyle temyiz edilmemek suretiyle kesinleştiği anlaşıldığından bu konuda olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi mümkün görülmediği ve karar başlığından birleşen dosya çıkartılmış olup davanın temyiz konusu yapılan talep ve davalarla sınırlı olarak görüldüğü, asıl dosyadaki talebin, davacının davalıya «sermaye taahhüdü» borcu olmadığının tespiti, 4.000,00 TL nominal değerdeki 40 adet hissenin iadesiyle «pay defterine» işlenmesi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kesinleşmiş İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/809 E. sayılı dosyasında verilen mahkeme kararı birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı şirketin %26 paya sahip ortağı olduğu, davalı şirketin yönetim kurulunun davacının %4 paya karşılık 40 adet hissesinden «ıskat» kararının mahkeme kanalıyla seçiminin iptaline karar verilen yönetim kurulunca alındığı, alınan ıskat kararının «geçersiz» olduğu, davacının 40 adet hisse karşılığı 4.000,00 TL tutarlı hissesini birleşen ve bozma ilamından önce kesinleşen dosyada davalı olan ... ...'a devrine ilişkin 31.12.2002 tarihli «hisse devir sözleşmesinin iptal» edildiği, davacının 40 adet paya karşılık sermaye taahhüdü borcunu ödediği, davacının davalı şirkete olan pay oranının İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/809 E. sayılı dosyasında verilen kararla %26 olarak kesinleşmiş bulunduğu, davalı şirketin 20.03.2010 tarihli genel kurulunda sermayesinin «bedelsiz» artırım kararı ile 620.000,00 TL'ye çıkarıldığı, davacının «hisse devrinin iptali» ve ıskatın geçersizliği nedeniyle davalı şirkette olan hissesinin iadesinin gerekeceği ancak asıl dosyada konu edilen 40 adet hissenin mahkeme dosyası ile birleşip temyiz edilmediği için kesinleşen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dosyasındaki davalı adına kaydedildiği, bozma ilamında da belirtildiği üzere asıl ve birleşen davadaki talepler aynı olup birleşen davada dava tarihi itibariyle ... ... üzerinde davacıya ait hisse bulunmadığından red kararı verildiği, aynı taleple davalı şirkete karşı açılan asıl davada da talep edilen 40 adet hissenin dava tarihi itibariyle ... ... adına kayıtlı olmadığı anlaşılmakla davalı şirkete yönelik açılan 40 adet hissenin devri ve manevi tazminat istemlerini içeren asıl davanın da reddine karar vermek gerektiği, asıl davada «dava konusu» yapılan 40 adet hissenin dışında kalan 208 adet hisseyle ilgili davacı tarafından davalı şirkete karşı İstanbul 46.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye «koyma» borcunun «muaccel» hale gelmesi için «ihbarda» bulunulması gereken durumlarda öncelikle ihbarın yapılmasının koşul olduğu ve bu ihbarda «ıskat» hakkının kullanılacağının bildirilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket tarafından davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamelerde», «sermaye taahhütünün» ve faizlerinin ödenmesinin istenildiği, aksi takdirde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiği, bu haliyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyecekleri ve ödemeye çağrı olarak nitelendirilemeyecekleri, diğer bir deyişle ıskat «ihtarının», «temerrüdü» gerçekleştiren ilk çağrı ile birlikte yapılmamasının gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacılar hakkında aldığı 04.03.2013 tarihli «yönetim kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
Davalı tarafça davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamede», 12.03.2012 tarihli «yönetim kurulu» gereğince miktarı da gösterilmek suretiyle «sermaye taahhüdünün» 1 ay içinde ödenmesi istenilmiş, aksi halde «temerrüte» düşüleceği ve temerrüt nedeniyle ortaklıktan «ıskat» edileceği «ihtar» edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, «ıskat» «ihtarının» da bulunması nedeniyle söz konusu «ihtarnamelerin» «ihbar» yerine geçmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de sermaye borcunun ödenmesine ilişkin «yönetim kurulu» kararının, 16.04.2012 tarihli gazetede «ilan» edilmekle davacıların «temerrüte» düşürüldüğü, kaldı ki sözleşmenin tescilinden itibaren 3 yıl geçmekle de TTK'nun 407/1. maddesi uyarınca davacıların temerrütlerinin gerçekleştiği, temerrüt tarihi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayni sermaye · yönetim kurulu kararının iptali · el koyma · ortaklıktan çıkarılma · pay sahipliği · kâr mahrumiyeti · muacceliyet · anonim şirket
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye «koyma» borcunun «muaccel» hale gelmesi için «ihbarda» bulunulması gereken durumlarda öncelikle ihbarın yapılmasının koşul olduğu ve bu ihbarda «ıskat» hakkının kullanılacağının bildirilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket tarafından davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli «ihtarnamelerde», «sermaye taahhütünün» ve faizlerinin ödenmesinin istenildiği, aksi takdirde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiği, bu haliyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyecekleri ve ödemeye çağrı olarak nitelendirilemeyecekleri, diğer bir deyişle ıskat «ihtarının», «temerrüdü» gerçekleştiren ilk çağrı ile birlikte yapılmamasının gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacılar hakkında aldığı 04.03.2013 tarihli «yönetim kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
Temerrüte düşen ortağa, «yönetim kurulu» tarafından 6762 sayılı TTK'nun 37. maddesinde yazılı gazete ile anasözleşmenin öngördüğü biçimde «ilan» suretiyle bir ay içinde ödemeye davet ve aksi halde haklarından «mahrum» edileceğinin ve «ortaklıktan çıkarılacağının» «ihtar» edilmesi gerekmektedir.
2-Dava, davacıların, davalı «anonim şirketin» ortaklığından «ıskat» edilmelerine ilişkin 04.03.2013 tarihli «yönetim kurulu» kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu ilke, hem nakdi, hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7622 E. , 2023/7642 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
:22.09.2021
SAYISI
:2022/275 Esas, 2022/539 Karar
ASIL VE BİRLEŞEN DAVALARDA DAVACI
:... vekili Avukat ...
ASIL VE BİRLEŞEN İSTANBUL 46. ATM 2013/20 E. SAYILI DAVADA DAVALI
BİRLEŞEN İSTANBUL 45. ATM
2012/98 E. SAYILI DAVADA
DAVALILAR
:... Bilgi Teknolojileri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
vekili Avukat ...
:1-...
2-... vekili Avukat ... ...
3-... vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
:Asıl davada davanın reddi, birleşen davalarda davanın kabulü
TEMYİZ EDEN
:Birleşen davada davalı ... A.Ş. vekili ile
Birleşen davada davalılar vekilleri
Taraflar arasındaki asıl davadaki sermaye taahhüdünden dolayı borçlu olmadığının tespiti, elinden alınan hisselerin iadesi ile pay defterine kaydı ve manevi tazminat davası ile birleşen davalardaki sermaye arttırımı sonucu oluşan bedelsiz hisselerin iadesi ve pay defterine kaydı davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı birleşen davalarda davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 5 ortağından birisinin müvekkili olduğunu, 04.06.2004 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında düzenlenen ... dışı hazirun cetveli ile ... ... hissedarların %48 olan hisse oranlarının %56'ya çıkarılarak şirket yönetimine el konulduğunu, bu genel kurul toplantısında alınan kararların ve bu kararlara dayanılarak pay defterine yapılan kayıtların iptali için dava açıldığını, kesinleşen karara göre, genel kurul kararlarının iptaline, davacının davalı şirkette ayrı ayrı 26 paya sahip olduklarının tespitine karar verildiğini, davalı şirketin 30.12.2002 tarihli olağanüstü genel kurulunda sermaye payının yükseltildiğini, bu genel kurul kararlarının iptali için dava açıldığını, davalı şirketin 03.08.2006 tarihli ihtarnamesi ile şirket sermayesinin 10.000,00 TL'den 100.000,00 TL'ye yükseltilmesi nedeniyle müvekkili tarafından taahhüt edilen 23.400,00 TL sermayeden 30.10.2005 tarihine kadar ödenmeyen 4.000,00 TL'lik, sermaye borcunun ödenmesinin iptal edildiğini, müvekkillerinin şirketin organsız kalması nedeniyle ihtarnameyi gönderenin temsil ve yetkili olmaması üzerine işlem yapamadığını, 30.07.2004 tarihli genel kurul toplantısında şirket sermayesinin 100.000,00 TL'den 500.000,00 TL'ye yükseltildiğini, eski sermayenin tamamı ödenmeden sermaye artırımına gidilemeyeceğini, davalı şirketin 01.01.2004 tarihli açılış bilançosuna göre ortakların sermaye taahhütlerini ödediklerini ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirkete sermaye taahhüdünden dolayı borçlu olmadığının tespitine, elinden alınan 4.000,00 TL nominal değerdeki 40 adet hissesinin iadesine, hisselerin müvekkili adına pay defterine işlenmesine, 2.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen (İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E.) davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davadaki gerekçelerle 40 payın davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek, davaya konu 40 adet hissesinin iadesine ve hisselerin pay defterine işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Birleşen (İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/98 E.) davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davadaki gerekçelerle şirketin sermayesinin 20.03.2010 tarihinde artırıldığını, şirket sermayesinin 1000 hisseye bölünmüş iken 620.000,00 TL olan sermaye tutarına göre 6200 adet hissenin 248 adedinin müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek bedelsiz sermaye artırımı kararıyla oluşan ... hisse ve sermaye oranları sonucunda 208 adet hissenin davacıya iadesine karar verilmesi talep etmiştir.
4. Birleşen (İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/20 E.) davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davadaki gerekçelerle davalı şirketin 20.03.2010 tarihli genel kurulda bedelsiz sermaye artırımı kararı ile oluşan ... hisse ve sermaye oranına göre 208 adet hissenin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... ... vekili (Birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E.) davada cevap dilekçesinde; birleşen davada davanın reddini istemiş, karşı davasında ise 31.12.2002 tarihli hisse devir sözleşmesi gereğince davacı adına davalı şirkete ödenen 4.000,00 TL sermaye ödemesinin, ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 18.10.2018 tarih, 2017/230 E., 2018/1055 K. sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak; asıl dava ve birleşen, 45 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/98 E. ve Birleşen 46. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/20 E. sayılı davaların kabulüyle, toplam 6.200 şirket hissesinin 248 hisse payının (153 adetinin davalı ..., 87 adedinin ...'den 8 adedinin Fethi Altundan) davalı ... kişilerden alınarak, pay defterine kaydına ve davacıya iadesine, davacının asıl davadaki maddi tazminat talebinin reddine, 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dosyası bozma kapsamı dışında kaldığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karar asıl davada ve temyize konu birleşen davalarda (İstanbul 45.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/98 E. ve İstanbul 46.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/20 E.) davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 16.12.2020 tarih, 2019/2155 E., 2020/5918 K. sayılı kararı ile“..1-..Somut olayda ise; mahkemece, kısa kararda "asıl dava ve birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/107 Esas sayılı davanın kabulüyle, toplam 6.200 şirket hissesinin 40 payının davacı adına pay defterine kaydına, hisselerin davacıya iadesine, davacının manevi tazminat talebinin reddine, birleşen İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/98 Esas ve Birleşen İstanbul 46 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/20 Esas sayılı davalarının kabulüyle, toplam 6.200 şirket hissesinin 208 payının davacı adına pay defterine kaydına, hisselerin davacıya iadesine," karar verilmiş iken, gerekçeli kararda "asıl dava ve birleşen, 45.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/98 Esas ve Birleşen 46. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/20 Esas sayılı davaların kabulüyle, toplam 6.200 şirket hissesinin 248 hisse payının (153 adetinin davalı ..., 87 adedinin ...'den 8 adedinin Fethi Altundan) davalı ... kişilerden alınarak, pay defterine kaydına ve davacıya iadesine, davacının asıl davadaki maddi tazminat talebinin reddine, 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 Esas sayılı dosyası bozma kapsamı dışında kaldığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına," şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür.
Bu durum karşısında, kısa ve gerekçeli kararlar arasında çelişki oluştuğu gibi infazda da tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkemece ... bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Kabule göre de; asıl davada davacının talebi, 40 adet hissenin tarafına iadesi ile pay defterine işlenmesi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/107 esas sayılı dosyasındaki talebi de, davalı ... ... adına tescil edilen 40 adet hissenin tarafına iadesi ile pay defterine işlenmesine ilişkindir. Birleşen dosyadaki davacının talebi mahkemenin 30.12.2013 tarihli kararı ile reddedilmiş ve taraflarca temyize konu edilmediğinden Dairemiz bozma ilamının dışında kalarak kesinleşmiştir. Asıl ve birleşen davadaki talepler aynı olup, birleşen davanın reddine karar verilmişken aynı talepleri içeren asıl davanın kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Birleşen İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/98 esas sayılı dosyasında, davacı vekili dava dilekçesinde, ... ... adına tescilli 40 adet hissenin davalılara devredildiğini, 40 adet hissenin bedelsiz sermaye arttırımı neticesinde 248 adet hisse olduğunu, 40 hisse için 2009/107 esas sayılı dosyada dava açıldığını, sermaye arttırımı neticesinde ... oluşan 208 adet hissenin tarafına iadesini talep etmiştir. Ancak mahkemece, kısa kararda 208 adet hissenin iadesine karar verilmişken, gerekçeli kararda kısa kararla çelişki yaratacak ve davacının talebini de aşacak şekilde 248 adet hissenin davalı ... kişilerden alınarak davacıya iadesine karar verilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
4- Ayrıca, davacının asıl davada manevi tazminat talebi olup, mahkemece kararın gerekçesinde manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle talebin reddi gerektiği açıklanmışken, hüküm fıkrasında "maddi tazminat talebinin reddine" şeklinde hüküm kurulması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
5- Bozma sebep ve şekline göre, asıl davada ve temyize konu birleşen davalarda (İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/98 E. ve İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/20 E.) davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmediği ... ” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Asıl ve Birleşen Davalarda Davacı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
C. Karar Düzeltme Kararı
Dairemizin 10.02.2022 tarih, 2021/2250 E. ve 2022/3955 K. sayılı kararı ile ''..1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekili yukarıda yapılan özetten de anlaşıldığı üzere, asıl davada davalı ... Bilgi Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş.’yi hasım göstererek, davacı ...’in davalı şirkete sermaye taahhüdünü yerine getirdiğini, müvekkilinin apel borcu bulunmadığını, müvekkili hakkında alınan ıskat kararının hükümsüz olduğunu ileri sürerek, asıl davada müvekkilinin davalı şirkete sermaye taahhüdünden dolayı borçlu olmadığının tespitine, usulsüz bir şekilde müvekkilinin elinden alınan 4.000.-TL nominal değerdeki 40 adet hissenin iadesine, hisselerin müvekkili adına pay defterine işlenmesine, 2.000.-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/107 E.
sayılı davada ise asıl davadaki gerekçelerle 40 payın davalı ... ... adına tescil edildiğini iddia ederek, davaya konu 40 adet hissesinin iadesine ve hisselerin pay defterine işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Söz konusu hisselerin dava tarihinden önce ..., ... ve ...’e devredilmesinden dolayı ve 20.03.2010 tarihli genel kurulda alınan bedelsiz sermaye artırımı kararıyla oluşan ... hisse ve sermaye oranları sonucunda 208 adet hissenin davacıya iadesi bakımından da diğer birleşen davalar açılmıştır.
Mahkemece, 30.12.2013 tarihli ilk karar ile asıl ve birleşen (İstanbul 45. ATM’nin 2012/98 E. ve İstanbul 46. ATM’nin 2013/20 E.) davaların kabulüne, birleşen (İstanbul 12. ATM’nin 2009/107 E.) davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, asıl davada ve birleşen (İstanbul 45. ATM’nin 2012/98 E. ve İstanbul 46. ATM’nin 2013/20 E.) davalarda davalılar vekilleri temyiz etmiştir.Dairemizin 12.03.2015 tarihli bozma ilamıyla mümeyyiz davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddiyle asıl ve temyize konu birleşen davalarda hangi davalıdan ne miktar hisse senedinin davacıya iade edileceği hükümde belli olmayıp, hükmün infazında kuşku yaratacak nitelikte olduğu ve manevi tazminat talebiyle ilgili olumlu olumsuz bir karar verilmediği gerekçesiyle bozulmuştur.
Dairemiz bozma ilamına karşı sadece davalı şirket tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuş ise de Dairemizin 19.01.2017 tarihli ilamı ile davalı şirket vekilinin karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.
Bu durumda dava konusu hisseler birleşen İstanbul 45. ATM’nin 2012/98 E. sayılı davanın davalıları ..., ... ve ...’e devredilmiş olup davalı şirkete yönelik iade istemi yerinde olmamakla birlikte davacı vekilinin asıl ve birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/107 E. sayılı davada dayandığı sebepler ve neticei talepleri nazara alındığında Dairemizin 16.12.2020 tarihli bozma ilamının 2 nolu bendinde yapılan “kabule göre bozma gerekçesi” yerinde olmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 16.12.2020 tarih 2019/2155 E. 2020/5918 K. sayılı ilamının 2 nolu kabule göre bozma gerekçesinin ve sonuç kısmındaki “...kabule göre de (2)...” ibaresinin kaldırılmasına karar vermek gerektiği..'' gerekçesiyle davacı vekilinin Dairemizin 16.12.2020 tarihli ilamının 2 nolu bendindeki “kabule göre bozma gerekçesi”ne yönelik karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 16.12.2020 tarih 2019/2155 E.
2020/5918 K. sayılı ilamının 2 nolu kabule göre bozma gerekçesinin ve sonuç kısmındaki “...kabule göre de (2)...” ibaresinin kaldırılmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyap kaydında yapılan incelemede birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dosyasının davalısı ... ... ile dosyada ve birleşen dosyalarda taraf sıfatı olmayan ... ...'ın davalı olarak kayıtlı olduğu, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. dosyasında daha önce karar verilmiş olunduğundan ... ...'ın ve taraf sıfatı olmayan ... ...'ın davalı olarak uyap kayıtlarının resen silindiği, bozma kapsamı dışında kalan birleşen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dosyasının ilk verilen karar tarihi itibariyle temyiz edilmemek suretiyle kesinleştiği anlaşıldığından bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi mümkün görülmediği ve karar başlığından birleşen dosya çıkartılmış olup davanın temyiz konusu yapılan talep ve davalarla sınırlı olarak görüldüğü, asıl dosyadaki talebin, davacının davalıya sermaye taahhüdü borcu olmadığının tespiti, 4.000,00 TL nominal değerdeki 40 adet hissenin iadesiyle pay defterine işlenmesi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kesinleşmiş İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/809 E.
sayılı dosyasında verilen mahkeme kararı birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı şirketin %26 paya sahip ortağı olduğu, davalı şirketin yönetim kurulunun davacının %4 paya karşılık 40 adet hissesinden ıskat kararının mahkeme kanalıyla seçiminin iptaline karar verilen yönetim kurulunca alındığı, alınan ıskat kararının geçersiz olduğu, davacının 40 adet hisse karşılığı 4.000,00 TL tutarlı hissesini birleşen ve bozma ilamından önce kesinleşen dosyada davalı olan ... ...'a devrine ilişkin 31.12.2002 tarihli hisse devir sözleşmesinin iptal edildiği, davacının 40 adet paya karşılık sermaye taahhüdü borcunu ödediği, davacının davalı şirkete olan pay oranının İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/809 E.
sayılı dosyasında verilen kararla %26 olarak kesinleşmiş bulunduğu, davalı şirketin 20.03.2010 tarihli genel kurulunda sermayesinin bedelsiz artırım kararı ile 620.000,00 TL'ye çıkarıldığı, davacının hisse devrinin iptali ve ıskatın geçersizliği nedeniyle davalı şirkette olan hissesinin iadesinin gerekeceği ancak asıl dosyada konu edilen 40 adet hissenin mahkeme dosyası ile birleşip temyiz edilmediği için kesinleşen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dosyasındaki davalı adına kaydedildiği, bozma ilamında da belirtildiği üzere asıl ve birleşen davadaki talepler aynı olup birleşen davada dava tarihi itibariyle ... ... üzerinde davacıya ait hisse bulunmadığından red kararı verildiği, aynı taleple davalı şirkete karşı açılan asıl davada da talep edilen 40 adet hissenin dava tarihi itibariyle ...
... adına kayıtlı olmadığı anlaşılmakla davalı şirkete yönelik açılan 40 adet hissenin devri ve manevi tazminat istemlerini içeren asıl davanın da reddine karar vermek gerektiği, asıl davada dava konusu yapılan 40 adet hissenin dışında kalan 208 adet hisseyle ilgili davacı tarafından davalı şirkete karşı İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/20 E. ve hisseyi devir ... davalılar ..., ... ve ...'a karşı İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/98 E. sayılı dosyasında yine hisse devrinin iptali ile pay defterine kaydı talepli dava açıldığı, açılan bu davalarda mahkemenin asıl dosyası ve mahkemenin birleşen ve kesinleşen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dosyasına konu yapılan 40 adet hissenin 248 adet hisseden mahsup edilerek kalan 208 adet hisseye ilişkin açıldığı, birleşen dosya davalıları ...
kişilerin adına kayıtlı hisse adedi %4 hisse karşılığı 6200 hisse adedi için birleşen davalara konu edilen hisse 208 adet hisse olmakla birlikte Mahkememizce re'sen yapılan hesaplamada; 208 adet hissenin % 3,3548 oranına denk geldiği bunun da yapılan orantıda %2,0715'inin davalı ..., %1,1825'nin davalı ..., % 0,1006 'sının davalı ...'nin yüzdelik oranlarına tekabül ettiği, yüzdelik oranlar doğrultusunda yapılan hesaplamalarda 208 adet hisseden 129 adedinin davalı ..., 73 adedinin davalı ..., 6 adedinin davalı ... adına kayıtlı olduğu, belirtilen miktarlardaki hissenin davalılardan alınarak davacıya iadesi gerektiği, her ne kadar birleşen dosya davalısı ... vekili müvekkiline başvurulamayacağını beyan etmiş ise de;
birleşen dosyadaki taleplerin aynı zamanda pay defterine kayıt talebi de içerdiğinden davalı şirket yönünden de açılan davanın da kabulüne kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl dosya yönünden davanın reddine, birleşen İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/98 E. sayılı dosyası ile İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/20 E. sayılı dosyası yönünden davanın kabulü ile davalılar ..., ..., ... adına kayıtlı 6200 hisse adedine göre taleple bağlı kalınarak %3,3548'e tekabül eden 208 adet hissenin 129 adedinin davalı ...'ten, 73 adedinin davalı ...'den, 6 adedinin ...'dan alınarak davacıya iadesine, pay defterine kaydına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davalarda davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Birleşen Davada Davalı ... Bilgi... A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararında, asıl davada verilen "davanın reddine" dair kararın kesin olduğunun belirtilmemiş olmasının usul bakımından hukuka aykırı olduğunu, asıl davada verilen karar temyiz edilebilir nitelikte olmadığını, 40 adet hisse bakımından görülen asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş olmasına ve hatta hisselerin sahibi ortaklara karşı açılan birleşen 2009/107 E. sayılı red kararı kesinleşmiş olmasına rağmen; ihtilafın temeli olan 40 adet hisseye "bedelsiz sermaye arttırımı" kararından dolayı isabet eden 208 adet hisse bakımından açılan birleşen İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/98 E.
ve İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/20 E. sayılı davaların kabulüne karar verilmesinin çelişkili olduğunu, dava konusu 208 adet hissenin karşılık geldiği hisse oranı yönünden bir karar verilmesi talebi bulunmadığı halde taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak karar verildiğini, dava konusu ihtilafların niteliği ve davacı yanın talepleri dikkate alındığına, taleplere uygun olmayan ve infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verildiğini, gerek kısa kararda, gerekse gerekçeli kararda, 208 adet hissenin davalılar ortaklar arasında ne şekilde, hangi oranlarda paylaştırıldığı, paylaşımın bu şekilde yapılmasının maddi ve hukuki gerekçeleri açıklanmadığını, müvekkil şirket tarafından alınan sermaye artırımı kararı sonucu bu 40 adet hisseye tekabül eden 208 adet hissenin de maliki haline gelen hisse sahibi davalılar ..., ...
ve ...’un, iyi niyetli olarak hisselerin mülkiyet hakkını kazanan üçüncü kişiler olup olmadığı konusunda inceleme ve değerlendirme yapılmadığını,müvekkil şirket tarafından yasal mevzuata uygun olarak yapılan işlemlerde hukuka aykırılığın bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; 40 adet hisse bakımından müvekkili aleyhine görülen davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen, bedelsiz sermaye artırımı kararı nedeniyle 40 hisseye tekabül eden 208 adet hisse bakımından açılan davanın kabulüne karar verilmiş olması çelişkili ve hukuka aykırı olduğunu, asıl davaya konu olan 40 adet hissenin, 20.03.2010 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısında alınan bedelsiz sermaye artırımı kararı sonucunda 248 adet hisseye ulaştığı belirtilerek, asıl davaya konu olan 40 adet hisse dışında kalan 208 adet hissenin de davacıya iadesine karar verilmesi talep edildiğini, müvekkili edindikleri birleşen 2012/98 E. ve 2013/20 E.
sayılı davaya konu olan 208 adet hisseyi, diğer davalı ... ...’dan devralan müvekkillerin, iyi niyetli olarak hisselerin mülkiyet hakkını kazanan kişiler olup olmadığı konusunda inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, birleşen 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı davadan önce dava konusu 40 adet hissenin, dava tarihi 11.02.2009 tarihinden önce 12.01.2009 tarihinde davalı müvekkillere devredildiği, birleşen dava tarihi itibariyle davalı ... ... üzerinde davacıya ait hisse bulunmadığı gerekçesiyle, birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı davanın reddine karar verildiğini, davalı müvekkillerin, 40 adet hisse bakımından davanın kendilerine yönetilmesi sonucu birleşen İstanbul 12.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dava bakımından davaya dahil edildiğini, bu nedenle, birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dava bakımından verilen davanın reddine dair kararın müvekkiller bakımından da uygulanması gerektiğini,dava konusu olayda davacının sermaye borcunu doğuran 30.12.2002 tarihli Genel Kurul kararında sermaye borcunun son ödeme tarihinin açıkça 31.10.2005 olarak belirlendiğini, bu genel kurul kararı aynı zamanda ana sözleşme değişikliğini de içerdiğinden, belirlenen 31.10.2005 tarihi ana sözleşme hükmü haline geldiğini, davacının 31.10.2005 tarihinde temerrüde düştüğünü, 03.08.2006 tarihli ihtarname, davacıyı temerrüde düşüren ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 406 ncı maddesi anlamında Apel çağrısı içeren ihtarname olmadığını, davalı şirket tarafından 6762 sayılı Kanun'un 406-408 maddelerine göre ıskat amacıyla davacıya gönderilen ihtarnamenin 29.09.2006 tarihli ihtarname olduğunu, her ne kadar dava konusu olayda, apel borcunu ödemeyen davacının temerrüde düşürülmesi için, 6762 sayılı Kanun'un 406 ncı maddesi hükmünün uygulanmasına gerek olmasa da, davalı müvekkil şirket tarafından davacıya 6762 sayılı Kanun'un 406-408 maddeleri kapsamında ıskat amacıyla 29.09.2006 tarihli ihtarname gönderildiğini, ticaret sicil gazetesinde ilanına gerek olmadığını, dolayısıyla, davacı yanın 07.11.2006 tarihli ihtarnamede belirtilen 1 aylık süre dolmadan 06.12.2006 tarihinde ödeme yaptığı hususunun da doğru olmadığını, davacı yanın sermaye borcunu 6762 sayılı Kanun'un 408 ...
maddesi gereğince 29.09.2006 tarihli ihtarname ile verilen bir aylık süreden sonra yatırdığını, yapılan ıskat işlemi hukuka uygun olduğunu, davacının ödeme tarihinden önce alınan 01.12.2006 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile, söz konusu sermaye ve hisselere ilişkin ıskat işlemi yapıldığını, davacının davalı şirkete hem sermaye borcu, hem de avans iade borcu ve bilgisayar bedeli borcu bulunduğunun davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ile ... olduğunu, bu durumda ortakların öncelikle şirkete karşı olan sermaye dışındaki borçlarını ödemeleri, bu borçların ödemesi tamamlandıktan sonra ise sermaye borcunu ödemeleri gerek belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
3.Birleşen davada davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; 40 adet hisse bakımından müvekkiller aleyhine görülen davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen, bedelsiz sermaye artırımı kararı nedeniyle 40 hisseye tekabül eden 208 adet hisse bakımından açılan davanın kabulüne karar verilmiş olmasının çelişkili ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerin hisse devralmak suretiyle ortak oldukları ... A.Ş.'nin, 20.03.2010 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul toplantısı yaptığını, genel kurulda alınan karar ve şirket ana sözleşmesinin sermayeye ilişkin ... hali gereğince; davacıya, arttırılan 520.000,00 TL sermaye üzerinden hissesine tekabül eden oranda bedelsiz hisse senedi verildiğini, 20.03.2010 tarihli Genel Kurulda davacıya verilen bedelsiz sermaye artımı hakkının ve bedelsiz hisse senetlerinin 208 adet hisseye isabet eden kısmının, asıl davaya konu olan 40 adet hisseye karşılık geldiğini, Mahkemece, birleşen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E.
sayılı davaya konu olan 40 adet hisse bakımından davanın reddine karar verildiğini, 40 adet hisse bakımından davanın reddine karar verildiği halde, 208 adet hisse bakımından davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerin edindikleri birleşen 2012/98 E. ve 2013/20 E. sayılı davaya konu olan 208 adet hisseyi, diğer davalı ... ...’dan devralan müvekkillerin, iyi niyetli olarak hisselerin mülkiyet hakkını kazanan kişiler olup olmadığı konusunda inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, birleşen 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı davadan önce dava konusu 40 adet hissenin, dava tarihi 11.02.2009 tarihinden önce 12.01.2009 tarihinde davalı müvekkillere devredildiği, birleşen dava tarihi itibariyle davalı ...
... üzerinde davacıya ait hisse bulunmadığı gerekçesiyle, birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı davanın reddine karar verildiğini, davalı müvekkillerin, 40 adet hisse bakımından davanın kendilerine yönetilmesi sonucu birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dava bakımından davaya dahil edildiğini, bu nedenle, birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/107 E. sayılı dava bakımından verilen davanın reddine dair kararın müvekkiller bakımından da uygulanması gerektiğini, dava konusu olayda davacının sermaye borcunu doğuran 30.12.2002 tarihli Genel Kurul kararında sermaye borcunun son ödeme tarihinin açıkça 31.10.2005 olarak belirlendiğini, bu genel kurul kararı aynı zamanda ana sözleşme değişikliğini de içerdiğinden, belirlenen 31.10.2005 tarihi ana sözleşme hükmü haline geldiğini, davacının 31.10.2005 tarihinde temerrüde düştüğünü, 03.08.2006 tarihli ihtarname, davacıyı temerrüde düşüren ve 6762 sayılı Kanun'un 406 ncı maddesi anlamında Apel çağrısı içeren ihtarname olmadığını, davalı şirket tarafından 6762 sayılı Kanun'un 406-408 maddelerine göre ıskat amacıyla davacıya gönderilen ihtarnamenin 29.09.2006 tarihli ihtarname olduğunu, her ne kadar dava konusu olayda, apel borcunu ödemeyen davacının temerrüde düşürülmesi için, 6762 sayılı Kanun'un 406 ncı maddesi hükmünün uygulanmasına gerek olmasa da, davalı müvekkil şirket tarafından davacıya 6762 sayılı Kanun'un 406-408 maddeleri kapsamında ıskat amacıyla 29.09.2006 tarihli ihtarname gönderildiğini, ticaret sicil gazetesinde ilanına gerek olmadığını, dolayısıyla, davacı yanın 07.11.2006 tarihli ihtarnamede belirtilen 1 aylık süre dolmadan 06.12.2006 tarihinde ödeme yaptığı hususunun da doğru olmadığını, davacı yanın sermaye borcunu 6762 sayılı Kanun'un 408 ...
maddesi gereğince 29.09.2006 tarihli ihtarname ile verilen bir aylık süreden sonra yatırdığını, yapılan ıskat işlemi hukuka uygun olduğunu, davacının ödeme tarihinden önce alınan 01.12.2006 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile, söz konusu sermaye ve hisselere ilişkin ıskat işlemi yapıldığını, davacının davalı şirkete hem sermaye borcu, hem de avans iade borcu ve bilgisayar bedeli borcu bulunduğunun davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ile ... olduğunu, bu durumda ortakların öncelikle şirkete karşı olan sermaye dışındaki borçlarını ödemeleri, bu borçların ödemesi tamamlandıktan sonra ise sermaye borcunu ödemeleri gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada sermaye taahhüdünden dolayı borçlu olmadığının tespiti, elinden alınan hisselerin iadesi ile pay defterine kaydı ve manevi tazminat istemi; birleşen davalarda ise; sermaye arttırımı sonucu oluşan bedelsiz hisselerin iadesi ve pay defterine kaydı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 406, 407 ve 408 ... maddeleri,
3.Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre birleşen davada davalı ... Bilgi... A.Ş. vekili ile birleşen davada davalılar ..., ... ve ... vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... Bilgi... A.Ş. vekili ile birleşen davada davalılar ..., ... ve ... vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990215000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz