YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2919 E. 2023/7106 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müktesep hak↗ kazanılmış hak↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kâr dağıtımı↗ ortalama tüketici↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/302 E., 2019/418 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2017/29525 sayılı "Pürsu Premium ..." marka başvurusuna davalı şirket tarafından itiraz edildiğini, davalının itirazı kabul edilerek 32 ve 35. Sınıflardaki bazı mal ve hizmetlerin başvurusu markasından çıkarıldığını, müvekkilinin karara itiraz ettiğini, itirazın dava konusu YİDK kararıyla reddedildiğini, müvekkilinin markasındaki PÜRSU ibaresinin dikkate alınmadığını, 2010 yılından beri damacana su satışı yapmakta olduğunu, 550 bayi aracılığı ile 31 ilde hizmet verdiğini, ...’ın, ... ili sınırları içerisinde yer ... Marmara Bölgesi’nin en yüksek dağı olma özelliği taşıyan dağın adı olduğunu, neredeyse tüm su dağıtım şirketlerinin ...’dan çıkan suları kullandığını, ... kaynaklarını kullanan su dağıtım şirketlerinin ... ibaresini kullanmalarının engellenmesinin mümkün olmadığını, müvekkilin 2012/104430 sayılı Pürsu ... ibareli markası nedeniyle 32. sınıfta kazanılmış hak sahibi olduğunu ileri sürerek dava konusu YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu marka ile müvekkiline ait tanınmış markanın ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davacının "PÜRSU" ibareli daha önceden tescilleri bulunduğunu, korunmak istenen ibarenin "Pürsu" değil, "Premıum ..." ibaresi olduğunu, emsal yargı kararları bulunduğunu, davacının ... ibaresini ... gösterme amaçlı kullandığına yönelik iddialarının kabulünün mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının "Pürsu Premium ..." ibareli başvuru markasıyla davalının "..." ibareli tescilli markaları arasında görsel ve sesçil olarak ortalama (...) tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında iltibas koşullarının oluştuğu, davacının başvuru markasından çıkarılan mallar/hizmetler açısından davalı tarafça kullanım ispatı yapıldığı, diğer yönden davacının müktesep hak olarak ileri sürdüğü 2012/104430 sayılı "Pürsu ..." markası ile "Pürsu Premium ..." başvuru markası aynı olmadığından müktesep hak koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların ilana itiraz aşamasında kullanıma dair sunduğu delilleri kabul etmediklerini, kullanıma yönelik delillerin mahkeme aşamasında bir inceleme yapılmaksızın hüküm kurulduğunu, mahkeme kararında müvekkilinin kazanılmış hak iddiası konusunda hataya düşüldüğünü, kazanılmış hak teşkil eden markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, iş bu davanın öncelikle kazanılmış hak nedeniyle kabulünün gerektiğini, ... ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu ve hatta marka vasfı dahi taşımayan bir ibare olduğunun göz ardı edildiğini, Yargıtay 11. HD. 2018/1266 E., 2019/2944 K. sayılı kararının işbu kararın somut uyuşmazlık bakımından emsal alınması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6769 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde coğrafi yer isimlerinin marka olarak alınabileceği yönünde açık bir düzenlemenin bulunmadığı, ancak maddenin genel düzenlemesi dikkate alındığında bu gibi yer isimlerinin de marka olarak tescil edebileceğinin anlaşıldığı, ülkemizdeki şehir, bölge, coğrafi yer veya maruf mahal isimlerinin ... bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanındığında, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracağı, ayrıca yerleşen uygulamaya göre bu ismin markanın ... sözcüğü olacağı ve iltibas iddiası ile diğer marka başvurularının önlenmesini sağlayacağı, anılan Kanun'un genel amacı dikkate alındığında böyle bir imtiyazın kimseye tanınamayacağı, bu şekildeki bölge, şehir, ilçe, coğrafi yer veya maruf yerleşim yerlerinin isimlerini teşkil eden sözcüklerin hangi ürünün markası olarak kullanılacak ise onunla birlikte tesciline imkan verilmesinin söz konusu Kanun'un düzenlenme amacına daha uygun olduğu, böylelikle coğrafi işaretlerle karışıklığın önlenebilmesinin mümkün olabileceği, somut olayda davacının "Pürsu Premium ..." ibareli marka başvurusuna davalı şirketin "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, başvurunun kısmen reddi üzerine de işbu davanın açıldığı, başvurunun kapsamında bulunup çıkarılan mal ve hizmetler ile itiraza mesnet markaların kapsamlarında yer ... mal ve hizmetler aynı veya benzer olduklarından işaretler arasında benzerlik olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, taraf işaretlerindeki ortak unsurun "..." ibaresi olduğu, ...'ın ... ili sınırlarında bulunan dağın ismi olup turistik açıdan bilinen bir yer olduğu, dolayısıyla böyle bir ibarenin ... kişinin tekeline bırakılmasının söz konusu olmayıp bu kelimeye eklenecek diğer kelime ve/veya şekil unsurları ile birlikte marka olarak kullanılmasının mümkün bulunduğu, bu nedenle başvurudaki asli unsurun PÜRSU ibaresi olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda dava konusu başvuru ile itiraza mesnet davalı markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi birinci fıkrası anlamında bir benzerlikten ve iltibas tehlikesinden söz edilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirketin itirazına mesnet markalarının tanınmış olmalarının da varılan bu sonucu değiştirmeyeceği gibi işaretler arasında benzerlik bulunmadığından koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin de tartışılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile TÜRKPATENT'in 2018-M-4348 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin itirazına mesnet markaları ile davacının başvuru markası arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğunu, davacının etiket ve ambalajlarında "..." ibaresini ön plana çıkararak kullandığını, ülkemizdeki şehir, bölge, coğrafi yer veya maruf mahal isimlerinin ... bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline imkan olmadığına dair kanuni bir düzenlemenin bulunmadığını, müvekkiline ait ... markasının tanınmış marka olduğunu, davacının bu tanınmışlıktan haksız yarar sağlamaya çalıştığını belirterek kararın boulmasını istemiştir.
2.Davalı TÜRKPATENT vekili temyiz dilekçesinde özetle; markalar arasında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunduğunu, kazanılmış hak koşullarının oluşmadığını, davalı markasının tanınmış olduğunu, Kurum kararının yerinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 4 ve 6 ncı maddesi birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12593 E. 2017/760 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · ticaret unvanı
Benzer bu karardaBaşvuru konusu markayı oluşturan kelimeler davacı şirketin «ticaret unvanı» ile birebir aynı olup ayrıca şekil unsuru da içermektedir.
İlinin tescili istenen ürün bakımından «münhasıran» coğrafi kaynak belirtilen bir yer olduğuna dair bir savunma bulunmadığına ve ticaret unvanındaki ürün adı ve şekil unsuru ile birlikte tescilinin talep edildiği de …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6387 E. 2023/1152 K.
Ortak:kaldırma ve yeniden hüküm · iltibas · YİDK kararının iptali
İncelediğiniz kararda… lerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracağı, ayrıca yerleşen uygulamaya göre bu ismin markanın ... sözcüğü olacağı ve «iltibas» iddiası ile diğer marka başvurularının önlenmesini sağlayacağı, anılan Kanun'un genel amacı dikkate alındığında böyle bir imtiyazın kimseye tanınamayacağı, bu şekildeki bölge, şehir, ilçe, coğrafi yer veya maruf yerleşim yerlerinin isimlerini teşkil eden sözcüklerin hangi ürünün markası olarak kullanılacak ise onunla birlikte tesciline imkan verilmesinin söz konusu Kanun'un düzenlenme amacına daha uygun olduğu, böylelikle coğrafi işaretlerle karışıklığın önlenebilmesinin mümkün olabileceği, somut olayda davacının "Pürsu Premium ..." ibareli marka başvurusuna davalı şirketin "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, başvurunun kısmen reddi üzerine de işbu davanın açıldığı, başvurunun kapsamında bulunup çıkarılan mal ve hizmetler ile itiraza mesnet markaların kapsamlarında yer ... mal ve hizmetler aynı veya benzer olduklarından işaretler arasında benzerlik olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, taraf işaretlerindeki ortak unsurun "..." ibaresi olduğu, ...'ın ... ili sınırlarında bulunan dağın ismi olup turistik açıdan bilinen bir yer olduğu, dolayısıyla böyle bir ibarenin ... kişinin tekeline bırakılmasının söz konusu olmayıp bu kelimeye eklenecek diğer kelime ve/veya şekil unsurları ile birlikte marka olarak kullanılmasının mümkün bulunduğu, bu nedenle başvurudaki asli unsurun PÜRSU ibaresi olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda dava konusu başvuru ile itiraza mesnet davalı markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi birinci fıkrası anlamında bir benzerlikten ve iltibas tehlikesinden söz edilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirketin itirazına mesnet markalarının tanınmış olmalarının da varılan bu sonucu değiştirmeyeceği gibi işaretler arasında benzerlik bulunmadığından koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin de tartışılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile TÜRKPATENT'in 2018-M-4348 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ve sayısı belirtilen kararı ile davacının "Pürsu Premium ..." ibareli başvuru markasıyla davalının "..." ibareli tescilli markaları arasında görsel ve sesçil olarak «ortalama (...) tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında iltibas koşullarının oluştuğu, davacının başvuru markasından çıkarılan mallar/hizmetler açısından davalı tarafça kullanım ispatı yapıldığı, diğer yönden davacının «müktesep hak» olarak ileri sürdüğü 2012/104430 sayılı "Pürsu ..." markası ile "Pürsu Premium ..." başvuru markası aynı olmadığından müktesep hak koşullarının oluşmadığı gerekçes …
Benzer bu kararda… lirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlığa 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin «iltibasa» yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olması gerekmekte olup, anılan madde kapsamındaki benzerlik olgusunun dar yorumlanmasının yerleşik Yargıtay kararları ile kabul edildiği, buna göre "BELEK" ibareli başvuru ile redde mesnet “belek tarım şekil” ibareli marka arasında açıklanan anlamda bir benzerlik bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince bu yönden yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik görülmediği ayrıca başvuru konusu ibarenin 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında marka olarak tesciline bir engel bulunmadığından Mahkemece bu yönden yapılan değerlendirmede de isabetsizlik bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesindeki mutlak ret nedenlerinin, gerek TPMK gerekse de mahkemelerce resen gözetilmesi gerektiği, söz konusu hükümde düzenlenen mutlak ret nedenlerinin toplumun ortak menfaatleri gereği olup kişilerin menfaatinden önce geldiği, eldeki davaya konu YİDK kararı her ne kadar 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve ( b) bentlerine ilişkin ise de aynı maddenin diğer bentlerindeki mutlak ret nedenlerinin de değerlendirilmesi gerektiği, ülkemizdeki şehir, bölge, coğrafi yer veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımak, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracağı, bir kişi adına marka olarak tescil edilmesi halinde bu sözcüğün artık bir kişinin tekelinde kalacağı ve bu şekilde bir coğrafi ad başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı, 556 sayılı KHK'nın genel amacı dikkate alındığında, böyle bir imtiyazın kimseye tanınmaması gerektiği, bu şekildeki şehir, ilçe veya maruf «yerleşim yeri» adlarının 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi veya 555 sayılı Cografi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (555 say …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yerleşim yeri · tanıma · münhasırlık
Benzer bu karardaBELEK ibaresinin Türk Dil Kurumunda yer alan «tanımına» göre köken olarak kundak, çocuk bezi anlamlarına gelmekte salt Antalya ilinin turistik açıdan bilinen bir ilçesi olmaktan öte bir anlam ifade ettiğini, bu kapsamda hem anlamsal değerlendirmede hem de müvekkili markasının tescilini talep ettiği 35 inci sınıftaki mal ve hizmetler dikkate alındığında ibarenin coğrafi kaynak belirten bir ifade olmadığını, ilgili sınıfta yer alan emtialar bakımından alaşılagelmedik bir unsur olduğunu, bir coğrafi markanın, coğrafi kaynak göstermemesi durumunda markanın «münhasıran» ya da esaslı unsur olarak tescilinde herhangi bir sakıncanın bulunmadığını, 4.
… nitelikten uzak olduğunu, Belek ibaresinin Antalya'da turistik açıdan maruf bir yer adı olduğunu, ibarenin kullanımın tek bir kişiye bırakılamayacağını dolayısıyla «münhasıran» maruf yer adını içeren başvurunun 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddi kararının yerinde olduğunu ileri sürerek Mahkemen …
… lirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlığa 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin «iltibasa» yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olması gerekmekte olup, anılan madde kapsamındaki benzerlik olgusunun dar yorumlanmasının yerleşik Yargıtay kararları ile kabul edildiği, buna göre "BELEK" ibareli başvuru ile redde mesnet “belek tarım şekil” ibareli marka arasında açıklanan anlamda bir benzerlik bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince bu yönden yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik görülmediği ayrıca başvuru konusu ibarenin 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında marka olarak tesciline bir engel bulunmadığından Mahkemece bu yönden yapılan değerlendirmede de isabetsizlik bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesindeki mutlak ret nedenlerinin, gerek TPMK gerekse de mahkemelerce resen gözetilmesi gerektiği, söz konusu hükümde düzenlenen mutlak ret nedenlerinin toplumun ortak menfaatleri gereği olup kişilerin menfaatinden önce geldiği, eldeki davaya konu YİDK kararı her ne kadar 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve ( b) bentlerine ilişkin ise de aynı maddenin diğer bentlerindeki mutlak ret nedenlerinin de değerlendirilmesi gerektiği, ülkemizdeki şehir, bölge, coğrafi yer veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımak, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracağı, bir kişi adına marka olarak tescil edilmesi halinde bu sözcüğün artık bir kişinin tekelinde kalacağı ve bu şekilde bir coğrafi ad başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı, 556 sayılı KHK'nın genel amacı dikkate alındığında, böyle bir imtiyazın kimseye tanınmaması gerektiği, bu şekildeki şehir, ilçe veya maruf «yerleşim yeri» adlarının 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi veya 555 sayılı Cografi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (555 say …
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5758 E. 2024/2268 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… ve sayısı belirtilen kararı ile davacının "Pürsu Premium ..." ibareli başvuru markasıyla davalının "..." ibareli tescilli markaları arasında görsel ve sesçil olarak «ortalama (...) tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında iltibas koşullarının oluştuğu, davacının başvuru markasından çıkarılan mallar/hizmetler açısından davalı tarafça kullanım ispatı yapıldığı, diğer yönden davacının «müktesep hak» olarak ileri sürdüğü 2012/104430 sayılı "Pürsu ..." markası ile "Pürsu Premium ..." başvuru markası aynı olmadığından müktesep hak koşullarının oluşmadığı gerekçes …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların «ilana» itiraz aşamasında kullanıma dair sunduğu delilleri kabul etmediklerini, kullanıma yönelik delillerin mahkeme aşamasında bir inceleme yapılmaksızın hüküm kurulduğunu, mahkeme kararında müvekkilinin «kazanılmış hak» iddiası konusunda hataya düşüldüğünü, kazanılmış hak teşkil eden markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, iş bu davanın öncelikle kazanılmış hak nedeniyle kabulünün gerektiğini, ... ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğu ve hatta marka vasfı dahi taşımayan bir ibare olduğunun göz ardı edildiğini, Yargıtay 11.
… lerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracağı, ayrıca yerleşen uygulamaya göre bu ismin markanın ... sözcüğü olacağı ve «iltibas» iddiası ile diğer marka başvurularının önlenmesini sağlayacağı, anılan Kanun'un genel amacı dikkate alındığında böyle bir imtiyazın kimseye tanınamayacağı, bu şekildeki bölge, şehir, ilçe, coğrafi yer veya maruf yerleşim yerlerinin isimlerini teşkil eden sözcüklerin hangi ürünün markası olarak kullanılacak ise onunla birlikte tesciline imkan verilmesinin söz konusu Kanun'un düzenlenme amacına daha uygun olduğu, böylelikle coğrafi işaretlerle karışıklığın önlenebilmesinin mümkün olabileceği, somut olayda davacının "Pürsu Premium ..." ibareli marka başvurusuna davalı şirketin "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, başvurunun kısmen reddi üzerine de işbu davanın açıldığı, başvurunun kapsamında bulunup çıkarılan mal ve hizmetler ile itiraza mesnet markaların kapsamlarında yer ... mal ve hizmetler aynı veya benzer olduklarından işaretler arasında benzerlik olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, taraf işaretlerindeki ortak unsurun "..." ibaresi olduğu, ...'ın ... ili sınırlarında bulunan dağın ismi olup turistik açıdan bilinen bir yer olduğu, dolayısıyla böyle bir ibarenin ... kişinin tekeline bırakılmasının söz konusu olmayıp bu kelimeye eklenecek diğer kelime ve/veya şekil unsurları ile birlikte marka olarak kullanılmasının mümkün bulunduğu, bu nedenle başvurudaki asli unsurun PÜRSU ibaresi olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda dava konusu başvuru ile itiraza mesnet davalı markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi birinci fıkrası anlamında bir benzerlikten ve iltibas tehlikesinden söz edilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirketin itirazına mesnet markalarının tanınmış olmalarının da varılan bu sonucu değiştirmeyeceği gibi işaretler arasında benzerlik bulunmadığından koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin de tartışılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile TÜRKPATENT'in 2018-M-4348 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ddedildiğini, "Anadolu" ibaresinin dava konusu markada da aynen asıl unsur olarak yer almasından kaynaklı taraf markaları arasında benzerlik bulunduğunu, bu durumun «iltibasa» neden olacağını, dava konusu markayı gören «ortalama tüketicinin» müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılayacağını, "Anadolu" ibaresinin müvekkilinin yoğun kullanımı sonucu ayırt edici hale geldiğini ve markalarının tan …
… , zira taraf markalarında yer alan "Anadolu" ibaresinin coğrafi yer adı olup tek bir kişinin tekeline bırakılmayacağı, davacının anılan ibarenin kullanılması sonucu «ayırt edicilik» kazandırıldığı iddiasının da ispatlanamadığı, taraf markalarında yer alan diğer unsurların markaları farklılaştırdığı, markalar arasında «iltibas» tehlikesi bulunmadığı, davacı markalarının tanınmışlığının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu " Anadolu Sepeti" ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "Anadolu" ibareli markaları arasında benzerlik ve «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan "Anadolu" ibaresi bir coğrafi yer adı olup Yargıtay 11.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yerleşim yeri · ara karar · mirasçılık · muvafakat
Benzer bu kararda… özdeşleştiğini, dava konusu marka kapsamında bulunan 29. sınıf malların fazla zaman ayrılmadan alalade inceleme ile satın alındığını, diğer taraftan mahkemece diğer «mirasçıların» davaya «muvafakatının» sağlanması yönündeki «ara» kararın yerinde olmadığını, zira müvekkilinin tek başına işbu davayı açabileceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar …
… ülkemizdeki şehir, bölge, coğrafi yer veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişinin tekeline bırakılamayacağı, bu şekildeki şehir, ilçe veya maruf «yerleşim yeri» adlarının coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla yanlarına ilave ekler yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün bulunduğu, taraf markalarında "Anadolu" ibaresi ortak olsa da anılan ibarenin coğrafi yer adı olması nedeniyle «iltibasa» neden olmayacağı, davacının "Anadolu" ibaresini kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiğini ispatlayamadığı, ayrıca taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının tanınmış olup olmadığının sonuca etkili bulunmadığı, davacının murisine ait ve murisinden intikal eden markalara dayalı olarak açtığı işbu davayı Türk Medeni Kanunu'nun 702 nci maddesi uyarınca diğer «mirasçıların» «muvafakati» olmadan tek başına açabilecek olmasına rağmen ilk derece mahkemesince diğer mirasçıların davaya muvafakatinin sağlanması yerinde değilse de bu hususun sonuca etkil …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2919 E. , 2023/7106 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/880 Esas, 2022/220 Karar
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/302 E., 2019/418 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2017/29525 sayılı "Pürsu Premium ..." marka başvurusuna davalı şirket tarafından itiraz edildiğini, davalının itirazı kabul edilerek 32 ve 35. Sınıflardaki bazı mal ve hizmetlerin başvurusu markasından çıkarıldığını, müvekkilinin karara itiraz ettiğini, itirazın dava konusu YİDK kararıyla reddedildiğini, müvekkilinin markasındaki PÜRSU ibaresinin dikkate alınmadığını, 2010 yılından beri damacana su satışı yapmakta olduğunu, 550 bayi aracılığı ile 31 ilde hizmet verdiğini, ...’ın, ... ili sınırları içerisinde yer ... Marmara Bölgesi’nin en yüksek dağı olma özelliği taşıyan dağın adı olduğunu, neredeyse tüm su dağıtım şirketlerinin ...’dan çıkan suları kullandığını, ...
kaynaklarını kullanan su dağıtım şirketlerinin ... ibaresini kullanmalarının engellenmesinin mümkün olmadığını, müvekkilin 2012/104430 sayılı Pürsu ... ibareli markası nedeniyle 32. sınıfta kazanılmış hak sahibi olduğunu ileri sürerek dava konusu YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu marka ile müvekkiline ait tanınmış markanın ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davacının "PÜRSU" ibareli daha önceden tescilleri bulunduğunu, korunmak istenen ibarenin "Pürsu" değil, "Premıum ..." ibaresi olduğunu, emsal yargı kararları bulunduğunu, davacının ... ibaresini ... gösterme amaçlı kullandığına yönelik iddialarının kabulünün mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının "Pürsu Premium ..." ibareli başvuru markasıyla davalının "..." ibareli tescilli markaları arasında görsel ve sesçil olarak ortalama (...) tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında iltibas koşullarının oluştuğu, davacının başvuru markasından çıkarılan mallar/hizmetler açısından davalı tarafça kullanım ispatı yapıldığı, diğer yönden davacının müktesep hak olarak ileri sürdüğü 2012/104430 sayılı "Pürsu ..." markası ile "Pürsu Premium ..." başvuru markası aynı olmadığından müktesep hak koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların ilana itiraz aşamasında kullanıma dair sunduğu delilleri kabul etmediklerini, kullanıma yönelik delillerin mahkeme aşamasında bir inceleme yapılmaksızın hüküm kurulduğunu, mahkeme kararında müvekkilinin kazanılmış hak iddiası konusunda hataya düşüldüğünü, kazanılmış hak teşkil eden markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, iş bu davanın öncelikle kazanılmış hak nedeniyle kabulünün gerektiğini, ... ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu ve hatta marka vasfı dahi taşımayan bir ibare olduğunun göz ardı edildiğini, Yargıtay 11. HD. 2018/1266 E., 2019/2944 K. sayılı kararının işbu kararın somut uyuşmazlık bakımından emsal alınması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6769 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde coğrafi yer isimlerinin marka olarak alınabileceği yönünde açık bir düzenlemenin bulunmadığı, ancak maddenin genel düzenlemesi dikkate alındığında bu gibi yer isimlerinin de marka olarak tescil edebileceğinin anlaşıldığı, ülkemizdeki şehir, bölge, coğrafi yer veya maruf mahal isimlerinin ... bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanındığında, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracağı, ayrıca yerleşen uygulamaya göre bu ismin markanın ... sözcüğü olacağı ve iltibas iddiası ile diğer marka başvurularının önlenmesini sağlayacağı, anılan Kanun'un genel amacı dikkate alındığında böyle bir imtiyazın kimseye tanınamayacağı, bu şekildeki bölge, şehir, ilçe, coğrafi yer veya maruf yerleşim yerlerinin isimlerini teşkil eden sözcüklerin hangi ürünün markası olarak kullanılacak ise onunla birlikte tesciline imkan verilmesinin söz konusu Kanun'un düzenlenme amacına daha uygun olduğu, böylelikle coğrafi işaretlerle karışıklığın önlenebilmesinin mümkün olabileceği, somut olayda davacının "Pürsu Premium ..." ibareli marka başvurusuna davalı şirketin "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, başvurunun kısmen reddi üzerine de işbu davanın açıldığı, başvurunun kapsamında bulunup çıkarılan mal ve hizmetler ile itiraza mesnet markaların kapsamlarında yer ...
mal ve hizmetler aynı veya benzer olduklarından işaretler arasında benzerlik olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, taraf işaretlerindeki ortak unsurun "..." ibaresi olduğu, ...'ın ... ili sınırlarında bulunan dağın ismi olup turistik açıdan bilinen bir yer olduğu, dolayısıyla böyle bir ibarenin ... kişinin tekeline bırakılmasının söz konusu olmayıp bu kelimeye eklenecek diğer kelime ve/veya şekil unsurları ile birlikte marka olarak kullanılmasının mümkün bulunduğu, bu nedenle başvurudaki asli unsurun PÜRSU ibaresi olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda dava konusu başvuru ile itiraza mesnet davalı markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi birinci fıkrası anlamında bir benzerlikten ve iltibas tehlikesinden söz edilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirketin itirazına mesnet markalarının tanınmış olmalarının da varılan bu sonucu değiştirmeyeceği gibi işaretler arasında benzerlik bulunmadığından koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin de tartışılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile TÜRKPATENT'in 2018-M-4348 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin itirazına mesnet markaları ile davacının başvuru markası arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğunu, davacının etiket ve ambalajlarında "..." ibaresini ön plana çıkararak kullandığını, ülkemizdeki şehir, bölge, coğrafi yer veya maruf mahal isimlerinin ... bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline imkan olmadığına dair kanuni bir düzenlemenin bulunmadığını, müvekkiline ait ... markasının tanınmış marka olduğunu, davacının bu tanınmışlıktan haksız yarar sağlamaya çalıştığını belirterek kararın boulmasını istemiştir.
2.Davalı TÜRKPATENT vekili temyiz dilekçesinde özetle; markalar arasında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunduğunu, kazanılmış hak koşullarının oluşmadığını, davalı markasının tanınmış olduğunu, Kurum kararının yerinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 4 ve 6 ncı maddesi birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/989697100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz