YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6387 E. 2023/1152 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yerleşim yeri↗ tanıma↗ münhasırlık↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekişme konusu işaretin “BELEK” kelimesi olduğu, bu kelimenin Antalya ilinin tanınmış bir turizm merkezinin adı olmasının tüketicilerce doğrudan ürünün ya da hizmetin coğrafi kaynağı ve ürünü ya da hizmeti tanıtıcı bir ibare olarak algılanması sonucunu doğurmayacağı bu yönüyle dava konusu markanın 556 sayılı KHK’nın 5 inci maddesi ile 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen kriterleri karşıladığı, taraf markalarında “BELEK” ibaresi dışında herhangi bir ortaklık bulunmadığı gibi reddedilen pek çok emtia açısından da yine markaların aynı/aynı tür emtiaları kapsamadığı, bütünsel bakış açısıyla başvuru ve redde mesnet marka arasında ilk bakışta hiçbir inceleme ve araştırma yapmayı gerektirmeyecek şekilde ayırt edilemeyecek bir benzerliğin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile redde mesnet markanın 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzer olup tescil kapsamlarında da aynı mal ve hizmetlerin bulunduğunu, dava konusu “belek” ibaresinin reddedilen hizmetler açısından ayırt edici nitelikten uzak olduğunu, Belek ibaresinin Antalya'da turistik açıdan maruf bir yer adı olduğunu, ibarenin kullanımın tek bir kişiye bırakılamayacağını dolayısıyla münhasıran maruf yer adını içeren başvurunun 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddi kararının yerinde olduğunu ileri sürerek Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlığa 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin iltibasa yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olması gerekmekte olup, anılan madde kapsamındaki benzerlik olgusunun dar yorumlanmasının yerleşik Yargıtay kararları ile kabul edildiği, buna göre "BELEK" ibareli başvuru ile redde mesnet “belek tarım şekil” ibareli marka arasında açıklanan anlamda bir benzerlik bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince bu yönden yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik görülmediği ayrıca başvuru konusu ibarenin 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında marka olarak tesciline bir engel bulunmadığından Mahkemece bu yönden yapılan değerlendirmede de isabetsizlik bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesindeki mutlak ret nedenlerinin, gerek TPMK gerekse de mahkemelerce resen gözetilmesi gerektiği, söz konusu hükümde düzenlenen mutlak ret nedenlerinin toplumun ortak menfaatleri gereği olup kişilerin menfaatinden önce geldiği, eldeki davaya konu YİDK kararı her ne kadar 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve ( b) bentlerine ilişkin ise de aynı maddenin diğer bentlerindeki mutlak ret nedenlerinin de değerlendirilmesi gerektiği, ülkemizdeki şehir, bölge, coğrafi yer veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımak, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracağı, bir kişi adına marka olarak tescil edilmesi halinde bu sözcüğün artık bir kişinin tekelinde kalacağı ve bu şekilde bir coğrafi ad başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı, 556 sayılı KHK'nın genel amacı dikkate alındığında, böyle bir imtiyazın kimseye tanınmaması gerektiği, bu şekildeki şehir, ilçe veya maruf yerleşim yeri adlarının 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi veya 555 sayılı Cografi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (555 sayılı KHK) hükümleri anlamında coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla yanlarına ilave ekler yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün olduğu, dava konusu başvuruyu oluşturan "BELEK" ibaresi Antalya'nın turistik açıdan bilinen bir ilçesinin adı olup dava konusu markada bu ibareden başka ilave bir unsur da bulunmadığından anılan ibarenin tek başına tescili yukarıda açıklanan gerekçelerle 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca mümkün olmadığı, Mahkemece anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Gerek müvekkilinin BELEK ibareli önceki marka tescilleri gerekse davalı Kurum nezdinde doğrudan coğrafi yer ismi ile bulunan marka tescilleri göz önüne bulundurulduğunda BELEK ibaresinin doğrudan ürün veya hizmetin coğrafi kaynağına işaret etmediği, dolayısıyla marka olarak tescili için herhangi bir engelin bulunmadığını,
2. 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi hükmü uyarınca resen yaptığı inceleme sonuncunda BELEK ibaresinin coğrafi yer ismi olduğundan bahisle tek başına tescilinin mümkün olmadığı yönündeki kararının hatalı olup bozulması gerektiğini, müvekkilinin başvuru konusu 2016/82561 numaralı BELEK ibareli markasının 556 sayılı KHK'nın 5 inci maddesi uyarınca marka vasfına sahip olduğunu, bunun da alınan bilirkişi raporunda ortaya konulduğunu, başvuru markasının başvuru sınıfındaki mal ve hizmetleri tanımlamakta kullanılan bir ifade olmadığını, markanın hak sahibi ve ürünlerine işaret etme fonksiyonuna sahip olduğunu,
3. BELEK ibaresinin Türk Dil Kurumunda yer alan tanımına göre köken olarak kundak, çocuk bezi anlamlarına gelmekte salt Antalya ilinin turistik açıdan bilinen bir ilçesi olmaktan öte bir anlam ifade ettiğini, bu kapsamda hem anlamsal değerlendirmede hem de müvekkili markasının tescilini talep ettiği 35 inci sınıftaki mal ve hizmetler dikkate alındığında ibarenin coğrafi kaynak belirten bir ifade olmadığını, ilgili sınıfta yer alan emtialar bakımından alaşılagelmedik bir unsur olduğunu, bir coğrafi markanın, coğrafi kaynak göstermemesi durumunda markanın münhasıran ya da esaslı unsur olarak tescilinde herhangi bir sakıncanın bulunmadığını,
4. Müvekkilinin başvuru markasının, önceki markalarının devamı niteliğinde bulunduğunu, kazanılmış hakkının bulunduğunu,
5. Müvekkili markasının tanınmış bir marka olduğunu, tanınmış markaların korunmasının diğer markalara oranla daha geniş olduğunu, sadece ticari değerinin değil itibarının da korunması gerektiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri, 5 ve 35 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1486 E. 2024/4688 K.
Ortak:iltibas · YİDK kararının iptali
İncelediğiniz kararda… lirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlığa 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin «iltibasa» yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olması gerekmekte olup, anılan madde kapsamındaki benzerlik olgusunun dar yorumlanmasının yerleşik Yargıtay kararları ile kabul edildiği, buna göre "BELEK" ibareli başvuru ile redde mesnet “belek tarım şekil” ibareli marka arasında açıklanan anlamda bir benzerlik bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince bu yönden yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik görülmediği ayrıca başvuru konusu ibarenin 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında marka olarak tesciline bir engel bulunmadığından Mahkemece bu yönden yapılan değerlendirmede de isabetsizlik bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesindeki mutlak ret nedenlerinin, gerek TPMK gerekse de mahkemelerce resen gözetilmesi gerektiği, söz konusu hükümde düzenlenen mutlak ret nedenlerinin toplumun ortak menfaatleri gereği olup kişilerin menfaatinden önce geldiği, eldeki davaya konu YİDK kararı her ne kadar 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve ( b) bentlerine ilişkin ise de aynı maddenin diğer bentlerindeki mutlak ret nedenlerinin de değerlendirilmesi gerektiği, ülkemizdeki şehir, bölge, coğrafi yer veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımak, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracağı, bir kişi adına marka olarak tescil edilmesi halinde bu sözcüğün artık bir kişinin tekelinde kalacağı ve bu şekilde bir coğrafi ad başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı, 556 sayılı KHK'nın genel amacı dikkate alındığında, böyle bir imtiyazın kimseye tanınmaması gerektiği, bu şekildeki şehir, ilçe veya maruf «yerleşim yeri» adlarının 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi veya 555 sayılı Cografi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (555 say …
Benzer bu karardaA.Ş. vekili cevap dilekçesinde, müvekkiline ait restoranın 1994 yılından beri faaliyet gösterdiğini, Türkiye'de ve yurt dışında bilinen bir işletme olduğunu, müvekkilinin "Sunset" ibareli başka markalarının da bulunduğunu, davacının yaptığı başvuru ile müvekkilinin markasından kötü niyetli olarak faydalanmaya çalıştığını, başvurunun müvekkilinin markası ile «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… elikteki hizmetler oldukları, başvuru “BELEK SUNSET” şeklinde telaffuz edilecek ise de “Belek” ibaresinin çok bilinen bir turistik bölgeye ilişkin ayırt edici vasfı «son» derece zayıf ve kimsenin tekeline bırakılması mümkün olmayan bir coğrafi yer adı olmasından dolayı dava konusu markada esas unsur olarak algılanacak sözcüğün “Sunset” kelimesi olduğu, davalı taraf markalarında da bu ibarenin tek asli unsur veya asli unsurlardan biri olarak konumlandırıldığı, bu durumun ortalama düzeydeki tüketicileri «iltibasa» düşüreceği, "Sunset" ibaresinin 43. sınıfta tasviri veya sektörel bir kelime olmadığı, Türkçe karşılığı da yaygın olarak bilinir olmadığından ayırt edici vasfı bul …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mazeret dilekçesi · mazeret · denetime elverişlilik · istinaf incelemesi · ayırt edicilik · dahili dava · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece «mazeret dilekçesi» kabul edilmeyerek karar verildiğini, aralarında sektör bilirkişisi olmayan heyetten rapor alındığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, zayıf işareti marka olarak seçen kişinin bunun sonuçlarına katlanması gerektiği, müvekkilinin ve davalı şirketlerin markalarındaki tek asli unsurun "Sunset" ibaresi olmadığını, aralarında ancak zayıf bir işitsel benzerlik bulunabilecek markaların karıştırılması ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek Mahkemenin kararının «istinaf incelemesi» yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… ttirmek istediği, emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, taraf markalarında "SUNSET" ibaresinin esas unsur olarak yer aldığı, markalarda yer alan diğer ibarelerin «ayırt ediciliklerinin» düşük olduğu, hükme esas alınan «denetime elverişli» bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde şubeleşmenin çok yaygın olduğu, başvuru davacıların itiraza mesnet markalarından yeterince farklılaşmamış olduğundan tüketicilerin markaların farklı ticari kaynaktan geldiklerini derhal ve hiç düşünmeden farkedemeyecekleri, dolayısıyla markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de «dahil» karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… şekil" ibareli markalarını mesnet göstererek yaptıkları itiraz üzerine YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, redde ilişkin YİDK kararındaki "Belek" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğu ve "Sunset" ibaresi ile bütünlük arz etmediği yönündeki değerlendirmelere katılmadıklarını, başvurunun bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, …
… elikteki hizmetler oldukları, başvuru “BELEK SUNSET” şeklinde telaffuz edilecek ise de “Belek” ibaresinin çok bilinen bir turistik bölgeye ilişkin ayırt edici vasfı «son» derece zayıf ve kimsenin tekeline bırakılması mümkün olmayan bir coğrafi yer adı olmasından dolayı dava konusu markada esas unsur olarak algılanacak sözcüğün “Sunset” kelimesi olduğu, davalı taraf markalarında da bu ibarenin tek asli unsur veya asli unsurlardan biri olarak konumlandırıldığı, bu durumun ortalama düzeydeki tüketicileri «iltibasa» düşüreceği, "Sunset" ibaresinin 43. sınıfta tasviri veya sektörel bir kelime olmadığı, Türkçe karşılığı da yaygın olarak bilinir olmadığından ayırt edici vasfı bul …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12593 E. 2017/760 K.
Ortak:münhasırlık
İncelediğiniz kararda… nitelikten uzak olduğunu, Belek ibaresinin Antalya'da turistik açıdan maruf bir yer adı olduğunu, ibarenin kullanımın tek bir kişiye bırakılamayacağını dolayısıyla «münhasıran» maruf yer adını içeren başvurunun 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddi kararının yerinde olduğunu ileri sürerek Mahkemen …
BELEK ibaresinin Türk Dil Kurumunda yer alan «tanımına» göre köken olarak kundak, çocuk bezi anlamlarına gelmekte salt Antalya ilinin turistik açıdan bilinen bir ilçesi olmaktan öte bir anlam ifade ettiğini, bu kapsamda hem anlamsal değerlendirmede hem de müvekkili markasının tescilini talep ettiği 35 inci sınıftaki mal ve hizmetler dikkate alındığında ibarenin coğrafi kaynak belirten bir ifade olmadığını, ilgili sınıfta yer alan emtialar bakımından alaşılagelmedik bir unsur olduğunu, bir coğrafi markanın, coğrafi kaynak göstermemesi durumunda markanın «münhasıran» ya da esaslı unsur olarak tescilinde herhangi bir sakıncanın bulunmadığını, 4.
Benzer bu karardaİlinin tescili istenen ürün bakımından «münhasıran» coğrafi kaynak belirtilen bir yer olduğuna dair bir savunma bulunmadığına ve ticaret unvanındaki ürün adı ve şekil unsuru ile birlikte tescilinin talep edildiği de …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı
Benzer bu karardaBaşvuru konusu markayı oluşturan kelimeler davacı şirketin «ticaret unvanı» ile birebir aynı olup ayrıca şekil unsuru da içermektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2919 E. 2023/7106 K.
Ortak:kaldırma ve yeniden hüküm · iltibas · YİDK kararının iptali
İncelediğiniz kararda… lirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlığa 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin «iltibasa» yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olması gerekmekte olup, anılan madde kapsamındaki benzerlik olgusunun dar yorumlanmasının yerleşik Yargıtay kararları ile kabul edildiği, buna göre "BELEK" ibareli başvuru ile redde mesnet “belek tarım şekil” ibareli marka arasında açıklanan anlamda bir benzerlik bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince bu yönden yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik görülmediği ayrıca başvuru konusu ibarenin 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında marka olarak tesciline bir engel bulunmadığından Mahkemece bu yönden yapılan değerlendirmede de isabetsizlik bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesindeki mutlak ret nedenlerinin, gerek TPMK gerekse de mahkemelerce resen gözetilmesi gerektiği, söz konusu hükümde düzenlenen mutlak ret nedenlerinin toplumun ortak menfaatleri gereği olup kişilerin menfaatinden önce geldiği, eldeki davaya konu YİDK kararı her ne kadar 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve ( b) bentlerine ilişkin ise de aynı maddenin diğer bentlerindeki mutlak ret nedenlerinin de değerlendirilmesi gerektiği, ülkemizdeki şehir, bölge, coğrafi yer veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımak, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracağı, bir kişi adına marka olarak tescil edilmesi halinde bu sözcüğün artık bir kişinin tekelinde kalacağı ve bu şekilde bir coğrafi ad başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı, 556 sayılı KHK'nın genel amacı dikkate alındığında, böyle bir imtiyazın kimseye tanınmaması gerektiği, bu şekildeki şehir, ilçe veya maruf «yerleşim yeri» adlarının 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi veya 555 sayılı Cografi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (555 say …
Benzer bu kararda… lerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracağı, ayrıca yerleşen uygulamaya göre bu ismin markanın ... sözcüğü olacağı ve «iltibas» iddiası ile diğer marka başvurularının önlenmesini sağlayacağı, anılan Kanun'un genel amacı dikkate alındığında böyle bir imtiyazın kimseye tanınamayacağı, bu şekildeki bölge, şehir, ilçe, coğrafi yer veya maruf yerleşim yerlerinin isimlerini teşkil eden sözcüklerin hangi ürünün markası olarak kullanılacak ise onunla birlikte tesciline imkan verilmesinin söz konusu Kanun'un düzenlenme amacına daha uygun olduğu, böylelikle coğrafi işaretlerle karışıklığın önlenebilmesinin mümkün olabileceği, somut olayda davacının "Pürsu Premium ..." ibareli marka başvurusuna davalı şirketin "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, başvurunun kısmen reddi üzerine de işbu davanın açıldığı, başvurunun kapsamında bulunup çıkarılan mal ve hizmetler ile itiraza mesnet markaların kapsamlarında yer ... mal ve hizmetler aynı veya benzer olduklarından işaretler arasında benzerlik olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, taraf işaretlerindeki ortak unsurun "..." ibaresi olduğu, ...'ın ... ili sınırlarında bulunan dağın ismi olup turistik açıdan bilinen bir yer olduğu, dolayısıyla böyle bir ibarenin ... kişinin tekeline bırakılmasının söz konusu olmayıp bu kelimeye eklenecek diğer kelime ve/veya şekil unsurları ile birlikte marka olarak kullanılmasının mümkün bulunduğu, bu nedenle başvurudaki asli unsurun PÜRSU ibaresi olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda dava konusu başvuru ile itiraza mesnet davalı markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi birinci fıkrası anlamında bir benzerlikten ve iltibas tehlikesinden söz edilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirketin itirazına mesnet markalarının tanınmış olmalarının da varılan bu sonucu değiştirmeyeceği gibi işaretler arasında benzerlik bulunmadığından koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin de tartışılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile TÜRKPATENT'in 2018-M-4348 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ve sayısı belirtilen kararı ile davacının "Pürsu Premium ..." ibareli başvuru markasıyla davalının "..." ibareli tescilli markaları arasında görsel ve sesçil olarak «ortalama (...) tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında iltibas koşullarının oluştuğu, davacının başvuru markasından çıkarılan mallar/hizmetler açısından davalı tarafça kullanım ispatı yapıldığı, diğer yönden davacının «müktesep hak» olarak ileri sürdüğü 2012/104430 sayılı "Pürsu ..." markası ile "Pürsu Premium ..." başvuru markası aynı olmadığından müktesep hak koşullarının oluşmadığı gerekçes …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · kazanılmış hak · kâr dağıtımı · ortalama tüketici · taşıyan · ayırt edicilik · ilan
Benzer bu karardaMarmara Bölgesi’nin en yüksek dağı olma özelliği «taşıyan» dağın adı olduğunu, neredeyse tüm su «dağıtım» şirketlerinin ...’dan çıkan suları kullandığını, ... kaynaklarını kullanan su dağıtım şirketlerinin ... ibaresini kullanmalarının engellenmesinin mümkün olmadığını, müvekkilin 2012/104430 sayılı Pürsu ... ibareli markası nedeniyle 32. sınıfta «kazanılmış hak» sahibi olduğunu ileri sürerek dava konusu YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların «ilana» itiraz aşamasında kullanıma dair sunduğu delilleri kabul etmediklerini, kullanıma yönelik delillerin mahkeme aşamasında bir inceleme yapılmaksızın hüküm kurulduğunu, mahkeme kararında müvekkilinin «kazanılmış hak» iddiası konusunda hataya düşüldüğünü, kazanılmış hak teşkil eden markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, iş bu davanın öncelikle kazanılmış hak nedeniyle kabulünün gerektiğini, ... ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğu ve hatta marka vasfı dahi taşımayan bir ibare olduğunun göz ardı edildiğini, Yargıtay 11.
… ve sayısı belirtilen kararı ile davacının "Pürsu Premium ..." ibareli başvuru markasıyla davalının "..." ibareli tescilli markaları arasında görsel ve sesçil olarak «ortalama (...) tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında iltibas koşullarının oluştuğu, davacının başvuru markasından çıkarılan mallar/hizmetler açısından davalı tarafça kullanım ispatı yapıldığı, diğer yönden davacının «müktesep hak» olarak ileri sürdüğü 2012/104430 sayılı "Pürsu ..." markası ile "Pürsu Premium ..." başvuru markası aynı olmadığından müktesep hak koşullarının oluşmadığı gerekçes …
2.Davalı TÜRKPATENT vekili temyiz dilekçesinde özetle; markalar arasında benzerlik ve «iltibas» ihtimali bulunduğunu, «kazanılmış hak» koşullarının oluşmadığını, davalı markasının tanınmış olduğunu, Kurum kararının yerinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6387 E. , 2023/1152 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki Yeninden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2016/82561 sayılı “BELEK” ibareli marka başvurusunun 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca 2004/41616 sayılı “belek tarım” ibareli marka nedeniyle reddedildiğini, müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde “BELEK” ibareli çok sayıda marka başvurusu yaptığını ve her birinin yayınına karar verildiğini, müvekkilinin 29., 30., 31 inci sınıflarda tescilli “belek şekil” ibareli, 2002/17911 sayılı markası nedeniyle belek ibaresi üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, redde mesnet marka ile müvekkili markasının 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca aynı olmadığını, başvurunun ayrıca 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca reddinin mümkün bulunmadığını, tescili talep edilen 35 inci sınıf hizmetler bakımından da tanımlayıcı olmadığını "belek" kelimesinin Türk Dil Kurumu tarafından "beşiğe konulan yatak" olarak tanımlandığını, bu anlamı itibariyle de tescili istenen sınıflar bakımından tanımlayıcı bulunmadığını ileri sürerek YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davaya konu markanın “belek” ibareli, redde mesnet markanın ise “belek tarım” şeklinde olduğunu, her iki markanın da “belek” ibaresini ortak olarak içerdiklerini ve bu ibarenin markalardaki ayırt edici tek unsur olduğunu, markalar kapsamındaki emtiaların aynı bulunduğunu, dava konusu “belek” ibaresinin reddedilen hizmetler açısından ayırt edici nitelikten uzak olduğunu, aynı zamanda Belek ibaresinin Antalya'da turistik açıdan maruf bir yer adı olup ibarenin kullanımının tek bir kişiye bırakılamayacağını dolayısıyla münhasıran maruf yer adını içeren başvurunun bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca reddi kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekişme konusu işaretin “BELEK” kelimesi olduğu, bu kelimenin Antalya ilinin tanınmış bir turizm merkezinin adı olmasının tüketicilerce doğrudan ürünün ya da hizmetin coğrafi kaynağı ve ürünü ya da hizmeti tanıtıcı bir ibare olarak algılanması sonucunu doğurmayacağı bu yönüyle dava konusu markanın 556 sayılı KHK’nın 5 inci maddesi ile 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen kriterleri karşıladığı, taraf markalarında “BELEK” ibaresi dışında herhangi bir ortaklık bulunmadığı gibi reddedilen pek çok emtia açısından da yine markaların aynı/aynı tür emtiaları kapsamadığı, bütünsel bakış açısıyla başvuru ve redde mesnet marka arasında ilk bakışta hiçbir inceleme ve araştırma yapmayı gerektirmeyecek şekilde ayırt edilemeyecek bir benzerliğin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile redde mesnet markanın 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzer olup tescil kapsamlarında da aynı mal ve hizmetlerin bulunduğunu, dava konusu “belek” ibaresinin reddedilen hizmetler açısından ayırt edici nitelikten uzak olduğunu, Belek ibaresinin Antalya'da turistik açıdan maruf bir yer adı olduğunu, ibarenin kullanımın tek bir kişiye bırakılamayacağını dolayısıyla münhasıran maruf yer adını içeren başvurunun 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddi kararının yerinde olduğunu ileri sürerek Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlığa 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin iltibasa yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olması gerekmekte olup, anılan madde kapsamındaki benzerlik olgusunun dar yorumlanmasının yerleşik Yargıtay kararları ile kabul edildiği, buna göre "BELEK" ibareli başvuru ile redde mesnet “belek tarım şekil” ibareli marka arasında açıklanan anlamda bir benzerlik bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince bu yönden yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik görülmediği ayrıca başvuru konusu ibarenin 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında marka olarak tesciline bir engel bulunmadığından Mahkemece bu yönden yapılan değerlendirmede de isabetsizlik bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesindeki mutlak ret nedenlerinin, gerek TPMK gerekse de mahkemelerce resen gözetilmesi gerektiği, söz konusu hükümde düzenlenen mutlak ret nedenlerinin toplumun ortak menfaatleri gereği olup kişilerin menfaatinden önce geldiği, eldeki davaya konu YİDK kararı her ne kadar 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve ( b) bentlerine ilişkin ise de aynı maddenin diğer bentlerindeki mutlak ret nedenlerinin de değerlendirilmesi gerektiği, ülkemizdeki şehir, bölge, coğrafi yer veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımak, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracağı, bir kişi adına marka olarak tescil edilmesi halinde bu sözcüğün artık bir kişinin tekelinde kalacağı ve bu şekilde bir coğrafi ad başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı, 556 sayılı KHK'nın genel amacı dikkate alındığında, böyle bir imtiyazın kimseye tanınmaması gerektiği, bu şekildeki şehir, ilçe veya maruf yerleşim yeri adlarının 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi veya 555 sayılı Cografi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (555 sayılı KHK) hükümleri anlamında coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla yanlarına ilave ekler yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün olduğu, dava konusu başvuruyu oluşturan "BELEK" ibaresi Antalya'nın turistik açıdan bilinen bir ilçesinin adı olup dava konusu markada bu ibareden başka ilave bir unsur da bulunmadığından anılan ibarenin tek başına tescili yukarıda açıklanan gerekçelerle 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca mümkün olmadığı, Mahkemece anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Gerek müvekkilinin BELEK ibareli önceki marka tescilleri gerekse davalı Kurum nezdinde doğrudan coğrafi yer ismi ile bulunan marka tescilleri göz önüne bulundurulduğunda BELEK ibaresinin doğrudan ürün veya hizmetin coğrafi kaynağına işaret etmediği, dolayısıyla marka olarak tescili için herhangi bir engelin bulunmadığını,
2. 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi hükmü uyarınca resen yaptığı inceleme sonuncunda BELEK ibaresinin coğrafi yer ismi olduğundan bahisle tek başına tescilinin mümkün olmadığı yönündeki kararının hatalı olup bozulması gerektiğini, müvekkilinin başvuru konusu 2016/82561 numaralı BELEK ibareli markasının 556 sayılı KHK'nın 5 inci maddesi uyarınca marka vasfına sahip olduğunu, bunun da alınan bilirkişi raporunda ortaya konulduğunu, başvuru markasının başvuru sınıfındaki mal ve hizmetleri tanımlamakta kullanılan bir ifade olmadığını, markanın hak sahibi ve ürünlerine işaret etme fonksiyonuna sahip olduğunu,
3. BELEK ibaresinin Türk Dil Kurumunda yer alan tanımına göre köken olarak kundak, çocuk bezi anlamlarına gelmekte salt Antalya ilinin turistik açıdan bilinen bir ilçesi olmaktan öte bir anlam ifade ettiğini, bu kapsamda hem anlamsal değerlendirmede hem de müvekkili markasının tescilini talep ettiği 35 inci sınıftaki mal ve hizmetler dikkate alındığında ibarenin coğrafi kaynak belirten bir ifade olmadığını, ilgili sınıfta yer alan emtialar bakımından alaşılagelmedik bir unsur olduğunu, bir coğrafi markanın, coğrafi kaynak göstermemesi durumunda markanın münhasıran ya da esaslı unsur olarak tescilinde herhangi bir sakıncanın bulunmadığını,
4. Müvekkilinin başvuru markasının, önceki markalarının devamı niteliğinde bulunduğunu, kazanılmış hakkının bulunduğunu,
5. Müvekkili markasının tanınmış bir marka olduğunu, tanınmış markaların korunmasının diğer markalara oranla daha geniş olduğunu, sadece ticari değerinin değil itibarının da korunması gerektiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri, 5 ve 35 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/906965900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz