Yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1335 E. 2023/4759 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması↗ temsil ve ilzam yetkisi↗ ihtiyati tedbirin kaldırılması↗ temsil yetkisinin kaldırılması↗ ihtiyati tedbire itiraz↗ tedbire itiraz↗ tedbirin kaldırılması↗ limited şirket ortağı↗ azil↗ adil yargılanma hakkı↗ davanın konusuz kalması↗ hukuki menfaat↗ vekalet ücreti takdiri↗ olağanüstü genel kurul↗ kısıtlılık↗ dava şartı yokluğu↗ ihtiyati tedbir↗ uyuşmazlık konusu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirket genel kurulunun 23.06.2020 tarihinde toplanarak gündemin 5 inci maddesi uyarınca ...'un müdürlük yetkisinin iptaline, ...'un ise müdür olarak şirkete tayin edilmesine ilişkin karar verildiği, verilen bu karar uyarınca davada hukuki yararın kalmadığı gerekçesiyle davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama devam ederken, dava dışı şirketin 23.06.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısının 5. gündem maddesi uyarınca davalının müdürlük yetkisinin iptal edilerek şirketi temsil ve ilzam yetkisinin sonlandırılmasına karar verildiğini, bu suretle davanın konusuz kaldığını, ancak mahkemece sehven "...Davada davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine..." şeklinde ifade edilmek suretiyle, hatalı bir biçimde davanın hukuki yararın bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verildiğini, oysa ilgili uyuşmazlık bakımından dava açıldığı esnada hukuki yararın bulunması da dahil olmak üzere tüm dava şartlarının mevcut olduğunu, somut olayda dava konusunun ilgili genel kurul kararı neticesinde ortadan kalktığını, dava açıldığı esnada davalının müdürlük sıfatıyla münferiden temsil ve ilzam yetkilerini haiz olduğunu, bu sebeple davacının davaya açmada hukuki menfaatinin bulunduğunu bu nedenle mahkeme kararının kaldırılmasını ve "davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca yerel mahkemece yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine ve davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına hükmedildiğini, ancak mahkemece davacı lehine herhangi bir vekalet ücretine hükmolunmamasının eksiklik olduğunu, kanun hükmü gereğince davanın konusuz kalması sebebiyle davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın hukuki menfaat yokluğundan dolayı reddedilmesine rağmen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin kanun hükmüne ve tarifeye açıkça aykırı olduğunu, gerekçeli kararda savunmalarına yer verilmemesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, ayrıca ihtiyati tedbirin kaldırılması talep edilmesine rağmen bu konuda karar verilmediğini, mahkemece davanın esası hakkında uyuşmazlığı çözer mahiyette karar niteliğinde,tedbir kararı verildiğini, karar ile birlikte tedbirin kaldırılmamasının da hukuka ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ve davalının dava dışı Üçler Makina Otomotiv san. Tic. Ltd. Şti.'nin hissedarları olup başkaca hisse sahibi bulunmadığı, davacının, söz konusu şirketin %90 hissesine, davalının ise %10 hisseye sahip olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 620 nci maddesinde, kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararlarının toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı hükme bağlanmış olup, somut olayda davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, anılan Kanun'un 630 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacının hisse oranı nazara alındığında genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı şirket müdürünün görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, bu itibarla anılan yola başvurmaksızın müdürlük görevinin kaldırılmasına ilişkin işbu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı, 23.06.2020 tarihli genel kurul kararı ile gündemin 5. maddesi uyarınca ...'un müdürlük yetkisinin iptaline, ...'un ise müdür olarak şirkete tayin edilmesine ilişkin karar verildiği, yerel mahkeme tarafından alınan bu genel kurul kararı uyarınca, davada hukuki yararın kalmadığı gerekçesi ile "davada davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine" karar verildiği, mahkemece verilen karar sonuç itibariyle doğru ise de gerekçesinin verilen karara uygun olmadığı, Dairelerince gerekçe yönüyle kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği, davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, anılan, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacının hisse oranı nazara alındığında genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı şirket müdürünün görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, bu itibarla anılan yola başvurmaksızın müdürlük görevinin kaldırılmasına ilişkin işbu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı, kabul edilmekle davada davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalının ihtiyati tedbire yönelik itirazları yerel mahkeme tarafından değerlendirilmemiş ise de; verilen kararın niteliği gereği ihtiyati tedbirin kaldırılması gerektiği anlaşıldığından, davalının talebi ve verilen karar dikkate alınarak ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ,davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtayın birçok kararında çoğunluk pay sahibinin de müdürlükten azil davasını ikame etmede hukuki yararının bulunduğuna ve genel kurula başvurmanın zorunlu olmadığına hükmettiğini, müvekkilinin salt çoğunluk paya sahip olması sebebiyle, davalı aleyhinde müdürlükten azil ve tedbir talepli dava ikame etmesinde hukuki yararının bulunmadığı yönündeki istinaf mahkemesi kararının açık kanun hükmüne aykırı olduğunu, istinaf mahkemesinin kararının aynı zamanda müvekkilinin hak arama hürriyetinin kısıtlanması anlamına gelmekte ve Anayasa'nın 36 ncı maddesine aykırılık teşkil ettiğini, hukuki yararın bulunup bulunmadığının her somut uyuşmazlığın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, istinaf mahkemesince atıfta bulunulan karara konu uyuşmazlık ile bu dava konusu uyuşmazlık arasında benzerlik bulunmadığını, yargılama devam ederken, dava dışı şirketin 23.06.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısının 5. gündem maddesi uyarınca davalının müdürlük yetkisinin iptal edilerek şirketi temsil ve ilzam yetkisinin sonlandırılmasına karar verildiğini, bu suretle davanın konusuz kaldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket ortağı ve müdürü olan davalının yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması veya sınırlandırılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4864 E. 2022/8919 K.
Ortak:temsil yetkisinin kaldırılması · hukuki menfaat · limited şirket · hukuki yarar · yetkisizlik kararı · temsil · dava şartı
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama devam ederken, dava dışı şirketin 23.06.2020 tarihli «olağan genel kurul» toplantısının 5. gündem maddesi uyarınca davalının müdürlük «yetkisinin» iptal edilerek şirketi «temsil» ve ilzam yetkisinin sonlandırılmasına karar verildiğini, bu suretle davanın konusuz kaldığını, ancak mahkemece sehven "...Davada davacının «hukuki yararının» bulunmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» reddine..." şeklinde ifade edilmek suretiyle, hatalı bir biçimde davanın hukuki yararın bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verildiğini, oysa ilgili uyuşmazlık bakımından dava açıldığı esnada hukuki yararın bulunması da «dahil» olmak üzere tüm dava şartlarının mevcut olduğunu, somut olayda dava konusunun ilgili genel kurul kararı neticesinde ortadan kalktığını, dava açıldığı esnada davalının müdürlük sıfatıyla münferiden temsil ve ilzam yetkilerini haiz olduğunu, bu sebeple davacının davaya açmada «hukuki menfaatinin» bulunduğunu bu nedenle mahkeme kararının kaldırılmasını ve "«davanın konusuz kalması» sebebiyle davanın esası hakkında bir karar «verilmesine yer olmadığına»" karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca yerel mahkemece «yargılama giderlerinin» davacıya yükletilmesine ve davalı lehine «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına hükmedildiğini, ancak mahkemece davacı lehine herhangi bir vekalet ücretine hükmolunmamasının eksiklik olduğunu, kanun hükmü gereğince davanın konus …
… 6102 sayılı Kanun'un 620 nci maddesinde, kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararlarının toplantıda «temsil» edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı hükme bağlanmış olup, somut olayda davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, anılan Kanun'un 630 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacının hisse oranı nazara alındığında genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı şirket müdürünün görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, bu itibarla anılan yola başvurmaksızın müdürlük görevinin kaldırılmasına ilişkin işbu davayı açmakta «hukuki menfaatinin» bulunmadığı, 23.06.2020 tarihli genel kurul kararı ile gündemin 5. maddesi uyarınca ...'un müdürlük «yetkisinin» iptaline, ...'un ise müdür olarak şirkete tayin edilmesine ilişkin karar verildiği, yerel mahkeme tarafından alınan bu genel kurul kararı uyarınca, davada «hukuki yararın» kalmadığı gerekçesi ile "davada davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddine" karar verildiği, mahkemece verilen karar sonuç itibariyle doğru ise de gerekçesinin verilen karara uygun olmadığı, Dairelerince gerekçe yönüyle kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği, davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, anılan, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacının hisse oranı nazara alındığında genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı şirket müdürünün görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, bu itibarla anılan yola başvurmaksızın müdürlük görevinin kaldırılmasına ilişkin işbu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı, kabul edilmekle davada davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalının «ihtiyati tedbire» yönelik itirazları yerel mahkeme tarafından değerlendirilmemiş ise de; verilen kararın niteliği gereği «ihtiyati tedbirin kaldırılması» gerektiği anlaşıldığından, davalının talebi ve verilen karar dikkate alınarak ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ,davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «limited şirket ortağı» ve müdürü olan davalının yönetim ve «temsil yetkisinin kaldırılması» veya sınırlandırılması istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; asıl ve birleşen davada, davalının müdürlükten azli ile şirketi yönetim ve «temsil yetkisinin kaldırılması» istemi açısından davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, TTK'nın 618. ve 620. maddeleri uyarınca şirket ana sözleşmesini değiştirme ve müdürleri görevden alma yetkisine haiz olduğu, bu durumda davacının kanunen elindeki yetkiyi kullanarak davalıyı «şirket müdürlüğü» görevinden almak, şirket ana sözleşmesini değiştirmek ve şirketi temsile yetkili kişiyi belirleme konusunda yetkiye sahip olduğu halde iş bu davayı açmasında «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davanın HMK'nın 114/h maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı taraf …
… ce; 6102 sayılı TTK'nın 620. maddesinde, kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararlarının toplantıda «temsil» edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı hükme bağlandığı, somut olayda davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, TTK'nın 630/1. maddesi uyarınca davacının hisse oranı nazara alındığında genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı şirket müdürünün görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, bu itibarla anılan yola başvurmaksızın doğrudan müdürlük görevinin kaldırılmasına ilişkin olarak işbu asıl ve birleşen davayı açmakta «hukuki menfaatinin» bulunmadığı anlaşıldığından (Yargıtay 11.
1- Asıl ve birleşen dava, «limited şirket müdürlerinin azli» talebine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müdürün azli · limited şirket müdürü · şirket müdürlüğü · şirket müdürü
Benzer bu kararda1- Asıl ve birleşen dava, «limited şirket müdürlerinin azli» talebine ilişkindir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; asıl ve birleşen davada, davalının müdürlükten azli ile şirketi yönetim ve «temsil yetkisinin kaldırılması» istemi açısından davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, TTK'nın 618. ve 620. maddeleri uyarınca şirket ana sözleşmesini değiştirme ve müdürleri görevden alma yetkisine haiz olduğu, bu durumda davacının kanunen elindeki yetkiyi kullanarak davalıyı «şirket müdürlüğü» görevinden almak, şirket ana sözleşmesini değiştirmek ve şirketi temsile yetkili kişiyi belirleme konusunda yetkiye sahip olduğu halde iş bu davayı açmasında «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davanın HMK'nın 114/h maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı taraf …
Buna göre, davanın açılışından sonra yapılan bu genel kurul ile davacının, davalının «şirket müdürlüğünden» azli istemine ilişkin davaların konusuz kalıp kalmadığı hususu değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Müdürün azli | Kayyım atanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3070 E. 2015/9972 K.
Ortak:hukuki menfaat · limited şirket · temsil · dava şartı
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama devam ederken, dava dışı şirketin 23.06.2020 tarihli «olağan genel kurul» toplantısının 5. gündem maddesi uyarınca davalının müdürlük «yetkisinin» iptal edilerek şirketi «temsil» ve ilzam yetkisinin sonlandırılmasına karar verildiğini, bu suretle davanın konusuz kaldığını, ancak mahkemece sehven "...Davada davacının «hukuki yararının» bulunmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» reddine..." şeklinde ifade edilmek suretiyle, hatalı bir biçimde davanın hukuki yararın bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verildiğini, oysa ilgili uyuşmazlık bakımından dava açıldığı esnada hukuki yararın bulunması da «dahil» olmak üzere tüm dava şartlarının mevcut olduğunu, somut olayda dava konusunun ilgili genel kurul kararı neticesinde ortadan kalktığını, dava açıldığı esnada davalının müdürlük sıfatıyla münferiden temsil ve ilzam yetkilerini haiz olduğunu, bu sebeple davacının davaya açmada «hukuki menfaatinin» bulunduğunu bu nedenle mahkeme kararının kaldırılmasını ve "«davanın konusuz kalması» sebebiyle davanın esası hakkında bir karar «verilmesine yer olmadığına»" karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca yerel mahkemece «yargılama giderlerinin» davacıya yükletilmesine ve davalı lehine «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına hükmedildiğini, ancak mahkemece davacı lehine herhangi bir vekalet ücretine hükmolunmamasının eksiklik olduğunu, kanun hükmü gereğince davanın konus …
… 6102 sayılı Kanun'un 620 nci maddesinde, kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararlarının toplantıda «temsil» edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı hükme bağlanmış olup, somut olayda davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, anılan Kanun'un 630 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacının hisse oranı nazara alındığında genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı şirket müdürünün görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, bu itibarla anılan yola başvurmaksızın müdürlük görevinin kaldırılmasına ilişkin işbu davayı açmakta «hukuki menfaatinin» bulunmadığı, 23.06.2020 tarihli genel kurul kararı ile gündemin 5. maddesi uyarınca ...'un müdürlük «yetkisinin» iptaline, ...'un ise müdür olarak şirkete tayin edilmesine ilişkin karar verildiği, yerel mahkeme tarafından alınan bu genel kurul kararı uyarınca, davada «hukuki yararın» kalmadığı gerekçesi ile "davada davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddine" karar verildiği, mahkemece verilen karar sonuç itibariyle doğru ise de gerekçesinin verilen karara uygun olmadığı, Dairelerince gerekçe yönüyle kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği, davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, anılan, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacının hisse oranı nazara alındığında genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı şirket müdürünün görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, bu itibarla anılan yola başvurmaksızın müdürlük görevinin kaldırılmasına ilişkin işbu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı, kabul edilmekle davada davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalının «ihtiyati tedbire» yönelik itirazları yerel mahkeme tarafından değerlendirilmemiş ise de; verilen kararın niteliği gereği «ihtiyati tedbirin kaldırılması» gerektiği anlaşıldığından, davalının talebi ve verilen karar dikkate alınarak ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ,davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «limited şirket ortağı» ve müdürü olan davalının yönetim ve «temsil yetkisinin kaldırılması» veya sınırlandırılması istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaA..'un görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, davacıların sözü edilen yola başvurmaksızın işbu davanın açılmasında «hukuki menfaati» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirkette müdürün azli» ve şirkete «kayyım atanması» istemine ilişkin olup, mahkemece davacıların genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile şirket müdürünü görevden alabilecekleri, dava açmakta hukuki yararları bulunmadığı gerekçesiyle davann reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 630/2 maddesinde ''Her ortak, haklı sebeblerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkınının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir'' hükmü düzenlenmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müdürün azli · limited şirket müdürü · şirket müdürünün azli · temsil yetkisi · kayyım atanması · kayyım · şirket müdürü
Benzer bu karardaDava, «limited şirkette müdürün azli» ve şirkete «kayyım atanması» istemine ilişkin olup, mahkemece davacıların genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile şirket müdürünü görevden alabilecekleri, dava açmakta hukuki yararları bulunmadığı gerekçesiyle davann reddine karar verilmiştir.
Ayrıca davacıların «şirket müdürünün azli» dışında şirkete «kayyım atanması» talebi de mevcuttur.
Bu durumda, mahkemece TTK'nın 630/2. maddesinde düzenlenen dava hakkının her ortağa tanınmış yasadan kaynaklanan bir hak olduğu gözetilmeden ve «kayyım atanması» talepli bir davada bu hususa ilişkin talep de değerlendirilmeden yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı şirket nezdindeki hissesinin %66,67 olduğu, TTK'nın 616/1-b ve 630/1.madde hükmüne göre davacıların genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı «şirketin müdürü» S..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1335 E. , 2023/4759 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması, sınırlandırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacı ile davalının dava dışı Üçler Makina Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ortağı ve münferit imza yetkisine sahip müdürü olduğunu, davalının uzun süredir şirketin yönetimiyle ilgilenmediğini, şirketin faaliyetine devam edebilmesi için ihtiyaç duyulduğu halde imza yetkisini kullanmadığını, özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, kişisel menfaatlerini şirket menfaatlerinin üzerinde tuttuğunu, davalının suç teşkil eden fiilleriyle şirketin ticari itibarını telafisi mümkün olmayan bir biçimde zedelediğini ileri sürerek davalının yönetim ve temsil hakkının kaldırılmasına, bu talepleri kabul görmezse sınırlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirket genel kurulunun 23.06.2020 tarihinde toplanarak gündemin 5 inci maddesi uyarınca ...'un müdürlük yetkisinin iptaline, ...'un ise müdür olarak şirkete tayin edilmesine ilişkin karar verildiği, verilen bu karar uyarınca davada hukuki yararın kalmadığı gerekçesiyle davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama devam ederken, dava dışı şirketin 23.06.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısının 5. gündem maddesi uyarınca davalının müdürlük yetkisinin iptal edilerek şirketi temsil ve ilzam yetkisinin sonlandırılmasına karar verildiğini, bu suretle davanın konusuz kaldığını, ancak mahkemece sehven "...Davada davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine..." şeklinde ifade edilmek suretiyle, hatalı bir biçimde davanın hukuki yararın bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verildiğini, oysa ilgili uyuşmazlık bakımından dava açıldığı esnada hukuki yararın bulunması da dahil olmak üzere tüm dava şartlarının mevcut olduğunu, somut olayda dava konusunun ilgili genel kurul kararı neticesinde ortadan kalktığını, dava açıldığı esnada davalının müdürlük sıfatıyla münferiden temsil ve ilzam yetkilerini haiz olduğunu, bu sebeple davacının davaya açmada hukuki menfaatinin bulunduğunu bu nedenle mahkeme kararının kaldırılmasını ve "davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca yerel mahkemece yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine ve davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına hükmedildiğini, ancak mahkemece davacı lehine herhangi bir vekalet ücretine hükmolunmamasının eksiklik olduğunu, kanun hükmü gereğince davanın konusuz kalması sebebiyle davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın hukuki menfaat yokluğundan dolayı reddedilmesine rağmen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin kanun hükmüne ve tarifeye açıkça aykırı olduğunu, gerekçeli kararda savunmalarına yer verilmemesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, ayrıca ihtiyati tedbirin kaldırılması talep edilmesine rağmen bu konuda karar verilmediğini, mahkemece davanın esası hakkında uyuşmazlığı çözer mahiyette karar niteliğinde,tedbir kararı verildiğini, karar ile birlikte tedbirin kaldırılmamasının da hukuka ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ve davalının dava dışı Üçler Makina Otomotiv san. Tic. Ltd. Şti.'nin hissedarları olup başkaca hisse sahibi bulunmadığı, davacının, söz konusu şirketin %90 hissesine, davalının ise %10 hisseye sahip olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 620 nci maddesinde, kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararlarının toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı hükme bağlanmış olup, somut olayda davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, anılan Kanun'un 630 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacının hisse oranı nazara alındığında genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı şirket müdürünün görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, bu itibarla anılan yola başvurmaksızın müdürlük görevinin kaldırılmasına ilişkin işbu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı, 23.06.2020 tarihli genel kurul kararı ile gündemin 5.
maddesi uyarınca ...'un müdürlük yetkisinin iptaline, ...'un ise müdür olarak şirkete tayin edilmesine ilişkin karar verildiği, yerel mahkeme tarafından alınan bu genel kurul kararı uyarınca, davada hukuki yararın kalmadığı gerekçesi ile "davada davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine" karar verildiği, mahkemece verilen karar sonuç itibariyle doğru ise de gerekçesinin verilen karara uygun olmadığı, Dairelerince gerekçe yönüyle kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği, davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, anılan, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacının hisse oranı nazara alındığında genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı şirket müdürünün görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, bu itibarla anılan yola başvurmaksızın müdürlük görevinin kaldırılmasına ilişkin işbu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı, kabul edilmekle davada davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalının ihtiyati tedbire yönelik itirazları yerel mahkeme tarafından değerlendirilmemiş ise de;
verilen kararın niteliği gereği ihtiyati tedbirin kaldırılması gerektiği anlaşıldığından, davalının talebi ve verilen karar dikkate alınarak ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ,davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtayın birçok kararında çoğunluk pay sahibinin de müdürlükten azil davasını ikame etmede hukuki yararının bulunduğuna ve genel kurula başvurmanın zorunlu olmadığına hükmettiğini, müvekkilinin salt çoğunluk paya sahip olması sebebiyle, davalı aleyhinde müdürlükten azil ve tedbir talepli dava ikame etmesinde hukuki yararının bulunmadığı yönündeki istinaf mahkemesi kararının açık kanun hükmüne aykırı olduğunu, istinaf mahkemesinin kararının aynı zamanda müvekkilinin hak arama hürriyetinin kısıtlanması anlamına gelmekte ve Anayasa'nın 36 ncı maddesine aykırılık teşkil ettiğini, hukuki yararın bulunup bulunmadığının her somut uyuşmazlığın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, istinaf mahkemesince atıfta bulunulan karara konu uyuşmazlık ile bu dava konusu uyuşmazlık arasında benzerlik bulunmadığını, yargılama devam ederken, dava dışı şirketin 23.06.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısının 5.
gündem maddesi uyarınca davalının müdürlük yetkisinin iptal edilerek şirketi temsil ve ilzam yetkisinin sonlandırılmasına karar verildiğini, bu suretle davanın konusuz kaldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket ortağı ve müdürü olan davalının yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması veya sınırlandırılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/988702500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz