Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2735 E. 2023/6527 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüzel kişilik perdesinin aralanması↗ ihtarat↗ ek tasfiye işlemleri↗ organik bağ↗ kesinleşen ilam↗ itirazın iptali davası↗ alacağın temliki↗ ilamsız icra takibi↗ muvazaa↗ davanın açılmamış sayılması↗ kesin süre↗ açılmamış sayılma↗ infaz↗ ihtiyati haciz↗ iptal davası↗ tüzel kişilik↗ temlik↗ kefil↗ esastan ret↗ haciz↗ ek tasfiye↗ iflas↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 3.Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2018/26 E., 2021/438 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; T.İş Bankası A.Ş.'nin İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün 2002/2577 E. sayılı takip dosyası ile asıl borçlu ... Tekstil Konfeksiyon San. ve Tic. A.Ş. ile kefil ... Örme San. A.Ş. hakkında 12.02.2002 tarihinde İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/383 değişik iş sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz başlatmış olup, ardından 18/02/2002 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığını, ilamsız icra takibine asıl borçlu ve kefil olan şirketin itiraz ettiğini, itiraz kapsamında takibin İİK 66. maddesi gereğince durduğunu, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/1023 E. sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını ve yargılama sonucunda 2002/1023 E., 2004/849 K. sayılı 23.09.2004 tarihli karar ile itirazın iptaline karar verildiğini, 17.03.2005 tarihinde kesinleşen ilam kapsamında icra takip işlemlerine devam edildiğini, takip dosyasının İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nde 2010/14990 esas numarası alarak takibe devam edildiğini, 25.11.2009 tarihinde alacaklı İş Bankası A.Ş.'nin icra dosyasını ... Varlık Yönetim A.Ş.'ye temlik ettiğini, İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün 2010/14990 E. (2002/2577 eski esas numarası) sayılı icra dosyasının ... Varlık Yönetim A.Ş. tarafından ...'ya devir ve temlik edildiğini, ... tarafından da 21.10.2015 tarihinde Büyükçekmece 2. Noterliği'nin 34651 yevmiye numaralı temliknamesi ile icra dosyasının ve tüm fer'ilerinin müvekkili ...'a devir ve temlik edildiğini, bu temlik işlemi ile müvekkili ...'ın borçluları ... Tekstil Kon. San. ve Tic. A.Ş. ile ... Örme San. A.Ş. olan İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün 2010/14990 esas sayılı dosyasından 80.000,00 TL'lik alacağı temlik almış olup, adı geçen 2 davalı şirketten alacaklı olup, müvekkili tarafından icra takibine devam edildiğini ancak icra takip borçlusu olan davalı 2 şirketin tüm nakdi ve gayri nakdi mal varlıklarının muvazaalı bir şekilde iflas eden ve hali hazırda İstanbul 2. İflas Dairesi'nin 2007/1 iflas sayılı dosyasında tasfiye işlemleri devam eden diğer davalı müflis ... İnş. San. Tic. A.Ş.'ye devrettiğini, tüm davalıların muvazaalı olarak kurulan şirketler olduğunu, davalı şirketlerin tek bir şirket çatısı altında faaliyet gösterdiğini, davalı şirketlerin ... adresinin aynı olduğunu, tüzel kişilik perdesinin arkasında davalı 3 şirketin tek şirket olarak faaliyet gösterdiğinin aşikar olduğunu, müvekkili ...'ın alacağını tahsil etmek için ancak tüzel kişiliğin perdesinin aralanması kurumunu esas alarak görünüşte güven ilkesine göre kurulmuş olan ve gerçekte tek bir şirket olarak hareket eden şirketler arasında tüzel kişilik perdesinin aralanması gerektiğini belirterek davalı şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça, icra takip borçlusu olan ... Tekstil Konfeksiyon San. ve Tic. A.Ş. ile ... Örme San. A.Ş.'nin içi boşaltılmış şirketler olduğu, şirketlerin tüm nakdi ve gayrinakdi mal varlıklarının muvazaalı bir şekilde iflas eden ve hali hazırda İstanbul 2. İflas Dairesi'nin 2007/1 iflas sayılı dosyasında tasfiye işlemleri devam eden müflis ... İnş. Tic. A.Ş.'de bulunmakta olduğu, her üç şirketin arasında organik bağ bulunduğu, gerçekte tek bir şirket olarak hareket edildiğini, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında "Davalı şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanmasına" karar verilmesinin talep edildiği, oysa tüzel kişilik perdeyi aralama teorisi uygulanmak sureti ile bir şirketin mevcut borçtan sorumlu olması gerektiğinin tespiti yahut borcun kendisinden tahsili talebinin dava yolu ile öne sürülebileceği, davacı talebinin hüküm kurmaya ve infaza elverişli olmaması nedeni ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 119 uncu maddesinin (ğ) bendi uyarınca davacının hüküm kurmaya ve infaza elverişli olacak şekilde talep sonucunu dosyaya bildirmek üzere davacı vekiline 1 haftalık kesin süre verildiği ancak davacı vekilinin sunmuş olduğu dilekçenin incelenmesinde belirtilen eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin hangi sebeple talep sonucunun açıklanamadığını gerekçelendiremediğini, talep sonucunun açıklanması için verilen süre yetkisiz vekile verilmiş olduğunu, yetkili vekile yeniden süre verilerek sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, tüm davalıların dava dilekçesinde belirtilen icra dosya borçlarından sorumlu olduğunu içerir biçimde tüzel kişilik perdesinin aralanmasına dair karar verilmesi gerekirken davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüzel kişilik perdenin aralanması teorisine dayalı olarak “Davalı şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanmasına” karar verilmesi talep edildiği, ilk derece mahkemesince de isabetle belirtildiği üzere, tüzel kişilik perdeyi aralama teorisi uygulanmak sureti ile bir şirketin mevcut borçtan sorumlu olması gerektiğinin tespiti yahut borcun kendisinden tahsili talebi dava yolu ile öne sürülebileceği, talep kısmının açıklattırılması için 15.04.2021 tarihli duruşmada, davacı vekiline ihtaratta bulunulmuş olduğu, bunun üzerine davacı vekili Av. ... Kiriş tarafından dosyaya sunulan 07.07.2021 tarihli dilekçesinde de, “Davalı şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanmasına karar verilmesi” şeklindeki talebini yinelediği, bu haliyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 119 uncu maddesinin (ğ) bendi uyarınca yer alan koşulun yerine getirilmediğinden yazılı şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 119, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5148 E. 2017/7084 K.
Ortak:tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaA.Ş.'ye devrettiğini, tüm davalıların «muvazaalı» olarak kurulan şirketler olduğunu, davalı şirketlerin tek bir şirket çatısı altında faaliyet gösterdiğini, davalı şirketlerin ... adresinin aynı olduğunu, «tüzel kişilik» perdesinin arkasında davalı 3 şirketin tek şirket olarak faaliyet gösterdiğinin aşikar olduğunu, müvekkili ...'ın alacağını tahsil etmek için ancak «tüzel kişiliğin perdesinin aralanması» kurumunu esas alarak görünüşte güven ilkesine göre kurulmuş olan ve gerçekte tek bir şirket olarak hareket eden şirketler arasında tüzel kişilik perdesinin aralanm …
A.Ş.'de bulunmakta olduğu, her üç şirketin arasında «organik bağ» bulunduğu, gerçekte tek bir şirket olarak hareket edildiğini, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında "Davalı şirketler arasındaki «tüzel kişilik perdesinin aralanmasına»" karar verilmesinin talep edildiği, oysa tüzel kişilik perdeyi aralama teorisi uygulanmak sureti ile bir şirketin mevcut borçtan sorumlu olması gerektiğinin tespiti yahut borcun kendisinden tahsili talebinin dava yolu ile öne sürülebileceği, davacı talebinin hüküm kurmaya ve «infaza» elverişli olmaması nedeni ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 119 uncu maddesinin (ğ) bendi uyarınca davacının hüküm kurmaya ve infaza elverişli olacak şekilde talep sonucunu dosyaya bildirmek üzere davacı vekiline 1 haftalık «kesin süre» verildiği ancak davacı vekilinin sunmuş olduğu dilekçenin incelenmesinde belirtilen eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
… af dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin hangi sebeple talep sonucunun açıklanamadığını gerekçelendiremediğini, talep sonucunun açıklanması için verilen süre «yetkisiz» vekile verilmiş olduğunu, yetkili vekile yeniden süre verilerek sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, tüm davalıların dava dilekçesinde belirtilen icra dosya borçlarından sorumlu olduğunu içerir biçimde «tüzel kişilik perdesinin aralanmasına» dair karar verilmesi gerekirken «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… mece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin tamamında ortak ve yetkili müdürün davalı ... olduğu, davalı şirketlerin ayrı «tüzel kişiliğe» sahip olmakla birlikte aynı gerçek kişinin pay sahibi olduğu diğer şirketler bakımından da perdenin aralanması teorisinin uygulanması mümkün görüldüğü, böylece ayrılık ilkesinin arkasına sığınarak hukuk düzenince korunmayan «hakkın kötüye kullanımı» «yasağını» ihlal eden davranışın sorumluluk müeyyidesine bağlanabileceği, davalı ... yönünden ise, dava konusunun «tüzel kişiliklerinin perdesinin kaldırılması» ve borçtan «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespiti olması gözetildiğinde, ayrıca TTK'nın sermaye şirketlerine dair hükümleri ve gerçek kişilerin buna nazaran durumu dikkate alındığında gerçek kişi davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirketler yönünden davanın kabulüne, bu tüzel kişiler arasındaki perdenin kaldırılmasına, davaya konu borçtan müteselsilen sorumlu olduklarını tespitine, bu kapsamda davalı şirketler yönünden davanın toplam 70.771,03 TL üzerinden kabulüne, bu tutara dava tarihinden itibaren «ticari faiz» uygulanmak suretiyle belirtilen 4 davalıdan tahsiline, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, çeke dayalı alacak istemine ilişkin olup, davacı «tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak» tüm davalıların «çek» bedelinden sorumlu tutulmasını istemiş, mahkemece, gerçek kişi davalı ... dışındaki davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ildiğinde kural olarak sermaye şirketi ortaklarının şirket borçlarından dolayı şirket alacaklılarına karşı bir sorumluluğu bulunmamakta ise de, pay sahibinin şirket «tüzel kişiliği» ile özdeşmesi, şirket ortağının mal varlığı ile şirket tüzel kişiliğinin «malvarlığının» birbirlerine karışması, art niyetli ve hesaplı davranışlarla sırf sorumluluktan sıyrılmak amacıyla tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılması, ortağın şirketteki hakimiyetini kötüye kullanarak alacaklılara karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanmasının «hakkın kötüye kullanılması» mahiyeti taşıması, borçların ödenmesi sırasında şirket ortağı tarafından ayrılık prensibinin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. ve 3. maddelerine aykırı olması gibi hal …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · malvarlığına ilişkin dava · hakkın kötüye kullanılması · müteselsil sorumluluk · ticari faiz · oy yasağı · çek
Benzer bu kararda… mece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin tamamında ortak ve yetkili müdürün davalı ... olduğu, davalı şirketlerin ayrı «tüzel kişiliğe» sahip olmakla birlikte aynı gerçek kişinin pay sahibi olduğu diğer şirketler bakımından da perdenin aralanması teorisinin uygulanması mümkün görüldüğü, böylece ayrılık ilkesinin arkasına sığınarak hukuk düzenince korunmayan «hakkın kötüye kullanımı» «yasağını» ihlal eden davranışın sorumluluk müeyyidesine bağlanabileceği, davalı ... yönünden ise, dava konusunun «tüzel kişiliklerinin perdesinin kaldırılması» ve borçtan «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespiti olması gözetildiğinde, ayrıca TTK'nın sermaye şirketlerine dair hükümleri ve gerçek kişilerin buna nazaran durumu dikkate alındığında gerçek kişi davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirketler yönünden davanın kabulüne, bu tüzel kişiler arasındaki perdenin kaldırılmasına, davaya konu borçtan müteselsilen sorumlu olduklarını tespitine, bu kapsamda davalı şirketler yönünden davanın toplam 70.771,03 TL üzerinden kabulüne, bu tutara dava tarihinden itibaren «ticari faiz» uygulanmak suretiyle belirtilen 4 davalıdan tahsiline, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, çeke dayalı alacak istemine ilişkin olup, davacı «tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak» tüm davalıların «çek» bedelinden sorumlu tutulmasını istemiş, mahkemece, gerçek kişi davalı ... dışındaki davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ildiğinde kural olarak sermaye şirketi ortaklarının şirket borçlarından dolayı şirket alacaklılarına karşı bir sorumluluğu bulunmamakta ise de, pay sahibinin şirket «tüzel kişiliği» ile özdeşmesi, şirket ortağının mal varlığı ile şirket tüzel kişiliğinin «malvarlığının» birbirlerine karışması, art niyetli ve hesaplı davranışlarla sırf sorumluluktan sıyrılmak amacıyla tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılması, ortağın şirketteki hakimiyetini kötüye kullanarak alacaklılara karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanmasının «hakkın kötüye kullanılması» mahiyeti taşıması, borçların ödenmesi sırasında şirket ortağı tarafından ayrılık prensibinin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. ve 3. maddelerine aykırı olması gibi hal …
Bu durumda, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalı ...'nın durumu değerlendirilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, davanın «tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına» dayandırıldığı, davalı ...'nın ise bir gerçek kişi olduğu gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5236 E. 2024/1585 K.
Ortak:tüzel kişilik perdesinin aralanması · kesin süre · tüzel kişilik · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaA.Ş.'de bulunmakta olduğu, her üç şirketin arasında «organik bağ» bulunduğu, gerçekte tek bir şirket olarak hareket edildiğini, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında "Davalı şirketler arasındaki «tüzel kişilik perdesinin aralanmasına»" karar verilmesinin talep edildiği, oysa tüzel kişilik perdeyi aralama teorisi uygulanmak sureti ile bir şirketin mevcut borçtan sorumlu olması gerektiğinin tespiti yahut borcun kendisinden tahsili talebinin dava yolu ile öne sürülebileceği, davacı talebinin hüküm kurmaya ve «infaza» elverişli olmaması nedeni ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 119 uncu maddesinin (ğ) bendi uyarınca davacının hüküm kurmaya ve infaza elverişli olacak şekilde talep sonucunu dosyaya bildirmek üzere davacı vekiline 1 haftalık «kesin süre» verildiği ancak davacı vekilinin sunmuş olduğu dilekçenin incelenmesinde belirtilen eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
A.Ş.'ye devrettiğini, tüm davalıların «muvazaalı» olarak kurulan şirketler olduğunu, davalı şirketlerin tek bir şirket çatısı altında faaliyet gösterdiğini, davalı şirketlerin ... adresinin aynı olduğunu, «tüzel kişilik» perdesinin arkasında davalı 3 şirketin tek şirket olarak faaliyet gösterdiğinin aşikar olduğunu, müvekkili ...'ın alacağını tahsil etmek için ancak «tüzel kişiliğin perdesinin aralanması» kurumunu esas alarak görünüşte güven ilkesine göre kurulmuş olan ve gerçekte tek bir şirket olarak hareket eden şirketler arasında tüzel kişilik perdesinin aralanm …
… af dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin hangi sebeple talep sonucunun açıklanamadığını gerekçelendiremediğini, talep sonucunun açıklanması için verilen süre «yetkisiz» vekile verilmiş olduğunu, yetkili vekile yeniden süre verilerek sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, tüm davalıların dava dilekçesinde belirtilen icra dosya borçlarından sorumlu olduğunu içerir biçimde «tüzel kişilik perdesinin aralanmasına» dair karar verilmesi gerekirken «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, «kesin» hüküm nedeniyle davalı şirkete karşı alacak talebi (eda hükmüne ilişkin bir talep) yöneltilemeyeceği halde, «eda davası» açılmasının mümkün olduğu değerlendirmesiyle, davanın «hukuki yarar» dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddedilmesinin doğru olmadığını, «tüzel kişilik perdesinin aralanması»/kaldırılması davalarının Yüksek Yargı kararlarıyla ortaya çıkan ve şekillenen ayrı bir dava türü olduğu da dikkate alınarak, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» ile müvekkilin alacak haklarının korunması amacıyla başvurulduğunu, müvekkilinin davalı şirketten olan alacaklarının ödenmesi için, davalı şirkete karşı iki ayrı dava açmış olup, söz konusu davaların kesinleştiğini, bu şekilde «zorunlu arabuluculuğa» tabi olan bir miktar paranın ödenmesine ilişkin uyuşmazlıklar çözümlenmiş olup eldeki davadaki talebin davalı şirketin tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve anı …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «kesin» hüküm nedeniyle davalı şirkete karşı alacak talebi (eda hükmüne ilişkin bir talep) yöneltilemeyeceği halde, «eda davası» açılmasının mümkün olmadığını, «tüzel kişilik perdesinin aralanması»/kaldırılması davalarının Yüksek Yargı kararlarıyla ortaya çıkan ve şekillenen ayrı bir dava türü olduğu da dikkate alınarak, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» ile müvekkilin alacak haklarının korunması amacıyla başvurulduğunu, müvekkilinin davalı şirketten olan alacaklarının ödenmesi için, davalı şirkete karşı iki ayrı dava açmış olup, söz konusu davaların kesinleştiğini, bu şekilde, «zorunlu arabuluculuğa» tabi olan bir miktar paranın ödenmesine ilişkin uyuşmazlıklar çözümlenmiş olup, eldeki davadaki talebin; davalı şirketin, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davanın «tüzel kişilik perdesinin aralanması» ve davalı ortak ve yöneticilerin şirket borçlarından sorumlu olduklarının tespitine karar verilmesini istediğini, asıl borçlu ve davalı şirket aleyhinde cari hesaptan kaynaklanan alacağı ve «teminat mektubunun» hükümsüzlüğü için açılan Ankara 8.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu arabuluculuk · tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · nispi harç · harç ikmali · arabuluculuk başvurusu · aile şirketi · eksik harç · para alacağı
Benzer bu karardaCEVAP 1.Davalı ... ve davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının «tespit davası» ile istediği «hukuku yararının» olmadığını, hukuki yararın dava şartı olduğunu, dava şartı olan hukuki yarar yokluğundan dolayı davanın «usulden reddi» gerektiğini, davacının sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, müvekkilinin uğradığı zararlar nedeniyle davacı tarafından verilen «teminat mektubunu» nakde çevirdiğini, dava konusu maddi olaylarda "Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisinin" uygulanması için gereken şartların mevcut olmadığını, müvekkili şirketin ... ... ve sermaye yetersizliğinin olmadığını, şirket ve şirket ortaklarının mal varlıklarının birbirine karışması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, davacının, davaya dayanak yaptığı ve mahkeme kararından ... alacaklarının tahsili için dava öncesinde davalı müvekkili şirket aleyhine ilama dayalı icra takibine girişmediğini, takip hukuku çerçevesinde alacaklarını tahsil edemediği hususunu iddia ve ispat edemediğini belirterek, davacının tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığından dava şartı nedeniyle davanın usulden reddine, davanın bir miktar «para alacağının» ödenmesine dair «eda davası» olduğunun kabulü halinde, «zorunlu arabuluculuk» yolu tüketilmediğinden dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın usulden reddine, müvekkili şirket yönünden dava konusuna ilişkin «kesin» hüküm bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine, müvekkili ... bakımından davanın «husumet yokluğundan» reddine, aksi kanaat halinde «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» şartları oluşmadığından davanın esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tüzel kişilik» perdenin aralanması teorisine dayalı olarak davalı şirketin yargı kararlarıyla kesinleşmiş alacaklarından şirket ortakları olan diğer davalıların sorumlu olduğunun tespiti ile bu alacağın tahsiline karar verilmesi talep edilmiş olup, tüzel kişilik perdeyi aralama teorisi uygulanmak sureti ile davalı ortakların şirketin mevcut borcundan sorumlu olması gerektiğinin tespiti ile yahut borcun kendisinden tahsili talebi dava yolu ile öne sürülebileceği gözetildiğinde, davada ileri sürülen talep bakımından davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğunun kabulü gerektiğine, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak» davalı şirketin yargı kararlarıyla kesinleşmiş alacaklarından şirket ortakları olan diğer davalıların sorumlu olduğunun tespiti ile bu alacağın tahsili istenmiş olup talep yığılmasından söz edilemeyeceğinden uyuşmazlığın bu davalılar yönünden «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğundan ve davadan önce «arabuluculuğa başvurulmadığı» ve bu şartın yerine getirilmediği ihtilafsız olmasına göre, bu davalılar hakkındaki davanın bu nedenle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesi gerektiğinden istinafa konu ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinc …
… edilemediğini, davalı ... kişilerin kötü niyetle hakeret ederek davayı uzattığını, davacının zararına işlemler yaptığını, kötü niyetli olduklarını, davalı şirketin «aile şirketi» olduğunu, kişisel «malvarlığı» gibi kullanıldığını, davalı şirketi, bir «tüzel kişilik» olarak değil, işletme biçimindeki bir mal varlığı olarak gördüğünü, ... patron, şirket sahibi olarak hareket ederek, ortakların kişiliği ile tüzel kişiliği birbirine karıştırdığını, davacıya yalan beyanda bulunduklarını beyanla, özellikle davalı ...'in, yargılama aşamasında müvekkili şirketi yeniden zarara uğratmasının önlenebilmesi için, devir ihtimaline karşı ortakların üzerine kayıtlı gayrimenkullere, araç ve diğer menkullere, 3 üncü kişilerde bulunan hak ve alacaklarına, banka hesaplarına tedbir konulmasına, davalı şirketin «tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına», davalı şirketin, müvekkili şirkete olan ve mahkeme ilamları ile kesinleşen tüm borçlarından, davalı şirket ortakları diğer davalıların da müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespitine, «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
Akabinde İlk Derece Mahkemesince davacının harca ilişkin «ara» karardan «rücu» talebi red edilmiş ve davacı tarafından toplam 852.485,00TL yönünden «eksik harç ikmal» edilmiştir.
-
Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6034 E. 2024/9437 K.
Ortak:tüzel kişilik perdesinin aralanması · organik bağ · muvazaa · tüzel kişilik · iflas
İncelediğiniz karardaA.Ş.'ye devrettiğini, tüm davalıların «muvazaalı» olarak kurulan şirketler olduğunu, davalı şirketlerin tek bir şirket çatısı altında faaliyet gösterdiğini, davalı şirketlerin ... adresinin aynı olduğunu, «tüzel kişilik» perdesinin arkasında davalı 3 şirketin tek şirket olarak faaliyet gösterdiğinin aşikar olduğunu, müvekkili ...'ın alacağını tahsil etmek için ancak «tüzel kişiliğin perdesinin aralanması» kurumunu esas alarak görünüşte güven ilkesine göre kurulmuş olan ve gerçekte tek bir şirket olarak hareket eden şirketler arasında tüzel kişilik perdesinin aralanm …
A.Ş.'de bulunmakta olduğu, her üç şirketin arasında «organik bağ» bulunduğu, gerçekte tek bir şirket olarak hareket edildiğini, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında "Davalı şirketler arasındaki «tüzel kişilik perdesinin aralanmasına»" karar verilmesinin talep edildiği, oysa tüzel kişilik perdeyi aralama teorisi uygulanmak sureti ile bir şirketin mevcut borçtan sorumlu olması gerektiğinin tespiti yahut borcun kendisinden tahsili talebinin dava yolu ile öne sürülebileceği, davacı talebinin hüküm kurmaya ve «infaza» elverişli olmaması nedeni ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 119 uncu maddesinin (ğ) bendi uyarınca davacının hüküm kurmaya ve infaza elverişli olacak şekilde talep sonucunu dosyaya bildirmek üzere davacı vekiline 1 haftalık «kesin süre» verildiği ancak davacı vekilinin sunmuş olduğu dilekçenin incelenmesinde belirtilen eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğü'nün 2010/14990 esas sayılı dosyasından 80.000,00 TL'lik «alacağı temlik» almış olup, adı geçen 2 davalı şirketten alacaklı olup, müvekkili tarafından icra takibine devam edildiğini ancak icra takip borçlusu olan davalı 2 şirketin tüm nakdi ve gayri nakdi mal varlıklarının «muvazaalı» bir şekilde «iflas» eden ve hali hazırda İstanbul 2.
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2015/30 E. sayılı dosyasında «iflas erteleme» talebinde bulunduğunu ve talep üzerine mahkemece tedbir kararı verildiğini, bu şirket ile davalı şirketler arasında «organik bağ» olduğunu, alacaktan davalı şirketlerin de sorumlu olduğunu, «tüzel kişilik perdesinin aralanması» gerektiğini ileri sürerek tüm davalı şirketlerin borçtan ve ferilerinden müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespiti ile 398.106,63 TL'nin 11.02.2007 tarihinden itibaren aylık %10 faizi ve bu miktarın %5'i oranında tahsil «masrafı» ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
A.Ş.' nin «borca batıklıktan» çıktığının tespit ile «iflas erteleme» davasının reddine karar verildiği, bu itibarla borca batıklıktan çıktığı anlaşılan asıl borçlu şirket hakkında takip yapılabileceği, alacağın borçlu şirketten tahsil edilememesi, öz kaynak yetersizliği gibi durumlar sonucunda ancak davalı şirketlere başvurulabileceği, öncelikle asıl borçlu şirketten alacağın tahsili yönünde herhangi bir işlem yapılmadan davalı şirketler ile arasında «organik bağ» bulunduğu gerekçesiyle «tüzel kişilik perdesinin aralanması» teorisi gereği alacağın tahsili talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Grup Turizm İşletmeleri A.Ş. ile davalı şirketler arasında «organik bağ» bulunduğu ve alacaklılardan «mal kaçırmak» amacıyla bu şirketlerin iş birliği yaptığı gerekçesiyle «tüzel kişilik perdesinin aralanması» suretiyle davacı alacağının davalı şirketlerden tahsili talebine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:borca batıklık · tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · iflas erteleme · mal kaçırma · hakkın kötüye kullanılması · sermaye artırımı · müteselsil sorumluluk · dürüstlük kuralı
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2015/30 E. sayılı dosyasında «iflas erteleme» talebinde bulunduğunu ve talep üzerine mahkemece tedbir kararı verildiğini, bu şirket ile davalı şirketler arasında «organik bağ» olduğunu, alacaktan davalı şirketlerin de sorumlu olduğunu, «tüzel kişilik perdesinin aralanması» gerektiğini ileri sürerek tüm davalı şirketlerin borçtan ve ferilerinden müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespiti ile 398.106,63 TL'nin 11.02.2007 tarihinden itibaren aylık %10 faizi ve bu miktarın %5'i oranında tahsil «masrafı» ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
A.Ş.' nin «iflas erteleme» sürecinde «sermaye artırımına» gittiğini, şirketler arasında «organik bağ» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
A.Ş.' nin «borca batıklıktan» çıktığının tespit ile «iflas erteleme» davasının reddine karar verildiği, bu itibarla borca batıklıktan çıktığı anlaşılan asıl borçlu şirket hakkında takip yapılabileceği, alacağın borçlu şirketten tahsil edilememesi, öz kaynak yetersizliği gibi durumlar sonucunda ancak davalı şirketlere başvurulabileceği, öncelikle asıl borçlu şirketten alacağın tahsili yönünde herhangi bir işlem yapılmadan davalı şirketler ile arasında «organik bağ» bulunduğu gerekçesiyle «tüzel kişilik perdesinin aralanması» teorisi gereği alacağın tahsili talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramı herhangi bir kanuni düzenlemede yer almamakla birlikte doktrin ve Yargıtay kararları ile ortaya çıkmış bir kavram olup temel dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan «dürüstlük kuralı» ve «hakkın kötüye kullanılması» yasağıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2735 E. , 2023/6527 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/2041 Esas, 2021/1548 Karar
HÜKÜM
Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 3.Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/26 E., 2021/438 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; T.İş Bankası A.Ş.'nin İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün 2002/2577 E. sayılı takip dosyası ile asıl borçlu ... Tekstil Konfeksiyon San. ve Tic. A.Ş. ile kefil ... Örme San. A.Ş. hakkında 12.02.2002 tarihinde İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/383 değişik iş sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz başlatmış olup, ardından 18/02/2002 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığını, ilamsız icra takibine asıl borçlu ve kefil olan şirketin itiraz ettiğini, itiraz kapsamında takibin İİK 66. maddesi gereğince durduğunu, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/1023 E. sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını ve yargılama sonucunda 2002/1023 E., 2004/849 K.
sayılı 23.09.2004 tarihli karar ile itirazın iptaline karar verildiğini, 17.03.2005 tarihinde kesinleşen ilam kapsamında icra takip işlemlerine devam edildiğini, takip dosyasının İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nde 2010/14990 esas numarası alarak takibe devam edildiğini, 25.11.2009 tarihinde alacaklı İş Bankası A.Ş.'nin icra dosyasını ... Varlık Yönetim A.Ş.'ye temlik ettiğini, İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün 2010/14990 E. (2002/2577 eski esas numarası) sayılı icra dosyasının ... Varlık Yönetim A.Ş. tarafından ...'ya devir ve temlik edildiğini, ... tarafından da 21.10.2015 tarihinde Büyükçekmece 2. Noterliği'nin 34651 yevmiye numaralı temliknamesi ile icra dosyasının ve tüm fer'ilerinin müvekkili ...'a devir ve temlik edildiğini, bu temlik işlemi ile müvekkili ...'ın borçluları ...
Tekstil Kon. San. ve Tic. A.Ş. ile ... Örme San. A.Ş. olan İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün 2010/14990 esas sayılı dosyasından 80.000,00 TL'lik alacağı temlik almış olup, adı geçen 2 davalı şirketten alacaklı olup, müvekkili tarafından icra takibine devam edildiğini ancak icra takip borçlusu olan davalı 2 şirketin tüm nakdi ve gayri nakdi mal varlıklarının muvazaalı bir şekilde iflas eden ve hali hazırda İstanbul 2. İflas Dairesi'nin 2007/1 iflas sayılı dosyasında tasfiye işlemleri devam eden diğer davalı müflis ... İnş. San. Tic. A.Ş.'ye devrettiğini, tüm davalıların muvazaalı olarak kurulan şirketler olduğunu, davalı şirketlerin tek bir şirket çatısı altında faaliyet gösterdiğini, davalı şirketlerin ...
adresinin aynı olduğunu, tüzel kişilik perdesinin arkasında davalı 3 şirketin tek şirket olarak faaliyet gösterdiğinin aşikar olduğunu, müvekkili ...'ın alacağını tahsil etmek için ancak tüzel kişiliğin perdesinin aralanması kurumunu esas alarak görünüşte güven ilkesine göre kurulmuş olan ve gerçekte tek bir şirket olarak hareket eden şirketler arasında tüzel kişilik perdesinin aralanması gerektiğini belirterek davalı şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça, icra takip borçlusu olan ... Tekstil Konfeksiyon San. ve Tic. A.Ş. ile ... Örme San. A.Ş.'nin içi boşaltılmış şirketler olduğu, şirketlerin tüm nakdi ve gayrinakdi mal varlıklarının muvazaalı bir şekilde iflas eden ve hali hazırda İstanbul 2. İflas Dairesi'nin 2007/1 iflas sayılı dosyasında tasfiye işlemleri devam eden müflis ... İnş. Tic. A.Ş.'de bulunmakta olduğu, her üç şirketin arasında organik bağ bulunduğu, gerçekte tek bir şirket olarak hareket edildiğini, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında "Davalı şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanmasına" karar verilmesinin talep edildiği, oysa tüzel kişilik perdeyi aralama teorisi uygulanmak sureti ile bir şirketin mevcut borçtan sorumlu olması gerektiğinin tespiti yahut borcun kendisinden tahsili talebinin dava yolu ile öne sürülebileceği, davacı talebinin hüküm kurmaya ve infaza elverişli olmaması nedeni ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 119 uncu maddesinin (ğ) bendi uyarınca davacının hüküm kurmaya ve infaza elverişli olacak şekilde talep sonucunu dosyaya bildirmek üzere davacı vekiline 1 haftalık kesin süre verildiği ancak davacı vekilinin sunmuş olduğu dilekçenin incelenmesinde belirtilen eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin hangi sebeple talep sonucunun açıklanamadığını gerekçelendiremediğini, talep sonucunun açıklanması için verilen süre yetkisiz vekile verilmiş olduğunu, yetkili vekile yeniden süre verilerek sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, tüm davalıların dava dilekçesinde belirtilen icra dosya borçlarından sorumlu olduğunu içerir biçimde tüzel kişilik perdesinin aralanmasına dair karar verilmesi gerekirken davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüzel kişilik perdenin aralanması teorisine dayalı olarak “Davalı şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanmasına” karar verilmesi talep edildiği, ilk derece mahkemesince de isabetle belirtildiği üzere, tüzel kişilik perdeyi aralama teorisi uygulanmak sureti ile bir şirketin mevcut borçtan sorumlu olması gerektiğinin tespiti yahut borcun kendisinden tahsili talebi dava yolu ile öne sürülebileceği, talep kısmının açıklattırılması için 15.04.2021 tarihli duruşmada, davacı vekiline ihtaratta bulunulmuş olduğu, bunun üzerine davacı vekili Av. ... Kiriş tarafından dosyaya sunulan 07.07.2021 tarihli dilekçesinde de, “Davalı şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanmasına karar verilmesi” şeklindeki talebini yinelediği, bu haliyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 119 uncu maddesinin (ğ) bendi uyarınca yer alan koşulun yerine getirilmediğinden yazılı şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 119, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/984811200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz