Dava şartı arabuluculuk
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5236 E. 2024/1585 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava şartı arabuluculuk↗ tüzel kişilik perdesinin aralanması↗ zorunlu arabuluculuk↗ tüzel kişilik perdesinin kaldırılması↗ arabuluculuk dava şartı↗ nispi harç↗ harç ikmali↗ arabuluculuk başvurusu↗ aile şirketi↗ eksik harç↗ para alacağı↗ arabuluculuk↗ eda davası↗ malvarlığına ilişkin dava↗ uyap↗ mükerrerlik↗ teminat mektubu↗ müteselsil sorumluluk↗ vekâlet ücreti↗ ara karar↗ tespit davası↗ dava şartı yokluğu↗ tazminat davası↗ yargılama giderleri↗ kesin süre↗ rücu↗ tüzel kişilik↗ husumet yokluğu↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ harç↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/128 E., 2021/728 K.
Taraflar arasındaki tüzel kişilik perdenin aralanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddi karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davanın tüzel kişilik perdesinin aralanması ve davalı ortak ve yöneticilerin şirket borçlarından sorumlu olduklarının tespitine karar verilmesini istediğini, asıl borçlu ve davalı şirket aleyhinde cari hesaptan kaynaklanan alacağı ve teminat mektubunun hükümsüzlüğü için açılan Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/769 E. sayılı ve İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1003 E. sayılı dosyası üzerinden görülen esas davalarda davacı lehine karar verilerek her iki kararın kesinleştiğini, davalara konu alacağın tahsil edilemediğini, davalı ... kişilerin kötü niyetle hakeret ederek davayı uzattığını, davacının zararına işlemler yaptığını, kötü niyetli olduklarını, davalı şirketin aile şirketi olduğunu, kişisel malvarlığı gibi kullanıldığını, davalı şirketi, bir tüzel kişilik olarak değil, işletme biçimindeki bir mal varlığı olarak gördüğünü, ... patron, şirket sahibi olarak hareket ederek, ortakların kişiliği ile tüzel kişiliği birbirine karıştırdığını, davacıya yalan beyanda bulunduklarını beyanla, özellikle davalı ...'in, yargılama aşamasında müvekkili şirketi yeniden zarara uğratmasının önlenebilmesi için, devir ihtimaline karşı ortakların üzerine kayıtlı gayrimenkullere, araç ve diğer menkullere, 3 üncü kişilerde bulunan hak ve alacaklarına, banka hesaplarına tedbir konulmasına, davalı şirketin tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına, davalı şirketin, müvekkili şirkete olan ve mahkeme ilamları ile kesinleşen tüm borçlarından, davalı şirket ortakları diğer davalıların da müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespitine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... ve davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının tespit davası ile istediği hukuku yararının olmadığını, hukuki yararın dava şartı olduğunu, dava şartı olan hukuki yarar yokluğundan dolayı davanın usulden reddi gerektiğini, davacının sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, müvekkilinin uğradığı zararlar nedeniyle davacı tarafından verilen teminat mektubunu nakde çevirdiğini, dava konusu maddi olaylarda "Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisinin" uygulanması için gereken şartların mevcut olmadığını, müvekkili şirketin ... ... ve sermaye yetersizliğinin olmadığını, şirket ve şirket ortaklarının mal varlıklarının birbirine karışması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, davacının, davaya dayanak yaptığı ve mahkeme kararından ... alacaklarının tahsili için dava öncesinde davalı müvekkili şirket aleyhine ilama dayalı icra takibine girişmediğini, takip hukuku çerçevesinde alacaklarını tahsil edemediği hususunu iddia ve ispat edemediğini belirterek, davacının tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığından dava şartı nedeniyle davanın usulden reddine, davanın bir miktar para alacağının ödenmesine dair eda davası olduğunun kabulü halinde, zorunlu arabuluculuk yolu tüketilmediğinden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, müvekkili şirket yönünden dava konusuna ilişkin kesin hüküm bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine, müvekkili ... bakımından davanın husumet yokluğundan reddine, aksi kanaat halinde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması şartları oluşmadığından davanın esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından davacıdan talebini açıklaması ve eksik harcın yatırması istenilmiş olup davacı tarafından verilen beyanda; "Dava dilekçemizdeki talep sonucu bölümüne bakıldığında, kişiye yöneltilen maddi bir talebimizin (eda hükmüne ilişkin bir talep) olmadığı, Mahkemenize yöneltilen usuli (tespit talebi) bir talebimizin olduğu görülecektir. Nitekim, Davalı Şirketten olan alacak taleplerimizin (maddi hukuka yönelik taleplerimizin) yargılaması zaten yapılmış olup, Mahkemenizden, yalnızca yargı kararları ile kesinleşen bu alacaklardan ortakların da sorumlu olduğunun tespiti (usuli talebimiz) talep edilmiştir. Mahkemeniz, davamızı tespit ve tazminat davası olarak değerlendirerek nispi harç alınmasına karar vermişse de, yukarıda açıklanan nedenlerle, davamız, daha önce kesinleşmiş alacaklar hakkında açılan bir tespit davası mahiyetinde olup, maktu harca tabidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle ve mükerrer ve yersiz harç tahsili müvekkilin mağduriyetine yol açacağından, ara kararınızdan dönülmesini vekaleten arz ve talep etmekteyiz. Diğer taraftan, ara kararınızda tarafımıza kesin süre verildiğinden hak kaybına uğramamak amacıyla, Davalı ortakların da sorumluluğuna gidilmesi yönünde tespit hükmü istediğimiz Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 20.09.2019 tarih ve 2018/769E., 2019/773 K. sayılı ilamında ve İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 25.10.2018 tarih ve 2018/1003E., 2020/709 K. sayılı ilamında hüküm altına alınan tüm alacaklarımız ile söz konusu alacaklarımıza eldeki davamızın açılış tarihine kadar işleyen faizleri toplam 852.485,00 TL’dir. Ayrıca ara kararınızdan dönülmesi talebimiz kabul ... ise, ara kararınız gereği eldeki davamızda alacağımızı ticari faiziyle birlikte talep ettiğimizi beyan etmek isteriz. 852.485,00 TL üzerinden hesaplanacak harç tutarının, ödenmek üzere Mahkemeniz tarafından UYAP’a kaydedilmesini vekaleten arz ve talep ederiz" şeklinde talepte bulunulmuştur.
Akabinde İlk Derece Mahkemesince davacının harca ilişkin ara karardan rücu talebi red edilmiş ve davacı tarafından toplam 852.485,00TL yönünden eksik harç ikmal edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı taraf, davalı şirkete karşı kesinleşmiş alacaklardan diğer davalıların da sorumlu olduğunu ileri sürmüş ise de, talebin sadece tespite yönelik olduğu, eda davası olmadığı, ... başına sorumluluk tespitini istemekte davacının hukuki yararının olmadığı, zira tespit kararı verilse bile bir miktara hükmedilmeyeceği için icra kabiliyetinin olmayacağı, davacının tespit talep etmekte hukuki yararı olmadığından; hukuki yarar dava şartının eksik olduğu, bu nedenle tespit talebinin reddi gerektiği, alacak talep edilmesi halinde ise, öncelikle dava şartı olan arabuluculuğa başvuru yapması gerektiği, eda davası şartlarının da tamam olmadığı, bu nedenle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, kesin hüküm nedeniyle davalı şirkete karşı alacak talebi (eda hükmüne ilişkin bir talep) yöneltilemeyeceği halde, eda davası açılmasının mümkün olduğu değerlendirmesiyle, davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesinin doğru olmadığını, tüzel kişilik perdesinin aralanması/kaldırılması davalarının Yüksek Yargı kararlarıyla ortaya çıkan ve şekillenen ayrı bir dava türü olduğu da dikkate alınarak, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ile müvekkilin alacak haklarının korunması amacıyla başvurulduğunu, müvekkilinin davalı şirketten olan alacaklarının ödenmesi için, davalı şirkete karşı iki ayrı dava açmış olup, söz konusu davaların kesinleştiğini, bu şekilde zorunlu arabuluculuğa tabi olan bir miktar paranın ödenmesine ilişkin uyuşmazlıklar çözümlenmiş olup eldeki davadaki talebin davalı şirketin tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve anılan alacaklardan davalı ortakların da sorumlu olduklarına karar verilmesi olduğunu, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren talep yığılmasının söz konusu olduğunu, davaların zorunlu arabuluculuğa tabi tutulmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüzel kişilik perdenin aralanması teorisine dayalı olarak davalı şirketin yargı kararlarıyla kesinleşmiş alacaklarından şirket ortakları olan diğer davalıların sorumlu olduğunun tespiti ile bu alacağın tahsiline karar verilmesi talep edilmiş olup, tüzel kişilik perdeyi aralama teorisi uygulanmak sureti ile davalı ortakların şirketin mevcut borcundan sorumlu olması gerektiğinin tespiti ile yahut borcun kendisinden tahsili talebi dava yolu ile öne sürülebileceği gözetildiğinde, davada ileri sürülen talep bakımından davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerektiğine, tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak davalı şirketin yargı kararlarıyla kesinleşmiş alacaklarından şirket ortakları olan diğer davalıların sorumlu olduğunun tespiti ile bu alacağın tahsili istenmiş olup talep yığılmasından söz edilemeyeceğinden uyuşmazlığın bu davalılar yönünden zorunlu arabuluculuğa tabi olduğundan ve davadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı ve bu şartın yerine getirilmediği ihtilafsız olmasına göre, bu davalılar hakkındaki davanın bu nedenle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden istinafa konu ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi uyarınca kaldırılmasına, davanın arabulucuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kesin hüküm nedeniyle davalı şirkete karşı alacak talebi (eda hükmüne ilişkin bir talep) yöneltilemeyeceği halde, eda davası açılmasının mümkün olmadığını, tüzel kişilik perdesinin aralanması/kaldırılması davalarının Yüksek Yargı kararlarıyla ortaya çıkan ve şekillenen ayrı bir dava türü olduğu da dikkate alınarak, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ile müvekkilin alacak haklarının korunması amacıyla başvurulduğunu, müvekkilinin davalı şirketten olan alacaklarının ödenmesi için, davalı şirkete karşı iki ayrı dava açmış olup, söz konusu davaların kesinleştiğini, bu şekilde, zorunlu arabuluculuğa tabi olan bir miktar paranın ödenmesine ilişkin uyuşmazlıklar çözümlenmiş olup, eldeki davadaki talebin; davalı şirketin, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve anılan alacaklardan davalı ortakların da sorumlu olduklarına karar verilmesi olduğunu, davaların zorunlu arabuluculuğa tabi tutulmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalılar arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 119, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5148 E. 2017/7084 K.
Ortak:tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · malvarlığına ilişkin dava · müteselsil sorumluluk · tüzel kişilik
İncelediğiniz kararda… edilemediğini, davalı ... kişilerin kötü niyetle hakeret ederek davayı uzattığını, davacının zararına işlemler yaptığını, kötü niyetli olduklarını, davalı şirketin «aile şirketi» olduğunu, kişisel «malvarlığı» gibi kullanıldığını, davalı şirketi, bir «tüzel kişilik» olarak değil, işletme biçimindeki bir mal varlığı olarak gördüğünü, ... patron, şirket sahibi olarak hareket ederek, ortakların kişiliği ile tüzel kişiliği birbirine karıştırdığını, davacıya yalan beyanda bulunduklarını beyanla, özellikle davalı ...'in, yargılama aşamasında müvekkili şirketi yeniden zarara uğratmasının önlenebilmesi için, devir ihtimaline karşı ortakların üzerine kayıtlı gayrimenkullere, araç ve diğer menkullere, 3 üncü kişilerde bulunan hak ve alacaklarına, banka hesaplarına tedbir konulmasına, davalı şirketin «tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına», davalı şirketin, müvekkili şirkete olan ve mahkeme ilamları ile kesinleşen tüm borçlarından, davalı şirket ortakları diğer davalıların da müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespitine, «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP 1.Davalı ... ve davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının «tespit davası» ile istediği «hukuku yararının» olmadığını, hukuki yararın dava şartı olduğunu, dava şartı olan hukuki yarar yokluğundan dolayı davanın «usulden reddi» gerektiğini, davacının sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, müvekkilinin uğradığı zararlar nedeniyle davacı tarafından verilen «teminat mektubunu» nakde çevirdiğini, dava konusu maddi olaylarda "Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisinin" uygulanması için gereken şartların mevcut olmadığını, müvekkili şirketin ... ... ve sermaye yetersizliğinin olmadığını, şirket ve şirket ortaklarının mal varlıklarının birbirine karışması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, davacının, davaya dayanak yaptığı ve mahkeme kararından ... alacaklarının tahsili için dava öncesinde davalı müvekkili şirket aleyhine ilama dayalı icra takibine girişmediğini, takip hukuku çerçevesinde alacaklarını tahsil edemediği hususunu iddia ve ispat edemediğini belirterek, davacının tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığından dava şartı nedeniyle davanın usulden reddine, davanın bir miktar «para alacağının» ödenmesine dair «eda davası» olduğunun kabulü halinde, «zorunlu arabuluculuk» yolu tüketilmediğinden dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın usulden reddine, müvekkili şirket yönünden dava konusuna ilişkin «kesin» hüküm bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine, müvekkili ... bakımından davanın «husumet yokluğundan» reddine, aksi kanaat halinde «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» şartları oluşmadığından davanın esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, «kesin» hüküm nedeniyle davalı şirkete karşı alacak talebi (eda hükmüne ilişkin bir talep) yöneltilemeyeceği halde, «eda davası» açılmasının mümkün olduğu değerlendirmesiyle, davanın «hukuki yarar» dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddedilmesinin doğru olmadığını, «tüzel kişilik perdesinin aralanması»/kaldırılması davalarının Yüksek Yargı kararlarıyla ortaya çıkan ve şekillenen ayrı bir dava türü olduğu da dikkate alınarak, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» ile müvekkilin alacak haklarının korunması amacıyla başvurulduğunu, müvekkilinin davalı şirketten olan alacaklarının ödenmesi için, davalı şirkete karşı iki ayrı dava açmış olup, söz konusu davaların kesinleştiğini, bu şekilde «zorunlu arabuluculuğa» tabi olan bir miktar paranın ödenmesine ilişkin uyuşmazlıklar çözümlenmiş olup eldeki davadaki talebin davalı şirketin tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve anı …
Benzer bu kararda… mece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin tamamında ortak ve yetkili müdürün davalı ... olduğu, davalı şirketlerin ayrı «tüzel kişiliğe» sahip olmakla birlikte aynı gerçek kişinin pay sahibi olduğu diğer şirketler bakımından da perdenin aralanması teorisinin uygulanması mümkün görüldüğü, böylece ayrılık ilkesinin arkasına sığınarak hukuk düzenince korunmayan «hakkın kötüye kullanımı» «yasağını» ihlal eden davranışın sorumluluk müeyyidesine bağlanabileceği, davalı ... yönünden ise, dava konusunun «tüzel kişiliklerinin perdesinin kaldırılması» ve borçtan «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespiti olması gözetildiğinde, ayrıca TTK'nın sermaye şirketlerine dair hükümleri ve gerçek kişilerin buna nazaran durumu dikkate alındığında gerçek kişi davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirketler yönünden davanın kabulüne, bu tüzel kişiler arasındaki perdenin kaldırılmasına, davaya konu borçtan müteselsilen sorumlu olduklarını tespitine, bu kapsamda davalı şirketler yönünden davanın toplam 70.771,03 TL üzerinden kabulüne, bu tutara dava tarihinden itibaren «ticari faiz» uygulanmak suretiyle belirtilen 4 davalıdan tahsiline, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, çeke dayalı alacak istemine ilişkin olup, davacı «tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak» tüm davalıların «çek» bedelinden sorumlu tutulmasını istemiş, mahkemece, gerçek kişi davalı ... dışındaki davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ildiğinde kural olarak sermaye şirketi ortaklarının şirket borçlarından dolayı şirket alacaklılarına karşı bir sorumluluğu bulunmamakta ise de, pay sahibinin şirket «tüzel kişiliği» ile özdeşmesi, şirket ortağının mal varlığı ile şirket tüzel kişiliğinin «malvarlığının» birbirlerine karışması, art niyetli ve hesaplı davranışlarla sırf sorumluluktan sıyrılmak amacıyla tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılması, ortağın şirketteki hakimiyetini kötüye kullanarak alacaklılara karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanmasının «hakkın kötüye kullanılması» mahiyeti taşıması, borçların ödenmesi sırasında şirket ortağı tarafından ayrılık prensibinin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. ve 3. maddelerine aykırı olması gibi hal …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hakkın kötüye kullanılması · ticari faiz · oy yasağı · çek
Benzer bu kararda… mece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin tamamında ortak ve yetkili müdürün davalı ... olduğu, davalı şirketlerin ayrı «tüzel kişiliğe» sahip olmakla birlikte aynı gerçek kişinin pay sahibi olduğu diğer şirketler bakımından da perdenin aralanması teorisinin uygulanması mümkün görüldüğü, böylece ayrılık ilkesinin arkasına sığınarak hukuk düzenince korunmayan «hakkın kötüye kullanımı» «yasağını» ihlal eden davranışın sorumluluk müeyyidesine bağlanabileceği, davalı ... yönünden ise, dava konusunun «tüzel kişiliklerinin perdesinin kaldırılması» ve borçtan «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespiti olması gözetildiğinde, ayrıca TTK'nın sermaye şirketlerine dair hükümleri ve gerçek kişilerin buna nazaran durumu dikkate alındığında gerçek kişi davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirketler yönünden davanın kabulüne, bu tüzel kişiler arasındaki perdenin kaldırılmasına, davaya konu borçtan müteselsilen sorumlu olduklarını tespitine, bu kapsamda davalı şirketler yönünden davanın toplam 70.771,03 TL üzerinden kabulüne, bu tutara dava tarihinden itibaren «ticari faiz» uygulanmak suretiyle belirtilen 4 davalıdan tahsiline, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, çeke dayalı alacak istemine ilişkin olup, davacı «tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak» tüm davalıların «çek» bedelinden sorumlu tutulmasını istemiş, mahkemece, gerçek kişi davalı ... dışındaki davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ildiğinde kural olarak sermaye şirketi ortaklarının şirket borçlarından dolayı şirket alacaklılarına karşı bir sorumluluğu bulunmamakta ise de, pay sahibinin şirket «tüzel kişiliği» ile özdeşmesi, şirket ortağının mal varlığı ile şirket tüzel kişiliğinin «malvarlığının» birbirlerine karışması, art niyetli ve hesaplı davranışlarla sırf sorumluluktan sıyrılmak amacıyla tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılması, ortağın şirketteki hakimiyetini kötüye kullanarak alacaklılara karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanmasının «hakkın kötüye kullanılması» mahiyeti taşıması, borçların ödenmesi sırasında şirket ortağı tarafından ayrılık prensibinin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. ve 3. maddelerine aykırı olması gibi hal …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2735 E. 2023/6527 K.
Ortak:tüzel kişilik perdesinin aralanması · kesin süre · tüzel kişilik · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, «kesin» hüküm nedeniyle davalı şirkete karşı alacak talebi (eda hükmüne ilişkin bir talep) yöneltilemeyeceği halde, «eda davası» açılmasının mümkün olduğu değerlendirmesiyle, davanın «hukuki yarar» dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddedilmesinin doğru olmadığını, «tüzel kişilik perdesinin aralanması»/kaldırılması davalarının Yüksek Yargı kararlarıyla ortaya çıkan ve şekillenen ayrı bir dava türü olduğu da dikkate alınarak, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» ile müvekkilin alacak haklarının korunması amacıyla başvurulduğunu, müvekkilinin davalı şirketten olan alacaklarının ödenmesi için, davalı şirkete karşı iki ayrı dava açmış olup, söz konusu davaların kesinleştiğini, bu şekilde «zorunlu arabuluculuğa» tabi olan bir miktar paranın ödenmesine ilişkin uyuşmazlıklar çözümlenmiş olup eldeki davadaki talebin davalı şirketin tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve anı …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «kesin» hüküm nedeniyle davalı şirkete karşı alacak talebi (eda hükmüne ilişkin bir talep) yöneltilemeyeceği halde, «eda davası» açılmasının mümkün olmadığını, «tüzel kişilik perdesinin aralanması»/kaldırılması davalarının Yüksek Yargı kararlarıyla ortaya çıkan ve şekillenen ayrı bir dava türü olduğu da dikkate alınarak, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» ile müvekkilin alacak haklarının korunması amacıyla başvurulduğunu, müvekkilinin davalı şirketten olan alacaklarının ödenmesi için, davalı şirkete karşı iki ayrı dava açmış olup, söz konusu davaların kesinleştiğini, bu şekilde, «zorunlu arabuluculuğa» tabi olan bir miktar paranın ödenmesine ilişkin uyuşmazlıklar çözümlenmiş olup, eldeki davadaki talebin; davalı şirketin, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davanın «tüzel kişilik perdesinin aralanması» ve davalı ortak ve yöneticilerin şirket borçlarından sorumlu olduklarının tespitine karar verilmesini istediğini, asıl borçlu ve davalı şirket aleyhinde cari hesaptan kaynaklanan alacağı ve «teminat mektubunun» hükümsüzlüğü için açılan Ankara 8.
Benzer bu karardaA.Ş.'de bulunmakta olduğu, her üç şirketin arasında «organik bağ» bulunduğu, gerçekte tek bir şirket olarak hareket edildiğini, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında "Davalı şirketler arasındaki «tüzel kişilik perdesinin aralanmasına»" karar verilmesinin talep edildiği, oysa tüzel kişilik perdeyi aralama teorisi uygulanmak sureti ile bir şirketin mevcut borçtan sorumlu olması gerektiğinin tespiti yahut borcun kendisinden tahsili talebinin dava yolu ile öne sürülebileceği, davacı talebinin hüküm kurmaya ve «infaza» elverişli olmaması nedeni ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 119 uncu maddesinin (ğ) bendi uyarınca davacının hüküm kurmaya ve infaza elverişli olacak şekilde talep sonucunu dosyaya bildirmek üzere davacı vekiline 1 haftalık «kesin süre» verildiği ancak davacı vekilinin sunmuş olduğu dilekçenin incelenmesinde belirtilen eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
A.Ş.'ye devrettiğini, tüm davalıların «muvazaalı» olarak kurulan şirketler olduğunu, davalı şirketlerin tek bir şirket çatısı altında faaliyet gösterdiğini, davalı şirketlerin ... adresinin aynı olduğunu, «tüzel kişilik» perdesinin arkasında davalı 3 şirketin tek şirket olarak faaliyet gösterdiğinin aşikar olduğunu, müvekkili ...'ın alacağını tahsil etmek için ancak «tüzel kişiliğin perdesinin aralanması» kurumunu esas alarak görünüşte güven ilkesine göre kurulmuş olan ve gerçekte tek bir şirket olarak hareket eden şirketler arasında tüzel kişilik perdesinin aralanm …
… af dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin hangi sebeple talep sonucunun açıklanamadığını gerekçelendiremediğini, talep sonucunun açıklanması için verilen süre «yetkisiz» vekile verilmiş olduğunu, yetkili vekile yeniden süre verilerek sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, tüm davalıların dava dilekçesinde belirtilen icra dosya borçlarından sorumlu olduğunu içerir biçimde «tüzel kişilik perdesinin aralanmasına» dair karar verilmesi gerekirken «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · ek tasfiye işlemleri · organik bağ · kesinleşen ilam · itirazın iptali davası · alacağın temliki · ilamsız icra takibi · muvazaa
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/1023 E. sayılı dosyasında «itirazın iptali davası» açıldığını ve yargılama sonucunda 2002/1023 E., 2004/849 K. sayılı 23.09.2004 tarihli karar ile itirazın iptaline karar verildiğini, 17.03.2005 tarihinde «kesinleşen ilam» kapsamında icra takip işlemlerine devam edildiğini, takip dosyasının İstanbul 8.
İcra Müdürlüğü'nün 2010/14990 esas sayılı dosyasından 80.000,00 TL'lik «alacağı temlik» almış olup, adı geçen 2 davalı şirketten alacaklı olup, müvekkili tarafından icra takibine devam edildiğini ancak icra takip borçlusu olan davalı 2 şirketin tüm nakdi ve gayri nakdi mal varlıklarının «muvazaalı» bir şekilde «iflas» eden ve hali hazırda İstanbul 2.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/383 değişik iş sayılı dosyası üzerinden «ihtiyati haciz» başlatmış olup, ardından 18/02/2002 tarihinde «ilamsız icra takibi» başlattığını, ilamsız icra takibine asıl borçlu ve «kefil» olan şirketin itiraz ettiğini, itiraz kapsamında takibin İİK 66. maddesi gereğince durduğunu, İstanbul 2.
İflas Dairesi'nin 2007/1 «iflas» sayılı dosyasında «tasfiye işlemleri» devam eden diğer davalı müflis ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5236 E. , 2024/1585 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/220 Esas, 2022/548 Karar
DAVALILAR 1. ...
2. ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekilleri Avukat ...
3. ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/128 E., 2021/728 K.
Taraflar arasındaki tüzel kişilik perdenin aralanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddi karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davanın tüzel kişilik perdesinin aralanması ve davalı ortak ve yöneticilerin şirket borçlarından sorumlu olduklarının tespitine karar verilmesini istediğini, asıl borçlu ve davalı şirket aleyhinde cari hesaptan kaynaklanan alacağı ve teminat mektubunun hükümsüzlüğü için açılan Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/769 E. sayılı ve İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1003 E. sayılı dosyası üzerinden görülen esas davalarda davacı lehine karar verilerek her iki kararın kesinleştiğini, davalara konu alacağın tahsil edilemediğini, davalı ... kişilerin kötü niyetle hakeret ederek davayı uzattığını, davacının zararına işlemler yaptığını, kötü niyetli olduklarını, davalı şirketin aile şirketi olduğunu, kişisel malvarlığı gibi kullanıldığını, davalı şirketi, bir tüzel kişilik olarak değil, işletme biçimindeki bir mal varlığı olarak gördüğünü, ...
patron, şirket sahibi olarak hareket ederek, ortakların kişiliği ile tüzel kişiliği birbirine karıştırdığını, davacıya yalan beyanda bulunduklarını beyanla, özellikle davalı ...'in, yargılama aşamasında müvekkili şirketi yeniden zarara uğratmasının önlenebilmesi için, devir ihtimaline karşı ortakların üzerine kayıtlı gayrimenkullere, araç ve diğer menkullere, 3 üncü kişilerde bulunan hak ve alacaklarına, banka hesaplarına tedbir konulmasına, davalı şirketin tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına, davalı şirketin, müvekkili şirkete olan ve mahkeme ilamları ile kesinleşen tüm borçlarından, davalı şirket ortakları diğer davalıların da müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespitine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... ve davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının tespit davası ile istediği hukuku yararının olmadığını, hukuki yararın dava şartı olduğunu, dava şartı olan hukuki yarar yokluğundan dolayı davanın usulden reddi gerektiğini, davacının sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, müvekkilinin uğradığı zararlar nedeniyle davacı tarafından verilen teminat mektubunu nakde çevirdiğini, dava konusu maddi olaylarda "Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisinin" uygulanması için gereken şartların mevcut olmadığını, müvekkili şirketin ... ... ve sermaye yetersizliğinin olmadığını, şirket ve şirket ortaklarının mal varlıklarının birbirine karışması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, davacının, davaya dayanak yaptığı ve mahkeme kararından ...
alacaklarının tahsili için dava öncesinde davalı müvekkili şirket aleyhine ilama dayalı icra takibine girişmediğini, takip hukuku çerçevesinde alacaklarını tahsil edemediği hususunu iddia ve ispat edemediğini belirterek, davacının tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığından dava şartı nedeniyle davanın usulden reddine, davanın bir miktar para alacağının ödenmesine dair eda davası olduğunun kabulü halinde, zorunlu arabuluculuk yolu tüketilmediğinden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, müvekkili şirket yönünden dava konusuna ilişkin kesin hüküm bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine, müvekkili ... bakımından davanın husumet yokluğundan reddine, aksi kanaat halinde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması şartları oluşmadığından davanın esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından davacıdan talebini açıklaması ve eksik harcın yatırması istenilmiş olup davacı tarafından verilen beyanda; "Dava dilekçemizdeki talep sonucu bölümüne bakıldığında, kişiye yöneltilen maddi bir talebimizin (eda hükmüne ilişkin bir talep) olmadığı, Mahkemenize yöneltilen usuli (tespit talebi) bir talebimizin olduğu görülecektir. Nitekim, Davalı Şirketten olan alacak taleplerimizin (maddi hukuka yönelik taleplerimizin) yargılaması zaten yapılmış olup, Mahkemenizden, yalnızca yargı kararları ile kesinleşen bu alacaklardan ortakların da sorumlu olduğunun tespiti (usuli talebimiz) talep edilmiştir. Mahkemeniz, davamızı tespit ve tazminat davası olarak değerlendirerek nispi harç alınmasına karar vermişse de, yukarıda açıklanan nedenlerle, davamız, daha önce kesinleşmiş alacaklar hakkında açılan bir tespit davası mahiyetinde olup, maktu harca tabidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ve mükerrer ve yersiz harç tahsili müvekkilin mağduriyetine yol açacağından, ara kararınızdan dönülmesini vekaleten arz ve talep etmekteyiz. Diğer taraftan, ara kararınızda tarafımıza kesin süre verildiğinden hak kaybına uğramamak amacıyla, Davalı ortakların da sorumluluğuna gidilmesi yönünde tespit hükmü istediğimiz Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 20.09.2019 tarih ve 2018/769E., 2019/773 K. sayılı ilamında ve İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 25.10.2018 tarih ve 2018/1003E., 2020/709 K. sayılı ilamında hüküm altına alınan tüm alacaklarımız ile söz konusu alacaklarımıza eldeki davamızın açılış tarihine kadar işleyen faizleri toplam 852.485,00 TL’dir.
Ayrıca ara kararınızdan dönülmesi talebimiz kabul ... ise, ara kararınız gereği eldeki davamızda alacağımızı ticari faiziyle birlikte talep ettiğimizi beyan etmek isteriz. 852.485,00 TL üzerinden hesaplanacak harç tutarının, ödenmek üzere Mahkemeniz tarafından UYAP’a kaydedilmesini vekaleten arz ve talep ederiz" şeklinde talepte bulunulmuştur.
Akabinde İlk Derece Mahkemesince davacının harca ilişkin ara karardan rücu talebi red edilmiş ve davacı tarafından toplam 852.485,00TL yönünden eksik harç ikmal edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı taraf, davalı şirkete karşı kesinleşmiş alacaklardan diğer davalıların da sorumlu olduğunu ileri sürmüş ise de, talebin sadece tespite yönelik olduğu, eda davası olmadığı, ... başına sorumluluk tespitini istemekte davacının hukuki yararının olmadığı, zira tespit kararı verilse bile bir miktara hükmedilmeyeceği için icra kabiliyetinin olmayacağı, davacının tespit talep etmekte hukuki yararı olmadığından; hukuki yarar dava şartının eksik olduğu, bu nedenle tespit talebinin reddi gerektiği, alacak talep edilmesi halinde ise, öncelikle dava şartı olan arabuluculuğa başvuru yapması gerektiği, eda davası şartlarının da tamam olmadığı, bu nedenle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, kesin hüküm nedeniyle davalı şirkete karşı alacak talebi (eda hükmüne ilişkin bir talep) yöneltilemeyeceği halde, eda davası açılmasının mümkün olduğu değerlendirmesiyle, davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesinin doğru olmadığını, tüzel kişilik perdesinin aralanması/kaldırılması davalarının Yüksek Yargı kararlarıyla ortaya çıkan ve şekillenen ayrı bir dava türü olduğu da dikkate alınarak, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ile müvekkilin alacak haklarının korunması amacıyla başvurulduğunu, müvekkilinin davalı şirketten olan alacaklarının ödenmesi için, davalı şirkete karşı iki ayrı dava açmış olup, söz konusu davaların kesinleştiğini, bu şekilde zorunlu arabuluculuğa tabi olan bir miktar paranın ödenmesine ilişkin uyuşmazlıklar çözümlenmiş olup eldeki davadaki talebin davalı şirketin tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve anılan alacaklardan davalı ortakların da sorumlu olduklarına karar verilmesi olduğunu, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren talep yığılmasının söz konusu olduğunu, davaların zorunlu arabuluculuğa tabi tutulmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüzel kişilik perdenin aralanması teorisine dayalı olarak davalı şirketin yargı kararlarıyla kesinleşmiş alacaklarından şirket ortakları olan diğer davalıların sorumlu olduğunun tespiti ile bu alacağın tahsiline karar verilmesi talep edilmiş olup, tüzel kişilik perdeyi aralama teorisi uygulanmak sureti ile davalı ortakların şirketin mevcut borcundan sorumlu olması gerektiğinin tespiti ile yahut borcun kendisinden tahsili talebi dava yolu ile öne sürülebileceği gözetildiğinde, davada ileri sürülen talep bakımından davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerektiğine, tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak davalı şirketin yargı kararlarıyla kesinleşmiş alacaklarından şirket ortakları olan diğer davalıların sorumlu olduğunun tespiti ile bu alacağın tahsili istenmiş olup talep yığılmasından söz edilemeyeceğinden uyuşmazlığın bu davalılar yönünden zorunlu arabuluculuğa tabi olduğundan ve davadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı ve bu şartın yerine getirilmediği ihtilafsız olmasına göre, bu davalılar hakkındaki davanın bu nedenle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden istinafa konu ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi uyarınca kaldırılmasına, davanın arabulucuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kesin hüküm nedeniyle davalı şirkete karşı alacak talebi (eda hükmüne ilişkin bir talep) yöneltilemeyeceği halde, eda davası açılmasının mümkün olmadığını, tüzel kişilik perdesinin aralanması/kaldırılması davalarının Yüksek Yargı kararlarıyla ortaya çıkan ve şekillenen ayrı bir dava türü olduğu da dikkate alınarak, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ile müvekkilin alacak haklarının korunması amacıyla başvurulduğunu, müvekkilinin davalı şirketten olan alacaklarının ödenmesi için, davalı şirkete karşı iki ayrı dava açmış olup, söz konusu davaların kesinleştiğini, bu şekilde, zorunlu arabuluculuğa tabi olan bir miktar paranın ödenmesine ilişkin uyuşmazlıklar çözümlenmiş olup, eldeki davadaki talebin;
davalı şirketin, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve anılan alacaklardan davalı ortakların da sorumlu olduklarına karar verilmesi olduğunu, davaların zorunlu arabuluculuğa tabi tutulmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalılar arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 119, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1020403800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz