6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Marka hükümsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3322 E. 2023/6835 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
karşılıklılık esası ziya kötü niyet esastan ret terkin ayırt edicilik ilk derece kararının kaldırılması fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi yükleten (shipper) iltibas istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK · SMK — SMK 6

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2019/78 E., 2020/32 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurumu kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "ROMAN" asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin 2017/103432 sayılı "... CHİC" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddine karar verildiğini, müvekkilinin tanınmış markaları ile ayırt edilmeyecek derecede benzer olduğunu, iltibas tehlikesi bulunduğunu, dava konu başvurunun tescili haline itirazlarına mesnet markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek TÜRKPATENT YİDK’nın 31.12.2018 tarih ve 2018/M-11083 sayılı kararının iptaline, 2017/103432 sayılı ‘... chic’ ibareli markasının tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin tekstil sektöründe 13 yıldır faaliyet gösterdiğini, dava konusu edilen 2017/103432 sayılı başvurunun davacıdan farklı bir konsept olan daha ziyade abiye giyim üzerine yoğunlaştığını, müvekkili markası ile davaya mesnet gösterilen markaların benzer olmadığını ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, görsel açıdan markaların oldukça farklı olduğunu, anlamsal olarak birbirlerinden tamamen farklı bulunduğunu davacının davaya mesnet gösterdiği markaların tamamını ciddi olarak kullanmadığını, bazı markaların ise tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden ciddi olarak kullanmadığını ve bu nedenle kullanmama definde bulunduklarını, davacının davaya mesnet gösterdiği markaların tamamını tescilli oldukları sınıfta kullandığını ispatla mükellef olduğunu, aksi taktirde davacı markalarına bu dava kapsamında dayanamayacağını, tanınmışlığın her somut olayda tekrar araştırılması gerektiğini, bu nedenle tanınmış olup olmadığını ispata yarar belge sunulmadığından tanınmışlık iddiasının dikkate alınmaması gerektiğini, kötü niyet iddialarının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2017/103432 sayılı marka ile davacının itirazlarına dayanak yaptığı markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dava konusu markaların kapsadığı mal ve hizmet sınıflarının aynı/benzer olduğu, ancak taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında halk nezdinde karışıklığa neden olacak derecede bir benzerliğin bulunmadığı ve markalar arasında iltibas ihtimalinin ortaya çıkmayacağı, dosya kapsamında, davacıya ait “ROMAN” ibaresini haiz markanın TÜRKPATENT tanınmış markalar sicilinde yer aldığı, buna karşılık taraf markaları benzer görülmediğinden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasının bu davada uygulanmasını gerektirecek şartların oluşmadığı, kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı, YİDK kararının yerinde bulunduğu, 2017/103432 sayılı davalı markasının hükümsüzlük ve terkin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca iltibas tehlikesinin bulunduğu, müvekkilinin itirazına mesnet markalarında asıl unsur olarak yer alan ROMAN ibaresinin dava konu başvuruda aynen yer aldığını, başvuruda yer alan diğer unsurların benzerliği ortadan kaldırmadığını, müvekkilinin Roman ibareli markalarının tanınmış olup ayırt ediciliğinin oldukça yüksek bulunduğunu, aynı kanunun 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki koşullarında oluştuğunu, davalı şirketin kötü niyetli bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile karşılaştırmaya esas işaret arasında karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre dava konusu 2017/103432 sayılı "... Chic" ibareli marka ile davacıya ait "ROMAN" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu markanın asıl unsurunun bir bütün olarak "..." ibaresinden oluştuğu, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere anılan ibarenin "romantik, duygusal" anlamlarına geldiği, davacının itirazına mesnet markalarının asıl unsurunu oluşturan "ROMAN" ibaresinin bir edebi yazım türünü veya çingene olarak da ifade edilen bir topluluğu ifade ettiği, taraf markaları arasındaki bu anlamsal farklılığın tüketiciler nezdinde de ayırt ediciliği sağlayacağı, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olmasının sonuca etkili bulunmadığı, kötü niyet iddiasının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci ve beşinci fıkraları.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11209 E. 2012/17921 K.

    Ortak: · Marka hükümsüzlüğü

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1151 E. 2024/4578 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2089 E. 2013/4301 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/3322 E.  ,  2023/6835 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/794 Esas, 2022/42 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2019/78 E., 2020/32 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurumu kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "ROMAN" asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin 2017/103432 sayılı "... CHİC" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddine karar verildiğini, müvekkilinin tanınmış markaları ile ayırt edilmeyecek derecede benzer olduğunu, iltibas tehlikesi bulunduğunu, dava konu başvurunun tescili haline itirazlarına mesnet markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek TÜRKPATENT YİDK’nın 31.12.2018 tarih ve 2018/M-11083 sayılı kararının iptaline, 2017/103432 sayılı ‘... chic’ ibareli markasının tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin tekstil sektöründe 13 yıldır faaliyet gösterdiğini, dava konusu edilen 2017/103432 sayılı başvurunun davacıdan farklı bir konsept olan daha ziyade abiye giyim üzerine yoğunlaştığını, müvekkili markası ile davaya mesnet gösterilen markaların benzer olmadığını ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, görsel açıdan markaların oldukça farklı olduğunu, anlamsal olarak birbirlerinden tamamen farklı bulunduğunu davacının davaya mesnet gösterdiği markaların tamamını ciddi olarak kullanmadığını, bazı markaların ise tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden ciddi olarak kullanmadığını ve bu nedenle kullanmama definde bulunduklarını, davacının davaya mesnet gösterdiği markaların tamamını tescilli oldukları sınıfta kullandığını ispatla mükellef olduğunu, aksi taktirde davacı markalarına bu dava kapsamında dayanamayacağını, tanınmışlığın her somut olayda tekrar araştırılması gerektiğini, bu nedenle tanınmış olup olmadığını ispata yarar belge sunulmadığından tanınmışlık iddiasının dikkate alınmaması gerektiğini, kötü niyet iddialarının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2017/103432 sayılı marka ile davacının itirazlarına dayanak yaptığı markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dava konusu markaların kapsadığı mal ve hizmet sınıflarının aynı/benzer olduğu, ancak taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında halk nezdinde karışıklığa neden olacak derecede bir benzerliğin bulunmadığı ve markalar arasında iltibas ihtimalinin ortaya çıkmayacağı, dosya kapsamında, davacıya ait “ROMAN” ibaresini haiz markanın TÜRKPATENT tanınmış markalar sicilinde yer aldığı, buna karşılık taraf markaları benzer görülmediğinden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasının bu davada uygulanmasını gerektirecek şartların oluşmadığı, kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı, YİDK kararının yerinde bulunduğu, 2017/103432 sayılı davalı markasının hükümsüzlük ve terkin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca iltibas tehlikesinin bulunduğu, müvekkilinin itirazına mesnet markalarında asıl unsur olarak yer alan ROMAN ibaresinin dava konu başvuruda aynen yer aldığını, başvuruda yer alan diğer unsurların benzerliği ortadan kaldırmadığını, müvekkilinin Roman ibareli markalarının tanınmış olup ayırt ediciliğinin oldukça yüksek bulunduğunu, aynı kanunun 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki koşullarında oluştuğunu, davalı şirketin kötü niyetli bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile karşılaştırmaya esas işaret arasında karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre dava konusu 2017/103432 sayılı "... Chic" ibareli marka ile davacıya ait "ROMAN" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu markanın asıl unsurunun bir bütün olarak "..." ibaresinden oluştuğu, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere anılan ibarenin "romantik, duygusal" anlamlarına geldiği, davacının itirazına mesnet markalarının asıl unsurunu oluşturan "ROMAN" ibaresinin bir edebi yazım türünü veya çingene olarak da ifade edilen bir topluluğu ifade ettiği, taraf markaları arasındaki bu anlamsal farklılığın tüketiciler nezdinde de ayırt ediciliği sağlayacağı, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olmasının sonuca etkili bulunmadığı, kötü niyet iddiasının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci ve beşinci fıkraları.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/984505700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.