Yargı gideri
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2474 E. 2023/6147 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargı gideri↗ ilmühaber↗ nama yazılı pay↗ haksız çıkan taraf↗ yönetim kurulu üyeliği↗ hasımsız dava↗ vekalet ücreti takdiri↗ hisse senedi↗ zayi↗ yargılama giderleri↗ pay defteri↗ ispat yükü↗ husumet yokluğu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kâr dağıtımı↗ yargılama gideri↗ yönetim kurulu kararı↗ ihtarname↗ dosya masrafı↗ kusur↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tespit ve teslim davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette sermayenin % 16.675’ini temsil eden payların sahibi olduğunu, şirket kuruluşundan bu yana hisseleri temsil eden hiçbir hisse senedi ve/veya ilmühaber tanzim edilerek teslim edilmediğini, şirket paylarını temsilen hisse senedi ve/veya ilmühaber basılıp basılmadığını, basılmış ise bunların müvekkilinin paylarını temsil eden kısmının müvekkiline teslimini, basılmamış ise bunların basılarak müvekkiline teslimi hususunda şirkete ihtarname gönderildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 486 ncı maddesi uyarınca şirket paylarını temsilen yeni hisse senedi ve/veya ilmühaber basılmasını, müvekkiline ait hisseler için basılmış bulunan hisse senedi ve/veya ilmühaberlerin şirket tarafından müvekkiline teslimini, basılmamış ise, aynı Yasa uyarınca hisse senedi ve/veya ilmühaberlerin basılarak, müvekkiline ait hisseler için basılmış bulunan hisse senedi ve/veya ilmühaberlerin teslimi için mahkemece teslim yeri, tarihi ve saati tayin edilerek mezkur hisse senedi ve/veya ilmühaberlerin müvekkiline şirket tarafından teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; iptal davasının hasımsız olarak açılması gerektiğini, müvekkili şirketin hasım gösterilerek dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, şirketin 1995 yılında kurulduğunu, davacı, şirketin kuruluş tarihinden 2011 yılına kadar şirket yönetim kurulunda yer aldığını, davacı şirketin tüm genel kurullarına katıldığını, hissesi oranından genel kurulda temsil edildiğini, davacının kendisine, kendisinin de yönetim kurulu üyesi olduğunu zamanda teslim edilen ilmühaberleri muhtemelen kaybettiğini, davacının kendisine teslim edilen ilmühaberleri zayi ettiğini beyan ederek davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın kabulüne karar verilmesi halinde dava açılmasına müvekkil şirket sebebiyet vermediğinden, müvekkili şirket aleyhine yargı gideri ile vekalet ücreti yükletilmemesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 13.06.1996 tarihli 96/5 karar sayılı yönetim kurulunda yapılan görüşmede nama yazılı ilmühaber çıkartılmasına karar verildiği, İlmühaberlerin bastırılıp pay sahiplerine dağıtıldığına ilişkin ispat yükünün davalı şirkete ait olduğu, davalı şirket ilmühaberlerin bastırıldığını ve teslim edildiğine dair herhangi bir belge sunulmadığı, Yönetim kurulunca ilmühaber bastırılmasına ilişkin karar alınmasının tek başına ilmühaberlerin fiilen bastırılıp teslim edildiğine ispata yeterli görülmediği gerekçesiyle 6102 sayılı Kanun'un 486 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gözetilerek davanın kabulüne, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1-Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın hasımsız olarak açılması gerektiğini, davanın ilmühaberlerin bastırılmasına ilişkin yönetim kurulu kararının alındığı tarihten itibaren yaklaşık 24 yıl sonra ikame edildiğini, davacının ilmühaberleri kaybetmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, şirket ortaklık pay defterlerine ilmühaberlerin teslim edildiğinin kayıt edildiğini, bu işlemlerin davacının da yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde yapılmış olup, bu defterin tutulmasının davacınında sorumluluğunda olduğunu, davacının karardan sonra 15 yıl daha yönetim kurulu üyeliği yaptığını, davacı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının iddiasını ispat edemediğini, ilmühaberlerin iptaline karar vermeden yeniden basılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğini, kararın kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir
2-Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ancak kararın yargılama gideri yönünden kaldırılarak karşı tarafın kusuru neticesinde açılan huzurdaki davaya ilişkin yargılama masraflarının davalı yanca karşılanmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davada haksız çıkan davalının davanın açılmasına sebebiyet veren taraf olduğu sonucuna varıldığından yargı giderinin davacı üzerinde bırakılmasına dair hüküm yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesince, yönetim kurulunca ilmühaber bastırılmasına ilişkin karar alınması ve bu kararın pay defterine işlenmesi tek başına ilmühaberlerin fiilen bastırılıp teslim edildiğine ispata yeterli görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un 486 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca nama yazılı pay senetlerin bastırılıp pay senedi sahiplerine dağıtılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 486 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9558 E. 2018/3021 K.
Ortak:ilmühaber · nama yazılı pay · hisse senedi · pay defteri · kâr dağıtımı · yönetim kurulu kararı · ihtarname · temsil
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette sermayenin % 16.675’ini «temsil» eden payların sahibi olduğunu, şirket kuruluşundan bu yana hisseleri temsil eden hiçbir «hisse senedi» ve/veya «ilmühaber» tanzim edilerek «teslim» edilmediğini, şirket paylarını temsilen hisse senedi ve/veya ilmühaber basılıp basılmadığını, basılmış ise bunların müvekkilinin paylarını temsil eden kısmının müvekkiline teslimini, basılmamış ise bunların basılarak müvekkiline teslimi hususunda şirkete «ihtarname» gönderildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 486 ncı maddesi uyarınca şirket paylarını temsilen yeni hisse senedi ve/veya ilmühaber bası …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iptal davasının «hasımsız» olarak açılması gerektiğini, müvekkili şirketin hasım gösterilerek dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, şirketin 1995 yılında kurulduğunu, davacı, şirketin kuruluş tarihinden 2011 yılına kadar şirket yönetim kurulunda yer aldığını, davacı şirketin tüm genel kurullarına katıldığını, hissesi oranından genel kurulda «temsil» edildiğini, davacının kendisine, kendisinin de «yönetim kurulu» üyesi olduğunu zamanda «teslim» edilen «ilmühaberleri» muhtemelen kaybettiğini, davacının kendisine teslim edilen ilmühaberleri «zayi» ettiğini beyan ederek davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın kabulüne karar verilmesi halinde dava açılmasına müvekkil şirket sebebiyet vermediğinden, müvekkili şirket aleyhine «yargı gideri» ile «vekalet ücreti» yükletilmemesine karar verilmesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri 1-Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın «hasımsız» olarak açılması gerektiğini, davanın «ilmühaberlerin» bastırılmasına ilişkin «yönetim kurulu» kararının alındığı tarihten itibaren yaklaşık 24 yıl sonra ikame edildiğini, davacının ilmühaberleri kaybetmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, şirket ortaklık «pay defterlerine» ilmühaberlerin «teslim» edildiğinin kayıt edildiğini, bu işlemlerin davacının da yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde yapılmış olup, bu defterin tutulmasının davacınında sorumluluğunda olduğunu, davacının karardan sonra 15 yıl daha «yönetim kurulu üyeliği» yaptığını, davacı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının iddiasını ispat edemediğini, ilmühaberlerin iptaline karar vermeden yeniden basılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğini, kararın kaldırılarak davanın reddine, «yargılama giderleri» ile «vekalet ücretinin» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir 2-Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ancak kararın «yargılama gideri» yönünden kaldırılarak karşı tarafın «kusuru» neticesinde açılan huzurdaki davaya ilişkin yargılama «masraflarının» davalı yanca karşılanmasına karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaHer ne kadar mahkemece, davalı şirketin, ortaklara ilmuhaberleri «teslim» alması yönünde bir davetinin veya «ihtarnamesinin» bulunmadığı, şirketin nama yazılı «hisse senedi» yerine geçmek üzere geçici ilmuhaberlerin «hisse devri» tarihi itibariyle ortaklara «dağıtılmadığı», davalı şirket tarafından nama yazılı ilmuhaberlerin hissesini devreden ortağa teslim edilmemiş olması karşısında «pay devrinin» ayrı bir yazılı sözleşmeyle devir beyanını içeren iradelerinin uyuşmasıyla yapılabileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmişse de; 16.01.2013 tarihli «hisse devir sözleşmesinde» mevcut ilmuhaberlerin davacıya ait olacağı belirtildiğinden hisse devir tarihinde dava dışı hisse devreden ortağın ilmuhaberlerin basılmış olduğundan haberdar oldu …
Anonim şirketlerde henüz çıkarılmamış pay senetlerini «temsil» etmek üzere ‘‘«ilmühaberler»’’ de çıkarılabilir.
6102 sayılı ...’nin 486/.... maddesi gereğince «ilmühaberlere» kıyas yoluyla «nama yazılı pay» senetlerine ilişkin hükümler uygulanır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliği hakları · zilyetlik · pay defteri kaydı · pay devri · pay sahipliği · hisse devri · ciro · hisse devir sözleşmesi
Benzer bu karardaHer ne kadar mahkemece, davalı şirketin, ortaklara ilmuhaberleri «teslim» alması yönünde bir davetinin veya «ihtarnamesinin» bulunmadığı, şirketin nama yazılı «hisse senedi» yerine geçmek üzere geçici ilmuhaberlerin «hisse devri» tarihi itibariyle ortaklara «dağıtılmadığı», davalı şirket tarafından nama yazılı ilmuhaberlerin hissesini devreden ortağa teslim edilmemiş olması karşısında «pay devrinin» ayrı bir yazılı sözleşmeyle devir beyanını içeren iradelerinin uyuşmasıyla yapılabileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmişse de; 16.01.2013 tarihli «hisse devir sözleşmesinde» mevcut ilmuhaberlerin davacıya ait olacağı belirtildiğinden hisse devir tarihinde dava dışı hisse devreden ortağın ilmuhaberlerin basılmış olduğundan haberdar oldu …
Nama yazılı pay senedi 6102 sayılı ...’nin 490. maddesine uyarınca “«ciro»” ve “«zilyetliğin» devralana geçirilmesi” ile devredilebilmektedir.
İlmühaberler, hak sahibine tüm «pay sahipliği haklarını» sağlar.
1-Dava, nama yazılı «anonim şirket» hisselerini devralan davacının şirkete ortak olduğunun tespiti ve hisselerinin «pay defterine kaydı» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4340 E. 2010/5372 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7467 E. 2023/1374 K.
Ortak:ilmühaber · hisse senedi · zayi · pay defteri · kaldırma ve yeniden hüküm · yargılama gideri · dosya masrafı · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri 1-Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın «hasımsız» olarak açılması gerektiğini, davanın «ilmühaberlerin» bastırılmasına ilişkin «yönetim kurulu» kararının alındığı tarihten itibaren yaklaşık 24 yıl sonra ikame edildiğini, davacının ilmühaberleri kaybetmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, şirket ortaklık «pay defterlerine» ilmühaberlerin «teslim» edildiğinin kayıt edildiğini, bu işlemlerin davacının da yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde yapılmış olup, bu defterin tutulmasının davacınında sorumluluğunda olduğunu, davacının karardan sonra 15 yıl daha «yönetim kurulu üyeliği» yaptığını, davacı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının iddiasını ispat edemediğini, ilmühaberlerin iptaline karar vermeden yeniden basılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğini, kararın kaldırılarak davanın reddine, «yargılama giderleri» ile «vekalet ücretinin» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir 2-Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ancak kararın «yargılama gideri» yönünden kaldırılarak karşı tarafın «kusuru» neticesinde açılan huzurdaki davaya ilişkin yargılama «masraflarının» davalı yanca karşılanmasına karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davada «haksız çıkan» davalının davanın açılmasına sebebiyet veren taraf olduğu sonucuna varıldığından «yargı giderinin» davacı üzerinde bırakılmasına dair hüküm yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesince, yönetim kurulunca «ilmühaber» bastırılmasına ilişkin karar alınması ve bu kararın «pay defterine» işlenmesi tek başına ilmühaberlerin fiilen bastırılıp «teslim» edildiğine ispata yeterli görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak «yargılama giderlerinin» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette sermayenin % 16.675’ini «temsil» eden payların sahibi olduğunu, şirket kuruluşundan bu yana hisseleri temsil eden hiçbir «hisse senedi» ve/veya «ilmühaber» tanzim edilerek «teslim» edilmediğini, şirket paylarını temsilen hisse senedi ve/veya ilmühaber basılıp basılmadığını, basılmış ise bunların müvekkilinin paylarını temsil eden kısmının müvekkiline teslimini, basılmamış ise bunların basılarak müvekkiline teslimi hususunda şirkete «ihtarname» gönderildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 486 ncı maddesi uyarınca şirket paylarını temsilen yeni hisse senedi ve/veya ilmühaber bası …
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1143 E., 2020/399 K. sayılı ilamı ile davacıya miras sözleşmesi ile ... 'dan intikal eden B tipi 289 numaralı «hisse senedi» yerine geçen «ilmühaberin» «zayi» nedeni ile iptaline karar verildiği, davacının şirket ortağı olduğu davalının da kabulünde olup bu konuda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafından …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirket ortağı olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, «ortaklık sıfatının» davalı tarafından da kabul edildiği, uyuşmazlığın davacının «ilmühaberi» «zayi» etmesinden kaynaklandığı, ilmühaberin «zayi nedeniyle iptaline» karar verilmiş olmakla davacının davalı şirketten ortaklığını gösteren ilmühaber almasında bir engel kalmadığı, bu nedenle mahkemece konusuz kalan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereğince dava tarihi itibarıyla haklılık durumuna göre «yargılama giderlerinin» takdiri gerektiği, davalının, davacının ortaklık sıfatını kabul ettiği dikkate alındığında, davanın açılmasına davalı şirket sebebiyet vermediğinden yargılama gide …
… daki beyanlarını tekrar ederek davalı tarafın, davacının ortaklığı konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığını beyan etmesine rağmen müvekkilinin «pay defterine» kayıtlandığına ilişkin defter örneğini mahkemeye sunmadığını, müvekkilinin pay defterinde kayıtlı olmadığını, ortaklıktan kaynaklanan haklarını kullanmak için pay …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık sıfatı · zayi nedeniyle iptal · ara karar · iptal davası · anonim şirket · hukuki yarar · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi ve yargılama sırasındaki beyanlarını tekrar ederek davacının senet «iptal davası» açmak yerine bu davayı açtığını, mahkemece verilen süre doğrultusunda davacı tarafından açılan «zayi nedeniyle iptal» davasında senedin iptaline karar verildiğini, davanın açılmasına müvekkilinin sebep olmadığını, bu nedenle davanın konusuz kaldığı veya davacının «hukuki yararı» olmadığı yönünde bir karar tesisi gerekirken, davanın kabulü yönünde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılma …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirket ortağı olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, «ortaklık sıfatının» davalı tarafından da kabul edildiği, uyuşmazlığın davacının «ilmühaberi» «zayi» etmesinden kaynaklandığı, ilmühaberin «zayi nedeniyle iptaline» karar verilmiş olmakla davacının davalı şirketten ortaklığını gösteren ilmühaber almasında bir engel kalmadığı, bu nedenle mahkemece konusuz kalan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereğince dava tarihi itibarıyla haklılık durumuna göre «yargılama giderlerinin» takdiri gerektiği, davalının, davacının ortaklık sıfatını kabul ettiği dikkate alındığında, davanın açılmasına davalı şirket sebebiyet vermediğinden yargılama gide …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme «ara» kararı gereği davacı tarafından açılan «zayi» davası sonucunda İstanbul 14.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «anonim şirket» ortaklığının tespiti davasının konusuz kalıp kalmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2474 E. , 2023/6147 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Dava kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tespit ve teslim davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette sermayenin % 16.675’ini temsil eden payların sahibi olduğunu, şirket kuruluşundan bu yana hisseleri temsil eden hiçbir hisse senedi ve/veya ilmühaber tanzim edilerek teslim edilmediğini, şirket paylarını temsilen hisse senedi ve/veya ilmühaber basılıp basılmadığını, basılmış ise bunların müvekkilinin paylarını temsil eden kısmının müvekkiline teslimini, basılmamış ise bunların basılarak müvekkiline teslimi hususunda şirkete ihtarname gönderildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 486 ncı maddesi uyarınca şirket paylarını temsilen yeni hisse senedi ve/veya ilmühaber basılmasını, müvekkiline ait hisseler için basılmış bulunan hisse senedi ve/veya ilmühaberlerin şirket tarafından müvekkiline teslimini, basılmamış ise, aynı Yasa uyarınca hisse senedi ve/veya ilmühaberlerin basılarak, müvekkiline ait hisseler için basılmış bulunan hisse senedi ve/veya ilmühaberlerin teslimi için mahkemece teslim yeri, tarihi ve saati tayin edilerek mezkur hisse senedi ve/veya ilmühaberlerin müvekkiline şirket tarafından teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; iptal davasının hasımsız olarak açılması gerektiğini, müvekkili şirketin hasım gösterilerek dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, şirketin 1995 yılında kurulduğunu, davacı, şirketin kuruluş tarihinden 2011 yılına kadar şirket yönetim kurulunda yer aldığını, davacı şirketin tüm genel kurullarına katıldığını, hissesi oranından genel kurulda temsil edildiğini, davacının kendisine, kendisinin de yönetim kurulu üyesi olduğunu zamanda teslim edilen ilmühaberleri muhtemelen kaybettiğini, davacının kendisine teslim edilen ilmühaberleri zayi ettiğini beyan ederek davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın kabulüne karar verilmesi halinde dava açılmasına müvekkil şirket sebebiyet vermediğinden, müvekkili şirket aleyhine yargı gideri ile vekalet ücreti yükletilmemesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 13.06.1996 tarihli 96/5 karar sayılı yönetim kurulunda yapılan görüşmede nama yazılı ilmühaber çıkartılmasına karar verildiği, İlmühaberlerin bastırılıp pay sahiplerine dağıtıldığına ilişkin ispat yükünün davalı şirkete ait olduğu, davalı şirket ilmühaberlerin bastırıldığını ve teslim edildiğine dair herhangi bir belge sunulmadığı, Yönetim kurulunca ilmühaber bastırılmasına ilişkin karar alınmasının tek başına ilmühaberlerin fiilen bastırılıp teslim edildiğine ispata yeterli görülmediği gerekçesiyle 6102 sayılı Kanun'un 486 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gözetilerek davanın kabulüne, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1-Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın hasımsız olarak açılması gerektiğini, davanın ilmühaberlerin bastırılmasına ilişkin yönetim kurulu kararının alındığı tarihten itibaren yaklaşık 24 yıl sonra ikame edildiğini, davacının ilmühaberleri kaybetmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, şirket ortaklık pay defterlerine ilmühaberlerin teslim edildiğinin kayıt edildiğini, bu işlemlerin davacının da yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde yapılmış olup, bu defterin tutulmasının davacınında sorumluluğunda olduğunu, davacının karardan sonra 15 yıl daha yönetim kurulu üyeliği yaptığını, davacı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının iddiasını ispat edemediğini, ilmühaberlerin iptaline karar vermeden yeniden basılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğini, kararın kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir
2-Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ancak kararın yargılama gideri yönünden kaldırılarak karşı tarafın kusuru neticesinde açılan huzurdaki davaya ilişkin yargılama masraflarının davalı yanca karşılanmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davada haksız çıkan davalının davanın açılmasına sebebiyet veren taraf olduğu sonucuna varıldığından yargı giderinin davacı üzerinde bırakılmasına dair hüküm yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesince, yönetim kurulunca ilmühaber bastırılmasına ilişkin karar alınması ve bu kararın pay defterine işlenmesi tek başına ilmühaberlerin fiilen bastırılıp teslim edildiğine ispata yeterli görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un 486 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca nama yazılı pay senetlerin bastırılıp pay senedi sahiplerine dağıtılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 486 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981476300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz