Zilyetliğin devri
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7467 E. 2023/1374 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zilyetliğin devri↗ ilmühaber↗ ortaklık sıfatı↗ zilyetlik↗ zayi nedeniyle iptal↗ hisse senedi↗ ara karar↗ zayi↗ mirasçılık↗ pay defteri↗ iptal davası↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ anonim şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ ibraz↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme ara kararı gereği davacı tarafından açılan zayi davası sonucunda İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1143 E., 2020/399 K. sayılı ilamı ile davacıya miras sözleşmesi ile ... 'dan intikal eden B tipi 289 numaralı hisse senedi yerine geçen ilmühaberin zayi nedeni ile iptaline karar verildiği, davacının şirket ortağı olduğu davalının da kabulünde olup bu konuda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafından davacının şirket kayıtlarında ortak olarak yer aldığının kabul edilmiş olması ve davacının ortaklığını gösterir ilmuhaberin zayi nedeni ile iptaline karar verilmesi nedeni ile davanın kabulüne, davacının şirket ortağı olduğunun tespiti ile davalı tarafından davacı yana ortaklığı gösterir hisse senedi veya yerine geçecek belge verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi ve yargılama sırasındaki beyanlarını tekrar ederek davacının senet iptal davası açmak yerine bu davayı açtığını, mahkemece verilen süre doğrultusunda davacı tarafından açılan zayi nedeniyle iptal davasında senedin iptaline karar verildiğini, davanın açılmasına müvekkilinin sebep olmadığını, bu nedenle davanın konusuz kaldığı veya davacının hukuki yararı olmadığı yönünde bir karar tesisi gerekirken, davanın kabulü yönünde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirket ortağı olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, ortaklık sıfatının davalı tarafından da kabul edildiği, uyuşmazlığın davacının ilmühaberi zayi etmesinden kaynaklandığı, ilmühaberin zayi nedeniyle iptaline karar verilmiş olmakla davacının davalı şirketten ortaklığını gösteren ilmühaber almasında bir engel kalmadığı, bu nedenle mahkemece konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereğince dava tarihi itibarıyla haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin takdiri gerektiği, davalının, davacının ortaklık sıfatını kabul ettiği dikkate alındığında, davanın açılmasına davalı şirket sebebiyet vermediğinden yargılama giderlerinin de davacı üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve yargılama aşamasındaki beyanlarını tekrar ederek davalı tarafın, davacının ortaklığı konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığını beyan etmesine rağmen müvekkilinin pay defterine kayıtlandığına ilişkin defter örneğini mahkemeye sunmadığını, müvekkilinin pay defterinde kayıtlı olmadığını, ortaklıktan kaynaklanan haklarını kullanmak için pay defterinde kayıtlı olması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, anonim şirket ortaklığının tespiti davasının konusuz kalıp kalmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 331 inci, 370 inci ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 66 ıncı ve 69 uncu maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9558 E. 2018/3021 K.
Ortak:ilmühaber · zilyetlik · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · e-defter
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1143 E., 2020/399 K. sayılı ilamı ile davacıya miras sözleşmesi ile ... 'dan intikal eden B tipi 289 numaralı «hisse senedi» yerine geçen «ilmühaberin» «zayi» nedeni ile iptaline karar verildiği, davacının şirket ortağı olduğu davalının da kabulünde olup bu konuda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafından …
… daki beyanlarını tekrar ederek davalı tarafın, davacının ortaklığı konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığını beyan etmesine rağmen müvekkilinin «pay defterine» kayıtlandığına ilişkin defter örneğini mahkemeye sunmadığını, müvekkilinin pay defterinde kayıtlı olmadığını, ortaklıktan kaynaklanan haklarını kullanmak için pay …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirket ortağı olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, «ortaklık sıfatının» davalı tarafından da kabul edildiği, uyuşmazlığın davacının «ilmühaberi» «zayi» etmesinden kaynaklandığı, ilmühaberin «zayi nedeniyle iptaline» karar verilmiş olmakla davacının davalı şirketten ortaklığını gösteren ilmühaber almasında bir engel kalmadığı, bu nedenle mahkemece konusuz kalan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereğince dava tarihi itibarıyla haklılık durumuna göre «yargılama giderlerinin» takdiri gerektiği, davalının, davacının ortaklık sıfatını kabul ettiği dikkate alındığında, davanın açılmasına davalı şirket sebebiyet vermediğinden yargılama gide …
Benzer bu kararda1-Dava, nama yazılı «anonim şirket» hisselerini devralan davacının şirkete ortak olduğunun tespiti ve hisselerinin «pay defterine kaydı» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ddedilmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının davalı şirkette 311.600 adet hisse sahibi olduğunun tespitine ve bu hisselerin şirketin «pay defterine» işlenmesine karar verilmiştir.
Nama yazılı pay senedi 6102 sayılı ...’nin 490. maddesine uyarınca “«ciro»” ve “«zilyetliğin» devralana geçirilmesi” ile devredilebilmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliği hakları · nama yazılı pay · pay defteri kaydı · pay devri · pay sahipliği · hisse devri · ciro · hisse devir sözleşmesi
Benzer bu karardaHer ne kadar mahkemece, davalı şirketin, ortaklara ilmuhaberleri «teslim» alması yönünde bir davetinin veya «ihtarnamesinin» bulunmadığı, şirketin nama yazılı «hisse senedi» yerine geçmek üzere geçici ilmuhaberlerin «hisse devri» tarihi itibariyle ortaklara «dağıtılmadığı», davalı şirket tarafından nama yazılı ilmuhaberlerin hissesini devreden ortağa teslim edilmemiş olması karşısında «pay devrinin» ayrı bir yazılı sözleşmeyle devir beyanını içeren iradelerinin uyuşmasıyla yapılabileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmişse de; 16.01.2013 tarihli «hisse devir sözleşmesinde» mevcut ilmuhaberlerin davacıya ait olacağı belirtildiğinden hisse devir tarihinde dava dışı hisse devreden ortağın ilmuhaberlerin basılmış olduğundan haberdar oldu …
İlmühaberler, hak sahibine tüm «pay sahipliği haklarını» sağlar.
1-Dava, nama yazılı «anonim şirket» hisselerini devralan davacının şirkete ortak olduğunun tespiti ve hisselerinin «pay defterine kaydı» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Nama yazılı pay senedi 6102 sayılı ...’nin 490. maddesine uyarınca “«ciro»” ve “«zilyetliğin» devralana geçirilmesi” ile devredilebilmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2474 E. 2023/6147 K.
Ortak:ilmühaber · hisse senedi · zayi · pay defteri · kaldırma ve yeniden hüküm · yargılama gideri · dosya masrafı · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1143 E., 2020/399 K. sayılı ilamı ile davacıya miras sözleşmesi ile ... 'dan intikal eden B tipi 289 numaralı «hisse senedi» yerine geçen «ilmühaberin» «zayi» nedeni ile iptaline karar verildiği, davacının şirket ortağı olduğu davalının da kabulünde olup bu konuda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafından …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirket ortağı olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, «ortaklık sıfatının» davalı tarafından da kabul edildiği, uyuşmazlığın davacının «ilmühaberi» «zayi» etmesinden kaynaklandığı, ilmühaberin «zayi nedeniyle iptaline» karar verilmiş olmakla davacının davalı şirketten ortaklığını gösteren ilmühaber almasında bir engel kalmadığı, bu nedenle mahkemece konusuz kalan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereğince dava tarihi itibarıyla haklılık durumuna göre «yargılama giderlerinin» takdiri gerektiği, davalının, davacının ortaklık sıfatını kabul ettiği dikkate alındığında, davanın açılmasına davalı şirket sebebiyet vermediğinden yargılama gide …
… daki beyanlarını tekrar ederek davalı tarafın, davacının ortaklığı konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığını beyan etmesine rağmen müvekkilinin «pay defterine» kayıtlandığına ilişkin defter örneğini mahkemeye sunmadığını, müvekkilinin pay defterinde kayıtlı olmadığını, ortaklıktan kaynaklanan haklarını kullanmak için pay …
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri 1-Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın «hasımsız» olarak açılması gerektiğini, davanın «ilmühaberlerin» bastırılmasına ilişkin «yönetim kurulu» kararının alındığı tarihten itibaren yaklaşık 24 yıl sonra ikame edildiğini, davacının ilmühaberleri kaybetmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, şirket ortaklık «pay defterlerine» ilmühaberlerin «teslim» edildiğinin kayıt edildiğini, bu işlemlerin davacının da yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde yapılmış olup, bu defterin tutulmasının davacınında sorumluluğunda olduğunu, davacının karardan sonra 15 yıl daha «yönetim kurulu üyeliği» yaptığını, davacı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının iddiasını ispat edemediğini, ilmühaberlerin iptaline karar vermeden yeniden basılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğini, kararın kaldırılarak davanın reddine, «yargılama giderleri» ile «vekalet ücretinin» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir 2-Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ancak kararın «yargılama gideri» yönünden kaldırılarak karşı tarafın «kusuru» neticesinde açılan huzurdaki davaya ilişkin yargılama «masraflarının» davalı yanca karşılanmasına karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davada «haksız çıkan» davalının davanın açılmasına sebebiyet veren taraf olduğu sonucuna varıldığından «yargı giderinin» davacı üzerinde bırakılmasına dair hüküm yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesince, yönetim kurulunca «ilmühaber» bastırılmasına ilişkin karar alınması ve bu kararın «pay defterine» işlenmesi tek başına ilmühaberlerin fiilen bastırılıp «teslim» edildiğine ispata yeterli görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak «yargılama giderlerinin» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette sermayenin % 16.675’ini «temsil» eden payların sahibi olduğunu, şirket kuruluşundan bu yana hisseleri temsil eden hiçbir «hisse senedi» ve/veya «ilmühaber» tanzim edilerek «teslim» edilmediğini, şirket paylarını temsilen hisse senedi ve/veya ilmühaber basılıp basılmadığını, basılmış ise bunların müvekkilinin paylarını temsil eden kısmının müvekkiline teslimini, basılmamış ise bunların basılarak müvekkiline teslimi hususunda şirkete «ihtarname» gönderildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 486 ncı maddesi uyarınca şirket paylarını temsilen yeni hisse senedi ve/veya ilmühaber bası …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı gideri · nama yazılı pay · haksız çıkan taraf · yönetim kurulu üyeliği · hasımsız dava · vekalet ücreti takdiri · yargılama giderleri · ispat yükü
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri 1-Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın «hasımsız» olarak açılması gerektiğini, davanın «ilmühaberlerin» bastırılmasına ilişkin «yönetim kurulu» kararının alındığı tarihten itibaren yaklaşık 24 yıl sonra ikame edildiğini, davacının ilmühaberleri kaybetmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, şirket ortaklık «pay defterlerine» ilmühaberlerin «teslim» edildiğinin kayıt edildiğini, bu işlemlerin davacının da yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde yapılmış olup, bu defterin tutulmasının davacınında sorumluluğunda olduğunu, davacının karardan sonra 15 yıl daha «yönetim kurulu üyeliği» yaptığını, davacı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının iddiasını ispat edemediğini, ilmühaberlerin iptaline karar vermeden yeniden basılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğini, kararın kaldırılarak davanın reddine, «yargılama giderleri» ile «vekalet ücretinin» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir 2-Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ancak kararın «yargılama gideri» yönünden kaldırılarak karşı tarafın «kusuru» neticesinde açılan huzurdaki davaya ilişkin yargılama «masraflarının» davalı yanca karşılanmasına karar verilmesini istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iptal davasının «hasımsız» olarak açılması gerektiğini, müvekkili şirketin hasım gösterilerek dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, şirketin 1995 yılında kurulduğunu, davacı, şirketin kuruluş tarihinden 2011 yılına kadar şirket yönetim kurulunda yer aldığını, davacı şirketin tüm genel kurullarına katıldığını, hissesi oranından genel kurulda «temsil» edildiğini, davacının kendisine, kendisinin de «yönetim kurulu» üyesi olduğunu zamanda «teslim» edilen «ilmühaberleri» muhtemelen kaybettiğini, davacının kendisine teslim edilen ilmühaberleri «zayi» ettiğini beyan ederek davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın kabulüne karar verilmesi halinde dava açılmasına müvekkil şirket sebebiyet vermediğinden, müvekkili şirket aleyhine «yargı gideri» ile «vekalet ücreti» yükletilmemesine karar verilmesini istemiştir.
… İ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 13.06.1996 tarihli 96/5 karar sayılı yönetim kurulunda yapılan görüşmede nama yazılı «ilmühaber» çıkartılmasına karar verildiği, İlmühaberlerin bastırılıp pay sahiplerine «dağıtıldığına» ilişkin «ispat yükünün» davalı şirkete ait olduğu, davalı şirket ilmühaberlerin bastırıldığını ve «teslim» edildiğine dair herhangi bir belge sunulmadığı, Yönetim kurulunca ilmühaber bastırılmasına ilişkin karar alınmasının tek başına ilmühaberlerin fiilen bastırılıp teslim edildiğine ispata yeterli görülmediği gerekçesiyle 6102 sayılı Kanun'un 486 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gözetilerek davanın kabulüne, davacı tarafından yapılan «yargılama giderlerinin» üzerinde bırakılmasına, davacı lehine «vekalet ücreti takdirine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davada «haksız çıkan» davalının davanın açılmasına sebebiyet veren taraf olduğu sonucuna varıldığından «yargı giderinin» davacı üzerinde bırakılmasına dair hüküm yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesince, yönetim kurulunca «ilmühaber» bastırılmasına ilişkin karar alınması ve bu kararın «pay defterine» işlenmesi tek başına ilmühaberlerin fiilen bastırılıp «teslim» edildiğine ispata yeterli görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak «yargılama giderlerinin» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/870 E. 2016/9035 K.
Ortak:zilyetliğin devri · ilmühaber · zilyetlik · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · e-defter
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1143 E., 2020/399 K. sayılı ilamı ile davacıya miras sözleşmesi ile ... 'dan intikal eden B tipi 289 numaralı «hisse senedi» yerine geçen «ilmühaberin» «zayi» nedeni ile iptaline karar verildiği, davacının şirket ortağı olduğu davalının da kabulünde olup bu konuda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafından …
… daki beyanlarını tekrar ederek davalı tarafın, davacının ortaklığı konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığını beyan etmesine rağmen müvekkilinin «pay defterine» kayıtlandığına ilişkin defter örneğini mahkemeye sunmadığını, müvekkilinin pay defterinde kayıtlı olmadığını, ortaklıktan kaynaklanan haklarını kullanmak için pay …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirket ortağı olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, «ortaklık sıfatının» davalı tarafından da kabul edildiği, uyuşmazlığın davacının «ilmühaberi» «zayi» etmesinden kaynaklandığı, ilmühaberin «zayi nedeniyle iptaline» karar verilmiş olmakla davacının davalı şirketten ortaklığını gösteren ilmühaber almasında bir engel kalmadığı, bu nedenle mahkemece konusuz kalan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereğince dava tarihi itibarıyla haklılık durumuna göre «yargılama giderlerinin» takdiri gerektiği, davalının, davacının ortaklık sıfatını kabul ettiği dikkate alındığında, davanın açılmasına davalı şirket sebebiyet vermediğinden yargılama gide …
Benzer bu karardaMülga 6762 sayılı TTK'nın 411. maddesinde nama yazılı hisse senetleri yerini tutmak üzere çıkarılan «ilmühaberlerin» nama yazılı olması gerektiği ve bunların devrinin nama yazılı hisse senetlerinin devrine ait hükümlere tabi olduğu, aynı kanunun 416. maddesinde nama yazılı hisse senetlerinin devrinin «ciro» edilmiş senedin devralana «teslimi» ile olacağı ve devrin, şirkete karşı ancak «pay defterine» kayıtla hüküm ifade edeceği düzenlenmiştir.
Yine aynı kanunun 417. maddesinde «hisse senedinin» yukarıki maddeye uygun olarak devredildiği ispat edilmedikçe devralan «pay defterine» yazılamayacağı öngörülmüştür.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre de, «nama yazılı pay» senetlerini devri için «temlik» beyanı veya senedin arkasında tam bir «cironun» yapılması ayrıca senet üzerindeki «zilyetliğin devri» ve «teslimi» gerekli ve yeterli kabul edilmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:nama yazılı pay · adi yazılı sözleşme · rehin · ciro · üçüncü kişi · temlik · istirdat · teslim
Benzer bu karardaYargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre de, «nama yazılı pay» senetlerini devri için «temlik» beyanı veya senedin arkasında tam bir «cironun» yapılması ayrıca senet üzerindeki «zilyetliğin devri» ve «teslimi» gerekli ve yeterli kabul edilmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında .... ....'nin davalıya ait hisselerinden bir kısmının davacıya «adi yazılı sözleşme» ile devredildiği, davacının sözleşme ile belirlenen bedeli davalıya ödediği, hisselerin davacıya devredilemediği, davalının kusurlu davranışları nedeniyle ifada geciktiği, hisseleri «rehin» alan ... .....'nden gelen yazı cevaplarından anlaşılacağı üzere devre konu hisseler için «ilmühaber» çıkarıldığı, taraflar arasında geçerli bir devir yapılmadığından davacının davalıya ödemiş olduğu 256.750,00 TL'nin iadesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne …
Dava, «anonim şirket» «nama yazılı pay» senedinin devrine ilşkin edimin yerine getirilmemesi nedeniyle ödenen bedelin «istirdadı» istemine ilişkindir.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 411. maddesinde nama yazılı hisse senetleri yerini tutmak üzere çıkarılan «ilmühaberlerin» nama yazılı olması gerektiği ve bunların devrinin nama yazılı hisse senetlerinin devrine ait hükümlere tabi olduğu, aynı kanunun 416. maddesinde nama yazılı hisse senetlerinin devrinin «ciro» edilmiş senedin devralana «teslimi» ile olacağı ve devrin, şirkete karşı ancak «pay defterine» kayıtla hüküm ifade edeceği düzenlenmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7467 E. , 2023/1374 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Karar verilmesine yer olmadığı
Taraflar arasındaki anonim şirket ortaklığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; davalı şirketin ortağı olan dayısı... 'ın 09.03.1993 tarihinde vefat ettiğinde geriye mirasçıları olarak kendisi, kardeşi ... ile... 'ın kaldığını,... a 13. Noterliğinin 24.06.1993 tarihli miras sözleşmesi ile diğer mirasçıların miras haklarını tarafına verdiğini, davalı şirkete tarafına hisse senedi verilmesi için 02.02.2016 tarihinde başvuruda bulunmasına rağmen bugüne kadar talebinin yerine getirilmediğini, davalı şirket miras bırakanın öldüğü tarihten itibaren tarafına sürekli şirket toplantı davetiyeleri göndererek toplantılara davet ettiğini, şirketin hesabına 29.04.1994 tarihinde ortak olarak yatırması istenen meblağı da yatırdığını belirterek davalı şirkette hisse sahibi olduğunun tespiti ile tarafına hisse senedi verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilince nama yazılı hisse senedi basılmadığı için ortaklara ilmühaber verildiğini, ortaklarına müvekkilinin tatil tesisinden faydalanmaları yönünde öncelik ... tanındığını, müvekkili kayıtlarında ortak olarak gözüken davacının, müvekkilinin tatil tesisinden yararlanmak için tesisin işletmecisi dava dışı şirkete başvurması üzerine, bu şirket tarafından öncelikli kullanım ... olan kişilerin hisselerini devredip etmediklerinin tespiti için ilmühaber ibraz etmelerini istediğini, davacının işletmeciye verdiği 11.05.2015 tarihli dilekçede ilmühaberi bulamadığını; ancak tesisi kullanmak istediğini beyan ettiğini, mağduriyete sebebiyet vermemek için davacıya tesisin ortak sıfatı ile kullandırıldığını, davacının ortaklığı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığını, müvekkil şirket çalışanlarının, davacı ile yapmış oldukları görüşmelerde hisse senedini zayi etmiş ise açacağı senet iptal davasından alacağı ilam ile kendisine hisse senedinin yerine geçecek bir belge verileceğinin beyan edildiğini ancak davacının senet iptal davası açmak yerine bu davayı açtığını, nama yazılı senetlerin devir beyanı ve zilyetliğin devri ile geçtiğini, bu nedenle hak sahipliğinin tespiti için senet ibrazının talep edildiğini, davacının senet iptal davası açması, alacağı ilamı müvekkili şirkete ibraz etmesi ve gerekli masrafın karşılanması akabinde davacıya hisse senedi ya da hisse senedi yerine geçecek bir belge verileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme ara kararı gereği davacı tarafından açılan zayi davası sonucunda İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1143 E., 2020/399 K. sayılı ilamı ile davacıya miras sözleşmesi ile ... 'dan intikal eden B tipi 289 numaralı hisse senedi yerine geçen ilmühaberin zayi nedeni ile iptaline karar verildiği, davacının şirket ortağı olduğu davalının da kabulünde olup bu konuda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafından davacının şirket kayıtlarında ortak olarak yer aldığının kabul edilmiş olması ve davacının ortaklığını gösterir ilmuhaberin zayi nedeni ile iptaline karar verilmesi nedeni ile davanın kabulüne, davacının şirket ortağı olduğunun tespiti ile davalı tarafından davacı yana ortaklığı gösterir hisse senedi veya yerine geçecek belge verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi ve yargılama sırasındaki beyanlarını tekrar ederek davacının senet iptal davası açmak yerine bu davayı açtığını, mahkemece verilen süre doğrultusunda davacı tarafından açılan zayi nedeniyle iptal davasında senedin iptaline karar verildiğini, davanın açılmasına müvekkilinin sebep olmadığını, bu nedenle davanın konusuz kaldığı veya davacının hukuki yararı olmadığı yönünde bir karar tesisi gerekirken, davanın kabulü yönünde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirket ortağı olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, ortaklık sıfatının davalı tarafından da kabul edildiği, uyuşmazlığın davacının ilmühaberi zayi etmesinden kaynaklandığı, ilmühaberin zayi nedeniyle iptaline karar verilmiş olmakla davacının davalı şirketten ortaklığını gösteren ilmühaber almasında bir engel kalmadığı, bu nedenle mahkemece konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereğince dava tarihi itibarıyla haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin takdiri gerektiği, davalının, davacının ortaklık sıfatını kabul ettiği dikkate alındığında, davanın açılmasına davalı şirket sebebiyet vermediğinden yargılama giderlerinin de davacı üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve yargılama aşamasındaki beyanlarını tekrar ederek davalı tarafın, davacının ortaklığı konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığını beyan etmesine rağmen müvekkilinin pay defterine kayıtlandığına ilişkin defter örneğini mahkemeye sunmadığını, müvekkilinin pay defterinde kayıtlı olmadığını, ortaklıktan kaynaklanan haklarını kullanmak için pay defterinde kayıtlı olması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, anonim şirket ortaklığının tespiti davasının konusuz kalıp kalmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 331 inci, 370 inci ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 66 ıncı ve 69 uncu maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/892681500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz