Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4725 E. 2023/5778 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': ['6102/-7', '6102/7']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiye memuru ataması↗ limited şirket müdürlüğü↗ ticaret sicilinden resen terkin↗ zorunlu hasım↗ resen terkin↗ re'sen terkin↗ hukuki menfaat↗ şirket müdürlüğü↗ yasal hasım↗ tebligat kanunu m.35↗ şirketin tasfiyesi↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ vekâlet ücreti↗ sicilden terkin↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ garantörlük↗ hak düşürücü süre↗ usulden reddi↗ ihtar↗ limited şirket↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ terkin↗ harç↗ tacir↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanların haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, işbu davanın ihyası istenen şirketin sicilden resen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığı ancak 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında resen terkin işleminin yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile şirketin ihyasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı kurum temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı kurum temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçiçi 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasındaki düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesinin yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, davaya konu şirketin 23.01.2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, 23.01.2019 tarihinde sürenin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 05.12.2022 olduğunu, Garanti Çiçekçilik Turizm Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi'nin müdürlüklerine bildirilen son adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan tebligatın “taşınmış” notuyla iade olduğunu, ihtarın ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirketler adres değişikliğinin tescili zorunluluklarını yerine getirmediğini, bu konudaki sorumluluğun şirket yetkililerine ait olduğunu, ilanın ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla yapılmış sayılacağını ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceğini, ek tasfiye kararı verilmesi ve tasfiye memuru ataması mecburiyetinin göz ardı edilerek ek tasfiye kararı verilmesi ve tasfiye memuru atanmasına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, 18.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler düzenlemesine yer verdiğini, ticaret sicili müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım durumunda olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılarak; 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesi sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesine; mahkeme aksi kanaatteyse şirketin ek tasfiyesine karar verilmesine ve tasfiye memuru müdürlükleri yasal hasım olduğundan aleyhine vekâlet ücreti-yargılama giderine hükmedilmemesine, karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla şirketin terkin tarihi olan 23.01.2014 tarihi ile dava tarihi 05.12.2022 tarihi arasında yasal 5 yıllık hak düşürücü süre geçmekle birlikte davacı ortakların şirketin tasfiye edilmemiş mal varlığının bulunduğunu ileri sürdüğüne ve dava konusu tasfiye edilmediği bildirilen bir adet aracın dosyadaki sicil kayıtlarına göre halen ihyası istenen şirket adına tescilli olduğuna göre, İlk Derece Mahkemesinin kabulünün aksine, tasfiye için 10 yıllık sürede dava açılabileceği, Müdürlük tarafından yapılan işlemlerin geçici 7 nci maddenin 4/a fıkrasındaki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi temsilcisine ihtar gönderilmediği, esasen ihyası istenen şirketin sicilden terkin koşulları oluşmadığı halde davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan Mahkemece davanın kabulü ile şirketin araç ile sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı, ayrıca, davalı sicil tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda kaydının silinmesi sebebine dayalı olarak dava konusu şirketin ticaret sicilinden resen terkini anılan yasa maddesine açıkça aykırı olduğu gibi terkin işlemlerinin aynı maddenin 4/a maddesindeki usule aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı sicil aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı kurum temsilcisinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ve resen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket ihyası talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı kurum temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6691 E. 2023/1278 K.
Ortak:resen terkin · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ticaret sicili müdürlüğü · sicilden terkin · ihya · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçiçi 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasındaki düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesinin yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, davaya konu şirketin 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 23.01.2019 tarihinde sürenin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 05.12.2022 olduğunu, Garanti Çiçekçilik Turizm Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi'nin müdürlüklerine bildirilen «son» adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan «tebligatın» “taşınmış” notuyla iade olduğunu, «ihtarın» ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirketler adres değişikliğinin tescili zorunluluklarını yerine getirmediğini, bu konudaki sorumluluğun şirket yetkililerine ait olduğunu, ilanın ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla yapılmış sayılacağını ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceğini, ek «tasfiye» kararı verilmesi ve «tasfiye memuru ataması» mecburiyetinin göz ardı edilerek ek tasfiye kararı verilmesi ve «tasfiye memuru atanmasına» hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, 18.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler düzenlemesine yer verdiğini, «ticaret sicili müdürlüğü» tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılarak; 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçirilmesi sebebiyle davanın «usulden reddine» karar verilmesine; mahkeme aksi kanaatteyse şirketin ek tasfiyesine karar verilmesine ve tasfiye memuru müdürlükleri «yasal hasım» olduğundan aleyhine vekâlet ücreti-«yargılama giderine» hükmedilmemesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla şirketin «terkin» tarihi olan 23.01.2014 tarihi ile dava tarihi 05.12.2022 tarihi arasında yasal 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçmekle birlikte davacı ortakların şirketin «tasfiye» edilmemiş mal varlığının bulunduğunu ileri sürdüğüne ve dava konusu tasfiye edilmediği bildirilen bir adet aracın dosyadaki sicil kayıtlarına göre halen «ihyası» istenen şirket adına tescilli olduğuna göre, İlk Derece Mahkemesinin kabulünün aksine, tasfiye için 10 yıllık sürede dava açılabileceği, Müdürlük tarafından yapılan işlemlerin geçici 7 nci maddenin 4/a fıkrasındaki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi «temsilcisine» «ihtar» gönderilmediği, esasen ihyası istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan Mahkemece davanın kabulü ile şirketin araç ile sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, ayrıca, davalı sicil tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda «kaydının» silinmesi «sebebine» dayalı olarak dava konusu şirketin «ticaret sicilinden resen terkini» anılan yasa maddesine açıkça aykırı olduğu gibi terkin işlemlerinin aynı maddenin 4/a maddesindeki usule aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı sicil aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı kurum temsilcisinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, işbu davanın «ihyası» istenen şirketin sicilden «resen terkin» edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı ancak 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında resen terkin işleminin yapılması karşısında yasada …
Benzer bu kararda… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
… cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin 23.10.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek «tasfiye» ile tasfiye olunarak şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve «yasal hasım» konumunda olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilememesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sırasında kayıtlı davanın «derdest» olduğu, anılan şirketin sicilden resen terkininin aynı zamanda geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırılık teşkil ettiği, esasen «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan «ticaret sicili» kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde ve usulsüz terkin işlemini gerçekleştiren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · zayi belgesi · münfesihlik · yargılama giderlerinden sorumluluk · maddi hata · zayi · yargılama giderleri · derdestlik
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sayılı dosyası üzerinden yargılaması devam eden «derdest» davasının olduğu, bu nedenle davacının davayı açmakta «hukuki yararı» bulunduğu 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebepleri sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 inci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan «münfesih» olmasına veya sayılmasına rağmen «tasfiye» edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin d bendi "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile Kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlediği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde tahdidi olarak sayılan silinme sebepleri arasında yer almayan «ihyası» istenen şirketin oda kaydının silinmesine dayanılarak davalı tarafından söz konusu «terkin» işleminin gerçekleştirilmesi anılan Kanun maddesine açıkça aykırı olduğu, yapılan işlemler geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule göre de yerine getirilmediği, terkin işlemi nedeniyle şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilere «ihtar» gönderilmediği, terkin işleminin gerçekleştiği tarihte ihyası istenen şirket tarafından 10.06.2014 tarihinde «zayi belgesi» verilmesi istemiyle Ankara 4.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sayılı dosyası üzerinden devam eden «derdest» davasının bulunduğunu, yargılama sırasında şirketin ihyasının istenilmesi için süre verildiğini ileri sürerek ...
Şti.'nin «derdest» olan davası sonuçlanıncaya kadar ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1394 E. 2023/1520 K.
Ortak:re'sen terkin · hukuki menfaat · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ticaret sicili müdürlüğü · sicilden terkin · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçiçi 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasındaki düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesinin yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, davaya konu şirketin 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 23.01.2019 tarihinde sürenin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 05.12.2022 olduğunu, Garanti Çiçekçilik Turizm Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi'nin müdürlüklerine bildirilen «son» adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan «tebligatın» “taşınmış” notuyla iade olduğunu, «ihtarın» ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirketler adres değişikliğinin tescili zorunluluklarını yerine getirmediğini, bu konudaki sorumluluğun şirket yetkililerine ait olduğunu, ilanın ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla yapılmış sayılacağını ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceğini, ek «tasfiye» kararı verilmesi ve «tasfiye memuru ataması» mecburiyetinin göz ardı edilerek ek tasfiye kararı verilmesi ve «tasfiye memuru atanmasına» hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, 18.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler düzenlemesine yer verdiğini, «ticaret sicili müdürlüğü» tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılarak; 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçirilmesi sebebiyle davanın «usulden reddine» karar verilmesine; mahkeme aksi kanaatteyse şirketin ek tasfiyesine karar verilmesine ve tasfiye memuru müdürlükleri «yasal hasım» olduğundan aleyhine vekâlet ücreti-«yargılama giderine» hükmedilmemesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla şirketin «terkin» tarihi olan 23.01.2014 tarihi ile dava tarihi 05.12.2022 tarihi arasında yasal 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçmekle birlikte davacı ortakların şirketin «tasfiye» edilmemiş mal varlığının bulunduğunu ileri sürdüğüne ve dava konusu tasfiye edilmediği bildirilen bir adet aracın dosyadaki sicil kayıtlarına göre halen «ihyası» istenen şirket adına tescilli olduğuna göre, İlk Derece Mahkemesinin kabulünün aksine, tasfiye için 10 yıllık sürede dava açılabileceği, Müdürlük tarafından yapılan işlemlerin geçici 7 nci maddenin 4/a fıkrasındaki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi «temsilcisine» «ihtar» gönderilmediği, esasen ihyası istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan Mahkemece davanın kabulü ile şirketin araç ile sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, ayrıca, davalı sicil tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda «kaydının» silinmesi «sebebine» dayalı olarak dava konusu şirketin «ticaret sicilinden resen terkini» anılan yasa maddesine açıkça aykırı olduğu gibi terkin işlemlerinin aynı maddenin 4/a maddesindeki usule aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı sicil aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı kurum temsilcisinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, işbu davanın «ihyası» istenen şirketin sicilden «resen terkin» edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı ancak 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında resen terkin işleminin yapılması karşısında yasada …
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «ihyası» istenen şirketin sicilden 23.10.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 26.05.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu Kanun'da tadadi olarak sayılan hâllerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki davada 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolmuş ise de davalı ...
Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan şirkete bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından yasada öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, öte yandan, davacı tarafından daha önce aynı «şirketin ihya» edilmesi talebiyle açtığı davanın kabulüne dair kararın Yargıtay denetiminden henüz geçmediği ve kesinleşmediği dikkate alındığında davacının işbu davada «hukuki yararının» bulunduğu, davalının usulsüz «terkin» işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, İlk Derece Mahkemesinin davanın hak düşürücü süre nedeniyle «usulden reddi» kararında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisine, buna göre davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 61215 sicil numarasında kayıtlı iken «sicilden terkin» edilen Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · infisah · münfesihlik · geçici 7. madde · ticaret sicilinden terkin · dava şartı yokluğu · kaldırma ve yeniden hüküm · ihbar
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep olunan Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve ilân üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, «ihtarnamede» «infisah» «sebebi» olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olarak yer aldığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde «tasfiye» ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge veya tebligat dosyaya sunulmadığı gibi ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilân suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «ihyası» istenen şirketin sicilden 23.10.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 26.05.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve Kanun'un geçici maddesine göre istisnai «tasfiye» usulüne tabi olacağını belirtmediği bir hâlin ikincil bir düzenleme ile «geçici madde» kapsamına alınamayacağı, davalı ...
Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan şirkete bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından yasada öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, öte yandan, davacı tarafından daha önce aynı «şirketin ihya» edilmesi talebiyle açtığı davanın kabulüne dair kararın Yargıtay denetiminden henüz geçmediği ve kesinleşmediği dikkate alındığında davacının işbu davada «hukuki yararının» bulunduğu, davalının usulsüz «terkin» işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, İlk Derece Mahkemesinin davanın hak düşürücü süre nedeniyle «usulden reddi» kararında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisine, buna göre davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 61215 sicil numarasında kayıtlı iken «sicilden terkin» edilen Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1619 E. 2023/2041 K.
Ortak:resen terkin · re'sen terkin · hukuki menfaat · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ticaret sicili müdürlüğü · sicilden terkin · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçiçi 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasındaki düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesinin yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, davaya konu şirketin 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 23.01.2019 tarihinde sürenin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 05.12.2022 olduğunu, Garanti Çiçekçilik Turizm Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi'nin müdürlüklerine bildirilen «son» adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan «tebligatın» “taşınmış” notuyla iade olduğunu, «ihtarın» ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirketler adres değişikliğinin tescili zorunluluklarını yerine getirmediğini, bu konudaki sorumluluğun şirket yetkililerine ait olduğunu, ilanın ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla yapılmış sayılacağını ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceğini, ek «tasfiye» kararı verilmesi ve «tasfiye memuru ataması» mecburiyetinin göz ardı edilerek ek tasfiye kararı verilmesi ve «tasfiye memuru atanmasına» hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, 18.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler düzenlemesine yer verdiğini, «ticaret sicili müdürlüğü» tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılarak; 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçirilmesi sebebiyle davanın «usulden reddine» karar verilmesine; mahkeme aksi kanaatteyse şirketin ek tasfiyesine karar verilmesine ve tasfiye memuru müdürlükleri «yasal hasım» olduğundan aleyhine vekâlet ücreti-«yargılama giderine» hükmedilmemesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla şirketin «terkin» tarihi olan 23.01.2014 tarihi ile dava tarihi 05.12.2022 tarihi arasında yasal 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçmekle birlikte davacı ortakların şirketin «tasfiye» edilmemiş mal varlığının bulunduğunu ileri sürdüğüne ve dava konusu tasfiye edilmediği bildirilen bir adet aracın dosyadaki sicil kayıtlarına göre halen «ihyası» istenen şirket adına tescilli olduğuna göre, İlk Derece Mahkemesinin kabulünün aksine, tasfiye için 10 yıllık sürede dava açılabileceği, Müdürlük tarafından yapılan işlemlerin geçici 7 nci maddenin 4/a fıkrasındaki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi «temsilcisine» «ihtar» gönderilmediği, esasen ihyası istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan Mahkemece davanın kabulü ile şirketin araç ile sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, ayrıca, davalı sicil tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda «kaydının» silinmesi «sebebine» dayalı olarak dava konusu şirketin «ticaret sicilinden resen terkini» anılan yasa maddesine açıkça aykırı olduğu gibi terkin işlemlerinin aynı maddenin 4/a maddesindeki usule aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı sicil aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı kurum temsilcisinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, işbu davanın «ihyası» istenen şirketin sicilden «resen terkin» edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı ancak 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında resen terkin işleminin yapılması karşısında yasada …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilen «limited şirketin ihyası» istemiyle açılan davada, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, bu davanın ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı anlaşılmış ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında «resen terkin» işleminin yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağı, davalı ...
İstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra davanın açıldığını, aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onikinci fıkrası gözetildiğinde davacı kurumun bu «ihya» davasını açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «limited şirket» ortaklarının silinme tarihinden önceki «amme alacağına» ilişkin sorumluluklarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun (6183 sayılı Kanun) kapsamında devam ettiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ihyası istenen şirkete usulüne uygun olarak «ihtarın» şirketin taşınmış olması nedeniyle iade edildiğini, usulüne uygun olarak «ilan» yoluyla ihtarın yapıldığını, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek tasfiyeye karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanması» gerekirken şirketin ihyasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mevzuat hükümlerine uygun olarak şirketin re'sen «sicilden terkin» edildiğini, «yasal hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Sicil Müdürlüğü tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilerek bu davanın açılmasına sebebiyet vermiş olduğundan davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı iken re'sen terkin edilen Turelsan Elektronik Ticaret Limited Şirketinin «tüzel kişiliğinin ihyası» ile «ticaret siciline tesciline», bu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münfesih şirket · amme alacağı · tüzel kişiliğin ihyası · münfesihlik · ticaret sicilinden terkin · ticaret sicili tescili · derdestlik · tüzel kişilik
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğü tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilerek bu davanın açılmasına sebebiyet vermiş olduğundan davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı iken re'sen terkin edilen Turelsan Elektronik Ticaret Limited Şirketinin «tüzel kişiliğinin ihyası» ile «ticaret siciline tesciline», bu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesinde belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 27.06.2022 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolduğu, ancak terkin işlemi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak yapılmadığından usulsüz terkin işlemi sebebiyle dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin gözetilmediği, «münfesih şirketin» 5174 sayılı Kanuna göre odadan «kaydı» silinmesi «sebebi» ile 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen «ticaret sicil» kaydının silindiği, İlk Derece Mahkemesince, davacı kurum tarafından ihyası istenen şirket aleyhine açılan rücuan alacak davasında taraf teşkilinin sağlanması gerektiğinden şirketin ihyasının istenilmesinde «hukuki yararının» bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca müdürlük tarafından yapılacak tebliğin şirketin kayıtlı son adresine ve «temsil» ve ilzama yetkili kişilere yapılması gerektiği açıklanmış olmasına rağmen davalı müdürlük tarafından Turelsan Elektronik Tic.
Sicil Müdürlüğü tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda «kaydının» silinmesi «sebebine» dayalı olarak şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkini» anılan yasa maddesine açıkça aykırı olduğu gibi «ihyası» istenen şirketin «ticaret sicilinden terkin» tarihi itibarıyla anılan İş Mahkemesinde davalı sıfatıyla «derdest» davası bulunduğu halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı bir biçimde ticaret sicilinden üstelik aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendinde ki usule aykırı olarak terkin işlemlerinin gerçekleştirildiği gözetildiğinde davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı Sicil Müdürlüğü aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesi de yerinde görüldüğü gerekçesiyle davalı «temsilcinin» istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra davanın açıldığını, aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onikinci fıkrası gözetildiğinde davacı kurumun bu «ihya» davasını açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «limited şirket» ortaklarının silinme tarihinden önceki «amme alacağına» ilişkin sorumluluklarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun (6183 sayılı Kanun) kapsamında devam ettiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ihyası istenen şirkete usulüne uygun olarak «ihtarın» şirketin taşınmış olması nedeniyle iade edildiğini, usulüne uygun olarak «ilan» yoluyla ihtarın yapıldığını, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek tasfiyeye karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanması» gerekirken şirketin ihyasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mevzuat hükümlerine uygun olarak şirketin re'sen «sicilden terkin» edildiğini, «yasal hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/257 E. 2024/1352 K.
Ortak:re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · ihtar · yargılama gideri · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçiçi 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasındaki düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesinin yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, davaya konu şirketin 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 23.01.2019 tarihinde sürenin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 05.12.2022 olduğunu, Garanti Çiçekçilik Turizm Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi'nin müdürlüklerine bildirilen «son» adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan «tebligatın» “taşınmış” notuyla iade olduğunu, «ihtarın» ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirketler adres değişikliğinin tescili zorunluluklarını yerine getirmediğini, bu konudaki sorumluluğun şirket yetkililerine ait olduğunu, ilanın ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla yapılmış sayılacağını ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceğini, ek «tasfiye» kararı verilmesi ve «tasfiye memuru ataması» mecburiyetinin göz ardı edilerek ek tasfiye kararı verilmesi ve «tasfiye memuru atanmasına» hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, 18.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler düzenlemesine yer verdiğini, «ticaret sicili müdürlüğü» tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılarak; 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçirilmesi sebebiyle davanın «usulden reddine» karar verilmesine; mahkeme aksi kanaatteyse şirketin ek tasfiyesine karar verilmesine ve tasfiye memuru müdürlükleri «yasal hasım» olduğundan aleyhine vekâlet ücreti-«yargılama giderine» hükmedilmemesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla şirketin «terkin» tarihi olan 23.01.2014 tarihi ile dava tarihi 05.12.2022 tarihi arasında yasal 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçmekle birlikte davacı ortakların şirketin «tasfiye» edilmemiş mal varlığının bulunduğunu ileri sürdüğüne ve dava konusu tasfiye edilmediği bildirilen bir adet aracın dosyadaki sicil kayıtlarına göre halen «ihyası» istenen şirket adına tescilli olduğuna göre, İlk Derece Mahkemesinin kabulünün aksine, tasfiye için 10 yıllık sürede dava açılabileceği, Müdürlük tarafından yapılan işlemlerin geçici 7 nci maddenin 4/a fıkrasındaki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi «temsilcisine» «ihtar» gönderilmediği, esasen ihyası istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan Mahkemece davanın kabulü ile şirketin araç ile sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, ayrıca, davalı sicil tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda «kaydının» silinmesi «sebebine» dayalı olarak dava konusu şirketin «ticaret sicilinden resen terkini» anılan yasa maddesine açıkça aykırı olduğu gibi terkin işlemlerinin aynı maddenin 4/a maddesindeki usule aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı sicil aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı kurum temsilcisinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «şirket ihyası» talebine ilişkindir.
Benzer bu kararda… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... sicil müdürlüğünce 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiği, nitekim ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, öte yandan terkin işleminin 5174 Kanun’un 10 ncu maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü bendi kapsamında yapıldığı, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından dava konusu terkin işleminin de hukuka uygun olmadığı, davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, şirketin hukuka aykırı olarak terkin edildiğinden dava açılmasına sebebiyet veren kurum aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şirketin ihyasına karar verilmiştir.
CEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32’nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... sicil müdürlüğünce 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiği, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şeklide hüküm kurulmasında isabet görülmediği, İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulü kararında davalı aleyhin …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · kıdem tazminatı · münfesihlik · rücuen tahsil · yargılama giderleri · üçüncü kişi · alacak davası · kaldırma ve yeniden hüküm
Benzer bu karardaKararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi işçilerinden E.B. ve D.T. tarafından «kıdem tazminatı» ve yıllık izin ücreti alacağı için müvekkil idare aleyhine dava açıldığını, D.T. tarafından açılan dava sonucu Ankara 15.
İş Mahkemesinin 05.04.2021 tarih ve 2017/711 E., 2021/364 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, işbu davalar sonucunda müvekkili idare tarafından dava dışı işçilere ödenen miktarın «rücuen tahsili» amacıyla müvekkili tarafından Ankara 21.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/353 E. sayılı dosyasında dava dışı yüklenici Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketinin aleyhine «alacak davası» açıldığını, Ankara 21.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1409 E. 2023/1902 K.
Ortak:zorunlu hasım · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçiçi 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasındaki düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesinin yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, davaya konu şirketin 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 23.01.2019 tarihinde sürenin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 05.12.2022 olduğunu, Garanti Çiçekçilik Turizm Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi'nin müdürlüklerine bildirilen «son» adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan «tebligatın» “taşınmış” notuyla iade olduğunu, «ihtarın» ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirketler adres değişikliğinin tescili zorunluluklarını yerine getirmediğini, bu konudaki sorumluluğun şirket yetkililerine ait olduğunu, ilanın ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla yapılmış sayılacağını ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceğini, ek «tasfiye» kararı verilmesi ve «tasfiye memuru ataması» mecburiyetinin göz ardı edilerek ek tasfiye kararı verilmesi ve «tasfiye memuru atanmasına» hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, 18.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler düzenlemesine yer verdiğini, «ticaret sicili müdürlüğü» tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılarak; 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçirilmesi sebebiyle davanın «usulden reddine» karar verilmesine; mahkeme aksi kanaatteyse şirketin ek tasfiyesine karar verilmesine ve tasfiye memuru müdürlükleri «yasal hasım» olduğundan aleyhine vekâlet ücreti-«yargılama giderine» hükmedilmemesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla şirketin «terkin» tarihi olan 23.01.2014 tarihi ile dava tarihi 05.12.2022 tarihi arasında yasal 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçmekle birlikte davacı ortakların şirketin «tasfiye» edilmemiş mal varlığının bulunduğunu ileri sürdüğüne ve dava konusu tasfiye edilmediği bildirilen bir adet aracın dosyadaki sicil kayıtlarına göre halen «ihyası» istenen şirket adına tescilli olduğuna göre, İlk Derece Mahkemesinin kabulünün aksine, tasfiye için 10 yıllık sürede dava açılabileceği, Müdürlük tarafından yapılan işlemlerin geçici 7 nci maddenin 4/a fıkrasındaki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi «temsilcisine» «ihtar» gönderilmediği, esasen ihyası istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan Mahkemece davanın kabulü ile şirketin araç ile sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, ayrıca, davalı sicil tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda «kaydının» silinmesi «sebebine» dayalı olarak dava konusu şirketin «ticaret sicilinden resen terkini» anılan yasa maddesine açıkça aykırı olduğu gibi terkin işlemlerinin aynı maddenin 4/a maddesindeki usule aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı sicil aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı kurum temsilcisinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, işbu davanın «ihyası» istenen şirketin sicilden «resen terkin» edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı ancak 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında resen terkin işleminin yapılması karşısında yasada …
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» etmesi işleminin usulsüz olduğu, ihyasına karar verilen şirketin icra dosyasıyla sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dava, ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 17.06.2021 tarihinde açılmış ise de davalı ...
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; iki ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden re'«sen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin ek «tasfiye» kararı vermesi gerekmesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasını göz ardı ederek ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru» atamadan direkt olarak «ihya» kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davayı açmak için 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte i …
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · münfesihlik · ticaret sicilinden terkin · ticaret sicili tescili · derdestlik
Benzer bu kararda… lat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re’sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin de bu kapsamda olduğunu, davada «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebeplerinin sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki geçici 7 nci maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin uygulanmış olması sebebiyle geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, “..."nin ihyasına, «ihyanın» «ticaret siciline tescil» ve Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına», dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; iki ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden re'«sen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin ek «tasfiye» kararı vermesi gerekmesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasını göz ardı ederek ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru» atamadan direkt olarak «ihya» kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davayı açmak için 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte i …
Gıda Tarım Ürünleri İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin «ticaret sicilinden terkin» edildiğini, adı geçen şirket Ankara 15.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4725 E. , 2023/5778 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı kurum temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kurum temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacılar ... ve ...'ın terkin edilen ve ihyasını talep ettikleri Garanti Çiçekçilik Turizm Ticaret ve Pazarlama Ltd. Şti. unvanlı şirkette kurucular ve pay sahipleri olduğunu, davacılar dışında başka bir pay sahibi bulunmadığını, şirketin terkininden sonra davacılar yapılandırılan borçlarını ödediklerini ve araç üzerindeki hacizlerin kaldırıldığını, davacılar aracı kendi üzerlerine almak istediklerinde aracın şirket üzerine kayıtlı olması sebebiyle herhangi bir işlem yapamayacaklarını öğrendiklerini ve bu konuda mağdur olduklarını belirterek ... sicilinde kayıtlı Garanti Çiçekçilik Turizm Ticaret ve Pazarlama Ltd. Şti. unvanlı şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum temsilcisi cevap dilekçesinde; dava konusu şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde resen terkin edildiğini, "18.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler" kapsamında re'sen terkin edildiğini, Garanti Çiçekçilik Turizm Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi'nin müdürlüklerince bildirilen son adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan tebligatın "taşınmış" notuyla iade olduğunu, ihtarın ayrıca ticaret sicili gazetesinde ilan edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, resen terkinin hukuka uygun olduğuna kanaat getiriliyorsa, ek tasfiyeye karar verilmesi ve tasfiye memuru atanması gerektiğini, söz konusu şirketin geçici 7 nci madde uyarınca münfesih sayılması gerektiğini, öngörülen usule uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde ihyası talep edilebileceğini, bu nedenle yapılan ihya taleplerinde, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye ilişkin hükümlerin esas alınması gerektiğini, şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için, ihya kararının ek tasfiye işlemleriyle şınırlı olarak verilmesi ve resen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere tasfiye memurunun atanması gerektiğini, Ticaret Sicili Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım durumunda olduğunu, davanın süre yönünden usulden reddine karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanmasına, müdürlüklerinin açılan bu davada yasal hasım olduğundan tarafları aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanların haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, işbu davanın ihyası istenen şirketin sicilden resen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığı ancak 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında resen terkin işleminin yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile şirketin ihyasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı kurum temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı kurum temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçiçi 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasındaki düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesinin yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, davaya konu şirketin 23.01.2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, 23.01.2019 tarihinde sürenin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 05.12.2022 olduğunu, Garanti Çiçekçilik Turizm Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi'nin müdürlüklerine bildirilen son adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan tebligatın “taşınmış” notuyla iade olduğunu, ihtarın ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirketler adres değişikliğinin tescili zorunluluklarını yerine getirmediğini, bu konudaki sorumluluğun şirket yetkililerine ait olduğunu, ilanın ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla yapılmış sayılacağını ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceğini, ek tasfiye kararı verilmesi ve tasfiye memuru ataması mecburiyetinin göz ardı edilerek ek tasfiye kararı verilmesi ve tasfiye memuru atanmasına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, 18.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler düzenlemesine yer verdiğini, ticaret sicili müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım durumunda olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılarak;
5 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesi sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesine; mahkeme aksi kanaatteyse şirketin ek tasfiyesine karar verilmesine ve tasfiye memuru müdürlükleri yasal hasım olduğundan aleyhine vekâlet ücreti-yargılama giderine hükmedilmemesine, karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla şirketin terkin tarihi olan 23.01.2014 tarihi ile dava tarihi 05.12.2022 tarihi arasında yasal 5 yıllık hak düşürücü süre geçmekle birlikte davacı ortakların şirketin tasfiye edilmemiş mal varlığının bulunduğunu ileri sürdüğüne ve dava konusu tasfiye edilmediği bildirilen bir adet aracın dosyadaki sicil kayıtlarına göre halen ihyası istenen şirket adına tescilli olduğuna göre, İlk Derece Mahkemesinin kabulünün aksine, tasfiye için 10 yıllık sürede dava açılabileceği, Müdürlük tarafından yapılan işlemlerin geçici 7 nci maddenin 4/a fıkrasındaki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi temsilcisine ihtar gönderilmediği, esasen ihyası istenen şirketin sicilden terkin koşulları oluşmadığı halde davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan Mahkemece davanın kabulü ile şirketin araç ile sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı, ayrıca, davalı sicil tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda kaydının silinmesi sebebine dayalı olarak dava konusu şirketin ticaret sicilinden resen terkini anılan yasa maddesine açıkça aykırı olduğu gibi terkin işlemlerinin aynı maddenin 4/a maddesindeki usule aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı sicil aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı kurum temsilcisinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ve resen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket ihyası talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı kurum temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981357500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz