Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2656 E. 2023/5017 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
karşılıksızdır işlemi↗ hak arama özgürlüğü↗ objektif iyiniyet↗ ödemeden men kararı↗ ticari defter ibrazı↗ hak ediş↗ kar mahrumiyeti↗ işçilik alacakları↗ usul ekonomisi↗ hakediş↗ çek karnesi↗ kar kaybı↗ vekalet sözleşmesi↗ rayiç değer↗ ticari avans faizi↗ iyiniyet kuralı↗ rayiç bedel↗ bozma sonrası karar↗ ticari kredi↗ keşif↗ gerçek zarar↗ hakkın kötüye kullanılması↗ kâr mahrumiyeti↗ ziya↗ satış sözleşmesi↗ iyiniyet↗ eş rızası↗ tazminat davası↗ ipotek↗ dürüstlük kuralı↗ yenileme↗ temlik↗ kâr kaybı↗ usulden reddi↗ hukuki yarar↗ ticari defter↗ yargılama gideri↗ havale↗ ıslah↗ ihtarname↗ çek↗ harç↗ yetkisizlik kararı↗ maddi tazminat↗ dava sebebi↗ avans faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ teminat↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda davacının tazmini gereken zararı bulunup bulunmadığı, zarar kalemleri ve miktarı, ek davaların açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı ve usul ekonomisi açısından ihlal sayılıp sayılmayacağı, kabul edilen tazminat kalemleri bakımından faiz başlangıcının ne olması gerektiği ve sair hususlara ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre taraf vekillerinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme istemlerinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/275 E. 2022/6442 K.
Ortak:karşılıksızdır işlemi · işçilik alacakları · usul ekonomisi · hakediş · vekalet sözleşmesi · rayiç değer · rayiç bedel · gerçek zarar · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda davacının tazmini gereken zararı bulunup bulunmadığı, zarar kalemleri ve miktarı, ek davaların açılmasının «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olup olmadığı ve «usul ekonomisi» açısından ihlal sayılıp sayılmayacağı, kabul edilen tazminat kalemleri bakımından faiz başlangıcının ne olması gerektiği ve sair hususlara ilişkindir.
Benzer bu kararda… davacı şirket tarafından çift imza ile keşide edilmesi gereken çeklerin tek imza ile keşide edilmesine rağmen, davalı banka tarafından gerekli araştırma yapılmadan «karşılıksız işlemine» tabi tutulması ve bu hususun Merkez Bankasına bildirilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, ihalelere girememekten kaynaklı zararının toplam olarak 7.295.984,98 TL olduğu, kabul edilen ve onanan kısım haricindeki miktarların birleşen davalarda davalıdan tahsili gerektiği, davacı asıl davada ve birleşen davalarda onanmayan talepleri olan uğranılan zararı kapatabilmek için «rayiç bedel» altında satılan taşınmazdan dolayı uğranılan zarar nedeniyle, ödeme güçlüğü ve darboğazı aşmak için «hakedişlerin» alacaklılara «temlik» edilmesi nedeniyle uğranılan zarardan dolayı, birleşen davalarda ise darboğaza girilmesi nedeniyle SGK ve vergi yükümlülüklerinin yerine getirilememesi nedeniyle uğranılan zarar nedeniyle tazmin talebinde bulunmuş ise de; belirtildiği gibi zararların tazminine yönelik şartların oluşmadığı gerekçesiyle asıl davada; işçi çıkarma nedeniyle ödenen tazminatlardan kaynaklı zarar tahsili için 1.000.-TL talepli açılan dava ile ilgili verilen red kararı, ihaleye girememekten kaynaklı 8.000.-TL kâr «mahrumiyetine» ilişkin kabul kararı Yargıtay 11.
Hukuk Dairesi'nce onanmakla bu talepler yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının meydana gelen zararları karşılamak için tapuda kayıtlı taşınmazların «rayiç değer» altında satışından kaynaklanan uğranılan zarar için iddiasıyla «hakediş» alacaklarının «temliki» nedeniyle uğranılan zararlar için açılan davaların reddine, birleşen Ankara 4.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile «işçilik alacakları» sebebiyle oluşan zarar talebinin reddine, diğer taleplerin ise talep açıklamasında belirtilen miktarlar üzerinden kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 30.10.2013 tarih 2013/782 Esas 2013/19080 Karar sayılı ilamıyla, taşınmazların rayici altında satılması sebebiyle uğranılan zarar ile «hakedişlerin» «temlik» edilmesi sebebiyle uğranılan zarar kalemleri yönünden bozulmuş, diğer kalemler yönünden davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uzman görüşü · idari para cezası · yetkisiz temsil · adil yargılanma hakkı · makul süre · illiyet bağı · oy yasağı · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaAdem Altay’dan asıl ve birleşen davada talep edilen zarara ilişkin ayrıntılı hesaplama yapılmasına yönelik «uzman görüşü» talebinde bulunmuş; hazırlanan 07.09.2015 tarihli uzman görüşünde birleşen dava yönünden davacının 66.831,36 TL gecikme zammı, 17.369,02 TL «idari para cezası», 11.696.732,75 TL ihalelere katılamama sebebiyle kâr «kaybı» olmak üzere toplam 11.780.933,13 TL zararının olduğu tespit edilmiştir.
… ın reddi ile asıl davada, birleşen 2014/381 Esas sayılı davada, birleşen 2016/494 Esas sayılı davada verilen hükümlerin onanmasına karar verilmiştir. (2) Asıl dava, «yetkisiz temsilci» tarafından keşide edilmiş olması halinde bu husus dercedilerek işlem yapılmaması gerekliliği davalı bankaya bildirilen çeklerin, bu bildirim hilafına yetkisiz kişi …
Böylelikle davacının ihalelere katılamaması nedeniyle oluşan zarar ile bankanın eylemi arasındaki «illiyet bağı» sübuta ermiştir.
Her ne kadar 6100 sayılı HMK’nın 109/3. maddesi gereğince dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça «feragat» edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmemekte ise de, bu hüküm bakiye kısmın «zamanaşımı» süresi veya «hak düşürücü süre» içerisinde olsa dahi açılacak ek davalarla sürekli talep edilecebileceği şeklinde yorumlanmaz.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/5808 E. 2024/8193 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/782 E. 2013/19080 K.
Ortak:hak ediş · rayiç bedel · keşif · kâr mahrumiyeti · satış sözleşmesi · temlik · ticari defter · havale · Tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın çekin keşide edildiği tarihte çeki «temsilci» olarak imzalayan kişinin temsil «yetkisine» sahip olup olmadığını denetlenmesi gerektiği, çekin «yetkisiz temsilci» tarafından keşide edilmesi halinde, 3167 sayılı Kanun'un 7 ve 9. maddeleri gereğince «çek» «defterinin» iadesi istenemeyeceği gibi, Merkez Bankası'na bildirimde de bulunulamayacağı, yetkisiz temsil halinde yetkisiz olarak temsil olunan hesap sahibi açısından çekin davacı şirketine karşılığının olup olmadığının tespiti yapılamayacağı ve karşılıksız «şerhi» de düşülemeyeceği, somut olayda...ile...nun görevde bulundukları 24.03.2006- 29.05.2006 tarihleri arasında ancak müştereken atacağı imza ile çek keşide edebilecekleri halde davacı şirket tarafından bankaya «yetki» değişikliğinin bildirildiği 08.06.2006 tarihine kadar bankaya «ibraz» edilen 16 yaprak çekin...tarafından tek imzalı olarak keşide edilmesine rağmen çek arkasına bankaca "karşılıksızdır" şerhinin yazılarak Merkez Bankası'na bildirilmesi eyleminde davalı bankanın kusurlu olduğu, Merkez Bankası'nın risk santralizasyon kayıtlarının tüm bankalar ve finans kurumlarınca izlendiğini, çekleri dönen, dolayısıyla mali ve finansman yapısı bozuk olarak kabul edilen şirketlere nakdi ve «gayrinakdi kredi» kullandırılması yönünde temkinli davranılacağı, bunun yanında şirketin ihalelere gireceği işler için ihale kurumlarınca istenilen gerek nakit karşılığın gerekse «teminat mektubunun» başta davalı banka olmak üzere başka banka yada finans kurumundan temin edilmesinde yaşanacak güçlükler nedeniyle davacı şirketin ihalelere giremeyerek kardan «mahrum» kalmasının mutlak olduğu ve bu zararın, davacının «ticari defter» ve kayıtlarının incelenememesi sebebiyle, tam olarak tespit edilmemesi karşında, talep edilen 8.000 TL'den fazla olacağı, davacı şirketin 2006 yılı bilançosu incelendiğinde; %92,51’lik bir borç oranı içinde olduğu, şirketin başka bir yere ayırabilecek bir fonunun bulunmadığı ve bu nedenle delil listesinde belirtilen taşınmazların satılması ile davaya konu olaylar arasında «illiyet bağının» bulunması nedeniyle taşınmazların satılması hususunda davacı «şirketin zararının» bulunduğu ve bu zarar miktarının her halükarda talep edilen 1.000,00 TL'nın üzerinde olacağı, davacı şirketin uhdesinde olan ihalelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmek ve içine düşülen ödeme güçlüğü ile darboğazı aşmak için idarelerden oluşan «hak ediş» alacaklarını «temlik» vermek zorunda kaldığı, davacı şirketin bu yönden de zararının bulunduğu ve bu zarar miktarının her halükarda talep edilen 1.000,00 TL'nın üzerinde kaldığı, davacı …
Ayrıca, davacı bu taşınmazların «rayiç bedel» altından satıldığını ileri sürdüğüne göre, bunun tespiti açısından mahallinde «keşif» yapılıp, taşınmazların değeri belirlenerek davacının bu yöndeki isteminin değerlendirilmesi gereklidir.
3-Davacının diğer bir talebi de davalı Bankanın eylemi sebebiyle düştüğü maddi sıkıntıdan kurtulmak amacıyla, başka kurumlardan olan «hak edişlerini» «temlik» etmesi sebebiyle uğradığı zarara ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkisiz temsil · gayrinakdi kredi · illiyet bağı · teminat mektubu · şirket zararı · cy/cy şerhi · yetki · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın çekin keşide edildiği tarihte çeki «temsilci» olarak imzalayan kişinin temsil «yetkisine» sahip olup olmadığını denetlenmesi gerektiği, çekin «yetkisiz temsilci» tarafından keşide edilmesi halinde, 3167 sayılı Kanun'un 7 ve 9. maddeleri gereğince «çek» «defterinin» iadesi istenemeyeceği gibi, Merkez Bankası'na bildirimde de bulunulamayacağı, yetkisiz temsil halinde yetkisiz olarak temsil olunan hesap sahibi açısından çekin davacı şirketine karşılığının olup olmadığının tespiti yapılamayacağı ve karşılıksız «şerhi» de düşülemeyeceği, somut olayda...ile...nun görevde bulundukları 24.03.2006- 29.05.2006 tarihleri arasında ancak müştereken atacağı imza ile çek keşide edebilecekleri halde davacı şirket tarafından bankaya «yetki» değişikliğinin bildirildiği 08.06.2006 tarihine kadar bankaya «ibraz» edilen 16 yaprak çekin...tarafından tek imzalı olarak keşide edilmesine rağmen çek arkasına bankaca "karşılıksızdır" şerhinin yazılarak Merkez Bankası'na bildirilmesi eyleminde davalı bankanın kusurlu olduğu, Merkez Bankası'nın risk santralizasyon kayıtlarının tüm bankalar ve finans kurumlarınca izlendiğini, çekleri dönen, dolayısıyla mali ve finansman yapısı bozuk olarak kabul edilen şirketlere nakdi ve «gayrinakdi kredi» kullandırılması yönünde temkinli davranılacağı, bunun yanında şirketin ihalelere gireceği işler için ihale kurumlarınca istenilen gerek nakit karşılığın gerekse «teminat mektubunun» başta davalı banka olmak üzere başka banka yada finans kurumundan temin edilmesinde yaşanacak güçlükler nedeniyle davacı şirketin ihalelere giremeyerek kardan «mahrum» kalmasının mutlak olduğu ve bu zararın, davacının «ticari defter» ve kayıtlarının incelenememesi sebebiyle, tam olarak tespit edilmemesi karşında, talep edilen 8.000 TL'den fazla olacağı, davacı şirketin 2006 yılı bilançosu incelendiğinde; %92,51’lik bir borç oranı içinde olduğu, şirketin başka bir yere ayırabilecek bir fonunun bulunmadığı ve bu nedenle delil listesinde belirtilen taşınmazların satılması ile davaya konu olaylar arasında «illiyet bağının» bulunması nedeniyle taşınmazların satılması hususunda davacı «şirketin zararının» bulunduğu ve bu zarar miktarının her halükarda talep edilen 1.000,00 TL'nın üzerinde olacağı, davacı şirketin uhdesinde olan ihalelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmek ve içine düşülen ödeme güçlüğü ile darboğazı aşmak için idarelerden oluşan «hak ediş» alacaklarını «temlik» vermek zorunda kaldığı, davacı şirketin bu yönden de zararının bulunduğu ve bu zarar miktarının her halükarda talep edilen 1.000,00 TL'nın üzerinde kaldığı, davacı …
Davacı diğer taleplerinin yanında, davalı Bankanın bu işlemi nedeniyle icra takiplerine maruz kaldığını, başka bankalardan kredi, «çek» ve «teminat mektubu» alamaz hale geldiğini, maddi olarak sıkıntıya düştüğünü, bu sıkıntıları aşmak içinde, delil dilekçesinde belirttiği bir takım taşınmazların «rayiç bedelin» altında satıldığını, bu nedenle uğradıkları zarar için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL talep etmiştir.
Mahkemece, davacının bu yöndeki istemi, davacı şirketin 2006 yılı bilançosuna göre ciddi bir borç yükü altında olduğu, davacı şirketin başka bir yere ayrılabilecek bir fonunun bulunmadığı, bu nedenle delil listesinde belirtilen taşınmazların satılması ile davalı bankanın eylemi arasında «illiyet bağı» bulunduğu ve davacının bu suretle uğradığı zararının her halükarda talep edilenden fazla olduğu gerekçesiyle kabul edilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7742 E. 2016/1377 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne, 20.212,50 TL'nin 08/05/2007 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2656 E. , 2023/5017 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/213 Esas, 2020/504 Karar
HÜKÜM
Ret, kabul, kısmen kabul, karar verilmesine yer olmadığı
Taraflar arasındaki tazminat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece, asıl davada bozma kapsamı dışında kalan talepler yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, diğer taleplerin reddine, birleşen 2014/381 E. sayılı dosyada ihalelere girememekten kaynaklanan kar mahrumiyetine ilişkin davanın kabulüne, diğer taleplerin reddine, birleşen 2016/212 E. sayılı dosyada davanın kısmen kabulüne, birleşen 2016/494 E. sayılı dosyada davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce asıl davada, birleşen 2014/381 E. sayılı davada ve birleşen 2016/494 E. sayılı davada verilen hükümlerin onanmasına, birleşen 2016/212 E. sayılı davada verilen hükmün davalı lehine bozulmasına karar verilmiştir.
Taraf vekilleri tarafından Dairemizce verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl davada, müvekkilinin davalı Bankadaki hesabına bağlı olarak çek karnesi aldığını, müvekkili şirketin hesap açıldığında ve hesaptan işlem yapılırken müvekkili şirket yetkilileri ve ortaklarıyla ilgili her türlü değişiklikleri derhal davalı Bankaya bildirdiğini, yine müvekkili şirket yetkililerinin geçerli imza örneklerinin de derhal bankaya bildirildiğini, ayrıca kendi rızası dışında elinden çıkan çeklerin de bankaya bildiriminin yapılarak kanun gereği ödemeden men talimatlarının verildiğini, buna rağmen davalının yetkisiz kişi tarafından keşide edilen çekler hakkında karşılıksız olduğundan bahisle işlem yaptığını, bu nedenle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek uğradığı bütün maddi zararlar karşılığı 15.000,00 TL’nin ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş;
yargılama sırasında 22.05.2009 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat talebini açıklayarak ihalelerin bitmesi ve yenilenememesinden kaynaklanan işçi çıkarmaları sebebiyle açılan işçi tazminat davalarına yapılan ödemelerden dolayı uğranılan zarar karşılığı olarak 1.000,00 TL, müvekkilinin banka kredisi, teminat kredisi ve diğer borçları kapatabilmek için piyasa rayiç bedeli altında satılan taşınmazlardan dolayı uğranılan zarar karşılığı olarak 1.000,00 TL, teminat alınamaması, ipoteklerin serbest bırakılmaması, haksız olarak çeklerin arkasının yazılması sebebiyle başka bankalardan da teminat alınamaması ve ticari kredinin kapatılması sebebiyle şartnameleri alındığı halde ya da müvekkil şirket uhdesinde olduğu halde girilemeyen ihalelerden dolayı uğranılan kar kaybı karşılığı 8.000,00 TL, müvekkili şirketin uhdesinde olan ihalelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmek ve içine düşülen ödeme güçlüğü ile darboğazı aşmak için idarelerden oluşan hak ediş alacaklarının temlik verilmesi zorunda kalınmasından dolayı uğranılan zarar karşılığı olmak üzere 5.000,00 TL talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen 2014/381 E. sayılı dosyada benzer iddialarla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL ihaleler sebebiyle uğranılan zarar ile 3.000,00 TL muhtelif kamu cezaları sebebiyle uğranılan zararın tazminini talep etmiştir.
3.Davacı vekili birleşen 2016/212 E. sayılı dosyada, temlik edilen hakedişler sebebiyle asıl davada talep edilen 5.000,00TL’ye ek olarak 16.023,52 TL, muhtelif kamu cezaları sebebiyle birleşen davada talep edilen 3.000,00 TL’ye ek olarak ayrıca 81.200,38 TL, ihalelere girememe sebebiyle asıl davada talep edilen 8.000,00TL ve birleşen davada talep edilen 10.000,00TL’ye ek olarak ayrıca 11.678.732,75 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
4.Davacı vekili birleşen 2016/494 E. sayılı dosyada, taşınmazların rayici altında satımı sebebiyle asıl davada talep edilen 1.000,00 TL’ye ek olarak ayrıca 9.012.400,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 09.10.2012 tarihli ve 2011/353 E., 2012/518 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile taşınmazların rayicin altında satımı sebebiyle 1.000,00TL, temlik edilmek zorunda kalınan hakedişler sebebiyle 5.000,00 TL ve ihalelere katılamama sebebiyle 8.000,00 TL olmak üzere toplam 14.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline, işçilik alacakları sebebiyle oluşan zarar talebinin reddine karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 30.10.2013 tarihli ve 2013/782 E., 2013/19080 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, davacının delil listesinde belirttiği taşınmazların celp edilen tapu kayıtları ve bu taşınmazlara ilişkin olan satış sözleşmelerinden, taşınmazların davacı şirketle ilgisinin anlaşılamadığı, tapu kayıtlarında malik olarak kayıtlı olan ve bunlara ilişkin satış sözleşmesinde yer alan tarafların davacı şirket dışındaki gerçek kişiler olduğu ayrıca davacı bu taşınmazların rayiç bedel altından satıldığını ileri sürdüğüne göre bunun tespiti açısından mahallinde keşif yapılıp taşınmazların değeri belirlenerek davacının bu yöndeki isteminin değerlendirilmesi gerektiği, davacının davalı Bankanın eylemi sebebiyle düştüğü maddi sıkıntıdan kurtulmak amacıyla başka kurumlardan olan hak edişlerini temlik etmesi sebebiyle uğradığı zarara ilişkin olarak bu hususta delil gösterdiği ve Mahkemece celp edilen dava dışı Doruk Sos.
Hiz... Ltd. Şti.'ye ait Finansbank Kızılay Şubesi'ndeki hesap hareketlerinin incelenmesinde, davacı adına bu şirkete Ziraat Bankası aracılığıyla 84,00 TL havale edildiği anlaşılmakta olup bu ödemenin neye ilişkin olduğunun anlaşılamadığı, dosyada davacının hangi hak edişinin, kime temlik edildiği hususunda bilgi ve belge bulunmadığı, bu itibarla Mahkemece anılan hususlar araştırılmadan davacının bu yöndeki isteminin kabulünün doğru olmadığına işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket tarafından çift imza ile keşide edilmesi gereken çeklerin tek imza ile keşide edilmesine rağmen, davalı banka tarafından gerekli araştırma yapılmadan karşılıksız işlemine tabi tutulması ve bu hususun Merkez Bankasına bildirilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, ihalelere girememekten kaynaklanan zararının toplam 7.295.984,98 TL olduğu, kabul edilen ve onanan kısım haricindeki miktarların birleşen davalarda davalıdan tahsili gerektiği, davacı asıl davada ve birleşen davalarda onanmayan talepleri olan uğranılan zararı kapatabilmek için rayiç bedel altında satılan taşınmazdan dolayı uğranılan zarar nedeniyle ödeme güçlüğü ve darboğazı aşmak için hakedişlerin alacaklılara temlik edilmesi nedeniyle uğranılan zarardan dolayı, birleşen davalarda ise darboğaza girilmesi nedeniyle SGK ve vergi yükümlülüklerinin yerine getirilememesi nedeniyle uğranılan zarar nedeniyle tazmin talebinde bulunmuş ise de anılan zararların tazminine yönelik şartların oluşmadığı gerekçesiyle asıl davada;
işçi çıkarma nedeniyle ödenen tazminatlardan kaynaklanan zarar tahsili için 1.000,00 TL talepli açılan dava ile ilgili verilen red kararı, ihaleye girememekten kaynaklanan 8.000,00 TL kâr mahrumiyetine ilişkin kabul kararı Yargıtayca onanmakla bu talepler yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının meydana gelen zararları karşılamak için tapuda kayıtlı taşınmazların rayiç değer altında satışından kaynaklanan zarar ve hakediş alacaklarının temliki nedeniyle uğranılan zararlar için açılan davaların reddine, birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/381 E. sayılı dosyada; davacı şirketin ihalelere girememekten kaynaklanan kâr mahrumiyetine ilişkin davasının kabulü ile 10.000,00 TL kâr mahrumiyetinin dava tarihinden tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının bu davadaki diğer taleplerinin reddine, birleşen Ankara 5.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/212 E. sayılı dosyada ihalelere girememekten kaynaklanan kâr mahrumiyetine ilişkin davanın kısmen kabulü ile 7.277.984,98 TL kâr mahrumiyetinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/494 E. sayılı dosyada açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairemizin 29.09.2022 tarihli ve 2021/275 E., 2022/6442 K. sayılı kararıyla bozma kapsamı dışında kalan hususlarda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi isabetli olup asıl davada, birleşen 2014/381 E. sayılı davada ve birleşen 2016/494 E. sayılı davada verilen hükümlerin onanmasına, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutan davacının gerçek zarar kalemlerini öğrendikten sonra ikinci davayı açmasında hiçbir beis bulunmadığı, ne var ki aynı konuda üçüncü kez dava açarak davalıyı icapsız yere her dava dosyası için ayrı vekalet sözleşmesi yapmak zorunda bırakmak, ilave yargılama giderine yol açmak, gereksiz yere emek ve mesai harcamasına sebebiyet vermek, mahkeme erişim hakkının kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gereken, "yargısal taciz" (TDK Sözlük: taciz yıldırma, tedirgin etme) mahiyetinde olduğu, diğer yandan en ziyade iki davaya konu olabilecek uyuşmazlıkların zincirleme davalara konu yapılması usul ekonomisi ilkesini de ihlal niteliği taşıdığından birleşen son davanın (Ankara 5.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/212E. sayılı dosyası) usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisin doğru olmadığından hükmün bu nedenlerle bozulmasına, taraf vekillerinin birleşen 2016/212 E.sayılı dosyaya yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmediğine karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
1. Asıl ve birleşen davada davacı vekili; bozma sebebi olarak gösterilen "mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılması" durumunun somut olayda bulunmadığını, fazlaya dair haklarını saklı tutarak kısmi ve ek davalar açmakta müvekkilinin hukuki yararı bulunduğunu, objektif iyiniyet kurallarına aykırı davranılmadığını, hak arama hürriyetinin Anayasa ile güvence altına alındığını, bozma ilamında "yargısal taciz" olarak yorumlanan durumun sadece ikinci kez ek dava açılması olduğunu, ilk bozma kararı sonrası müvekkilinin zarara uğradığının ve tazminat talebinin haklılığının kesinleşmiş olmasına istinaden birinci ek davanın açıldığını, o dönem henüz alacak miktarına ilişkin kesin bir hesaplama yapılmadığından ve davalı tarafın kusurlu eylemi nedeniyle ciddi bir ekonomik dar boğaza girmiş olan şirketin yüklü miktarda harç ödemesi o aşamada mümkün görünmediğinden kısmi dava açma yoluna gidilmek zorunda kalındığını, sürecin zamanaşımı bakımından sıkıntılı bir hale gelmesi üzerine yine davacı tarafından temin edilen uzman görüşündeki hesaplama dikkate alınarak hak kaybına uğramamak için kalan tüm alacak için ikinci ek dava açıldığını, bu sırada devam eden yargılamanın ne kadar süreceğini öngörmek mümkün olmadığından ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları birbiri ile çelişki arz ettiğinden aynı dosyada o aşamada ıslah hakkını kullanmanın davacıdan beklenemeyeceğini, nihai kararın açılan 2.
ek davadan 4 yıl sonra verilebildiğini, 2. ek davanın açılmaması halinde yargılama sürelerinin uzunluğu nedeniyle müvekkilinin hak kaybına uğrayacağını, bu durumda açılan 2. ek davanın dürüstlük kuralına aykırı olarak nitelendirilemeyeceğini, bozma sebebi olarak gösterilen üçüncü kez dava açarak davalıyı icapsız yere her dava dosyası için ayrı vekalet sözleşmesi yapmak zorunda bırakmak ve ilave yargılama giderine yol açmanın somut olayda gerçekleşmediğini, davalı tarafın temyiz dilekçesinde ek davaların dürüstlük kuralına aykırı olduğu, bu nedenle zarara uğranıldığına dair bir iddia ve temyiz nedeni bulunmadığını, bozma sebebi olarak gösterilen, usul ekonomisi ilkesinin ihlal edildiği iddiasının somut olayda gerçekleşmediğini, Ankara 5.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/212 E. sayılı dosyasına konu davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini, anılan dava dosyası ve Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/381 E. sayılı dosyasında, 24.04.2008 tarihli ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek ve resen nazara alınması gereken sebeplerle karar düzeltme talep etmiştir.
2.Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili katılma yoluyla karar düzeltme dilekçesinde; Dairenin 30.10.2013 tarihli ilamında onama hükmü bulunmadığını, 2014/213 E. sayılı dava ve Ankara 4. Ticaret Mahkemesinin 2014/381 E. sayılı dava dosyasında davacının kar mahrumiyetine ilişkin maddi ve somut bir tespit yapılmadığını, davacının ticari defterlerini ibraz edemediği halde varsayıma dayalı olarak bir zarar tespiti yapıldığını, davacının aslında çekleri ödemekten kurtulmak için şirket müdürünü değiştirdiğini, davacının kendi şirket müdürünün eylemi nedeniyle zarara uğramasının müvekkili bankanın eylemi ile arasındaki illiyet bağını kestiğini, davacının kendi elemanının kusuruna dayanması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 nci maddesi kapsamında tazminatta indirim yapılması gerektiğini, asıl dava ve birleşen Ankara 4.
Ticaret Mahkemesi 2014/381 E. sayılı dava açısından temyiz taleplerinin kabulü ile kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda davacının tazmini gereken zararı bulunup bulunmadığı, zarar kalemleri ve miktarı, ek davaların açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı ve usul ekonomisi açısından ihlal sayılıp sayılmayacağı, kabul edilen tazminat kalemleri bakımından faiz başlangıcının ne olması gerektiği ve sair hususlara ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre taraf vekillerinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme istemlerinin reddi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin karar düzeltme istemlerinin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Aşağıda yazılı bakiye 375,10 TL karar düzeltme ret harcının ve 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun’un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 3.162,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyen davalı ...Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
Aşağıda yazılı bakiye 750,20 TL karar düzeltme ret harcının ve 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun’un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 3.162,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyen davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
18.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İkiden fazla kısmi dava açılmasını engelleyen herhangi bir Anayasa ve Yasa hükmü yoktur. Tam aksine "adil yargılanma ve hak arama özgürlüğü" kapsamında Devletin aktif tavır olarak dava açma işleminde vatandaşın önüne çıkan engelleri kaldırma yükümlülüğü vardır. Açıklanan bu nedenle davanın esasının incelenmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan usulden bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/979231600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz