Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/782 E. 2013/19080 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetkisiz temsil↗ gayrinakdi kredi↗ hak ediş↗ rayiç bedel↗ keşif↗ ticari defter ve kayıtlar↗ illiyet bağı↗ kâr mahrumiyeti↗ teminat mektubu↗ satış sözleşmesi↗ şirket zararı↗ cy/cy şerhi↗ temlik↗ ticari defter↗ havale↗ yetki↗ çek↗ yetkisizlik kararı↗ ibraz↗ teminat↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın çekin keşide edildiği tarihte çeki temsilci olarak imzalayan kişinin temsil yetkisine sahip olup olmadığını denetlenmesi gerektiği, çekin yetkisiz temsilci tarafından keşide edilmesi halinde, 3167 sayılı Kanun'un 7 ve 9. maddeleri gereğince çek defterinin iadesi istenemeyeceği gibi, Merkez Bankası'na bildirimde de bulunulamayacağı, yetkisiz temsil halinde yetkisiz olarak temsil olunan hesap sahibi açısından çekin davacı şirketine karşılığının olup olmadığının tespiti yapılamayacağı ve karşılıksız şerhi de düşülemeyeceği, somut olayda...ile...nun görevde bulundukları 24.03.2006- 29.05.2006 tarihleri arasında ancak müştereken atacağı imza ile çek keşide edebilecekleri halde davacı şirket tarafından bankaya yetki değişikliğinin bildirildiği 08.06.2006 tarihine kadar bankaya ibraz edilen 16 yaprak çekin...tarafından tek imzalı olarak keşide edilmesine rağmen çek arkasına bankaca "karşılıksızdır" şerhinin yazılarak Merkez Bankası'na bildirilmesi eyleminde davalı bankanın kusurlu olduğu, Merkez Bankası'nın risk santralizasyon kayıtlarının tüm bankalar ve finans kurumlarınca izlendiğini, çekleri dönen, dolayısıyla mali ve finansman yapısı bozuk olarak kabul edilen şirketlere nakdi ve gayrinakdi kredi kullandırılması yönünde temkinli davranılacağı, bunun yanında şirketin ihalelere gireceği işler için ihale kurumlarınca istenilen gerek nakit karşılığın gerekse teminat mektubunun başta davalı banka olmak üzere başka banka yada finans kurumundan temin edilmesinde yaşanacak güçlükler nedeniyle davacı şirketin ihalelere giremeyerek kardan mahrum kalmasının mutlak olduğu ve bu zararın, davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenememesi sebebiyle, tam olarak tespit edilmemesi karşında, talep edilen 8.000 TL'den fazla olacağı, davacı şirketin 2006 yılı bilançosu incelendiğinde; %92,51’lik bir borç oranı içinde olduğu, şirketin başka bir yere ayırabilecek bir fonunun bulunmadığı ve bu nedenle delil listesinde belirtilen taşınmazların satılması ile davaya konu olaylar arasında illiyet bağının bulunması nedeniyle taşınmazların satılması hususunda davacı şirketin zararının bulunduğu ve bu zarar miktarının her halükarda talep edilen 1.000,00 TL'nın üzerinde olacağı, davacı şirketin uhdesinde olan ihalelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmek ve içine düşülen ödeme güçlüğü ile darboğazı aşmak için idarelerden oluşan hak ediş alacaklarını temlik vermek zorunda kaldığı, davacı şirketin bu yönden de zararının bulunduğu ve bu zarar miktarının her halükarda talep edilen 1.000,00 TL'nın üzerinde kaldığı, davacı şirket kayıtlarında işçi çıkarmalarının ve çıkarılma sonucunda yapılan ödemelerin dava konusu olaylar neticesinde meydana geldiğine ilişkin bir emare bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 14.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı bankaya davacı şirket yetkililerince bildirilmesine rağmen, yetkisiz kişi tarafından keşide edilen çekler hakkında karşılıksız olduğu gerekçesiyle işlem yapması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı diğer taleplerinin yanında, davalı Bankanın bu işlemi nedeniyle icra takiplerine maruz kaldığını, başka bankalardan kredi, çek ve teminat mektubu alamaz hale geldiğini, maddi olarak sıkıntıya düştüğünü, bu sıkıntıları aşmak içinde, delil dilekçesinde belirttiği bir takım taşınmazların rayiç bedelin altında satıldığını, bu nedenle uğradıkları zarar için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL talep etmiştir. Mahkemece, davacının bu yöndeki istemi, davacı şirketin 2006 yılı bilançosuna göre ciddi bir borç yükü altında olduğu, davacı şirketin başka bir yere ayrılabilecek bir fonunun bulunmadığı, bu nedenle delil listesinde belirtilen taşınmazların satılması ile davalı bankanın eylemi arasında illiyet bağı bulunduğu ve davacının bu suretle uğradığı zararının her halükarda talep edilenden fazla olduğu gerekçesiyle kabul edilmiştir. Ancak, davacının delil listesinde belirttiği taşınmazların celp edilen tapu kayıtları ve bu taşınmazlara ilişkin olan satış sözleşmelerinden, taşınmazların davacı şirketle ilgisi anlaşılamamaktadır. Zira, tapu kayıtlarında malik olarak kayıtlı olan ve bunlara ilişkin satış sözleşmesinde yer alan taraflar davacı şirket dışındaki gerçek kişilerdir. Ayrıca, davacı bu taşınmazların rayiç bedel altından satıldığını ileri sürdüğüne göre, bunun tespiti açısından mahallinde keşif yapılıp, taşınmazların değeri belirlenerek davacının bu yöndeki isteminin değerlendirilmesi gereklidir. Bu itibarla, anılan bu hususlar nazara alınmadan yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Davacının diğer bir talebi de davalı Bankanın eylemi sebebiyle düştüğü maddi sıkıntıdan kurtulmak amacıyla, başka kurumlardan olan hak edişlerini temlik etmesi sebebiyle uğradığı zarara ilişkindir. Mahkemece, davacının bu yöndeki istemi dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının içine düştüğü maddi sıkıntıları aşmak amacıyla hak edişlerini temlik etmek zorunda kaldığının tespit edildiği gerekçesiyle kabul edilmişse de, davacının bu hususta delil olarak gösterdiği ve mahkemece celp edilen dava dışı Doruk Sos. Hiz. Çev. Taş. Yem. Tur. İnş. Tem. San ve Tic. Ltd. Şti'ye ait Finansbank Kızılay Şubesi'ndeki hesap hareketlerinin incelenmesinde, davacı adına bu şirkete Ziraat Bankası aracılığıyla 84,00 TL havale edildiği anlaşılmakta olup, bu ödemenin neye ilişkin olduğu anlaşılamamaktadır. Bundan başka, dosyada davacının hangi hak edişini, kime temlik edildiği hususunda bilgi ve belge de mevcut değildir, Bu itibarla, mahkemece anılan hususlar araştırılmadan davacının bu yöndeki isteminin de kabulü doğru olmamış kararın bu nedenle de davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2656 E. 2023/5017 K.
Ortak:hak ediş · rayiç bedel · keşif · kâr mahrumiyeti · satış sözleşmesi · temlik · ticari defter · havale · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın çekin keşide edildiği tarihte çeki «temsilci» olarak imzalayan kişinin temsil «yetkisine» sahip olup olmadığını denetlenmesi gerektiği, çekin «yetkisiz temsilci» tarafından keşide edilmesi halinde, 3167 sayılı Kanun'un 7 ve 9. maddeleri gereğince «çek» «defterinin» iadesi istenemeyeceği gibi, Merkez Bankası'na bildirimde de bulunulamayacağı, yetkisiz temsil halinde yetkisiz olarak temsil olunan hesap sahibi açısından çekin davacı şirketine karşılığının olup olmadığının tespiti yapılamayacağı ve karşılıksız «şerhi» de düşülemeyeceği, somut olayda...ile...nun görevde bulundukları 24.03.2006- 29.05.2006 tarihleri arasında ancak müştereken atacağı imza ile çek keşide edebilecekleri halde davacı şirket tarafından bankaya «yetki» değişikliğinin bildirildiği 08.06.2006 tarihine kadar bankaya «ibraz» edilen 16 yaprak çekin...tarafından tek imzalı olarak keşide edilmesine rağmen çek arkasına bankaca "karşılıksızdır" şerhinin yazılarak Merkez Bankası'na bildirilmesi eyleminde davalı bankanın kusurlu olduğu, Merkez Bankası'nın risk santralizasyon kayıtlarının tüm bankalar ve finans kurumlarınca izlendiğini, çekleri dönen, dolayısıyla mali ve finansman yapısı bozuk olarak kabul edilen şirketlere nakdi ve «gayrinakdi kredi» kullandırılması yönünde temkinli davranılacağı, bunun yanında şirketin ihalelere gireceği işler için ihale kurumlarınca istenilen gerek nakit karşılığın gerekse «teminat mektubunun» başta davalı banka olmak üzere başka banka yada finans kurumundan temin edilmesinde yaşanacak güçlükler nedeniyle davacı şirketin ihalelere giremeyerek kardan «mahrum» kalmasının mutlak olduğu ve bu zararın, davacının «ticari defter» ve kayıtlarının incelenememesi sebebiyle, tam olarak tespit edilmemesi karşında, talep edilen 8.000 TL'den fazla olacağı, davacı şirketin 2006 yılı bilançosu incelendiğinde; %92,51’lik bir borç oranı içinde olduğu, şirketin başka bir yere ayırabilecek bir fonunun bulunmadığı ve bu nedenle delil listesinde belirtilen taşınmazların satılması ile davaya konu olaylar arasında «illiyet bağının» bulunması nedeniyle taşınmazların satılması hususunda davacı «şirketin zararının» bulunduğu ve bu zarar miktarının her halükarda talep edilen 1.000,00 TL'nın üzerinde olacağı, davacı şirketin uhdesinde olan ihalelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmek ve içine düşülen ödeme güçlüğü ile darboğazı aşmak için idarelerden oluşan «hak ediş» alacaklarını «temlik» vermek zorunda kaldığı, davacı şirketin bu yönden de zararının bulunduğu ve bu zarar miktarının her halükarda talep edilen 1.000,00 TL'nın üzerinde kaldığı, davacı …
Ayrıca, davacı bu taşınmazların «rayiç bedel» altından satıldığını ileri sürdüğüne göre, bunun tespiti açısından mahallinde «keşif» yapılıp, taşınmazların değeri belirlenerek davacının bu yöndeki isteminin değerlendirilmesi gereklidir.
3-Davacının diğer bir talebi de davalı Bankanın eylemi sebebiyle düştüğü maddi sıkıntıdan kurtulmak amacıyla, başka kurumlardan olan «hak edişlerini» «temlik» etmesi sebebiyle uğradığı zarara ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usul ekonomisi · hakkın kötüye kullanılması
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda davacının tazmini gereken zararı bulunup bulunmadığı, zarar kalemleri ve miktarı, ek davaların açılmasının «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olup olmadığı ve «usul ekonomisi» açısından ihlal sayılıp sayılmayacağı, kabul edilen tazminat kalemleri bakımından faiz başlangıcının ne olması gerektiği ve sair hususlara ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5207 E. 2018/8155 K.
Ortak:hak ediş
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın çekin keşide edildiği tarihte çeki «temsilci» olarak imzalayan kişinin temsil «yetkisine» sahip olup olmadığını denetlenmesi gerektiği, çekin «yetkisiz temsilci» tarafından keşide edilmesi halinde, 3167 sayılı Kanun'un 7 ve 9. maddeleri gereğince «çek» «defterinin» iadesi istenemeyeceği gibi, Merkez Bankası'na bildirimde de bulunulamayacağı, yetkisiz temsil halinde yetkisiz olarak temsil olunan hesap sahibi açısından çekin davacı şirketine karşılığının olup olmadığının tespiti yapılamayacağı ve karşılıksız «şerhi» de düşülemeyeceği, somut olayda...ile...nun görevde bulundukları 24.03.2006- 29.05.2006 tarihleri arasında ancak müştereken atacağı imza ile çek keşide edebilecekleri halde davacı şirket tarafından bankaya «yetki» değişikliğinin bildirildiği 08.06.2006 tarihine kadar bankaya «ibraz» edilen 16 yaprak çekin...tarafından tek imzalı olarak keşide edilmesine rağmen çek arkasına bankaca "karşılıksızdır" şerhinin yazılarak Merkez Bankası'na bildirilmesi eyleminde davalı bankanın kusurlu olduğu, Merkez Bankası'nın risk santralizasyon kayıtlarının tüm bankalar ve finans kurumlarınca izlendiğini, çekleri dönen, dolayısıyla mali ve finansman yapısı bozuk olarak kabul edilen şirketlere nakdi ve «gayrinakdi kredi» kullandırılması yönünde temkinli davranılacağı, bunun yanında şirketin ihalelere gireceği işler için ihale kurumlarınca istenilen gerek nakit karşılığın gerekse «teminat mektubunun» başta davalı banka olmak üzere başka banka yada finans kurumundan temin edilmesinde yaşanacak güçlükler nedeniyle davacı şirketin ihalelere giremeyerek kardan «mahrum» kalmasının mutlak olduğu ve bu zararın, davacının «ticari defter» ve kayıtlarının incelenememesi sebebiyle, tam olarak tespit edilmemesi karşında, talep edilen 8.000 TL'den fazla olacağı, davacı şirketin 2006 yılı bilançosu incelendiğinde; %92,51’lik bir borç oranı içinde olduğu, şirketin başka bir yere ayırabilecek bir fonunun bulunmadığı ve bu nedenle delil listesinde belirtilen taşınmazların satılması ile davaya konu olaylar arasında «illiyet bağının» bulunması nedeniyle taşınmazların satılması hususunda davacı «şirketin zararının» bulunduğu ve bu zarar miktarının her halükarda talep edilen 1.000,00 TL'nın üzerinde olacağı, davacı şirketin uhdesinde olan ihalelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmek ve içine düşülen ödeme güçlüğü ile darboğazı aşmak için idarelerden oluşan «hak ediş» alacaklarını «temlik» vermek zorunda kaldığı, davacı şirketin bu yönden de zararının bulunduğu ve bu zarar miktarının her halükarda talep edilen 1.000,00 TL'nın üzerinde kaldığı, davacı …
3-Davacının diğer bir talebi de davalı Bankanın eylemi sebebiyle düştüğü maddi sıkıntıdan kurtulmak amacıyla, başka kurumlardan olan «hak edişlerini» «temlik» etmesi sebebiyle uğradığı zarara ilişkindir.
Mahkemece, davacının bu yöndeki istemi dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının içine düştüğü maddi sıkıntıları aşmak amacıyla «hak edişlerini» «temlik» etmek zorunda kaldığının tespit edildiği gerekçesiyle kabul edilmişse de, davacının bu hususta delil olarak gösterdiği ve mahkemece celp edilen dava dışı Doruk Sos.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «acentelik sözleşmesi» bulunduğu, 24/12/2011 tarihi itibari ile davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği, davalının yaptığı kesintilerin sözleşme kapsamında bulunduğu, talep edilen «hak ediş» alacakları bakımından davalı firmanın davacı firmaya borcuna karşılık 31/12/2011 tarihinde yaptığı borç meblağını bu tutarda azaltan 1.704,18 TL tutarındaki «mahsup» işleminin doğru olmadığı, 944,00 TL'lik kesintinin ise 23/12/2011 tarihinde gerçekleştirildiği, ancak sözleşme hükümlerinin 22/12/2011 tarihi itibariyle hükümsüz hale geldiği gerekçesiyle davacının haksız kesinti tutarı adı altında yaptığı taleplerin reddine, hak ediş alacağı olarak yapılan taleplerin kısmen kabulü ile 2.227,82 TL nin 28/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faiz» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik ilişkisinden» kaynaklı alacak istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı tarafından haksız yapıldığı iddia olunan kesintiler bakımından davanın reddine, «hak ediş» bedeli olarak talep edilen miktar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu ve dosya muhteviyatı uyarınca, davacının «hak ediş» kalemi altında yaptığı toplam talep miktarının önemli bir kısmının davalı yanca dava açıldığı tarih olan 29.12.2011 tarihinden sonra ödendiği ve bu kısım yönünden «davanın konusu» kalmadığından HMK 331/1 maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · acentelik sözleşmesi · davanın konusu · acentelik · mahsup · yasal faiz · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «acentelik sözleşmesi» bulunduğu, 24/12/2011 tarihi itibari ile davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği, davalının yaptığı kesintilerin sözleşme kapsamında bulunduğu, talep edilen «hak ediş» alacakları bakımından davalı firmanın davacı firmaya borcuna karşılık 31/12/2011 tarihinde yaptığı borç meblağını bu tutarda azaltan 1.704,18 TL tutarındaki «mahsup» işleminin doğru olmadığı, 944,00 TL'lik kesintinin ise 23/12/2011 tarihinde gerçekleştirildiği, ancak sözleşme hükümlerinin 22/12/2011 tarihi itibariyle hükümsüz hale geldiği gerekçesiyle davacının haksız kesinti tutarı adı altında yaptığı taleplerin reddine, hak ediş alacağı olarak yapılan taleplerin kısmen kabulü ile 2.227,82 TL nin 28/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faiz» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik ilişkisinden» kaynaklı alacak istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı tarafından haksız yapıldığı iddia olunan kesintiler bakımından davanın reddine, «hak ediş» bedeli olarak talep edilen miktar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu ve dosya muhteviyatı uyarınca, davacının «hak ediş» kalemi altında yaptığı toplam talep miktarının önemli bir kısmının davalı yanca dava açıldığı tarih olan 29.12.2011 tarihinden sonra ödendiği ve bu kısım yönünden «davanın konusu» kalmadığından HMK 331/1 maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.
Öte yandan mahkemece, dava sırasında ödenen meblağla ilgili olarak dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olduğuna göre anılan HMK 331/1. maddesi hükmü uyarınca bu kısım yönünden de davacı lehine «vekalet ücretine» hüküm olunması gerekirken, bu kısım yönünden de dava reddedilmişcesine davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi de doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/782 E. , 2013/19080 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/10/2012 tarih ve 2011/353-2012/518 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Bankadaki hesabına bağlı olarak çek karnesi aldığını, müvekkili şirketin hesap açıldığında ve hesaptan işlem yapılırken müvekkili şirket yetkilileri ve ortaklarıyla ilgili her türlü değişiklikleri derhal davalı Bankaya bildirdiğini, yine müvekkili şirket yetkililerinin geçerli imza örneklerinin de derhal bankaya bildirildiğini, ayrıca kendi rızası dışında elinden çıkan çeklerin de bankaya bildiriminin yapılarak kanun gereği ödemeden men talimatlarının verildiğini, buna rağmen davalının yetkisiz kişi tarafından keşide edilen çekler hakkında karşılıksız olduğundan bahisle işlem yaptığını, bu nedenle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek uğradığı bütün maddi zararlar karşılığı 15.000,00 TL’nin ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş;
yargılama sırasında 22.05.2009 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat talebini açıklayarak, ihalelerin bitmesi ve yenilenememesinden kaynaklanan işçi çıkarmaları sebebiyle açılan işçi tazminat davalarına yapılan ödemelerden dolayı uğranılan zarar karşılığı olarak 1.000,00 TL, müvekkilinin banka kredisi, teminat kredisi ve diğer borçları kapatabilmek için piyasa rayiç bedeli altında satılan taşınmazlardan dolayı uğranılan zarar karşılığı olarak 1.000,00 TL, teminat alınamaması, ipoteklerin serbest bırakılmaması, haksız olarak çeklerin arkasının yazılması sebebiyle başka bankalardan da teminat alınamaması ve ticari kredinin kapatılması sebebiyle şartnameleri alındığı halde ya da müvekkil şirket uhdesinde olduğu halde girilemeyen ihalelerden dolayı uğranılan kar kaybı karşılığı 8.000,00 TL, müvekkili şirketin uhdesinde olan ihalelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmek ve içine düşülen ödeme güçlüğü ile darboğazı aşmak için idarelerden oluşan hak ediş alacaklarının temlik verilmesi zorunda kalınmasından dolayı uğranılan zarar karşılığı olmak üzere 5.000,00 TL talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu çeklerin ileri vadeli çek olup, çekin üzerinde yazan tarihten önce keşide edilmiş olması ihtimalinin kuvvetli olduğunu, bu durumda çekin üzerinde yazan tarihte yetkinin değişmiş olduğu iddiasının bu dava açısından bir anlam ifade etmediğini, davacının çeklerin rızası hilafına elinden çıktığını iddia etse de, müvekkili bankaya açıkça ödemeden men talimatı verilmediğini, hesabın işleyişi ile ilgili sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmiş olduklarını, davacı firmanın çek hesabında zaten karşılığın bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın çekin keşide edildiği tarihte çeki temsilci olarak imzalayan kişinin temsil yetkisine sahip olup olmadığını denetlenmesi gerektiği, çekin yetkisiz temsilci tarafından keşide edilmesi halinde, 3167 sayılı Kanun'un 7 ve 9. maddeleri gereğince çek defterinin iadesi istenemeyeceği gibi, Merkez Bankası'na bildirimde de bulunulamayacağı, yetkisiz temsil halinde yetkisiz olarak temsil olunan hesap sahibi açısından çekin davacı şirketine karşılığının olup olmadığının tespiti yapılamayacağı ve karşılıksız şerhi de düşülemeyeceği, somut olayda...ile...nun görevde bulundukları 24.03.2006- 29.05.2006 tarihleri arasında ancak müştereken atacağı imza ile çek keşide edebilecekleri halde davacı şirket tarafından bankaya yetki değişikliğinin bildirildiği 08.06.2006 tarihine kadar bankaya ibraz edilen 16 yaprak çekin...tarafından tek imzalı olarak keşide edilmesine rağmen çek arkasına bankaca "karşılıksızdır" şerhinin yazılarak Merkez Bankası'na bildirilmesi eyleminde davalı bankanın kusurlu olduğu, Merkez Bankası'nın risk santralizasyon kayıtlarının tüm bankalar ve finans kurumlarınca izlendiğini, çekleri dönen, dolayısıyla mali ve finansman yapısı bozuk olarak kabul edilen şirketlere nakdi ve gayrinakdi kredi kullandırılması yönünde temkinli davranılacağı, bunun yanında şirketin ihalelere gireceği işler için ihale kurumlarınca istenilen gerek nakit karşılığın gerekse teminat mektubunun başta davalı banka olmak üzere başka banka yada finans kurumundan temin edilmesinde yaşanacak güçlükler nedeniyle davacı şirketin ihalelere giremeyerek kardan mahrum kalmasının mutlak olduğu ve bu zararın, davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenememesi sebebiyle, tam olarak tespit edilmemesi karşında, talep edilen 8.000 TL'den fazla olacağı, davacı şirketin 2006 yılı bilançosu incelendiğinde;
%92,51’lik bir borç oranı içinde olduğu, şirketin başka bir yere ayırabilecek bir fonunun bulunmadığı ve bu nedenle delil listesinde belirtilen taşınmazların satılması ile davaya konu olaylar arasında illiyet bağının bulunması nedeniyle taşınmazların satılması hususunda davacı şirketin zararının bulunduğu ve bu zarar miktarının her halükarda talep edilen 1.000,00 TL'nın üzerinde olacağı, davacı şirketin uhdesinde olan ihalelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmek ve içine düşülen ödeme güçlüğü ile darboğazı aşmak için idarelerden oluşan hak ediş alacaklarını temlik vermek zorunda kaldığı, davacı şirketin bu yönden de zararının bulunduğu ve bu zarar miktarının her halükarda talep edilen 1.000,00 TL'nın üzerinde kaldığı, davacı şirket kayıtlarında işçi çıkarmalarının ve çıkarılma sonucunda yapılan ödemelerin dava konusu olaylar neticesinde meydana geldiğine ilişkin bir emare bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 14.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı bankaya davacı şirket yetkililerince bildirilmesine rağmen, yetkisiz kişi tarafından keşide edilen çekler hakkında karşılıksız olduğu gerekçesiyle işlem yapması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı diğer taleplerinin yanında, davalı Bankanın bu işlemi nedeniyle icra takiplerine maruz kaldığını, başka bankalardan kredi, çek ve teminat mektubu alamaz hale geldiğini, maddi olarak sıkıntıya düştüğünü, bu sıkıntıları aşmak içinde, delil dilekçesinde belirttiği bir takım taşınmazların rayiç bedelin altında satıldığını, bu nedenle uğradıkları zarar için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL talep etmiştir. Mahkemece, davacının bu yöndeki istemi, davacı şirketin 2006 yılı bilançosuna göre ciddi bir borç yükü altında olduğu, davacı şirketin başka bir yere ayrılabilecek bir fonunun bulunmadığı, bu nedenle delil listesinde belirtilen taşınmazların satılması ile davalı bankanın eylemi arasında illiyet bağı bulunduğu ve davacının bu suretle uğradığı zararının her halükarda talep edilenden fazla olduğu gerekçesiyle kabul edilmiştir.
Ancak, davacının delil listesinde belirttiği taşınmazların celp edilen tapu kayıtları ve bu taşınmazlara ilişkin olan satış sözleşmelerinden, taşınmazların davacı şirketle ilgisi anlaşılamamaktadır. Zira, tapu kayıtlarında malik olarak kayıtlı olan ve bunlara ilişkin satış sözleşmesinde yer alan taraflar davacı şirket dışındaki gerçek kişilerdir. Ayrıca, davacı bu taşınmazların rayiç bedel altından satıldığını ileri sürdüğüne göre, bunun tespiti açısından mahallinde keşif yapılıp, taşınmazların değeri belirlenerek davacının bu yöndeki isteminin değerlendirilmesi gereklidir. Bu itibarla, anılan bu hususlar nazara alınmadan yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Davacının diğer bir talebi de davalı Bankanın eylemi sebebiyle düştüğü maddi sıkıntıdan kurtulmak amacıyla, başka kurumlardan olan hak edişlerini temlik etmesi sebebiyle uğradığı zarara ilişkindir. Mahkemece, davacının bu yöndeki istemi dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının içine düştüğü maddi sıkıntıları aşmak amacıyla hak edişlerini temlik etmek zorunda kaldığının tespit edildiği gerekçesiyle kabul edilmişse de, davacının bu hususta delil olarak gösterdiği ve mahkemece celp edilen dava dışı Doruk Sos. Hiz. Çev. Taş. Yem. Tur. İnş. Tem. San ve Tic. Ltd. Şti'ye ait Finansbank Kızılay Şubesi'ndeki hesap hareketlerinin incelenmesinde, davacı adına bu şirkete Ziraat Bankası aracılığıyla 84,00 TL havale edildiği anlaşılmakta olup, bu ödemenin neye ilişkin olduğu anlaşılamamaktadır.
Bundan başka, dosyada davacının hangi hak edişini, kime temlik edildiği hususunda bilgi ve belge de mevcut değildir, Bu itibarla, mahkemece anılan hususlar araştırılmadan davacının bu yöndeki isteminin de kabulü doğru olmamış kararın bu nedenle de davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043900900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz