Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4780 E. 2023/5309 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'altmış günlük', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
olağanüstü hal↗ hak arama özgürlüğü↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ re'sen terkin↗ ihya davası↗ dava dilekçesinin tebliği↗ malvarlığına ilişkin dava↗ kısıtlılık↗ şirketin ihyası↗ sicilden terkin↗ dava şartı yokluğu↗ derdestlik↗ ihya↗ hak düşürücü süre↗ hukuki yarar↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ yetki↗ iflas↗ terkin↗ harç↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dahili dava↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/175 E., 2023/220 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Sakarya 1. İş Mahkemesinin 2017/449 E. sayılı dosyasından verilen kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2022/11946 E., 2022/14370 K. sayılı ilamı ile Sakarya Azim Özel Eğitim Hiz. İnş. Turz ve Tic. A.Ş.'nin ihyası gerekeceğinden bahisle bozulduğunu, bozma üzerine yapılan yargılama sırasında adıgeçen şirketin ihyası için yetki verilmiş olduğunu ileri sürerek sicilden terkin edilen Sakarya Azim Özel Eğitim Hiz. İnş. Turz ve Tic. A.Ş.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicil kayıtlarına göre ihyası istenen şirketin 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereği milli güvenliğe tehdit oluşturduğu gerekçesiyle Milli Eğitim Bakanlığının olurlarıyla kapatıldığı ve 12.06.2017 tarihinde sicilden re'sen terkin edildiği, 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (670 sayılı KHK) 5 inci maddesinde KHK ile kapatılan şirketlerin tüm malvarlıklarının takyidatlardan ari olarak Hazineye geçeceği, faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtlarının re'sen terkin edileceği, şirketten borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanların ise KHK'nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren (kapatma daha sonraki bir tarihte gerçekleşmiş ise kapatma tarihinden itibaren) altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilmesi gerektiği düzenlendiği, 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (675 sayılı KHK) 16 ncı maddesinde ise KHK ile kapatılan şirkete karşı 17.08.2016 tarihinden önce açılmış davalarda dava şartı yokluğu nedeniyle kesin olarak red kararı verileceği, icra takipleri hakkında ise kesin olarak düşme kararı verileceği, 17.08.2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında ise dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verileceğinin düzenlendiği, bu madde gereğince derdest davalar ve takipler hakkında verilmiş olan verilen red ve düşme kararlarının tebliğinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde ilgili hak sahibinin idareye başvurabileceği, idari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabileceği, idari yargının verdiği kararın kesin olup, uyuşmazlığın adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamayacağı, bu düzenlemelere göre KHK ile kapatılan şirketlere yöneltilmek istenen hakların belirtilen hak düşürücü süre içinde idareye iletilmesi mümkün olmasına karşılık KHK ile kapatılan ve sicilden terkin edilen bir şirketin ihyası ihtimalinin yasal olarak bulunmadığı, ihyası istenen şirketin bu kapsamda 667 sayılı KHK ile FETÖ bağlantısı sebebiyle kapatılmış ve sicilden silinmiş olması itibariyle ihyasının mümkün olmadığı ve davacının bu talebi açısından hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararda sözü edilen KHK maddelerinin, kapatılan şirketlerin davalı olması halinde geçerli olacağını, oysa ki eldeki ihya davasında bu şirketin davalı olmadığını, ihya davası sonucu sadece Sakarya 1. İş Mahkemesinin 2023/57 E. sayılı dosyası için ihya edilerek davaya devam edileceğini, yerel mahkemece verilen kararın şirketin tüm hak ve borçları için yapılan bir ihya olmadığını, Yargıtay bozmasında şirketin ihyası gerekliliğinden bahsettiğini, aksi bir kararın davacının hak arama özgürlüğünün kısıtlanması niteliğininde olacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, 667 sayılı KHK ile kapatılan ve 670 sayılı KHK'nın 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davalı ... müdürlüğünce ticaret sicilinden re'sen terkin olunan şirketin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 ve yine aynı yasanın geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası uyarınca ihyası mümkün bulunmadığından, Mahkemece anılan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ticaret sicilinden 667 sayılı KHK uyarınca re'sen terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 320, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 667 sayılı KHK'nın 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası.
3. 670 sayılı KHK'nın 5 inci maddesi.
4. 675 sayılı KHK'nın 16 ncı maddesi.
5. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 10.09.2018 tarih, 2018/3347 E. ve 2018/5082 sayılı ilâm.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2098 E. 2024/3142 K.
Ortak:re'sen terkin · şirketin ihyası · dava şartı yokluğu · ihya · ticaret sicili · yetki · terkin · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticaret sicil» kayıtlarına göre «ihyası» istenen şirketin 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereği milli güvenliğe tehdit oluşturduğu gerekçesiyle Milli Eğitim Bakanlığının olurlarıyla kapatıldığı ve 12.06.2017 tarihinde sicilden re'«sen terkin» edildiği, 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (670 sayılı KHK) 5 inci maddesinde KHK ile kapatılan şirketlerin tüm «malvarlıklarının» takyidatlardan ari olarak Hazineye geçeceği, faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtlarının re'sen terkin edileceği, şirketten borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanların ise KHK'nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren (kapatma daha sonraki bir tarihte gerçekleşmiş ise kapatma tarihinden itibaren) altmış günlük «hak düşürücü süre» içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici «defter», kayıt ve belgelerle müracaat edilmesi gerektiği düzenlendiği, 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (675 sayılı KHK) 16 ncı maddesinde ise KHK ile kapatılan şirkete karşı 17.08.2016 tarihinden önce açılmış davalarda dava «şartı yokluğu» nedeniyle «kesin» olarak red kararı verileceği, icra takipleri hakkında ise kesin olarak düşme kararı verileceği, 17.08.2016 tarihi «dahil» bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve «iflas» takipleri hakkında ise dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verileceğinin düzenlendiği, bu madde gereğince «derdest» davalar ve takipler hakkında verilmiş olan verilen red ve düşme kararlarının tebliğinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde ilgili hak sahibinin idareye başvurabileceği, idari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabileceği, idari yargının verdiği kararın kesin olup, uyuşmazlığın adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamayacağı, bu düzenlemelere göre KHK ile kapatılan şirketlere yöneltilmek istenen hakların belirtilen hak düşürücü süre içinde idareye iletilmesi mümkün olmasına karşılık KHK ile kapatılan ve «sicilden terkin» edilen bir «şirketin ihyası» ihtimalinin yasal olarak bulunmadığı, ihyası istenen şirketin bu kapsamda 667 sayılı KHK ile FETÖ bağlantısı sebebiyle kapatılmış ve sicilden silinmiş olması itibariyle ihyasının mümkün olmadığı ve davacının bu talebi açısından «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
A.Ş.'nin «ihyası» gerekeceğinden bahisle bozulduğunu, bozma üzerine yapılan yargılama sırasında adıgeçen «şirketin ihyası» için «yetki» verilmiş olduğunu ileri sürerek «sicilden terkin» edilen Sakarya Azim Özel Eğitim Hiz.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ticaret sicilinden 667 sayılı KHK uyarınca re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» talebine ilişkindir.
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2020/466 E. sayılı dosyası ile görülen alacak («rücu») davasında alınan karar gereğince söz konusu şirketin 15.11.2016 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiğinin bildirilmesi üzerine «şirketin ihyası» için dava açmak üzere taraflarına «yetki» ve süre verildiğini, alınan «tasfiye» kararının açtıkları alacak davasının devam etmesini ve müvekkil idarenin alacağına kavuşmasını engeller mahiyette olduğunu, açılan davanın taraf teşkilinin sağlana …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin Maliye Bakanlığı Milli Emlak Müdürlüğü'nün 28.06.2016 tarih 26354 sayılı yazıyla OHAL Kanun Hükmünde Kararnameleri kapsamında milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PYD aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen çeşitli kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonların kapatılarak Hazine'ye devredildiği, 15.08.2016 tarih 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (670 sayılı KHK) 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasının "kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyon vb. şirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları «resen terkin» edilir." hükmü gereğince ekli listede ismi bulunan ve sicilde kayıtlı olduğu tespit edilen şirketlerin resen terkin edilmesi hususunun tebliğ edildiğini, tebliğ edilen yazı ve ekinde bulunan «şirketlerden ihyası» istenen şirket hakkında Denizli Ticaret Sicil Müdürlüğü olarak 15.11.2016 tarihinde resen terkin işlemi yapıldığını, tescil edilen işlemin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 25.11.2016 tarih 9206 sayılı gazetesinde «ilan» edildiğini, Kanun Hükmünde Kararname hükümleri doğrultusunda FETÖ/PYD'ye aidiyeti, iltisakı veye irtibatı tespit edilerek kapatılarak Hazine'ye devredilen şirketin sicilden resen terkin edilerek silinme işleminde usule aykırı bir işlemi bulunmadığını, açık ve «yasal hasım» konumunda bulunması nedeniyle sicil müdürlüğünün «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmaması talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddine, «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
… yayımlanan 667 no.lu KHK kapsamında kapatılmış olduğu, 17.08.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 670 sayılı KHK'nın 5 inci maddesi uyarınca 15.11.2016 tarihinde «ticaret sicil» «kaydının» resen silinmesi ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) kapsamında «ihya» edilmesine de olanak bulunmadığı gerekçesiyle davacının davasının dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · yasal hasım · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · tasfiye memuru · rücu · usulden reddi
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin Maliye Bakanlığı Milli Emlak Müdürlüğü'nün 28.06.2016 tarih 26354 sayılı yazıyla OHAL Kanun Hükmünde Kararnameleri kapsamında milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PYD aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen çeşitli kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonların kapatılarak Hazine'ye devredildiği, 15.08.2016 tarih 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (670 sayılı KHK) 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasının "kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyon vb. şirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları «resen terkin» edilir." hükmü gereğince ekli listede ismi bulunan ve sicilde kayıtlı olduğu tespit edilen şirketlerin resen terkin edilmesi hususunun tebliğ edildiğini, tebliğ edilen yazı ve ekinde bulunan «şirketlerden ihyası» istenen şirket hakkında Denizli Ticaret Sicil Müdürlüğü olarak 15.11.2016 tarihinde resen terkin işlemi yapıldığını, tescil edilen işlemin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 25.11.2016 tarih 9206 sayılı gazetesinde «ilan» edildiğini, Kanun Hükmünde Kararname hükümleri doğrultusunda FETÖ/PYD'ye aidiyeti, iltisakı veye irtibatı tespit edilerek kapatılarak Hazine'ye devredilen şirketin sicilden resen terkin edilerek silinme işleminde usule aykırı bir işlemi bulunmadığını, açık ve «yasal hasım» konumunda bulunması nedeniyle sicil müdürlüğünün «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmaması talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddine, «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının yasaya ve usule aykırı olduğunu, şirketin sınırlı ihyasına ve «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, aleyhine «vekalet ücretine» hükmedildiğini, verilen yetkiye istinaden dava açıldığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/466 E. sayılı dosyası ile görülen alacak («rücu») davasında alınan karar gereğince söz konusu şirketin 15.11.2016 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiğinin bildirilmesi üzerine «şirketin ihyası» için dava açmak üzere taraflarına «yetki» ve süre verildiğini, alınan «tasfiye» kararının açtıkları alacak davasının devam etmesini ve müvekkil idarenin alacağına kavuşmasını engeller mahiyette olduğunu, açılan davanın taraf teşkilinin sağlana …
… yayımlanan 667 no.lu KHK kapsamında kapatılmış olduğu, 17.08.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 670 sayılı KHK'nın 5 inci maddesi uyarınca 15.11.2016 tarihinde «ticaret sicil» «kaydının» resen silinmesi ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) kapsamında «ihya» edilmesine de olanak bulunmadığı gerekçesiyle davacının davasının dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
KHK ile kapatılıp terkin edilen şirkete ilişkin davada dava şartı yokluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/257 E. 2020/4031 K.
Ortak:dava şartı yokluğu · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticaret sicil» kayıtlarına göre «ihyası» istenen şirketin 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereği milli güvenliğe tehdit oluşturduğu gerekçesiyle Milli Eğitim Bakanlığının olurlarıyla kapatıldığı ve 12.06.2017 tarihinde sicilden re'«sen terkin» edildiği, 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (670 sayılı KHK) 5 inci maddesinde KHK ile kapatılan şirketlerin tüm «malvarlıklarının» takyidatlardan ari olarak Hazineye geçeceği, faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtlarının re'sen terkin edileceği, şirketten borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanların ise KHK'nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren (kapatma daha sonraki bir tarihte gerçekleşmiş ise kapatma tarihinden itibaren) altmış günlük «hak düşürücü süre» içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici «defter», kayıt ve belgelerle müracaat edilmesi gerektiği düzenlendiği, 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (675 sayılı KHK) 16 ncı maddesinde ise KHK ile kapatılan şirkete karşı 17.08.2016 tarihinden önce açılmış davalarda dava «şartı yokluğu» nedeniyle «kesin» olarak red kararı verileceği, icra takipleri hakkında ise kesin olarak düşme kararı verileceği, 17.08.2016 tarihi «dahil» bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve «iflas» takipleri hakkında ise dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verileceğinin düzenlendiği, bu madde gereğince «derdest» davalar ve takipler hakkında verilmiş olan verilen red ve düşme kararlarının tebliğinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde ilgili hak sahibinin idareye başvurabileceği, idari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabileceği, idari yargının verdiği kararın kesin olup, uyuşmazlığın adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamayacağı, bu düzenlemelere göre KHK ile kapatılan şirketlere yöneltilmek istenen hakların belirtilen hak düşürücü süre içinde idareye iletilmesi mümkün olmasına karşılık KHK ile kapatılan ve «sicilden terkin» edilen bir «şirketin ihyası» ihtimalinin yasal olarak bulunmadığı, ihyası istenen şirketin bu kapsamda 667 sayılı KHK ile FETÖ bağlantısı sebebiyle kapatılmış ve sicilden silinmiş olması itibariyle ihyasının mümkün olmadığı ve davacının bu talebi açısından «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… vletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verildiği, dava açıldığı tarihte dava şartının bulunmadığı, dolayısıyla sözleşmenin geçerlilik şartları, «ayıp» iddiaları ve davalıların iddialarının dinlenemeyeceği, her ne kadar kısa kararda "davalı şirket" yazılmış ise de "davalıların şirketinin" olarak düzeltildiği gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; taraflar arasındaki «hisse devrine» konu Özel Fark Koleji Eğitim Kurumları A.Ş.’nin dosya kapsamında mevcut «ticaret sicil» «kaydı» incelendiğinde, 670 sayılı KHK ile sicil kaydının 24.08.2016 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davalılar dava tarihi itibariyle adı geçen şirketin sahibi(ortağı) konumunda değillerse de, işbu dava davalıların ortaklık hisselerinin devrinin «geçersizliği» iddiasına yani davalıların şirketteki sahiplik sıfatlarına dayalı olarak açılmış olup, dava tarihi de dikkate alındığında 03.10.2016 tarihli 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Dava ve Takip Usulü başlıklı 16.maddesi hükmü uyarınca işbu davanın dava «şartı yokluğundan» reddi gerektiği, dolayısıyla mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişti …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3123 E. 2022/3984 K.
Ortak:olağanüstü hal · re'sen terkin · dava şartı yokluğu · iflas · terkin · dahili dava · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticaret sicil» kayıtlarına göre «ihyası» istenen şirketin 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereği milli güvenliğe tehdit oluşturduğu gerekçesiyle Milli Eğitim Bakanlığının olurlarıyla kapatıldığı ve 12.06.2017 tarihinde sicilden re'«sen terkin» edildiği, 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (670 sayılı KHK) 5 inci maddesinde KHK ile kapatılan şirketlerin tüm «malvarlıklarının» takyidatlardan ari olarak Hazineye geçeceği, faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtlarının re'sen terkin edileceği, şirketten borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanların ise KHK'nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren (kapatma daha sonraki bir tarihte gerçekleşmiş ise kapatma tarihinden itibaren) altmış günlük «hak düşürücü süre» içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici «defter», kayıt ve belgelerle müracaat edilmesi gerektiği düzenlendiği, 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (675 sayılı KHK) 16 ncı maddesinde ise KHK ile kapatılan şirkete karşı 17.08.2016 tarihinden önce açılmış davalarda dava «şartı yokluğu» nedeniyle «kesin» olarak red kararı verileceği, icra takipleri hakkında ise kesin olarak düşme kararı verileceği, 17.08.2016 tarihi «dahil» bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve «iflas» takipleri hakkında ise dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verileceğinin düzenlendiği, bu madde gereğince «derdest» davalar ve takipler hakkında verilmiş olan verilen red ve düşme kararlarının tebliğinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde ilgili hak sahibinin idareye başvurabileceği, idari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabileceği, idari yargının verdiği kararın kesin olup, uyuşmazlığın adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamayacağı, bu düzenlemelere göre KHK ile kapatılan şirketlere yöneltilmek istenen hakların belirtilen hak düşürücü süre içinde idareye iletilmesi mümkün olmasına karşılık KHK ile kapatılan ve «sicilden terkin» edilen bir «şirketin ihyası» ihtimalinin yasal olarak bulunmadığı, ihyası istenen şirketin bu kapsamda 667 sayılı KHK ile FETÖ bağlantısı sebebiyle kapatılmış ve sicilden silinmiş olması itibariyle ihyasının mümkün olmadığı ve davacının bu talebi açısından «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
… kararı ile somut olayda, 667 sayılı KHK ile kapatılan ve 670 sayılı KHK'nın 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davalı ... müdürlüğünce ticaret sicilinden re'«sen terkin» olunan şirketin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 ve yine aynı yasanın geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası uyarınca «ihyası» mümkün bulunmadığından, Mahkemece anılan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esa …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ticaret sicilinden 667 sayılı KHK uyarınca re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» talebine ilişkindir.
Benzer bu kararda1-İlk derece mahkemesince, icra takibine konu çekin «lehdarı» olan şirketin 670 sayılı KHK ile kapatılan şirketlerden olduğu ve 29.10.2016 tarihli 675 sayılı KHK 16/3 maddesi hükmü gereği dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de söz konusu 675 sayılı KHK 16/3. maddesi “20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde «ilan» edilen «olağanüstü hal» kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve «dağıtım» kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da re'«sen terkin» üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi «dahil» bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve «iflas» takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5'inci maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilir.” şeklinde olup, davalı «çek hamili» bahsi geçen hükümde ki müsessese sahibi gerçek kişi veya tüzel kişilerden değildir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davaya konu senetlerin «lehtarı» olan davalının ortağı olduğu şirketin 17.08.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 670 sayılı «olağanüstü hal» kapsamında alınması gereken tedbirler hakkında kanun hükmünde kararname ile Fetö bağlantılı olmaları sebebiyle kapatılan kurum ve kuruluşlardan olduğu, sicilden «kaydının» re'«sen terkin» edilerek tasfiyesine karar verildiği, 675 sayılı KHK'nın 16/3 maddesi ile hakkında açılan davanın dava şartı bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, 6100 sayılı HMK'nın 14/2 maddesinin özel yasalardaki dava şartlarını saklı tuttuğu, her ne kadar 6100 sayılı Yasa'nın 115/2 madde uyarınca davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekmekte ise de, 675 sayılı KHK'nın 16/3 maddesi uyarınca özel dava şartı olan bu durumun gerçekleşmesi halinde davanın reddine karar verilmesi g …
Bölge adliye mahkemesince, 29.10.2016 günlü 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Hakkındaki 675 sayılı KHK'nın ''dava ve takip usulü başlıklı 16/3 maddesi gereğince dava ve takip şartının bulunmaması nedeniyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek hamili · lehdar · tahkikat · borçlu olunmadığının tespiti · lehtar · bedelsizlik · hamil · kâr dağıtımı
Benzer bu kararda1-İlk derece mahkemesince, icra takibine konu çekin «lehdarı» olan şirketin 670 sayılı KHK ile kapatılan şirketlerden olduğu ve 29.10.2016 tarihli 675 sayılı KHK 16/3 maddesi hükmü gereği dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de söz konusu 675 sayılı KHK 16/3. maddesi “20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde «ilan» edilen «olağanüstü hal» kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve «dağıtım» kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da re'«sen terkin» üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi «dahil» bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve «iflas» takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5'inci maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilir.” şeklinde olup, davalı «çek hamili» bahsi geçen hükümde ki müsessese sahibi gerçek kişi veya tüzel kişilerden değildir.
Dava, davacı tarafından mal «teslimi» için avans verilen çeklerin «lehdar» şirketin 17.8.2016 tarihli 670 sayılı KHK ile kapatılması sonucu «bedelsiz» kalan çeklerden «borçlu olunmadığının tespitine» ilişkindir.
İşbu davada, dava dışı senet «lehdarı» olan şirket anılan KHK kapsamında olup, somut vaka ile bağdaşmayan gerekçe ile dava «şartı yokluğu» nedeniyle KHK nedeniyle davanın reddine dair verilen karar doğru olmayıp, mahkemece işin esasına girilerek gerekli «tahkikatın» yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davaya konu senetlerin «lehtarı» olan davalının ortağı olduğu şirketin 17.08.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 670 sayılı «olağanüstü hal» kapsamında alınması gereken tedbirler hakkında kanun hükmünde kararname ile Fetö bağlantılı olmaları sebebiyle kapatılan kurum ve kuruluşlardan olduğu, sicilden «kaydının» re'«sen terkin» edilerek tasfiyesine karar verildiği, 675 sayılı KHK'nın 16/3 maddesi ile hakkında açılan davanın dava şartı bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, 6100 sayılı HMK'nın 14/2 maddesinin özel yasalardaki dava şartlarını saklı tuttuğu, her ne kadar 6100 sayılı Yasa'nın 115/2 madde uyarınca davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekmekte ise de, 675 sayılı KHK'nın 16/3 maddesi uyarınca özel dava şartı olan bu durumun gerçekleşmesi halinde davanın reddine karar verilmesi g …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4780 E. , 2023/5309 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1188 Esas, 2023/1061 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2023/175 E., 2023/220 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Sakarya 1. İş Mahkemesinin 2017/449 E. sayılı dosyasından verilen kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2022/11946 E., 2022/14370 K. sayılı ilamı ile Sakarya Azim Özel Eğitim Hiz. İnş. Turz ve Tic. A.Ş.'nin ihyası gerekeceğinden bahisle bozulduğunu, bozma üzerine yapılan yargılama sırasında adıgeçen şirketin ihyası için yetki verilmiş olduğunu ileri sürerek sicilden terkin edilen Sakarya Azim Özel Eğitim Hiz. İnş. Turz ve Tic. A.Ş.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicil kayıtlarına göre ihyası istenen şirketin 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereği milli güvenliğe tehdit oluşturduğu gerekçesiyle Milli Eğitim Bakanlığının olurlarıyla kapatıldığı ve 12.06.2017 tarihinde sicilden re'sen terkin edildiği, 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (670 sayılı KHK) 5 inci maddesinde KHK ile kapatılan şirketlerin tüm malvarlıklarının takyidatlardan ari olarak Hazineye geçeceği, faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtlarının re'sen terkin edileceği, şirketten borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanların ise KHK'nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren (kapatma daha sonraki bir tarihte gerçekleşmiş ise kapatma tarihinden itibaren) altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilmesi gerektiği düzenlendiği, 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (675 sayılı KHK) 16 ncı maddesinde ise KHK ile kapatılan şirkete karşı 17.08.2016 tarihinden önce açılmış davalarda dava şartı yokluğu nedeniyle kesin olarak red kararı verileceği, icra takipleri hakkında ise kesin olarak düşme kararı verileceği, 17.08.2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında ise dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verileceğinin düzenlendiği, bu madde gereğince derdest davalar ve takipler hakkında verilmiş olan verilen red ve düşme kararlarının tebliğinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde ilgili hak sahibinin idareye başvurabileceği, idari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabileceği, idari yargının verdiği kararın kesin olup, uyuşmazlığın adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamayacağı, bu düzenlemelere göre KHK ile kapatılan şirketlere yöneltilmek istenen hakların belirtilen hak düşürücü süre içinde idareye iletilmesi mümkün olmasına karşılık KHK ile kapatılan ve sicilden terkin edilen bir şirketin ihyası ihtimalinin yasal olarak bulunmadığı, ihyası istenen şirketin bu kapsamda 667 sayılı KHK ile FETÖ bağlantısı sebebiyle kapatılmış ve sicilden silinmiş olması itibariyle ihyasının mümkün olmadığı ve davacının bu talebi açısından hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararda sözü edilen KHK maddelerinin, kapatılan şirketlerin davalı olması halinde geçerli olacağını, oysa ki eldeki ihya davasında bu şirketin davalı olmadığını, ihya davası sonucu sadece Sakarya 1. İş Mahkemesinin 2023/57 E. sayılı dosyası için ihya edilerek davaya devam edileceğini, yerel mahkemece verilen kararın şirketin tüm hak ve borçları için yapılan bir ihya olmadığını, Yargıtay bozmasında şirketin ihyası gerekliliğinden bahsettiğini, aksi bir kararın davacının hak arama özgürlüğünün kısıtlanması niteliğininde olacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, 667 sayılı KHK ile kapatılan ve 670 sayılı KHK'nın 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davalı ... müdürlüğünce ticaret sicilinden re'sen terkin olunan şirketin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 ve yine aynı yasanın geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası uyarınca ihyası mümkün bulunmadığından, Mahkemece anılan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ticaret sicilinden 667 sayılı KHK uyarınca re'sen terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 320, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 667 sayılı KHK'nın 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası.
3. 670 sayılı KHK'nın 5 inci maddesi.
4. 675 sayılı KHK'nın 16 ncı maddesi.
5. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 10.09.2018 tarih, 2018/3347 E. ve 2018/5082 sayılı ilâm.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/979124100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz