6102TTK Türk Ticaret Kanunu

KHK ile kapatılıp terkin edilen şirkete ilişkin davada dava şartı yokluğu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/257 E. 2020/4031 K. · · İlk derece: 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

OHAL KHK'ları gereğince kapatılıp sicilden terkin edilen şirkete ilişkin ve davalıların ortaklık/sahiplik sıfatına dayanan davalarda, 675 sayılı KHK'nın 16. maddesi uyarınca dava şartı bulunmadığından dava esasa girilmeksizin reddedilir; bu halde sözleşmenin geçerliliği ve ayıp iddiaları incelenemez.

Ele alınan sorunlar

OHAL KHK'ları ile kapatılıp sicilden terkin edilen şirkete ilişkin, ortaklık hisselerinin devrinin geçersizliği iddiasına dayalı davada dava şartı yokluğu → ret

İddia: Davacı, davalılardan satın aldığı şirket hisselerine ait okullara FETÖ ile ilgili olduğu gerekçesiyle el konulduğunu, kendisine ayıplı mal satışı yapıldığını ileri sürerek hisse devir sözleşmesinin feshini, ödediği bedelin tahsilini ve kalan çek bedelinden borçlu olmadığının tespitini istemiştir.

Gerekçe: Tarafların ortak oldukları şirket 670 sayılı KHK 5/3 ve 675 sayılı KHK 16/3 uyarınca terör örgütleriyle/milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu değerlendirilerek işlem görmüş ve sicil kaydı re'sen terkin edilmiştir. Dava, davalıların ortaklık hisselerinin devrinin geçersizliği iddiasına, yani şirketteki sahiplik/ortaklık sıfatlarına dayalı olarak açılmış olup, dava tarihi de dikkate alındığında 675 sayılı KHK'nın 16. maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekir; bu nedenle sözleşmenin geçerlilik şartları ve ayıp iddiaları dinlenemez. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

OHAL KHK'ları ile kapatılıp terkin edilen şirkete ilişkin ve ortaklık sıfatına dayalı davalarda 675 sayılı KHK m.16 gereği dava şartı yokluğundan ret verilmesi bakımından emsal değer taşır; karar oyçokluğuyla verilmiş olup karşı oyda davalıların okulların/terkin edilen şirketin sahibi olmadığı, KHK 16/3 kapsamında bulunmadıkları gerekçesiyle esasın incelenmesi gerektiği görüşü belirtilmiştir.

Usul tespitleri

Dava şartı
OHAL KHK'ları ile kapatılan/terkin edilen kurum ve sahipleri aleyhine açılan davada dava/takip şartı (675 sayılı KHK m.16)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava şartı yokluğu OHAL KHK sicilden re'sen terkin hisse devir sözleşmesinin feshi ayıplı mal menfi tespit

Atıf yapılan mevzuat: 675 sayılı KHK — 675 sayılı KHK 16/3675 sayılı KHK 16/1 · 670 sayılı KHK — 670 sayılı KHK 5/3670 sayılı KHK 5/1

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14935 E. 2012/20079 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/257 E.  ,  2020/4031 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10.05.2018 tarih ve 2016/857 E-2018/450 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 07.11.2019 tarih ve 2018/1535- 2019/1401 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalıların kurucu ortağı olduğu Özel Fark Koleji Eğitim Kurumları A.Ş.’deki davalıların hisselerini 19.02.2016 tarihinde 2.900.000.-TL bedel ile satın aldığını, ancak 15.07.2016 tarihinde meydana gelen anayasal ve kamu düzenine karşı terör eylemleri nedeniyle şirkete ait okullara FETÖ örgütüyle ilgili olduğundan bahisle 27.07.2016 tarihinde el konulduğunu, dolayısıyla müvekkiline ayıplı mal satışı yapıldığını ileri sürerek, hisse devir sözleşmesinin feshi ile davalılara ödenen 2.400.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kalan 500.000.00 TL bedelli çekten dolayı kendisinin ve dava dışı diğer cirantaların borçlu olmadığının tespitine, bu talep kabul edilmediği taktirde bununla beraber toplam 2.900.000,00 TL devir bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar, davanın reddini savunmuştur.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların sözleşme ile ortak oldukları şirketin 670 sayılı KHK kararnamesinin 5/3 fıkrası ve 675 sayılı KHK 16/3 maddesi gereğince işlem gördüğü ve terör örgütlerine veya milli güvenlik kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verildiği, dava açıldığı tarihte dava şartının bulunmadığı, dolayısıyla sözleşmenin geçerlilik şartları, ayıp iddiaları ve davalıların iddialarının dinlenemeyeceği, her ne kadar kısa kararda "davalı şirket" yazılmış ise de "davalıların şirketinin" olarak düzeltildiği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi'nce tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; taraflar arasındaki hisse devrine konu Özel Fark Koleji Eğitim Kurumları A.Ş.’nin dosya kapsamında mevcut ticaret sicil kaydı incelendiğinde, 670 sayılı KHK ile sicil kaydının 24.08.2016 tarihinde re'sen terkin edildiği, davalılar dava tarihi itibariyle adı geçen şirketin sahibi(ortağı) konumunda değillerse de, işbu dava davalıların ortaklık hisselerinin devrinin geçersizliği iddiasına yani davalıların şirketteki sahiplik sıfatlarına dayalı olarak açılmış olup, dava tarihi de dikkate alındığında 03.10.2016 tarihli 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Dava ve Takip Usulü başlıklı 16.maddesi hükmü uyarınca işbu davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiği, dolayısıyla mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi'nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 12.10.2020 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Davacı, dava dışı şirketteki davalıların paylarını 19.02.2016 tarihinde satın aldığını, ancak 15.07.2016 tarihinde meydana gelen terör eylemi nedeniyle bu şirkete ait okullara 27.07.2016 tarihinde el konulduğunu bildirerek ayıplı satış nedeniyle hisse devir sözleşmesinin feshi, davalılara hisse devri nedeniyle yapılan ödemenin tahsili, bu nedenle verilen çek nedeniyle menfi tespit talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi 670 sayılı KHK'nın 5/3 maddesi ve 675 sayılı KHK'nın 16/3 maddesi gereğince tarafların sözleşme ile ortak oldukları şirkete ait okulların devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilerek kapatıldığı ve şirketin de kaydının terkin edildiği, bu nedenle dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; Bölge Adliye Mahkemesince de her ne kadar davalılar, dava tarihi itibariyle hissedar değiller ise de işbu davanın davalıların ortaklık hisselerinin davacıya devrinin geçersizliği iddiasına dayalı olarak açıldığı gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

Davalılar, Özel Fark Koleji Eğitim Kurumları A.Ş.'nin ortakları iken 19.02.2016 tarihinde imzalanan sözleşme gereğince 26.02.2016 tarihinde noterde düzenlenen pay devri sözleşmesi ile hisselerini davacıya devretmişler, aynı tarihte yönetim kurulu devrin pay defterine kaydına karar vermiş; bundan sonra şirkete ait özel Fark İlkokulu ve Özel Fark Ortaokuluna 23.07.2016 tarihinde el konulmuş ve şirketin kaydı da 670 sayılı KHK hükümleri gereğince 24.08.2016 tarihinde terkin edilmiş; işbu dava 09.09.2016 tarihinde açılmış olup, bu hususlarda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, 670 sayılı KHK ile sicilden terkin edilen Özel Fark Koleji Eğitim Kurumları A.Ş'nin dava tarihi itibariyle hissedarı, davalılar ise davacıya hisselerini devreden eski hissedarlarıdır.

Davacı, kendisine ayıplı mal satışı yapıldığı iddiasıyla gerçek kişi davalılardan ödediği bedelin istirdadını talep etmekte, davalılar ise okulların terör örgütünün güdümünde olduğunu bilmediklerini savunmaktadırlar.

670 sayılı KHK'nın 5/1 maddesi gereğince dava dışı Özel Fark Koleji Eğitim Kurumları A.Ş'ye ait bulunan ilk ve ortaokul 23.07.2016 tarihinde el konularak kapatılmış; aynı maddenin 3. fıkrası gereğincede bu okulların bağlı olduğu dava dışı Özel Fark Koleji Eğitim Kurumları A.Ş'nin ticaret sicil kaydı 24.08.2016 tarihinde terkin edilmiştir.

675 sayılı KHK'nın 'Dava ve Takip Usulü' başlıklı 16. maddesinin 1. fıkrası ile 17.08.2016 tarihinden önce, 3. fıkrası ile de bu tarihten sonra kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek ve tüzel kişiler aleyhine açılan davalarda dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilir.

Dosya içinde bulunan Bakırköy Kaymakamlığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün cevabi yazısı ekindeki bilgi ve belgelere göre kapatılan okullar, dava dışı Özel Fark Koleji Eğitim Kurumları A.Ş'ye, okul binası ve arsa ise yine dava dışı Hatice Şener'e ait olup, ...tarafından bu yer şirkete kiraya verilmiştir. Davalılar, kapatılan okulların sahibi değildir. Gerek okulların kapatıldığı tarihte gerekse de şirketin sicil kaydının terkin edildiği tarihte kapatılan şirketin hissedarı dahi değildirler.

Bu durumda, gerek yerel mahkeme gerekse Bölge Adliye Mahkemesince bu şekilde kabul edilmiş olmasına rağmen dava şartı yokluğundan davanın reddedilmesi hatalı değerlendirmeye dayalı olmakla, davanın esastan incelenerek bir karar verilmesi görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.

KARŞI OY

Somut uyuşmazlıkta, davacının davalıların ortak oldukları Özel Fark Koleji Eğitim Kurumları A.Ş.'deki hisselerini, 19.02.2016 tarihinde aldığı, şirketin sahibi bulunduğu okullara, Fetö Terör Örgütüyle iltisaklı olduğu gerekçesiyle 27.07.2016 tarihinde el konulduğu, davacıya ayıplı mal satışı yapıldığı iddiasıyla hisse devir sözleşmesinin iptali, davalılara ödenen satış bedelinin istirdadı ve ödenmeyen çek nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmış.

İlk derece mahkemesince 675 sayılı KHK 16/3 maddesi yollamasıyla 670 sayılı KHK 5 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş.

Davacıların istinaf başvurularının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince reddi üzerine bu kez davacı vekilince istinaf mahkemesi kararı temyiz edilmiş.

Sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda davacının temyiz istemi reddedilerek istinaf mahkemesi kararı onanmıştır.

Davacının temyiz isteminin reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

675 sayılı KHK 16/3 maddesinde, 20.07.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma yada re'sen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17.08.2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verileceği düzenlenmiştir.

Davacının, davalılardan hisselerini satın aldığı Özel Fark Koleji Eğitim […] Ş. , Özel Fark İlkokulu ve Özel Fark Ortaokulu'nun sahibi olup, adı geçen okullar, Fetö Terör Örgütü ile iltisakı nedeniyle 667 sayılı KHK hükümleri gereğince Maliye Hazinesine devredilerek Milli Eğitim Bakanlığı'na tahsis edilmiş, 670 sayılı KHK hükümleri gereğince de okulların sahibi tüzel kişi, Özel Fark Koleji Eğtiim Kurumları A.Ş.

24. 08.2016 tarihinde ticaret sicilinden terkin edilmiştir.

Dava 09.09.2016 tarihinde gerçek kişi davalılara husumet yönetilmek suretiyle açılmıştır.

675 sayılı KHK 16/3 maddesinde açıkca ifade edildiği gibi Fetö Terör Örgütüyle iltisaklı okulların sahibi tüzel kişi, gerçek kişi veya kapatılma ve re'sen terkin halinde Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhinde dava açılması durumunda, KHK 16/3 maddesi hükümleri uygulanacaktır.

Oysa gerçek kişi davalılar, okulların sahibi terkin edilen şirketin ortakları olup, şirketin ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olması nedeniyle davalıların okul sahipliğinden söz edilmesi mümkün değildir.

Davalılar KHK 16/3 maddesinde sayılan, okulların sahibi tüzel kişi veya gerçek kişi kapsamında bulunmadıklarından davada 675 sayılı KHK 16/3 maddesi hükümleri uygulanamaz.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekirken 675 sayılı KHK 16/3 maddesi hükmünün hatalı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/612647000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1535 E. 2019/1401 K.

OHAL KHK'sı kapsamında dava şartı yokluğundan usulden ret

Gerekçe özeti

Hisse devir sözleşmesinin geçersizliği/feshi iddiasına dayalı bir davada, davanın konusu ortaklık hisselerinin devrine ve davalıların şirketteki sahiplik sıfatına ilişkinse; söz konusu şirketin 670 sayılı KHK kapsamında kapatılmış/ticaret sicilinden resen terkin edilmiş olması ve davanın 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılmış olması halinde, davalıların dava tarihinde şirketin ortağı olmamaları sonucu değiştirmez ve 675 sayılı KHK'nin 16/3. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın reddi gerekir.

Emsal değeri

670 ve 675 sayılı OHAL KHK'leri kapsamında kapatılan/resen terkin edilen şirketlerin ortaklık hisselerinin devrine ilişkin davalarda, davalıların dava tarihinde şirketin sahibi olmamasının dava şartı yokluğu sonucunu değiştirmeyeceği yönünde emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: dava şartı yokluğu olağanüstü hal KHK'sı resen terkin hisse devir sözleşmesinin feshi maddi hata düzeltmesi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1535

KARAR NO 2019/1401

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/05/2018

NUMARASI 2016/857 Esas- 2018/450 Karar

DAVA

Sözleşmenin Feshi-Alacak-Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/11/2019

Davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin davalıların kurucu ortağı olduğu ... A.Ş.’deki davalıların hisselerini 19.02.2016 tarihinde 2.900.000-TL bedelli satın aldığını, ancak 15.07.2016 tarihinde meydana gelen anayasal ve kamu düzenine karşı terör eylemleri nedeniyle şirkete ait okullara FETÖ örgütüyle ilgili olduğundan bahisle 27.07.2016 tarihinde el konulduğunu, dolayısıyla müvekkiline ayıplı mal satışı yapıldığını ileri sürerek hisse devir sözleşmesinin feshi ile davalılara ödenen tutarın iadesine, müvekkilinin ve dava dışı diğer cirantaların dava konusu çek nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, tarafların sözleşme ile ortak oldukları şirketin 670 sayılı KHK kararnamesinin 5/3 fıkrası ve 675 sayılı KHK 16/3 maddesi gereğince işlem gördüğü ve terör örgütlerine veya milli güvenlik kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verildiği, dava açıldığı tarihte dava şartının bulunmadığı, dolayısıyla sözleşmenin geçerlilik şartları, ayıp iddiaları ve davalıların iddialarının dinlenemeyeceği, her ne kadar kısa kararda "davalı şirket" yazılmış ise de "davalıların şirketinin" olarak düzeltildiği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iş bu davanın KHK’da esas alınan tarihten sonra açıldığını ve husumetin ne Maliyeye ne de Vakıflar Genel Müdürlüğüne yöneltildiğini, ayrıca kapatılan kurum ve kuruluşun sahibi kişilere karşı da açılmadığını, aksine kapatılan kurumun sahibinin davacı olduğunu, davalıların ise eski yetkili ve sahipleri olduğunu, dolayısıyla gerekçe gösterilen KHK hükmünün davalılar açısından geçerli olmadığını belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.

GEREKÇE

Dava, ayıp iddiasına dayalı olarak hisse devir sözleşmesinin feshi, ödenen hisse devir bedelinin iadesi ve devir bedeli olarak verilen çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.Ülkemizde T.C. Devletine karşı 15.07.2016 tarihinde yapılan ve bastırılan darbe teşebbüsü sonrasında 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kararı doğrultusunda, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler kapsamında çıkarılan 03.10.2016 tarihli 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Dava ve Takip Usulü başlıklı 16. maddesi; “(3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da re'sen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5'inci maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilir.” şeklindedir.Taraflar arasındaki hisse devrine konu ...

A.Ş.’nin dosya kapsamında mevcut ticaret sicil kaydı incelendiğinde, 670 sayılı KHK ile sicil kaydının 24.08.2016 tarihinde resen terkin edildiği görülmüştür. Davalılar dava tarihi itibariyle adı geçen şirketin sahibi(ortağı) konumunda değillerse de, iş bu dava davalıların ortaklık hisselerinin devrinin geçersizliği iddiasına yani davalıların şirketteki sahiplik sıfatlarına dayalı olarak açılmış olup, dava tarihi de dikkate alındığında yukarıda sözü edilen KHK hükmü uyarınca iş bu davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiği açıktır. Öte yandan ilk derece mahkemesince kısa kararda “davalıların şirketi” ifadesi yerine “davalı şirket” ifadesinin kullanılmış olması maddi hata niteliğinde olup, bu hatanın gerekçeli kararda düzeltilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.O halde ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamakta olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 44,40-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL nin mahsubu ile bakiye 8,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.