Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2875 E. 2023/5203 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıp iddiası↗ ayıba karşı tekeffül↗ kesin kabul↗ ayıplı mal↗ ayıp ihbarı↗ denetime elverişli rapor↗ ayıp↗ delil tespiti↗ bloke↗ ticari faiz↗ denetime elverişlilik↗ tbk 99↗ ihbar↗ bilirkişi incelemesi↗ ihtarname↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, satıcının ayıba karşı tekeffül hükümleri nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/316 E. 2024/2747 K.
Ortak:ayıba karşı tekeffül · Tazminat
İncelediğiniz karardaDava, satıcının «ayıba karşı tekeffül» hükümleri nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava, satıcının «ayıba karşı tekeffül» hükümleri nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.
Ortak:ayıp · ihbar · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · ticari defter kayıtları · yenileme · ticari defter · fatura · çek · e-defter · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3451 E. 2020/4771 K.
Ortak:ayıp ihbarı · ayıp · ihbar · zamanaşımı · ibraz · teslim · zamanaşımı var · Tazminat
Benzer bu karardaAncak, mahkemece «ayıp ihbarının» yasal süre içerisinde yapılmadığı belirtilmiş ise de, ayıbın ihbarı konusunda yukarıda açıklanan madde hükümleri uyarınca inceleme yapılarak «ayıp ihbar sürelerine» uyulup uyulmadığı değerlendirilmeden ve tartışılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken iş, süresinde «ayıp ihbarının» yapılmamış olması halinde davanın bu yönden reddi, yoksa süresinde ayıp ihbarı yapılmış ise davanın esasına girilerek inceleme yapmaktan ibaret olmalıdır.
Mahkemece bozmaya uyularak asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında «ticari satış sözleşmesi» bulunduğu, davacının davalıdan satın almış olduğu boya malzemelerini kullandıktan sonra malzemelerde bozulma olması üzerine tespit yaptırdığı, tespit raporu «ibraz» edildikten çok sonra eldeki davayı açtığı, davalının süresinde «zamanaşımı» itirazında bulunduğu, davacının satın almış olduğu ürünlerdeki ayıbı öğrendikten sonra derhal bildirimde bulunmadığı gibi tespit raporu aldıktan çok sonra eldeki d …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayıp ihbar süresi · ticari satış · ihbar süresi · satış sözleşmesi · fatura · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında «ticari satış sözleşmesi» bulunduğu, davacının davalıdan satın almış olduğu boya malzemelerini kullandıktan sonra malzemelerde bozulma olması üzerine tespit yaptırdığı, tespit raporu «ibraz» edildikten çok sonra eldeki davayı açtığı, davalının süresinde «zamanaşımı» itirazında bulunduğu, davacının satın almış olduğu ürünlerdeki ayıbı öğrendikten sonra derhal bildirimde bulunmadığı gibi tespit raporu aldıktan çok sonra eldeki d …
Ancak, mahkemece «ayıp ihbarının» yasal süre içerisinde yapılmadığı belirtilmiş ise de, ayıbın ihbarı konusunda yukarıda açıklanan madde hükümleri uyarınca inceleme yapılarak «ayıp ihbar sürelerine» uyulup uyulmadığı değerlendirilmeden ve tartışılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir.
HD.’nin 07.03.2018 gün, 2016/20095 esas ve 2018/2876 karar sayılı kararı ile «görevli» mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğundan bahisle bozulmuştur.
Bu hüküm uyarınca malın 22.09.2013 tarihinde «fatura» ile satın alındığı, eldeki davanın ise 22.04.2015 tarihinde «zamanaşımı» süresi içinde açıldığı anlaşılmış olup mahkemece davalının zamanaşımı savunmasının reddi gerekirken davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2875 E. , 2023/5203 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/280 Esas, 2022/27 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.09.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan dış cephe boyası ve inceltici satın aldığını, bu malzemeleri Atatürk Üniversitesinin kampüs alanında bulunan binalarının dış cephe boyama işinde kullandığını, bir süre sonra binaların dış cephelerinde dökülme ve kabarmaların oluştuğunu, Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/52 D. İş sayılı dosyası ile alınan delil tespiti raporunda, boyanın duvardan parçalanarak kalktığı, sorunun astar boya ile uygulanan boya arasındaki bağlayıcıların uyumsuzluğundan kaynaklanmış olabileceği, bozulan kaplamanın, iş iskelesi kurularak kazınması, tamirlerinin yapılması, ilk astar boya sonrası kat kaplama yapılması işinin 567.691,07 TL olduğunun tespit edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 570.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; boyanın usulüne uygun kullanılmadığını, davacıya satılan boyanın daha fazla yerde kullanıldığını, inceltilerek kullanılan boyada kabarmaların düştüğünü, müvekkilinin satıp teslim ettiği ürünün ayıplı olmadığını, davacının uygulama hatasından kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 10.02.2017 tarih, 2016/97 E. ve 2017/82 K. sayılı kararı ile davacı tarafın davasının kısmen kabulü ile 567.691,07 TL'nin dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 28.02.2018 tarih, 2017/2331 E. ve 2018/1038 K. sayılı kararı ile "... Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davalının sattığı inceltici astar boya ve kaplama malzemelerinin ayıplı olduğu, uygulanan dış cephelerde kabarmaların meydana geldiği, bu nedenle iş sahibi olan üniversiteye karşı sorumlu bulunduğu, oluşan zarar miktarından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 567.691,07 TL'nin dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2014/8643 E., 2015/6135 K. sayılı ve 27.04.2015 tarihli bozma ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yerel mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak bozma kararı yerine getirilmemiştir.
Bozma ilamında "Dava, satıcının ayıba karşı tekeffülü hükümlerine dayanmakta olup, uyuşmazlığın çözümünde dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 23. maddesi ve bu maddenin yollamada bulunduğu TBK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu itibarla, öncelikle; dava konusu malzemenin ayıplı olup olmadığının saptanması, ayıplı olduğunun belirlenmesi halinde ise yukarıda sözü edilen yasa hükmünde belirtilen sürelerde ayıp ihbarı bulunup bulunulmadığı belirlenerek, sorumluluk durumunun değerlendirilmesi icap etmektedir. Bu çerçevede mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor yeterli incelemeyi içermediği gibi Yargıtay denetimine de elverişli görülmemiştir. Bu durumda mahkemece, konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden ayıp iddiası yönünden, davalının itirazlarını de değerlendirecek biçimde ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, satılan malın ayıplı olduğunun tespiti halinde süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunulmadığı yönünden de araştırma ve inceleme yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." denilmiştir.
Mahkemece hükmüne uyulan bozma kararı gereğince 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken tek bilirkişiden rapor alındığı gibi bu raporda bozma kararında açıklanan hususlarda yeterli inceleme ve izahata yer verilmemiş olması da doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle hükmün taraflar yararına bozulmasına, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 15.000 m² alan boyanması için kendisi tarafından yapılan hesaplamaya göre 480 teneke boya, 230 teneke inceltici ve 100 teneke astar temin edilerek davacı tarafa verildiği, davacı tarafından boyanın %95'i, astarın tamamı, incelticinin ise %90'nın kullanıldığı, davalının iddia ettiği gibi 15.298 m² alan boyansa dahi m²'de kullanılan boya miktarının 0,750 kg/m² olduğu, davalının m²'de 0,800 kg/m² oranında boya kullanılması gerektiğini ileri sürdüğü, davacı tarafından kullanılan oranın somut olayda olduğu gibi dökülme ve soyulmaları meydana getirebilecek nitelikte olmadığının bilirkişi raporlarında belirtildiği, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda da davalı tarafından temin edilen ürünün ayıplı olduğunun belirtildiği hususları dikkate alındığında davalının temin ettiği boyaların ayıplı mal niteliğinde olduğu sonucuna varıldığı, davalı tarafından 06.08.2010 tarihinde malzeme tesliminin yapıldığı, davacının almış olduğu işi 22.12.2010 tarihinde teslim ettiği, Atatürk Üniversitesi tarafından 02.01.2012 tarihinde kesin kabulün yapıldığı, tamirat ve tadilatı yapılan bloklarda kesin kabulün yapılması sonrasında 2012 yılında soyulma ve dökülmelerin meydana gelmesi üzerine davacının 10.05.2012 tarihinde telefonla davalıya arayarak durumu bildirdiği, 07.06.2012 tarihinde tespit yaptırmak üzere Mahkemeye başvurduğu, davalının ise 28.06.2012 tarihli ihtarnamesiyle kendisine telefonla yapılan bu bildirimi kabul etmediği, iş sahibi olan Atatürk Üniversitesinin davacı tarafa 26.04.2013 tarihinde dökülme ve soyulmalara ilişkin yazılı bildirimde bulunduğu dikkate alındığında, davacının olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak olan ayıbın bulunduğunun anlaşılması üzerine derhal satıcıya haber verdiği, bu şekilde yasada ön görülen ihbar süresine uygun hareket ettiği, zira Atatürk Üniversitesi tarafından davacıya bildirim yapılmasından çok önce davacı tarafından davalıya telefon ile bilgi verilmiş olup davalının kendisine yönelik verilen bu bilgiyi kabul ettiği, aynı şekilde davacının kendisine iş sahibi tarafından ihbar bulunulmasından önce davalı tarafa durumu bildirdiği ve Mahkemeye başvurarak tespit yaptırdığı, davalının davacıya temin ettiği boyanın bağlayıcılık özelliğinin zayıf olduğu, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarında da bu hususun açıkça belirtildiği, buna göre davalının davacıya ayıplı mal teslim ettiği, davacının ayıplı mal nedeniyle davalı tarafa süresi içerisinde bildirimde bulunduğu, davacı tarafından kullanılan bu ürünler nedeniyle iş sahibi Atatürk Üniversitesine ait bloklarda soyulma ve dökülmelerin meydana geldiği, davacının bu soyulma ve dökülmeler nedeniyle aynı işi tekrar yapmak zorunda kaldığı, dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre işin yeniden yapılması için gerekli olan maliyetin 567.691,06 TL olduğunun belirtildiği, davalının ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca meydana gelen bu zarardan sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 567.691,01 TL'nin dava tarihi olan 25.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının basiretli iş adamı gibi davranıp ayıp ihbarını yapmadığı gibi, yaptığını da ispatlayamadığı, Mahkemenin gerekçesine dayanak kıldığı ayıp ihbarının yapıldığı yönündeki hususların doğru olmadığını, davacının usulüne uygun bir ayıp ihbarının bulunmadığını, şifai ayıp ihbarının taraflarınca kabul edilmediğini, davalı tarafından gönderilen ihbarın içeriğinin çok açık olduğunu ve ayıp ihbarı yapılmadığının bildirildiğini, ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun yapılmadığını, bu sebeple Mahkemenin gerekçesinin yerinde olmadığını, davacının malı teslim aldıktan sonra boyanın analizini yaptırmadığından ayıp ihbarının yine süresinde olmadığını, dosyada bulunan 15.11.2013 tarihli ODTÜ'den alınan raporda boyanın ayıplı olmadığının bildirildiğini, davacının boyaları teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelettirmek zorunda olduğunu, bunu yapmadığını, ısrarlı taleplerine rağmen yargılama aşamasında üniversiteye gidilip ne kadar alanın döküldüğünün analiz edilmediğini, davacının tek taraflı aldığı tespit raporuna göre hüküm tesis edildiğini, ODTÜ'den alınan rapora rağmen Mahkemenin boyayı ayıplı kabul etmesinin doğru olmadığını, Mahkemenin vermiş olduğu kararın gerekçesine dayanak olarak yapmış olduğu hususların doğru olmadığını, dosyada mevcut olan bilirkişi raporlarını değerlendiren Mahkemenin çok tuhaf olarak kesin ve kuşkuya yer vermeyecek derecede kesin ve net olan müvekkili şirketin vermiş olduğu boyanın ayıplı olmadığına dair teknik analizi yapılmış bilirkişi raporlarını yok saydığını, kaldı ki bilirkişi raporlarında boyanın bağlayıcılığının zayıf olmasının boyanın içine konulan incelticinin fazla konulmasından dolayı olduğunun belirtildiğini, davacıya uygulamayı anlatmak için boya yapılan alanda ve Rektörlük binasında dökülme olmadığını, boya ayıplı ise o zaman bu alanlarda da dökülme olması gerektiğini, davacı şirketin olayın meydana gelmesinde kusurlu olduğu, bilirkişi raporlarında işaret edildiği gibi boyanın içine fazla miktarda inceltici koyduğunu, davacının alanda eksik boya kullandığını, bu hususta itirazlarının dikkate alınmadığını, satış yapılan başka yerlerde sorun çıkmadığını, bu savunmalarının Mahkemece dikkate alınmadığını, Mahkemeye sundukları numunelerin analize gönderilmediğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davacının daha fazla bir alanı az boya ile boyadığı hususunun Mahkemece dikkate alınmadığını, davalının verdiği boya ayıplı ise tüm alanın dökülmesi gerektiğini, iş sahibinin kesin kabul yapmasının boyanın ayıplı olmadığını gösterdiğini, iş sahibinin bildirdiği tarih itibariyle zamanaşımı süresinin geçtiğini, Mahkemenin hükmettiği tazminat miktarının da doğru olmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, satıcının ayıba karşı tekeffül hükümleri nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/979096400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz