Menfi Tespit ve İpoteğin Fekki
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1555 E. 2023/5168 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
adli tıp kurumu raporu↗ fiil ehliyeti↗ ipoteğin kaldırılması↗ ipoteğin fekki↗ takibin durdurulması↗ borca itiraz↗ ödeme emri↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ başvurma harcı↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ menfi tespit davası↗ vekalet ücreti takdiri↗ ihtisas mahkemesi↗ kısıtlılık↗ müteselsil kefil↗ tespit davası↗ mirasçılık↗ ipotek↗ iş bölümü↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ muvafakat↗ genel kredi sözleşmesi↗ temlik↗ sulh hukuk mahkemesi↗ kefil↗ taraf ehliyeti↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ sulh↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ teminat↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/592 E., 2018/508 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ile ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin vasisi olduğu ...'in Menderes Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/543 E., 2014/223 K. sayılı kararıyla kısıtlandığını, ...'e Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi' nin 10.10.2012 tarihli raporuyla bunama/depresif bozukluk, Şifa Üniversitesi Hastanesi'nin 29.04.2013 tarihli raporuyla Alzheimer hastalığı teşhisi konulduğunu, hukuki ve fiili işlem bulunmadığını, davalı Şeker Bank AŞ'nin İzmir 14.İcra Müdürlüğü'nün 2013/12271 E. sayılı dosyasıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçtiğini, takibin dayanağının genel kredi sözleşmesi olduğunu, davalı tarafın kredi sözleşmesine dayanarak ...'e ait taşınmazı ipotek ettirdiğini, sözleşmenin yapıldığı 02.10.2012 tarihinde ...'in fiil ehliyetinin bulunmadığını, ehliyetsiz olduğunu bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürerek taşınmazın satışının durdurulması, takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti ve ipoteğin fekki ile %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın Ayrancılar şubesi ile dava dışı ... arasında yapılan genel kredi sözleşmesine davacı ...'in müteselsil kefil olduğunu ve ayrıca taşınmazını ipotek vererek, ipotek borçlusu olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildiğini, ipotek miktarının 210.000,00.TL olduğunu, İzmir 14. İcra Müdürlüğü'nün 2013/12271 E. sayılı dosyasında yapılan takibe itiraz edildiğini, davacının bunama ve depresif bozukluk hastalığının 02.10.2012 tarihinde bulunmadığını, bu tarihten sonra ortaya çıktığını, eşinin de ipoteğe muvafakat verdiğini, ...'in sözleşme yapılırken akıl sağlığının yerinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip alacaklısının Şeker Bank AŞ, takip borçlusunun ... ve ... aleyhine 10.10.2013 tarihinde 129.268,90 TL asıl alacak ve işlemiş faizle birlikte 142.088,07 TL üzerinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiği, borçluya ödeme emrinin gönderildiği, borca itiraz ederek takibin durdurduğu, ...'e ait taşınmaz üzerinde Şeker Bank AŞ lehine 210.000,00 TL bedelli %40 değişken faizli 1. dereceden ipotek konulduğu, davacının daha önce tedavi gördüğü Bozyaka Devlet Hastanesinden gelen ve diğer kurumlardan elde edilen hastane kayıtları, ilaç kullanım bilgileri ile Bozyaka Devlet Hastanesinden alınan 19.01.2015 tarihli sağlık kurulu raporu Celal Bayar Üniversitesinden alınan 10.10.2012 tarihli rapor, Şifa Üniversitesi Bornova Sağlık uygulama ve Araştırma Hastanesinin 29.04.2013 tarihli raporu ve bu raporlara istinaden Adli Tıp Kurumunun 29.08.2016 tarihli asıl ve itirazlar üzerine alınan 31.10.2016 tarihli ek raporuna göre ...'in işlemin yapıldığı 02.10.2012 tarihinde mevcut raporlara göre demans hastası olduğu, depresyon tedavisi gördüğü, Şifa Üniversitesi Hastanesinin kayıtlarına göre 29.04.2013 tarihinde kesin tanı Alzheimer teşhisi konulduğu ve bu hastalığın başlangıç tarihi itibariyle 02.10.2012 tarihinde davacı ...'in tasarruf ve fiil ehliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, davacının yargılama devam ederken 30.03.2015 tarihinde ölmesi nedeniyle mirasçıları ... ve vasi olan oğlu ... davaya dahil edilerek yargılamanın devamı sağlandığı, sözleşme yapma ehliyeti olmayan davacının yapmış olduğu sözleşmenin (genel kredi sözleşmesindeki kefaletin ve ipotek sözleşmesindeki teminata ilişkin beyanının) hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığı, somut olayda, davacı tam ehliyetsiz olup, ayırt etme gücü olmayan ergin kişi durumunda olduğundan tam fiil ehliyetini gerektiren işlemleri yapamayacağı, bu nedenle; söz konusu 02.10.2012 tarihli sözleşme ile ve sözleşmeye istinaden yapılan dava ve takip konusu olan ipotek sözleşmesiyle bağlı olmadığı ve borçlu davacıyı menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin, borçlunun fiil ehliyetine sahip olmadığını bildiği halde haksız ve kötü niyetli olarak takip yaptığı tespit edilemediğinden davacı lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmediği gerekçesiyle davacıların davasının kısmen kabulü ile davacıların dava konusu olan İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2013/12271 E. sayılı dosyasında takibe konu olan ipotek sözleşmesi ve bu sözleşmenin dayandığı genel kredi sözleşmesinde borçlu olarak ipotek veren ...'in 02.10.2012 tarihinde fiil ehliyetine sahip olmadığı ve yapılan işlemlerin niteliğini ayıracak temyiz gücünün bulunmadığı tespit edilmekle Şeker Bank Ayrancılar Şubesi ile borçlu ... arasında yapılan 02.10.2012 tarihli 200.000,00.TL bedelli genel kredi sözleşmesinden ve bu sözleşmeye istinaden borçlu ... lehine verilen bağımsız bölüm üzerine konulan 210.000,00.TL bedelli ipotek sözleşmesinden borçlu olmadığının tespitine, taşınmaz üzerine konulan ipoteğin kaldırılmasına, davacının kötü niyet tazminat şartları gerçekleşmediğinden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece araştırılması gereken tüm hususların araştırılmadığını, eksik inceleme yapıldığını, ...' in dava dışı ... tarafından kullanılacak olan kredi karşısında eşinin de muvafakatı ile ... lehine ipotek tesis ettirdiğini, sözleşmenin imzası sırasında eş de dahil olmak üzere herhangi bir itirazın söz konusu olmamasına ve hatta yapılan işleme muvafakat verilmesine rağmen işlemden 8 gün sonra kişinin bunama/depresif bozukluk tanısı ile rapor almasının son derece düşündürücü olduğunu, alınan raporun yeterli olmadığını, yargılamada davacının davasını ''iyi niyetli'' olarak ikame ettiğine, ipoteği bir edim karşılığı kabul edip etmediğine ilişkin herhangi bir araştırmanın yapılmadığını, ipotek sözleşmesine muvafakat eden eş bakımından sözleşmenin geçerli olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca hukuki işlem tarihi ve öncesinde kişinin akıl sağlığının yerinde olmadığına ilişkin bilirkşi raporun bulunmaması halinde işlem tarihinde kişinin akıl sağlığının yerinde olmadığı varsayımı ile hüküm kurulamayacağını, vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ATK 4. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 29.08.2016 tarih ve 2016/4289 K. sayılı ve 31.10.2016 tarih ve 2016/5037 K. sayılı raporlarına göre kredi sözleşmesinin imzalandığı ve ipoteğin tesis edildiği 02.10.2012 tarihinde kredi sözleşmesine müteselsil kefil olan ve ipotek tesis eden müteveffa ...' in hukuki ve fiili işlem yapma ehliyetine haiz olmadığına, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporlarının oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olduğu, harçlandırılan dava değerine ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekalet ücretinin takdir edilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı (temlik alan-temlik veren) vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ehliyetsizlik nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan icra takibine dayanak genel kredi sözleşmesindeki kefaletin ve ipotek sözleşmesinin geçersiz olduğundan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 14 üncü ve 15 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5520 E. 2021/6448 K.
Ortak:fiil ehliyeti · ipoteğin fekki · ipotek · taraf ehliyeti · geçersizlik
İncelediğiniz karardaDAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin vasisi olduğu ...'in Menderes Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/543 E., 2014/223 K. sayılı kararıyla «kısıtlandığını», ...'e Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi' nin 10.10.2012 tarihli raporuyla bunama/depresif bozukluk, Şifa Üniversitesi Hastanesi'nin 29.04.2013 tarihli raporuyla Alzheimer hastalığı teşhisi konulduğunu, hukuki ve fiili işlem bulunmadığını, davalı Şeker Bank AŞ'nin İzmir 14.İcra Müdürlüğü'nün 2013/12271 E. sayılı dosyasıyla «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takibe geçtiğini, takibin dayanağının «genel kredi sözleşmesi» olduğunu, davalı tarafın kredi sözleşmesine dayanarak ...'e ait taşınmazı «ipotek» ettirdiğini, sözleşmenin yapıldığı 02.10.2012 tarihinde ...'in «fiil ehliyetinin» bulunmadığını, ehliyetsiz olduğunu bu nedenle sözleşmenin «geçersiz» olduğunu ileri sürerek taşınmazın satışının durdurulması, takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti ve «ipoteğin fekki» ile %20 «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «ehliyetsizlik» nedeniyle «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yapılan icra takibine dayanak «genel kredi sözleşmesindeki» «kefaletin» ve «ipotek» sözleşmesinin «geçersiz» olduğundan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
… kemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip alacaklısının Şeker Bank AŞ, takip borçlusunun ... ve ... aleyhine 10.10.2013 tarihinde 129.268,90 TL «asıl alacak» ve işlemiş faizle birlikte 142.088,07 TL üzerinde «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takibe geçildiği, borçluya «ödeme emrinin» gönderildiği, «borca itiraz» ederek «takibin durdurduğu», ...'e ait taşınmaz üzerinde Şeker Bank AŞ lehine 210.000,00 TL bedelli %40 değişken faizli 1. dereceden «ipotek» konulduğu, davacının daha önce tedavi gördüğü Bozyaka Devlet Hastanesinden gelen ve diğer kurumlardan elde edilen hastane kayıtları, ilaç kullanım bilgileri ile Bozyaka Devlet Hastanesinden alınan 19.01.2015 tarihli sağlık kurulu raporu Celal Bayar Üniversitesinden alınan 10.10.2012 tarihli rapor, Şifa Üniversitesi Bornova Sağlık uygulama ve Araştırma Hastanesinin 29.04.2013 tarihli raporu ve bu raporlara istinaden Adli Tıp Kurumunun 29.08.2016 tarihli asıl ve itirazlar üzerine alınan 31.10.2016 tarihli ek raporuna göre ...'in işlemin yapıldığı 02.10.2012 tarihinde mevcut raporlara göre demans hastası olduğu, depresyon tedavisi gördüğü, Şifa Üniversitesi Hastanesinin kayıtlarına göre 29.04.2013 tarihinde «kesin» tanı Alzheimer teşhisi konulduğu ve bu hastalığın başlangıç tarihi itibariyle 02.10.2012 tarihinde davacı ...'in tasarruf ve «fiil ehliyetinin» bulunmadığının tespit edildiği, davacının yargılama devam ederken 30.03.2015 tarihinde ölmesi nedeniyle «mirasçıları» ... ve vasi olan oğlu ... davaya «dahil» edilerek yargılamanın devamı sağlandığı, sözleşme yapma ehliyeti olmayan davacının yapmış olduğu sözleşmenin («genel kredi sözleşmesindeki» «kefaletin» ve ipotek sözleşmesindeki «teminata» ilişkin beyanının) hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığı, somut olayda, davacı tam ehliyetsiz olup, ayırt etme gücü olmayan ergin kişi durumunda olduğundan tam fiil ehliyetini gerektiren işlemleri yapamayacağı, bu nedenle; söz konusu 02.10.2012 tarihli sözleşme ile ve sözleşmeye istinaden yapılan dava ve takip konusu olan ipotek sözleşmesiyle bağlı olmadığı ve borçlu davacıyı «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin, borçlunun fiil ehliyetine sahip olmadığını bildiği halde haksız ve kötü niyetli olarak takip yaptığı tespit edilemediğinden davacı lehine %20 «kötü niyet tazminatına» hükmedilmediği gerekçesiyle davacıların davasının kısmen kabulü ile davacıların dava konusu olan İzmir 14.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiğinden davacının işlem tarihi olan 17/07/2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı ayrıca davacı tarafından «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı da ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu nedenden dolayı da «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkillinin okuma yazma bilmediğini ve «ipotek» sözleşmesinin imzalandığı tarihte akıl sağlığının yerinde olmadığını ileri sürerek davalı banka lehine verilen «ipoteğin fekkini» talep etmiş, mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının ipotek sözleşmesinin imzalandığı tarihte «fiil ehliyetine» sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının okuma yazma bilmediği ve bu sebeple hulüs ve saffetinden yararlanıldığı iddiası yönünden herhan …
2- Dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin iptali
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiğinden davacının işlem tarihi olan 17/07/2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı ayrıca davacı tarafından «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı da ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu nedenden dolayı da «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Ortaklar kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11842 E. 2014/1063 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortaklar kurulu kararının iptali · ortaklar kurulu kararı · hisse devri · limited şirket · kusur
Benzer bu karardaDava, «hisse devrine» ilişkin «limited şirket» «ortaklar kurulu kararının iptali» davasıdır.
… tış tarihi itibari ile gerçekleştiği, ortaklar kurulunun kararının ancak şirket ortağı olmayan üçüncü bir şahsın ortaklığa girişi halinde zorunlu ve gerekli olduğu, «limited şirket» hisse devirlerinin gerçekleşmesi için tescilin kurucu bir işlem olmayıp bildirici özellik taşıdığı ve tescili kanunen zorunlu olan bir işlem olmadığı, murisin sağlığında gerçekleşen satım ilişkisi ve sonrasında alınan «ortaklar kurulu kararının iptalinin» muris tarafından talep edilmemiş olması karşısında da, davacı murislerin kararın iptalini talep etme haklarının olmayacağı, ayrıca açılan davanın miras hukukuna il …
Ancak, davacılar vekili, 06.04.2012 tarih ve 2012/1 sayılı «ortaklar kurulu» kararının alındığı tarih itibariyle müvekkillerinin murisi Ö.
K.'nun akıl sağlığının yerinde olmadığını, murisin bellek ve muhakeme «kusuru» olduğunu, alzheimer tipi demans tanısı ile tek başına hayatını idame ettiremeyeceğinin doktor raporuyla tespit edildiğini iddia ettiğinden, bu hususa ilişkin davacı taraf delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7374 E. 2023/1701 K.
Ortak:fiil ehliyeti · kısıtlılık · taraf ehliyeti · menfi tespit · dahili dava · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… kemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip alacaklısının Şeker Bank AŞ, takip borçlusunun ... ve ... aleyhine 10.10.2013 tarihinde 129.268,90 TL «asıl alacak» ve işlemiş faizle birlikte 142.088,07 TL üzerinde «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takibe geçildiği, borçluya «ödeme emrinin» gönderildiği, «borca itiraz» ederek «takibin durdurduğu», ...'e ait taşınmaz üzerinde Şeker Bank AŞ lehine 210.000,00 TL bedelli %40 değişken faizli 1. dereceden «ipotek» konulduğu, davacının daha önce tedavi gördüğü Bozyaka Devlet Hastanesinden gelen ve diğer kurumlardan elde edilen hastane kayıtları, ilaç kullanım bilgileri ile Bozyaka Devlet Hastanesinden alınan 19.01.2015 tarihli sağlık kurulu raporu Celal Bayar Üniversitesinden alınan 10.10.2012 tarihli rapor, Şifa Üniversitesi Bornova Sağlık uygulama ve Araştırma Hastanesinin 29.04.2013 tarihli raporu ve bu raporlara istinaden Adli Tıp Kurumunun 29.08.2016 tarihli asıl ve itirazlar üzerine alınan 31.10.2016 tarihli ek raporuna göre ...'in işlemin yapıldığı 02.10.2012 tarihinde mevcut raporlara göre demans hastası olduğu, depresyon tedavisi gördüğü, Şifa Üniversitesi Hastanesinin kayıtlarına göre 29.04.2013 tarihinde «kesin» tanı Alzheimer teşhisi konulduğu ve bu hastalığın başlangıç tarihi itibariyle 02.10.2012 tarihinde davacı ...'in tasarruf ve «fiil ehliyetinin» bulunmadığının tespit edildiği, davacının yargılama devam ederken 30.03.2015 tarihinde ölmesi nedeniyle «mirasçıları» ... ve vasi olan oğlu ... davaya «dahil» edilerek yargılamanın devamı sağlandığı, sözleşme yapma ehliyeti olmayan davacının yapmış olduğu sözleşmenin («genel kredi sözleşmesindeki» «kefaletin» ve ipotek sözleşmesindeki «teminata» ilişkin beyanının) hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığı, somut olayda, davacı tam ehliyetsiz olup, ayırt etme gücü olmayan ergin kişi durumunda olduğundan tam fiil ehliyetini gerektiren işlemleri yapamayacağı, bu nedenle; söz konusu 02.10.2012 tarihli sözleşme ile ve sözleşmeye istinaden yapılan dava ve takip konusu olan ipotek sözleşmesiyle bağlı olmadığı ve borçlu davacıyı «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin, borçlunun fiil ehliyetine sahip olmadığını bildiği halde haksız ve kötü niyetli olarak takip yaptığı tespit edilemediğinden davacı lehine %20 «kötü niyet tazminatına» hükmedilmediği gerekçesiyle davacıların davasının kısmen kabulü ile davacıların dava konusu olan İzmir 14.
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin vasisi olduğu ...'in Menderes Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/543 E., 2014/223 K. sayılı kararıyla «kısıtlandığını», ...'e Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi' nin 10.10.2012 tarihli raporuyla bunama/depresif bozukluk, Şifa Üniversitesi Hastanesi'nin 29.04.2013 tarihli raporuyla Alzheimer hastalığı teşhisi konulduğunu, hukuki ve fiili işlem bulunmadığını, davalı Şeker Bank AŞ'nin İzmir 14.İcra Müdürlüğü'nün 2013/12271 E. sayılı dosyasıyla «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takibe geçtiğini, takibin dayanağının «genel kredi sözleşmesi» olduğunu, davalı tarafın kredi sözleşmesine dayanarak ...'e ait taşınmazı «ipotek» ettirdiğini, sözleşmenin yapıldığı 02.10.2012 tarihinde ...'in «fiil ehliyetinin» bulunmadığını, ehliyetsiz olduğunu bu nedenle sözleşmenin «geçersiz» olduğunu ileri sürerek taşınmazın satışının durdurulması, takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti ve «ipoteğin fekki» ile %20 «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesini talep etmiştir.
İcra Müdürlüğünün 2013/12271 E. sayılı dosyasında takibe konu olan «ipotek» sözleşmesi ve bu sözleşmenin dayandığı «genel kredi sözleşmesinde» borçlu olarak ipotek veren ...'in 02.10.2012 tarihinde «fiil ehliyetine» sahip olmadığı ve yapılan işlemlerin niteliğini ayıracak temyiz gücünün bulunmadığı tespit edilmekle Şeker Bank Ayrancılar Şubesi ile borçlu ... arasında yapılan 02.10.2012 tarihli 200.000,00.TL bedelli genel kredi sözleşmesinden ve bu sözleşmeye istinaden borçlu ... lehine verilen bağımsız «bölüm» üzerine konulan 210.000,00.TL bedelli ipotek sözleşmesinden borçlu olmadığının tespitine, taşınmaz üzerine konulan «ipoteğin kaldırılmasına», davacının «kötü niyet tazminat» şartları gerçekleşmediğinden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, senetlerin düzenlenme tarihinde, hukuki işlem «ehliyetine» sahip olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan (ATK) aldırılan raporda, davacı ...'in 08.03.2017, 02.08.2017 ve 29.11.2017 tarihlerinde yapılan muayenelerinde «fiili ehliyetini» müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan (demansiyel sendrom) denilen bunama halinin saptandığı, kişide tespit edilen "Demansiyel Sendrom" denilen bu akıl zayıflığının akit tarihlerinde de mevcut olduğu tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre; ...'in 15.11.2013 ve 23.05.2014 tarihlerinde fiili ehliyetine haiz olmadığı yönünde görüş bildirildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 670 nci maddesi gereği akit ile borçlanmaya ehil olan kimsenin poliçe, «çek» ve «bono» ile borçlanmaya da ehil olduğu, aynı Kanun'un 1 inci maddesi gereği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 14 üncü maddesine göre ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve «kısıtlıların» fiil ehliyetinin olmadığı, 15 inci maddesine göre kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiillerinin hukuki sonuç doğurmadığı ve 16 ncı madde belirtildiği üzere ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlıların yasal «temsilcilerinin» «rızası» olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri, davalılar vekillerinin Seydişehir Devlet Hastanesindeki kayıtlar hariç olmak üzere diğer hastane raporlarına ilişkin delilleri davacı vekilinin dilekçeler aşamasında ileri sürmediğinden bahisle ilgili hastane raporlarının dosyaya kazandırılamayacağı ve davacının akıl sağlığına ilişkim yapılacak tetkikte dikkate alınamayacağı yönündeki itirazının, ön «inceleme duruşmasından» sonra davacı vekilinin süresinde bildirmiş olduğu delil listesi içerikli dilekçenin içinde hastane kayıtlarına dayanılmış olması nedeni ile yerinde olmadığı, davac …
… k ve parkinson, geç alzheimer tanısına yer verilmişse de 23.12.2014 tarihi itibarı ile var olduğu belirtilen tanıların senet tanzim tarihi itibarı ile olduğuna dair «kesin» bir tanıya ulaşmanın mümkün olmadığını, bununla alakalı olarak raporda bilimsel ya da tıbbi herhangi bir veriye yer verilmediğini, 23.12.2014 tarihindeki tespitin senetlerin tanzim tarihine kadar geriye yürütlmesinin hangi tıbbi gereklilikten kaynaklandığının belirtilmediğini, davacının senetlerin tazmin tarihi «dahil» muhtelif tarihlerde yapmış olduğu ticari işlemlerinde hafifi bilişsel bozukluk içinde olmadığının açık olduğunu, dosta kapsamındaki «tanık beyanlarının» ATK raporunda dikkate alınmadığını, davacının tespitteki gibi bir durumu varsa bunun dışarıda 3. kişiler tarafından da algılanabilecek olduğunu bu durumda işlem yapanların bu işlemlerden imtina etmesi gerektiğini, tüm bu hususların ATK raporunda değerledirilmediğini ve mahkeme kararında bahsekonu tanını geriye yürüme «sebebinin» diğer delileri çürüterek açıklanmadığını, ATK raporunda davacıya yöneltilen sorulan basit olduğunu, davacı tarafın işbu davaya konu takip dosyları dışında davacının oğluna verdiği vekalet işlemi ile yapılan araç satış ve banka işlemleri hakkında «tasarrufun iptali davası» açılmamış olmasının davacı tarafın «kötüniyetini» gösterdiğini, senetlerin düzenlendiği tarihlerde davacının tespitteki gibi bir rahatsızlığı olsaydı davacı vasisinin ve davacının oğlunun tapuda işlem yaptıramayacakları gibi «bankacılık işlemlerini» de yaptırmayacak olduklarını, rapor tarihinden geçmişe yönelik olarak 15.11.2013 itibarı ile 5 sene öncesinde de bu rahatsızlığın olduğunun tespitinin mümkün olmadığını, davacının kendi kusuruna dayanamayacağını, müvekkillerinin üç yıllık muhakeme sonucu ortaya çıkan durumu bilemeyeceklerini dolaysıyla davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden «yargılama giderlerinden sorumlu» olmamaları gerektiğini İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu bonolarun «keşide tarihlerinin» 15.11.2013 ile 23.05.2014 arasında olduğu, toplam 9 adet «bononun» ayrı ayrı icra takibine konulduğu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 15.11.2013 ve 23.05.2014 tarihleri arasında «fiil ehliyetine» sahip olmadığının belirlendiği, söz konusu raporun ATK'nın 4.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak def'i · tasarrufun iptali davası · malen kaydı · vesayet · tasarrufun iptali · takibin kesinleşmesi · keşide tarihi · esnaf
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; «vesayet» altına alınan davacının yıllardır demans işitme «kaybı», parkinson ve alzheimer hastası olduğunu, bu durumunu bilebilecek kişiler tarafından yararlanılarak senet tanzim edildiğinin öğrenildiğini, davacı aleyhine yapılan takiplerin usulsüz kesinleştirildiğini, alacaklı görünen, birisi hekim diğerleri «esnaf» olan kişilerle «malen kaydı» «taşıyan» senetlerle davacının herhangi bir mal alım satımının olmadığını, davacının bu senetlerin ne zaman ne şekilde kendisinden alındığı konusunda bilgi sahibi olmadığını …
… k ve parkinson, geç alzheimer tanısına yer verilmişse de 23.12.2014 tarihi itibarı ile var olduğu belirtilen tanıların senet tanzim tarihi itibarı ile olduğuna dair «kesin» bir tanıya ulaşmanın mümkün olmadığını, bununla alakalı olarak raporda bilimsel ya da tıbbi herhangi bir veriye yer verilmediğini, 23.12.2014 tarihindeki tespitin senetlerin tanzim tarihine kadar geriye yürütlmesinin hangi tıbbi gereklilikten kaynaklandığının belirtilmediğini, davacının senetlerin tazmin tarihi «dahil» muhtelif tarihlerde yapmış olduğu ticari işlemlerinde hafifi bilişsel bozukluk içinde olmadığının açık olduğunu, dosta kapsamındaki «tanık beyanlarının» ATK raporunda dikkate alınmadığını, davacının tespitteki gibi bir durumu varsa bunun dışarıda 3. kişiler tarafından da algılanabilecek olduğunu bu durumda işlem yapanların bu işlemlerden imtina etmesi gerektiğini, tüm bu hususların ATK raporunda değerledirilmediğini ve mahkeme kararında bahsekonu tanını geriye yürüme «sebebinin» diğer delileri çürüterek açıklanmadığını, ATK raporunda davacıya yöneltilen sorulan basit olduğunu, davacı tarafın işbu davaya konu takip dosyları dışında davacının oğluna verdiği vekalet işlemi ile yapılan araç satış ve banka işlemleri hakkında «tasarrufun iptali davası» açılmamış olmasının davacı tarafın «kötüniyetini» gösterdiğini, senetlerin düzenlendiği tarihlerde davacının tespitteki gibi bir rahatsızlığı olsaydı davacı vasisinin ve davacının oğlunun tapuda işlem yaptıramayacakları gibi «bankacılık işlemlerini» de yaptırmayacak olduklarını, rapor tarihinden geçmişe yönelik olarak 15.11.2013 itibarı ile 5 sene öncesinde de bu rahatsızlığın olduğunun tespitinin mümkün olmadığını, davacının kendi kusuruna dayanamayacağını, müvekkillerinin üç yıllık muhakeme sonucu ortaya çıkan durumu bilemeyeceklerini dolaysıyla davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden «yargılama giderlerinden sorumlu» olmamaları gerektiğini İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… .Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde davacı hakkında belirtilen durumların gerçeği yansıtmadığını, icra dosyasına itiraz edilmediği ve «takibin kesinleştiğini», davacının ticaret ile uğraştığını, «kısıtlılığının» bulunmadığını, Seydişehir Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kısıtlılık kararı ile ilgili davada aldırılan raporun afaki olup herhangi bir dönem kapsamadığını …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu bonolarun «keşide tarihlerinin» 15.11.2013 ile 23.05.2014 arasında olduğu, toplam 9 adet «bononun» ayrı ayrı icra takibine konulduğu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 15.11.2013 ve 23.05.2014 tarihleri arasında «fiil ehliyetine» sahip olmadığının belirlendiği, söz konusu raporun ATK'nın 4.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1555 E. , 2023/5168 K.
"İçtihat Metni"
.
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/34 Esas, 2021/1598Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/592 E., 2018/508 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ile ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin vasisi olduğu ...'in Menderes Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/543 E., 2014/223 K. sayılı kararıyla kısıtlandığını, ...'e Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi' nin 10.10.2012 tarihli raporuyla bunama/depresif bozukluk, Şifa Üniversitesi Hastanesi'nin 29.04.2013 tarihli raporuyla Alzheimer hastalığı teşhisi konulduğunu, hukuki ve fiili işlem bulunmadığını, davalı Şeker Bank AŞ'nin İzmir 14.İcra Müdürlüğü'nün 2013/12271 E. sayılı dosyasıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçtiğini, takibin dayanağının genel kredi sözleşmesi olduğunu, davalı tarafın kredi sözleşmesine dayanarak ...'e ait taşınmazı ipotek ettirdiğini, sözleşmenin yapıldığı 02.10.2012 tarihinde ...'in fiil ehliyetinin bulunmadığını, ehliyetsiz olduğunu bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürerek taşınmazın satışının durdurulması, takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti ve ipoteğin fekki ile %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın Ayrancılar şubesi ile dava dışı ... arasında yapılan genel kredi sözleşmesine davacı ...'in müteselsil kefil olduğunu ve ayrıca taşınmazını ipotek vererek, ipotek borçlusu olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildiğini, ipotek miktarının 210.000,00.TL olduğunu, İzmir 14. İcra Müdürlüğü'nün 2013/12271 E. sayılı dosyasında yapılan takibe itiraz edildiğini, davacının bunama ve depresif bozukluk hastalığının 02.10.2012 tarihinde bulunmadığını, bu tarihten sonra ortaya çıktığını, eşinin de ipoteğe muvafakat verdiğini, ...'in sözleşme yapılırken akıl sağlığının yerinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip alacaklısının Şeker Bank AŞ, takip borçlusunun ... ve ... aleyhine 10.10.2013 tarihinde 129.268,90 TL asıl alacak ve işlemiş faizle birlikte 142.088,07 TL üzerinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiği, borçluya ödeme emrinin gönderildiği, borca itiraz ederek takibin durdurduğu, ...'e ait taşınmaz üzerinde Şeker Bank AŞ lehine 210.000,00 TL bedelli %40 değişken faizli 1. dereceden ipotek konulduğu, davacının daha önce tedavi gördüğü Bozyaka Devlet Hastanesinden gelen ve diğer kurumlardan elde edilen hastane kayıtları, ilaç kullanım bilgileri ile Bozyaka Devlet Hastanesinden alınan 19.01.2015 tarihli sağlık kurulu raporu Celal Bayar Üniversitesinden alınan 10.10.2012 tarihli rapor, Şifa Üniversitesi Bornova Sağlık uygulama ve Araştırma Hastanesinin 29.04.2013 tarihli raporu ve bu raporlara istinaden Adli Tıp Kurumunun 29.08.2016 tarihli asıl ve itirazlar üzerine alınan 31.10.2016 tarihli ek raporuna göre ...'in işlemin yapıldığı 02.10.2012 tarihinde mevcut raporlara göre demans hastası olduğu, depresyon tedavisi gördüğü, Şifa Üniversitesi Hastanesinin kayıtlarına göre 29.04.2013 tarihinde kesin tanı Alzheimer teşhisi konulduğu ve bu hastalığın başlangıç tarihi itibariyle 02.10.2012 tarihinde davacı ...'in tasarruf ve fiil ehliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, davacının yargılama devam ederken 30.03.2015 tarihinde ölmesi nedeniyle mirasçıları ...
ve vasi olan oğlu ... davaya dahil edilerek yargılamanın devamı sağlandığı, sözleşme yapma ehliyeti olmayan davacının yapmış olduğu sözleşmenin (genel kredi sözleşmesindeki kefaletin ve ipotek sözleşmesindeki teminata ilişkin beyanının) hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığı, somut olayda, davacı tam ehliyetsiz olup, ayırt etme gücü olmayan ergin kişi durumunda olduğundan tam fiil ehliyetini gerektiren işlemleri yapamayacağı, bu nedenle; söz konusu 02.10.2012 tarihli sözleşme ile ve sözleşmeye istinaden yapılan dava ve takip konusu olan ipotek sözleşmesiyle bağlı olmadığı ve borçlu davacıyı menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin, borçlunun fiil ehliyetine sahip olmadığını bildiği halde haksız ve kötü niyetli olarak takip yaptığı tespit edilemediğinden davacı lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmediği gerekçesiyle davacıların davasının kısmen kabulü ile davacıların dava konusu olan İzmir 14.
İcra Müdürlüğünün 2013/12271 E. sayılı dosyasında takibe konu olan ipotek sözleşmesi ve bu sözleşmenin dayandığı genel kredi sözleşmesinde borçlu olarak ipotek veren ...'in 02.10.2012 tarihinde fiil ehliyetine sahip olmadığı ve yapılan işlemlerin niteliğini ayıracak temyiz gücünün bulunmadığı tespit edilmekle Şeker Bank Ayrancılar Şubesi ile borçlu ... arasında yapılan 02.10.2012 tarihli 200.000,00.TL bedelli genel kredi sözleşmesinden ve bu sözleşmeye istinaden borçlu ... lehine verilen bağımsız bölüm üzerine konulan 210.000,00.TL bedelli ipotek sözleşmesinden borçlu olmadığının tespitine, taşınmaz üzerine konulan ipoteğin kaldırılmasına, davacının kötü niyet tazminat şartları gerçekleşmediğinden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece araştırılması gereken tüm hususların araştırılmadığını, eksik inceleme yapıldığını, ...' in dava dışı ... tarafından kullanılacak olan kredi karşısında eşinin de muvafakatı ile ... lehine ipotek tesis ettirdiğini, sözleşmenin imzası sırasında eş de dahil olmak üzere herhangi bir itirazın söz konusu olmamasına ve hatta yapılan işleme muvafakat verilmesine rağmen işlemden 8 gün sonra kişinin bunama/depresif bozukluk tanısı ile rapor almasının son derece düşündürücü olduğunu, alınan raporun yeterli olmadığını, yargılamada davacının davasını ''iyi niyetli'' olarak ikame ettiğine, ipoteği bir edim karşılığı kabul edip etmediğine ilişkin herhangi bir araştırmanın yapılmadığını, ipotek sözleşmesine muvafakat eden eş bakımından sözleşmenin geçerli olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca hukuki işlem tarihi ve öncesinde kişinin akıl sağlığının yerinde olmadığına ilişkin bilirkşi raporun bulunmaması halinde işlem tarihinde kişinin akıl sağlığının yerinde olmadığı varsayımı ile hüküm kurulamayacağını, vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ATK 4. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 29.08.2016 tarih ve 2016/4289 K. sayılı ve 31.10.2016 tarih ve 2016/5037 K. sayılı raporlarına göre kredi sözleşmesinin imzalandığı ve ipoteğin tesis edildiği 02.10.2012 tarihinde kredi sözleşmesine müteselsil kefil olan ve ipotek tesis eden müteveffa ...' in hukuki ve fiili işlem yapma ehliyetine haiz olmadığına, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporlarının oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olduğu, harçlandırılan dava değerine ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekalet ücretinin takdir edilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı (temlik alan-temlik veren) vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ehliyetsizlik nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan icra takibine dayanak genel kredi sözleşmesindeki kefaletin ve ipotek sözleşmesinin geçersiz olduğundan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 14 üncü ve 15 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Birleşik Varlık Yönetim A.Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davalı Birleşik Varlık Yönetim A.Ş.'ye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/978678400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz