Ortaklar kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/11842 E. 2014/1063 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklar kurulu kararının iptali↗ ortaklar kurulu kararı↗ hisse devri↗ limited şirket↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, usulüne uygun olarak noter sözleşmesi ile şirket ortağı olan hissedara yapılan hisse satışında ortaklık hakkının satışın yapıldığı tarih olan 29.06.2010 tarihi itibari ile diğer ortağa intikal ettiği, bu durumda ortaklık hakkının, ortaklar kurulunun karar almasıyla değil satış tarihi itibari ile gerçekleştiği, ortaklar kurulunun kararının ancak şirket ortağı olmayan üçüncü bir şahsın ortaklığa girişi halinde zorunlu ve gerekli olduğu, limited şirket hisse devirlerinin gerçekleşmesi için tescilin kurucu bir işlem olmayıp bildirici özellik taşıdığı ve tescili kanunen zorunlu olan bir işlem olmadığı, murisin sağlığında gerçekleşen satım ilişkisi ve sonrasında alınan ortaklar kurulu kararının iptalinin muris tarafından talep edilmemiş olması karşısında da, davacı murislerin kararın iptalini talep etme haklarının olmayacağı, ayrıca açılan davanın miras hukukuna ilişkin bir dava olmadığı ve ileri sürülen diğer olguların ortaklar kurulu kararların iptalini gerektirmeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, hisse devrine ilişkin limited şirket ortaklar kurulu kararının iptali davasıdır.
Ancak, davacılar vekili, 06.04.2012 tarih ve 2012/1 sayılı ortaklar kurulu kararının alındığı tarih itibariyle müvekkillerinin murisi Ö. L. K.'nun akıl sağlığının yerinde olmadığını, murisin bellek ve muhakeme kusuru olduğunu, alzheimer tipi demans tanısı ile tek başına hayatını idame ettiremeyeceğinin doktor raporuyla tespit edildiğini iddia ettiğinden, bu hususa ilişkin davacı taraf delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi Tespit ve İpoteğin Fekki
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1555 E. 2023/5168 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · ipoteğin kaldırılması · ipoteğin fekki · takibin durdurulması · borca itiraz · ödeme emri · ipoteğin paraya çevrilmesi · menfi tespit davası
Benzer bu kararda… kemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip alacaklısının Şeker Bank AŞ, takip borçlusunun ... ve ... aleyhine 10.10.2013 tarihinde 129.268,90 TL «asıl alacak» ve işlemiş faizle birlikte 142.088,07 TL üzerinde «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takibe geçildiği, borçluya «ödeme emrinin» gönderildiği, «borca itiraz» ederek «takibin durdurduğu», ...'e ait taşınmaz üzerinde Şeker Bank AŞ lehine 210.000,00 TL bedelli %40 değişken faizli 1. dereceden «ipotek» konulduğu, davacının daha önce tedavi gördüğü Bozyaka Devlet Hastanesinden gelen ve diğer kurumlardan elde edilen hastane kayıtları, ilaç kullanım bilgileri ile Bozyaka Devlet Hastanesinden alınan 19.01.2015 tarihli sağlık kurulu raporu Celal Bayar Üniversitesinden alınan 10.10.2012 tarihli rapor, Şifa Üniversitesi Bornova Sağlık uygulama ve Araştırma Hastanesinin 29.04.2013 tarihli raporu ve bu raporlara istinaden Adli Tıp Kurumunun 29.08.2016 tarihli asıl ve itirazlar üzerine alınan 31.10.2016 tarihli ek raporuna göre ...'in işlemin yapıldığı 02.10.2012 tarihinde mevcut raporlara göre demans hastası olduğu, depresyon tedavisi gördüğü, Şifa Üniversitesi Hastanesinin kayıtlarına göre 29.04.2013 tarihinde «kesin» tanı Alzheimer teşhisi konulduğu ve bu hastalığın başlangıç tarihi itibariyle 02.10.2012 tarihinde davacı ...'in tasarruf ve «fiil ehliyetinin» bulunmadığının tespit edildiği, davacının yargılama devam ederken 30.03.2015 tarihinde ölmesi nedeniyle «mirasçıları» ... ve vasi olan oğlu ... davaya «dahil» edilerek yargılamanın devamı sağlandığı, sözleşme yapma ehliyeti olmayan davacının yapmış olduğu sözleşmenin («genel kredi sözleşmesindeki» «kefaletin» ve ipotek sözleşmesindeki «teminata» ilişkin beyanının) hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığı, somut olayda, davacı tam ehliyetsiz olup, ayırt etme gücü olmayan ergin kişi durumunda olduğundan tam fiil ehliyetini gerektiren işlemleri yapamayacağı, bu nedenle; söz konusu 02.10.2012 tarihli sözleşme ile ve sözleşmeye istinaden yapılan dava ve takip konusu olan ipotek sözleşmesiyle bağlı olmadığı ve borçlu davacıyı «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin, borçlunun fiil ehliyetine sahip olmadığını bildiği halde haksız ve kötü niyetli olarak takip yaptığı tespit edilemediğinden davacı lehine %20 «kötü niyet tazminatına» hükmedilmediği gerekçesiyle davacıların davasının kısmen kabulü ile davacıların dava konusu olan İzmir 14.
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin vasisi olduğu ...'in Menderes Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/543 E., 2014/223 K. sayılı kararıyla «kısıtlandığını», ...'e Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi' nin 10.10.2012 tarihli raporuyla bunama/depresif bozukluk, Şifa Üniversitesi Hastanesi'nin 29.04.2013 tarihli raporuyla Alzheimer hastalığı teşhisi konulduğunu, hukuki ve fiili işlem bulunmadığını, davalı Şeker Bank AŞ'nin İzmir 14.İcra Müdürlüğü'nün 2013/12271 E. sayılı dosyasıyla «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takibe geçtiğini, takibin dayanağının «genel kredi sözleşmesi» olduğunu, davalı tarafın kredi sözleşmesine dayanarak ...'e ait taşınmazı «ipotek» ettirdiğini, sözleşmenin yapıldığı 02.10.2012 tarihinde ...'in «fiil ehliyetinin» bulunmadığını, ehliyetsiz olduğunu bu nedenle sözleşmenin «geçersiz» olduğunu ileri sürerek taşınmazın satışının durdurulması, takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti ve «ipoteğin fekki» ile %20 «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesini talep etmiştir.
İcra Müdürlüğünün 2013/12271 E. sayılı dosyasında takibe konu olan «ipotek» sözleşmesi ve bu sözleşmenin dayandığı «genel kredi sözleşmesinde» borçlu olarak ipotek veren ...'in 02.10.2012 tarihinde «fiil ehliyetine» sahip olmadığı ve yapılan işlemlerin niteliğini ayıracak temyiz gücünün bulunmadığı tespit edilmekle Şeker Bank Ayrancılar Şubesi ile borçlu ... arasında yapılan 02.10.2012 tarihli 200.000,00.TL bedelli genel kredi sözleşmesinden ve bu sözleşmeye istinaden borçlu ... lehine verilen bağımsız «bölüm» üzerine konulan 210.000,00.TL bedelli ipotek sözleşmesinden borçlu olmadığının tespitine, taşınmaz üzerine konulan «ipoteğin kaldırılmasına», davacının «kötü niyet tazminat» şartları gerçekleşmediğinden reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «ehliyetsizlik» nedeniyle «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yapılan icra takibine dayanak «genel kredi sözleşmesindeki» «kefaletin» ve «ipotek» sözleşmesinin «geçersiz» olduğundan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/11842 E. , 2014/1063 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 21/01/2013
NUMARASI 2012/475-2013/32
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/01/2013 tarih ve 2012/475-2013/32 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin davalı şirket ortaklarından muris Ö. L. K.'nun mirasçıları olduklarını, davacıların murisinin davalı şirketteki hisselerinin bir kısmını 29.06.2010 tarihli hisse devir sözleşmesi ile dava dışı şirket ortağı Hakan Karamahmutoğlu'na devrettiğini, ancak hisse devrinin, devir tarihinden çok sonra davalı şirketin 06.04.2012 tarihli ve 2012/02 nolu ortaklar kurulu kararından sonra karar defterine işlendiğini ve 10.07.2012 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, hisselerini devreden Ö. L. Karamahmutoğlu'nun ciddi sağlık sorunları olduğunu, özellikle 20.07.2012 tarihinde vefat ettiği dikkate alındığında yapılan işlemin kötüniyetli olduğunu, dava dışı Hakan Karamahmutoğlu'nun şirketi ele geçirmek gayesiyle hareket ettiğini, alınan kararın afaki iyiniyet kurallarına, eşitlik ilkesine ve hakların başkalarının zararına kullanmayacağı ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek, anılan ortaklar kurulu kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların ortak olmadıkları bir dönemde alınan karara karşı dava açabilmelerinin mümkün olmadığını, murisin bir başka şirketteki hissesini de davacı M.. K..'na devrettiğini, bu devrin de aynı tarihte ve aynı noterde yapıldığını, dolayısı ile planlı bir hareketin bulunmadığını, işlemin yapıldığı tarihte murisin yoğun bakımda olmadığını, davacıların haksız suçlamalarda bulunduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, usulüne uygun olarak noter sözleşmesi ile şirket ortağı olan hissedara yapılan hisse satışında ortaklık hakkının satışın yapıldığı tarih olan 29.06.2010 tarihi itibari ile diğer ortağa intikal ettiği, bu durumda ortaklık hakkının, ortaklar kurulunun karar almasıyla değil satış tarihi itibari ile gerçekleştiği, ortaklar kurulunun kararının ancak şirket ortağı olmayan üçüncü bir şahsın ortaklığa girişi halinde zorunlu ve gerekli olduğu, limited şirket hisse devirlerinin gerçekleşmesi için tescilin kurucu bir işlem olmayıp bildirici özellik taşıdığı ve tescili kanunen zorunlu olan bir işlem olmadığı, murisin sağlığında gerçekleşen satım ilişkisi ve sonrasında alınan ortaklar kurulu kararının iptalinin muris tarafından talep edilmemiş olması karşısında da, davacı murislerin kararın iptalini talep etme haklarının olmayacağı, ayrıca açılan davanın miras hukukuna ilişkin bir dava olmadığı ve ileri sürülen diğer olguların ortaklar kurulu kararların iptalini gerektirmeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, hisse devrine ilişkin limited şirket ortaklar kurulu kararının iptali davasıdır.
Ancak, davacılar vekili, 06.04.2012 tarih ve 2012/1 sayılı ortaklar kurulu kararının alındığı tarih itibariyle müvekkillerinin murisi Ö. L. K.'nun akıl sağlığının yerinde olmadığını, murisin bellek ve muhakeme kusuru olduğunu, alzheimer tipi demans tanısı ile tek başına hayatını idame ettiremeyeceğinin doktor raporuyla tespit edildiğini iddia ettiğinden, bu hususa ilişkin davacı taraf delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 20.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101992400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz