YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2662 E. 2023/6591 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ziya↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2017/357 E., 2019/129 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı TPMK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili Şirketin 2000/04524, 2007/32835, 2013/32392, 2013/60855, 2013/29479, 2013/29468 sayılı “...”, “...”, “... x”, "...", “... indeks”, “... index” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2016/04687 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itiraz edildiğini, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı Şahsın 2016/04687 sayılı “... şekil” markasının, müvekkilinin “...” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlikle iltibas oluşturduğunu, müvekkilinin markalarının ... ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiğini, davaya konu marka tescil isteminin “... + şekil” bileşik kelimesinden meydana geldiğini, markanın esas unsuru olan “...” ibaresinin ... ve ... kelimesinin yan yana getirilmesi suretiyle oluşturulan bir marka olduğunu, markada geçen ... kelimesinin birebir karşılığı olmayıp tamlama niteliğinde bir kelime olarak düşünülebileceğini, dolayısıyla tamladığı ... kelimesine göre ayırt edici özelliğinin zayıf kaldığını, davalıya ait 2016/04687 sayılı “... şekil” marka başvurusunun tescil edilmek istendiği sınıflarda yer alan emtianın, müvekkilinin markalarının bulunduğu sınıflarla birebir aynı olduğunu, davalının tescil başvurusunun, başından beri kötü niyetli bulunduğunu, haksız rekabet içerdiğini ileri sürerek, davaya konu 2016/04687 sayılı “... + şekil” markasının tesciline ilişkin 02.08.2017 tarihli ve 2017-M-6421 sayılı YİDK kararının iptali ile tescil edilmiş ise başvurunun hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı cevap vermemiştir.
2.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davaya konu markanın kapsamındaki 30. sınıf emtianın tamamının davacı markalarında yer aldığı, taraf markalarının kapsadıkları mallar yönünden aynı/benzer olduğu, başvuru standart karekterle yazılmış “...+şekil” ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı “...”, “...”, “... x”, "...", “... indeks”, “... index” ibarelerinden oluştuğu, davalının markası ile davacının redde mesnet markalarını karşılaştırıldığında, ortalama tüketici nezdinde markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığı, markalarda geçen "..." ibaresi sektörde ne kadar tanınmış olursa olsun, tek basma/ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğu, davacı markalarının tanınmış olduğunu kanıtlamayı sağlayacak bilgi ve belge bulunmadığı, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın hukuka aykırı bulunduğunu, her ne kadar mahkemece “...” ibaresinin zayıf bir ibare olduğu ve bu ibareye ilişkin kullanımlara marka sahibinin katlanması gerektiği ifade edilmiş ise de bu tespitlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu yönde emsal kararlar bulunduğunu, “...” markasının kullanım sıklığı sebebiyle yüksek ayırt ediciliğe ulaştığının mahkeme kararlarında belirlendiğini, mahkemece verilen kararın aksine dava konusu markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik olduğunu, tüketicilerin dava konusu markayı “...” ve “...” şeklinde iki farklı ibare olarak dikkate alacağı ve davalı markasının “...” ibaresini doğrudan ihtiva etmesi sebebiyle taraf markalarını karıştıracağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,davalının başvurusuna konu ibarenin "..." olduğu, davacının itirazına mesnet markalarının esas unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğu, davacının itirazına mesnet markasının davalının başvurusunda yer aldığı, tüketicilerin bu markayı "..." ve "..." olarak okuyacağı, davalı başvuru markasındaki esaslı unsurlardan birinin de “...” ibaresi olduğu, bu ibarenin başına eklenen "..." ibaresinin başvuru markasına yeterli düzeyde ayırt edicilik katmadığı, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davalının başvurusuna konu markasının davacı markaları ile iltibas tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu, istikrar kazanan kararlar karşısında ilk derece mahkemesinin "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu yönündeki kabulüne itibar edilmediği, davalının başvurusunun 30. Sınıfı kapsadığı, davacının itirazına mesnet markalarının kapsamında da başvuru kapsamında bulunan emtiadan 29. ve 30. sınıfların bulunduğu anlaşıldığından, emtia benzerliği koşulunun sağlandığı, davacının ... ibareli markalarının tanınmış olduğu ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun da ispat edilemediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TPMK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, "..." ibaresinin tek başına ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, Kurumun ve Mahkeme kararlarının her marka için markaya özel inceleme içerdiğini, bu nedenle emsal oluşmayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası (b) bendi
3. Değerlendirme
Tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığı, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirlenecektir. Başvuru markası “...+şekil” ile redde mesnet “...”, “... x”, "...", “... indeks”, “... index” markalar bir bütün olarak incelendiğinde markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası (b) bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuruda, davacı markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin öne çıkartılmayıp bir bütün olarak "..." ibaresine asli unsur olarak yer verildiği, bu şekilde başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, taraf marka işaretleri benzer olmadığı dikkate alınarak davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4087 E. 2024/398 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · ilan · iltibas
İncelediğiniz kararda… benzer nitelikteki “...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2016/04687 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itiraz edildiğini, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı Şahsın 2016/04687 sayılı “... şekil” markasının, müvekkilinin “...” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlikle «iltibas» oluşturduğunu, müvekkilinin markalarının ... ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiğini, davaya konu marka tescil isteminin “... + şekil” bileşik kelimesinden meydana geldiğini, markanın esas unsuru olan “...” ibaresinin ... ve ... kelimesinin yan yana getirilmesi suretiyle oluşturulan bir marka olduğunu, markada geçen ... kelimesinin birebir karşılığı olmayıp tamlama niteliğinde bir kelime olarak düşünülebileceğini, dolayısıyla tamladığı ... kelimesine göre ayırt edici özelliğinin zayıf kaldığını, davalıya ait 2016/04687 sayılı “... şekil” marka başvurusunun tescil edilmek istendiği sınıflarda yer alan emtianın, müvekkilinin markalarının bulunduğu sınıflarla birebir aynı olduğunu, davalının tescil başvurusunun, başından beri kötü niyetli bulunduğunu, «haksız rekabet» içerdiğini ileri sürerek, davaya konu 2016/04687 sayılı “... + şekil” markasının tesciline ilişkin 02.08.2017 tarihli ve 2017-M-6421 sayılı YİDK kararının iptali i …
… acağı, davalı başvuru markasındaki esaslı unsurlardan birinin de “...” ibaresi olduğu, bu ibarenin başına eklenen "..." ibaresinin başvuru markasına yeterli düzeyde «ayırt edicilik» katmadığı, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davalının başvurusuna konu markasının davacı markaları ile «iltibas» tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu, istikrar kazanan kararlar karşısında ilk derece mahkemesinin "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu yönünd …
… bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuruda, davacı markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin öne çıkartılmayıp bir bütün olarak "..." ibaresine asli unsur olarak yer verildiği, bu şekilde başvuruya yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığı, taraf marka işaretleri benzer olmadığı dikkate alınarak davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… er nitelikteki “Şekil+Yulafit” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2013/72650 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve başvurunun bu markalarla karıştırılma ihtimali bulunacak düzeyde benzer olduğunu, tanınmışlığından haksız yararlanacağını, dava konusu marka başvurusu 05, 29 ve 30 uncu sınıflarda yapıldığını ve müvekkilinin “fit” ibaresini içeren markalarının ise 29, 30, 32 ve 35 inci sınıflarda tescilli olduğunu, 29 ve 30 uncu sınıf için birebir aynı 05 inci sınıf için ise benzerlik gösterdiğini, “fit” ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olmadığının yerel mahkeme ve Yargıtay kararı ile sabit olduğunu, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 2016-M-1809 sayılı YİDK …
… erdiği markalarının “fit”, “fit”, “fit x”, “fit indeks”, “fit index”, “fit” ibarelerinden oluştuğu, dava konusu markalar arasında, görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların telaffuzları farklı olduğu gibi davalı markası ile redde gerekçe gösterilen markalar arasında farklıl …
… nedeniyle, markaların 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «iltibasa» yol açacak kadar benzer olmadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2035 E. 2024/4644 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… acağı, davalı başvuru markasındaki esaslı unsurlardan birinin de “...” ibaresi olduğu, bu ibarenin başına eklenen "..." ibaresinin başvuru markasına yeterli düzeyde «ayırt edicilik» katmadığı, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davalının başvurusuna konu markasının davacı markaları ile «iltibas» tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu, istikrar kazanan kararlar karşısında ilk derece mahkemesinin "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu yönünd …
… bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuruda, davacı markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin öne çıkartılmayıp bir bütün olarak "..." ibaresine asli unsur olarak yer verildiği, bu şekilde başvuruya yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığı, taraf marka işaretleri benzer olmadığı dikkate alınarak davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… benzer nitelikteki “...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2016/04687 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itiraz edildiğini, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı Şahsın 2016/04687 sayılı “... şekil” markasının, müvekkilinin “...” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlikle «iltibas» oluşturduğunu, müvekkilinin markalarının ... ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiğini, davaya konu marka tescil isteminin “... + şekil” bileşik kelimesinden meydana geldiğini, markanın esas unsuru olan “...” ibaresinin ... ve ... kelimesinin yan yana getirilmesi suretiyle oluşturulan bir marka olduğunu, markada geçen ... kelimesinin birebir karşılığı olmayıp tamlama niteliğinde bir kelime olarak düşünülebileceğini, dolayısıyla tamladığı ... kelimesine göre ayırt edici özelliğinin zayıf kaldığını, davalıya ait 2016/04687 sayılı “... şekil” marka başvurusunun tescil edilmek istendiği sınıflarda yer alan emtianın, müvekkilinin markalarının bulunduğu sınıflarla birebir aynı olduğunu, davalının tescil başvurusunun, başından beri kötü niyetli bulunduğunu, «haksız rekabet» içerdiğini ileri sürerek, davaya konu 2016/04687 sayılı “... + şekil” markasının tesciline ilişkin 02.08.2017 tarihli ve 2017-M-6421 sayılı YİDK kararının iptali i …
Benzer bu kararda… ekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin "..." ve "..." ibareli markaları arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, "..." ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu yönündeki değerlendirmenin doğru olmadığı gibi yerleşik yargı kararlarına da aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu "... ... & ..." markasının, davalının müvekkiline ait ... ve ... markalarını kullanarak yarattığı tek marka olmadığını, davalının «basiretli tacir» gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davalının tescil başvurusunun «kötüniyetli» olup müvekkilinin markalarının tanınmışlığından yararlanmak amacına yönelik bulunduğunu ileri sürerek 2016-M-2492 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu marka …
… rı ile davalının "... ... & ..." ibareli başvuru markası ile davacı markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi koşullarının oluşmadığı, taraf markaları benzemediği gibi davalının marka başvurusunda, davacının tanınmış olduğu iddia edilen markasından haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususları da somut delillerle kanıtlanmadığından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların da bulunmadığı, davalı marka başvurusunun «kötüniyetli» yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ba formu · basiretli tacir · kötüniyet · tacir
Benzer bu kararda… ekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin "..." ve "..." ibareli markaları arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, "..." ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu yönündeki değerlendirmenin doğru olmadığı gibi yerleşik yargı kararlarına da aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu "... ... & ..." markasının, davalının müvekkiline ait ... ve ... markalarını kullanarak yarattığı tek marka olmadığını, davalının «basiretli tacir» gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davalının tescil başvurusunun «kötüniyetli» olup müvekkilinin markalarının tanınmışlığından yararlanmak amacına yönelik bulunduğunu ileri sürerek 2016-M-2492 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu marka …
… 09.2022 tarih, 2021/1685 E. ve 2022/6319 K. sayılı bozma ilamında da vurgulandığı üzere davacının itirazına mesnet markalarındaki "..." ibaresinin, sağlıklı, zinde, «formda», uygun anlamlarına geldiği ve dava konusu başvurunun kapsamında yer alan gıda maddeleri yönünden «ayırt ediciliğinin» düşük düzeyde olduğu, dava konusu başvurunun açıklanan nedenlerle davacının seri markalarından biri olarak da algılanmayacağı, dava konusu başvurunun «kötüniyetli» yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… rı ile davalının "... ... & ..." ibareli başvuru markası ile davacı markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi koşullarının oluşmadığı, taraf markaları benzemediği gibi davalının marka başvurusunda, davacının tanınmış olduğu iddia edilen markasından haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususları da somut delillerle kanıtlanmadığından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların da bulunmadığı, davalı marka başvurusunun «kötüniyetli» yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1648 E. 2024/4648 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… benzer nitelikteki “...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2016/04687 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itiraz edildiğini, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı Şahsın 2016/04687 sayılı “... şekil” markasının, müvekkilinin “...” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlikle «iltibas» oluşturduğunu, müvekkilinin markalarının ... ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiğini, davaya konu marka tescil isteminin “... + şekil” bileşik kelimesinden meydana geldiğini, markanın esas unsuru olan “...” ibaresinin ... ve ... kelimesinin yan yana getirilmesi suretiyle oluşturulan bir marka olduğunu, markada geçen ... kelimesinin birebir karşılığı olmayıp tamlama niteliğinde bir kelime olarak düşünülebileceğini, dolayısıyla tamladığı ... kelimesine göre ayırt edici özelliğinin zayıf kaldığını, davalıya ait 2016/04687 sayılı “... şekil” marka başvurusunun tescil edilmek istendiği sınıflarda yer alan emtianın, müvekkilinin markalarının bulunduğu sınıflarla birebir aynı olduğunu, davalının tescil başvurusunun, başından beri kötü niyetli bulunduğunu, «haksız rekabet» içerdiğini ileri sürerek, davaya konu 2016/04687 sayılı “... + şekil” markasının tesciline ilişkin 02.08.2017 tarihli ve 2017-M-6421 sayılı YİDK kararının iptali i …
… acağı, davalı başvuru markasındaki esaslı unsurlardan birinin de “...” ibaresi olduğu, bu ibarenin başına eklenen "..." ibaresinin başvuru markasına yeterli düzeyde «ayırt edicilik» katmadığı, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davalının başvurusuna konu markasının davacı markaları ile «iltibas» tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu, istikrar kazanan kararlar karşısında ilk derece mahkemesinin "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu yönünd …
… bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuruda, davacı markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin öne çıkartılmayıp bir bütün olarak "..." ibaresine asli unsur olarak yer verildiği, bu şekilde başvuruya yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığı, taraf marka işaretleri benzer olmadığı dikkate alınarak davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… ihtimalinin arttığını, başvurudaki "...” kelimesinin hiçbir anlam ihtiva etmediğini, bu ibarenin tek başına hiçbir ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, bu nedenle «iltibas» değerlendirmesinde dikkate alınmasının mümkün olmadığını, “... ...” markasının müvekkile ait markanın devam serisi veya alt markası olarak algılanacağını, başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığını «olumsuz» yönde etkileyeceğini ve davalının bu tanınmışlıktan haksız kazanç sağlamasına neden olacağını, başvurunun kötü niyetli olduğunu, «haksız rekabet» hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek YİDK’nın 08.04.2018 tarih ve 2018-M-2593 sayılı kararının iptaline ve “... ...” ibareli markanın tescili hal …
… aratmakta çok kullanılan bir kelime olması ve bu nedenle zayıf bir ibare vasfı taşıması nedeniyle söz konusu kelimenin yanına getirilen kelime ve şekil unsurlarının «ayırt edicilik» vasfı sağladığı, bu çerçevede somut olayda da markaların görsel ve fonetik açıdan farklı olması nedeniyle taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan çıktığı, davalının markasındaki “...” ibaresinin başlı başına ayırt edicilik sağladığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesinin bulunmadığından hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, tanınmışlığa ilişkin olarak 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığından tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin bulunmadığı, «kötü niyet» iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… rka olarak kabul edilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, taraf markalarının esas unsurlarının "..." ibaresinden oluşması nedeniyle «iltibas» ihtimalinin oluşacağını, markaların tescil sınıflarının da benzer olduğunu, «ortalama tüketici» kriterinin yok sayıldığını, başvurunun kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy · kötü niyet
Benzer bu kararda… ihtimalinin arttığını, başvurudaki "...” kelimesinin hiçbir anlam ihtiva etmediğini, bu ibarenin tek başına hiçbir ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, bu nedenle «iltibas» değerlendirmesinde dikkate alınmasının mümkün olmadığını, “... ...” markasının müvekkile ait markanın devam serisi veya alt markası olarak algılanacağını, başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığını «olumsuz» yönde etkileyeceğini ve davalının bu tanınmışlıktan haksız kazanç sağlamasına neden olacağını, başvurunun kötü niyetli olduğunu, «haksız rekabet» hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek YİDK’nın 08.04.2018 tarih ve 2018-M-2593 sayılı kararının iptaline ve “... ...” ibareli markanın tescili hal …
… aratmakta çok kullanılan bir kelime olması ve bu nedenle zayıf bir ibare vasfı taşıması nedeniyle söz konusu kelimenin yanına getirilen kelime ve şekil unsurlarının «ayırt edicilik» vasfı sağladığı, bu çerçevede somut olayda da markaların görsel ve fonetik açıdan farklı olması nedeniyle taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan çıktığı, davalının markasındaki “...” ibaresinin başlı başına ayırt edicilik sağladığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesinin bulunmadığından hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, tanınmışlığa ilişkin olarak 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığından tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin bulunmadığı, «kötü niyet» iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1218 E. 2023/4624 K.
Ortak:ziya · ortalama tüketici · iltibas
İncelediğiniz karardaDeğerlendirme Tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığı, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirlenecektir.
… benzer nitelikteki “...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2016/04687 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itiraz edildiğini, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı Şahsın 2016/04687 sayılı “... şekil” markasının, müvekkilinin “...” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlikle «iltibas» oluşturduğunu, müvekkilinin markalarının ... ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiğini, davaya konu marka tescil isteminin “... + şekil” bileşik kelimesinden meydana geldiğini, markanın esas unsuru olan “...” ibaresinin ... ve ... kelimesinin yan yana getirilmesi suretiyle oluşturulan bir marka olduğunu, markada geçen ... kelimesinin birebir karşılığı olmayıp tamlama niteliğinde bir kelime olarak düşünülebileceğini, dolayısıyla tamladığı ... kelimesine göre ayırt edici özelliğinin zayıf kaldığını, davalıya ait 2016/04687 sayılı “... şekil” marka başvurusunun tescil edilmek istendiği sınıflarda yer alan emtianın, müvekkilinin markalarının bulunduğu sınıflarla birebir aynı olduğunu, davalının tescil başvurusunun, başından beri kötü niyetli bulunduğunu, «haksız rekabet» içerdiğini ileri sürerek, davaya konu 2016/04687 sayılı “... + şekil” markasının tesciline ilişkin 02.08.2017 tarihli ve 2017-M-6421 sayılı YİDK kararının iptali i …
… azılı “...”, “...”, “... x”, "...", “... indeks”, “... index” ibarelerinden oluştuğu, davalının markası ile davacının redde mesnet markalarını karşılaştırıldığında, «ortalama tüketici» nezdinde markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunma …
Benzer bu kararda… nan 35 inci sınıf ürünlerin davacının markalarının kapsamında yer alan ürün ve hizmetlerle aynı türden olduğu, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının FİT, FİT, FİT İNDEKS, FİT İNDEKS, FİT X ve FİT ibareli markalarıyla davalının "MİSURAFİT" ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak genel izlenimde «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvurunun kötü niyetli olduğunu gösterir bir emare olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir …
… rhangi bir gıda ürünü veya hizmetini tanımlamadığını, “fit” ibaresinin herhangi bir şekilde doğrudan/dolaylı olarak tasviri bir anlamı olmadığını, markalar arasında «iltibas» yaratacak şekilde benzerlik bulunduğunu, yerel mahkeme kararında markaların tescil sınıflarının benzerliğinin iltibası arttırmaya yönelik etkisine değinilmemesinin «eksik inceleme» niteliğinde olduğunu, yerel mahkemece iltibas incelemesi yapılırken «ortalama tüketici» kriterinin adeta yok sayıldığını, davalı şirketin başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olduğunu, yerel mahkemenin verdiği kararın daha önce fit markası hakkında v …
… ibareli markalarıyla davalının "MİSURAFİT" ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak genel izlenimde «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet · eksik inceleme
Benzer bu kararda… "MİSURAFİT" ibareli, 35 inci sınıf ürünleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2017/119195 kod numarası verilen başvurunun ilân olunduğunu, bunun üzerine «iltibas» vakıasına dayanarak başvurunun reddi istemi ile itirazda bulunduklarını, itirazlarının önce Markalar Dairesi ve nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurumu (YİDK) tarafından 2018/M-10911 sayılı kararla reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, «kötüniyetli» başvurunun tescilinin müvekkilinin FİT esas ve ayırt edici unsurlu markaları ile iltibasa sebebiyet vereceğini ileri sürerek YİDK kararının tescili istenen 35 inci …
… rhangi bir gıda ürünü veya hizmetini tanımlamadığını, “fit” ibaresinin herhangi bir şekilde doğrudan/dolaylı olarak tasviri bir anlamı olmadığını, markalar arasında «iltibas» yaratacak şekilde benzerlik bulunduğunu, yerel mahkeme kararında markaların tescil sınıflarının benzerliğinin iltibası arttırmaya yönelik etkisine değinilmemesinin «eksik inceleme» niteliğinde olduğunu, yerel mahkemece iltibas incelemesi yapılırken «ortalama tüketici» kriterinin adeta yok sayıldığını, davalı şirketin başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olduğunu, yerel mahkemenin verdiği kararın daha önce fit markası hakkında v …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2662 E. , 2023/6591 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/772 Esas, 2022/717 Karar
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/357 E., 2019/129 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı TPMK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili Şirketin 2000/04524, 2007/32835, 2013/32392, 2013/60855, 2013/29479, 2013/29468 sayılı “...”, “...”, “... x”, "...", “... indeks”, “... index” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2016/04687 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itiraz edildiğini, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı Şahsın 2016/04687 sayılı “...
şekil” markasının, müvekkilinin “...” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlikle iltibas oluşturduğunu, müvekkilinin markalarının ... ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiğini, davaya konu marka tescil isteminin “... + şekil” bileşik kelimesinden meydana geldiğini, markanın esas unsuru olan “...” ibaresinin ... ve ... kelimesinin yan yana getirilmesi suretiyle oluşturulan bir marka olduğunu, markada geçen ... kelimesinin birebir karşılığı olmayıp tamlama niteliğinde bir kelime olarak düşünülebileceğini, dolayısıyla tamladığı ... kelimesine göre ayırt edici özelliğinin zayıf kaldığını, davalıya ait 2016/04687 sayılı “... şekil” marka başvurusunun tescil edilmek istendiği sınıflarda yer alan emtianın, müvekkilinin markalarının bulunduğu sınıflarla birebir aynı olduğunu, davalının tescil başvurusunun, başından beri kötü niyetli bulunduğunu, haksız rekabet içerdiğini ileri sürerek, davaya konu 2016/04687 sayılı “...
+ şekil” markasının tesciline ilişkin 02.08.2017 tarihli ve 2017-M-6421 sayılı YİDK kararının iptali ile tescil edilmiş ise başvurunun hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı cevap vermemiştir.
2.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davaya konu markanın kapsamındaki 30. sınıf emtianın tamamının davacı markalarında yer aldığı, taraf markalarının kapsadıkları mallar yönünden aynı/benzer olduğu, başvuru standart karekterle yazılmış “...+şekil” ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı “...”, “...”, “... x”, "...", “... indeks”, “... index” ibarelerinden oluştuğu, davalının markası ile davacının redde mesnet markalarını karşılaştırıldığında, ortalama tüketici nezdinde markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığı, markalarda geçen "..." ibaresi sektörde ne kadar tanınmış olursa olsun, tek basma/ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğu, davacı markalarının tanınmış olduğunu kanıtlamayı sağlayacak bilgi ve belge bulunmadığı, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın hukuka aykırı bulunduğunu, her ne kadar mahkemece “...” ibaresinin zayıf bir ibare olduğu ve bu ibareye ilişkin kullanımlara marka sahibinin katlanması gerektiği ifade edilmiş ise de bu tespitlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu yönde emsal kararlar bulunduğunu, “...” markasının kullanım sıklığı sebebiyle yüksek ayırt ediciliğe ulaştığının mahkeme kararlarında belirlendiğini, mahkemece verilen kararın aksine dava konusu markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik olduğunu, tüketicilerin dava konusu markayı “...” ve “...” şeklinde iki farklı ibare olarak dikkate alacağı ve davalı markasının “...” ibaresini doğrudan ihtiva etmesi sebebiyle taraf markalarını karıştıracağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,davalının başvurusuna konu ibarenin "..." olduğu, davacının itirazına mesnet markalarının esas unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğu, davacının itirazına mesnet markasının davalının başvurusunda yer aldığı, tüketicilerin bu markayı "..." ve "..." olarak okuyacağı, davalı başvuru markasındaki esaslı unsurlardan birinin de “...” ibaresi olduğu, bu ibarenin başına eklenen "..." ibaresinin başvuru markasına yeterli düzeyde ayırt edicilik katmadığı, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davalının başvurusuna konu markasının davacı markaları ile iltibas tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu, istikrar kazanan kararlar karşısında ilk derece mahkemesinin "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu yönündeki kabulüne itibar edilmediği, davalının başvurusunun 30.
Sınıfı kapsadığı, davacının itirazına mesnet markalarının kapsamında da başvuru kapsamında bulunan emtiadan 29. ve 30. sınıfların bulunduğu anlaşıldığından, emtia benzerliği koşulunun sağlandığı, davacının ... ibareli markalarının tanınmış olduğu ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun da ispat edilemediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TPMK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, "..." ibaresinin tek başına ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, Kurumun ve Mahkeme kararlarının her marka için markaya özel inceleme içerdiğini, bu nedenle emsal oluşmayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası (b) bendi
3. Değerlendirme
Tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığı, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirlenecektir. Başvuru markası “...+şekil” ile redde mesnet “...”, “... x”, "...", “... indeks”, “... index” markalar bir bütün olarak incelendiğinde markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası (b) bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuruda, davacı markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin öne çıkartılmayıp bir bütün olarak "..." ibaresine asli unsur olarak yer verildiği, bu şekilde başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, taraf marka işaretleri benzer olmadığı dikkate alınarak davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/977951400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz