YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2035 E. 2024/4644 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ba formu↗ basiretli tacir↗ ortalama tüketici↗ kötüniyet↗ ayırt edicilik↗ tacir↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/186 E., 2019/419 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... ibaresini ilk olarak 2000 yılında tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde yatırımlar yaparak markalarını artırdığını, aynı zamanda ... ibareli markalara da sahip olduğunu, 2000/04524 sayılı "...", 2007/32835 sayılı "...", 2013/60855 sayılı "...", 2013/29479 sayılı "... İNDEKS", 2013/29468 sayılı "... İNDEX", 2013/32392 sayılı "... X" ibareli markalarının bulunduğunu, aynı zamanda 118806 sayılı "... ..." ve 2008/30579 sayılı "... ÇİKOLATA KEYFİ SLİMS" ibareli markaların da sahibi olduğunu, davalı şirketin 2014/34818 sayılı "... ... & ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin "..." ve "..." ibareli markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu yönündeki değerlendirmenin doğru olmadığı gibi yerleşik yargı kararlarına da aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu "... ... & ..." markasının, davalının müvekkiline ait ... ve ... markalarını kullanarak yarattığı tek marka olmadığını, davalının basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davalının tescil başvurusunun kötüniyetli olup müvekkilinin markalarının tanınmışlığından yararlanmak amacına yönelik bulunduğunu ileri sürerek 2016-M-2492 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "... ... & ..." ibareli başvuru markası ile davacı markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi koşullarının oluşmadığı, taraf markaları benzemediği gibi davalının marka başvurusunda, davacının tanınmış olduğu iddia edilen markasından haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususları da somut delillerle kanıtlanmadığından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların da bulunmadığı, davalı marka başvurusunun kötüniyetli yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu markalar arasında sınıfsal ayniyet olduğunun mahkeme kararında da tespit edildiğini, dava konusu marka ile müvekkil şirket markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek derecede benzerlik taşıdıklarını, ortalama tüketicinin, işbu dava konusu “...&...” ibareli markanın doğrudan müvekkil şirkete ait “...” ve “...” ibareli markaları aynen ihtiva etmesi ve aynı emtia listesinde tescilli olması sebebiyle müvekkil şirkete ait seri markalardan biri olarak algılayabileceğini, mahkeme tarafından verilmiş olan işbu kararda hiçbir şekilde seri marka incelemesi yapılmadığını, dava konusu markalara konu olan emtianın ucuz emtia olduğu, bunun da karıştırılma ihtimalini arttırdığı hususlarının dikkate alınmadığını ve yanlış tespitler yapıldığını, müvekkili şirketin “...” ibareli markasının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilebilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, “...” ibaresinin zayıf/tanımlayıcı marka statüsünde olmadığını, aksine bu ibarenin doğrudan müvekkil şirketi işaret ettiğine ilişkin pek çok yargı kararı bulunduğunu, müvekkili şirketin “...” markasının çok uzun sürelerden beri piyasada olması sebebiyle ayırt edici niteliğinin yükseldiğini, müvekkili şirket markalarının halihazırda tescilli olması sebebiyle kanunun kendisine tanıdığı yasal korumadan yararlanması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "... ...&...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." ibareli markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi olmadığı, tertip tarzı itibariyle dava konusu başvurunun asli unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, başvuruda geri planda kalan ve tali unsur olarak yer verilen "...&..." ibarelerinin, markanın üzerinde kullanılacağı malların özelliklerine işaret ettiği, bu itibarla markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, kaldı ki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.09.2022 tarih, 2021/1685 E. ve 2022/6319 K. sayılı bozma ilamında da vurgulandığı üzere davacının itirazına mesnet markalarındaki "..." ibaresinin, sağlıklı, zinde, formda, uygun anlamlarına geldiği ve dava konusu başvurunun kapsamında yer alan gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük düzeyde olduğu, dava konusu başvurunun açıklanan nedenlerle davacının seri markalarından biri olarak da algılanmayacağı, dava konusu başvurunun kötüniyetli yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2662 E. 2023/6591 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… ekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin "..." ve "..." ibareli markaları arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, "..." ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu yönündeki değerlendirmenin doğru olmadığı gibi yerleşik yargı kararlarına da aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu "... ... & ..." markasının, davalının müvekkiline ait ... ve ... markalarını kullanarak yarattığı tek marka olmadığını, davalının «basiretli tacir» gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davalının tescil başvurusunun «kötüniyetli» olup müvekkilinin markalarının tanınmışlığından yararlanmak amacına yönelik bulunduğunu ileri sürerek 2016-M-2492 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu marka …
… rı ile davalının "... ... & ..." ibareli başvuru markası ile davacı markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi koşullarının oluşmadığı, taraf markaları benzemediği gibi davalının marka başvurusunda, davacının tanınmış olduğu iddia edilen markasından haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususları da somut delillerle kanıtlanmadığından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların da bulunmadığı, davalı marka başvurusunun «kötüniyetli» yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… acağı, davalı başvuru markasındaki esaslı unsurlardan birinin de “...” ibaresi olduğu, bu ibarenin başına eklenen "..." ibaresinin başvuru markasına yeterli düzeyde «ayırt edicilik» katmadığı, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davalının başvurusuna konu markasının davacı markaları ile «iltibas» tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu, istikrar kazanan kararlar karşısında ilk derece mahkemesinin "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu yönünd …
… bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuruda, davacı markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin öne çıkartılmayıp bir bütün olarak "..." ibaresine asli unsur olarak yer verildiği, bu şekilde başvuruya yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığı, taraf marka işaretleri benzer olmadığı dikkate alınarak davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… benzer nitelikteki “...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2016/04687 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itiraz edildiğini, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı Şahsın 2016/04687 sayılı “... şekil” markasının, müvekkilinin “...” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlikle «iltibas» oluşturduğunu, müvekkilinin markalarının ... ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiğini, davaya konu marka tescil isteminin “... + şekil” bileşik kelimesinden meydana geldiğini, markanın esas unsuru olan “...” ibaresinin ... ve ... kelimesinin yan yana getirilmesi suretiyle oluşturulan bir marka olduğunu, markada geçen ... kelimesinin birebir karşılığı olmayıp tamlama niteliğinde bir kelime olarak düşünülebileceğini, dolayısıyla tamladığı ... kelimesine göre ayırt edici özelliğinin zayıf kaldığını, davalıya ait 2016/04687 sayılı “... şekil” marka başvurusunun tescil edilmek istendiği sınıflarda yer alan emtianın, müvekkilinin markalarının bulunduğu sınıflarla birebir aynı olduğunu, davalının tescil başvurusunun, başından beri kötü niyetli bulunduğunu, «haksız rekabet» içerdiğini ileri sürerek, davaya konu 2016/04687 sayılı “... + şekil” markasının tesciline ilişkin 02.08.2017 tarihli ve 2017-M-6421 sayılı YİDK kararının iptali i …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ziya · kaldırma ve yeniden hüküm · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… benzer nitelikteki “...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2016/04687 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itiraz edildiğini, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı Şahsın 2016/04687 sayılı “... şekil” markasının, müvekkilinin “...” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlikle «iltibas» oluşturduğunu, müvekkilinin markalarının ... ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiğini, davaya konu marka tescil isteminin “... + şekil” bileşik kelimesinden meydana geldiğini, markanın esas unsuru olan “...” ibaresinin ... ve ... kelimesinin yan yana getirilmesi suretiyle oluşturulan bir marka olduğunu, markada geçen ... kelimesinin birebir karşılığı olmayıp tamlama niteliğinde bir kelime olarak düşünülebileceğini, dolayısıyla tamladığı ... kelimesine göre ayırt edici özelliğinin zayıf kaldığını, davalıya ait 2016/04687 sayılı “... şekil” marka başvurusunun tescil edilmek istendiği sınıflarda yer alan emtianın, müvekkilinin markalarının bulunduğu sınıflarla birebir aynı olduğunu, davalının tescil başvurusunun, başından beri kötü niyetli bulunduğunu, «haksız rekabet» içerdiğini ileri sürerek, davaya konu 2016/04687 sayılı “... + şekil” markasının tesciline ilişkin 02.08.2017 tarihli ve 2017-M-6421 sayılı YİDK kararının iptali i …
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Değerlendirme Tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığı, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirlenecektir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4087 E. 2024/398 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… ekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin "..." ve "..." ibareli markaları arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, "..." ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu yönündeki değerlendirmenin doğru olmadığı gibi yerleşik yargı kararlarına da aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu "... ... & ..." markasının, davalının müvekkiline ait ... ve ... markalarını kullanarak yarattığı tek marka olmadığını, davalının «basiretli tacir» gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davalının tescil başvurusunun «kötüniyetli» olup müvekkilinin markalarının tanınmışlığından yararlanmak amacına yönelik bulunduğunu ileri sürerek 2016-M-2492 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu marka …
… rı ile davalının "... ... & ..." ibareli başvuru markası ile davacı markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi koşullarının oluşmadığı, taraf markaları benzemediği gibi davalının marka başvurusunda, davacının tanınmış olduğu iddia edilen markasından haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususları da somut delillerle kanıtlanmadığından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların da bulunmadığı, davalı marka başvurusunun «kötüniyetli» yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… erdiği markalarının “fit”, “fit”, “fit x”, “fit indeks”, “fit index”, “fit” ibarelerinden oluştuğu, dava konusu markalar arasında, görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların telaffuzları farklı olduğu gibi davalı markası ile redde gerekçe gösterilen markalar arasında farklıl …
… er nitelikteki “Şekil+Yulafit” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2013/72650 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve başvurunun bu markalarla karıştırılma ihtimali bulunacak düzeyde benzer olduğunu, tanınmışlığından haksız yararlanacağını, dava konusu marka başvurusu 05, 29 ve 30 uncu sınıflarda yapıldığını ve müvekkilinin “fit” ibaresini içeren markalarının ise 29, 30, 32 ve 35 inci sınıflarda tescilli olduğunu, 29 ve 30 uncu sınıf için birebir aynı 05 inci sınıf için ise benzerlik gösterdiğini, “fit” ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olmadığının yerel mahkeme ve Yargıtay kararı ile sabit olduğunu, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 2016-M-1809 sayılı YİDK …
… nedeniyle, markaların 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «iltibasa» yol açacak kadar benzer olmadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilan
Benzer bu kararda… er nitelikteki “Şekil+Yulafit” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2013/72650 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve başvurunun bu markalarla karıştırılma ihtimali bulunacak düzeyde benzer olduğunu, tanınmışlığından haksız yararlanacağını, dava konusu marka başvurusu 05, 29 ve 30 uncu sınıflarda yapıldığını ve müvekkilinin “fit” ibaresini içeren markalarının ise 29, 30, 32 ve 35 inci sınıflarda tescilli olduğunu, 29 ve 30 uncu sınıf için birebir aynı 05 inci sınıf için ise benzerlik gösterdiğini, “fit” ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olmadığının yerel mahkeme ve Yargıtay kararı ile sabit olduğunu, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 2016-M-1809 sayılı YİDK …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2035 E. , 2024/4644 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1669 Esas, 2023/10 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2016/186 E., 2019/419 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... ibaresini ilk olarak 2000 yılında tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde yatırımlar yaparak markalarını artırdığını, aynı zamanda ... ibareli markalara da sahip olduğunu, 2000/04524 sayılı "...", 2007/32835 sayılı "...", 2013/60855 sayılı "...", 2013/29479 sayılı "... İNDEKS", 2013/29468 sayılı "... İNDEX", 2013/32392 sayılı "... X" ibareli markalarının bulunduğunu, aynı zamanda 118806 sayılı "... ..." ve 2008/30579 sayılı "... ÇİKOLATA KEYFİ SLİMS" ibareli markaların da sahibi olduğunu, davalı şirketin 2014/34818 sayılı "... ... & ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin "..." ve "..." ibareli markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu yönündeki değerlendirmenin doğru olmadığı gibi yerleşik yargı kararlarına da aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu "...
... & ..." markasının, davalının müvekkiline ait ... ve ... markalarını kullanarak yarattığı tek marka olmadığını, davalının basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davalının tescil başvurusunun kötüniyetli olup müvekkilinin markalarının tanınmışlığından yararlanmak amacına yönelik bulunduğunu ileri sürerek 2016-M-2492 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "... ... & ..." ibareli başvuru markası ile davacı markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi koşullarının oluşmadığı, taraf markaları benzemediği gibi davalının marka başvurusunda, davacının tanınmış olduğu iddia edilen markasından haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususları da somut delillerle kanıtlanmadığından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların da bulunmadığı, davalı marka başvurusunun kötüniyetli yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu markalar arasında sınıfsal ayniyet olduğunun mahkeme kararında da tespit edildiğini, dava konusu marka ile müvekkil şirket markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek derecede benzerlik taşıdıklarını, ortalama tüketicinin, işbu dava konusu “...&...” ibareli markanın doğrudan müvekkil şirkete ait “...” ve “...” ibareli markaları aynen ihtiva etmesi ve aynı emtia listesinde tescilli olması sebebiyle müvekkil şirkete ait seri markalardan biri olarak algılayabileceğini, mahkeme tarafından verilmiş olan işbu kararda hiçbir şekilde seri marka incelemesi yapılmadığını, dava konusu markalara konu olan emtianın ucuz emtia olduğu, bunun da karıştırılma ihtimalini arttırdığı hususlarının dikkate alınmadığını ve yanlış tespitler yapıldığını, müvekkili şirketin “...” ibareli markasının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilebilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, “...” ibaresinin zayıf/tanımlayıcı marka statüsünde olmadığını, aksine bu ibarenin doğrudan müvekkil şirketi işaret ettiğine ilişkin pek çok yargı kararı bulunduğunu, müvekkili şirketin “...” markasının çok uzun sürelerden beri piyasada olması sebebiyle ayırt edici niteliğinin yükseldiğini, müvekkili şirket markalarının halihazırda tescilli olması sebebiyle kanunun kendisine tanıdığı yasal korumadan yararlanması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "... ...&...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." ibareli markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi olmadığı, tertip tarzı itibariyle dava konusu başvurunun asli unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, başvuruda geri planda kalan ve tali unsur olarak yer verilen "...&..." ibarelerinin, markanın üzerinde kullanılacağı malların özelliklerine işaret ettiği, bu itibarla markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, kaldı ki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.09.2022 tarih, 2021/1685 E. ve 2022/6319 K. sayılı bozma ilamında da vurgulandığı üzere davacının itirazına mesnet markalarındaki "..." ibaresinin, sağlıklı, zinde, formda, uygun anlamlarına geldiği ve dava konusu başvurunun kapsamında yer alan gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük düzeyde olduğu, dava konusu başvurunun açıklanan nedenlerle davacının seri markalarından biri olarak da algılanmayacağı, dava konusu başvurunun kötüniyetli yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1044759500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz