6102TTK Türk Ticaret Kanunu

YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | YİDK kararının iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2035 E. 2024/4644 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ba formu basiretli tacir ortalama tüketici kötüniyet ayırt edicilik tacir ilk derece kararının kaldırılması fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi yükleten (shipper) iltibas istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2016/186 E., 2019/419 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... ibaresini ilk olarak 2000 yılında tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde yatırımlar yaparak markalarını artırdığını, aynı zamanda ... ibareli markalara da sahip olduğunu, 2000/04524 sayılı "...", 2007/32835 sayılı "...", 2013/60855 sayılı "...", 2013/29479 sayılı "... İNDEKS", 2013/29468 sayılı "... İNDEX", 2013/32392 sayılı "... X" ibareli markalarının bulunduğunu, aynı zamanda 118806 sayılı "... ..." ve 2008/30579 sayılı "... ÇİKOLATA KEYFİ SLİMS" ibareli markaların da sahibi olduğunu, davalı şirketin 2014/34818 sayılı "... ... & ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin "..." ve "..." ibareli markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu yönündeki değerlendirmenin doğru olmadığı gibi yerleşik yargı kararlarına da aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu "... ... & ..." markasının, davalının müvekkiline ait ... ve ... markalarını kullanarak yarattığı tek marka olmadığını, davalının basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davalının tescil başvurusunun kötüniyetli olup müvekkilinin markalarının tanınmışlığından yararlanmak amacına yönelik bulunduğunu ileri sürerek 2016-M-2492 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.

2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "... ... & ..." ibareli başvuru markası ile davacı markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi koşullarının oluşmadığı, taraf markaları benzemediği gibi davalının marka başvurusunda, davacının tanınmış olduğu iddia edilen markasından haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususları da somut delillerle kanıtlanmadığından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların da bulunmadığı, davalı marka başvurusunun kötüniyetli yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu markalar arasında sınıfsal ayniyet olduğunun mahkeme kararında da tespit edildiğini, dava konusu marka ile müvekkil şirket markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek derecede benzerlik taşıdıklarını, ortalama tüketicinin, işbu dava konusu “...&...” ibareli markanın doğrudan müvekkil şirkete ait “...” ve “...” ibareli markaları aynen ihtiva etmesi ve aynı emtia listesinde tescilli olması sebebiyle müvekkil şirkete ait seri markalardan biri olarak algılayabileceğini, mahkeme tarafından verilmiş olan işbu kararda hiçbir şekilde seri marka incelemesi yapılmadığını, dava konusu markalara konu olan emtianın ucuz emtia olduğu, bunun da karıştırılma ihtimalini arttırdığı hususlarının dikkate alınmadığını ve yanlış tespitler yapıldığını, müvekkili şirketin “...” ibareli markasının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilebilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, “...” ibaresinin zayıf/tanımlayıcı marka statüsünde olmadığını, aksine bu ibarenin doğrudan müvekkil şirketi işaret ettiğine ilişkin pek çok yargı kararı bulunduğunu, müvekkili şirketin “...” markasının çok uzun sürelerden beri piyasada olması sebebiyle ayırt edici niteliğinin yükseldiğini, müvekkili şirket markalarının halihazırda tescilli olması sebebiyle kanunun kendisine tanıdığı yasal korumadan yararlanması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "... ...&...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." ibareli markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi olmadığı, tertip tarzı itibariyle dava konusu başvurunun asli unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, başvuruda geri planda kalan ve tali unsur olarak yer verilen "...&..." ibarelerinin, markanın üzerinde kullanılacağı malların özelliklerine işaret ettiği, bu itibarla markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, kaldı ki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.09.2022 tarih, 2021/1685 E. ve 2022/6319 K. sayılı bozma ilamında da vurgulandığı üzere davacının itirazına mesnet markalarındaki "..." ibaresinin, sağlıklı, zinde, formda, uygun anlamlarına geldiği ve dava konusu başvurunun kapsamında yer alan gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük düzeyde olduğu, dava konusu başvurunun açıklanan nedenlerle davacının seri markalarından biri olarak da algılanmayacağı, dava konusu başvurunun kötüniyetli yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • YİDK kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2662 E. 2023/6591 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4087 E. 2024/398 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/2035 E.  ,  2024/4644 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1669 Esas, 2023/10 Karar

HÜKÜM

Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2016/186 E., 2019/419 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... ibaresini ilk olarak 2000 yılında tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde yatırımlar yaparak markalarını artırdığını, aynı zamanda ... ibareli markalara da sahip olduğunu, 2000/04524 sayılı "...", 2007/32835 sayılı "...", 2013/60855 sayılı "...", 2013/29479 sayılı "... İNDEKS", 2013/29468 sayılı "... İNDEX", 2013/32392 sayılı "... X" ibareli markalarının bulunduğunu, aynı zamanda 118806 sayılı "... ..." ve 2008/30579 sayılı "... ÇİKOLATA KEYFİ SLİMS" ibareli markaların da sahibi olduğunu, davalı şirketin 2014/34818 sayılı "... ... & ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin "..." ve "..." ibareli markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu yönündeki değerlendirmenin doğru olmadığı gibi yerleşik yargı kararlarına da aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu "...

... & ..." markasının, davalının müvekkiline ait ... ve ... markalarını kullanarak yarattığı tek marka olmadığını, davalının basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davalının tescil başvurusunun kötüniyetli olup müvekkilinin markalarının tanınmışlığından yararlanmak amacına yönelik bulunduğunu ileri sürerek 2016-M-2492 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.

2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "... ... & ..." ibareli başvuru markası ile davacı markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi koşullarının oluşmadığı, taraf markaları benzemediği gibi davalının marka başvurusunda, davacının tanınmış olduğu iddia edilen markasından haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususları da somut delillerle kanıtlanmadığından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların da bulunmadığı, davalı marka başvurusunun kötüniyetli yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu markalar arasında sınıfsal ayniyet olduğunun mahkeme kararında da tespit edildiğini, dava konusu marka ile müvekkil şirket markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek derecede benzerlik taşıdıklarını, ortalama tüketicinin, işbu dava konusu “...&...” ibareli markanın doğrudan müvekkil şirkete ait “...” ve “...” ibareli markaları aynen ihtiva etmesi ve aynı emtia listesinde tescilli olması sebebiyle müvekkil şirkete ait seri markalardan biri olarak algılayabileceğini, mahkeme tarafından verilmiş olan işbu kararda hiçbir şekilde seri marka incelemesi yapılmadığını, dava konusu markalara konu olan emtianın ucuz emtia olduğu, bunun da karıştırılma ihtimalini arttırdığı hususlarının dikkate alınmadığını ve yanlış tespitler yapıldığını, müvekkili şirketin “...” ibareli markasının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilebilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, “...” ibaresinin zayıf/tanımlayıcı marka statüsünde olmadığını, aksine bu ibarenin doğrudan müvekkil şirketi işaret ettiğine ilişkin pek çok yargı kararı bulunduğunu, müvekkili şirketin “...” markasının çok uzun sürelerden beri piyasada olması sebebiyle ayırt edici niteliğinin yükseldiğini, müvekkili şirket markalarının halihazırda tescilli olması sebebiyle kanunun kendisine tanıdığı yasal korumadan yararlanması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "... ...&...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." ibareli markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi olmadığı, tertip tarzı itibariyle dava konusu başvurunun asli unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, başvuruda geri planda kalan ve tali unsur olarak yer verilen "...&..." ibarelerinin, markanın üzerinde kullanılacağı malların özelliklerine işaret ettiği, bu itibarla markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, kaldı ki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.09.2022 tarih, 2021/1685 E. ve 2022/6319 K. sayılı bozma ilamında da vurgulandığı üzere davacının itirazına mesnet markalarındaki "..." ibaresinin, sağlıklı, zinde, formda, uygun anlamlarına geldiği ve dava konusu başvurunun kapsamında yer alan gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük düzeyde olduğu, dava konusu başvurunun açıklanan nedenlerle davacının seri markalarından biri olarak da algılanmayacağı, dava konusu başvurunun kötüniyetli yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1044759500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.