YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1648 E. 2024/4648 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
olumsuz oy↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/204 E., 2018/474 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2013/32392, 2013/29479, 2013/29468, 2013/60855 sayılı "... x", "... İndeks", "... Index", "..." ibareli tanınmış markalarını mesnet göstererek davalının 2017/02065 nolu “... ...” ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ... YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, markaların kapsamındaki emtia listesinin de benzediğini, markaların benzer türden olması ve ilişkili mal ve hizmetleri kapsaması nedeniyle orta seviyedeki tüketiciler nezdinde bu markaların karıştırılma ihtimalinin arttığını, başvurudaki "...” kelimesinin hiçbir anlam ihtiva etmediğini, bu ibarenin tek başına hiçbir ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, bu nedenle iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmasının mümkün olmadığını, “... ...” markasının müvekkile ait markanın devam serisi veya alt markası olarak algılanacağını, başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığını olumsuz yönde etkileyeceğini ve davalının bu tanınmışlıktan haksız kazanç sağlamasına neden olacağını, başvurunun kötü niyetli olduğunu, haksız rekabet hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek YİDK’nın 08.04.2018 tarih ve 2018-M-2593 sayılı kararının iptaline ve “... ...” ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde;müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin medyada tanıtım ve reklamları yapılan ... mağaza adı bilinen saygın bir perakende satış firması olduğunu, müvekkili şirketin “... ...” markası ile davacı yanın “...” ibareli markalarının yan yana getirilmesi halinde ortalama tüketicilerin bu markaların farklı olduklarını anlayacağını, karıştırılmaları ihtimalinin bulunmadığını, markalar bütün olarak incelendiğinde görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzemediklerini, davacı yanın marka ibaresinin zayıf bir ibare olduğunu, “...” ibaresinin aynı sınıflarda pek çok marka tesciline konu edildiğini, davacı şirket tarafından benzer olmayan başvuru markasına yapılan itirazın kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekişmeli başvurunun standart karekterle yazılmış “ ...” ibaresinden, itiraza dayanak markaların ise yine standart karakterle yazılı "... x", "... ....", "... ..." ve "..." ibarelerinden oluştukları, söz konusu markalar fonetik ve görsel olarak bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacı markasında yer alan “...” sözcüğü davalı markasında da “.... ...” ibaresinin içerisinde yer almakta ise de, “...” ibaresinin marka yaratmakta çok kullanılan bir kelime olması ve bu nedenle zayıf bir ibare vasfı taşıması nedeniyle söz konusu kelimenin yanına getirilen kelime ve şekil unsurlarının ayırt edicilik vasfı sağladığı, bu çerçevede somut olayda da markaların görsel ve fonetik açıdan farklı olması nedeniyle taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan çıktığı, davalının markasındaki “...” ibaresinin başlı başına ayırt edicilik sağladığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığından hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, tanınmışlığa ilişkin olarak 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığından tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin bulunmadığı, kötü niyet iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "..." markasının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, taraf markalarının esas unsurlarının "..." ibaresinden oluşması nedeniyle iltibas ihtimalinin oluşacağını, markaların tescil sınıflarının da benzer olduğunu, ortalama tüketici kriterinin yok sayıldığını, başvurunun kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, başvurunun kapsamındaki 29 ve 30. sınıf malların davacının itiraza mesnet markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, taraf markalarında "..." ibaresinin ortak olarak yer almakta olduğu, ancak "..." ibaresini marka yaratmakta çok kullanılan bir kelime olması ve söz konusu ibarenin kullanımının yaygınlaşması ile birlikte ayırt ediciliğinin zayıfladığı, zayıf marka seçenlerin bu markanın farklı unsurlarla kullanımına katlanmak mecburiyetinde oldukları, emsal olarak kabul edilen Yargıtay kararı doğrultusunda Dairece de "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ve başvurudaki "..." ibaresinin markayı davacının "..." ibareli markalarından yeterince farklılaştırdığı kanaatine ulaşıldığı, davalının markası ile karşılaşan tüketicilerin davacının "..." ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve hiç düşünmeden algılayacakları gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası ile beşinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2662 E. 2023/6591 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… ihtimalinin arttığını, başvurudaki "...” kelimesinin hiçbir anlam ihtiva etmediğini, bu ibarenin tek başına hiçbir ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, bu nedenle «iltibas» değerlendirmesinde dikkate alınmasının mümkün olmadığını, “... ...” markasının müvekkile ait markanın devam serisi veya alt markası olarak algılanacağını, başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığını «olumsuz» yönde etkileyeceğini ve davalının bu tanınmışlıktan haksız kazanç sağlamasına neden olacağını, başvurunun kötü niyetli olduğunu, «haksız rekabet» hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek YİDK’nın 08.04.2018 tarih ve 2018-M-2593 sayılı kararının iptaline ve “... ...” ibareli markanın tescili hal …
… aratmakta çok kullanılan bir kelime olması ve bu nedenle zayıf bir ibare vasfı taşıması nedeniyle söz konusu kelimenin yanına getirilen kelime ve şekil unsurlarının «ayırt edicilik» vasfı sağladığı, bu çerçevede somut olayda da markaların görsel ve fonetik açıdan farklı olması nedeniyle taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan çıktığı, davalının markasındaki “...” ibaresinin başlı başına ayırt edicilik sağladığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesinin bulunmadığından hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, tanınmışlığa ilişkin olarak 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığından tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin bulunmadığı, «kötü niyet» iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… rka olarak kabul edilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, taraf markalarının esas unsurlarının "..." ibaresinden oluşması nedeniyle «iltibas» ihtimalinin oluşacağını, markaların tescil sınıflarının da benzer olduğunu, «ortalama tüketici» kriterinin yok sayıldığını, başvurunun kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… benzer nitelikteki “...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2016/04687 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itiraz edildiğini, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı Şahsın 2016/04687 sayılı “... şekil” markasının, müvekkilinin “...” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlikle «iltibas» oluşturduğunu, müvekkilinin markalarının ... ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiğini, davaya konu marka tescil isteminin “... + şekil” bileşik kelimesinden meydana geldiğini, markanın esas unsuru olan “...” ibaresinin ... ve ... kelimesinin yan yana getirilmesi suretiyle oluşturulan bir marka olduğunu, markada geçen ... kelimesinin birebir karşılığı olmayıp tamlama niteliğinde bir kelime olarak düşünülebileceğini, dolayısıyla tamladığı ... kelimesine göre ayırt edici özelliğinin zayıf kaldığını, davalıya ait 2016/04687 sayılı “... şekil” marka başvurusunun tescil edilmek istendiği sınıflarda yer alan emtianın, müvekkilinin markalarının bulunduğu sınıflarla birebir aynı olduğunu, davalının tescil başvurusunun, başından beri kötü niyetli bulunduğunu, «haksız rekabet» içerdiğini ileri sürerek, davaya konu 2016/04687 sayılı “... + şekil” markasının tesciline ilişkin 02.08.2017 tarihli ve 2017-M-6421 sayılı YİDK kararının iptali i …
… acağı, davalı başvuru markasındaki esaslı unsurlardan birinin de “...” ibaresi olduğu, bu ibarenin başına eklenen "..." ibaresinin başvuru markasına yeterli düzeyde «ayırt edicilik» katmadığı, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davalının başvurusuna konu markasının davacı markaları ile «iltibas» tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu, istikrar kazanan kararlar karşısında ilk derece mahkemesinin "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu yönünd …
… bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuruda, davacı markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin öne çıkartılmayıp bir bütün olarak "..." ibaresine asli unsur olarak yer verildiği, bu şekilde başvuruya yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığı, taraf marka işaretleri benzer olmadığı dikkate alınarak davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ziya · kaldırma ve yeniden hüküm · ilan
Benzer bu karardaKararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… benzer nitelikteki “...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2016/04687 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itiraz edildiğini, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı Şahsın 2016/04687 sayılı “... şekil” markasının, müvekkilinin “...” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlikle «iltibas» oluşturduğunu, müvekkilinin markalarının ... ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiğini, davaya konu marka tescil isteminin “... + şekil” bileşik kelimesinden meydana geldiğini, markanın esas unsuru olan “...” ibaresinin ... ve ... kelimesinin yan yana getirilmesi suretiyle oluşturulan bir marka olduğunu, markada geçen ... kelimesinin birebir karşılığı olmayıp tamlama niteliğinde bir kelime olarak düşünülebileceğini, dolayısıyla tamladığı ... kelimesine göre ayırt edici özelliğinin zayıf kaldığını, davalıya ait 2016/04687 sayılı “... şekil” marka başvurusunun tescil edilmek istendiği sınıflarda yer alan emtianın, müvekkilinin markalarının bulunduğu sınıflarla birebir aynı olduğunu, davalının tescil başvurusunun, başından beri kötü niyetli bulunduğunu, «haksız rekabet» içerdiğini ileri sürerek, davaya konu 2016/04687 sayılı “... + şekil” markasının tesciline ilişkin 02.08.2017 tarihli ve 2017-M-6421 sayılı YİDK kararının iptali i …
Değerlendirme Tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığı, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirlenecektir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4087 E. 2024/398 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz kararda… aratmakta çok kullanılan bir kelime olması ve bu nedenle zayıf bir ibare vasfı taşıması nedeniyle söz konusu kelimenin yanına getirilen kelime ve şekil unsurlarının «ayırt edicilik» vasfı sağladığı, bu çerçevede somut olayda da markaların görsel ve fonetik açıdan farklı olması nedeniyle taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan çıktığı, davalının markasındaki “...” ibaresinin başlı başına ayırt edicilik sağladığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesinin bulunmadığından hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, tanınmışlığa ilişkin olarak 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığından tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin bulunmadığı, «kötü niyet» iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… rka olarak kabul edilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, taraf markalarının esas unsurlarının "..." ibaresinden oluşması nedeniyle «iltibas» ihtimalinin oluşacağını, markaların tescil sınıflarının da benzer olduğunu, «ortalama tüketici» kriterinin yok sayıldığını, başvurunun kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… ihtimalinin arttığını, başvurudaki "...” kelimesinin hiçbir anlam ihtiva etmediğini, bu ibarenin tek başına hiçbir ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, bu nedenle «iltibas» değerlendirmesinde dikkate alınmasının mümkün olmadığını, “... ...” markasının müvekkile ait markanın devam serisi veya alt markası olarak algılanacağını, başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığını «olumsuz» yönde etkileyeceğini ve davalının bu tanınmışlıktan haksız kazanç sağlamasına neden olacağını, başvurunun kötü niyetli olduğunu, «haksız rekabet» hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek YİDK’nın 08.04.2018 tarih ve 2018-M-2593 sayılı kararının iptaline ve “... ...” ibareli markanın tescili hal …
Benzer bu kararda… erdiği markalarının “fit”, “fit”, “fit x”, “fit indeks”, “fit index”, “fit” ibarelerinden oluştuğu, dava konusu markalar arasında, görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların telaffuzları farklı olduğu gibi davalı markası ile redde gerekçe gösterilen markalar arasında farklıl …
… er nitelikteki “Şekil+Yulafit” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2013/72650 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve başvurunun bu markalarla karıştırılma ihtimali bulunacak düzeyde benzer olduğunu, tanınmışlığından haksız yararlanacağını, dava konusu marka başvurusu 05, 29 ve 30 uncu sınıflarda yapıldığını ve müvekkilinin “fit” ibaresini içeren markalarının ise 29, 30, 32 ve 35 inci sınıflarda tescilli olduğunu, 29 ve 30 uncu sınıf için birebir aynı 05 inci sınıf için ise benzerlik gösterdiğini, “fit” ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olmadığının yerel mahkeme ve Yargıtay kararı ile sabit olduğunu, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 2016-M-1809 sayılı YİDK …
… nedeniyle, markaların 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «iltibasa» yol açacak kadar benzer olmadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilan
Benzer bu kararda… er nitelikteki “Şekil+Yulafit” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2013/72650 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve başvurunun bu markalarla karıştırılma ihtimali bulunacak düzeyde benzer olduğunu, tanınmışlığından haksız yararlanacağını, dava konusu marka başvurusu 05, 29 ve 30 uncu sınıflarda yapıldığını ve müvekkilinin “fit” ibaresini içeren markalarının ise 29, 30, 32 ve 35 inci sınıflarda tescilli olduğunu, 29 ve 30 uncu sınıf için birebir aynı 05 inci sınıf için ise benzerlik gösterdiğini, “fit” ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olmadığının yerel mahkeme ve Yargıtay kararı ile sabit olduğunu, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 2016-M-1809 sayılı YİDK …
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2035 E. 2024/4644 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… aratmakta çok kullanılan bir kelime olması ve bu nedenle zayıf bir ibare vasfı taşıması nedeniyle söz konusu kelimenin yanına getirilen kelime ve şekil unsurlarının «ayırt edicilik» vasfı sağladığı, bu çerçevede somut olayda da markaların görsel ve fonetik açıdan farklı olması nedeniyle taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan çıktığı, davalının markasındaki “...” ibaresinin başlı başına ayırt edicilik sağladığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesinin bulunmadığından hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, tanınmışlığa ilişkin olarak 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığından tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin bulunmadığı, «kötü niyet» iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… rka olarak kabul edilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, taraf markalarının esas unsurlarının "..." ibaresinden oluşması nedeniyle «iltibas» ihtimalinin oluşacağını, markaların tescil sınıflarının da benzer olduğunu, «ortalama tüketici» kriterinin yok sayıldığını, başvurunun kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… ihtimalinin arttığını, başvurudaki "...” kelimesinin hiçbir anlam ihtiva etmediğini, bu ibarenin tek başına hiçbir ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, bu nedenle «iltibas» değerlendirmesinde dikkate alınmasının mümkün olmadığını, “... ...” markasının müvekkile ait markanın devam serisi veya alt markası olarak algılanacağını, başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığını «olumsuz» yönde etkileyeceğini ve davalının bu tanınmışlıktan haksız kazanç sağlamasına neden olacağını, başvurunun kötü niyetli olduğunu, «haksız rekabet» hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek YİDK’nın 08.04.2018 tarih ve 2018-M-2593 sayılı kararının iptaline ve “... ...” ibareli markanın tescili hal …
Benzer bu kararda… ekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin "..." ve "..." ibareli markaları arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, "..." ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu yönündeki değerlendirmenin doğru olmadığı gibi yerleşik yargı kararlarına da aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu "... ... & ..." markasının, davalının müvekkiline ait ... ve ... markalarını kullanarak yarattığı tek marka olmadığını, davalının «basiretli tacir» gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davalının tescil başvurusunun «kötüniyetli» olup müvekkilinin markalarının tanınmışlığından yararlanmak amacına yönelik bulunduğunu ileri sürerek 2016-M-2492 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu marka …
… rı ile davalının "... ... & ..." ibareli başvuru markası ile davacı markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi koşullarının oluşmadığı, taraf markaları benzemediği gibi davalının marka başvurusunda, davacının tanınmış olduğu iddia edilen markasından haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususları da somut delillerle kanıtlanmadığından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların da bulunmadığı, davalı marka başvurusunun «kötüniyetli» yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba formu · basiretli tacir · kötüniyet · tacir
Benzer bu kararda… ekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin "..." ve "..." ibareli markaları arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, "..." ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu yönündeki değerlendirmenin doğru olmadığı gibi yerleşik yargı kararlarına da aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu "... ... & ..." markasının, davalının müvekkiline ait ... ve ... markalarını kullanarak yarattığı tek marka olmadığını, davalının «basiretli tacir» gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davalının tescil başvurusunun «kötüniyetli» olup müvekkilinin markalarının tanınmışlığından yararlanmak amacına yönelik bulunduğunu ileri sürerek 2016-M-2492 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu marka …
… 09.2022 tarih, 2021/1685 E. ve 2022/6319 K. sayılı bozma ilamında da vurgulandığı üzere davacının itirazına mesnet markalarındaki "..." ibaresinin, sağlıklı, zinde, «formda», uygun anlamlarına geldiği ve dava konusu başvurunun kapsamında yer alan gıda maddeleri yönünden «ayırt ediciliğinin» düşük düzeyde olduğu, dava konusu başvurunun açıklanan nedenlerle davacının seri markalarından biri olarak da algılanmayacağı, dava konusu başvurunun «kötüniyetli» yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… rı ile davalının "... ... & ..." ibareli başvuru markası ile davacı markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi koşullarının oluşmadığı, taraf markaları benzemediği gibi davalının marka başvurusunda, davacının tanınmış olduğu iddia edilen markasından haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususları da somut delillerle kanıtlanmadığından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların da bulunmadığı, davalı marka başvurusunun «kötüniyetli» yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4088 E. 2024/297 K.
Ortak:kötü niyet · ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… aratmakta çok kullanılan bir kelime olması ve bu nedenle zayıf bir ibare vasfı taşıması nedeniyle söz konusu kelimenin yanına getirilen kelime ve şekil unsurlarının «ayırt edicilik» vasfı sağladığı, bu çerçevede somut olayda da markaların görsel ve fonetik açıdan farklı olması nedeniyle taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan çıktığı, davalının markasındaki “...” ibaresinin başlı başına ayırt edicilik sağladığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesinin bulunmadığından hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, tanınmışlığa ilişkin olarak 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığından tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin bulunmadığı, «kötü niyet» iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… rka olarak kabul edilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, taraf markalarının esas unsurlarının "..." ibaresinden oluşması nedeniyle «iltibas» ihtimalinin oluşacağını, markaların tescil sınıflarının da benzer olduğunu, «ortalama tüketici» kriterinin yok sayıldığını, başvurunun kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… ihtimalinin arttığını, başvurudaki "...” kelimesinin hiçbir anlam ihtiva etmediğini, bu ibarenin tek başına hiçbir ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, bu nedenle «iltibas» değerlendirmesinde dikkate alınmasının mümkün olmadığını, “... ...” markasının müvekkile ait markanın devam serisi veya alt markası olarak algılanacağını, başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığını «olumsuz» yönde etkileyeceğini ve davalının bu tanınmışlıktan haksız kazanç sağlamasına neden olacağını, başvurunun kötü niyetli olduğunu, «haksız rekabet» hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek YİDK’nın 08.04.2018 tarih ve 2018-M-2593 sayılı kararının iptaline ve “... ...” ibareli markanın tescili hal …
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin esas unsuru "Fit" ibaresi tarafından «temsil» edilen seri markaların sahibi olduğunu, davalı şahısça yapılan 2018/02758 " sayılı "BITE TO FIT" ibareli marka başvurusuna «iltibas», tanınmışlık ve «kötü niyet» vakıalarına dayalı olarak yapmış oldukları itirazın nihai olarak TÜRKPATENT YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının 5 ... sınıfın 2 …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «uyuşmazlık konusu mal» ve hizmetlerin davacının itirazına dayanak markaları kapsamında yer ... mal ve hizmetlerle aynı / aynı tür benzer olduğu ancak taraf marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından «iltibas» koşullarının oluşmadığı, «kötü niyet» iddiasının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… alarının tescil kapsamlarının aynı olduğunun tespitine rağmen ilk derece mahkemesince, markaların benzer bulunmadığı yönündeki gerekçenin hatalı olduğunu, mahkemece «iltibas» incelemesi yapılırken «ortalama tüketici» kriterinin adeta yok sayıldığını, davalı ... kişinin başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olduğunu, yerel mahkemenin verdiği kararın daha önce fit markası hakkınd …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu mal · tekel hakkı · ziya · iptal davası · uyuşmazlık konusu · kâr dağıtımı · kötüniyet · dahili dava
Benzer bu kararda"fit" ibaresinin «uyuşmazlık konusu mal» ve hizmetlerde «ayırt ediciliği» düşük bir ibare olduğu ve sonraki markanın yapılacak ... bir değişiklik ile dahi «iltibas» ihtimalini bertaraf edecek derecede farklılaştırılmasının mümkün olduğu gözetildiğinde taraf marka işaretleri arasında işletmesel bağlantılandırma ihtimali de «dahil» olmak üzere iltibas tehlikesi bulunmadığının kabulü gerekir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «uyuşmazlık konusu mal» ve hizmetlerin davacının itirazına dayanak markaları kapsamında yer ... mal ve hizmetlerle aynı / aynı tür benzer olduğu ancak taraf marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından «iltibas» koşullarının oluşmadığı, «kötü niyet» iddiasının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… yda da davacının itirazına mesnet markalarının esas unsuru olan "fit" ibaresinin aynen davalının başvurusunda yer aldığı, başvuruda yer ... diğer unsurların yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, taraf markaları arasında, işaretler yönünden görsel ve işitsel benzelik bulunduğu, Mahkemenin, taraf markaları arasında benzerlik olmadığı yönündeki değerlendirmesi isabetli olmadığı, taraf markalarının tescil kapsamlarının karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru kspamında 5. ve 30 uncu sınıfta yer ... mallar ile anılan sınıflarda yer ... malların satışına özgü 35 ... sınıf mağazacılık hizmetleri yer almakta olup davacı taraf dava konusu YİDK kararının, başvuru kapsamında 5 ... sınıfın 2 nci alt grubunda ve 30 uncu sınıfta yer ... mallar ile 35 ... sınıf hizmetler yönünden iptalini talep ettiğinden «uyuşmazlık konusu» olan mal ve hizmetler başvuru kspamında yer ...
… irazına mesnet markalarının kapsamında 30 uncu sınıfta bulunan mallar ile 35 ... sınıf hizmetlerin aynı/ aynı tür olduğu, ancak mahkemece alınan bilirkişi raporunda «uyuşmazlık konusu» olan 5 ... sınıfın 2 ... alt grubunda yer ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1648 E. , 2024/4648 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/148 Esas, 2022/1637 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/204 E., 2018/474 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2013/32392, 2013/29479, 2013/29468, 2013/60855 sayılı "... x", "... İndeks", "... Index", "..." ibareli tanınmış markalarını mesnet göstererek davalının 2017/02065 nolu “... ...” ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ... YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, markaların kapsamındaki emtia listesinin de benzediğini, markaların benzer türden olması ve ilişkili mal ve hizmetleri kapsaması nedeniyle orta seviyedeki tüketiciler nezdinde bu markaların karıştırılma ihtimalinin arttığını, başvurudaki "...” kelimesinin hiçbir anlam ihtiva etmediğini, bu ibarenin tek başına hiçbir ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, bu nedenle iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmasının mümkün olmadığını, “...
...” markasının müvekkile ait markanın devam serisi veya alt markası olarak algılanacağını, başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığını olumsuz yönde etkileyeceğini ve davalının bu tanınmışlıktan haksız kazanç sağlamasına neden olacağını, başvurunun kötü niyetli olduğunu, haksız rekabet hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek YİDK’nın 08.04.2018 tarih ve 2018-M-2593 sayılı kararının iptaline ve “... ...” ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde;müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin medyada tanıtım ve reklamları yapılan ... mağaza adı bilinen saygın bir perakende satış firması olduğunu, müvekkili şirketin “... ...” markası ile davacı yanın “...” ibareli markalarının yan yana getirilmesi halinde ortalama tüketicilerin bu markaların farklı olduklarını anlayacağını, karıştırılmaları ihtimalinin bulunmadığını, markalar bütün olarak incelendiğinde görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzemediklerini, davacı yanın marka ibaresinin zayıf bir ibare olduğunu, “...” ibaresinin aynı sınıflarda pek çok marka tesciline konu edildiğini, davacı şirket tarafından benzer olmayan başvuru markasına yapılan itirazın kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekişmeli başvurunun standart karekterle yazılmış “ ...” ibaresinden, itiraza dayanak markaların ise yine standart karakterle yazılı "... x", "... ....", "... ..." ve "..." ibarelerinden oluştukları, söz konusu markalar fonetik ve görsel olarak bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacı markasında yer alan “...” sözcüğü davalı markasında da “.... ...” ibaresinin içerisinde yer almakta ise de, “...” ibaresinin marka yaratmakta çok kullanılan bir kelime olması ve bu nedenle zayıf bir ibare vasfı taşıması nedeniyle söz konusu kelimenin yanına getirilen kelime ve şekil unsurlarının ayırt edicilik vasfı sağladığı, bu çerçevede somut olayda da markaların görsel ve fonetik açıdan farklı olması nedeniyle taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan çıktığı, davalının markasındaki “...” ibaresinin başlı başına ayırt edicilik sağladığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığından hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, tanınmışlığa ilişkin olarak 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığından tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin bulunmadığı, kötü niyet iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "..." markasının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, taraf markalarının esas unsurlarının "..." ibaresinden oluşması nedeniyle iltibas ihtimalinin oluşacağını, markaların tescil sınıflarının da benzer olduğunu, ortalama tüketici kriterinin yok sayıldığını, başvurunun kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, başvurunun kapsamındaki 29 ve 30. sınıf malların davacının itiraza mesnet markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, taraf markalarında "..." ibaresinin ortak olarak yer almakta olduğu, ancak "..." ibaresini marka yaratmakta çok kullanılan bir kelime olması ve söz konusu ibarenin kullanımının yaygınlaşması ile birlikte ayırt ediciliğinin zayıfladığı, zayıf marka seçenlerin bu markanın farklı unsurlarla kullanımına katlanmak mecburiyetinde oldukları, emsal olarak kabul edilen Yargıtay kararı doğrultusunda Dairece de "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ve başvurudaki "..." ibaresinin markayı davacının "..." ibareli markalarından yeterince farklılaştırdığı kanaatine ulaşıldığı, davalının markası ile karşılaşan tüketicilerin davacının "..." ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve hiç düşünmeden algılayacakları gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası ile beşinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1130513400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz