6102TTK Türk Ticaret Kanunu

YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1648 E. 2024/4648 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
olumsuz oy kötü niyet esastan ret ortalama tüketici ayırt edicilik ilk derece kararının kaldırılması haksız rekabet fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi yükleten (shipper) iltibas istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK · SMK — SMK 6

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2018/204 E., 2018/474 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2013/32392, 2013/29479, 2013/29468, 2013/60855 sayılı "... x", "... İndeks", "... Index", "..." ibareli tanınmış markalarını mesnet göstererek davalının 2017/02065 nolu “... ...” ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ... YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, markaların kapsamındaki emtia listesinin de benzediğini, markaların benzer türden olması ve ilişkili mal ve hizmetleri kapsaması nedeniyle orta seviyedeki tüketiciler nezdinde bu markaların karıştırılma ihtimalinin arttığını, başvurudaki "...” kelimesinin hiçbir anlam ihtiva etmediğini, bu ibarenin tek başına hiçbir ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, bu nedenle iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmasının mümkün olmadığını, “... ...” markasının müvekkile ait markanın devam serisi veya alt markası olarak algılanacağını, başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığını olumsuz yönde etkileyeceğini ve davalının bu tanınmışlıktan haksız kazanç sağlamasına neden olacağını, başvurunun kötü niyetli olduğunu, haksız rekabet hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek YİDK’nın 08.04.2018 tarih ve 2018-M-2593 sayılı kararının iptaline ve “... ...” ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde;müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin medyada tanıtım ve reklamları yapılan ... mağaza adı bilinen saygın bir perakende satış firması olduğunu, müvekkili şirketin “... ...” markası ile davacı yanın “...” ibareli markalarının yan yana getirilmesi halinde ortalama tüketicilerin bu markaların farklı olduklarını anlayacağını, karıştırılmaları ihtimalinin bulunmadığını, markalar bütün olarak incelendiğinde görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzemediklerini, davacı yanın marka ibaresinin zayıf bir ibare olduğunu, “...” ibaresinin aynı sınıflarda pek çok marka tesciline konu edildiğini, davacı şirket tarafından benzer olmayan başvuru markasına yapılan itirazın kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekişmeli başvurunun standart karekterle yazılmış “ ...” ibaresinden, itiraza dayanak markaların ise yine standart karakterle yazılı "... x", "... ....", "... ..." ve "..." ibarelerinden oluştukları, söz konusu markalar fonetik ve görsel olarak bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacı markasında yer alan “...” sözcüğü davalı markasında da “.... ...” ibaresinin içerisinde yer almakta ise de, “...” ibaresinin marka yaratmakta çok kullanılan bir kelime olması ve bu nedenle zayıf bir ibare vasfı taşıması nedeniyle söz konusu kelimenin yanına getirilen kelime ve şekil unsurlarının ayırt edicilik vasfı sağladığı, bu çerçevede somut olayda da markaların görsel ve fonetik açıdan farklı olması nedeniyle taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan çıktığı, davalının markasındaki “...” ibaresinin başlı başına ayırt edicilik sağladığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığından hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, tanınmışlığa ilişkin olarak 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığından tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin bulunmadığı, kötü niyet iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "..." markasının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, taraf markalarının esas unsurlarının "..." ibaresinden oluşması nedeniyle iltibas ihtimalinin oluşacağını, markaların tescil sınıflarının da benzer olduğunu, ortalama tüketici kriterinin yok sayıldığını, başvurunun kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, başvurunun kapsamındaki 29 ve 30. sınıf malların davacının itiraza mesnet markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, taraf markalarında "..." ibaresinin ortak olarak yer almakta olduğu, ancak "..." ibaresini marka yaratmakta çok kullanılan bir kelime olması ve söz konusu ibarenin kullanımının yaygınlaşması ile birlikte ayırt ediciliğinin zayıfladığı, zayıf marka seçenlerin bu markanın farklı unsurlarla kullanımına katlanmak mecburiyetinde oldukları, emsal olarak kabul edilen Yargıtay kararı doğrultusunda Dairece de "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ve başvurudaki "..." ibaresinin markayı davacının "..." ibareli markalarından yeterince farklılaştırdığı kanaatine ulaşıldığı, davalının markası ile karşılaşan tüketicilerin davacının "..." ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve hiç düşünmeden algılayacakları gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası ile beşinci fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • YİDK kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2662 E. 2023/6591 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4087 E. 2024/398 K.

    Ortak: · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | YİDK kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2035 E. 2024/4644 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4088 E. 2024/297 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/1648 E.  ,  2024/4648 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/148 Esas, 2022/1637 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2018/204 E., 2018/474 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2013/32392, 2013/29479, 2013/29468, 2013/60855 sayılı "... x", "... İndeks", "... Index", "..." ibareli tanınmış markalarını mesnet göstererek davalının 2017/02065 nolu “... ...” ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ... YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, markaların kapsamındaki emtia listesinin de benzediğini, markaların benzer türden olması ve ilişkili mal ve hizmetleri kapsaması nedeniyle orta seviyedeki tüketiciler nezdinde bu markaların karıştırılma ihtimalinin arttığını, başvurudaki "...” kelimesinin hiçbir anlam ihtiva etmediğini, bu ibarenin tek başına hiçbir ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, bu nedenle iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmasının mümkün olmadığını, “...

...” markasının müvekkile ait markanın devam serisi veya alt markası olarak algılanacağını, başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığını olumsuz yönde etkileyeceğini ve davalının bu tanınmışlıktan haksız kazanç sağlamasına neden olacağını, başvurunun kötü niyetli olduğunu, haksız rekabet hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek YİDK’nın 08.04.2018 tarih ve 2018-M-2593 sayılı kararının iptaline ve “... ...” ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde;müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin medyada tanıtım ve reklamları yapılan ... mağaza adı bilinen saygın bir perakende satış firması olduğunu, müvekkili şirketin “... ...” markası ile davacı yanın “...” ibareli markalarının yan yana getirilmesi halinde ortalama tüketicilerin bu markaların farklı olduklarını anlayacağını, karıştırılmaları ihtimalinin bulunmadığını, markalar bütün olarak incelendiğinde görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzemediklerini, davacı yanın marka ibaresinin zayıf bir ibare olduğunu, “...” ibaresinin aynı sınıflarda pek çok marka tesciline konu edildiğini, davacı şirket tarafından benzer olmayan başvuru markasına yapılan itirazın kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekişmeli başvurunun standart karekterle yazılmış “ ...” ibaresinden, itiraza dayanak markaların ise yine standart karakterle yazılı "... x", "... ....", "... ..." ve "..." ibarelerinden oluştukları, söz konusu markalar fonetik ve görsel olarak bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacı markasında yer alan “...” sözcüğü davalı markasında da “.... ...” ibaresinin içerisinde yer almakta ise de, “...” ibaresinin marka yaratmakta çok kullanılan bir kelime olması ve bu nedenle zayıf bir ibare vasfı taşıması nedeniyle söz konusu kelimenin yanına getirilen kelime ve şekil unsurlarının ayırt edicilik vasfı sağladığı, bu çerçevede somut olayda da markaların görsel ve fonetik açıdan farklı olması nedeniyle taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan çıktığı, davalının markasındaki “...” ibaresinin başlı başına ayırt edicilik sağladığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığından hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, tanınmışlığa ilişkin olarak 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığından tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin bulunmadığı, kötü niyet iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "..." markasının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, taraf markalarının esas unsurlarının "..." ibaresinden oluşması nedeniyle iltibas ihtimalinin oluşacağını, markaların tescil sınıflarının da benzer olduğunu, ortalama tüketici kriterinin yok sayıldığını, başvurunun kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, başvurunun kapsamındaki 29 ve 30. sınıf malların davacının itiraza mesnet markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, taraf markalarında "..." ibaresinin ortak olarak yer almakta olduğu, ancak "..." ibaresini marka yaratmakta çok kullanılan bir kelime olması ve söz konusu ibarenin kullanımının yaygınlaşması ile birlikte ayırt ediciliğinin zayıfladığı, zayıf marka seçenlerin bu markanın farklı unsurlarla kullanımına katlanmak mecburiyetinde oldukları, emsal olarak kabul edilen Yargıtay kararı doğrultusunda Dairece de "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ve başvurudaki "..." ibaresinin markayı davacının "..." ibareli markalarından yeterince farklılaştırdığı kanaatine ulaşıldığı, davalının markası ile karşılaşan tüketicilerin davacının "..." ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve hiç düşünmeden algılayacakları gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası ile beşinci fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1130513400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.