Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2793 E. 2023/6494 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel yetki kuralı↗ genel yetki↗ rekabet hukuku↗ rekabet kurulu kararı↗ denetime elverişli rapor↗ delil niteliği↗ kesin delil↗ rekabet yasağı↗ ticari kredi↗ tanıma↗ denetime elverişlilik↗ oy yasağı↗ vade↗ bilirkişi incelemesi↗ esastan ret↗ yetki↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/533 E., 2019/82 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Rekabet Kurulu tarafından, aralarında davalı bankanın da yer aldığı 12 banka hakkında yapılan soruşturma sonucunda verilen karar ile bankaların mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri konusunda anlaşma veya uyumlu eylem içerinde bulunmak sureti ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un (4054 sayılıKanun) 4 üncü maddesini ihlal ettiği gerekçesi ile idari para cezasına mahkum edildiklerini, kararın iptali için açılan davanın reddedilerek kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay tarafından hukuka uygun bulunarak onandığını, müvekkilinin 11.02.2011 tarihinde davalı bankanın İzmir Karşıyaka Şubesi’nden 60 ay vade ile 100.000,00 TL işletme ihtiyaç kredisi kullandığını, kartel faizi nedeniyle zarara uğradığını, davalının 3 katı oranında tazminat ödemesi gerektiğini ileri sürerek, davalının 21.08.2007-21.09.2011 tarihleri arasında kartel faizi uygulamak suretiyle vermiş olduğu zararın 3 katı bedelinden şimdilik 1.000,00 TL kartel tazminatının 11.02.2011 sözleşme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; genel yetki kuralı uyarınca yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu, Rekabet Kurulu Kararı’nda işletme ihtiyaç kredilerine uygulanan faiz konusunda müvekkiline isnat edilen herhangi bir ihlal iddiasının bulunmadığını, uzlaşma içinde olan bankalar arasında müvekkilinin bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin davalı sıfatının bulunmadığını, Rekabet Kurulu Kararı’nın iptali talebi ile açtıkları davada karar düzeltme başvurusu yapıldığından kararın henüz kesinleşmediğini, bu kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, Rekabet Kurulu kararlarının idari yargı denetimine tabi olduğunu, kesin delil niteliği taşımadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticari kredi faiz oranının talepte bulunan firmanın güvenilirliği vb. kriterler değerlendirilerek, başvurana özel olarak başvurduğu banka tarafından belirlendiğini, dava dışı bankalardan celp edilen faiz oranları ile yapılan bilirkişi incelemesi sonucu piyasada farklı/değişken faiz oranlarının uygulandığı ve davalının piyasa koşulları içerisinde o tarihteki en uygun orandan kredi kullanımı yaptığının saptandığı, davacıya davalı banka tarafından kullandırılan işletme ihtiyaç kredisinde Rekabet Kurulu kararında belirtilen ve mevzuatta belirtili kartel oluşturma ve uyumlu eylem tanımlarına uyan eylem saptanamadığı, ticari kredi faiz oranları konusunda Rekabet Hukuku açısından uyumlu eylem ya da kartel oluşturma eyleminin bulunmadığı, davalının tazminat talebinin Rekabet Kurulu kararına dayandırılamayacağı, dava dışı bankaların davacının kredi kullandığı güne ait faiz oranlarının tamamının, davacının kredisine uygulanan faiz oranından daha yüksek olması nedeniyle, davacının kullanmış olduğu kredi nedeniyle zararı tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Rekabet Kurulu'nun on iki bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetlerine yönelik "uzlaşma" içerisinde bulunduğu sonucuna devam eden tek bir ihlal yaklaşımı doğrultusunda vardığını, Rekabet Kurulu kararında kredilerin türleri arasında ayrıma gidilmediğini, Rekabet Kurulu kararında, on iki bankanın somutlaştırılmış şekilde, 21.08.2007 ve 22.09.2011 tarihleri arasında mevduat, (kamu bankaları için ayrıca kamu mevduatı), krediler ve kredi kartları hizmetleri bakımından ortak fiyat tespitine giderek rekabet ihlali gerçekleştirdiklerinin, bireysel-ticari-kamu ayrımı yapmaksızın suni faiz artırımına gittiklerinin tespit edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, zararın tespitine yönelik özel ve teknik hiçbir yöntem kullanılmadan, en basit şekliyle sadece ele alınan dönemdeki ortalama faiz oranlarının karşılaştırıldığını, ihlal dışında fiyata etki eden değişkenlerin dikkate alınmadığını, zararı en doğru şekilde hesaplayabilecek kişilerin bu konuda özel eğitim almış Rekabet Kurumu uzmanları olduğunu, Rekabet Kurulu kararı ve kredi değerlendirme uzmanı bir bilirkişiden ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Rekabet Kurulu kararında, bankaların anlaşmalı olarak yüksek faiz belirledikleri tespit edilen kredilerin tüketici kredileri, mevduat faizlerine ilişkin olduğu, ticari kredilerin kartel kararı kapsamında değerlendirilemeyeceği, davalı Vakıfbank hakkında ticari krediler bakımından bir inceleme yapılmadığı, davalı banka bakımından ticari kredilere ilişkin diğer bankalar ile anlaşmaya vararak rekabeti bozucu bir eyleminin olduğuna dair bir tespitin yapılmadığının anlaşıldığı ve davaya konu kredi ticari kredi olduğundan davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleri ile temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rekabet yasağına aykırı davranan davalı banka eylemi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4054 sayılı Kanun'un 57 ve 58 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1556 E. 2023/5195 K.
Ortak:ticari kredi · Tazminat
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticari kredi» faiz oranının talepte bulunan firmanın güvenilirliği vb. kriterler değerlendirilerek, başvurana özel olarak başvurduğu banka tarafından belirlendiğini, dava dışı bankalardan celp edilen faiz oranları ile yapılan «bilirkişi incelemesi» sonucu piyasada farklı/değişken faiz oranlarının uygulandığı ve davalının piyasa koşulları içerisinde o tarihteki en uygun orandan kredi kullanımı yaptığının saptandığı, davacıya davalı banka tarafından kullandırılan işletme ihtiyaç kredisinde Rekabet Kurulu kararında belirtilen ve mevzuatta belirtili kartel oluşturma ve uyumlu eylem «tanımlarına» uyan eylem saptanamadığı, ticari kredi faiz oranları konusunda Rekabet Hukuku açısından uyumlu eylem ya da kartel oluşturma eyleminin bulunmadığı, davalının tazmin …
… cari kredilere ilişkin diğer bankalar ile anlaşmaya vararak rekabeti bozucu bir eyleminin olduğuna dair bir tespitin yapılmadığının anlaşıldığı ve davaya konu kredi «ticari kredi» olduğundan davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı bankadan kullandığı kredilerin «ticari kredi» niteliğinde olduğu,, Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı kararında kartel oluşumuna dair tespitin ticari kredilere yönelik olmaması nedeniyl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüketici kredisi
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Rekabet Kurulu kararında bankaların anlaşmalı olarak yüksek faiz oranı belirledikleri tespit edilen kredilerin «tüketici kredisi» olduğu, ticari kredileri kapsamadığı, davacının kullandığı kredilerin ise ticari krediler olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4793 E. 2020/2658 K.
Ortak:yetki
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «genel yetki kuralı» uyarınca yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu, Rekabet Kurulu Kararı’nda işletme ihtiyaç kredilerine uygulanan faiz konusunda müvekkiline isnat edilen herhangi bir ihlal iddiasının bulunmadığını, uzlaşma içinde olan bankalar arasında müvekkilinin bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin davalı sıfatının bulunmadığını, Rekabet Kurulu Kararı’nın iptali talebi ile açtıkları davada karar düzeltme başvurusu yapıldığından kararın henüz kesinleşmediğini, bu kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, Rekabet Kurulu kararlarının idari yargı denetimine tabi olduğunu, «kesin delil niteliği» taşımadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaDavalının, davacının tasarımdan doğan haklarına tecavüz ettiğine ilişkin mahkemece yargılama aşamasında davalının iş yerinde yapılan bir «keşif» veya tespit de bulunmayıp, bunun yanında «defter» ve belgeleri yerinde incelemesi için «yetki» verilen bilirkişinin davalı iş yerinde bu yönde bir keşif ve inceleme «yetkisinin» de bulunmadığı gözetilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:delil tespiti · irsaliye · keşif · yetkisizlik kararı · haksız rekabet · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalının «defter» ve belgelerinin incelenmesinde davacı tarafından sunulan «irsaliyenin» yer aldığının tespit edildiği, bu kapsamda davacı tarafından sunulan kartelanın davalıdan alındığının kabulü gerektiği, davalının davacının tasarım haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacı adına tescilli 2011/07937-3 nolu endüstriyel tasarım tescil belgesine, davalı tarafça "sparta" model olarak tanıtılıp satışa sunulan ürün tasarımı nedeniyle davalının tasarımdan doğan haklara tecavüzü ile «haksız rekabetinin» tespitine, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmiştir.
Davalının, davacının tasarımdan doğan haklarına tecavüz ettiğine ilişkin mahkemece yargılama aşamasında davalının iş yerinde yapılan bir «keşif» veya tespit de bulunmayıp, bunun yanında «defter» ve belgeleri yerinde incelemesi için «yetki» verilen bilirkişinin davalı iş yerinde bu yönde bir keşif ve inceleme «yetkisinin» de bulunmadığı gözetilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın …
Dava, endüstriyel tasarım belgesinden doğan haklara tecavüzün tespiti, «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talebine ilişkindir.
Davacının tecavüz iddiasına ilişkin eldeki davadan önce mahkemece yapılmış bir «delil tespiti» bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3281 E. 2024/5433 K.
Ortak:ticari kredi · Tazminat
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticari kredi» faiz oranının talepte bulunan firmanın güvenilirliği vb. kriterler değerlendirilerek, başvurana özel olarak başvurduğu banka tarafından belirlendiğini, dava dışı bankalardan celp edilen faiz oranları ile yapılan «bilirkişi incelemesi» sonucu piyasada farklı/değişken faiz oranlarının uygulandığı ve davalının piyasa koşulları içerisinde o tarihteki en uygun orandan kredi kullanımı yaptığının saptandığı, davacıya davalı banka tarafından kullandırılan işletme ihtiyaç kredisinde Rekabet Kurulu kararında belirtilen ve mevzuatta belirtili kartel oluşturma ve uyumlu eylem «tanımlarına» uyan eylem saptanamadığı, ticari kredi faiz oranları konusunda Rekabet Hukuku açısından uyumlu eylem ya da kartel oluşturma eyleminin bulunmadığı, davalının tazmin …
… cari kredilere ilişkin diğer bankalar ile anlaşmaya vararak rekabeti bozucu bir eyleminin olduğuna dair bir tespitin yapılmadığının anlaşıldığı ve davaya konu kredi «ticari kredi» olduğundan davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadan çeşitli tarihlerde ve meblağlarda «ticari kredi» kullanmış olup, bu kredilerin 83.000,00 TL tutarlı, 24 ay ödemeli ve toplam ödemesi 98.981,67 TL olan ticari kredi ile 92.000,00 TL tutarlı, 24 ay ödemeli ve toplam ödemesi 109.714,66 TL olan ticari kredi olduğunu, Rekabet Kurulu tarafından 08.03.2013 tarih, 2011-4-91 dosya, 13-13/198-100 Karar sayılı kararı ile 21.08.2017 - 22.09.2011 tarihleri arasında davalı bankanın da aralarında olduğu 12 bankanın kredi ve kredi kartı konularında birlikte fiyat tespit etmek amacıyla kartel oluşturduğunun tespit edildiğini, bunun sonucu verilen «idari para cezası» kararına bankalarca itiraz edildiğini, Ankara 2.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari para cezası · i̇i̇k 258 · illiyet bağı · genel kredi sözleşmesi · kredi sözleşmesi · maddi tazminat · kusur · dava sebebi
Benzer bu karardaİdare Mahkemesinin 2014/2000 E. sayılı dosyasında açtıkları iptal davasının kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğini, davanın «zamanaşımına» uğradığını, «maddi tazminat» talep etme şartlarının oluşmadığını, dava tarihi itibariyle hukuka aykırı fiil unsurunun ve davacının zararının bulunmadığını, zararla fiil arasında «illiyet bağının» da olmadığını, müvekkili bankanın sorumluluğunu gerektirir «kusur» olmadığını, davacı tarafından 3 katına kadar talep edilen tazminatın şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… ı ile davacının, davalı bankanın Karatay/Konya Şubesinden 2008 yılında 83.000,00 TL ve 92.000,00 TL miktarlı ve sırasıyla 98.981,67 TL ve 109.714,66 TL geri ödemeli «genel kredi sözleşmelerine» dayalı olarak ticari taşıt kredisi kullanmış olduğu ve bu kredileri 2008 yılı içerisinde kullandığı, bilirkişi raporunda; davalı bankaca, genel kredi sözleşmesine …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadan çeşitli tarihlerde ve meblağlarda «ticari kredi» kullanmış olup, bu kredilerin 83.000,00 TL tutarlı, 24 ay ödemeli ve toplam ödemesi 98.981,67 TL olan ticari kredi ile 92.000,00 TL tutarlı, 24 ay ödemeli ve toplam ödemesi 109.714,66 TL olan ticari kredi olduğunu, Rekabet Kurulu tarafından 08.03.2013 tarih, 2011-4-91 dosya, 13-13/198-100 Karar sayılı kararı ile 21.08.2017 - 22.09.2011 tarihleri arasında davalı bankanın da aralarında olduğu 12 bankanın kredi ve kredi kartı konularında birlikte fiyat tespit etmek amacıyla kartel oluşturduğunun tespit edildiğini, bunun sonucu verilen «idari para cezası» kararına bankalarca itiraz edildiğini, Ankara 2.
İdare Mahkemesinin 20.02.2015 tarih, 2014/2000 E. ve 2015/«258» K. sayılı kararı ile itirazın reddedildiğini, red kararına karşı temyiz talebinde bulunulması üzerine Danıştay 13.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4210 E. 2024/209 K.
Ortak:ticari kredi · eksik inceleme · avans faizi · Tazminat
İncelediğiniz kararda… n temyiz edilmesi üzerine Danıştay tarafından hukuka uygun bulunarak onandığını, müvekkilinin 11.02.2011 tarihinde davalı bankanın İzmir Karşıyaka Şubesi’nden 60 ay «vade» ile 100.000,00 TL işletme ihtiyaç kredisi kullandığını, kartel faizi nedeniyle zarara uğradığını, davalının 3 katı oranında tazminat ödemesi gerektiğini ileri sürerek, davalının 21.08.2007-21.09.2011 tarihleri arasında kartel faizi uygulamak suretiyle vermiş olduğu zararın 3 katı bedelinden şimdilik 1.000,00 TL kartel tazminatının 11.02.2011 sözleşme tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticari kredi» faiz oranının talepte bulunan firmanın güvenilirliği vb. kriterler değerlendirilerek, başvurana özel olarak başvurduğu banka tarafından belirlendiğini, dava dışı bankalardan celp edilen faiz oranları ile yapılan «bilirkişi incelemesi» sonucu piyasada farklı/değişken faiz oranlarının uygulandığı ve davalının piyasa koşulları içerisinde o tarihteki en uygun orandan kredi kullanımı yaptığının saptandığı, davacıya davalı banka tarafından kullandırılan işletme ihtiyaç kredisinde Rekabet Kurulu kararında belirtilen ve mevzuatta belirtili kartel oluşturma ve uyumlu eylem «tanımlarına» uyan eylem saptanamadığı, ticari kredi faiz oranları konusunda Rekabet Hukuku açısından uyumlu eylem ya da kartel oluşturma eyleminin bulunmadığı, davalının tazmin …
… t ihlali gerçekleştirdiklerinin, bireysel-ticari-kamu ayrımı yapmaksızın suni faiz artırımına gittiklerinin tespit edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun «eksik incelemeye» dayalı olduğunu, zararın tespitine yönelik özel ve teknik hiçbir yöntem kullanılmadan, en basit şekliyle sadece ele alınan dönemdeki ortalama faiz oranlarının karşılaştırıldığını, ihlal dışında fiyata etki eden değişkenlerin dikkate alınmadığını, zararı en doğru şekilde hesaplayabilecek kişilerin bu konuda özel eğitim almış Rekabet Kurumu uzmanları olduğunu, Rekabet Kurulu kararı ve kredi değerlendirme uzmanı bir bilirkişiden ayrıntılı ve «denetime elverişli rapor» alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… amak suretiyle tarafına verdiği zararın 3 ... için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin kredi kullanım tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
… alının da bulunduğu 12 adet bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri konusunda faiz karteli oluşturduğunun tespit edildiği, davalının açtığı para cezasının «iptali davası» reddedilmişse de idare mahkemesi kararının henüz kesinleşmediği, davacının, davalı Banka’dan 18.12.2007-18.03.2014 tarih aralığında 4 adet aylık eşit taksitli ve 8 adet rotatif ticari kredileri kullandığı, Rekabet Kurulunca davalının da yer aldığı 12 finans kurumunun mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri alanında 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesini ihlal ettiklerine hükmedildiği, 2011 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safı gelirlerinin takdiren %0.6 oranında olmak üzere davalıya «idari para cezası» verildiği, davalı Banka’nın rekabete aykırı uygulamalar içinde olduğu kabul edilerek Kurulca idari ceza uygulanmasına neden olan eylemlerinin re-finansman’a yönelik SMS mesajları ve mevduat faiz oranına ilişkin olduğu, Kurul kararında dava konusunu oluşturan «ticari kredi» faiz oranına yönelik olarak davalının rekabete aykırı uygulamalar içinde olduğuna dair herhangi bir iddia ve/veya delile yer verilmediği, ticari işlerde faiz serbe …
… rekabeti bozucu uyumlu eylemlerinin, centilmenlik anlaşması yapmış olmaları ve bu durumu ... bir süreçte sürdürdükleri dikkate alındığında münferit, sadece belirli «bankacılık işlemlerine» hasrederek gerçekleştirdiklerinin kabul edilemeyeceğini, tüm bankaların tüm bankacılık hizmetleri yönünden sürekli iletişim içinde bulunup faizleri karşılıklı kararlaştırdıklarını, Rekabet Kurulu’nun rekabetin bozulduğunun kabulü için somut anlaşma olmadan dahi uyumlu eylemlerin varlığını yeterli saydığını, davalının sadece mevduat faizleri ve refinansman SMS’leri ile ilgili yazışmaların tespit edilmesinin diğer kredi faizlerine ilişkin anlaşmaya «dahil» olmadığı anlamına gelmeyeceğini, davalının gecelik kredilere ve rotatif kredilere ilişkin ... ve ... ile ilgili bilgilere sahip olduğunun ifade edildiğini, diğer tüm bankalarla da uyumlu eylemlerde davranarak, kartel faizi oluşturduğunun gözler önüne serildiğini, rotatif kredilere ilişkin ihlalinin varlığının açıkça tespit edilip belirlendiğini, «eksik inceleme» ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari para cezası · bankacılık işlemi · ticari avans faizi · iptal davası · dahili dava
Benzer bu kararda… alının da bulunduğu 12 adet bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri konusunda faiz karteli oluşturduğunun tespit edildiği, davalının açtığı para cezasının «iptali davası» reddedilmişse de idare mahkemesi kararının henüz kesinleşmediği, davacının, davalı Banka’dan 18.12.2007-18.03.2014 tarih aralığında 4 adet aylık eşit taksitli ve 8 adet rotatif ticari kredileri kullandığı, Rekabet Kurulunca davalının da yer aldığı 12 finans kurumunun mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri alanında 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesini ihlal ettiklerine hükmedildiği, 2011 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safı gelirlerinin takdiren %0.6 oranında olmak üzere davalıya «idari para cezası» verildiği, davalı Banka’nın rekabete aykırı uygulamalar içinde olduğu kabul edilerek Kurulca idari ceza uygulanmasına neden olan eylemlerinin re-finansman’a yönelik SMS mesajları ve mevduat faiz oranına ilişkin olduğu, Kurul kararında dava konusunu oluşturan «ticari kredi» faiz oranına yönelik olarak davalının rekabete aykırı uygulamalar içinde olduğuna dair herhangi bir iddia ve/veya delile yer verilmediği, ticari işlerde faiz serbe …
… rekabeti bozucu uyumlu eylemlerinin, centilmenlik anlaşması yapmış olmaları ve bu durumu ... bir süreçte sürdürdükleri dikkate alındığında münferit, sadece belirli «bankacılık işlemlerine» hasrederek gerçekleştirdiklerinin kabul edilemeyeceğini, Rekabet Kurulunun rekabetin bozulduğunun kabulü için somut anlaşma olmadan dahi uyumlu eylemlerin varlığını yeterli saydığını, davalının sadece mevduat faizleri ve refinansman SMS’leri ile ilgili yazışmaların tespit edilmesinin diğer kredi faizlerine ilişkin anlaşmaya «dahil» olmadığı anlamına gelmeyeceğini, davalının gecelik kredilere ve rotatif kredilere ilişkin ... ve ... ile ilgili bilgilere sahip olduğunun ifade edildiğini, diğer t …
… rekabeti bozucu uyumlu eylemlerinin, centilmenlik anlaşması yapmış olmaları ve bu durumu ... bir süreçte sürdürdükleri dikkate alındığında münferit, sadece belirli «bankacılık işlemlerine» hasrederek gerçekleştirdiklerinin kabul edilemeyeceğini, tüm bankaların tüm bankacılık hizmetleri yönünden sürekli iletişim içinde bulunup faizleri karşılıklı kararlaştırdıklarını, Rekabet Kurulu’nun rekabetin bozulduğunun kabulü için somut anlaşma olmadan dahi uyumlu eylemlerin varlığını yeterli saydığını, davalının sadece mevduat faizleri ve refinansman SMS’leri ile ilgili yazışmaların tespit edilmesinin diğer kredi faizlerine ilişkin anlaşmaya «dahil» olmadığı anlamına gelmeyeceğini, davalının gecelik kredilere ve rotatif kredilere ilişkin ... ve ... ile ilgili bilgilere sahip olduğunun ifade edildiğini, diğer tüm bankalarla da uyumlu eylemlerde davranarak, kartel faizi oluşturduğunun gözler önüne serildiğini, rotatif kredilere ilişkin ihlalinin varlığının açıkça tespit edilip belirlendiğini, «eksik inceleme» ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
… amak suretiyle tarafına verdiği zararın 3 ... için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin kredi kullanım tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2671 E. 2024/5322 K.
Ortak:ticari kredi · kesin hüküm · Tazminat
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «genel yetki kuralı» uyarınca yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu, Rekabet Kurulu Kararı’nda işletme ihtiyaç kredilerine uygulanan faiz konusunda müvekkiline isnat edilen herhangi bir ihlal iddiasının bulunmadığını, uzlaşma içinde olan bankalar arasında müvekkilinin bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin davalı sıfatının bulunmadığını, Rekabet Kurulu Kararı’nın iptali talebi ile açtıkları davada karar düzeltme başvurusu yapıldığından kararın henüz kesinleşmediğini, bu kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, Rekabet Kurulu kararlarının idari yargı denetimine tabi olduğunu, «kesin delil niteliği» taşımadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticari kredi» faiz oranının talepte bulunan firmanın güvenilirliği vb. kriterler değerlendirilerek, başvurana özel olarak başvurduğu banka tarafından belirlendiğini, dava dışı bankalardan celp edilen faiz oranları ile yapılan «bilirkişi incelemesi» sonucu piyasada farklı/değişken faiz oranlarının uygulandığı ve davalının piyasa koşulları içerisinde o tarihteki en uygun orandan kredi kullanımı yaptığının saptandığı, davacıya davalı banka tarafından kullandırılan işletme ihtiyaç kredisinde Rekabet Kurulu kararında belirtilen ve mevzuatta belirtili kartel oluşturma ve uyumlu eylem «tanımlarına» uyan eylem saptanamadığı, ticari kredi faiz oranları konusunda Rekabet Hukuku açısından uyumlu eylem ya da kartel oluşturma eyleminin bulunmadığı, davalının tazmin …
… cari kredilere ilişkin diğer bankalar ile anlaşmaya vararak rekabeti bozucu bir eyleminin olduğuna dair bir tespitin yapılmadığının anlaşıldığı ve davaya konu kredi «ticari kredi» olduğundan davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar Rekabet Kurulunun kararının iptali için idari yargıda açılan dava halen «derdest» ise de dava konusu olayda davalı bankanın kartel oluşumu içinde yer almadığının «kesin» olarak tespit edilmesi halinde derdest dava sonucu eldeki davayı etkilemeyeceği, bu bağlamda bankanın sorumluluğuna karar verilemeyeceği, idare mahkemesinde devam eden davanın «bekletici mesele» yapılmasına gerek görülmediği, İlk Derece Mahkemesince bu yönde araştırma yapıldığı, alınan bankacı bilirkişi raporunda; davalı bankanın rekabeti ihlal edici uyumlu eyleminin sadece mevduat faizleri ile sınırlı kaldığı, davalı bankanın ihlal ettiği işlem türü olan mevduat faizi ile davacı tarafından kullanılan «ticari kredi» ve kredi kartı ürünlerinin birbiriyle uyumlu olmadığı, bu nedenle davacıların hukuken zarara uğrayamayacağı, davalı bankanın tespit edilen uyumlu eylemleri ile davacıların iddia edilen zararı arasında «illiyet bağının» kurulamayacağı, davanın dayanağı olan «ticari kredi sözleşmesi» ve kredi kartı ürünü sebebiyle bir ihlalin tespit edilmediği hususlarının belirtildiği, bankacılık ve finans konusunda uzmanlarından alınan bilirkişi raporunun denetime ve hükme elverişli olduğu, Rekabet Kurulunun davacılarının murisinin ticari kredi kullandığı döneme ilişkin kartel faizinin uygulandığına dair bir karar tesis etmediği, davalı bankanın ticari kredi çekilen tarihlerde ticari kredi yönünden iddia olunan oluşum içinde yer almadığının belirlenip davanın reddine karar verildiği, davalı bankanın ticari kredinin çekildiği dönemde ticari kredi yönünden iddia olunan oluşum içinde yer almadığı ve bu itibarla davacıların herhangi bir zararının oluşmadığı, «vekalet ücretinin» doğru belirlendiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'ın davalı bankadan 12.03.2010 tarihinde 250.000,00 TL, 13.09.2010 tarihinde 50.000,00 TL, 25.10.2011 tarihinde 8.400,00 TL «ticari kredi» kullandığını, Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarihli kararı ile davalı bankanın diğer bankalarla uyumlu eylemi içerisinde hareket ederek mevduat faizlerinde suni bir düşüş ve kredi faizlerinde suni bir artış oluşturduğunun tespit edildiğini, davalının 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 4 üncü maddesini ihlalleri «sebebi» ile kendilerinin faiz zararına uğratıldığını, 4054 sayılı Kanun’un 57 ve 58 inci maddeleri uyarınca Kanuna aykırılık halinde zarar görenlerin zararlarının giderilmesini ve rekabet sınırlandığı için ödedikleri bedel ile «kısıtlanmasaydı» ödeyecekleri bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebileceklerini ileri sürerek davacıların uğradığı maddi zarar ile maddi zararın üç katı oranında da tazmin …
… len kararı ile murisin davalı bankadan 12.03.2010, 13.09.2010, 25.10.2011 tarihlerinde kullandığı ticari kredilere istinaden, kendisinden tahsil edilen yüksek faize «mirasçılarının», davalı bankanın Rekabet Kurulu kararına aykırı davranması nedeni ile itiraz ettikleri, Rekabet Kurulu kararına karşı davacı bankanın İdare Mahkemesinde dava açtığı, açılan davanın red ile sonuçlandığı, temyiz üzerine mahkemece verilen kararın Danıştay tarafından onandığı, aldırılan bilirkişi raporu ile de davalı bankanın uyumlu eyleminin sadece mevduat faizleri ile sınırlı kaldığı, bankanın ihlal ettiği iddia edilen işlem türü olan mevduat faizi ile davacıların murisi tarafından kullanılan «ticari kredi» ve kredi kartı ürünlerinin birbiri ile uyumlu olmadığı, davalı bankanın mevduat faizine ilişkin olan «haksız fiil» niteliğindeki uyumlu eylemleri «sebebi» ile davacıların zarara uğrayamayacağı, davalı bankanın uyumlu eylemleri ile davacıların zararı arasında bir «illiyet bağı» kurulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari para cezası · ticari kredi sözleşmesi · bekletici mesele · nispi vekalet ücreti · aktif husumet ehliyeti · haksız eylem · illiyet bağı · kısıtlılık
Benzer bu kararda… Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar Rekabet Kurulunun kararının iptali için idari yargıda açılan dava halen «derdest» ise de dava konusu olayda davalı bankanın kartel oluşumu içinde yer almadığının «kesin» olarak tespit edilmesi halinde derdest dava sonucu eldeki davayı etkilemeyeceği, bu bağlamda bankanın sorumluluğuna karar verilemeyeceği, idare mahkemesinde devam eden davanın «bekletici mesele» yapılmasına gerek görülmediği, İlk Derece Mahkemesince bu yönde araştırma yapıldığı, alınan bankacı bilirkişi raporunda; davalı bankanın rekabeti ihlal edici uyumlu eyleminin sadece mevduat faizleri ile sınırlı kaldığı, davalı bankanın ihlal ettiği işlem türü olan mevduat faizi ile davacı tarafından kullanılan «ticari kredi» ve kredi kartı ürünlerinin birbiriyle uyumlu olmadığı, bu nedenle davacıların hukuken zarara uğrayamayacağı, davalı bankanın tespit edilen uyumlu eylemleri ile davacıların iddia edilen zararı arasında «illiyet bağının» kurulamayacağı, davanın dayanağı olan «ticari kredi sözleşmesi» ve kredi kartı ürünü sebebiyle bir ihlalin tespit edilmediği hususlarının belirtildiği, bankacılık ve finans konusunda uzmanlarından alınan bilirkişi raporunun denetime ve hükme elverişli olduğu, Rekabet Kurulunun davacılarının murisinin ticari kredi kullandığı döneme ilişkin kartel faizinin uygulandığına dair bir karar tesis etmediği, davalı bankanın ticari kredi çekilen tarihlerde ticari kredi yönünden iddia olunan oluşum içinde yer almadığının belirlenip davanın reddine karar verildiği, davalı bankanın ticari kredinin çekildiği dönemde ticari kredi yönünden iddia olunan oluşum içinde yer almadığı ve bu itibarla davacıların herhangi bir zararının oluşmadığı, «vekalet ücretinin» doğru belirlendiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… ma doğrultusunda tüketicilere olması gerekenden daha yüksek faiz oranları ile kredi kullandırıldığını tespit ettiğini belirttiğini, bu nedenle davalı banka aleyhine «idari para cezası» uyguladığını, İlk Derece Mahkemesi kararında sadece mevduat faiz oranlarında centilmenlik anlaşması yapıldığı gerekçesi ile davanın reddinin hukuka aykırılık taşıdığını, davalının Rekabet Kurumu tarafından verilen idari para cezası aleyhine açtığı davanın reddedildiğini, kararın Danıştay’ca onandığını, bu durumun dahi davalı bankanın rekabeti önleyici haksız eylemelerinin varlığını ispatladığını, dava değerinin 7.000,00 TL gösterildiğini, bu değer üzerinden hesaplanacak «nispi vekalet ücreti» 840,00 TL olduğu halde davalı lehine 2.725,00 TL hükmedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
… dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'ın davalı bankadan 12.03.2010 tarihinde 250.000,00 TL, 13.09.2010 tarihinde 50.000,00 TL, 25.10.2011 tarihinde 8.400,00 TL «ticari kredi» kullandığını, Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarihli kararı ile davalı bankanın diğer bankalarla uyumlu eylemi içerisinde hareket ederek mevduat faizlerinde suni bir düşüş ve kredi faizlerinde suni bir artış oluşturduğunun tespit edildiğini, davalının 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 4 üncü maddesini ihlalleri «sebebi» ile kendilerinin faiz zararına uğratıldığını, 4054 sayılı Kanun’un 57 ve 58 inci maddeleri uyarınca Kanuna aykırılık halinde zarar görenlerin zararlarının giderilmesini ve rekabet sınırlandığı için ödedikleri bedel ile «kısıtlanmasaydı» ödeyecekleri bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebileceklerini ileri sürerek davacıların uğradığı maddi zarar ile maddi zararın üç katı oranında da tazmin …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dayanak Rekabet Kurulu kararının iptali için açılan davanın «kanun yolu» aşamasının henüz sonuçlanmadığını, dolayısıyla rekabetin ihlal edildiği konusunda henüz kesinleşmiş bir yargı kararının bulunmadığını, 4054 sayılı Kanun kapsamında zararın üç katı tutarında tazminat talep hakkının yalnızca rakip firmalara tanındığını, davacının hak sahibi olmadığı bir konuda talepte bulunamayacağını, «aktif husumet ehliyetini» taşımadığını, Rekabet Kurulunun müvekkili banka hakkında yürüttüğü soruşturmanın kamu mevduatı ve mevduata yönelik olması nedeni ile davacının krediden kaynaklanan tazminat talebi bakımından davalı bankaya husumet yöneltemeyeceğini, davanın «zamanaşımına» uğradığını, davacının dilediği bankadan bankacılık ürünlerini alma konusunda özgür olduğunu, diğer alternatifleri görerek, bilerek davalı bankayı tercih eden davacının «haksız fiil» iddiasına itibar edilemeyeceğini, tazminatın koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2793 E. , 2023/6494 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1271 Esas, 2022/392 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/533 E., 2019/82 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Rekabet Kurulu tarafından, aralarında davalı bankanın da yer aldığı 12 banka hakkında yapılan soruşturma sonucunda verilen karar ile bankaların mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri konusunda anlaşma veya uyumlu eylem içerinde bulunmak sureti ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un (4054 sayılıKanun) 4 üncü maddesini ihlal ettiği gerekçesi ile idari para cezasına mahkum edildiklerini, kararın iptali için açılan davanın reddedilerek kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay tarafından hukuka uygun bulunarak onandığını, müvekkilinin 11.02.2011 tarihinde davalı bankanın İzmir Karşıyaka Şubesi’nden 60 ay vade ile 100.000,00 TL işletme ihtiyaç kredisi kullandığını, kartel faizi nedeniyle zarara uğradığını, davalının 3 katı oranında tazminat ödemesi gerektiğini ileri sürerek, davalının 21.08.2007-21.09.2011 tarihleri arasında kartel faizi uygulamak suretiyle vermiş olduğu zararın 3 katı bedelinden şimdilik 1.000,00 TL kartel tazminatının 11.02.2011 sözleşme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; genel yetki kuralı uyarınca yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu, Rekabet Kurulu Kararı’nda işletme ihtiyaç kredilerine uygulanan faiz konusunda müvekkiline isnat edilen herhangi bir ihlal iddiasının bulunmadığını, uzlaşma içinde olan bankalar arasında müvekkilinin bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin davalı sıfatının bulunmadığını, Rekabet Kurulu Kararı’nın iptali talebi ile açtıkları davada karar düzeltme başvurusu yapıldığından kararın henüz kesinleşmediğini, bu kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, Rekabet Kurulu kararlarının idari yargı denetimine tabi olduğunu, kesin delil niteliği taşımadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticari kredi faiz oranının talepte bulunan firmanın güvenilirliği vb. kriterler değerlendirilerek, başvurana özel olarak başvurduğu banka tarafından belirlendiğini, dava dışı bankalardan celp edilen faiz oranları ile yapılan bilirkişi incelemesi sonucu piyasada farklı/değişken faiz oranlarının uygulandığı ve davalının piyasa koşulları içerisinde o tarihteki en uygun orandan kredi kullanımı yaptığının saptandığı, davacıya davalı banka tarafından kullandırılan işletme ihtiyaç kredisinde Rekabet Kurulu kararında belirtilen ve mevzuatta belirtili kartel oluşturma ve uyumlu eylem tanımlarına uyan eylem saptanamadığı, ticari kredi faiz oranları konusunda Rekabet Hukuku açısından uyumlu eylem ya da kartel oluşturma eyleminin bulunmadığı, davalının tazminat talebinin Rekabet Kurulu kararına dayandırılamayacağı, dava dışı bankaların davacının kredi kullandığı güne ait faiz oranlarının tamamının, davacının kredisine uygulanan faiz oranından daha yüksek olması nedeniyle, davacının kullanmış olduğu kredi nedeniyle zararı tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Rekabet Kurulu'nun on iki bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetlerine yönelik "uzlaşma" içerisinde bulunduğu sonucuna devam eden tek bir ihlal yaklaşımı doğrultusunda vardığını, Rekabet Kurulu kararında kredilerin türleri arasında ayrıma gidilmediğini, Rekabet Kurulu kararında, on iki bankanın somutlaştırılmış şekilde, 21.08.2007 ve 22.09.2011 tarihleri arasında mevduat, (kamu bankaları için ayrıca kamu mevduatı), krediler ve kredi kartları hizmetleri bakımından ortak fiyat tespitine giderek rekabet ihlali gerçekleştirdiklerinin, bireysel-ticari-kamu ayrımı yapmaksızın suni faiz artırımına gittiklerinin tespit edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, zararın tespitine yönelik özel ve teknik hiçbir yöntem kullanılmadan, en basit şekliyle sadece ele alınan dönemdeki ortalama faiz oranlarının karşılaştırıldığını, ihlal dışında fiyata etki eden değişkenlerin dikkate alınmadığını, zararı en doğru şekilde hesaplayabilecek kişilerin bu konuda özel eğitim almış Rekabet Kurumu uzmanları olduğunu, Rekabet Kurulu kararı ve kredi değerlendirme uzmanı bir bilirkişiden ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Rekabet Kurulu kararında, bankaların anlaşmalı olarak yüksek faiz belirledikleri tespit edilen kredilerin tüketici kredileri, mevduat faizlerine ilişkin olduğu, ticari kredilerin kartel kararı kapsamında değerlendirilemeyeceği, davalı Vakıfbank hakkında ticari krediler bakımından bir inceleme yapılmadığı, davalı banka bakımından ticari kredilere ilişkin diğer bankalar ile anlaşmaya vararak rekabeti bozucu bir eyleminin olduğuna dair bir tespitin yapılmadığının anlaşıldığı ve davaya konu kredi ticari kredi olduğundan davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleri ile temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rekabet yasağına aykırı davranan davalı banka eylemi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4054 sayılı Kanun'un 57 ve 58 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/977900300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz