Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3281 E. 2024/5433 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
idari para cezası↗ rekabet kurulu kararı↗ i̇i̇k 258↗ ticari kredi↗ illiyet bağı↗ genel kredi sözleşmesi↗ kredi sözleşmesi↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ kusur↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/733 E., 2020/647 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadan çeşitli tarihlerde ve meblağlarda ticari kredi kullanmış olup, bu kredilerin 83.000,00 TL tutarlı, 24 ay ödemeli ve toplam ödemesi 98.981,67 TL olan ticari kredi ile 92.000,00 TL tutarlı, 24 ay ödemeli ve toplam ödemesi 109.714,66 TL olan ticari kredi olduğunu, Rekabet Kurulu tarafından 08.03.2013 tarih, 2011-4-91 dosya, 13-13/198-100 Karar sayılı kararı ile 21.08.2017 - 22.09.2011 tarihleri arasında davalı bankanın da aralarında olduğu 12 bankanın kredi ve kredi kartı konularında birlikte fiyat tespit etmek amacıyla kartel oluşturduğunun tespit edildiğini, bunun sonucu verilen idari para cezası kararına bankalarca itiraz edildiğini, Ankara 2. İdare Mahkemesinin 20.02.2015 tarih, 2014/2000 E. ve 2015/258 K. sayılı kararı ile itirazın reddedildiğini, red kararına karşı temyiz talebinde bulunulması üzerine Danıştay 13. Dairesinin 16.12.2015 tarih, 2015/4548 E. ve 2015/4616 K. sayılı kararı ile red kararının onanmasına karar verildiğini, sözü geçen kararda geçen 12 bankanın faiz oranlarını yükselttiğinin ve böylelikle müşterilerini mağdur ederek haksız kazanç sağladıklarının ortaya çıktığını, söz konusu 12 bankanın kredi/kredi kartı hizmetlerinde kartel oluşturarak faiz oranlarını birlikte belirlemesi nedeniyle serbest piyasa koşullarının bozulduğunu, faiz oranlarının arttığını, bu yüzden de belirtilen dönemde çekilen krediler ve kredi kartlarına olağandan yüksek faiz uygulandığını, müvekkilinin kredileri kartel faizine konu dönemde kullanmış olması nedeniyle yüksek faiz ödeyerek zarara uğradığını, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un (4054 sayılı Kanun) 57 ve 58 inci maddeleri gereğince oluşan zararları davalının karşılamak zorunda olduğunu ileri sürerek davalının müvekkiline vermiş olduğu zararın 4054 sayılı Yasa'nın 57 ve 58 inci maddeleri gereğince 3 katının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL'sinin avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Ankara 2. İdare Mahkemesinin 2014/2000 E. sayılı dosyasında açtıkları iptal davasının kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, maddi tazminat talep etme şartlarının oluşmadığını, dava tarihi itibariyle hukuka aykırı fiil unsurunun ve davacının zararının bulunmadığını, zararla fiil arasında illiyet bağının da olmadığını, müvekkili bankanın sorumluluğunu gerektirir kusur olmadığını, davacı tarafından 3 katına kadar talep edilen tazminatın şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı bankanın Karatay/Konya Şubesinden 2008 yılında 83.000,00 TL ve 92.000,00 TL miktarlı ve sırasıyla 98.981,67 TL ve 109.714,66 TL geri ödemeli genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak ticari taşıt kredisi kullanmış olduğu ve bu kredileri 2008 yılı içerisinde kullandığı, bilirkişi raporunda; davalı bankaca, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak davacıya diğer banka ortalama faiz oranlarına bakıldığında davacının lehine olarak %0,17 oranında daha düşük oranda faiz uygulanmak suretiyle ticari taşıt kredisi kullandırıldığı, davacının bir zararından söz edilmesinin mümkün olmadığı, kullandırılan kredilerin her birinin kendine özel olduklarını, diğer kartel davalarının eldeki dava dosyasında emsal olamayacağının mütala edildiği, Rekabet Kurulu kararına göre davalı ve dava dışı kimi bankalar 21.08.2007 tarihinden 22.09.2011 tarihine kadar olan dönem için faiz miktarlarını belli bir seviyenin altına düşürmemek için kendi aralarında kartel oluşturdukları, ancak ne var ki davacının kullandığı kartel dönemine isabet eden ticari taşıt kredilerinin Rekabet Kurulu kapsamında kalıp kalmadığının önem arz ettiği, bilirkişi raporundaki tespitler ve Rekabet Kurulu kararı ve bunun iptali için açılan davada Ankara 2. İdare Mahkemesi ve Danıştay 13. Daire tarafından verilen kararların incelenmesi sonucunda, davalı banka ve diğer 11 bankanın konut kredisi ve ihtiyaç kredisi dallarında (daha açık bir söyleyişle tüketicilerin kullandığı sözü geçen iki kredi çeşidinde) asgari faiz uygulanması yönünde kartel oluşturdukları, tüketici kredileriyle ilgili işlemlerin ticari kredilere uygulandığının iddia ve ispat edilememesi, tüketici kredileriyle ilgili davalardaki emsal yargı kararlarının davamızdaki ticari kredilere uygulanmasının mümkün olmaması, davacının kullandığı ticari taşıt kredilerinin kartel faizi ile ilgisinin olmadığı ve bilakis davacının kullandığı kredilerin emsali bankaların uyguladığı kredi faizlerine göre davalı bankaca davacı lehine daha düşük oranda tutulduğu ve davacının bir zararından söz edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin çeşitli tarihlerde ve miktarlarda davalı bankadan krediler kullandığını, Rekabet Kurulu kararında adı geçen davalı bankanın haksız rekabet oluşturacak şekilde oluşturduğu kartel sözleşmesi ile arttırdığı faiz oranları ile müvekkilini mağdur ettiğini, müvekkilinin hukuka aykırılıklar ve usulsüzlükler sebebi ile zarara uğradığını, müvekkilinin bankalar arasında yapılan kartel anlaşmasından etkilenmemesinin söz konusu olmadığını, mahkemece tanzim edilen bilirkişi raporunda müvekkilinin bu anlaşma kapsamında zararı olup olmadığının bu dönemde diğer bankalarca verilen faiz oranları ortalamaları alınarak tespit edilmeye çalışılmasının da hukuka aykırı olduğunu, zaten bankaların bir çoğunun bu kartel anlaşmasına taraf olduğunu ve kredi çekilen dönemde bankalarca suni olarak yapılan bu faiz artışlarına, oran ve ortalamalarına bakılarak, müvekkiline verilen kredinin faiz oranının bankalarca bu dönemde verilen faiz oranlarının altında olduğundan bahisle müvekkilinin çektiği kredi kapsamında zararının olmadığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, ancak bu yöndeki talep ve itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, kartel anlaşması olmasaydı müvekkilin krediyi hangi faiz oranından kullanacağının tespiti gerektiğini, faiz ortalamalarına bakılarak zarara uğramadığının tespitinin mümkün olmadığını, bu nedenle rekabet kurumundan seçilecek alanında uzman bir bilirkişiye dosyanın tevdi edilmesi gerektiğini, 4054 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi gereğince tazminatın şartlarının oluştuğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4054 sayılı Kanun'dan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4054 sayılı Kanun'un 57 ve 58 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1556 E. 2023/5195 K.
Ortak:ticari kredi · Tazminat
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadan çeşitli tarihlerde ve meblağlarda «ticari kredi» kullanmış olup, bu kredilerin 83.000,00 TL tutarlı, 24 ay ödemeli ve toplam ödemesi 98.981,67 TL olan ticari kredi ile 92.000,00 TL tutarlı, 24 ay ödemeli ve toplam ödemesi 109.714,66 TL olan ticari kredi olduğunu, Rekabet Kurulu tarafından 08.03.2013 tarih, 2011-4-91 dosya, 13-13/198-100 Karar sayılı kararı ile 21.08.2017 - 22.09.2011 tarihleri arasında davalı bankanın da aralarında olduğu 12 bankanın kredi ve kredi kartı konularında birlikte fiyat tespit etmek amacıyla kartel oluşturduğunun tespit edildiğini, bunun sonucu verilen «idari para cezası» kararına bankalarca itiraz edildiğini, Ankara 2.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı bankadan kullandığı kredilerin «ticari kredi» niteliğinde olduğu,, Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı kararında kartel oluşumuna dair tespitin ticari kredilere yönelik olmaması nedeniyl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüketici kredisi
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Rekabet Kurulu kararında bankaların anlaşmalı olarak yüksek faiz oranı belirledikleri tespit edilen kredilerin «tüketici kredisi» olduğu, ticari kredileri kapsamadığı, davacının kullandığı kredilerin ise ticari krediler olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4793 E. 2020/2658 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… stinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin çeşitli tarihlerde ve miktarlarda davalı bankadan krediler kullandığını, Rekabet Kurulu kararında adı geçen davalı bankanın «haksız rekabet» oluşturacak şekilde oluşturduğu kartel sözleşmesi ile arttırdığı faiz oranları ile müvekkilini mağdur ettiğini, müvekkilinin hukuka aykırılıklar ve usulsüzlükler «sebebi» ile zarara uğradığını, müvekkilinin bankalar arasında yapılan kartel anlaşmasından etkilenmemesinin söz konusu olmadığını, mahkemece tanzim edilen bilirkişi raporu …
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalının «defter» ve belgelerinin incelenmesinde davacı tarafından sunulan «irsaliyenin» yer aldığının tespit edildiği, bu kapsamda davacı tarafından sunulan kartelanın davalıdan alındığının kabulü gerektiği, davalının davacının tasarım haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacı adına tescilli 2011/07937-3 nolu endüstriyel tasarım tescil belgesine, davalı tarafça "sparta" model olarak tanıtılıp satışa sunulan ürün tasarımı nedeniyle davalının tasarımdan doğan haklara tecavüzü ile «haksız rekabetinin» tespitine, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmiştir.
Dava, endüstriyel tasarım belgesinden doğan haklara tecavüzün tespiti, «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talebine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:delil tespiti · irsaliye · keşif · yetki · yetkisizlik kararı · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaDavalının, davacının tasarımdan doğan haklarına tecavüz ettiğine ilişkin mahkemece yargılama aşamasında davalının iş yerinde yapılan bir «keşif» veya tespit de bulunmayıp, bunun yanında «defter» ve belgeleri yerinde incelemesi için «yetki» verilen bilirkişinin davalı iş yerinde bu yönde bir keşif ve inceleme «yetkisinin» de bulunmadığı gözetilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın …
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalının «defter» ve belgelerinin incelenmesinde davacı tarafından sunulan «irsaliyenin» yer aldığının tespit edildiği, bu kapsamda davacı tarafından sunulan kartelanın davalıdan alındığının kabulü gerektiği, davalının davacının tasarım haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacı adına tescilli 2011/07937-3 nolu endüstriyel tasarım tescil belgesine, davalı tarafça "sparta" model olarak tanıtılıp satışa sunulan ürün tasarımı nedeniyle davalının tasarımdan doğan haklara tecavüzü ile «haksız rekabetinin» tespitine, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmiştir.
Davacının tecavüz iddiasına ilişkin eldeki davadan önce mahkemece yapılmış bir «delil tespiti» bulunmamaktadır.
Davalı savunmalarında, davacı tarafından sunulan kartelanın kendisine ait olmadığını beyan etmiş; davacı, mahkemeye davaya konu kartelanın davalı tarafından üretildiği veya kullanıldığına ilişkin bir delil «ibraz» edilmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2793 E. 2023/6494 K.
Ortak:ticari kredi · Tazminat
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadan çeşitli tarihlerde ve meblağlarda «ticari kredi» kullanmış olup, bu kredilerin 83.000,00 TL tutarlı, 24 ay ödemeli ve toplam ödemesi 98.981,67 TL olan ticari kredi ile 92.000,00 TL tutarlı, 24 ay ödemeli ve toplam ödemesi 109.714,66 TL olan ticari kredi olduğunu, Rekabet Kurulu tarafından 08.03.2013 tarih, 2011-4-91 dosya, 13-13/198-100 Karar sayılı kararı ile 21.08.2017 - 22.09.2011 tarihleri arasında davalı bankanın da aralarında olduğu 12 bankanın kredi ve kredi kartı konularında birlikte fiyat tespit etmek amacıyla kartel oluşturduğunun tespit edildiğini, bunun sonucu verilen «idari para cezası» kararına bankalarca itiraz edildiğini, Ankara 2.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticari kredi» faiz oranının talepte bulunan firmanın güvenilirliği vb. kriterler değerlendirilerek, başvurana özel olarak başvurduğu banka tarafından belirlendiğini, dava dışı bankalardan celp edilen faiz oranları ile yapılan «bilirkişi incelemesi» sonucu piyasada farklı/değişken faiz oranlarının uygulandığı ve davalının piyasa koşulları içerisinde o tarihteki en uygun orandan kredi kullanımı yaptığının saptandığı, davacıya davalı banka tarafından kullandırılan işletme ihtiyaç kredisinde Rekabet Kurulu kararında belirtilen ve mevzuatta belirtili kartel oluşturma ve uyumlu eylem «tanımlarına» uyan eylem saptanamadığı, ticari kredi faiz oranları konusunda Rekabet Hukuku açısından uyumlu eylem ya da kartel oluşturma eyleminin bulunmadığı, davalının tazmin …
… cari kredilere ilişkin diğer bankalar ile anlaşmaya vararak rekabeti bozucu bir eyleminin olduğuna dair bir tespitin yapılmadığının anlaşıldığı ve davaya konu kredi «ticari kredi» olduğundan davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel yetki kuralı · genel yetki · denetime elverişli rapor · delil niteliği · kesin delil · rekabet yasağı · tanıma · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «genel yetki kuralı» uyarınca yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu, Rekabet Kurulu Kararı’nda işletme ihtiyaç kredilerine uygulanan faiz konusunda müvekkiline isnat edilen herhangi bir ihlal iddiasının bulunmadığını, uzlaşma içinde olan bankalar arasında müvekkilinin bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin davalı sıfatının bulunmadığını, Rekabet Kurulu Kararı’nın iptali talebi ile açtıkları davada karar düzeltme başvurusu yapıldığından kararın henüz kesinleşmediğini, bu kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, Rekabet Kurulu kararlarının idari yargı denetimine tabi olduğunu, «kesin delil niteliği» taşımadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… t ihlali gerçekleştirdiklerinin, bireysel-ticari-kamu ayrımı yapmaksızın suni faiz artırımına gittiklerinin tespit edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun «eksik incelemeye» dayalı olduğunu, zararın tespitine yönelik özel ve teknik hiçbir yöntem kullanılmadan, en basit şekliyle sadece ele alınan dönemdeki ortalama faiz oranlarının karşılaştırıldığını, ihlal dışında fiyata etki eden değişkenlerin dikkate alınmadığını, zararı en doğru şekilde hesaplayabilecek kişilerin bu konuda özel eğitim almış Rekabet Kurumu uzmanları olduğunu, Rekabet Kurulu kararı ve kredi değerlendirme uzmanı bir bilirkişiden ayrıntılı ve «denetime elverişli rapor» alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticari kredi» faiz oranının talepte bulunan firmanın güvenilirliği vb. kriterler değerlendirilerek, başvurana özel olarak başvurduğu banka tarafından belirlendiğini, dava dışı bankalardan celp edilen faiz oranları ile yapılan «bilirkişi incelemesi» sonucu piyasada farklı/değişken faiz oranlarının uygulandığı ve davalının piyasa koşulları içerisinde o tarihteki en uygun orandan kredi kullanımı yaptığının saptandığı, davacıya davalı banka tarafından kullandırılan işletme ihtiyaç kredisinde Rekabet Kurulu kararında belirtilen ve mevzuatta belirtili kartel oluşturma ve uyumlu eylem «tanımlarına» uyan eylem saptanamadığı, ticari kredi faiz oranları konusunda Rekabet Hukuku açısından uyumlu eylem ya da kartel oluşturma eyleminin bulunmadığı, davalının tazmin …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «rekabet yasağına» aykırı davranan davalı banka eylemi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2671 E. 2024/5322 K.
Ortak:idari para cezası · ticari kredi · illiyet bağı · kredi sözleşmesi · dava sebebi · zamanaşımı · zamanaşımı var · Tazminat
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadan çeşitli tarihlerde ve meblağlarda «ticari kredi» kullanmış olup, bu kredilerin 83.000,00 TL tutarlı, 24 ay ödemeli ve toplam ödemesi 98.981,67 TL olan ticari kredi ile 92.000,00 TL tutarlı, 24 ay ödemeli ve toplam ödemesi 109.714,66 TL olan ticari kredi olduğunu, Rekabet Kurulu tarafından 08.03.2013 tarih, 2011-4-91 dosya, 13-13/198-100 Karar sayılı kararı ile 21.08.2017 - 22.09.2011 tarihleri arasında davalı bankanın da aralarında olduğu 12 bankanın kredi ve kredi kartı konularında birlikte fiyat tespit etmek amacıyla kartel oluşturduğunun tespit edildiğini, bunun sonucu verilen «idari para cezası» kararına bankalarca itiraz edildiğini, Ankara 2.
İdare Mahkemesinin 2014/2000 E. sayılı dosyasında açtıkları iptal davasının kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğini, davanın «zamanaşımına» uğradığını, «maddi tazminat» talep etme şartlarının oluşmadığını, dava tarihi itibariyle hukuka aykırı fiil unsurunun ve davacının zararının bulunmadığını, zararla fiil arasında «illiyet bağının» da olmadığını, müvekkili bankanın sorumluluğunu gerektirir «kusur» olmadığını, davacı tarafından 3 katına kadar talep edilen tazminatın şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… ı ile davacının, davalı bankanın Karatay/Konya Şubesinden 2008 yılında 83.000,00 TL ve 92.000,00 TL miktarlı ve sırasıyla 98.981,67 TL ve 109.714,66 TL geri ödemeli «genel kredi sözleşmelerine» dayalı olarak ticari taşıt kredisi kullanmış olduğu ve bu kredileri 2008 yılı içerisinde kullandığı, bilirkişi raporunda; davalı bankaca, genel kredi sözleşmesine …
Benzer bu kararda… len kararı ile murisin davalı bankadan 12.03.2010, 13.09.2010, 25.10.2011 tarihlerinde kullandığı ticari kredilere istinaden, kendisinden tahsil edilen yüksek faize «mirasçılarının», davalı bankanın Rekabet Kurulu kararına aykırı davranması nedeni ile itiraz ettikleri, Rekabet Kurulu kararına karşı davacı bankanın İdare Mahkemesinde dava açtığı, açılan davanın red ile sonuçlandığı, temyiz üzerine mahkemece verilen kararın Danıştay tarafından onandığı, aldırılan bilirkişi raporu ile de davalı bankanın uyumlu eyleminin sadece mevduat faizleri ile sınırlı kaldığı, bankanın ihlal ettiği iddia edilen işlem türü olan mevduat faizi ile davacıların murisi tarafından kullanılan «ticari kredi» ve kredi kartı ürünlerinin birbiri ile uyumlu olmadığı, davalı bankanın mevduat faizine ilişkin olan «haksız fiil» niteliğindeki uyumlu eylemleri «sebebi» ile davacıların zarara uğrayamayacağı, davalı bankanın uyumlu eylemleri ile davacıların zararı arasında bir «illiyet bağı» kurulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar Rekabet Kurulunun kararının iptali için idari yargıda açılan dava halen «derdest» ise de dava konusu olayda davalı bankanın kartel oluşumu içinde yer almadığının «kesin» olarak tespit edilmesi halinde derdest dava sonucu eldeki davayı etkilemeyeceği, bu bağlamda bankanın sorumluluğuna karar verilemeyeceği, idare mahkemesinde devam eden davanın «bekletici mesele» yapılmasına gerek görülmediği, İlk Derece Mahkemesince bu yönde araştırma yapıldığı, alınan bankacı bilirkişi raporunda; davalı bankanın rekabeti ihlal edici uyumlu eyleminin sadece mevduat faizleri ile sınırlı kaldığı, davalı bankanın ihlal ettiği işlem türü olan mevduat faizi ile davacı tarafından kullanılan «ticari kredi» ve kredi kartı ürünlerinin birbiriyle uyumlu olmadığı, bu nedenle davacıların hukuken zarara uğrayamayacağı, davalı bankanın tespit edilen uyumlu eylemleri ile davacıların iddia edilen zararı arasında «illiyet bağının» kurulamayacağı, davanın dayanağı olan «ticari kredi sözleşmesi» ve kredi kartı ürünü sebebiyle bir ihlalin tespit edilmediği hususlarının belirtildiği, bankacılık ve finans konusunda uzmanlarından alınan bilirkişi raporunun denetime ve hükme elverişli olduğu, Rekabet Kurulunun davacılarının murisinin ticari kredi kullandığı döneme ilişkin kartel faizinin uygulandığına dair bir karar tesis etmediği, davalı bankanın ticari kredi çekilen tarihlerde ticari kredi yönünden iddia olunan oluşum içinde yer almadığının belirlenip davanın reddine karar verildiği, davalı bankanın ticari kredinin çekildiği dönemde ticari kredi yönünden iddia olunan oluşum içinde yer almadığı ve bu itibarla davacıların herhangi bir zararının oluşmadığı, «vekalet ücretinin» doğru belirlendiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'ın davalı bankadan 12.03.2010 tarihinde 250.000,00 TL, 13.09.2010 tarihinde 50.000,00 TL, 25.10.2011 tarihinde 8.400,00 TL «ticari kredi» kullandığını, Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarihli kararı ile davalı bankanın diğer bankalarla uyumlu eylemi içerisinde hareket ederek mevduat faizlerinde suni bir düşüş ve kredi faizlerinde suni bir artış oluşturduğunun tespit edildiğini, davalının 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 4 üncü maddesini ihlalleri «sebebi» ile kendilerinin faiz zararına uğratıldığını, 4054 sayılı Kanun’un 57 ve 58 inci maddeleri uyarınca Kanuna aykırılık halinde zarar görenlerin zararlarının giderilmesini ve rekabet sınırlandığı için ödedikleri bedel ile «kısıtlanmasaydı» ödeyecekleri bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebileceklerini ileri sürerek davacıların uğradığı maddi zarar ile maddi zararın üç katı oranında da tazmin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · bekletici mesele · nispi vekalet ücreti · aktif husumet ehliyeti · haksız eylem · kısıtlılık · kanun yolu · aktif husumet
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dayanak Rekabet Kurulu kararının iptali için açılan davanın «kanun yolu» aşamasının henüz sonuçlanmadığını, dolayısıyla rekabetin ihlal edildiği konusunda henüz kesinleşmiş bir yargı kararının bulunmadığını, 4054 sayılı Kanun kapsamında zararın üç katı tutarında tazminat talep hakkının yalnızca rakip firmalara tanındığını, davacının hak sahibi olmadığı bir konuda talepte bulunamayacağını, «aktif husumet ehliyetini» taşımadığını, Rekabet Kurulunun müvekkili banka hakkında yürüttüğü soruşturmanın kamu mevduatı ve mevduata yönelik olması nedeni ile davacının krediden kaynaklanan tazminat talebi bakımından davalı bankaya husumet yöneltemeyeceğini, davanın «zamanaşımına» uğradığını, davacının dilediği bankadan bankacılık ürünlerini alma konusunda özgür olduğunu, diğer alternatifleri görerek, bilerek davalı bankayı tercih eden davacının «haksız fiil» iddiasına itibar edilemeyeceğini, tazminatın koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar Rekabet Kurulunun kararının iptali için idari yargıda açılan dava halen «derdest» ise de dava konusu olayda davalı bankanın kartel oluşumu içinde yer almadığının «kesin» olarak tespit edilmesi halinde derdest dava sonucu eldeki davayı etkilemeyeceği, bu bağlamda bankanın sorumluluğuna karar verilemeyeceği, idare mahkemesinde devam eden davanın «bekletici mesele» yapılmasına gerek görülmediği, İlk Derece Mahkemesince bu yönde araştırma yapıldığı, alınan bankacı bilirkişi raporunda; davalı bankanın rekabeti ihlal edici uyumlu eyleminin sadece mevduat faizleri ile sınırlı kaldığı, davalı bankanın ihlal ettiği işlem türü olan mevduat faizi ile davacı tarafından kullanılan «ticari kredi» ve kredi kartı ürünlerinin birbiriyle uyumlu olmadığı, bu nedenle davacıların hukuken zarara uğrayamayacağı, davalı bankanın tespit edilen uyumlu eylemleri ile davacıların iddia edilen zararı arasında «illiyet bağının» kurulamayacağı, davanın dayanağı olan «ticari kredi sözleşmesi» ve kredi kartı ürünü sebebiyle bir ihlalin tespit edilmediği hususlarının belirtildiği, bankacılık ve finans konusunda uzmanlarından alınan bilirkişi raporunun denetime ve hükme elverişli olduğu, Rekabet Kurulunun davacılarının murisinin ticari kredi kullandığı döneme ilişkin kartel faizinin uygulandığına dair bir karar tesis etmediği, davalı bankanın ticari kredi çekilen tarihlerde ticari kredi yönünden iddia olunan oluşum içinde yer almadığının belirlenip davanın reddine karar verildiği, davalı bankanın ticari kredinin çekildiği dönemde ticari kredi yönünden iddia olunan oluşum içinde yer almadığı ve bu itibarla davacıların herhangi bir zararının oluşmadığı, «vekalet ücretinin» doğru belirlendiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'ın davalı bankadan 12.03.2010 tarihinde 250.000,00 TL, 13.09.2010 tarihinde 50.000,00 TL, 25.10.2011 tarihinde 8.400,00 TL «ticari kredi» kullandığını, Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarihli kararı ile davalı bankanın diğer bankalarla uyumlu eylemi içerisinde hareket ederek mevduat faizlerinde suni bir düşüş ve kredi faizlerinde suni bir artış oluşturduğunun tespit edildiğini, davalının 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 4 üncü maddesini ihlalleri «sebebi» ile kendilerinin faiz zararına uğratıldığını, 4054 sayılı Kanun’un 57 ve 58 inci maddeleri uyarınca Kanuna aykırılık halinde zarar görenlerin zararlarının giderilmesini ve rekabet sınırlandığı için ödedikleri bedel ile «kısıtlanmasaydı» ödeyecekleri bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebileceklerini ileri sürerek davacıların uğradığı maddi zarar ile maddi zararın üç katı oranında da tazmin …
… ilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının Rekabet Kurumu kararının iptali için açtığı davanın reddedilip onanmasının dahi davalı bankanın rekabeti önleyici «haksız eylemlerinin» varlığını ispatladığını, «vekalet ücretinin» hatalı belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3281 E. , 2024/5433 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/509 Esas, 2023/324 Karar
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/733 E., 2020/647 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadan çeşitli tarihlerde ve meblağlarda ticari kredi kullanmış olup, bu kredilerin 83.000,00 TL tutarlı, 24 ay ödemeli ve toplam ödemesi 98.981,67 TL olan ticari kredi ile 92.000,00 TL tutarlı, 24 ay ödemeli ve toplam ödemesi 109.714,66 TL olan ticari kredi olduğunu, Rekabet Kurulu tarafından 08.03.2013 tarih, 2011-4-91 dosya, 13-13/198-100 Karar sayılı kararı ile 21.08.2017 - 22.09.2011 tarihleri arasında davalı bankanın da aralarında olduğu 12 bankanın kredi ve kredi kartı konularında birlikte fiyat tespit etmek amacıyla kartel oluşturduğunun tespit edildiğini, bunun sonucu verilen idari para cezası kararına bankalarca itiraz edildiğini, Ankara 2.
İdare Mahkemesinin 20.02.2015 tarih, 2014/2000 E. ve 2015/258 K. sayılı kararı ile itirazın reddedildiğini, red kararına karşı temyiz talebinde bulunulması üzerine Danıştay 13. Dairesinin 16.12.2015 tarih, 2015/4548 E. ve 2015/4616 K. sayılı kararı ile red kararının onanmasına karar verildiğini, sözü geçen kararda geçen 12 bankanın faiz oranlarını yükselttiğinin ve böylelikle müşterilerini mağdur ederek haksız kazanç sağladıklarının ortaya çıktığını, söz konusu 12 bankanın kredi/kredi kartı hizmetlerinde kartel oluşturarak faiz oranlarını birlikte belirlemesi nedeniyle serbest piyasa koşullarının bozulduğunu, faiz oranlarının arttığını, bu yüzden de belirtilen dönemde çekilen krediler ve kredi kartlarına olağandan yüksek faiz uygulandığını, müvekkilinin kredileri kartel faizine konu dönemde kullanmış olması nedeniyle yüksek faiz ödeyerek zarara uğradığını, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un (4054 sayılı Kanun) 57 ve 58 inci maddeleri gereğince oluşan zararları davalının karşılamak zorunda olduğunu ileri sürerek davalının müvekkiline vermiş olduğu zararın 4054 sayılı Yasa'nın 57 ve 58 inci maddeleri gereğince 3 katının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL'sinin avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Ankara 2. İdare Mahkemesinin 2014/2000 E. sayılı dosyasında açtıkları iptal davasının kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, maddi tazminat talep etme şartlarının oluşmadığını, dava tarihi itibariyle hukuka aykırı fiil unsurunun ve davacının zararının bulunmadığını, zararla fiil arasında illiyet bağının da olmadığını, müvekkili bankanın sorumluluğunu gerektirir kusur olmadığını, davacı tarafından 3 katına kadar talep edilen tazminatın şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı bankanın Karatay/Konya Şubesinden 2008 yılında 83.000,00 TL ve 92.000,00 TL miktarlı ve sırasıyla 98.981,67 TL ve 109.714,66 TL geri ödemeli genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak ticari taşıt kredisi kullanmış olduğu ve bu kredileri 2008 yılı içerisinde kullandığı, bilirkişi raporunda; davalı bankaca, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak davacıya diğer banka ortalama faiz oranlarına bakıldığında davacının lehine olarak %0,17 oranında daha düşük oranda faiz uygulanmak suretiyle ticari taşıt kredisi kullandırıldığı, davacının bir zararından söz edilmesinin mümkün olmadığı, kullandırılan kredilerin her birinin kendine özel olduklarını, diğer kartel davalarının eldeki dava dosyasında emsal olamayacağının mütala edildiği, Rekabet Kurulu kararına göre davalı ve dava dışı kimi bankalar 21.08.2007 tarihinden 22.09.2011 tarihine kadar olan dönem için faiz miktarlarını belli bir seviyenin altına düşürmemek için kendi aralarında kartel oluşturdukları, ancak ne var ki davacının kullandığı kartel dönemine isabet eden ticari taşıt kredilerinin Rekabet Kurulu kapsamında kalıp kalmadığının önem arz ettiği, bilirkişi raporundaki tespitler ve Rekabet Kurulu kararı ve bunun iptali için açılan davada Ankara 2.
İdare Mahkemesi ve Danıştay 13. Daire tarafından verilen kararların incelenmesi sonucunda, davalı banka ve diğer 11 bankanın konut kredisi ve ihtiyaç kredisi dallarında (daha açık bir söyleyişle tüketicilerin kullandığı sözü geçen iki kredi çeşidinde) asgari faiz uygulanması yönünde kartel oluşturdukları, tüketici kredileriyle ilgili işlemlerin ticari kredilere uygulandığının iddia ve ispat edilememesi, tüketici kredileriyle ilgili davalardaki emsal yargı kararlarının davamızdaki ticari kredilere uygulanmasının mümkün olmaması, davacının kullandığı ticari taşıt kredilerinin kartel faizi ile ilgisinin olmadığı ve bilakis davacının kullandığı kredilerin emsali bankaların uyguladığı kredi faizlerine göre davalı bankaca davacı lehine daha düşük oranda tutulduğu ve davacının bir zararından söz edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin çeşitli tarihlerde ve miktarlarda davalı bankadan krediler kullandığını, Rekabet Kurulu kararında adı geçen davalı bankanın haksız rekabet oluşturacak şekilde oluşturduğu kartel sözleşmesi ile arttırdığı faiz oranları ile müvekkilini mağdur ettiğini, müvekkilinin hukuka aykırılıklar ve usulsüzlükler sebebi ile zarara uğradığını, müvekkilinin bankalar arasında yapılan kartel anlaşmasından etkilenmemesinin söz konusu olmadığını, mahkemece tanzim edilen bilirkişi raporunda müvekkilinin bu anlaşma kapsamında zararı olup olmadığının bu dönemde diğer bankalarca verilen faiz oranları ortalamaları alınarak tespit edilmeye çalışılmasının da hukuka aykırı olduğunu, zaten bankaların bir çoğunun bu kartel anlaşmasına taraf olduğunu ve kredi çekilen dönemde bankalarca suni olarak yapılan bu faiz artışlarına, oran ve ortalamalarına bakılarak, müvekkiline verilen kredinin faiz oranının bankalarca bu dönemde verilen faiz oranlarının altında olduğundan bahisle müvekkilinin çektiği kredi kapsamında zararının olmadığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, ancak bu yöndeki talep ve itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, kartel anlaşması olmasaydı müvekkilin krediyi hangi faiz oranından kullanacağının tespiti gerektiğini, faiz ortalamalarına bakılarak zarara uğramadığının tespitinin mümkün olmadığını, bu nedenle rekabet kurumundan seçilecek alanında uzman bir bilirkişiye dosyanın tevdi edilmesi gerektiğini, 4054 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi gereğince tazminatın şartlarının oluştuğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4054 sayılı Kanun'dan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4054 sayılı Kanun'un 57 ve 58 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064735400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz