Takdiri delil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2822 E. 2023/6474 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
takdiri delil↗ müdürün azli↗ şirket müdürünün azli↗ resmi belgede sahtecilik↗ azil↗ i̇i̇k 194↗ ağır kusur↗ kayyım atanması↗ haklı sebep↗ şirket müdürlüğü↗ kayyım↗ sahtecilik↗ şirket müdürü↗ sözleşmeden doğan dava↗ şikayet↗ şirket zararı↗ hisse devri↗ muvafakat↗ protokol↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ kusur↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/646 E., 2019/459 K.
Taraflar arasındaki şirket müdürünün görevden alınması ve kayyım atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ... Otelcilik Ticaret ve Ltd. Şti. arasında 27.11.2015 tarihli protokol imzalandığını, akabinde dava dışı ... Gıda Canlı Hayvan Ticareti ve Otelcilik Turizm A.Ş.'ne ait yetkilerin dava dışı ... Otel Turizm İnşaat Yatırım İşletmeleri Tic. Ltd. Şti.'ne devrine ilişkin 29.02.2016 tarihli ek protokol imzalandığını, davalı şirkette %50 ortak olan müvekkili dışındaki hisselerin ... Otel'e müvekkilinin muvafakati doğrultusunda geçtiğini, ancak her iki şirkette de müdür ve imza yetkilisi olan davalı gerçek kişinin, devir işleminden sonra ...'daki hisseleri müvekkilinin muvafakati olmaksızın kendi şahsı adına devraldığını ve ilan ettirdiğini, protokol gereği otelin işletmesini yapma hakkı kendisine tanınan şirket müdürü davalı gerçek kişinin, kira borçlarını ödememesi nedeniyle şirketin tahliye noktasına geldiğini ve diğer yönden kusurlu işlemleri nedeniyle mal sahibine ceza kesilmesine sebebiyet verdiğini ileri sürerek davalı gerçek kişinin davalı şirkete yönelik ağır kusuru ve suiniyetli işlemleri nedeniyle davalı şirket müdürlüğünden alınmasına, yerine geçici kayyım atanmasına ve müvekkilinin şirket müdürü olarak tayinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan 27.11.2015 tarihli protokol ve 29.02.2016 tarihli ek protokol uyarınca müvekkili şirketin otel işletmeciliğini yapma hakkının dava dışı ... Otel Turizm İnşaat Yatırım İşletmeleri Tic. Ltd. Şti.'ne verildiğini, müvekkilinin protokol uyarınca üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini ve ödemeleri zamanında yaptığını, ancak davacının ruhsat alma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı otelin kapatılma durumuna geldiğini ve müvekkili şirketin bu sebeple zarara uğradığını, şirket müdürünün azli için haklı sebeplerin bulunmadığını, ortaklar arasındaki uyuşmazlığın kayyım atanmasını gerektirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davalı şirket müdürünün azlini gerektirecek koşulların oluşmadığı, şirket müdürünün azline ilişkin ileri sürülen nedenlerin haklı sebep olarak sayılamayacağı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630 uncu maddesinde şirket müdürünün azli için öngörülen haklı nedenlerin bulunmadığı, şirkette organ yokluğunun da olmadığı, kayyım atanmasının gerek olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kayyım atanmasını ya da atanmamasını gerektirecek hiçbir görüş içermeyen bilirkişi raporuna istinaden hüküm verildiğini, geçici olarak kurulan ... Otelcilik Tic. Ltd. Şti. bünyesinde %50-%50 ortak olan müvekkili dışındaki hissenin, önce ... Otel Turizm İnş.Yatırım İşl. Tic. Ltd. Şti.'ne müvekkilinin muvafakati doğrultusunda geçtiğini, ancak her iki şirkette de müdür ve imza yetkilisi kılınan davalı ...'ın bu son devirden sonra ...'daki hisseyi müvekkiline haber vermeksizin ve muvafakatini almaksızın kendi şahsı adına devraldığını ve birtakım usulsüz işlemlerle bunu Ticaret Sicil Gazetesi'nin 07.09.2016 tarihli sayısında yayınladığını, bu hisse devrinin 12.08.2016 tarihinde Beykoz 3. Noterliğinin 5297 yevmiye sayılı işlemi ile davalı tarafından tek taraflı olarak yapıldığını ve şirket karar defterine müvekkilinin adına kendisi imzalayarak sahte işlemler yaptığını, bu usulsüz şlemler nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/113255 soruşturma sayılı dosyasıyla müracaatta bulunulduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, şirketteki hisseyi usulsüz olarak şahsı adına devralmış olan davalının, 2017 yılı itibarıyla yedi aydır kiralarını kasıtlı olarak ödemediğini, mal sahibinin icra takibi yapmasına neden olarak şirketi tahliye noktasına getirdiğini, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi ve devamında şirket müdürlüğünden azil hususunda belirtilen hükümlerin çok açık olduğunu, bağlılık ve özen gösterme yükümüne uymayan, yasadan ve ana sözleşmeden doğan yükümlerini ağır bir şeklide ihlal eden, şirketin içini boşaltarak malları tahliye eden, malları müvekkilinden kaçıran ve kendi dilekçelerinde belirtildiği üzere bookıng.com verilerinde 9.4 başarı puanı bulunan bir otel işletmesinde ortağına bir buçuk yıl boyunca tek kuruş kâr payı ödemeyen bir müdürün azlinin ve kayyım atanmasını gerektirecek bir tespitin yapılamadığını söylemenin abesle iştigal olduğunu, davaya konu şirketten kaçırılan malların Taksim'de yine kendilerine ait olan ve kendi çalıştırdıkları otele götürüldüğünü belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunun takdiri delil olup, müdürlük görevinden azil için gerekli haklı sebeplerin varlığı ya da yokluğu hâkim tarafından hukuken değerlendirilebilecek hususlardan olduğu, bilirkişi heyetinde hukukçu bilirkişi bulunmadığı gerekçesiyle raporun hükme elverişli olmadığı yönündeki itirazların yerinde görülmediği, dava dışı ... Otel Turizm İnşaat Yatırım İşletmeleri Ticaret Ltd. Şti.'nin davalı şirketteki %50 oranındaki hissesinin davacının muvafakati olmaksızın usulsüz işlemler ile davalı müdürün kendi adına devredildiğine ilişkin iddiaların devrin dava dışı ... Otel Turizm İnşaat Yatırım İşletmeleri Ticaret Ltd. Şti.'nin hukukunu etkiler nitelikte ve dava dışı şirketin zararı niteliğinde olacağı anlaşıldığından bu yöndeki davacı iddialarına konu soruşturmanın işbu dava bakımından sonuca etkili olmayacağı, davalı şirketin işlettiği otele yapı tatil tutanağı düzenlenmesi, kiraların zamanında yatırılmayıp, yer sahibi tarafından icra takibine konu edilmesi gibi konuların, taraflarca dosyaya sunulan sözleşmeler kapsamında davacı yan edimlerinin de süresinde ve gereği gibi yerine getirilip getirilmediği hususları ile doğrudan ilişkili olduğu, bu kapsamda bu yöndeki iddiaların davalı müdürün azli için yeterli görülemeyeceği, otel çalışanı olduğu ileri sürülen Ahmet Irmak isimli kişinin davalı şirketteki iş ilişkisinin sonlandırılması ve bu yönde kolluğa yansıyan şikayetlerin, şirket müdürünün azli için yeterli hukuki sebep oluşturmayacağı, davalı müdürün otel eşyalarını başka bir otele kaçırdıkları hususunda ise yeterli kanıt bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirket müdürünün azli ve yerine kayyım atanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5809 E. 2018/67 K.
Ortak:şirket müdürünün azli · azil · haklı sebep
İncelediğiniz kararda… ler ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davalı şirket müdürünün azlini gerektirecek koşulların oluşmadığı, şirket müdürünün azline ilişkin ileri sürülen nedenlerin «haklı sebep» olarak sayılamayacağı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630 uncu maddesinde «şirket müdürünün azli» için öngörülen haklı nedenlerin bulunmadığı, şirkette organ yokluğunun da olmadığı, «kayyım atanmasının» gerek olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Şti.'ne verildiğini, müvekkilinin «protokol» uyarınca üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini ve ödemeleri zamanında yaptığını, ancak davacının ruhsat alma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı otelin kapatılma durumuna geldiğini ve müvekkili şirketin bu sebeple zarara uğradığını, «şirket müdürünün azli» için haklı sebeplerin bulunmadığını, ortaklar arasındaki uyuşmazlığın «kayyım atanmasını» gerektirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Noterliğinin 5297 yevmiye sayılı işlemi ile davalı tarafından tek taraflı olarak yapıldığını ve şirket karar «defterine» müvekkilinin adına kendisi imzalayarak sahte işlemler yaptığını, bu usulsüz şlemler nedeniyle «resmi belgede sahtecilik» suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/113255 soruşturma sayılı dosyasıyla müracaatta bulunulduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, şirketteki hisseyi usulsüz olarak şahsı adına devralmış olan davalının, 2017 yılı itibarıyla yedi aydır kiralarını kasıtlı olarak ödemediğini, mal sahibinin icra takibi yapmasına neden olarak şirketi tahliye noktasına getirdiğini, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi ve devamında «şirket müdürlüğünden» «azil» hususunda belirtilen hükümlerin çok açık olduğunu, bağlılık ve özen gösterme yükümüne uymayan, yasadan ve ana «sözleşmeden doğan» yükümlerini ağır bir şeklide ihlal eden, şirketin içini boşaltarak malları tahliye eden, malları müvekkilinden kaçıran ve kendi dilekçelerinde belirtildiği üzere bookıng.com verilerinde 9.4 başarı puanı bulunan bir otel işletmesinde ortağına bir buçuk yıl boyunca tek kuruş kâr «payı» ödemeyen bir «müdürün azlinin» ve «kayyım atanmasını» gerektirecek bir tespitin yapılamadığını söylemenin abesle iştigal olduğunu, davaya konu şirketten kaçırılan malların Taksim'de yine kendilerine ait olan ve kendi …
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece anılan kanun maddesi gereğince davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin tek tek tartışılıp «azil» için «haklı sebep» sayılıp sayılmayacağı gerekçelendirilmeden yazılı gerekçe ile ileri sürülen sebeplerin azil için yeterli sebep sayılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «azınlık pay sahibi» davacının önce genel kurula başvurup genel kuruldan karar alındıktan sonra dava yoluyla mahkemeden talepte bulunabileceği, ayrıca davacının bildirdiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli neden sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:azınlık pay sahibi · temsil yetkisinin kaldırılması · müdahale talebi · asli müdahale · tefrik · limited şirket · yetkisizlik kararı · temsil
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Dava, «limited şirket» müdürünün azline ilişkindir.
Mahkemece, «azınlık pay sahibi» davacının önce genel kurula başvurup genel kuruldan karar alındıktan sonra dava yoluyla mahkemeden talepte bulunabileceği, ayrıca davacının bildirdiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli neden sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Şirketin feshi | Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3547 E. 2015/10765 K.
Ortak:kayyım
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki şirket müdürünün görevden alınması ve «kayyım atanması» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Otel'e müvekkilinin «muvafakati» doğrultusunda geçtiğini, ancak her iki şirkette de müdür ve imza yetkilisi olan davalı gerçek kişinin, devir işleminden sonra ...'daki hisseleri müvekkilinin muvafakati olmaksızın kendi şahsı adına devraldığını ve «ilan» ettirdiğini, «protokol» gereği otelin işletmesini yapma hakkı kendisine tanınan «şirket müdürü» davalı gerçek kişinin, kira borçlarını ödememesi nedeniyle şirketin tahliye noktasına geldiğini ve diğer yönden kusurlu işlemleri nedeniyle mal sahibine ceza kesilmesine sebebiyet verdiğini ileri sürerek davalı gerçek kişinin davalı şirkete yönelik «ağır kusuru» ve suiniyetli işlemleri nedeniyle davalı «şirket müdürlüğünden» alınmasına, yerine geçici «kayyım atanmasına» ve müvekkilinin şirket müdürü olarak tayinine karar verilmesini talep etmiştir.
Şti.'ne verildiğini, müvekkilinin «protokol» uyarınca üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini ve ödemeleri zamanında yaptığını, ancak davacının ruhsat alma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı otelin kapatılma durumuna geldiğini ve müvekkili şirketin bu sebeple zarara uğradığını, «şirket müdürünün azli» için haklı sebeplerin bulunmadığını, ortaklar arasındaki uyuşmazlığın «kayyım atanmasını» gerektirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalı «şirketin feshine», şirket müdürünün müdürlük görevinin kaldırılak şirkete «kayyım tayinine», fazlaya ilişkin taleplerinin reddine dair verilen karar, davalı H..
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kayyım tayini · şirketin feshi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalı «şirketin feshine», şirket müdürünün müdürlük görevinin kaldırılak şirkete «kayyım tayinine», fazlaya ilişkin taleplerinin reddine dair verilen karar, davalı H..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6365 E. 2018/236 K.
Ortak:şirket müdürünün azli · haklı sebep · şirket müdürlüğü · şirket müdürü · sözleşmeden doğan dava · e-defter
İncelediğiniz karardaNoterliğinin 5297 yevmiye sayılı işlemi ile davalı tarafından tek taraflı olarak yapıldığını ve şirket karar «defterine» müvekkilinin adına kendisi imzalayarak sahte işlemler yaptığını, bu usulsüz şlemler nedeniyle «resmi belgede sahtecilik» suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/113255 soruşturma sayılı dosyasıyla müracaatta bulunulduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, şirketteki hisseyi usulsüz olarak şahsı adına devralmış olan davalının, 2017 yılı itibarıyla yedi aydır kiralarını kasıtlı olarak ödemediğini, mal sahibinin icra takibi yapmasına neden olarak şirketi tahliye noktasına getirdiğini, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi ve devamında «şirket müdürlüğünden» «azil» hususunda belirtilen hükümlerin çok açık olduğunu, bağlılık ve özen gösterme yükümüne uymayan, yasadan ve ana «sözleşmeden doğan» yükümlerini ağır bir şeklide ihlal eden, şirketin içini boşaltarak malları tahliye eden, malları müvekkilinden kaçıran ve kendi dilekçelerinde belirtildiği üzere bookıng.com verilerinde 9.4 başarı puanı bulunan bir otel işletmesinde ortağına bir buçuk yıl boyunca tek kuruş kâr «payı» ödemeyen bir «müdürün azlinin» ve «kayyım atanmasını» gerektirecek bir tespitin yapılamadığını söylemenin abesle iştigal olduğunu, davaya konu şirketten kaçırılan malların Taksim'de yine kendilerine ait olan ve kendi …
Otel'e müvekkilinin «muvafakati» doğrultusunda geçtiğini, ancak her iki şirkette de müdür ve imza yetkilisi olan davalı gerçek kişinin, devir işleminden sonra ...'daki hisseleri müvekkilinin muvafakati olmaksızın kendi şahsı adına devraldığını ve «ilan» ettirdiğini, «protokol» gereği otelin işletmesini yapma hakkı kendisine tanınan «şirket müdürü» davalı gerçek kişinin, kira borçlarını ödememesi nedeniyle şirketin tahliye noktasına geldiğini ve diğer yönden kusurlu işlemleri nedeniyle mal sahibine ceza kesilmesine sebebiyet verdiğini ileri sürerek davalı gerçek kişinin davalı şirkete yönelik «ağır kusuru» ve suiniyetli işlemleri nedeniyle davalı «şirket müdürlüğünden» alınmasına, yerine geçici «kayyım atanmasına» ve müvekkilinin şirket müdürü olarak tayinine karar verilmesini talep etmiştir.
… ler ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davalı şirket müdürünün azlini gerektirecek koşulların oluşmadığı, şirket müdürünün azline ilişkin ileri sürülen nedenlerin «haklı sebep» olarak sayılamayacağı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630 uncu maddesinde «şirket müdürünün azli» için öngörülen haklı nedenlerin bulunmadığı, şirkette organ yokluğunun da olmadığı, «kayyım atanmasının» gerek olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, ...’ın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline karar verilmiştir.
Oysa mahkemece, yazılı şekilde, anılan hususlar gözetilmeden ve davacılar tarafından ileri sürülen hangi fiillerin «haklı sebep» olduğu belirtilmeden sadece davalı ...’in müdür olmadığı döneme ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı gerekçesiyle davalının «şirket müdürlüğünden» azline karar verilmiştir.
Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bağlılık yükümü · limited şirket müdürünün azli · temsil yetkisi · zayi · ispat yükü · uyuşmazlık konusu · husumet yokluğu · usulden reddi
Benzer bu karardaBu durum karşısında, davalı şirket hakkındaki davanın «husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı şirket aleyhine hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, ...’ın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline karar verilmiştir.
1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkindir.
2- Ayrıca, tarafların davalı şirketin ortakları oldukları, davalı ...’in bu «şirketin müdürü» olduğu ve halen görevine devam ettiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1442 E. 2013/1861 K.
Ortak:protokol
İncelediğiniz karardaŞti. arasında 27.11.2015 tarihli «protokol» imzalandığını, akabinde dava dışı ...
Şti.'ne devrine ilişkin 29.02.2016 tarihli ek «protokol» imzalandığını, davalı şirkette %50 ortak olan müvekkili dışındaki hisselerin ...
Otel'e müvekkilinin «muvafakati» doğrultusunda geçtiğini, ancak her iki şirkette de müdür ve imza yetkilisi olan davalı gerçek kişinin, devir işleminden sonra ...'daki hisseleri müvekkilinin muvafakati olmaksızın kendi şahsı adına devraldığını ve «ilan» ettirdiğini, «protokol» gereği otelin işletmesini yapma hakkı kendisine tanınan «şirket müdürü» davalı gerçek kişinin, kira borçlarını ödememesi nedeniyle şirketin tahliye noktasına geldiğini ve diğer yönden kusurlu işlemleri nedeniyle mal sahibine ceza kesilmesine sebebiyet verdiğini ileri sürerek davalı gerçek kişinin davalı şirkete yönelik «ağır kusuru» ve suiniyetli işlemleri nedeniyle davalı «şirket müdürlüğünden» alınmasına, yerine geçici «kayyım atanmasına» ve müvekkilinin şirket müdürü olarak tayinine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… redilip otelin tescilli isim hakkı Hawaii Otelcilik A.Ş'de olduğundan satılması veya kiralanması durumunda, isim hakkının devredilmeyeceği yönünde taraflar arasında «protokol» yapıldığı, davalının «yapılan protokole» göre yalnızca otelin kullanım hakkına sahip bulunduğu, otelin marka olarak adının tescil hakkına sahip olmadığı gerekçesi ile davalı adına 2008/18621 numara ile te …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yapılandırma protokolü
Benzer bu kararda… redilip otelin tescilli isim hakkı Hawaii Otelcilik A.Ş'de olduğundan satılması veya kiralanması durumunda, isim hakkının devredilmeyeceği yönünde taraflar arasında «protokol» yapıldığı, davalının «yapılan protokole» göre yalnızca otelin kullanım hakkına sahip bulunduğu, otelin marka olarak adının tescil hakkına sahip olmadığı gerekçesi ile davalı adına 2008/18621 numara ile te …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2822 E. , 2023/6474 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1766 Esas, 2022/194 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/646 E., 2019/459 K.
Taraflar arasındaki şirket müdürünün görevden alınması ve kayyım atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ... Otelcilik Ticaret ve Ltd. Şti. arasında 27.11.2015 tarihli protokol imzalandığını, akabinde dava dışı ... Gıda Canlı Hayvan Ticareti ve Otelcilik Turizm A.Ş.'ne ait yetkilerin dava dışı ... Otel Turizm İnşaat Yatırım İşletmeleri Tic. Ltd. Şti.'ne devrine ilişkin 29.02.2016 tarihli ek protokol imzalandığını, davalı şirkette %50 ortak olan müvekkili dışındaki hisselerin ... Otel'e müvekkilinin muvafakati doğrultusunda geçtiğini, ancak her iki şirkette de müdür ve imza yetkilisi olan davalı gerçek kişinin, devir işleminden sonra ...'daki hisseleri müvekkilinin muvafakati olmaksızın kendi şahsı adına devraldığını ve ilan ettirdiğini, protokol gereği otelin işletmesini yapma hakkı kendisine tanınan şirket müdürü davalı gerçek kişinin, kira borçlarını ödememesi nedeniyle şirketin tahliye noktasına geldiğini ve diğer yönden kusurlu işlemleri nedeniyle mal sahibine ceza kesilmesine sebebiyet verdiğini ileri sürerek davalı gerçek kişinin davalı şirkete yönelik ağır kusuru ve suiniyetli işlemleri nedeniyle davalı şirket müdürlüğünden alınmasına, yerine geçici kayyım atanmasına ve müvekkilinin şirket müdürü olarak tayinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan 27.11.2015 tarihli protokol ve 29.02.2016 tarihli ek protokol uyarınca müvekkili şirketin otel işletmeciliğini yapma hakkının dava dışı ... Otel Turizm İnşaat Yatırım İşletmeleri Tic. Ltd. Şti.'ne verildiğini, müvekkilinin protokol uyarınca üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini ve ödemeleri zamanında yaptığını, ancak davacının ruhsat alma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı otelin kapatılma durumuna geldiğini ve müvekkili şirketin bu sebeple zarara uğradığını, şirket müdürünün azli için haklı sebeplerin bulunmadığını, ortaklar arasındaki uyuşmazlığın kayyım atanmasını gerektirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davalı şirket müdürünün azlini gerektirecek koşulların oluşmadığı, şirket müdürünün azline ilişkin ileri sürülen nedenlerin haklı sebep olarak sayılamayacağı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630 uncu maddesinde şirket müdürünün azli için öngörülen haklı nedenlerin bulunmadığı, şirkette organ yokluğunun da olmadığı, kayyım atanmasının gerek olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kayyım atanmasını ya da atanmamasını gerektirecek hiçbir görüş içermeyen bilirkişi raporuna istinaden hüküm verildiğini, geçici olarak kurulan ... Otelcilik Tic. Ltd. Şti. bünyesinde %50-%50 ortak olan müvekkili dışındaki hissenin, önce ... Otel Turizm İnş.Yatırım İşl. Tic. Ltd. Şti.'ne müvekkilinin muvafakati doğrultusunda geçtiğini, ancak her iki şirkette de müdür ve imza yetkilisi kılınan davalı ...'ın bu son devirden sonra ...'daki hisseyi müvekkiline haber vermeksizin ve muvafakatini almaksızın kendi şahsı adına devraldığını ve birtakım usulsüz işlemlerle bunu Ticaret Sicil Gazetesi'nin 07.09.2016 tarihli sayısında yayınladığını, bu hisse devrinin 12.08.2016 tarihinde Beykoz 3.
Noterliğinin 5297 yevmiye sayılı işlemi ile davalı tarafından tek taraflı olarak yapıldığını ve şirket karar defterine müvekkilinin adına kendisi imzalayarak sahte işlemler yaptığını, bu usulsüz şlemler nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/113255 soruşturma sayılı dosyasıyla müracaatta bulunulduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, şirketteki hisseyi usulsüz olarak şahsı adına devralmış olan davalının, 2017 yılı itibarıyla yedi aydır kiralarını kasıtlı olarak ödemediğini, mal sahibinin icra takibi yapmasına neden olarak şirketi tahliye noktasına getirdiğini, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi ve devamında şirket müdürlüğünden azil hususunda belirtilen hükümlerin çok açık olduğunu, bağlılık ve özen gösterme yükümüne uymayan, yasadan ve ana sözleşmeden doğan yükümlerini ağır bir şeklide ihlal eden, şirketin içini boşaltarak malları tahliye eden, malları müvekkilinden kaçıran ve kendi dilekçelerinde belirtildiği üzere bookıng.com verilerinde 9.4 başarı puanı bulunan bir otel işletmesinde ortağına bir buçuk yıl boyunca tek kuruş kâr payı ödemeyen bir müdürün azlinin ve kayyım atanmasını gerektirecek bir tespitin yapılamadığını söylemenin abesle iştigal olduğunu, davaya konu şirketten kaçırılan malların Taksim'de yine kendilerine ait olan ve kendi çalıştırdıkları otele götürüldüğünü belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunun takdiri delil olup, müdürlük görevinden azil için gerekli haklı sebeplerin varlığı ya da yokluğu hâkim tarafından hukuken değerlendirilebilecek hususlardan olduğu, bilirkişi heyetinde hukukçu bilirkişi bulunmadığı gerekçesiyle raporun hükme elverişli olmadığı yönündeki itirazların yerinde görülmediği, dava dışı ... Otel Turizm İnşaat Yatırım İşletmeleri Ticaret Ltd. Şti.'nin davalı şirketteki %50 oranındaki hissesinin davacının muvafakati olmaksızın usulsüz işlemler ile davalı müdürün kendi adına devredildiğine ilişkin iddiaların devrin dava dışı ... Otel Turizm İnşaat Yatırım İşletmeleri Ticaret Ltd.
Şti.'nin hukukunu etkiler nitelikte ve dava dışı şirketin zararı niteliğinde olacağı anlaşıldığından bu yöndeki davacı iddialarına konu soruşturmanın işbu dava bakımından sonuca etkili olmayacağı, davalı şirketin işlettiği otele yapı tatil tutanağı düzenlenmesi, kiraların zamanında yatırılmayıp, yer sahibi tarafından icra takibine konu edilmesi gibi konuların, taraflarca dosyaya sunulan sözleşmeler kapsamında davacı yan edimlerinin de süresinde ve gereği gibi yerine getirilip getirilmediği hususları ile doğrudan ilişkili olduğu, bu kapsamda bu yöndeki iddiaların davalı müdürün azli için yeterli görülemeyeceği, otel çalışanı olduğu ileri sürülen Ahmet Irmak isimli kişinin davalı şirketteki iş ilişkisinin sonlandırılması ve bu yönde kolluğa yansıyan şikayetlerin, şirket müdürünün azli için yeterli hukuki sebep oluşturmayacağı, davalı müdürün otel eşyalarını başka bir otele kaçırdıkları hususunda ise yeterli kanıt bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirket müdürünün azli ve yerine kayyım atanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/977675700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz