6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Çalıntı çekte kötüniyetli hamil iddiasıyla menfi tespit davası

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/335 E. 2025/341 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Çek

Davacının nitelemesi: Çekten kaynaklanan borçlu olunmadığının tespiti mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Kargodan çalınan ve lehtar cirosu sahte olan çeklerde, imzaların istiklali ilkesi gereği ciro zincirinin dış görünüm itibarıyla kesintisiz olması hamil sıfatını korur; ancak hamilin çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin (organize bir çalıntı çek ağının parçası olduğunun) somut olgularla (çok sayıda benzer çalıntı çekin aynı ciro silsilesiyle aynı hamile ulaşması, cirantalara ulaşılamaması) ortaya konulması halinde, şahsi def'iler hamile karşı da ileri sürülebilir ve keşidecinin borçlu olmadığının tespitine karar verilebilir. Ayrıca, ilgili olaya dair ceza soruşturmalarının sonuçlanmamış olması, soruşturmanın çok sayıda kişiyi kapsaması ve sonuçlanmasının makul sürede mümkün görünmemesi halinde, menfi tespit davasının soruşturma sonucu beklenmeden görülüp sonuçlandırılması hukuka aykırılık oluşturmaz.

Ele alınan sorunlar

Ceza soruşturması sonuçlanmadan davanın görülmesinin hukuka uygunluğu → ret

İddia: Davalı vekili, savcılık soruşturması sonuçlanmadan aleyhe hüküm verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Olaya ilişkin çok sayıda soruşturma dosyasında birleştirme ve yetkisizlik kararları verildiği, tahkikatın henüz sonuçlanmadığı, olaya çok sayıda kişinin dahil olması ve soruşturmaların bitirilmesinde yaşanan güçlükler nedeniyle davacının haklarının korunması gerektiği; soruşturma neticesinin beklenmesinin yargılamaya katkısı olmayacağı değerlendirilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Çalıntı çekte imzaların istiklali ilkesi ve hamilin kötüniyeti/ağır kusuru → ret

İddia: Davalı vekili, müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu, çeki iktisabında ağır kusur veya ihmalinin bulunmadığını, kötüniyetin davacı tarafından kesin delille ispatlanması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 818/1(c) yollamasıyla çekler hakkında da uygulanan TTK 677'de düzenlenen imzaların istiklali ilkesine göre, lehtarın veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması, senedin asıl borçlusu olan keşidecinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; ciro zincirinin kesintisizliği dış görünüm itibarıyla incelenir ve bu incelemede bir cirantanın imzasının sahte olması ciro zincirini etkilemez. TTK 687/1 (818/1(e) ile çeklere de uygulanır) uyarınca, borçlu ile önceki hamiller arasındaki şahsi def'iler kural olarak hamile karşı ileri sürülemez; ancak hamil, senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmişse şahsi def'iler hamile karşı da ileri sürülebilir. Olayda, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde birbirleriyle ilişkisi olmayan çok sayıda keşideciye ait çok sayıda çekin kargodan çalındığı, bu çeklerin (davalının soruşturmada beyanına göre 40-45 adet) aynı ciro silsilesiyle davalıya ulaştığı, ciranta şirket ve yetkililerine ulaşılamadığı, bir ciranta yetkilisinin şirketi kendisinin yönetmediğini ve çek imzalamadığını beyan ettiği sabittir. Çok sayıda çalıntı çekin aynı ciro silsilesiyle aynı davalıya ulaşması ve tümünün icra takibine konu edilmesi, davalının bile bile borçlu zararına hareket ettiğinden öte organize bir durumu işaret etmekte olup, bu durum davalının veya ilişkide bulunduğu kişilerin doğrudan hırsızlık olayıyla ilgisine işaret etmektedir. Bu nedenle davalının iyiniyetli hamil iddiası dinlenebilir değildir; gerçek bir ticari ilişki ve alacak-borç ilişkisi bulunmadığı açıktır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Çalıntı çeklerde organize bir ciro/iktisap düzeninin somut olgularla (çok sayıda benzer çalıntı çekin aynı silsileyle aynı hamile ulaşması gibi) ortaya konulması halinde hamilin kötüniyetli/bile bile borçlu zararına hareket ettiğinin kabul edilebileceği ve bu durumda ceza soruşturması sonuçlanmadan da menfi tespit davasının görülüp karara bağlanabileceği yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imzaların istiklali ilkesi menfi tespit davası kambiyo senedi ciro zinciri iyiniyetli hamil def'ilerin ileri sürülmesi bile bile borçlu zararına hareket çek kırma

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 818/1,(c)TTK 677TTK 687/1TTK 818/1(e)

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2025/335

KARAR NO 2025/341

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/07/2024

NUMARASI 2024/99 Esas - 2024/642 Karar

İSTİNAF KARAR TARİHİ 05/03/2025

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı... -... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin dava konusu Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra dosyasına konu edilen 30/04/2019 tarihli 200.000-TL ve Küçükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra dosyasına dayanak 31/05/2019 tarihli 184.594,12-TL bedelli iki adet çekin keşidecisi olduğunu, bu çeklerin dava dışı lehtar ... Ltd. Şti. firması adına düzenleyerek ... kargo ile gönderildiği sırada kargo taşımasında çalındığını, çeklerdeki lehtara ait olduğu görülen ilk ciroların sahte olduğunu, bu sebeple imzaların istiklali ilkesi gereğince çekin kambiyo vasfını yitirdiğini ve davalıların kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davaya konu icra takiplerinin dayanağını teşkil eden her iki çekten dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili; müvekkilinin her iki çeki de yaptığı ticaret kapsamında ciro ile teslim aldığını ve iyiniyetli hamil olduğunu, imzaların istiklali prensibi nedeniyle kambiyo senedindeki imza sahibinin imzasından sorumlu olduğunu ve mücerretlik ilkesi gereği hırsızlık dahil hiç bir def'inin ileri sürülemeyeceğini belirterek, davanın reddine, davacının %20'den az olmayacak oranda tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesi diğer davalılara TK'nın 35. maddesine göre tebliğ edilmiş ancak davalılar davaya cevap vermemiş duruşmalara katılmamıştır.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; ilk olarak verilen davanın kabulüne ilişkin karar Dairemizin 2021/1173 esas, 2023/1962 karar sayılı ilamı ile çeklerin kargoda çalınması vakıasıyla ilgili olarak ceza soruşturma dosyalarının getirtilip incelenmesi ve ceza soruşturmasında yapılan tespitlerde dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden karar kaldırılmıştır. Kaldırma kararı sonrası mahkemece "Davacının davaya konu olan çeklerin kargoda çalındığından şikayetçi olduğu ve ifadesi alınan kargo görevlisinin bunu doğruladığı, davacı ile sonraki cirantalar arasında ticari ilişki olmadığı, davalı ...'ın da çekleri iktisap ettiği ticari ilişkinin de gerçek olmadığı yönünde bilirkişinin kanaat bildirdiği, UYAP entegrasyon ekranında yapılan inceleme ve dosyaya arasına alınan iş bu kayıtlar uyarınca davalı ...'a ait benzer mahiyette çok sayıda hukuk ve gerekse ceza davalarının olduğu, dosyada mübrez Bakırköy 2.

ATM ve 3. ATM dosyalarındaki taraflar ile iş bu dosyadaki tarafların da aynı olduğu, davaya konu çeklerdeki silsilenin de aynı olduğu, dolayısıyla kargoda çalınan çeklerin aynı yöntem ile davalı ...'ın eline geçtiği, sadece davacısının farklı olduğu, soruşturma dosyasında yapılan tespitler neticesinde dava konusu çeklerin usulsüz işlemler neticesinde cirolandığı, gerçek bir ticari ilişkinin söz konusu olmadığı ve ... tarafından da "çek kırma" işinin meslek hale getirildiği anlaşılmakla davalının çekleri iktisabında davacı zararına hareket ettiği belirlenmekle davanın kabulüne, kötüniyetli takip nedeniyle davalı aleyhine %20 oranda tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı ... vekili;Savcılık soruşturması sonuçlanmadan aleyhte hüküm verilmesinin hukuka aykırı olduğunu müvekkilin iyi niyetli hamil olduğu, çeki iktisabında ağır kusur ve ihmali bulunmadığından , davalı müvekkilin kötü niyetli olduğu ve çeki iktisabında ağır kusurlu olduğu davacı tarafından kesin delil ile ispatlanması gerektiği, Yargıtay HGK nın 19.06.1996 tarih, 1996/11-354/502 e-k sayılı ilamında “davacının hamile karşı dava konusu iddiasını ileri sürebilmesi için kendisinin kötü niyetli olduğunu ispatlamak zorundadır. Kıymetli evraka ilişkin hükümler bu yolda olduğu gibi, MK nın 903. maddesi de aynı ilkeyi benimsemiş bulunmaktadır.” şeklinde karar verildiğini gerekçede müvekkilin çok sayıda benzer dosyası olduğu, ayni ciro silsileleri olduğu, sadece davacıların farklı olduğu gibi durumlara değinildiği, müvekkil zaten belirtildiği üzere mağdur durumda olduğu kanıtlandığı, dosyaların akıbetlerine bakılsa idi müvekkil ifadelerinde mağdur olduğunu belirttiği ve birden fazlaca kez zincirleme olarak farklı çekler son ciranta ...

Çiçekçilik şirketi yetkilisi tarafından verildiğini beyan ettiğini,UYAP entegrasyonundan müvekkilin davaların çıkarılarak karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, iki adet çekin kargoda çalındığından ve lehtarın cirosunun sahte olduğundan bahisle söz konusu çeklere dayanılarak başlatılan icra takipleri ve çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. TTK'nın 818/1,(c) maddesi yollamasıyla çekler hakkında da uygulanacak 677. maddesinde düzenlenen "imzaların istiklali (bağımsızlığı)" ilkesine göre, senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Zincirleme ve birbirine bağlı, lehtardan hamile tam ve düzenli yani kesintisiz cirolar hak sahipliğine karine sayılır. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından yapılır.

Başka bir anlatımla, ciro zincirinin muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez. Öte yandan TTK'nın 687/1. maddesi “Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.” hükmünü haizdir. Bu hükme göre şahsî def’îlerin kural olarak hamile karşı ileri sürülmesi söz konusu değildir.

Ancak hamil poliçeyi devralırken bile bile borçlunun zararına hareket ederse, bu durumda şahsî def’îler hamile karşı da ileri sürülebilecektir. Aynı Kanunun 818/1(e) maddesi uyarınca, anılan hüküm çekler hakkında da geçerlidir. Bakırköy C Başsavcılığının 2020/14885 Sor sayılı Soruşturma evrakına 13/02/2020 tarih ve 2020/948 Karar sayısı ile Birleştirme Kararı verilerek evrakın 2019/57731 Sor sayılı evrakı ile birleştirildiği, 2019/64116 soruşturma sayılı evrakın 24/02/2021 tarih ve 2021/879 karar sayısı ile 2018/130732 Sor sayılı evrak ile birleştirildiği, 2018/13073, 2019/104935, 2019/84695, 2019/119590, 2019/93759 sor sayılı evraklarda soruşturmaların devam ettiği, 2019/96521 Sor sayılı evrakın 02/06/2021 tarih ve 2020/5355 Karar sayısı ile Yetkisizlik Kararı verilerek İstanbul Anadolu C Başsavcılığına gönderildiği,Anadolu C Başsavcılığının 2019/91312 Soruşturma sırasına kaydının yapıldığı, 2019/79498 Soruşturma sayılı soruşturma evrakına 23/07/2020 tarih ve 2020/8015 Karar sayısı ile yetkisizlik kararı verilerek İstanbul Küçükçekmece C Başsavcılığına gönderildiği,burada 2020/33850 Soruşturma sırasına kaydının yapıldığı bildirilmekle aradan geçen zamana göre soruşturmada verilen yetkisizlik, birleştirme kararları bulunan tahkikatın sonuçlanmadığı , olaya çok sayıda kişinin dahil olması ve soruşturmalarınn bitirilmesinde yaşanan güçlükler nedeniyle davacının haklarının korunması gerektiği, soruşturma neticesinin beklenmesi yargılamaya katkısı olmayacağından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Olay tarihinde meydana gelen kargo hırsızlığı olayında Türkiye'nin çeşitli yerlerinde ikamet eden birbirleriyle ilişkisi olmayan çok sayıda keşideci şirketlere ait çok sayıda çeklerin çalındığı hususu sabittir.Bu çeklerin (davalı ... soruşturma sırasında 40,45 adet olduğunu beyan etmiştir.) elde ki bu dosyadaki davalı şirketlere ait ciro silsilesiyle davalı ...'a geçtiği ,ciranta şirketlere veya yetkililere ulaşılamadığı,sadece Doğuses şirketi yetkilisinin şirketin kendisinin olmadığı ekonomik zorluk nedeniyle,şirketi para karşılığı üzerine aldığını ,kendisinin hiç çek imzalamadığını ,diğer ortağın yapmış olabileceğini ifade ettiği ,soruşturmaların halen sürdüğü anlaşılmaktadır.Soruşturma evrak içeriklerine göre davalı ...'a çok sayıda çekin yetkililerine ulaşılamayan aynı ciro silsilesi ile davalıya kadar ulaşması ve çeklerin tümünün davalı tarafından icra takibine konu edilmesi davalının bile bile borçlu zararına hareket ettiğinden öte organize bir durumu işaret etmekte olup ;çalıntı tüm çeklerin aynı kişide çıkması davalının veya ilişkide bulunduğu kişilerin doğrudan hırsızlık olayı ile ilgisine işaret etmektedir.Davalının iyiniyetli hamil iddiası dinlenebilir değildir.Aynı olayda çekleri çalınan başkaca şirketlerin de aynı davalılara açtığı davaların Bakırköy 2.

ATM ve 3. ATM lerinde görülmekte olduğu belirlenmiştir. Soruşturma dosyasında yapılan tespitler neticesinde dava konusu çeklerin hırsızlık sonucunda çalınarak sonuçda davalı eline geçtiği ; gerçek bir ticari ortaya konulmadığı gibi zaten gerçek bir alacak borç bulunmadığı açık seçik belli olduğunundan her iki çek bakımından davacı davalı şirketlere borçlu bulunmadığının kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle ;davacının çekler nedeniyle davalılara borcu olmadığının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamış,istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 26.271,62-TL istinaf karar harcından yatırılan 6.568‬-TL harcın mahsubu ile kalan ‬19.703,62‬-TL harcın davalı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 752,80-TL istinaf yargı giderinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/03/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/9768 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.