Genel kurul kararı olmadan ortak, mahkemeden doğrudan kâr payına hükmedilmesini isteyemez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1668 E. 2023/5044 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
İlgili mesele: ◆ Kâr dağıtmama / kârın yedek akçeye ayrılmasının dürüstlük kuralına aykırılığı
Gerekçe özeti
Kâr payı ve kazanç paylarının belirlenmesi genel kurulun devredilemez yetkisinde olduğundan, genel kurulca alınmış bir karar bulunmadan ortaklar mahkemeden doğrudan kâr payına hükmedilmesini isteyemez; bu yönde bir genel kurul kararının varlığı dava şartıdır. Ayrıca ilk arabuluculuk toplantısına geçerli mazereti olmadan katılmayan taraf, davada haklı çıksa bile yargılama giderinin tümünden sorumlu olur (6325 s.K. 18/A).
Ele alınan sorunlar
Genel kurul kararı olmaksızın doğrudan kâr payı/ortaklık alacağı davası açılamaması → ret
İddia: Davacılar, taleplerinin sadece kâr payı olmadığını, şirket demirbaşlarının satış bedeli ile kira gelirlerinin de dağıtılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Yıllık kâr üzerinde tasarruf, kâr payı ile kazanç paylarının belirlenmesi (TTK 616/1-e ve 408/1-d) şirket genel kurulunun devredilemez yetkisindedir. Kira alacağı ve satılan demirbaş bedellerinin paylar oranında dağıtılması istemleri de kâr payı kapsamında değerlendirilir. Genel kurulca kâr dağıtımı yönünde olumlu ya da olumsuz bir karar alınmadan, mahkemenin genel kurul yerine geçerek doğrudan kâr payına hükmetmesi mümkün değildir; ortakların bu yönde dava açabilmesi için genel kurulca alınmış bir kararın bulunması gerekir. Bu nitelikte bir karar bulunmadığından dava dinlenemez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Sonradan açılan genel kurul iptali davasının bekletici mesele yapılması → ret
İddia: Davacılar, eldeki davadaki dönemleri de kapsayan genel kurul kararının iptali davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bekletici mesele yapılması istenen genel kurul kararının iptali davası, eldeki davanın açılmasından sonra yapılan bir genel kurul kararına ilişkin olduğundan, bu davanın sonucu eldeki uyuşmazlığı etkilemez; bu nedenle bekletici mesele yapılmasına gerek yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
İlk arabuluculuk toplantısına geçerli mazeretsiz katılmayan tarafın yargılama giderinden sorumluluğu → ret
İddia: Davalı, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olmadığını ve arabuluculuk tutanağının geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Arabulucu tarafından usulünce bilgilendirilen taraf, geçerli bir mazereti olmaksızın ilk arabuluculuk toplantısına katılmazsa, 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi uyarınca davada haklı çıksa dahi yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur, lehine vekâlet ücretine hükmedilmez ve dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti bu taraftan tahsil edilir. Davalı şirket yetkilisinin toplantıya geçerli mazeret bildirmeksizin katılmadığı, resmî evrak niteliğindeki arabuluculuk tutanağıyla sabit olduğundan bu sonuçlar uygulanmıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Genel kurul kararı olmaksızın doğrudan kâr payı davası açılamayacağı (dava şartı) ile arabuluculuk toplantısına mazeretsiz katılmayan tarafın gider sorumluluğu yönünden emsaldir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Kâr payı/kazanç payı talebinde genel kurulca alınmış bir kararın bulunması
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr payı↗ genel kurulun devredilemez yetkileri↗ dava şartı↗ bekletici mesele↗ zorunlu arabuluculuk↗ yargılama gideri sorumluluğu↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1529 E. 2023/5106 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk · dava şartı
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «zorunlu arabuluculuk» bulunan hallerde arabulucu dosya numarası bilgisi UYAP sistemi üzerinden girilmeden davanın açılamadığı, arabuluculuk dosya numarası bilgisine rağmen davanın arabulucuya gitmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini belirterek «maddi hataya» dayanan hukuka aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:son tutanak · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · maddi hata · usulden reddi · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça yargılama aşamasında «arabuluculuğa başvurulduğu» bildirilmesine rağmen «son tutanağın» sunulmadığı, dava tarihi itibari ile arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanmadığı, buna ilişkin son tutanağın bulunmadığı 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin A fıkrası gereğince mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmesinde hukuki yönden isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın bir miktar alacağa ilişkin olduğu ve özü itibari ile «arabuluculuğa» tabi olması gerektiği, davacı tarafça arabuluculuk yoluna 30.07.2019 tarihinde başvuru yapıldığı ancak henüz sonuçlanmadan işbu davanın açıldığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «zorunlu arabuluculuk» bulunan hallerde arabulucu dosya numarası bilgisi UYAP sistemi üzerinden girilmeden davanın açılamadığı, arabuluculuk dosya numarası bilgisine rağmen davanın arabulucuya gitmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini belirterek «maddi hataya» dayanan hukuka aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari satımdan kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup somut olayda «arabuluculuk» dava şartının yerine getirilip getirilmediği hususlarında toplanmıştır.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4029 E. 2022/8478 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk son tutanağı · son tutanak · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · kesin süre · usulden reddi · ibraz
Benzer bu kararda… a kapsamına göre; uyuşmazlık itirazın iptali talebine ilişkin olup 6102 sayılı TTK 5/A-1 maddesi ile 6325 sayılı yasanın 18/A.2 maddesi uyarınca dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartı olduğundan davacı tarafça dava dilekçesi ekinde tarafların anlaşamadığına ilişkin «arabuluculuk son tutanağının» fotokopisi «ibraz» edilmiş uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağı aslı yada arabulucu tarafından onaylı bir örneği «kesin süreye» rağmen dosya kapsamına sunulmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4036 E. 2022/7834 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk son tutanağı · son tutanak · dava şartı arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · yönetici sorumluluğu · ortaklıktan çıkarılma · dava dilekçesinin tebliği
Benzer bu kararda… e yürürlüğe giren 7155 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı Yasa'nın 5/a. maddesinde; "Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır." şeklinde amir düzenleme mevcut olup, somut olayda, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan işbu davasının temelinde tazminat/alacak istemi bulunduğu, bu suretle talebin arabuluculuğa elverişli olup aynı zamanda dava «şartı arabuluculuk» kapsamında kalmakla davacının dava açmadan önce arabulucuya başvurması gerekir iken başvuruda bulunmaksızın işbu davayı açtığı, nitekim dava dilekçesine ekli «arabuluculuk son tutanağında» sadece şirket «ortaklığından çıkarılmaya» yönelik davacının arabulucuya başvurduğu, tazminat ve alacak istemine yönelik dava dilekçesinde arabulucuya başvurduğuna ilişkin herhangi bir bilgi bulunmayan davacıya 6325 sayılı Yasa'nın 18/a maddesi gereğince «kesin süre» verilmesine gerek görülmeyerek davanın HMK.
Bölge adliye mahkemesince, 6325 sayılı Yasa'nın 18/A maddesinde davalıya «tebligat» yapılmadan davanın «usulden reddine» karar verileceği düzenlenmesine rağmen mahkemece sehven davalı tarafa dava «dilekçesinin tebliğ» edilmesi ve davalının vekil «görevlendirmesinin» davacı aleyhine sonuç doğurmaması gerektiği gözetilerek ilk derece mahkemesince davalı lehine «vekalet ücreti» hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1668 E. , 2023/5044 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1467 Esas, 2021/1794 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/190 E., 2021/23 K.
Taraflar arasındaki şirket payının dağıtılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar ... ve ...'nin kardeş olduğunu, davalı aile şirketi Alpiba Metal San. ve Tic. A.Ş.'nin hem kurucu ortağı hem pay sahipleri olduklarını, şirketin, vefat eden pay sahiplerinden biri ve temsilcisi olan ... ... tarafından davacılara şirket kayıtları hakkında, keşide edilen ihtarnameye rağmen bilgi verilmediğini, 2016 yılında ... ...'nin vefatıyla birlikte şirketin kontrolünün pay oranının çoğunluğunu oluşturmaları nedeniyle ... ...'nin murislerinin geçtiğini, tüm yıllarda kâr payı dahil müvekkillerine herhangi bir bedel ödenmediğini, müvekkillerinin şirket ticari defter kayıtları ve şirket işleyişi hakkında hiç bir bilgi sahibi olmadıklarını ileri sürerek şirket kayıtlarının celbi ile davalı şirket mülkünün kirasından elde edilen birikmiş kira alacaklarının, şirket demirbaşlarının satışından elde edilen satım bedellerinin, şirket hissedarlığından doğan ödenmemiş tüm alacakların tespiti ile şimdilik 100.000,00 TL'nin davalı şirketten alınarak davacılara verilmesine ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin (A) bendi uyarınca vekâlet ücreti ve yargılama giderinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk sürecinin hukuka aykırı olduğunu, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davada ileri sürülen talebin kısmen zamanaşımına uğradığını, davacıların şirketten alacaklarının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 616 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, yıl sonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun onaylanmasının, kâr payı hakkında kazanç verilmesinin, kazanç paylarının belirlenmesinin genel kurula ait görevler ve devredilemez yetkiler arasında sayıldığı, davacıların ortaklık sıfatına bağlı olarak davalı şirketten kâr payı ödenmesi taleplerinin olduğu, dava konusu edilen kâr payı talebi, şirket genel kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez yetkileri arasında olup şirket genel kurul tarafından ortaklara kâr payı yönünde olumlu veya olumsuz bir karar alınmadığı, ortaklara ödenecek kâr payı ve diğer ödemelerin ortaklık payından kaynaklandığı, kâr payı ve ortaklara maaş ödenmesi gibi konularda karar alındığına dair ticaret sicil kayıtlarında bir belge görülmediği, davacı tarafça kâr payı konusunda davalı şirket tarafından alınmış bir karar dava konusu edilmeyip bu alacaklar için doğrudan Mahkeme hükmünün talep edildiği, Mahkemenin genel kurul yerine geçerek, doğrudan, ortaklara kâr payı verilmesi konusunda karar vermesinin mümkün olmadığı, davacının bu alacak talepleri yönünden doğrudan dava açma hakkının bulunmadığı, ancak genel kurul tarafından alınmış bir kararın dava konusu edilebileceği, bu konuda yetkili kurul tarafından alınmış kararın dava şartı olduğu, davacı tarafça bu nitelikte bir kararın bulunduğu iddia edilmediği gibi dosyada bu yönde bir delil olmadığı, her ne kadar dava reddedilmiş olsa da dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak yapılan arabuluculuk görüşmelerine davalının katılmadığı, mazeret de göndermediği anlaşıldığından 6325 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin (A) bendi ile ile 02.06.2018 tarihli ve 30439 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 25 inci ve 26 ncı maddesinin ikinci fıkrası gözetildiğinde yargılama giderlerinden davalı tarafın sorumlu olduğu, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmeyeceği, dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydı gerektiği gerekçesiyle davanın ortaklık sıfatına bağlı olarak kâr payı talebi yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ön inceleme tutanağında belirlenen uyuşmazlık ile gerekçeli kararda yer verilen uyuşmazlık noktalarının aynı olmadığını, gerekçeli kararda ön inceleme tutanağında belirlenen uyuşmazlık noktalarının değerlendirilmediğini, kararda sadece ortaklık payı talep edilmiş gibi gerekçe yazıldığını, şirket merkezinde keşif yapılmadığını, demirbaşların durumunun değerlendirilmediğini, müvekkilleri tarafından İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılmış 01.07.2020 tarihli genel kurul kararının iptali davası bulunduğunu ve o davada müvekkilleri lehine doğan alacak hakkının işbu dosyada alınan bilirkişi raporunda belirtilen 5 yılı kapsadığını, bahsekonu genel kurul kararının iptali davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, talepleri incelenmeden, rapora itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olmadığını arabuluculuk tutanağının geçersiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi hükmünün düzeltilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, 6102 sayılı Kanun'un 408 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre anonim şirketlerde finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınmasının şirket genel kurulunun yetkisinde olduğu, davacıların kira alacağının, satılan demirbaş bedellerinin paydaşlara payları oranında dağıtılması istemlerinin kâr payı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, dava açılmadan evvel yapılan genel kurullarda ortaklara kâr payı dağıtılması konusunda herhangi bir kararın alınmadığı, davadan evvel kâr payı dağıtılması konusunda gündem oluşturularak bir toplantı da yapılmadığı, 01.07.2020 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararların iptali için açılan davanın eldeki davanın açılmasından sonra yapılan genel kurul kararının iptali istemiyle açılmış olduğu, bu sebeple bekletici mesele yapılmasına gerek olmadığı, davacıların kâr payı dağıtımı yapılması talepli genel kurul kararı alınmasını sağlayıcı yola başvurmadan mahkemeden genel kurul yerine geçerek karar verilmesini talep ettikleri anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, davalı vekilinin istinafına gelince;
davacıların arabulucuya başvurusu neticesinde, arabulucu tarafından davalı şirketin münferit yetkilisi ...' ye 0544 ... numaralı telefondan ulaşıldığı ancak davacılar ile aralarında başkaca davaların bulunmasından dolayı toplantıya katılmasının faydası olmayacağını bildirerek toplantıya katılmadığı ve telefon görüşmesini sonlandırdığının kayıt altına alındığının, resmi evrak niteliğindeki arabuluculuk toplantı tutanağından anlaşıldığı, arabuluculuk toplantısından usulünce bilgilendirilen davalı şirket yetkilisinin toplantıya katılmadığı, davalının 6325 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin (A) bendinin 11 inci alt bendi uyarınca geçerli bir mazereti olmadan toplantıya katılmadığı anlaşıldığından davacının yargı giderinden sorumlu tutulmasında, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde ve arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesince davacı taleplerinin tümünün kâr payı olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, zira şirket demirbaşlarının şirket varlığı olduğunu ve davalı şirket tarafından şirket malvarlığının toptan satışı konusunda herhangi bir karar alınmaksızın satış yapıldığını, istinaf mahkemesince bekletici mesele yapılmasına gerek görülmeyen davaya konu genel kurulda ortaklık hakkının işbu davada dava konusu edilen dönemi de kapsadığını, dosyada alınan bilirkişi raporu ile şirket işlemlerindeki usulsüzlükler tespit edildiğinden esasa yönelik karar verilmesi gerektiğini, gayrifaal durumda olan şirketin demirbaşlarının keşfen incelenmediğini, bilirkişi raporuna göre yıllarca sabit olan cihaz bedelinin bir anda önemli miktarda azalmasının sebebinin araştırılmadığını, dava dilekçesindeki talepleri incelenmeksizin 2.
celsede karar verildiğini, ön inceleme tutanağında belirlenen uyuşmazlık ile gerekçeli kararda yer verilen uyuşmazlık noktalarının aynı olmadığını, müvekkillerinin nisbi müktesep kâr payı hakkının yerel mahkeme tarafından şirket arazisinin kiraya verilmesi ile gelen kira bedellerinin dağıtılmaması ile bir tutulduğunu, bilirkişi raporuna ve dosyaya sunulan bir kısım evraka itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; davalı şirketin işleyişi ile ilgili bilgi alma ve inceleme hakkının kullanımı kapsamında, davacının şirketteki ortaklık payı oranında kâr payı dağıtımı hakkında karar verilmesi, kazanç paylarının belirlenmesiyle hissedarlık nedeniyle ödenmemiş tüm alacakların tesbiti-tahsili, kira alacağının paylar oranında tahsili ile demirbaş satışından elde edilen gelirin paylar oranında verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 616, 408 inci maddeleri.
3. 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/968079400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz